Avukatlara Yönelik Başlatılan Vergi İncelemeleri Hakkında

Son dönemlerde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın talimatı ile; Vergi Denetim Kurulu Başkanlıkları tarafından serbest meslek erbabı olarak avukatlık işi ile iştigal eden hukuk müşavirleri ve avukatlara yönelik kapsamlı ( tam inceleme şeklinde ) vergi incelemeleri başlatılmış bulunulmaktadır. Genelde 2021 takvim yılına ilişkin hesap ve belgelerin incelenmektedir.

7326 Sayılı Yapılandırma ve Matrah Artırımı yasası; 2021 yılında yürürlüğe girdiğinden, uygulamaya esas olan yıllar 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarıdır. Yani bu yıllara matrah artırımı ve vergi sigortası yapmanız, 2021 yılına ait hesap ve işlemlerin incelenmeyeceği anlamına gelmemektedir.

Bu itibarla hem vergi mükelleflerinin hem de meslek mensuplarının düzenli periyotlar ile E-TEBLİGAT sistemlerini ve özellikle gelir idaresi başkanlığı ve vergi denetim kurulu başkanlığı tebligat kontrollerini yapmakta fayda vardır.

Vergi İncelemesi Kapsamı

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. Maddesi gereği; “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır. “ şeklinde açıklanmıştır.

Kanun maddesinden anlaşılacağı üzere; 2021 yılına ilişkin hesap ve işlemlerin vergi kanunları yönünden incelemesi yapılıp, Yıllık Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergilerinin doğruluğunu araştırmak olacaktır.

Avukatların Vergi İnceleme Süreçleri

Öncelikle vergi denetim kurulu başkanlığı tarafından resmi yazı ile defter ve belgeler istenmekte olup, yazının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde daire ibraz edilmektedir.

Daha sonrasında vergi müfettişleri, incelemeye başlama tutanağını düzenleyip vergi incelemesine resmen başlamış bulunmaktadır.

İncelemenin Esas Alınacağı Konular

Uygulamadan örnek verecek olur isek;

Bir avukatın 2021 yılı içerisindeki vekalet sayıları, Adalet Bakanlığından temin edeceği 2021 yılına ilişkin Mahkeme-İcra-Dava Dosyalarının dökümü, bu dosyalarda hükmolunan vekalet ücretlerinin kontrolü, beraberinde dosyaların kapanıp kapanmadığı, iş hacmi ve vekalet büyüklüğü ile orantılı olarak gelir beyan edip etmediği, ticari ve teknik icaplara uymayan hareketler ve işlemlerin gözlemlenmesi, banka hesaplarına intikal eden paraların içeriği ( icra dairesinden çekilen reddiyatın sonucunda gelen paranın bir kısmının müvekkile gönderilip gönderilmediği vs. ) 2021 yılı içerisinde kapanan ve tahsil edilmiş görünen dosyaların kontrolü ile banka hesaplarındaki parasal işlemlerin oransal analizi ve beraberinde düzenlenen serbest meslek makbuzlarının kontrolü.

Ayrıca usul yönünden; sigortalı işçi çalıştıran avukatların, sgk prim ödemelerinin kontrolü, sigorta teşviklerinden yararlanılması halinde teşvik tutarlarının gelir olarak dikkate alınıp alınmadığının kontrolü ( örneğin; 27103 veyahut 6111 teşviklerinin hasılat olarak yazılıp yazılmadığı ) makbuz ve belgelerin yüzeysel düzeyde kontrolü, mesleki faaliyetle ve ofis giderleri ile doğrudan bağlantılı olmayan harcamaların vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmadığının araştırılması (örneğin; mükellefiyet adına kayıtlı olmayan binek otomobilin  gider ve harcamalara ait KDV nin indirim konusu yapılması ve gelir vergisi matrahından düşülmesi gibi. ) 7.000 TL yi aşan tahsilat ve ödemelerin bankadan ödenip ödenmediğinin kontrolü; ( Eğer işyeri ofis kiraları elden ödeniyor ise 2021 yılı 12 aylık dönemi kapsamak üzere; aylık kira bedeli yani her bir işlem tutarının %5 i oranında özel usulsüzlük cezası uygulanmaktadır. ) vb.

Değerlendirmeler

Vergi incelemesine alınmış olmanız demek; mutlaka cezalı tarhiyat yapılacağı anlamına gelmez. Serbest meslek erbabının banka hesaplarına gelen paraların mahiyeti ve kaynağı tam olarak araştırılmadan kayıt dışı hasılat vardır yaklaşımı doğru olmayabilir. Avukatın banka hesaplarına gelen ödemelerin vergi inceleme elemanı tarafından paranın muhteviyatını araştırması gerekir. Lakin aileden, taşınmaz satışından veyahut miras yoluyla edinilen varlıklar olabilir. Öte yandan haricen (elden) tahsil edilen paraları, mesleki faaliyeti ile ilgili olmak üzere, demirbaş, taşıt vs. alımında kullanabilir.

Ayrıca Vergi Usul Kanunu’nun 3.maddesinde, “vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaylara ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla hasılatın ve mesleki giderlerin gerçek mahiyetinin irdelenmesi ve araştırılması gereklidir.

Sonuç itibariyle; özellikle salt icra işi ile uğraşan avukat mükelleflerimizin; olası bir vergi incelemesinde ihtilaflı duruma düşmemeleri için yukarıda yazmış olduğum hususlara dikkat etmelerinde fayda vardır.

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Yaratıcı Muhasebe ve Hile Arasındaki Farklar

Değerli okurlar, İngilizce’de  “Creative” olan “yaratmak” kavramı olmayan bir şeyi var etmek anlamına gelmektedir. Yaratmak kavramını muhasebe tekniği açısından ele alacak olursak, finansal tabloların hazırlanırken, ya olmayan verileri varmış gibi göstermek ya da olan bir veriyi olduğundan farklı göstermek diye ifade edebiliriz. Finansal tabloların makyajlanması olarak da adlandırılan yaratıcı muhasebenin her işletme açısından farklı sebepleri olabileceği gibi, aslında hepsinin ortak bir amaç doğrultusunda bu tür yanıltıcı bilgilere başvurduğu da bir geçektir.

Muhasebe uygulamalarında ve deftere kaydı sırasında vergilendirmeye ilişkin muamelelerin gerçeği yansıtacak sekliyle kaydı esastır. Yaratıcılık ise kavram olarak olan bir durumu yansıtmaktan çok olmayan bir şeyin meydana getirilmesi, yeni bir şey oluşturulmasıdır. Kavramın bu şekilde açıklanması sebebiyle, bir yönüyle mesleki sanat olarak algılanmalıdır.

Yaratıcı muhasebe uygulamaları, genellikle işletmenin arzu edilmeyen mevcut finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını gizlemek veya değiştirmek için kullanılan yöntem ve yaklaşımların bütününe verilen isimdir. Muhasebe kurallarında bazen birden fazla seçenek sunulur, farklı yöntemler öngörülür, geniş esneklikler tanınır. İşte yaratıcı muhasebe uygulamaları bu yöntem, seçenek ve esneklikleri yalnızca belli kişi veya grupların lehine sonuçlar doğuracak şekilde kullanma anlamına gelir. Asıl amaç işletmelerin mali tablolarını mevzuat ve standartlara uygun olmak koşuluyla öyle bir hazırlamaktır ki, mali tablo kullanıcıları işletmeyi gerçekte olduğundan farklı algılasın ve kararlarını işletmenin mali gerçeklerine göre değil de nasıl algıladıysa ona göre versin.

Bir işletmenin yaratıcı muhasebeden yararlanmasının birçok nedeni vardır. En yaygın olanlardan biri, işletme tarafından ihraç edilen hisse senedine duyulan isteği arttırmaktır. Bazı ülkelerde bu, satış hacmi nedeniyle memurların ikramiye aldığını belirten raporlar yayınlayarak gerçekleştirilebilir, ancak bu miktar kârlarda gerçek bir artışa neden olmamıştır. Aynı zamanda, işletme ilave hisse senetleri yayınlar. Bu, yatırımcılara şirketin hareket halinde olduğu mesajını gönderir ve bazılarını diğer yatırımcılar tarafından kapatılmadan önce hisse satın alma emirlerini yerine getirmeye teşvik eder. Sonuçta hisse senedi talebinin hisselerin değerini artırması ve işletmeye finansal olarak fayda sağlamasıdır.

Ancak, şirketlerin yaratıcı muhasebe uygulamalarından haberdar olunduğunda ise şirket hisse senetleri değer kaybına uğramakta, bu durum da genel ekonomi üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu durum şirketin gelecekte iflas etmesinde rol oynayabilecek, yatırımcıların mağdur olması kadar ülke kaynaklarının da israf edilmesine neden olup ülke ekonomisi üzerinde olumsuz etkileri olabilecektir. Hisse senedi fiyatları, piyasa değerinin temelsiz oluştuğu durumlarda kaynakların yanlış dağıtımına da neden olmaktadır. Zira yüksek fiyatlar, hisse senetlerine daha fazla yatırım yapılmasına neden olmaktadır. Kaynakların etkin kullanımı engellenmiş olmaktadır.   Özellikle halka açık olan şirketler, daha az maliyetle kaynak sağlamak, daha az vergi ödemek, daha çok kar dağıtımı yapmak, firma değerinin ve hisse değerlerinin artması amacıyla yaratıcı muhasebe uygulamalarına başvurur. Yaratıcı muhasebe uygulamaları, finansal bilgi kullanıcılarını yanıltma ve aldatma amacıyla finansal bilgi yönlendirmelerine, işletme faaliyetlerin gerçeğe aykırı olarak mali tablolara aktarılmasına, muhasebe skandallarına ve şirketlere duyulan güvenin azalmasına neden olmaktadır.

Yaratıcı Muhasebe Stratejileri

Yaratıcı Muhasebe Stratejileri ile ilgili çok sayda stratejiler var ve bu stratejiler hepsi yasa, ilke ve standartlarda olan boşluk ve esnekliklerden kaynaklanıyor. Tek bir yöntem tüm koşullar için uygun olmayabilir. Bu yüzden farklı muhasebe politikaları öneriliyor. Bu zaman ise yöneticiye koşul için en ideal politikayı seçme hakkı veriliyor.

Her ay muhasebe ile ilgili faktörü değişmek, yatırımcıları yanıltmanın en kolay yoludur. Eğer faktörler her ay değiştirilirse bu zaman sonuç önceki yıl veya ayla karşılaştırılamaz duruma geldiğinden dolayı rakamlardan da bir sonuç çıkarılamaz. Yani finansal tablo kullanıcılarını yanıltmanın en kolay yolu, sonuçların sürekli değiştirilerek önceki sonuçlarla karşılaştırılıp yanlış bulamama veya hiç karşılaştırılamaz duruma getirilmesidir.

Muhasebenin temel kavramlarından olan “tutarlılık” yaratıcı muhasebeyi sınırlamakta olsa da işletmelerin yapabilecekleri değişiklikleri azaltamıyor. Kâr rakamına ulaşmak gelir tablosunun, işletmenin piyasa değerini artırmak bilançonun, işletme faaliyetindeki nakit akışının artırılması ise nakit akım tablosunun temel amaçlarından biridir. Yaratıcı muhasebe yoluyla nakit akışının artırılması diğerlerine göre (giderlerin azaltılıp gelirlerin artırılması, borçların azaltılıp işletme varlıklarının artırılması) yapılması daha zordur.

Yaratıcı muhasebenin beş temel stratejisi bunlardır:

Giderleri azaltmak,

Gelirleri artırmak,

Borçları azaltmak,

Varlıkları artırmak,

Nakit akışını artırmak.

İşletmenin kullandığı yöntemler bu beş temel stratejiye dayansa da uygulamada daha karmaşık, tespit edilmesi, çözülmesi daha zordur. Alanında uzman analistler bile bu kullanılan tekniklerin yasa dışı olmadığını tespit etmekte zorlanıyor.

Yaratıcı muhasebe uygulamaları faydaları

Yaratıcı muhasebe uygulamaları uzun vadede büyük zararlara yol açsa da, işletmelere kısa süreli bazı faydalar sağlamaktadır.

Bu faydalar şöyle sıralanabilir:

– İşletmenin firma değeri ve hisse senetlerinin borsadaki değeri artmaktadır.

– Daha düşük maliyet ve daha yüksek tutarlarda borçlanma imkanı yaratmaktadır.

– Yüksek tutarda kar, yüksek prim ve ikramiye olanağı sağlamaktadır.

– Daha az vergi, daha çok kar dağıtımı ve olanağı yaratmaktadır.

Yaratıcı Muhasebe ve Hile

Yaratıcı muhasebe, zaman zaman hile kavramı ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Gerek muhasebe hileleri ve gerekse yaratıcı muhasebe uygulamalarında kasıt unsuru bulunmaktadır. Her ikisinde de işletmenin olduğundan farklı, bir başka ifadeyle daha iyi ya da daha kötü gösterilmesi söz konusudur. Ancak muhasebe hileleri, kurallara aykırı bir durumu temsil ederken, yaratıcı muhasebede çeşitli seçenekler arasından istenileni seçme davranışı söz konusu olmaktadır.

Dolayısıyla farklı kavramlar gibi görünse de, bir muhasebe standardı olmadığı durumda yasal, ekonomik veya finansal bir durum ortaya çıkarılması ve muhasebe standartlarının yarattığı boşluktan yararlanılarak istenilen amaca uygun hileli işlem yapılması uygulaması muhasebenin “yaratıcı” olduğu noktayı göstermektedir

Yaratıcı muhasebe kavramı,  her ne kadar hileli bir davranış değil, boşluklardan yararlanmak suretiyle istenilen durumun yaratılmasıdır şeklinde tanımlanarak şirin bir kavram gibi ifade edilse de aslında hileli muhasebe işlemlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla yaratıcı muhasebe, istenilen amaca ulaşmak amacıyla muhasebe uygulamalarında hileli işlemlere başvurulmasıdır şeklinde tanımlanabilir. Yaratıcı muhasebe kavramının muhasebe hileleri ile bağlantısı olması sebebiyle muhasebe hilesi kavramının içeriğinin incelenmesi gerekmektedir.

Sonuç

Yaratıcı muhasebe ve hile kasıtlı yapılan benzer işlemdir. Farkları yalnız yaratıcı muhasebenin yasal olması, muhasebe ilkelerinden çıkılmadan yapılmasıdır.  Eğer yanlışlık kasıtlı yapılmışsa bu hiledir, kasıtsız yapılmışsa hatadır. Hile sonrasında yaşanan kayıpların kriz, doğal afet zamanı kayıplardan daha fazladır. Hilenin ortaya çıkarılmasına değil hilenin önlenmesine daha çok önem verilmeli, hile önleyici kontroller oluşturmalı, hilenin ortaya çıkma algısını yüksek seviyede tutmalıdır. Eğer hile yapılmadan onu engelleyici önlemler alınırsa işletmenin maddi ve manevi kayıplar yaşamasını engelleyecektir veya minimuma indirecektir. Hilelerin önlenmesi için denetim yazılımlarının kullanılması da çok etkilidir. İşletmede teknolojilerin kullanımı yapılan hataları azaltıyor. Çünkü bilgisayar ortamında yapılan bir faturada elle yapılan bir faturaya nazaran yanlış daha azdır. Fakat yararı olduğu gibi zararı da vardır. Çünkü bilgi teknolojilerinin kullanılması hataları azaltıyor ama hile yapılma olasılığını artırıyor.

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Limited ve Anonim Şirketler İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Asgari-Azami Ortak Sayısı

İki şirket türünde de azami ortak sınırlaması bulunmamaktadır.

İki şirket türüde tek ortaklı kurulabilir. Tek ortaklı kurulabilme özelliği sadece limited şirketlere mahsus değildir. Ancak azami ortak sayısı bakımından iki şirket türü arasında farklılık bulunmaktadır. Limited şirkette azami ortak sayısı 50 ile sınırlı iken anonim şirkette böyle bir sınırlama bulunmamaktadır. Limited şirket, ticaret şirketleri arasında ortak sayısının üst sınırı kanunla belirlenmiş tek şirket türüdür.

  • Sermaye Tutarı ve Blokajı

İki şirket türünde de sermaye blokaj uygulaması kaldırılmıştır.

Limited şirketlerde asgari sermaye tutarı 10.000 TL ile iken anonim şirketlerde asgari sermaye tutarı 50.000 TL’sıdır. Ancak  sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi 100.000-TL’sından aşağı olamaz. Ayrıca limited şirketler için kaldırılan nakden taahhüt edilen sermaye payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce, gerisinin de şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi uygulaması anonim şirketler için devam etmektedir.

  • Ortakların Sorumluluğu

İki şirket türünde de ortakların sorumluları koydukları sermaye ile sınırlıdır.

Hem anonim şirkette ve hem de limited şirkette, ortakların sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Yani ortaklar, şirketin borçlarından dolayı taahhüt ettikleri sermaye miktarına kadar bütün malları ile sorumludurlar. İlaveten şirket ana sözleşmesinde ortaklar için ek ödeme veya yan edim öngörülmüş ise ortaklar bu yükümlükleri gerçekleştirmek zorundadır. Söz konusu taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getiren ortakların sorumluluğu sona erer.

Ancak sınırlı sorumluluğunda bir istisnası bulunmaktadır. Bir limited şirketin kamuya olan olan borçlarından ortakların sorumluluğu doğmaktadır. Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanunu uyarınca, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından ortaklar sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumludur

Anonim şirketlerde ise yönetim kurulu üyesi olan ortaklar sermaye paylarına bakılmaksızın şirketin tüm kamu borçlarından sorumludur.

Kanunî temsilci, anonim şirketlerde yönetim kurulu ve limited şirketlerde ise şirket müdürü veya birden fazla müdür varsa müdürler kuruludur. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu ile anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları aynı hükümlere tabidir.

  • Vergi İstisnası

İki şirket türünde de hisse satışları değer artışı kazancı olarak zaman fark etmeksizin vergilendirilir.

Gerçek kişilerin sahip olduğu menkul kıymetlerin ( ve bu kapsamda hisse senetlerinin) ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması halinde sağlanacak kazançlar Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80. Maddesi hükmünde “değer artış kazançları” içinde sayılmıştır.

Limited şirketlerde ortaklık payları hisse senedine bağlı bulunmamaktadır. Bu vesile ile limited şirket ortağının hisse devri halinde elde ettiği kazanç zaman fark etmeksizin değer artış kazancı olarak vergilendirilecektir.

Anonim şirket ortaklarının hisse devirlerinden elde ettiği kazançta GVK 80.maadesine göre değer artış kazancı olarak vergilendirilecektir. Ancak GVK’n un 80. maddenin 1. fıkrasında “İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancıdır.”  İfadelerine yer verilmiştir. Bu hüküm doğrultusunda gerçek kişilere ait hisse senetlerinin (veya ilmühaberler) edinme tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra satışından elde edilen kazançlar vergiye tabi değildir.

  • Avukat Bulundurma Zorunluluğu

İki şirket türünde de avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Limited şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu yok iken sermayesi 250 bin TL ‘sını aşan anonim şirketler avukat bulundurmak zorundadır.

  • Hisse Devri

Sermaye şirketlerinde devir işlemi tescile tabidir.

Anonim şirketlerde ana sözleşmede aksi yazmıyorsa hisseler yazılı sözleşme ile devredilebilir.

Anonim şirketler için hisse devir işlemi (tek ortak olmadığı sürece) tescil ve ilana tabi değildir. Noterde devir işlemi yapıp ticaret siciline tescil yaptırılması gerekmez. Limited şirketlerde ise devir işleminin noter kanalı ile yapılıp ticaret siciline tescili ve pay defterine kaydedilmesi zorunludur.

  • İntifa Senetleri

Limited şirketler intifa senedi çıkaramaz.

İntifa senetleri, şirket malvarlığına ilişkin haklar sağlayan hisse senetlerinden farklıdır. İntifa senetleri herhangi bir payı temsil etmeyen, ama kıymetli evrak niteliğinde olan ve şirketlere nakit para girişini sağlayan tedavül kabiliyeti olan senetlerdir. İntifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu kişilere, net kara, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabilir.

Limited şirket tarafından intifa senedi çıkarılması mümkündür. İntifa senedi kuruluş sözleşmesi ile öngörülebileceği gibi sonradan ana sözleşme değişikliğine gidilerek de düzenlenebilir.

  • Ortakların Sigortalılığı

İki şirket türünde de tüm ortaklar 4/b sigortalısı olmak zorundadır.

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortakları ile kurucu ortakları sigortalı olmak zorunda değildir. Ancak anonim şirket yönetim kurulu ortakları ile limited şirket ortaklarının sigortalılığı, 4/b sigortalısı yani eski Kanuna göre BAĞ-KUR sigortalısı olması gerektiği hükmü açıktır.

  • Ayni Sermaye

Tasarım, Patent vb. sermaye olarak konamaz.

Her iki şirket türü içinde üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş  alacaklar sermaye olamaz.

“Fikrî mülkiyet hakları” ibaresi, fikir ve sanat eserlerini, bağlantılı hakları, markaları, tasarımları, patentleri, coğrafî işaretleri, tescil edilmemiş haklar ile bilgileri, bitki geliştirilmesini, yani ıslahçı haklarını, yarı iletkenlerin topografyalarını kapsamaktadır. Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle, fikri mülkiyet hakların kendi özel sicillerine, kaydedildiği takdirde ayni sermaye olarak konulabilecektir.

  • Ortaklıktan Çıkma-Çıkarılma ve Özel Hükümler

Limited şirketlerde ana sözleşmede taslak hükümlerin dışına çıkılamaz.

Limited şirketlerde ana sözleşmede; şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri, oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler, rekabet yasağına ilişkin hükümler, ortaklara ilişkin ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri gibi maddeler öngörülüp, koyulabilir.

Limited şirketlerde şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Bunun yanında, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. Bu sebeple şirket ana sözleşmeleri olabildiğince dikkatle hazırlanmalıdır.

  • Teknik İflas ve Zarar Telafi Fonu

Geçmiş yıl zararları bilançodan çıkarılamaz, çıkarılırsa mahsup imkânı ortadan kalkar.

Hem limited hem anonim şirketlerde son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

Sermaye tamamlanması için gerekli olan fon akışının sağlanması ortaklardan temin edilecek nakit girişi ile mümkün olabileceği gibi ortakların mevcut olan alacaklarından vazgeçmesi ile de mümkün bulunmaktadır. Zararın ortaklardan karşılanması, karlardan karşılanması vb. yollarla bilançodan çıkarılması işlemi, kurumlar vergisi beyannamesinden bağımsız bir işlem olup ticari bilanço ile ilgili bir işlemdir. Dolayısıyla kurumların geçmiş yıl zararlarını mahsup edebilme imkanını ortadan kaldırmaz.

  • Bağımsız Denetim     

Limited şirketler bağımsız denetime tabi değildir

  1. Aktif toplamı 35 milyon Türk Lirası
  2. Yıllık net satış hasılatı 70 milyon Türk Lirası
  3. Çalışan sayısı 175 kişi

Eşik değerlere tabi şirketler, burada belirtilen üç ölçütten en az ikisinin eşik değerini art

arda iki hesap döneminde aştığı takdirde müteakip hesap döneminden itibaren şirket türüne bakılmaksızın bağımsız denetime tabi olur.

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Hatalı Provizyon Kaydı Kesinti Nedeni Olur Mu?

Bilindiği üzere hasta sağlık hizmet sunucusuna başvurduğu zaman ilk olarak MEDULA sistemi üzerinden hastanın genel sağlık sigortası kapsamında müstahak olup olmadığı sorgulanır. Eğer müstahak ise hasta için bir takip/provizyon numarası sistem tarafından verilir. Hastanın başvuru şekline göre provizyon tipi de değişiklik göstermektedir.

Provizyon tipini üç temel başlık halinde gruplandırabiliriz. Bunlardan birincisi örnekleme dahil olan provizyon tipidir. Normal hastanın ayaktan ve yatarak başvuruları ile acil hal bu kapsamda değerlendirilebilir. İkinci grup tamamı incelenen provizyon tipidir. Bu kapsama iş kazası, meslek hastalığı, adli vaka, trafik kazası türleri dahil edilebilir. Üçüncü ayrımda ise yurtdışı sigortalıları ele alınabilir.

Sağlık Uygulama Tebliği Açısından

Konumuz öncelikle hatalı provizyon almanın fatura inceleme komisyonlarında kesinti nedeni olup olmayacağına ilişkindir. Bu konuya ilişkin olarak 01.08.2013 tarihi milat sayılabilir. Çünkü 01.08.2013 tarihinde Sağlık Uygulama Tebliğinden önce yapılan değişiklikten önce 5. Faturalama bölüm başlığı altında; trafik kazası, iş kazası, meslek hastalıkları ve adli vaka durumlarında her bir hasta için ayrı ayrı faturalama işlemi yapılacağı, yapılmamasının tespit edilmesi halinde fatura bedellerinin sağlık hizmet sunucusuna ödenmeyeceği belirtilmişti. Ama 01.08.2013 tarihinde Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik ile söz konusu düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla sağlık uygulama tebliği açısından ayrı ayrı faturalandırılması gereken işlemlerin örneklem dahilinde faturalandırılması halinde kesinti yapılmayacaktır.

SGK Özel Sağlık Hizmet Sunucuları Sağlık Hizmet Alım Sözleşmesi Açısından

2018 yılı Özel SHS Sağlık Hizmet Alım sözleşmesinin 12.6 maddesinde, Kurumca örneklemeye dahil edilmeksizin tamamı incelenen fatura konusu işlemlerin, SUT’a göre fatura edilmediğinin tespiti halinde, her bir fatura için 200 TL ceza uygulanacağı belirtilmiştir. E fatura uygulamasına geçmeden önce iş kazası, meslek hastalığı, adli vaka ve trafik kazanına ilişkin işlemler tek tek faturalanmaktaydı. Şu anda ise e fatura uygulaması ile söz konusu takipler fatura ekinde icmal şeklinde SGK’ya verilmektedir. Ayrı bir faturalama düzeni ortadan kalkmıştır. Lakin bu durum yanlış provizyon alınması halinde ceza uygulamasına engel teşkil etmeyecektir. Kısaca iş kazası, meslek hastalığı, asli vaka ve trafik kazası provizyonu alınması gerekirken örnekleme dahil olan normal provizyon alınması halinde ceza uygulanacaktır.

Peki, tamamı inceleme kapsamında olan işlemlerin örneklemeye dahil olan işlemler kapsamında provizyon alınmış olması sözleşme kapsamında kesinti nedeni olur mu? Bu konu hakkında iki görüş bulunmaktadır.

Birinci görüş: 018 yılı sözleşmesinin 11. Ödeme Şartları ve Zamanı başlıklı bölümünün 11.1 maddesinde; Kurum mevzuatı ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak yapılan işlemlerin bedelleri ödenmez, ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödeme kabul edilir ve mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsil edilir demektedir. Bu madde hükmü dikkate alındığında, sözleşmedeki cezalar sözleşmeye aykırı bir fiilin sonucu olarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla cezaya konu bir işlem aynı zamanda sözleşmeye aykırı bir işlem olacak ve kesintiye tabi tutulacaktır.

İkinci görüşe göre ise kesinti nedeni olmayacaktır. Çünkü yine aynı sözleşmenin 8.8.1 maddesinde sağlık hizmet sunucusu tarafından dışarıdan hizmet alınmasına ilişkin yapılan sözleşmelerin süresi içerisinde SGK’ ya bildirilmemesi halinde alınan hizmet bedellerinin ödenmeyeceği, 8.8.2 maddesinde SGK tarafından sözleşmesi feshedilmiş sağlık hizmet sunucundan fesih süresi içerisinde alınan hizmet bedellerinin ödenmeyeceği, 9.3. maddesinde sağlık hizmet sunucunda geçici veya sürekli olarak MEDULA sistemi üzerinde pasif hale getirilmesi gereken hekimler tarafından söz konusu süreler içinde sunulan hizmetlerin ödenmeyeceği belirtilmiştir. Hizmet bedeli ödenmeyecek olan durumlar sözleşmede tek tek sayılmıştır. Hizmet bedellerinin ödenmeyeceği bu durumlar içerisinde tek tek fatura edilmesi gerekirken örneklem içerisinde fatura edilen işlemler sayılmamıştır.  Sonuç olarak sözleşmenin 11.1 maddesinde belirtilen hükme istinaden provizyonun hatalı alınmasından dolayı bir kesinti yapılamayacaktır.

Farklı Branştan Fatura Edilen İşlemler

Burada değinilmeyen başka bir husus 2018 yılı sözleşmesinde yer almamakla beraber 2017 ve önceki yıllarda yürürlükte olan sözleşmelerde, yapılan işlemin ait olduğu branş dışında bir başka branşta SGK’ya fatura edildiğinin tespit edilmesi halinde her bir takip için 3.000 TL’den az olmamak üzere branş dışı fatura edilen işlem bedelinin 5 katı tutarında ceza uygulanmaktaydı.

2018 yılı sözleşmesinin 14.10 maddesinde; tebliğ ve itiraz aşamaları tamamlanmamış olan fiil/fiiller için 2018 yılı sözleşme hükümlerinin uygulanacağı, sağlık hizmet sunucusu tarafından bir defaya mahsus olmak üzere yazılı olarak talep edilmesi halinde fiilin gerçekleştiği dönemde yürürlükte olan sözleşme hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.

2017 ve önceki yıllarda düzenleme alanı bulmuş olan yanlış branştan faturalandırma işlemine ait cezalar 2018 yılı sözleşmesinde yer almaması nedeniyle uygulanmayacaktır.

İç İçe Geçen Durumlar

İç içe geçen durumlar başlığı altında aynı vakanın birden fazla provizyon tipine girmesidir. Örneğin işyerinde çalışan kişilerin kavga etmesi sonucu birbirini yaralaması adli vakadır. Ama aynı zamanda olayın işyerinde gerçekleşmiş olması nedeniyle iş kazasıdır. Yahut ölümlü yaralanmalı trafik kazaları, trafik kazası olmasının yanında hem iş kazası hem de adli vaka olabilecektir. Ama bu durumların hepsinde ayrı ayrı faturalandırmaya konu olduğundan dolayı herhangi bir cezaya muhatap olmaması gerekir.

Yukarıda belirtilen ihtimallerin haricinde yurt dışı sigortalı ile diğer hallerin çakışma durumu birlikte olabilir. Örneğin yurt dışı sigortalısının intihara teşebbüs ettiği varsayımı altında hem adli vaka hem de yurt dışı sigortalılık hali iç içe geçmiş olacaktır. Bu gibi durumda yurt dışı provizyonun alınması yerinde olacaktır. Çünkü yurt dışı sigortalıların sağlık giderleri ikili sosyal güvenlik anlaşmaları çerçevesinde ilgili ülkeden tahsil edilmektedir. Provizyonun yanlış alınması tahsil imkanını ortadan kaldıracaktır.

Sonuç

İş kazası, meslek hastalığı, adli vaka ve trafik kazası hallerinde Sağlık Uygulama Tebliğinde 01.08.2013 tarihinden önceki dönemler için tek tek faturalandırılacak işlemler haricinde faturalandırılması halinde hizmet bedellerinin ödenmeyeceği münhasıran düzenlenmişti. Bu düzenleme 01.08.2013 tarihinde kaldırılmış olduğundan dolayı SGK fatura inceleme komisyonları tarafından sırf bu nedenle kesintiye konu edilmemesi gerekmektedir. Kesintiye tabi tutulması durumda ise sağlık hizmet sunucusun konu dava etmesi lehine olacağı düşünülmektedir.

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

150 M2’nin Altında Olan İkinci El Konutlarda KDV Oranı % Kaçtır?

01.04.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konut teslimlerinde KDV oranı aşağıdaki gibi değiştirilmiştir:

Net Alan Yapı Ruhsatı 01.04.2022 den Önce Yapı Ruhsatı 01.04.2022 den Sonra
150 m2 ‘ye Kadar %1 %8
150 m2 Üstü 18  150 m2 İçin %8, Aşan Kısım İçin %18

Buna göre Cumhurbaşkanı Kararına göre, 01.04.2022 tarihinden önce inşaat yapı ruhsatı alınmış konutlarda KDV oranı, ister ilk satış, isterse 2,3,4….satışlar olsun KDV Oranı %1’dir. Başka bir deyişle konutun sıfır veya ikinci el olması, KDV oranını etkilememektedir. %1 KDV Oranı için temel koşul, inşaat yapı ruhsatının 01.04.2022’den önce olmasıdır.

Örnek-1:

İstanbul/Beylikdüzü’nde net 150’m2 altında olan ve %1 KDV oranına tabi konut inşaatı yapan ve 20.03.2020 tarihinde inşaat yapı ruhsatı alan (K) Yapı A.Ş., konutların 100 Adedini Arsa Sahibi (B) Mobilya A.Ş.’ne, 200 Adedini de (M) İnşaat A.Ş.’ne(B) Mobilya A.Ş. ile (M) İnşaat A.Ş de bu konutların tamamını nihai tüketicilere satmıştır.

Buna göre KDV Oranları şöyle olur:

Konut Satan Firma Satılan Konut Sayısı Konut Satış Tarihi KDV Oranı
(K) Yapı A.Ş. 40 28.03.2022 %1
(K) Yapı A.Ş. 260 20.04.2022 %1
(B) Mobilya A.Ş. 20 29.03.2022 %1
(B) Mobilya A.Ş. 80 21.04.2022 %1
(M) İnşaat A.Ş. 130 30.03.2022 %1
(M) İnşaat A.Ş. 70 25.04.2022 %1

Örnek-2:

İstanbul/Sarigazi’de net 150’m2 altında olan ve %8 KDV oranına tabi konut inşaatı yapan ve 02.04.2022 tarihinde inşaat yapı ruhsatı alan (Y) Yapı A.Ş., konutların 100 Adedini Arsa Sahibi (D) Elektrik A.Ş.’ne, 200 Adedini de (F) İnşaat A.Ş.’ne(D) Elektrik A.Ş. ile (F) İnşaat A.Ş de bu konutların tamamını nihai tüketicilere satmıştır.

Buna göre KDV Oranları şöyle olur:

Konut Satan Firma Satılan Konut Sayısı Konut Satış Tarihi KDV Oranı
(Y) Yapı A.Ş. 100 28.03.2023 %8
(Y) Yapı A.Ş. 200 29.03.2023 %8
(D) Elekrik A.Ş 100 30.03.2023 %8
(F) İnşaat A.Ş. 200 21.04.2023 %8

Kaynak:

Resmi Gazete Tarihi ve Numarası Yasal Dayanak
29.03.2022 – 31793 5359 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İmalatçı ve İhracatçı Nasıl Fiyat Oluşturmalı?

28.Nisan.2022 tarihli yazımızda maliyet ve fiyat çalışmalarında dikkate almamız gereken unsurları içeren iki adet tablo vermiştik. Bu tabloları birlikte aşağıda verelim. Bir maliyet çalışması Temmuz 2020= 1 $ = 6,94 TL. Nisan 2022 = 1 $ = 14,79 TL. Satış fiyatı 125,00 Satış fiyatı 266,22 Kar 25,00 Kar 68,22 Maliyet 100,00 Maliyet 198,00 Genel giderler 20,00 Genel giderler 40,00 Elektrik 8,00 Elektrik 12,00 Doğal gaz 5,00 Doğal gaz 15,00 İşçilik 11,00 İşçilik 19,00 Yardımcı madde vs. 16,00 Yardımcı madde vs. 32,00 Hammadde 40,00 Hammadde 80,00 2022 yılında enflasyon %60 ın üstüne çıkmış durumda Tablolarda görüldüğü gibi bütün dengeler bozulmuş, nitekim iş alemi de önümüzü göremiyoruz, ne yapacağımızı bilemiyoruz, nasıl fiyat vereceğimizi anlayamıyor ve anlatamıyoruz şeklinde şikayetlerini dile getiriyor. Burada bizim de söyleyeceğimiz bir şeyler var. 1. Önce iş alemi bütün yumurtaları bir sepete koymamalı. 2. Hiçbir zaman bir müşteriye, cironun %20’sinden fazla mal verilmemeli. 3. Dünyanın globalleştiği bu dönemde cironun en az %50’si ihracata ayrılmalı. 4. Döviz değerinin arttığı dönemde, hiçbir şekilde ihracat fiyatları ile oynanmamalı, fiyat indirimi yapılmamalıdır. 5. Enflasyonun arttığı dönemde döviz değeri de enflasyona paralel artıyorsa, yine telaşa kapılmamalı, çünkü en kısa zamanda fiyatlar istikrara kavuşacaktır. 6. Enflasyon oranı ile kur artış oranı arasında fark varsa, bunların birbirine denk hale gelmesi için hükümetle görüşülmeli ve denge sağlanmalıdır. 7. Önemli olan gerek kurun ve gerekse enflasyonun kontrol altına alınmasıdır. 8. Maliyet ve fiyatlardaki artışlarda, her bir maliyet unsurunun toplam maliyete veya fiyata etkisi tek tek ele alınmalı, yanlış düşüncelere ve telaşa kapılmamak gereklidir. Gelelim bugüne; 9. Bugün kur artışı veya hammadde fiyat artışları çok önemli hale gelmiştir. 10. Genel olarak bütün dünyada hammadde fiyatları artmaktadır. 11. Dolayısıyla bütün dünyada fiyatlar artmaktadır. 12. Dünyadaki fiyat artışları dikkatle takip edilmelidir. 13. Gerektiğinde ihracat fiyatlarına zam yapılmalıdır. Çünkü bütün dünyada bu fiyatlar arttığı için yapılan zam, normal karşılanmasa bile rekabet edilebilir ve kabul edilebilir bir zamsa, alıcı da kabul edecektir. 14. Unutmayalım ki, Türkiye tüketim pazarlarına yakınlık avantajına ve kalite avantajına sahiptir. 15. Mümkünse fiyat verirken FOB-FOT fiyat verelim. Çünkü nakliye ve sigorta fiyatları çok artmıştır. Bu sebeple, nakliye ve sigorta maliyetlerine alıcı katlanmalı, bizim fabrika, tren veya gemiye teslim fiyatlarımızın makul olduğu görülmelidir. Özellikle bu çalışmayı yapmak ve bu yazıyı yazmak zorunda hissettim kendimi. Okurlarımın fiyat tespitinde bu yazdıklarımı dikkate alacaklarını zannediyorum.

10.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Mayıs Ayında Yerine Getirilmesi Gereken Bazı Yükümlülüklere İlişkin Hatırlatmalar

İçinde bulunduğumuz Mayıs ayı bildirim yükümlülükleri açısından özellikli bir aydır. Bu Duyurumuz söz konusu yükümlülükleri hatırlatmak için hazırlanmıştır.

Her ay düzenli olarak verilen beyanname ve bildirimlere bu Duyurumuzda yer verilmemiştir.

1.      VERGİ LEVHALARININ İNTERNET VERGİ DAİRESİ ÜZERİNDEN YAZDIRILMASI GEREĞİ:

2011/61 sayılı Sirkülerimizde açıklandığı üzere, 408 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği ile vergi levhalarının işyerine asılması zorunluluğu kaldırılmış, internet vergi dairesinden yazdırılarak işyerinde bulundurulması uygulamasına geçilmiştir.

Buna göre, mükellefler tarafından verilen gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerine istinaden, Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda oluşturulan ve internet vergi dairesine aktarılan vergi levhaları, mükellefler tarafından Mayıs ayı sonuna kadar internet vergi dairesinden alınarak yazdırılmak zorundadır. Söz konusu vergi levhalarının vergi dairelerine veya SM, SMMM yahut YMM’lere tasdik ettirilmesi söz konusu değildir. Sistem tarafından verilen onay kodu vergi levhasının tasdiki hükmündedir.

Vergi levhalarının işyerinde bulundurulmadığının tespiti halinde her bir tespit için VUK’nun 353/4 maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası (2022 yılı için 500 TL) kesilecektir.

2.      EMLAK VERGİSİ BİRİNCİ TAKSİDİ ÖDENECEKTİR:

Emlak Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca emlak vergisi birinci taksitinin Mayıs ayı sonuna kadar ödenmesi gerekir. İkinci taksitin ise Kasım ayı içinde ödenmesi zorunludur.

Ödenmesi gereken emlak vergisinin % 10’u oranında hesaplanacak olan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı’nın da emlak vergisi taksitleri ile birlikte ödenmesi gerekir. Keza, işyerlerine ait çevre temizlik vergisi tutarının da emlak vergisi taksit süreleri içinde ödenmesi gereği vardır. Bilindiği gibi konutlara ait çevre temizlik vergisi, su faturalarında ayrıca gösterilmek suretiyle tahsil edilmektedir.

Belediyeler, ödenmesi gereken emlak vergisi tutarlarını, emlak sahiplerine bildirmedikleri için emlak vergisi mükelleflerinin, ödenmesi gereken vergiyi belediyelerden öğrenmeleri ve belediyelerin hesapladıkları vergiyi kontrol ettikten sonra ödeme yapmalarını öneririz.

Emlak vergisi, ilgili belediyeye doğrudan ödenebileceği gibi, belediyenin banka hesabına da yatırılabilir. Belediyelerin internet siteleri üzerinden online ödenebilir. Son bir alternatif de verginin posta çeki ile ödenmesidir.

3.      YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERİN VE İRTİBAT BÜROLARININ BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ:

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na (Kanun) istinaden yayımlanan Uygulama Yönetmeliğine göre, yabancı yatırımlarla ilgili ve istatistik amaçlı olarak kullanılacak bilgilerin yabancı sermayeli şirketler ve ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünü ’ne (Genel Müdürlük) bildirilmesi gerekmektedir.

01.06.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Uygulama Yönetmeliğinde değişiklik yapılmış ve Genel Müdürlüğe Kanun kapsamında yer alan şirket ve şubelerin formla yapılan bildirim yükümlülüğü kaldırılmıştır. Bunun yerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı internet sayfasından erişimi sağlanan “Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi Sistemi” (E-TUYS) üzerinden beyan yükümlülüğü yürürlüğe konulmuştur. EK-1 Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Faaliyet Bilgi Formuyla yapılan söz konusu elektronik beyanın da Mayıs ayı sonuna kadar yapılması gerekmektedir. E-TUYS ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 2018/081 no.lu Sirkülerimiz ile yapılmıştır.

İrtibat büroları ile ilgili bildirim yönteminde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Buna göre irtibat bürolarının faaliyetlerine ilişkin EK4 (İrtibat Bürolarının Faaliyetlerine İlişkin Bilgi Formu)’nu yine Mayıs ayı sonuna kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğüne göndermeleri gerekmektedir.

4.      YATIRIM İNDİRİMİ STOPAJININ BEYANI VE ÖDENMESİ:

Kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde yatırım indiriminden yararlanan mükelleflerin, indirim konusu yaptıkları tutarın, Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun mülga Ek 1 – 6’ncı maddelerine istinaden hak kazanılan yatırım indirimine ilişkin kısımları üzerinden, GVK’nun geçici 61 ve 69 uncu maddelerine istinaden %19,8 oranında stopaj yapılması gerekmektedir.

Yatırım indirimi stopajının Mayıs/2022 ayının 26 ncı günü akşamına kadar verilecek muhtasar beyanname ile beyan edilerek, aynı günün akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi, GVK mülga Ek 1 – 6 ncı madde kapsamına giren yatırımlar dışındaki, yani GVK’nun mülga 19’uncu maddesi kapsamındaki yatırımlardan kaynaklanan yatırım indirimi haklarının kullanımı stopaj gerektirmemektedir.

5.      VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ ÖDEMELERİ:

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre veraset ve intikal vergisinin, tahakkukundan itibaren 3 yılda ve her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere iki (toplamda 6) eşit taksitte ödenmesi gerekir. Yarışma ve çekilişlerde kazananlara ödenecek ikramiyeler ile 5602 sayılı Kanunla tanımlanan şans oyunları dolayısıyla dağıtılacak ikramiyelerden kesilen vergiler ise beyanname verme süresi içinde ödenmek zorundadır.

6.      DENETİM KURULUŞLARI YETKİLENDİRME BELGESİ YILLIK HARÇ ÖDEMESİ:

Bilindiği üzere, Kamu Gözetimi Kurumunca (KGK) yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının, belgenin verildiği yılı takip eden yıllarda 492 sayılı Harçlar Kanununa (Kanun) Ekli 8 sayılı tarifenin XIV’üncü bölümünün “Denetim kuruluşları yetkilendirme belgeleri (Her yıl için)” başlıklı birinci sırasında belirtilen harçları ödemeleri gerekmektedir.

89 seri no.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğine göre 2022 yılı için geçerli olan tutarlar aşağıdaki gibidir:

YETKİ TÜRÜ TUTAR

 

KAYİK Dahil

(Vergi Kodu: 9224)

38.536,90 TL’den az olmamak üzere bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatının Binde 5,75’i

 

KAYİK Hariç

(Vergi Kodu: 9226)

19.267,80 TL’den az olmamak üzere bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatının Binde 5,75’i

 

Kanunun 113’üncü maddesi uyarınca, kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iş hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilecek harçların, Mayıs ayı içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

7.      ELEKTRİK ÜRETİMİ LİSANS HARÇLARI YILLIK HARÇ ÖDEMESİ:

Harçlar Kanunu’nun 113’üncü maddesi ve anılan Kanuna bağlı (8) sayılı tarifenin “XV-Elektrik üretimi lisans harçları” başlıklı bölümü uyarınca, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında, özelleştirme bedeli, lisans ihale bedeli ve su kullanım bedeli ödemeksizin hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim faaliyetinde bulunanların (Kamu Kuruluşları hariç) bu faaliyetlerden elde ettikleri bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatı üzerinden binde 15 oranında harç ödemeleri gerekmektedir.

Elektrik üretimi lisans harçları her yıl kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, elektrik üretim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iş hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilecektir. Bu harçlar ayrıca mükellefe tebliğ edilmemekte ve Mayıs ayı içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

(Kaynak: BDO Türkiye | 10.05.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32174

Kurumlar Vergisi Beyan Dönemi Başladı

Bugün başlayan kurumlar vergisi beyan dönemi, hafta sonu ve Ramazan Bayramı tatili nedeniyle 5 Mayıs akşamı sona erecek. Beyan döneminin ilk günü, beyannamenin hazırlanmasında dikkat edilecek bazı konuları tekrar hatırlatmanın tam zamanı.

Beyannamenin süresinde verilmesi

Beyannamenin yasal süresi içinde verilmesi birçok yönüyle önemli. Beyannamenin yasal süresinde verilmemesinin usulsüzlük cezası yanında başka sonuçları da olabiliyor. Beyannamenin zamanında verilmemesi örneğin;

– Vergiye uyumlu mükelleflere getirilen %5 vergi indirimi avantajını üç yıl için,

– Zararlı bir şirketin başka bir kuruma devredilmesi durumunda, devralan kurumun devralınan zararı mahsup etmesi olanağını,

ortadan kaldırıyor.

Beyannamenin tam olarak doldurulması

Beyannamede yer alan doldurulması gereken bütün alanlar mutlaka doldurulmalı. Özellikle istisnalara ve zararlara ilişkin satırların doldurulması önemli.

Kazanç olmasına rağmen indirim ve istisnalardan yararlanılmamasının, bu hakları geri getirilemez şekilde yok etme olasılığı var. Kullanılmayan bazı hakların ne beyanname sonradan düzeltilerek ne de sonraki yıllarda kullanımı olanaklı olmayabilir.

Zarar mahsubunda şekil şartlarına dikkat

Geçmiş yıl zararlarının mahsubu, beş yıllık süre sınırlaması yanında;

– Mahsubun yapılacağı beyannamede her yılın zarar tutarının ayrı ayrı gösterilmiş olması,

– Mahsup edilecek geçmiş yıl zararının ilgili olduğu dönemin beyannamesinde yer alması,

şartlarına bağlı.

Bu şekli koşullar nedeniyle;

– Zararlı yıllarda zarar tutarının ilgili satırlarda mutlaka yer almasında,

– Zarar mahsubu yapılmayan yıllara ait beyannamelerde de geçmiş yıllar zararlarının ayrı ayrı gösterilmesinde,

yarar var.

Ayrıca, kazanç varsa zarar mahsup hakkı mutlaka kullanılmalıdır. Gelir İdaresi, mahsup hakkı kullanılmamışsa bu haktan vazgeçildiği ve mahsup edilmeyen zararın bir daha mahsup olanağının olmadığı görüşündedir. Her ne kadar tersi yönde verilmiş yargı kararları varsa da gereksiz risk almamak için bu konuya dikkat edilmelidir.

Taşınmaz ve iştirak hissesi satanlarda kazancın fona alınması

Kanun’da yer alan şartlar çerçevesinde, taşınmaz ve iştirak hissesi satışından elde edilen kazançların taşınmaz satışlarında %50’si, iştirak hissesi satışlarında %75’i kurumlar vergisinden müstesna.

Yasa gereği, satıştan elde edilen kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması gerekiyor. Fon hesabına alınma işleminin, beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerektiği unutulmamalı.

Yurt dışı iştirak ve şube kazançları

Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre;

– Yurt dışı iştirak kazançları; yurt dışı iştirakin anonim veya limited şirket olması, en az %10 sahiplik, en az 1 yıl süre kesintisiz elde tutma, iştirak kazancının en az %15 fiili vergi yükü taşıması (bazı faaliyetlerde kurumlar vergisi oranında) ve kazancın beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi,

– Yurt dışı şube kazançları; kazancın en az %15 vergi yükü taşıması (bazı faaliyetlerde bazı faaliyetlerde kurumlar vergisi oranında) ve beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmesi,

koşullarıyla, kurumlar vergisinden müstesna.

Bu düzenlemeler gereği, 2021 yılında yukarıda sayılan kazanç unsurundan birisini elde eden kurumların, istisna koşullarını yeniden test etmeleri ve halen getirmedilerse söz konusu kazancı, beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer etmiş olmaları gerekiyor.

Yurtdışı inşaat işlerinden sağlanan kazançlar için kayıt

Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına aktarılan kazançlar kurumlar vergisinden istisna.

İstisnadan yararlanmak için, yurt dışında yapılan kapsamdaki işlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu yok. Ancak kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi unutulmamalı.

Yenileme fonuyla ilgili üç konuya dikkat

Sabit kıymetlerin satışından elde edilen kâr, istenirse yeni sabit kıymet alımında kullanılmak üzere, üç yıl süreyle bir karşılık hesabında bekletilebiliyor. Bunun için sabit kıymetin yenilenmesinin zorunlu olması veya işletmeyi yönetenlerce bu konuda karar verilmiş olması gerekiyor.

2021 yılında sabit kıymet satıp oluşan kârı yenileme fonuna koyacak kurumların iki işlemi yapmaları gerekiyor. Birincisi, yöneticilerin karar vermesi. Bunun için belirlenmiş bir süre sınırı yok. Satıştan önce karar verilebileceği gibi, beyannameyi verme süresinin sonuna kadar da böyle bir karar alınabilir.

İkincisi satıştan doğan kârın yenileme fonuna alınması. Bu da beyanname verme süresi içinde yapılabilir.

Dikkat çekmek istediğim bir başka konu, yenileme fonuna alınmış kârın üç yıl içinde kullanılmamış olması durumunda, üçüncü yılın vergi matrahına eklenmesi gerektiği. Üç yıl önce ayrılmış yenileme fonu olan ve bu fonu kullanmayan işletmelerin, söz konusu kârı vergi matrahına eklemeyi unutmamaları gerekiyor.

Faiz indirimine ilişkin banka dekontu

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan düzenleme çerçevesinde, 1 Temmuz 2015 tarihinden sonra gerçekleştirilen nakit sermaye artışında faiz indirimi yapılabiliyor.

Konuyla ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde,

– İndirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, taahhüt edilen sermaye artırımı tutarının nakit olarak şirketin banka hesabına fiilen yatırıldığına ilişkin olarak bu işlemleri içeren ve ilgili banka şubesi tarafından onaylanmış banka hesap özetini kâğıt ortamında veya elektronik ortamda ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine ibraz etmeleri gerektiği,

– Ayrıca, indirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, nakdi olarak artırdıkları sermaye ile indirime konu edecekleri tutara ilişkin bilgileri, kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bildirmeleri gerektiği,

açıklaması yer alıyor.

Kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde yer alan tablonun, indirimden yararlanılan her yıl doldurulmasında bir tereddüt yok. Ancak sermaye artışından gelen nakdin banka hesabına fiilen yatırıldığına ilişkin banka dekontunun her yıl gönderilip gönderilmeyeceği konusunda farklı görüşler var. Bence nakdin banka hesabına yatırıldığına ilişkin dekontun bir defa gönderilmesi yeterli. Aynı dekontun indirimden yararlanılan her yıl yeniden gönderilmesinin bir açıklaması yok. Zaten vergi dairesinde olan bir dekontun her yıl tekrar tekrar gönderilmesinin bir fonksiyonu da yok. Ancak yukarıda özetlediğim tebliğ açıklamasında bir defa gönderilmesi yeterli denmediği için uygulamada sorun olabiliyor.

(Kaynak: Recep Bıyık / Dünya Gazetesi | 01.04.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32025

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranlarına İlişkin 22/7/2006 Tarihli ve 2006/10731 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 5360)

01 Nisan 2022 Tarihli
Resmi Gazete

Sayı: 31796

Karar Sayısı: 5360

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan tevkifat oranlarına ilişkin 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararda değişiklik yapılması hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, 193 sayılı Kanunun mezkûr maddesi gereğince karar verilmiştir.

31 Mart 2022
Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

31/3/2022 TARİHLİ VE 5360 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ KARAR

MADDE 1– 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın geçici 2 nci maddesinde yer alan “31/3/2022” ibareleri “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2- Aynı Kararın geçici 3 üncü maddesinde yer alan “31/3/2022” ibareleri “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3– Bu Kararın;

a) 1 inci maddesi, 1 /4/2022 tarihinden itibaren açılan veya vadesi yenilenen hesaplara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) 2 nci maddesi, 1/4/2022 tarihinden itibaren iktisap edilen bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlara ve fon kullanıcısının bu bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlar ile 1/4/2022 tarihinden itibaren iktisap edilen yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

c) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 4– Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 

(01.04.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5977

İşyeriniz Acil Durumlara Hazır Mı?

İşverenler; her türlü olağanüstü durumlarda, personelin yaralanıp zarar görmesini, verilen hizmetin kısmen veya tamamen durmasını, çevrenin olumsuz yönde etkilenmesini önlemek için acil durumları tespit etmek, acil durum ve sonrası için gerekli hazırlıkları tanımlamak ve acil durumda yönetimin hızlı bir şekilde doğru karar alması ve acil durumların yönetimine ilişkin kuralları belirleyerek can ve mal kaybının önlenmesi veya zararın azaltılmasını sağlamak için çalışma planının oluşturulmasını sağlamakla yükümlüdür.

 

 

Advertisement: 0:52

Acil durum kapsamı

Acil durum, işin yapıldığı mekânların yok olması, operasyonlara ara verilmesi, işyeri sahalarının veya çevrenin fiziksel olarak zarar görmesi, kuruluşun finansal veya imaj olarak yıkılması ile sonuçlanabilir.

İşyerleri için acil durum kapsamına giren, gerçekleşmesi halinde hızlı ve etkin müdahaleyi gerekli kılacak tehlikelerden bazıları şunlardır;

* Yangın

* Kimyasalların çevreye yayılması

* Kazalar (Ağır hasarlı iş kazaları, ölüm ile sonuçlanan iş kazaları vb.)

* Sabotaj, suikast, terör

* Savaş ve seferberlik halleri

* Doğal Afetler (Deprem, sel/su baskını, fırtına/hortum vb.)

* Münferit / Toplu Eylemler veya Durumlar (Toplu gıda zehirlenmeleri, salgın hastalıklar vb.)

Bu tehlikelerin meydana gelmesi durumunda yapılacak iş ve işlemler ile uygulamaya yönelik eylemlerin yer aldığı acil durum planlarının hazır olması gerekir.

Riskli bölgeler ne olacak

Deprem; sellerden, kasırgalardan ve diğer bazı doğal tehlikelerden farklı olarak, depremler aniden ve uyarı vermeden saldırır. Bununla birlikte, sahip olduğunuz veya çalıştığınız iş deprem riski altındaki bir bölgedeyse, burada çalışan ya da ziyaret eden kişilerin yaralanma olasılığını azaltmak için yapılabilecek birçok şey var. Depremler yaşanmadan önce bazı hazırlıkların önceden yapılması gerekir.

Önleyici tedbirler

Deprem İçin Önleyici Ve Sınırlayıcı Tedbirler:

* Zemin güçlendirilmesi

* İşyeri içerisindeki dolapların sabitlenmesi

* İşyerinde devrilmesi muhtemel büyük araç gereç ve ekipmanların güvenli biçimde yerleştirilmesi

* İşyeri planlamasının deprem ve etkileri göz önünde bulundurularak yapılması

* Binanın deprem dayanıklılığının kontrolü

* Tüm çalışanların depremde yapılacaklar konusunda eğitim alması

* Acil çıkışların gösterildiği tahliye planlarının işyerinde görünür şekilde asılı olması

* Koruma ve kurtarma ekibi oluşturulması

* Koruma ve kurtarma ekibine deprem ile ilgili eğitim verilmesi/aldırılması

* Tatbikat yapılması

Deprem İçin Müdahale Yöntemleri

Bunları Yapınız!

– Kendinizi düşen cisimlerden, özellikle tavan kaplamalarından koruyun.

– Başınızı ve bedeninizi koruyarak bir iç duvar dibinde durun / çökün veya bir iç kapı yoluna sığının veya sağlam bir sıranın veya masanın altına girin.

Bunları Yapmayınız!

– Camlardan, kırılabilir maddelerden, rafların yanlarından, dengesiz, üstü dolu dolapların yanlarından, dış kapılardan uzak durun.

– Dışarı Çıkmaya Teşebbüs Etmeyin!

– Bina dışındaysanız, binadan ve kablo döşeli mahallerden uzaklaşın.

– Asansörleri Kullanmaya Teşebbüs Etmeyin!

– Telefonları Kullanmayın!

Deprem Sonrasında Nasıl Hareket Etmeli

– Artçı sarsıntılar için hazırlıklı olun.

– Döküntü, yıkıntı altında kalan kişiler olup olmadığını kontrol edin varsa bu kişilere yardım edin.

– Asansörleri Kullanmaya Teşebbüs Etmeyin!

– Bulunduğunuz Yerde Kalın

İşyerinden izlenecek hareket tarzına ilişkin bilgilerin ulaşmasını bekleyin ve binayı terke hazır olun. Binayı terk etmek gerekiyorsa, yanınıza sadece; cüzdan, anahtar gibi lüzumlu eşyanızı alın.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 01.04.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32026