Ramazan Kolisi Maaşa Eklenir / Faruk Erdem

İşçilere düzenli olarak verilen tüm nakdi ve ayni yardımlar kıdem tazminat hesabında kullanılıyor. Bunların arasında Ramazan kolileri de var

Çalışma hayatında en çok tartışılan konulardan birisi kıdem tazminatı.
Tüm çalışanların kıdem tazminatı alabileceği reform için kollar sıvanırken, mevcut sistemde bu ödemeyi alabilmek için en az 1 yıl çalışmış olmak ve kendi isteği dışında (belli şartlar hariç) işten ayrılmak gerekiyor. Peki kıdem tazminatı hesabı nasıl yapılıyor?
Mevcut durumda kıdem tazminatı hesaplanırken şu formül uygulanıyor: “Çalışılan süre x brüt maaş (2019 yılı tavan:
6.017,60 TL)= Ödenecek tazminat.” Burada ortaya çıkan miktardan damga vergisi dışında hiçbir kesinti yapılamıyor. Tazminatın kaç lira olacağını aslında çalışılan yıl kadar formüldeki ‘brüt maaş’ belirliyor.

EK ÖDEMELERİ KONTROL EDİN

Brüt maaş, maaş bordronuzda yazan miktar olarak bilinse de bunu artırmak mümkün.
Çünkü brüt maaş, sadece maaşınızdan değil, size düzenli olarak yapılan tüm ödemelerden oluşuyor. Burada ödemelerin ya da yardımların devamlılık arz etmesi, kesin olması, işyerinde kullanılmak üzere verilmemiş olması gerekiyor.
Örneğin; işveren, her yıl düzenli olarak Ramazan kolisi veriyorsa; bu da kıdem tazminatına esas ücrete dahil edilir.
Yine düzenli ödenen primler, telifler, ikramiyeler hesaba katılır. Yapılan ödemeler eklenince alacağınız tazminat da yükseliyor. Bu yüzden hesaplama yapılırken, bu ödemelerin de eklenip eklenmediğini mutlaka kontrol edin. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur yapılan ödemenin düzenli olması.

RAZI OLMAYIN

Gizli kayıt dışılık şeklindeki maaşın asgari ücretten gösterilmesi de tazminatı düşürüyor. Bu yüzden yüksek maaş alanların asgari ücretten gösterilmeye razı olmaması gerekiyor. Gerçek maaşınız bordroda gösterilmez ve asgari ücret bildirilirse tazminat hesabınız da asgari ücretten yapılır.
Ayrıca ileride alacağınız emekli maaşınız düşer. Devletten prim ve vergi kaçırılır. Bu durumda olanların mutlaka ALO 170’i arayarak bildirmeleri gerekiyor.

ÖRNEK HESAPLAMA

10 yıl çalışan bir işçinin kıdem tazminatı:

– Brüt ücret: 3.000 TL
– Yılda iki maaş bayram ikramiyesi: 6.000 TL
– Aylık yemek parası: 300 TL
– Giydirilmiş ücret: 3.800 TL
– Tazminat (KDV hariç): 38.000 TL
– Ek ödemesiz tazminat: 30.000 TL
– Kazanç: 8.000 TL

MAAŞA DAHİL EDİLENLER

1. Yemek yardımı
2. Kasa tazminatı
3. Gıda yardımı
4. Yakacak yardımı
5. Eğitim yardımı
6. Konut yardımı
7. Giyecek yardımı
8. Erzak yardımı
9. Sosyal yardım niteliğindeki ayakkabı ya da bedeli
10. Unvan tazminatı
11. Aile yardımı
12. Çocuk zammı
13. Temettü
14. Havlu ve sabun yardımı
15. Taşıt yardımı
16. Yıpranma tazminatı
17. Nitelik zammı
18. Sağlık yardımı
19. Mali sorumluluk tazminatı
20. Bayram harçlığı
21. Lojman tahsisi
22. Aydınlatma yakıt, su bedeli
23. Teşvik primi
24. Devamlı ödenen primler.

DAHİL EDİLMEYENLER

Tazminata eklenmeyen ödemeler şöyle:

1. Yıllık izin ücreti
2. Evlenme yardımı
3. Hafta tatil ücreti
4. Bayram harçlığı
5. Hastalık yardımı
6. Genel tatil ücreti
7. Doğum yardımı
8. Ölüm yardımı
9. İzin harçlığı
10. Teşvik ikramiyesi ve primleri
11. Devamlılık göstermeyen primler
12. Seyahat primleri
13. Fazla çalışma ücreti
14. İş arama yardımı
15. Harcırah
16. Bir defalık ikramiyeler

Kaynak : http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=27026

SGK Genelgesi 2019/9 – 2013/11 Sayılı Genelgede Değişiklik

SGK Genelgesi 2019/9 – 2013/11 Sayılı Genelgede Değişiklik.

BİRİNCİ KISIM
KANUNUN 4 ÜNCÜ MADDESİNİN BİRİNCİ
FIKRASININ (a) BENDİ KAPSAMINDA OLAN SİGORTALILAR

BİRİNCİ BÖLÜM

Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendine Tabi Çalışan Sigortalılar Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmışlar, hizmet akdine tabi olmamakla beraber ilgili kanunlarında yaptıkları iş bakımından hizmet akdi olarak tarif edilen işleri yapanlar ile kamu idarelerinde çalışıp 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olması öngörülmemiş olanlar da 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmıştır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

SGK

(07.05.2019)

YAYINLANAN SON MEVZUATLAR:

  1. SGK Genelgesi 2019/9 – 2013/11 Sayılı Genelgede Değişiklik (07.05.2019)
  2. 2013/11 sayılı Genelgede Değişiklik (07.05.2019)
  3. Defter Beyan: Geçici Vergi Beyannamesinde Güncellemeler (07.05.2019)
  4. Belirli Süreli İş Sözleşmesi İle Çalışanların Kıdem Tazminatı Hakkında (04.05.2019)
  5. Hasılat Esaslı Vergilendirilenler İçin Katma Değer Vergisi Beyannamesi; (03.05.2019)
  6. 2019/1. Geçici Vergi Dönemi İçin Uygulanacak Yabancı Para Değerleri (03.05.2019)
  7. 1013 sayılı Karar ile KDV ve ÖTV Oran, Matrah ve Tutarlarında Yapılan Değişiklikler (03.05.2019)
  8. Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ Taslağı (02.05.2019)
  9. 2019/Ocak Döneminden İtibaren, E-Defter Beratları İle Birlikte “Defter Raporu Beratı” Da Sisteme Yüklenmesi Gerekmektedir (02.05.2019)
  10. Vadeli Mevduat Hesaplarına Uygulanan Stopaj Oranı Değişikliği (02.05.2019)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=4943

Defter Beyan: Geçici Vergi Beyannamesinde Güncellemeler

Geçici vergi beyannamesinde gelir-gider kayıtlarından, kaydedilen hesap özetinden ve sicil bilgilerinden hareketle “matrah bildirimi” ,” vergi bildirimi” , “işletme hesap özeti” , “serbest meslek kazançlarına ilişkin bildirim tablosu”, “faaliyet kodları itibari ile brüt kazanç dağılım tablosu” ve “mükellefin kazancının tespit yöntemi tablosunun” otomatik doldurulmasına yönelik geliştirme çalışmaları tamamlanmış ve kullanıma açılmıştır.

Geçici vergi beyannamesinde ekler bölümünde yer alan “eğitim sağlık harcamalarına ilişkin tablo”nun doldurulması suretiyle, “indirimler” bölümüne otomatik akışın sağlanmasına yönelik geliştirme çalışmaları tamamlanmış ve kullanıma açılmıştır.

Defter Beyan

(07.05.2019)

YAYINLANAN SON MEVZUATLAR:

  1. SGK Genelgesi 2019/9 – 2013/11 Sayılı Genelgede Değişiklik (07.05.2019)
  2. 2013/11 sayılı Genelgede Değişiklik (07.05.2019)
  3. Defter Beyan: Geçici Vergi Beyannamesinde Güncellemeler (07.05.2019)
  4. Belirli Süreli İş Sözleşmesi İle Çalışanların Kıdem Tazminatı Hakkında (04.05.2019)
  5. Hasılat Esaslı Vergilendirilenler İçin Katma Değer Vergisi Beyannamesi; (03.05.2019)
  6. 2019/1. Geçici Vergi Dönemi İçin Uygulanacak Yabancı Para Değerleri (03.05.2019)
  7. 1013 sayılı Karar ile KDV ve ÖTV Oran, Matrah ve Tutarlarında Yapılan Değişiklikler (03.05.2019)
  8. Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ Taslağı (02.05.2019)
  9. 2019/Ocak Döneminden İtibaren, E-Defter Beratları İle Birlikte “Defter Raporu Beratı” Da Sisteme Yüklenmesi Gerekmektedir (02.05.2019)
  10. Vadeli Mevduat Hesaplarına Uygulanan Stopaj Oranı Değişikliği (02.05.2019)

Kaynak : http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=4941

İhracatta Geri Gelen (Geri Getirilen ) Eşya İle Yurt Dışından Getirilmeyen (Yurt Dışında Bırakılan) Eşya

Özet:

İhracat işlemlerine ilişkin kanuni düzenlemeler ana hatlarıyla 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 150 ve 151.maddeleri, Gümrük Yönetmeliği’nin 415 ilâ 418.maddeleri, 95/7623 sayı ve 22.12.1995 tarihli İhracat Rejim Kararı, 26190/06.06.2006 sayı ve tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İhracat Yönetmeliği ile çeşitli İhracat Tebliğleri ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinden oluşmaktadır.

Yapılan ihracatlardan, geri gelen, alıcısı tarafından kabul edilmeyen yada yurt dışında terk edilen mallarla ilgili olarak; Yararlanılan hak ve menfaatlerin (KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, Söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen kısmına tekabül eden ve ithalat sırasında teminata bağlanan Gümrük Vergi ve Resimleri,  vb.) süresi içinde ilgili kurum ve kuruluşlara iade edilmesi/geri ödenmesi gerekir.

Anahtar kelimeler: Fiili ihracat, ihracat sayılan satış ve teslimler, geri gelen eşya, geri getirilmeyen eşya.

Giriş:

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 150.maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerine göre ihracat:Ticaret politikası önlemleri ve gerektiği takdirde ihracat vergileri de dahil olmak üzere çıkış işlemlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasıyla gerçekleştirilir.

İhracat rejimi: Serbest dolaşımda bulunan eşyanın ihraç amacıyla Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkışına ilişkin hükümlerin uygulandığı rejimdir.

İhracat: Bir malın, yürürlükteki ihracat mevzuatı ile gümrük mevzuatına uygun şekilde Türkiye gümrük bölgesi dışına veya serbest bölgelere çıkarılmasını veyahut Bakanlıkça ihracat olarak kabul edilecek sair çıkış ve işlemlerini, Mal: Her türlü eşya, madde, ürün veya değeri, İhracatçı: İhraç edeceği mala göre ilgili İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine üye olan, vergi numarasına sahip gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan ortaklıkları ifade eder (İhracat Yönetmeliği 4.madde).

İhraç eşyası, buna ilişkin gümrük beyannamesinin tescili sırasında bulunduğu durum ve niteliğini gümrük kontrolünden çıktığı sırada da aynen muhafaza etmesi ve bu haliyle Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmesi koşuluyla fiilen ihraç edilmiş sayılır. Fiili ihracata müteakip ihraç eşyası üzerindeki gümrük kontrolü de sona erer (Gümrük Kanunu 151.madde).

Ticari Kiralama: Malların kira bedeli karşılığı belirli bir süre kullanılmak üzere geçici olarak Türkiye gümrük bölgesi dışına veya serbest bölgelere çıkarılmasıdır.

– Ticari kiralama yoluyla yapılacak ihracat işlemleri, gümrük mevzuatı hükümlerine tabidir (İhracat Yönetmeliği 13.madde).

– Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilecek eşya, Gümrük Yönetmeliği’nin 131 ve 156.madde hükümleri saklı kalmak üzere, ihracata ilişkin gümrük beyannamesi ile yetkili gümrük idaresine beyan edilir. Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkacak eşyanın gümrük beyannamesine tabi olmayacağı hal ve şartlar yönetmelikle belirlenir.

Gümrük Kanunu’nun 131.maddesine göre, Elçilik Mektubu, Kurye Mektubu, TIR Karnesi, ATA Karnesi, Kumanya Listesi, Özel Fatura, Déclaration en Douane, CPD Karnesi ve Sözlü Beyan Formu gibi belgeler gümrük beyannamesi yerine kullanılır, ancak bu belgeler gümrük idarelerine verilen beyannameler mahiyetinde değildir. Elektronik ortamda olanlar da dahil, mektuplar, kartpostallar ve basılmış metinler ile yolcunun kişisel bagajı kapsamındaki eşya için gümrük beyannamesi aranmaz.

Gümrüklerden Geçiş Karnesi (CPD): Ticari ve özel kullanıma mahsus kara taşıtları için ulusal ve uluslar arası kefil kuruluşlarca verilen teminat hükmünde olan belgeyi, ATA Karnesi: ATA Karneleri Hakkındaki Gümrük Sözleşmesi ile Geçici İthalat Sözleşmesi çerçevesinde düzenlenen belgeyi ifade eder.

Yapılan beyan, bağlayıcıdır. Beyannamede imzası bulunan kişiler cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğu ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından sorumludur. Doğrudan temsil durumunda bu sorumluluk adına hareket edilenlere aittir. Beyanın bağlayıcı olması nedeniyle beyanname başkasına devredilemez; eşyanın başkalarına satılması beyan sahiplerini yükümlülüklerinden kurtarmaz (Gümrük Yönetmeliği 113.madde).

Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesini terk ettiği tarih; a) Kara ve demir yoluyla çıkışlarda, gümrük idaresince çıkış işlemleri tamamlanıp kara sınırından yabancı bir ülkeye fiilen çıktığı veya serbest bölgeye fiilen girdiği, b) Deniz ve hava yoluyla çıkışlarda, eşyanın yüklendiği deniz veya hava taşıtının hareket ettiği, c) Dış seferde bulunan ya da dış sefere çıkacak olan deniz ve hava taşıtlarına 418 ve 476 ila 482’inci maddeler çerçevesinde yapılacak teslimlerde eşyanın teslim edildiği, tarih olarak kabul edilir (Gümrük Yönetmeliği 416.madde).

A-  İhracat, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz

      Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetler:

– Gümrük Yönetmeliği’nin 476 ilâ 482’inci maddeler çerçevesinde teslim edilen yakıt, yağ ve kumanya dışında, dış seferde bulunan ya da dış sefere çıkacak olan deniz ve hava taşıtlarına serbest dolaşımda bulunan işletme ve donatım eşyası teslimi ihracat hükmündedir (Gümrük Yönetmeliği 418.madde).

– İhraç eşyası, beyannamenin tescilinden sonra, Türkiye Gümrük Bölgesini terk edinceye kadar gümrük gözetimi altındadır (Gümrük Yönetmeliği 340.madde).

Türkiye Gümrük Bölgesi veya Gümrük Bölgesi: Türkiye Cumhuriyeti topraklarını, karasularını, iç sularını ve hava sahasını kapsayan Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesini ifade eder (Gümrük Yönetmeliği 340.madde).

En basit anlatımla fiili ihracat: İhraç eşyasının Gümrük Kanunu hükümleri çerçevesinde muayenesinin yapılıp taşıta yüklenmesi, kısım kısım gelmekte olan eşyada da yüklemenin tamamlanması ve eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmesidir.

Fiili İhracat: İhraç ürününün, buna ilişkin gümrük beyannamesinin tescili sırasında bulunduğu durum ve niteliğini gümrük denetiminden çıktığı sırada da aynen muhafaza etmesi ve bu haliyle Türkiye Gümrük Bölgesi’ni terk etmesidir. Serbest Bölgelere yapılan satışlarda ise ürünün buradan başka bir ülkeye ihraç edildiğinin tevsikidir (Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun 06.04.2018 tarih ve 2018/12 sayılı Kararı’nın 3.maddesi).

– Bazen, çeşitli sebeplerle ihraç eşyasının gümrük çıkış/ihracat beyannamesinde beyan edilen kıymet ve miktarı ile fiili ihracat sonucunda gerçekleşen kıymet ve miktarı arasında farklılıklar (fiili ihracat sonrası ihraç edilen eşyasının kıymet ve miktarı daha az) olabilir. Kısacası, ihraç eşyasının gümrük çıkış/ihracat beyannamesinde beyan edilen kıymet ve miktarından ziyade önemli olan eşyanın fiilen ihraç edilen kıymet ve miktarıdır.

Örneğin: Gümrük çıkış/ihracat beyannamesinde toplam 1.000 adet, 350.000-USD tutarında buzdolabı (birim kıymeti 350-USD adet) beyan edilmesine karşın, eşyaların gümrük muayene, yükleme ve çıkış işlemleri sırasında 10 adedinin hatalı, hasarlı ve defolu olduğunun anlaşıldığını varsayalım. Bu durumda, ilgili gümrük müdürlüğü personelince, ihracat beyannamesi üzerinde gerekli meşruat verilerek (ihraç eşyalarının 990 adet ve 346.500-USD tutar üzerinden) düzeltme yapılması, fiili ihracat miktar ve tutarı üzerinden gümrük çıkış beyannamenin kapatılması gerekir. Ayrıca, ihracatçı firmanın ilgili hesap ve kayıtlarının da (satış faturası, KDV iade, mahsup veya terkin miktarı, vb.) fiili ihracat miktar ve tutarı dikkate alınarak düzeltilmesi gerekir.

İhracat sayılan satış ve teslimler: İç piyasada satışı ihracat sayılan ve vergi, resim ve harç istisnası ile ithalatta gümrük muafiyetinden yararlandırılan satış ve teslimleri ifade eder (2017/4 Sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ’in 3.maddesi).

Döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler: 488 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi ve 492 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi çerçevesinde belirlenen ve vergi, resim ve harç istisnasından yararlandırılan hizmet ve faaliyetleri ifade eder (2017/4 sayılı İhracat Tebliği’nin 3.madesi).

İhracat ve İhracat İşlemleri, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetler Kapsamına Giren İşlemler; Dahilde işleme izin belgesi/ Dahilde işleme izni (Belirli-sınırlı sayıdaki ve miktardaki malların ithali için ilgili Gümrük idaresince verilen) veya Vergi, resim harç istisnası belgesi kapsamında ve bu belgelerin geçerlilik süreleri içerisinde yapılması şartıyla ilgili kuruluşlarca, başka bir belge aranmaksızın resen Damga Vergisi ve Harç İstisnasından faydalandırılır/faydalanır (488 sayılı Kanunun ek 2.maddesi, 492 sayılı Kanunun ek 1.maddesi, İhracat: 2017/4 sayılı Tebliğ ile 30070/18.05.2017 say. ve tar. RG.’de yayımlanan İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği).

30525/04.09.2018 sayı ve tarihli RG’de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin (İhracat Bedelleri Hakkında 2018-32/48 sayılı) Tebliğin 3.maddesi gereği; Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez. Söz konusu bedellerin Türkiye’ye getirilip en az % 80’inin bir bankaya veya özel finans kurumuna satılması zorunludur. İhracat bedellerinin beyan edilen Türk parası veya döviz üzerinden yurda getirilmesi esas olup, Türk parası üzerinden yapılan ihracat karşılığında döviz getirilmesi mümkündür. İhracat bedelinin yolcu beraberinde efektif olarak yurda getirilmesi halinde gümrük idarelerine beyan edilmesi zorunludur. Not: Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Bu Tebliğ hükümlerinin geçerlilik süresi 03.03.2019 tarih ve 30703 sayılı RG’de yayınlanan 2019-32/53 sayılı Tebliğ ile 6 ay daha uzatılarak 1 yıla çıkartılmıştır.

– İhraç edilen malların bedelinin süresinde yurda getirilerek, bankalara satılmasından ve ihracat hesabının süresinde kapatılmasından ihracatçılar sorumludur. Alacak hakkının satın alınması suretiyle ticari riskin bankalar veya faktoring şirketlerince üstlenilmesi durumunda, ihracat bedelinin yurda getirilmesi ile ilgili sorumluları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. İhracata aracılık eden bankalar ihracat bedellerinin yurda getirilmesini ve satışının yapılmasını izlemekle yükümlüdür (İhracat Bedelleri Hakkında 2018-32/48 sayılı Tebliğin 6.maddesi).

– Ticari amaçla mal ihracında, bedelleri yurda getirilme süresi içinde gelen ihracat ile ilgili hesaplar aracı bankalarca kapatılır. Süresi içinde kapatılmayan ihracat hesapları aracı bankalarca 5 iş günü içinde muamelenin safhalarını belirtecek şekilde yazılı olarak ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir. İlgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, ihbarı müteakip 10 iş günü içinde ilgililere hesapların kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderilir. Bu süre içinde hesapların kapatılması veya 9 uncu maddede belirtilen mücbir sebep hallerinin ya da haklı durumun belgelenmesi gereklidir. Mücbir sebeplerin varlığı halinde, mücbir sebebin devamı müddetince altışar aylık dönemler itibarıyla ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce ek süre verilir. Mücbir sebep halleri dışında kalan haklı durumların varlığı halinde, hesapların kapatılmasına ilişkin altı aya kadar olan ek süre talepleri, firmaların haklı durumu belirten yazılı beyanına istinaden üçer aylık devreler halinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, altı aylık süreden sonraki ek süre talepleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır (İhracat Bedelleri Hakkında 2018-32/48 sayılı Tebliğin 8.maddesi).

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 239/2.maddesine göre: Gümrük vergileri ödenmek suretiyle ihraç edilebilen eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın veya gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkaranlara eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra bu vergilerin iki katı idari para cezası verilir. Bu tür vergilere Telafi Edici Vergi “TEV” örnek gösterilebilir.

– Telafi Edici Vergi (TEV): Üçüncü ülke menşeli bir eşyanın Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithal edildikten sonra üretim sürecini müteakip ihraç ürünü olarak ATR Dolaşım Belgesi eşliğinde ve/veya menşe ispat belgeleri eşliğinde AB üyesi ülkelere, Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığımız ülkelere, Pan-Avrupa Menşe Kümülasyonuna veya Pan-Avrupa-Akdeniz Menşe Kümülasyonuna taraf olan ülkelere ihraç edilmesi halinde, ithal edilen eşya ile ilgili ihracat sırasında beyan usulüne tabi olarak ödenen vergidir.

 B- Alıcısı Tarafından Kabul Edilmeyen Veya Alıcısına Teslim Dilemeyen Mallar İle Terk Edilen Mallar:

Alıcısı tarafından kabul edilmeyen mallar: Alıcısı tarafından kabul edilmeyen mallar karşılığında aynı bedel ve şartlarla mal ihracına ilişkin talepler, durumu gösterir belgelere istinaden gümrük mevzuatı çerçevesinde giriş ve çıkışta ayniyeti tespit edilmek suretiyle gümrük idarelerince sonuçlandırılır. Alıcısı tarafından kabul edilmeyen malların başka bedel ve şartlarla aynı veya farklı alıcılara satışına ilişkin talepler, durumu gösterir belgeler ve yeni satış sözleşmesine ait İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğince onaylı faturanın ibrazından sonra gümrük idarelerince sonuçlandırılır. Gümrük idarelerince sonuçlandırılan talepler ilgili İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine ve mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Alıcısı tarafından kabul edilmeyen malların bozulabilir nitelikte olması halinde, bu tür talepler İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği veya daha sonra İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine bilgi vermek kaydıyla Bakanlık yurt dışı teşkilatlarınca sonuçlandırılır. Bakanlık yurt dışı teşkilatlarınca sonuçlandırılan talepler, ilgili gümrük idaresine bildirilir. Yukarıda yer alan hususlar, ihracatın desteklenmesine yönelik mevzuat kapsamında yapılmış olması halinde, ait olduğu mevzuat hükümlerine tabidir (İhracat Yönetmeliği 14.madde).

Alıcısına teslim edilemeyen mallar ve malların terk edilmesi: Yanma, çalınma gibi haklı ve zorunlu nedenlerle alıcısına teslim edilemeyen mallara ilişkin ihracat talepleri, durumu gösteren belgelere dayanılarak Bakanlıkça (Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü) sonuçlandırılır. Geri getirilmesinde ekonomik yarar görülmeyen malların (ilgili ülke veya firmaya) terk edilmesine ilişkin talepler, durumu gösteren belgelere dayanılarak İhracat Genel Müdürlüğü’nce sonuçlandırılır. Yukarıda belirtilen hususlar, ihracatın desteklenmesine yönelik mevzuat kapsamında yapılmış olması hâlinde, ait olduğu mevzuat hükümlerine tabidir (İhracat Yönetmeliği 15.madde).

Gümrük idarelerince yapılacak işlemler: Otomasyona geçmiş gümrük idareleri, ihracat işlemlerinde tescil onayı yapılmadan önce, gümrük beyannamesi üzerinde İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğinin elektronik ortamda oluşturdukları “Birlik Onay Kodu”nu ararlar. “Birlik Onay Kodu” doğrulanmayan gümrük beyannamelerine istinaden mal çıkışı yapılmaz. Otomasyona geçmemiş gümrük idareleri ise, ihracat işlemlerinde gümrük beyannamesi üzerinde İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğinin onayını/kaydını ararlar. İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği onayı/kaydı bulunmayan gümrük beyannamelerine istinaden mal çıkışı yapılmaz. Gümrük idareleri, ihracatı müteakip durumu ilgili İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine bildirir. Gümrük idarelerince tescil edilen gümrük beyannameleri üzerinde herhangi bir değişiklik yapılması veya gümrük beyannamelerinin iptal edilmesi halinde, bu husus işlemi yapan gümrük idaresi tarafından onayı/kaydı veren İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine, mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine ve Türkiye İstatistik Kurumuna bildirilir (İhracat Yönetmeliği 17.madde).

Yapılan İhracatlardan, Alıcısı Tarafından Kabul Edilmeyen Veya Alıcısına Teslim Edilemeyen Yada Terk Edilen Mallarla ilgili olarak; Bu eşyalara tekabül eden, söz konusu eşyaların ihracatı nedeniyle yararlanılan hak ve menfaatler (KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, Söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen kısmına tekabül eden ve ithalat sırasında teminata bağlanan Gümrük Vergi ve Resimleri,  vb.) süresi içinde beyan edilerek, ilgili kurum ve kuruluşlara geri ödenmek şartıyla herhangi bir müeyyide uygulanmaz (Gümrük Yönetmeliği 451.madde, İhracat: 2017/4 sayılı Tebliğ, 30070/18.05.2017 say. ve tar. RG.’de yayımlanan İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği, KDV Genel Uygulama Tebliği).

Örneğin: Türkiye’de yerleşik A firması tarafından, Yunanistan’da bulunan B firmasına Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) kapsamında üretilen 1 adet 100.000-EUR tutarında dokuma tezgahı satıldığını, ilgili ihracat beyannamesinin gümrük işlemleri tamamlanarak eşyanın yurt dışı edildiğini ve fiili ihracatının gerçekleştiğini (Bahse konu ihracat eşyasının bünyesinde yer alan ithal girdiler nedeniyle 10.000-TL Gümrük Vergisi, 15.000-TL Özel Tüketim Vergisi ve 25.000-TL Katma Değer Vergisi olmak üzere toplam 50.000-TL’nin ithalat sırasında teminata bağlandığı, ayrıca ithal girdilerin tedariği için yapılan sözleşmeler ve ilgili serbest dolaşıma giriş beyannameleri için alınması gereken 1.000-TL Damga Vergisinin “İhracat ve Döviz Kazandırıcı İşlemler” nedeniyle/nihayetinde bu ithal ürünlerden üretilecek ürünlerin ihracatının yapılacağı gerekçesiyle alınmadığını varsayalım.) fakat, söz konusu eşyaların sipariş evsafına uymadığı (eşyaların hatalı ve bozuk olduğu) gerekçesiyle alıcısı tarafından kabul edilmeyerek satıcıya iade edildiğini varsayalım. Söz konusu ihraç eşyası alıcısı tarafından kabul edilmediği, gerçekte ihracat gerçekleşmediği için ihracat nedeniyle teminata bağlanan ve/veya alınmayan tüm vergiler ile yararlanılan tüm teşvik ve desteklerin (örneğimizde de 10.000-TL Gümrük Vergisi, 15.000-TL Özel Tüketim Vergisi ve 25.000-TL Katma Değer Vergisi, 1.000-TL Damga Vergisi’nin) ilgili kurum ve kuruluşlara geri ödenmesi, iade edilmesi gerekir.

C- Geri Gelen (Geri Getirilen) Eşya:

Serbest dolaşımda bulunan eşya: 1) Türkiye Gümrük Bölgesinden veya Türkiye’nin anlaşmalarla dâhil olduğu gümrük birliği gümrük bölgelerinin diğer bir noktasından ihraç edildikten sonra üç yıl içinde yeniden serbest dolaşıma girmesi halinde ve beyan sahibinin talebi üzerine, ithalat vergilerinden muaf tutulur. Üç yıllık süre, beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle uzatılabilir. Geri gelen eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmeden önce, özel amaçlı kullanımı nedeniyle indirimli veya sıfır vergi oranından yararlanarak serbest dolaşıma girmiş olduğu hallerde, eşyanın aynı amaca yönelik olarak tekrar serbest dolaşıma sokulmak istenmesi durumunda, bu eşyaya indirimli veya sıfır vergi oranı uygulanır. İthal amacının aynı olmaması halinde, söz konusu eşyaya uygulanacak ithalat vergileri tutarı, serbest dolaşıma ilk girişi sırasında alınmış tutar kadar indirilir. Ancak, serbest dolaşıma ilk girişi sırasında alınmış tutarın geri gelen eşyanın yeniden serbest dolaşıma girişi sırasında alınacak tutardan daha fazla olması halinde hiçbir iade yapılmaz.

2) 1’inci fıkrada belirtilen ithalat vergilerinden muafiyet; a) Aynen ihraç edildiği durumda olması hali hariç, Hariçte işleme rejimi çerçevesinde Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilen eşyaya, b) İhracı, bir dış ticaret önlemine konu olan eşyaya, tanınmayıp, (b) bendine istisna getirilmesine ilişkin hal ve şartlar Cumhurbaşkanınca belirlenir. (Gümrük Kanunu 168.madde).

– 168 inci maddede belirtilen ithalat vergilerinden muafiyet, geri gelen eşyanın ihracı sırasındaki ayniyeti değişmeden yeniden ithali halinde tanınır. Bu koşula istisna getirilmesine ilişkin hal ve şartlar Cumhurbaşkanınca belirlenir (Gümrük Kanunu 169.madde).

– Dahilde işleme rejiminin uygulanmasından sonra ihraç edilen ve daha sonra geri gelen işlem görmüş ürünlere de Kanun’un 168 ve 169 uncu madde hükümleri uygulanır. Aynı hüküm, yeniden ihraç edilen işlem görmüş ürünler için de geçerlidir. Bu gibi hallerde, eşyanın yeniden ihraç tarihi, serbest dolaşıma giriş tarihi olarak kabul edilir ve kanunen alınması gereken ithalat vergileri tutarı, dahilde işleme rejimi hükümlerine göre belirlenir (Gümrük Kanunu 170.madde).

İhraç edilen eşyanın; 1-a) Gönderildiği ülkede yürürlükte olan mevzuat nedeniyle serbest dolaşıma girememesi veya kullanıma arz edilmemesi, b) Kusurlu olması veya sözleşme hükümlerine uygun olmaması nedenleriyle alıcısı tarafından kabul edilmemesi, c) İhracatçının elinde olmayan sebeplerle amaçlanan kullanıma girememesi, nedenleriyle geri gelmesi halinde, durumun Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki alıcıdan veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki yetkili kurumlardan alınacak belgelerle gümrük idaresine ispatı gerekir.

2- Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen durumlarda eşyanın ilk kullanım dışında kullanılmamış olması gerekmektedir. Bu durum, sadece, eşyanın kusurlu olduğunun veya sözleşme hükümlerine uygun olmadığının, kullanılmadan anlaşılamayacağı haller için geçerli olacaktır.

3- Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen durumlar; a) Gönderilen kişiye teslim edilmeden önce, eşyanın tabiatından ileri gelen veya nakliye sırasında meydana gelen hasar yüzünden Türkiye Gümrük Bölgesine geri gönderilen eşya, b) Tüketilmek veya satılmak amacıyla yurt dışındaki sergi ve fuarlara gönderilen ancak, tüketilmeden veya satılmadan geri gelen eşya, c) Alıcının fiziksel bir engeli veya yasal bir engel nedeniyle alıcısına teslim edilemeyen eşya, ç) Tabiî afetler, tehlikeli ve salgın hastalıklar, büyük yangınlar, radyasyon ve hava kirliliği gibi önemli nitelikteki kimyasal ve teknolojik olaylar ile büyük nüfus hareketleri gibi kriz halleri veya siyasi ya da sosyal durumlarda meydana gelen ani ve beklenmeyen değişiklikler yüzünden alıcısına teslim edilemeyen veya ihracına ilişkin sözleşmede belirtilen tarihten sonra teslim edilen eşya, d) Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülkelere gönderilen ancak, piyasa kuralları gereği gönderildiği ülkede satılamayan sebze ve meyveler, için uygulanır.

4- Serbest dolaşımda iken ihraç edilen, ancak çeşitli nedenlerle geri gelen ticari kullanıma mahsus taşıt araçları, iş makineleri ve üretime yönelik makineler, ayniyet tespiti kaydıyla, yukarıdaki fıkralarda belirtilen şartlara bağlı olmaksızın, geri gelen eşya muafiyetinden faydalandırılır (Gümrük Yönetmeliği 446.madde).

Eşyaya ait parçaların geri gelmesi: Daha önce Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilen eşyaya ait olduğu anlaşılan parçaların geri gelmesi halinde gümrük vergilerinden muafiyet uygulanır. Bu hüküm, Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilen makinelere, araçlara, aletlere veya diğer ürünlere ait olan ve ait olduğu uzman raporlarıyla kanıtlanan parça veya aksesuarları içeren eşyaya da uygulanır (Gümrük Yönetmeliği 447.madde).

Geri gelen eşyanın beyanı: Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edildikten sonra geri gelen eşyanın beyanı, beyanın kontrolü ve diğer işlemler 180 ila 195’inci madde hükümlerine göre yapılır. Yükümlü, ilgili gümrük idaresine eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesinden ihracına ilişkin gümrük beyannamesi ve ayniyet tespitine ilişkin diğer belgeleri ibraz eder (Gümrük Yönetmeliği 448.madde).

Konsinye satış suretiyle ihraç edildikten sonra geri gelen eşyanın beyanı: Konsinye satış suretiyle ihraç edilen eşyanın çıkışında, gönderildiği yerde satılmayıp geri gelmesi ihtimali göz önünde bulundurularak ayniyet tespitine ilişkin tüm destekleyici bilgiler gümrük beyannamesine eklenir. Bu suretle ihraç edilen eşyanın geri gelmesi halinde 448 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır (Gümrük Yönetmeliği 449.madde).

Sürelerin başlangıcı ve süre uzatımı: Geri getirilme süresinin başlangıcı eşyanın fiilen ihraç edildiği tarihtir. Çıkışın partiler halinde yapılması halinde, her partiye ilişkin sürenin başlangıcı ayrı ayrı göz önünde bulundurulur. Üç yıllık süre doğal afet, getirildiği ülkelerdeki ya da geçiş ülkelerindeki iç karışıklık, abluka veya savaş hali, resmi makamlarca getirilen yasaklar veya eşyanın alıkonulması gibi mücbir sebep ve beklenmeyen hallerle uzatılabilir. Özel ve zorunlu durumlar Bakanlıkça (Ticaret Bakanlığı) incelenir ve sonuçlandırılır (Gümrük Yönetmeliği 452.madde).

Süresini aşarak geri getirilen, getirilmeyen ve kesin ihracata dönüştürülen eşya: 1) Eşyanın süresi içinde mücbir sebep belgesi ibrazı ile süre uzatımı talebi olmaksızın Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süreyi veya üç yıllık sürenin üzerinde gümrük idaresince uzatılan süre varsa bu süreyi aşarak geri getirilmesi halinde, Kanunun 241 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca usulsüzlük cezası tatbiki ile gümrük vergileri tahsil edilerek serbest dolaşıma giriş rejimi hükümleri uygulanır.

2) Eşya, Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre aşılmaksızın, ek süreler dahil verilen sürelerin aşılarak geri getirilmesi halinde, Kanunun 241 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca usulsüzlük cezası tatbiki ile gümrük vergileri tahsil edilmeden serbest dolaşıma sokulur.

3) Geçici ihracat eşyasının, Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre ile varsa gümrük idaresince verilen ek süreler bitiminde geri getirilmediğinin tespit edilmiş olması halinde; ihracat vergilerine tabi eşyadan bu vergiler tahsil edilir. Ancak, eşyanın daha sonra serbest dolaşıma sokulmak istenmesi halinde, birinci fıkra hükümleri uygulanır.

4) Geçici ihracat eşyasının, tabi olduğu mevzuat hükümleri uyarınca ilgili kurumunca veya gümrük idaresince verilen süre ile varsa verilen ek sürelerin veya gümrük idaresince verilen böyle bir süre yoksa Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre ile varsa verilen ek sürelerin bitiminden önce, geçici ihracatın kesin ihracata dönüştürülmek istenmesi halinde, kesin ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin düzenlenmesi ve ihracat rejimine ilişkin tüm mevzuat hükümlerine uyulmuş olması kaydıyla geçici ihracata konu eşyanın kati ihracata dönüştürülmesine izin verilerek ilgili rejim sonlandırılır.

5) Geçici ihracatın dördüncü fıkrada belirtilen sürelerin bitiminden sonra kesin ihracata dönüştürülmek istenmesi halinde dördüncü fıkra hükümleri uygulanır (Gümrük Yönetmeliği 453.madde).

Posta kolilerinin ihracat işlemleri: 1) Gerek kesin olarak gerek geçici ihracat işlemlerine tabi tutularak yurt dışına posta yolu ile gönderilecek ticari ve ticari olmayan eşya posta idaresi tarafından kabul edilir. Bu eşya gümrük idaresinin gözetim ve kontrolü altındadır.

2) Yurt dışına posta yoluyla gönderilecek ticari nitelikteki eşya ihracat rejimi kapsamında gümrük beyannamesi ile beyan olunur ve bu rejim çerçevesinde işlemleri tamamlanır (Gümrük Yönetmeliği 463.madde).

3065 sayılı Kanunun 35.maddesine göre; Malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi kaydıyla, düzeltebilecekleri hükme bağlanmıştır. İstisna kapsamındaki teslim veya hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle işlem matrahının değişmesi durumunda düzeltme yapılması gerekmektedirBu düzeltme defter kayıtları ve beyanname üzerinde yapılır.

Öte yandan, istisna kapsamında yapılan bir işleme ait iade talebi sonuçlandırıldıktan sonra KDV iadesini ortaya çıkaran işlemden vazgeçilmesi veya satılan malların bir kısmının geri gelmesi durumunda aşağıdaki şekilde hareket edilir.

– Matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme döneminde, yukarıda belirtildiği şekilde defter kaydı ve beyanname üzerinde gerekli düzeltmeyi yapan mükellefin vergi dairesine yazılı olarak müracaat edip, daha önce iadesini aldığı tutarı iade etmesi halinde bu tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften geri alınır.

– Mükellefin, matrahta değişikliğin vuku bulduğu dönemde düzeltme işlemini yapmaması halinde; istisna kapsamındaki işlem nedeniyle iade edilen KDV, matrahta değişikliğin vuku bulduğu dönemden düzeltmenin yapıldığı döneme kadar gecikme faizi uygulanarak vergi ziyaı cezası ile birlikte mükelleften aranır (KDV Kanunu 35.madde, KDV Genel Uygulama Tebliği).

Yararlanılan menfaatlerin iadesi: İhraç edildikten sonra geri gelen eşyanın gümrük vergilerinden muaf olarak serbest dolaşıma girebilmesi için bu eşyalara tekabül eden, söz konusu eşyaların ihracatı nedeniyle yararlanılan hak ve menfaatlerin (KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen veya DİİB kapsamında iç piyasadan temin edilen kısmına tekabül eden vergi, resim, vb. yükümlülüklerin) süresi içinde beyan edilerek, ilgili kurum ve kuruluşlara iade edildiğine/ödendiğine ilişkin belgelerin beyannameye eklenmesi gerekir. Bu şartların yerine getirilmesi durumunda, ilgili gümrük idaresine 4210 rejim kodunda beyan edilerek söz konusu eşyalar muafiyete tabi tutularak (Gümrük vergi ve resimler alınmadan) serbest dolaşıma sokulur (Gümrük Yönetmeliği 451.madde, İhracat: 2017/4 sayılı Tebliğ, 30070/18.05.2017 say. ve tar. RG.’de yayımlanan İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği, KDV Genel Uygulama Tebliği).

Örneğin: Türkiye’de faaliyet gösteren  XXX Beta firması tarafından, İran’da bulunan  XXX Gama firmasına Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) kapsamında 500.000-EUR tutarında tarım makinaları satıldığını, ilgili ihracat beyannamesinin gümrük işlemleri tamamlanarak eşyanın yurt dışı edildiğini ve fiili ihracatının gerçekleştiğini (Bahse konu ihracat eşyasının bünyesinde yer alan ithal girdiler nedeniyle 5.000-TL Gümrük Vergisi, 15.000-TL Özel Tüketim Vergisi ve 25.000-TL Katma Değer Vergisi olmak üzere toplam 50.000-TL’nin ithalat sırasında teminata bağlandığı, ihraç eşyasının bünyesinde yer alan ithal girdilerin tedariği için yapılan sözleşmeler ve ilgili serbest dolaşıma giriş beyannameleri için alınması gereken 2.000-TL Damga Vergisinin “İhracat ve Döviz Kazandırıcı İşlemler” nedeniyle alınmadığını, ayrıca 50.000-TL Eximbank İhracat Kredisi kullanıldığını), eşyaların teslim alınmasına müteakip yaptırılan ekspertiz incelemesinde, söz konusu makinelerin sipariş evsafına uymadığı (eşyaların hatalı ve bozuk olduğu) tespit edilerek alıcısı tarafından kabul edilmeyerek satıcıya/Türkiye’ye iade edildiğini, satıcı tarafından da geri gelen söz konusu eşyaların Türkiye’de serbest dolaşıma sokulduğunu varsayalım. Bahse konu eşyaların ihracat nedeniyle teminata bağlanan ve/veya alınmayan tüm vergiler ile yararlanılan tüm teşvik ve desteklerin (örneğimizde de 5.000-TL Gümrük Vergisi, 15.000-TL Özel Tüketim Vergisi ve 25.000-TL Katma Değer Vergisi, 2.000-TL Damga Vergisi ile 50.000-TL Eximbank kredisinin) ilgili kurum ve kuruluşlara geri ödenmesi, iade edilmesi ve buna ilişkin belgelerin ilgili gümrük müdürlüğüne ibraz edilmesi, ithalat beyannamesine eklenmesi gerekir. Bu şartların yerine getirilmesi durumunda, ilgili gümrük idaresine 4210 rejim kodunda beyan edilerek söz konusu eşyalar muafiyete tabi tutularak (Gümrük vergi ve resimler alınmadan) serbest dolaşıma sokulur.

Aksi takdirde, geri gelen söz konusu eşyalar 4010 rejim kodunda beyan edilerek muafiyete tabi tutulmadan (Tekabül eden gümrük vergi ve resimleri tahsili başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri ve ticaret politikası önlemlerinin uygulanması ile eşyanın ithali için öngörülen dış ticarette teknik düzenlemeler ve standardizasyon mevzuatı dahil diğer işlemlerin tamamlanması şartıyla) serbest dolaşıma sokulur.

İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde; a) Alınmayan damga vergisi ve harç tutarının, döviz kazandırıcı faaliyetlerin gerçekleşmeyen kısmına isabet eden tutarı, b) Dahilde İşleme İzin Belgeleri ve Vergi, Resim, Harç İstisnası Belgelerinin iptal edilmiş olması durumunda, alınmayan damga vergisi ve harç tutarları, 213 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ceza ve gecikme faizi ile birlikte geri alınır. Gecikme faizi, kağıdın düzenlendiği veya işlemin yapıldığı tarihten başlayarak hesaplanır (30070/18.05.2017 say. ve tar. RG.’de yayımlanan İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği, KDV Genel Uygulama Tebliği).

– Geri gelen eşyanın DİİB veya Dahilde işleme izni kapsamında yapılan bir ihracata ilişkin olması halinde, söz konusu geri gelen eşyaların Dahilde işleme izin belgesi (DİİB)/dahilde işleme izni süresi (ile varsa verilen ek süreler) içerisinde yeniden ihraç edilerek taahhüdün kapatılması, ihraç taahhüdünün yerine getirilmesi gerekir.

– Dahilde işleme tedbirlerini, dahilde işleme rejimi ve belgede/izinde belirtilen esas ve şartlara uygun olarak yerine getirmeyenlerden; İhracatı gerçekleştirilmeyen ve DİİB kapsamında iç piyasadan temin edilen eşyalara tekabül eden vergi, resim, damga vergisi ve harçlar ile ihracatı gerçekleştirilmeyen ithal eşyalara ilişkin, ithal esnasında alınmayan gümrük vergi, resim, damga vergisi, her türlü harçlar, vb. yükümlülükler ceza ve gecikme faizi ile birlikte, ithal tarihi itibarıyla 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Ayrıca, ithal edilen ve süresi içerisinde ihracatı gerçekleştirilmeyen eşya için 4458 sayılı Gümrük Kanununun 238 inci maddesi hükmü çerçevesinde (Eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı para cezası tahsil edilir.)müeyyide uygulanır.

– Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim birimleri ile Ticaret Bakanlığınca yapılacak inceleme, denetim ve soruşturma sonucunda, başta gümrük beyannamesi veya eki belgeler ile ilgili diğer belgelerin sahte olduğunun veya üzerinde tahrifat yapıldığının ya da gerçeği yansıtmadığının tespiti halinde; bu beyanname ve eki belgeler ile diğer sahte belgelerin dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni ihracat taahhüdünün kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın ve taahhüt kapatma müracaatı beklenilmeksizin beyanname kapsamı ihracata tekabül eden ithalata ilişkin vergi, resim ve harçların, İhracat: 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin 45.maddesi hükümleri çerçevesinde tahsili ve aynı Tebliğin 46.maddesi kapsamında müeyyide uygulanarak, ilgililer hakkında kanuni işlem yapılır (5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Kaçakçılık Hükümleri” ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Belgede Sahtecilik Hükümleri” doğrultusunda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulur).

D- Geri Getirilmeyen (Yurt Dışında İlgili Ülke-Serbest Bölge

     Veya Firmaya Bırakılan, Ekonomik Değeri Olmayan)

     Eşya:

Özellikle otomotiv sektöründe, otomotiv yan sanayi ile beyaz eşya, çeşitli ev gereçleri vb. sektörlerde faaliyet gösteren imalatçı-ihracatçı veya ihracatçı firmaların yaptıkları mamul eşya veya yedek parça ihracatlarında, alıcı tarafından, söz konusu eşyalar teslim alındıktan sonra (herhangi bir üretime, kullanıma, satış ve dağıtıma veya depolamaya tabi tutmadan önce) muayene ve kontrole/ayıklama işlemine tabi tutulduğu, söz konusu eşyalardan bozuk, defolu, kusurlu, hatalı, vb. olanların ayrıldığı ve ayıklandığı, bu işlem sonucunda alıcı tarafından bozuk çıkan eşyaların bedeli kadar “Debit Note” düzenlenerek ihracatçıya/satıcıya gönderildiği, ihracatçı tarafından da bu “Debit Note” tutarları kadar alıcı firmaya para iadesi/döviz transferi yapıldığı yada alıcı firmanın borcundan düşüldüğü, bilahare, ihracatçı tarafından söz konusu bozuk eşyaların ekonomik değer taşımaması, Türkiye’ye geri getirilmesi için ilave olarak yapılması gereken elleçleme, yeniden ambalajlama-paketleme, navlun, sigorta, gümrükleme, imha, vb. masraflar ve ilave maliyet unsurları dikkate alınarak söz konusu eşyaların Türkiye’ye getirilmediği ve ilgili firmaya, ülkeye/serbest bölgeye terk edildiği, sonrasında ise ihracatçı firma tarafından ilgili muhasebe kayıtları ve hesaplarında yapılması gereken düzeltmelerin (Gerçekte gerçekleşen nihai ihracat miktarı ve tutarı, bu tutar üzerinden ihracat nedeniyle yararlanılan hak ve menfaatler örneğin KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen veya DİİB kapsamında iç piyasadan temin edilen kısmına tekabül eden vergi, resim harç istisnası miktarları, Kurumlar Vergisi matrahı, vb.) hiç birisinin yapılmadığı, örneğin: ilgili mükelleflerin söz konusu bozuk çıkan eşyalar için borçlandığı vergiyi, 3065 sayılı Kanunun 35.maddesi doğrultusunda, değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltmedikleri, her hangi bir revizyona gidilmediği, diğer bir deyişle, ihracat nedeniyle yararlanılan tüm hak ve menfaatlerin kullanımı sırasında, gerçekte gerçekleşen nihai ihracat miktarı ve tutarı üzerinden değil de, gümrük çıkış beyannamesinde ve satış/ihraç faturasında belirtilen miktar ve tutar üzerinden işlem yapıldığı, haksız ve yersiz menfaat temin edildiği anlaşılmıştır.

Örnek 1: Üretici  D firması İspanya’da mukim  E firmasına 250.000-EUR tutarında plastikten mamul “Muhtelif araç tamponu” cinsi eşyayı satmış olup, 1520/01.03.2019 sayı ve tarihli satış/ihracat faturasına istinaden düzenlenen ve F Gümrük Müdürlüğü’nde işlem gören 1200/04.03.2019 sayı ve tarihli Gümrük çıkış beyannamesi ile ilgili gümrük işlemleri tamamlanarak 250.000-EUR üzerinden 05.03.2019 tarihinde fiili ihracatı gerçekleştirilmiştir (Bahse konu ihracat eşyasının bünyesine giren/ yüklenilen KDV tutarı  24.000-TL’dir). İthalatçı  E firması söz konusu eşyaları 09.03.2019 tarihinde teslim alarak muayene ve kontrole tabi tutmuş ve eşyaların 25.000-EUR’luk kısmının bozuk, defolu, kusurlu, hatalı olduğunu, sağlam ve kabul edilebilir eşya miktarının ise 225.000-UUR olduğunu tespit ederek ihracatçıya haber vermiştir. İhracatçının talimatı üzerine bozuk çıkan eşyalar Türkiye’ye iade edilmeyip (Türkiye’ye geri gönderilmeyip) İspanya’da imha edilmiştir. Alıcı E firması 11.03.2019 tarihinde düzenlediği 25.000-EUR tutarındaki “Debit Note”yi ihracatçıya/satıcıya göndermiştir. İhracatçı D firması debit note tutarı olan 25.000-EUR’yu alıcı E firmasına iade etmiş veya alacağından düşmüş fakat, ilgili muhasebe kayıtları ve hesaplarında, ihracat miktar ve tutarında, ihracat nedeniyle faydalandığı veya faydalanacağı hak ve menfaatlerde, örneğin KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri tutarlarında herhangi bir düzeltmeye gitmemiş, nihayetinde, gerçekte gerçekleşen ihracat tutarı olan 225.000-EUR üzerinden değil de, aksine gümrük çıkış beyannamesi tutarı olan 250.000-EUR üzerinden işlem yapmış, imha edilen 25.000-EUR’ya tekabül eden istisna, hak ve menfaatlerden de (2.400-TL KDV ile diğer menfaatler) haksız ve yersiz olarak faydalanmıştır.

Örnek 2: Otomotiv yedek parçaları üreten XX Alfa firması DİİB kapsamında işlem görmüş ürün olarak, Romanya’da faaliyet gösteren XX Beta firmasına 100.000-EUR tutarında “stop lambası” cinsi eşyayı satmış olup, 2225/15.04.2019 sayı ve tarihli satış/ihracat faturasına istinaden düzenlenen ve Y Gümrük Müdürlüğü’nde işlem gören 17.200/15.04.2019 sayı ve tarihli Gümrük çıkış beyannamesi ile ilgili gümrük işlemleri tamamlanarak 100.000-EUR üzerinden 16.04.2019 tarihinde fiili ihracat işlemi gerçekleştirilmiştir (Bahse konu ihracat eşyasının bünyesinde yer alan ithal girdiler nedeniyle 1.500-TL Gümrük Vergisi, 4.500-TL Özel Tüketim Vergisi ve 6.000-TL Katma Değer Vergisi olmak üzere toplam 12.000-TL vergi tutarının ithal sırasında teminata bağlandığı anlaşılmıştır). İthalatçı XX Beta firması söz konusu eşyaları 18.04.2019 tarihinde teslim alarak muayene ve kontrole tabi tutmuş ve eşyaların 10.000-EUR’luk kısmının bozuk, defolu, kusurlu, hatalı olduğunu, sağlam ve kabul edilebilir eşya miktarının ise 140.000-EUR olduğunu tespit ederek ihracatçıya haber vermiştir. İhracatçının talimatı üzerine bozuk çıkan eşyalar Türkiye’ye geri gönderilmeyip/iade edilmeyip Romanya’da imha edilmiştir. Alıcı XX Beta firması 19.04.2019 tarihinde düzenlediği 10.000-EUR tutarındaki “Debit Note”yi ihracatçıya/satıcıya göndermiştir. İhracatçı XX Alfa firması debit note tutarı olan 10.000-EUR’yu alıcı XX Beta firmasına iade etmiş (Sonuçta, gümrük çıkış beyannamelerine göre bir yıl boyunca yapılan ihracat toplamı 1.000.000-EUR iken, bunun 100.000-EUR’luk kısmı bozuk, defolu, kusurlu, hatalı olduğu için sayılmayan ihracat miktarı olup, gerçekte gerçekleşen ihracat tutarı 900.000-EUR olarak gerçekleşmiştir.) fakat, ihracatçı XX Alfa firmasının ilgili muhasebe kayıtları ve hesaplarında, ihracat miktar ve tutarında, ihracat nedeniyle faydalandığı veya faydalanacağı hak ve menfaatlerde, örneğin KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, vb. tutarlarında herhangi bir düzeltmeye gidilmemiş, nihayetinde, gerçekte gerçekleşen ihracat tutarı olan 90.000-EUR (Yıllık 900.000-EUR üzerinden) değil de, aksine gümrük çıkış beyannamesi tutarı olan 100.000-EUR (Yıllık 1.000.000-EUR) üzerinden işlem yapmış, 10.000-EUR, (Yıllık 100.000-EUR) yurt dışında imha edilen, Türkiye’ye getirilmeyen, gerçekte gerçekleşmeyen eşyaya tekabül eden istisna, hak ve menfaatlerden (örneğin: 150-TL GV, 450-TL ÖTV, 600-TL KDV “Yıllık= 1.500-TL GV, 4.500-TL ÖTV, 6.000-TL KDV” olmak üzere toplam 1.200-TL “Yıllık 12.000-TL” vergi ile diğer menfaatlerden) haksız ve yersiz olarak faydalanmıştır.

Kısacası, Yapılacak sonradan kontrol ve firma incelemeleri ile vergi incelemelerinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114.maddesinde belirtilen zamanaşımı süresi (Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.) dikkate alınarak, firmaların 120 (Yurt Dışı Alıcılar) Hesabı ve ilgili diğer ihracat hesaplarının ayrıntılı incelenmesi, ihraç edilen eşyalardan bozuk, defolu, kusurlu, hatalı olmaları, … vb. nedenlerle alıcısı tarafından satıcısına/Türkiye’ye iade edilen (geri gelen eşya) veya satıcısına iade edilmeyip, satıcının isteği üzerine ilgili ülkeye terk edilen, çöpe atılan veya bu ülkede imha edilen eşyaların miktar ve tutarlarının tespit edilerek, ihracat nedeniyle bu tutarlar üzerinden alınan yada faydalanılan hak ve menfaatlerin (KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat Kredileri, söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen veya DİİB kapsamında iç piyasadan temin edilen kısmına tekabül eden vergi, resim, vb. yükümlülüklerin) süresi içinde ilgili kurum ve kuruluşlara iade edilmesine/ödenmesine ilişkin işlemlerin kontrol edilmesi, haksız veya yersiz olarak yararlanıldığı tespit edilen hak ve menfaatlerin iadesinin sağlanmasının gerektiğini düşünmekteyiz.

– Geri gelen eşya ile satıcısına iade edilmeyip, satıcının isteği üzerine ilgili ülkeye terk edilen, çöpe atılan veya o ülkede imha edilen eşyaların DİİB/Dahilde işleme izni kapsamında yapılan bir ihracata ilişkin olması halinde, söz konusu eşyalara ilişkin DİİB/dahilde işleme izni süresi (ile varsa verilen ek süreler) içerisinde geri gelen eşyaların yeniden ihraç edilerek ve geri getirilmeyen eşyalar içinde DİİB/dahilde işleme izninde gerekli revizyonun yapılarak taahhüdün kapatılması, ihraç taahhüdünün yerine getirilmesi gerekir.

Mali Yönden Eleştirel Bir Yaklaşım; YMM Mesut ZURNACI’nın Eleştirisi: “İhraç olup yurtdışından geri gelmeyen (çöpe atılan/çöp olan) mallarla ilgili; uygulamada fiilen geri gelmeyen mallar için genelde yurt dışındaki firma tarafından Türk firmasına debit note (borçlandırma notu) kesilmektedir. Debit Note’nin temin edilemediği durumlarda ise Türk firması tarafından Credit Note (alacaklandırma notu) kesilmektedir.   Bu belgelerdeki bedeller bir fiyat farkı gibi gider yazılmakta ancak  ihracatçı Türk firmanın KDV iadesinde bir azaltım yapılmamaktadır. Bununla birlikte kimi zaman ihracat bedellerini yüksek tutarda düşürücü fiyat farkları KDV iadesinde azaltım yapma zorunluluğunu doğurmaktadır. Örneğin, 100.00,00 TL ihracatta KDV iade talebi 15.000,00 TL olsun. Kural olarak KDV iade alacağı toplam satışın %18’ini geçememektedir.  15.000,00 (%15)  iade de bir sorun görünmemektedir. Ancak bu örnekte alıcı firma tarafından 30.000,00 TL debit note kesilmesi durumunda, net ihracat 70.000,00 TL olmaktadır. 70.000,00 x %18 = 12.600,00 TL. Yani 15.000,00 – 12.600,00 = 2.400,00 TL kdv iadesinin mükellef tarafından Maliye’ye geri iade edilmesi gerekir. Bunun haricinde fiilen geri gelmeyen mallar için KDV iadesinin düşürülmesini sağlayacak bir mekanizma bulunmamaktadır. Dolayısıyla geri gelmeyen değersiz hale düşen malların fiyat indirimine ilişkin ihracat tutarını düşürücü mahiyetteki işlemlerin kötüye kullanımı mümkün olduğundan, bu tür işlemlerin KDV iadesine etkisinin dikkate alınarak gerekli ve etkin kanuni düzenlemelerin yapılması yerinde olacaktır.” (Mesut ZURNACI – MZ YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE BAĞIMSIZ DENETİM).

Sonuç:

Ülkemizde İhracat, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler, Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetler çeşitli şekillerde teşvik edilmekte, KDV istisnası, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, vb. ayrıcalıklara tabi tutulmaktadır. Uygulanan teşvik tedbirlerinin amacına ulaşması, haksız rekabetin, haksız kazancın ve oluşacak kamu zararının önüne geçilebilmesi için Ticaret Bakanlığı’nca yapılacak sonradan kontrol ve firma incelemeleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yapılacak vergi incelemelerinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114.maddesinde belirtilen zamanaşımı süreside dikkate alınarak, firmaların 120 (Yurt Dışı Alıcılar) Hesabı ve ilgili diğer ihracat hesaplarının ayrıntılı incelenmesi, ihraç edilen eşyalardan bozuk, defolu, kusurlu, hatalı olmaları, … vb. nedenlerle alıcısı tarafından satıcısına/Türkiye’ye iade edilen (geri gelen eşya) veya satıcısına iade edilmeyip, satıcının isteği üzerine ilgili ülkeye terk edilen, çöpe atılan veya bu ülkede imha edilen eşyaların miktar ve tutarlarının tespit edilerek, ihracat nedeniyle bu tutarlar üzerinden alınan yada faydalanılan hak ve menfaatlerin (KDV, ÖTV, Damga Vergisi ve Harç İstisnası, Yararlanılan İhracat ve Eximbank kredileri, söz konusu eşyaların bünyesinde bulunan ve DİİB veya Dahilde İşleme İzni kapsamında ithal edilen veya DİİB kapsamında iç piyasadan temin edilen kısmına tekabül eden vergi, resim, vb. yükümlülüklerin) süresi içinde ilgili kurum ve kuruluşlara iade edilmesine/ödenmesine ilişkin işlemlerin kontrol edilmesi, haksız veya yersiz olarak yararlanıldığı tespit edilen hak ve menfaatlerin iadesinin sağlanması gerekir.

Kaynakça:

  • ÇOBAN Kerim, “İhracat, İhracatta Geri Gelen Eşya İle Yurt Dışından Getirilmeyen (Yurt Dışında İlgili Ülke-Serbest Bölge Veya Firmaya Bırakılan, Ekonomik Değeri Olmayan) Eşya”, Gümrük ve Ticaret Dünyası Dergisi, Sayı 100, Yıl 2019/1.
  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu.
  • Gümrük Yönetmeliği.
  • 95/7623 sayı ve 22.12.1995 tarihli İhracat Rejim Kararı.
  • Mer-i İhracat Yönetmeliği.
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
  • Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği.
  • 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu.
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu.
  • 2005/8391 sayılı Dahilde İşleme Rejim Kararı.
  • Dahilde İşleme rejimi Tebliği (İhracat: 2006/12).
  • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin (İhracat Bedelleri Hakkında        2018-32/48 sayılı) Tebliğ.
  • Merkez Bankası İhracat Genelgesi (2018/Bilâ).
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
  • 30070/18.05.2017 say. ve tar. RG.’de yayımlanan İhracat ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği.
  • 2017/4 Sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ.
  • Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun 06.04.2018 tarih ve 2018/12 sayılı Kararı.

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Borca Batıklık, Pay Senedi Basımı, Bazı Hesap Kodları

Bugünkü yazımız 3 bölümden meydana gelecektir.

1. Borca batıklık durumu TTK. Madde 376
TTK. 376 maddesinin 1 nolu bendi: Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar demektedir.
Devamı olan bentlerde nasıl kararlar verileceği ve özellikle şirketin değerleme yapılarak sermayenin karşılıksız kalıp kalmadığının araştırılacağı anlatılmaktadır.
Türkiye’de bağımsız denetimin yaygınlaşması ve özellikle Kamu Gözetimi Kurumunun kararlarından sonra TTK’nın bu maddesinin incelenerek değiştirilmesi gerekmektedir.
Kanunun 376’ıncı maddesi vergi bilançosuna göre kanuni yedek akçeler ile sermaye toplamından bahsetmektedir.
Buna göre zarar sebebiyle sermayenin yarısı veya daha fazlası karşılıksız kalırsa neler yapılacağı maddede işlenmiştir.
Oysa, bağımsız denetim sisteminde zaten gerekli düzenlemeler yapılmış ve artık bağımsız denetime tabi bütün işletmeler en az BOBİ FRS sistemi ile denetime tabidir. Özellikle Türkiye Finansal Raporlama Sistemine göre yapılan bağımsız denetime tabi olan şirketlerde, şirketin bilançosu değerlendirilmekte ve bilanço ile özkaynaklar buna göre bulunmaktadır.
Tabii ki bağımsız denetim esaslarına göre bulunan özkaynaklarda kayıtlı sermaye ve yedek akçelerin toplamı kanunun 376’ıncı maddesindeki 2 ve 3. bentteki işlemler yapılmış durumdadır. Bu durumda da TTK 376. maddenin 1-2 ve 3. fıkraları bağımsız denetim yapılan firmalar açısından bir önem arz etmemektedir.
Ancak, herhangi bir mahkeme durumunda bilirkişiler, kanununu 376. maddesini göz önünde bulundurmakta, bağımsız denetim esaslarını ise dikkate alıp almayacakları o bilirkişinin insiyatifine kalmaktadır.
Bu tip duraksamaları da önleyebilmek için sözün kısası TTK. 376. maddesi UFRS-TFRS ve BOBİ FRS esasları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.

2. Anonim şirketlerde pay senedi basımı:
TTK. 486. maddesi pay senetlerinin bastırılmasını hüküm altına almıştır.
Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır.
Yönetim Kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur.
Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühabere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır.
Özellikle yeni Türk Ticaret kanunundan sonra Anonim şirketlerin faydası, etkinliği ve vergisel açıdan avantajları daha iyi anlaşıldığından, limited şirketten anonim şirkete dönüşler çoğalmıştır.
Bu sebeple pay senetlerinin 3 (üç) ay içinde bastırılması daha da önem kazanmıştır.
Gerek dönüşümle kurulan ve gerekse yeni kurulan şirketlerin pay senetlerinin bastırılmasını tavsiye ediyoruz.
3. Tek Düzen Hesap Sisteminde bazı hesap kodları halen kullanılması tavsiye edilmesine rağmen Tek Düzen Hesap Sistemi tebliğlerine alınmadığı için kullanılamamaktadır.
Örnek olarak af yasasından dolayı doğan kanunen kabul edilmeyen giderlerin kaydedildiği 296 nolu hesabı ve özkaynaklar içinde bulunan ve geri alınan hisselerin kaydedildiği 514 numaralı hesabı verebiliriz.
Şu anda Kamu Gözetimi Kurumu hesap planı konusunda detaylı bir çalışma yapmaktadır.
Maliye Bakanlığının da Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğlerinde ve Beyanname programlarında gerekli düzenlemeleri yaparak mesleğe yardımcı olması muhakkak ki iyi olacaktır diye düşünmekteyim.

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Babalık İzninin İhbar Süresine Etkisi

Şahitlik ettiğimiz çağ insanlık tarihi boyunca benzeri görülmemiş ekonomik ve sosyal dönüşümleri de içinde barındırıyor. Post modern ilişkiler yumağına sarılmış günümüz insanının; iş, aile ve çalışma hayatında karşılaştığı sorunlara çözüm üreterek iş-yaşam dengesini uyumlaştıracak sosyal politika araçlarına olan ihtiyacı ise gün be gün artıyor.

Babaların da izni var

Toplumun temel yapın taşını oluşturan aile kurumunun en tatlı meyvesi çocuktur. Çocuk sahibi olmak büyük mutlulukların yanı sıra sorumlulukları da sırtlanmayı gerektirir. Doğum sonrasında duygu yoğunluğunun paylaşılması ve kişilerin üstlerine düşen sorumluluklarını yerine getirebilmelerine fırsat vermek adına çalışma hayatına virgüller koyma lüzumu hissedilebilir. İşte 4857 sayılı kanun da bu hissiyata cevapsız kalmamış, “İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir.” Hükmünü getirmiştir. Dikkat edilirse Kanun’da “İş günü” ibaresi kullanılmamıştır. Bu nedenle Hafta tatili, resmi ve dini bayramlar babalık izni süresini etkilemeyecektir.

İş sözleşmesinin feshinde ihbar süresine dikkat

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işçi veya işveren tarafından feshedileceği durumlarda, fesih bildiriminde bulunacak tarafın karşı tarafa belli bir süre önceden bildirimde bulunması gereklidir. İş Kanununun 17. Maddesine göre;

“İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,

Feshedilmiş sayılır.” Takvim günü üzerinden belirlenen ihbar süresinin; hafta tatili, resmi ve dini bayramlar denk gelmesi durumunda süre ilavesi yapılmaz.

İhbar süresinde izin kullanılır mı?

İhbar süresinin bölünmeksizin kullandırılması esastır. İhbar süresini kullanan işçinin 4857 Sayılı Kanununun 27. Maddesinde yer alan “Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur.” Hükmü gereği kullandığı iş arama izinlerini ise bölünmezlik ilkesinde istisna olarak değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla iş arama izni dışında işçiye örneğin yıllık izin verilemez ve yıllık izin ile ihbar öneli iç içe geçemez. Yargıtay görüşü de bu yöndedir[1].

İhbar süresinde alınan raporun etkisi nedir?

İhbar süresi içinde rapor alan işçinin durumu hakkında iş mevzuatında net bir hüküm mevcut değildir. Yaygın olan ve Yargıtay tarafından kabul gören uygulama ihbar süresinin alınan rapor süresince durması şeklindedir[2]. Buna göre rapor alan işçinin ihbar süresi raporlu gün kadar uzayacaktır.

İhbar süresinde baba olan işçinin durumu ne olur?

Tıpkı rapor alan işçide olduğu gibi babalıktan dolayı işçinin kanuni iznini kullanmasının ihbar önelini nasıl etkileyeceği belirsiz bir durumdur. Uygulayıcılar için üç yöntem gündeme getirilebilir. Birincisi İhbar süresinde baba olan işçinin babalık izni ile ihbar süresini birleştirmektir ki iznin kullandırılması asıl olduğundan sakınca içerir. İkincisi ihbar süresinde baba olan işçinin ihbar süresini babalık izninin bitimiyle sanki hiç kullanılmamış gibi en başından başlatmaktır. Bu durumda ihbar süresi kanunda tanımlanmış süreyi aşacak şekilde uzayacaktır. Son yöntem ise tıpkı rapor alan işçide olduğu gibi baba olan işçinin ihbar süresinin babalık izni süresince durması şeklindedir. Hakkaniyete uygun çözümün bu sonuncusu olacağı kanaatindeyim.

Faydalı olması dileğiyle


[1] Yıllık izin ile ihbar öneli iç içe geçemeyeceğinden yıllık izinin ihbar önelinden önce kullandırılması asıl olup hiçbir şekilde ihbar öneli ile yıllık izin iç içe girmemelidir. Davalının ihbar önelinin son iki haftalık kısmında yıllık izin kullandırması sebebiyle ihbar önelinin bölünmezliği ilkesi ihlal edildiğinden ihbar tazminatı talebinin kabulü yerindedir(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2016/17771 E. 2016/17890 K. Sayılı ve 31.10.2016 tarihli kararı)

[2] Davalı işçinin 1475 sayılı İş Kanununa göre çalışma süresini dikkate alarak 8 haftalık önel vermek suretiyle hizmet akdini feshedeceğini davacı bankaya bildirmiştir. Ancak önel içinde toplam 35 gün istirahat raporu

almıştır. ….. Ayrıca belirtmek gerekir ki önel vermek suretiyle fesih bildiriminde taraflardan hangisi bulunursa bulunsun şayet isçi istirahat raporu almış ise raporlu süreyle ihbar öneli iç içe giremez. Bu nedenle rapor süresi kadar ihbar önelinin uzatılmış olduğu kabul edilmelidir.”(Yarg. 9. HD, 4.3.1999 E. 1999/2826, K. 1999/4097)

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İşverenlerin Dikkatine, Bankaya veya Kamu Kurumlarına Çalışanlarınızın Maaş Bordrosu Verirken Dikkat Ediyormusunuz?

1-GİRİŞ

Birçok işveren veya çalışanların kendileri bordro veya herhangi bir belge ile ne kadar maaş aldıklarını bankalara, kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi mahiyetinde vermektedir. Özellikle bankalardan fazla kredi çekmek için Sosyal Güvenlik Kurumuna (bundan sonar “Kurum” diye anılacaktır) beyan edilen tutarlardan farklı tutarlarda maaş beyan edilebilmektedir. İşte bu beyan edilen tutarların bankalar ve birçok kamu kurum ve kuruluşları tarafından Kuruma bilgi mahiyetinde bildirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu makalede bu bildirimin yasal dayanakları kısaca anlatılacaktır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 8 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 100 üncü maddesi gereğince,  bankalar ve kamu idareleri ile diğer kurum ve kuruluşların, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımında tescilli olup olmadıklarını kontrol etme yükümlülüğü ile Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılacak protokollerle bilgi ve belge istenmesinin yasal alt yapısı oluşturulmuştur.

Mezkûr kanun maddelerine dayandırılarak 06.12.2013 tarihinde “ Bankalar ve Kamu İdareleri Tarafından Yapılacak Olan Sigortalılık Kontrolü ile Kurum ve Kuruluşlardan Bilgi ve Belgelerin Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” resmi gazetede konu ile ilgili yönetmelik yayımlanmış ardından 10.06.2014 tarihinde de “Bankalar ve Kamu İdareleri Tarafından Yapılacak Olan Sigortalılık Kontrolü ile Kurum ve Kuruluşlardan Alınacak Bilgi ve Belgelere Dair Tebliğ” yayımlanmıştır.

İşverenlerin, meslek mensuplarının ve çalışanların konu ile ilgili dikkat etmesi gereken hususlar kısaca özetleyip, işverenlerin cezai müeyyidelerle karşı karşıya kalmamaları amaçlanmıştır.

II- BİLDİRİM ZORUNLULUĞU

5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendinde belirtilen kurumlar ile ödenmiş sermayesinin %50 den fazlasına sahip oldukları ortaklık ve işletmelerden Türk Ticaret Kanuna tabi olmayanlarla özel kanunlara personel çalıştıran diğer kamu kurumlarıdır. Mezkûr tebliğin 6 ncı maddesinde hangi kurum ve kuruluşun hangi bildirimin yapacağını belirtmiştir. Konuyu Bankalar ve Kamu İdareleri olarak iki ayrı bölüm halinde inceleyelim.

A-Bankaların Bilgi Verme Yükümlülükleri

Bankalar mezkûr tebliği 4 ve 5 inci maddelerinde ayrıntılı bir şekilde hangi işlemleri bildireceği açıklanmıştır. Çalışanlara ait maaş ödemelerini, meslek bilgilerini, işe başlama tarihlerini il bazında kuruma bildirmek zorundadır. Ayrıca tebliğin 5 inci maddesinin 5 inci bendinde ticari kredi niteliğini taşımayan kredi talepleri ile kredi kartı verilmesinde, bir işyeri hizmet akdi ile çalışanlardan ücret bordrosu alması halinde ücret bordro bilgileri kurum tarafından sağlanan elektronik alt yapı üzerinden veya manuel olarak kuruma göndermesi zorunludur.

İşle ilgili olsun veya olmasın bankalara verilen ücret bordroları bankalar tarafından Kuruma bildirilmek zorunda olduğu mezkûr mevzuattan anlaşılmaktadır.

B-Kamu İdarelerinin Bilgi Verme Yükümlülükleri

Tebliğin 6 ila 31 inci maddesin bildirim yapması gereken kurum ve kuruluşlar sayılmıştır. Bu kurumların hangi bilgileri vereceğini detaylı bir şekilde anlatılmıştır, burada yazmamız halinde çok uzun olacağı için sadece isimlerini anmamız yeterli olacaktır. Detaylı bilgilere mezkûr yönetmelik ve tebliğden bakılabilir.  Bakanlıkların isimleri değişmiş olabilir. Kafa karışıklığına sebebiyet vermemek için tebliğdeki isimleri ile telaffuz edilecektir.

Adalet Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Bağımsız Spor Federasyonları, Banka Sandıkları, Basın İlan Kurumu, Borsa İstanbul, Kamu İhale Kurumu, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği, Türk Patent Enstitüsü,  Yüksek Öğretim Kurulu kurumlarından kuruma bilgi göndermek zorundadır.

Neredeyse yurdumuzun tüm kurum ve kuruluşlarını kapsayan bir bilgi havuzu oluşturmuştur.

Bildirimler banka ve kamu idareleri tarafından bir sonraki ayın son gününe kadar kuruma elektronik ortamda gönderilmektedir. Bilgileri kuruma gönderilmemesi veya geç göndermeleri halinde 5510 sayılı kanunun 102 inci maddesine göre idari para cezasına muhatap olacaklardır.

III- DEĞERLENDİRME

Görüldüğü gibi Sosyal Güvenlik Kurumu tüm bankalardan ve neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi istemekte ve kayıt dışı veya eksik ödenen primleri tespit etmek için gerekli alt yapıyı oluşturmuş durumdadır. Herhangi bir banka veya kamu kurum ve kuruluşuna çalışma hayatı ile ilgili bir belge, bilgi ibraz edildiği vakit mutlak surette bordrodaki rakam bildirilmelidir. Farklı sebeplerden dolayı bankalara veya kamu kurumlarına beyan edilen tutarlar, aylık hizmet listesindeki tutarlar ile farklılık arz etmesi durumunda işverenler açısından ileride acı ve elem verici cezalara sebebiyet verebilir. Konu hassas olduğu ve önem arz ettiği için tüm tarafların gerekli dikkat ve özen göstermesi gerekmektedir.

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Matrah Artırımı Yapan Mükelleflerde Sahte Belge Çıkması Halinde Yapılacak İşlemler Hakkında Bir Özelge

Hazine ve Maliye Bakanlığı 01.03.2019 tarihinde yayınladığı bir yazıda (01.03.2019 gün ve 33238 sayılı yazı) 6736 sayılı Yasa kapsamında matrah artırımında bulunan mükelleflerden, haklarında sahte belge kullandıkları yönünde olumsuz tespit bulunanların, tespite ait açıklamada bulunmamaları veya düzeltme işlemi yapmamaları ve düzeltme işlemi sonucunda artırımda bulunulmayan bir dönemde ödenecek vergi çıkması durumunda kaydırma yapma suretiyle gerekli tarhiyat işlemlerinin incelemeye sevk edilmeden doğrudan yapılıp yapılamayacağı ile  7143 sayılı Yasa’ya göre matrah artırımında bulunan ve aynı zamanda hakkında sahte belge kullanma tespiti yapılan mükellefler ilgili özel esaslara alma hususunda ödeme şartının beklenip beklenilmeyeceği, ödeme yapmamış olan mükelleflerden teminat istenip istenmeyeceği ve teminat istenecekse taksitli tutarların tamamı için mi yoksa vadesi en yakın olan taksit için mi teminat istenecek hakkındaki tereddütlere açıklık getirilmiştir.

Buna göre;

  1. 6736 sayılı Yasa’ya göre matrah artırımında bulunanlar hakkında artırımda bulundukları yıl veya yılların içerdiği dönemler itibari ile KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. (6736 sayılı Yasa 1 seri nolu tebliğ bölüm: D)
  2. Artırımda bulunan yılarlı izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki dönemlere devreden KDV yönünden” vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için tarhiyat önerilmeyecek, elde edilen veriler artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir.
  3. Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden veya ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleriyle sınırlı olarak tarhiyat yapılabilecektir.
  4. KDV artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak, mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere, 6736 sayılı Kanunun 5. Maddesinin 7. Fıkrasında düzenlenen bir aylık inceleme süreç şartı aranmaksızın inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
  5. 6736 sayılı Yasa hükümleri kapsamında KDV artırımında bulunulan dönemlere ilişkin olarak, yapılacak olan incelemeler sonucunda “Sonraki döneme devreden KDV beyan edilmiş olan dönemler için azami olarak sonraki döneme devreden KDV tutarı kadar düzeltme yapılabilecek olup, yapılan düzeltme işlemlerinin ödenmesi gereken KDV , hesaplanan bir döneme kadar sürdürülmesi ve bu dönemin artırımda bulunulmayan bir dönem olması halinde gerekli tarhiyatın vergi dairesi müdürünce yapılacak inceleme sonucu ile gerçekleştirmesi mümkündür.
  6. Sonuç olarak, 7143 sayılı Yasa kapsamında matrah artırımında bulunanlar ödemelerini düzenli olarak devam ettirmeleri halinde, artırımda bulundukları yıllarda alım yaptıkları olumsuz mükelleflerle ilgili yapılacak tespitler nedeni ile özel esaslar kapsamına alınmaması ve teminat istenmesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Ancak, ödemelerin aksatılmaması zorunludur. Gerek 6736 ve gerekse 7143 sayılı Yasa kapsamında KDV artırımı hükümlerini ihlal etmeleri durumunda, söz konusu mükellefler anılan Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını kaybedeceklerinden, bu mükellefler hakkında tespit tarihi itibariyle söz konusu kanunlar kapsamında KDV artırımına hiç başvurmamışlar gibi “özel esaslar” uygulamasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Mevsimlik İşçinin Hakları Nelerdir? / Ahmet Kıvanç

Turizm ve tarım başta olmak üzere bazı sektörlerde her yıl milyonlarca mevsimlik işçi çalışıyor. Tarım sezonu başlarken, turizm sektörü de sezon hazırlıklarını sürdürüyor. Peki bu sektörlerde çalışan mevsimlik işçilerin hakları nelerdir? Mevsimlik işçiler kıdem tazminatını nasıl alabilir? Mevsimlik işçilerin yıllık izin hakkı var mıdır? Habertürk’ten Ahmet Kıvanç, mevsimlik işçilerin haklarını yazdı.

Faaliyetlerin yılın belli dönemlerinde yoğunlaştığı turizm ve tarım sektörlerinde iş sözleşmeleri mevsimlik yapılıyor. Mevsimlik iş sözleşmeleri, belirli süreli (bir sezonluk) yapılabileceği gibi, belirsiz süreli de olabilir. Belirli süreli olarak tek mevsimlik yapılmış sözleşmeler, sezon bitiminde sona erer. Belirli süreli mevsimlik sözleşmede işveren sezon sonunda ihbar ve kıdem tazminatı ödemez.

Sözleşme belirsiz süreli de olsa işveren ilk sezonun sonunda ertesi yıl çalıştırmayacağını bildirdiğinde de ihbar ve kıdem tazminatı yükümlülüğü doğmaz. Buna karşılık, sezon sonunda herhangi bir bildirimde bulunmayıp, ikinci sezon başında işçinin işe çağrılmaması halinde işveren iş akdini feshetmiş sayılıyor. Bu durumda işverenin ihbar ve kıdem tazminatı yükümlülüğü doğuyor. Ancak, işveren yeni sezonda çalıştırmak istediği halde işçi gelmezse ihbar ve kıdem tazminatı alamaz.

İKİ YIL ÜST ÜSTE ÇALIŞMA KOŞULU

İşverenin peş peşe sezonluk sözleşme yapması halinde de işçinin ihbar ve kıdem tazminatı hakkı doğuyor. İşveren, tek sezonluk sözleşme imzaladığı işçiyi iki sezon üst üste çalıştırırsa, bir sonraki sezonda işe almadığında ihbar ve kıdem tazminatı ödemek zorunda.

KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR?

Kıdem tazminatı, çalışılan her yıl için bir aylık brüt ücret üzerinden hesaplanıyor. İhbar tazminatı ise iş sözleşmesi 6 aydan az süren işçi için 2 hafta; 6 aydan 1.5 yıla kadar süren işçi için 4 hafta; 1.5 yıldan üç yıla kadar süren işçi için de 6 hafta üzerinden ödeniyor. Üç yıldan fazla çalışan işçi için ise 8 haftalık ücret tutarında ihbar tazminatı ödenmesi gerekiyor.

Örneğin, beş yıl süreyle her sezonda 7 ay çalışan bir işçi 2 aylık brüt ücretin yanı sıra 11 aylık döneme karşılık bir aylık brüt ücretin 12’de 11’i oranında kıdem tazminatına hak kazanır. Bu işçiye ayrıca, toplam çalışma süresi 3 yılı aştığı için 2 aylık ücret tutarında ihbar tazminatı ödenir.

Mevsimlik işçilerin kıdem tazminatı hesaplanırken, fiilen çalıştığı dönemler dikkate alınıyor. Sezon bitiminde sözleşmenin askıda olduğu süreler kıdem tazminatı hesabına dahil edilmiyor.

Özellikle turizm sektöründe bazı tesisler sezon bitiminde daha az işçiyle çalışmaya devam edebiliyor. Mevsimlik iş sözleşmesi yapılmasına rağmen, sezon bitiminde devam eden işçinin çalışma süresi 11 ayı aşarsa, o sözleşme mevsimlik olmaktan çıkıyor.

Mevsimlik işçi sezon dışında aynı işverene ait başka bir iş yerinde çalışmaya devam ettiği takdirde de yılın tamamı kıdem tazminatı hesabına dahil edilir.

ÜCRETLİ İZİN HAKLARI YOK

Aynı işverene bağlı işyerinde sürekli veya “aralıklı” olarak 12 ay çalışan işçiler yıllık izin hakkı elde eder. Aralıklı çalışma ile mevsimlik çalışmanın karıştırılmaması gerekiyor. Ancak, niteliği itibarıyla mevsimlik iş olmadığı halde aralıklı çalıştırılan işçinin mevsimlik işçi gibi gösterilmesi hukuken geçerli değil. Bu şekilde mevsimlik gösterilen ve gerçekte “aralıklı” çalıştırılan işçiler, 12 aylık toplam çalışmanın ardından yıllık izin hakkı elde ederler.

Buna karşılık, mevsimlik işçiler sezonluk çalıştıkları için ücretli izin hakkından yararlanamazlar. İş Kanunu, “Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanların” yıllık ücretli izin alamayacağını öngörüyor.

Mevsimlik işlerin yürütüldüğü iş yerlerinde, örneğin Akdeniz sahilindeki bir otelde devamlı çalışan işçiler ise yıllık izin hakkından yararlanabilirler.

MEVSİMLİK İŞÇİLERE İŞSİZLİK MAAŞI

İşsizlik sigortası fonuna mevsimlik işçilerin ücretlerinden de prim kesiliyor. Yüzde 2 oranındaki primin yarısını işçi, yarısını işveren ödüyor. Mevsimlik işçiler, son 3 yılda en az 600 gün sigortalı ve son 120 günde prim ödenmesi koşuluyla, işsizlik maaşı alabilirler. 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olanlara 180 gün; 900 gün sigortalı olanlara 240 gün; 1080 gün sigortalı olanlara da 300 gün süreyle işsizlik ödeneği veriliyor.

TURİZMDE 6 AYA KADAR DENKLEŞTİRME

İş Kanunu uyarınca haftalık çalışma süresi 45 saattir. Bu sürenin aşılması durumunda fazla mesai ödenmesi gerekir. İşçi ile işverenin anlaşması halinde haftalık 45 saatlik çalışma süresi, haftanın çalışılan günlerine günde 11 saati aşmamak koşuluyla farklı şekilde dağıtılabilir. Bu durumda, yoğunlaştırılmış iş haftası veya haftalarından sonra işçinin daha az sürelerle çalıştırılması suretiyle, toplam çalışma süresi, çalışması gereken toplam normal süreyi geçmeyecek şekilde denkleştirilir. Denkleştirme işlemi iki ayda gerçekleştirilebiliyor. Turizm sektöründe ise denkleştirme süresi 4 ay olarak uygulanıyor. Toplu sözleşmeyle bu süre 6 aya kadar uzatılabilir.

 

Kaynak : http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=27022

Vergilendirmede Yapılan Hatalar ve Düzeltme

Vergi mükellefleri, sık olmasa da bazen vergilendirmede bazı hatalarla karşılaşabilmektedir. Bu hatalar mükellefin kendisinden de kaynaklanabildiği gibi vergi dairesi veya incelemeye yetkili olanlarca da kaynaklanabilmektedir. Vergi Usul Kanununun (V.U.K.) 116. Maddesinde “vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır” şeklinde tarifi yapılmıştır. Bu şekilde yapılan hatalar neticesinde vergi mükellefi gerekli belge ve kanıtları sunarak düzeltme talebinde bulunabilir.

1. Vergilendirmede Yapılan Hesap Hataları:

Vergilendirme esnasında yapılabilecek hesap hataları V.U.K. 117.maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre hesap hataları aşağıdaki nedenlerden olabilmektedir;

  • Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
  • Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
  • Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

2. Vergilendirmede Yapılan Hatalar:

Vergilendirme esnasında yapılabilecek hatalar V.U.K. 118.maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre vergilendirmede yapılabilecek hatalar aşağıdaki nedenlerden olabilmektedir;

  • Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır.
  • Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
  • Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
  • Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

3. Vergilendirme Hatalarının Meydana Çıkarılması:

Vergilendirmede yapılabilecek hatalar aşağıdaki yollarla ortaya çıkarılabilir;

  • İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile
  • Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile
  • Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile
  • Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile
  • Mükellefin müracaatı ile

4. Vergi Hatalarının Düzeltilmesi:

Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir. Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe iade edilir. Düzeltme fişinin bir nüshası, iade edilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı düşmüş olur.

İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları saklıdır. Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.

Vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay’dan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, evvelki maddelerde yazılı usul dairesinde düzeltilebilir. Şu kadar ki; düzeltmenin yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar verilmemiş olması şarttır.

5. Düzeltme İşlemlerinde Zamanaşımı:

Düzeltme işlemlerinde zamanaşımı, vergi hatasının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde zamanaşımına uğrar. Süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. Ancak, düzeltme zamanaşımı süresi;

  • Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
  • İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
  • İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre haczin yapıldığı tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamaz.

Faydalı olması dileğiyle

07.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com