Şekli Eksiklik Esası Ne Ölçüde Etkiler?

Bu köşede zaman zaman, yorumda sınırla, kanunlarda yer alan şekli şartların esası ne ölçüde etkilediğiyle ilgili makaleler yazıyorum.

En son 11 Ekim 2023 tarihinde yazdığım “Yorumda sınır” başlıklı makalede, Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 28.11.2022 tarih; E:2019/8946 K:2022/7054 ve E:2019/8941 K:2022/7053 sayılı kararlarına konu bir örnek olaydan bahsetmiş ve Danıştayın konuya bakışını özetlemiştim.

Önce, bahsettiğim yargı kararlarına konu olayı ve Danıştay tarafından verilen kararı kısaca hatırlatayım. Sonra da benzer bir başka örnek olayı ve yine bu olayda Danıştay tarafından verilen kararı özetleyeyim.

Daha önce yazdığım makaleye konu somut olayda, aktife kayıtlı bir taşınmazın satışı, satıştan doğan kazancın da %75’lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna tutulması söz konusu idi. Olayda satışı yapan kurum istisnadan yararlanmış, ancak istisna kazancı yasada açık hükme rağmen özel bir fon hesabına koymamıştı. Kazanç ortaklara dağıtılmamış ama bir muhasebe kaydı yapılıp, özel fon hesabına da alınmamıştı.

Sonuçta, istisna koşulu sağlanamadığı için tarhiyat yapılmış, Vergi Mahkemesi’nin, gerçek durumun esas olduğu, kazancın işletmede olduğu, istisnanın amacının gerçekleştiği, bir muhasebe kaydı eksikliğinin istisna şartlarını ihlal ettiğine dayanılarak tarhiyat yapılmaması gerektiği gerekçeleriyle davayı kabul ederek tarhiyatı kaldırmış, ancak temyiz talebini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, lafzın açık olduğu, lafzın açık olduğu durumda genişletici yorum yapılamayacağı, Kanunda da açıkça kazancın özel bir fon hesabına alınacağının açıkça belirlendiği gerekçeleriyle, istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş ve tarhiyatı onamıştı.

Bugün özünde aynı olan ancak ayrıntıda biraz farklı bir örnek olaydan ve buna ilişkin yargı kararından bahsedeceğim.

Davanın konusu

Davaya konu olayda kurum;

– 2014 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini zamanında vermiş,

– Beyannamede geçmiş yıllara ilişkin zararları mahsup etmeyi unutmuş,

– Daha sonra beyannamesini düzeltmiş ve zarar mahsubu yapmış.

Vergi Dairesi, geçmiş yıl zararlarının 2010-2013 yıllarına ilişkin beyannamelerde ayrı ayrı gösterilmediği gerekçesiyle, 2014 yılı beyannamesinde düzeltme yoluyla indirimin mümkün olmadığını kuruma bildirmiş, daha önce beyan edilen matrah üzerinden kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla da dava konusu ödeme emrini düzenlemiş.

Vergi Mahkemesi kararı

Vergi Mahkemesi;

– Geçmiş yıl zararlarının indirim konusu yapılabilmesinin, her yıla ilişkin tutarın kurumlar vergisi beyannamesinde ayrı ayrı gösterilmesi ve beş yıldan fazla nakledilmemesi olmak üzere iki şarta bağlandığı,

– Her ne kadar davacı kurum zararını önceki yıllara ait beyannamelerinde göstermemiş ise de söz konusu zararın varlığı ve tutarı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı,

– Zarar mahsubunun şekli bir şarta bağlı olarak kabul edilmemesinin gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine uygun düşmeyeceği,

Gerekçe ile 2019-2011 yıllarına ilişkin zarar tutarının 2014 yılına ilişkin beyannamesinde indirim konusu yapılabileceğinden, düzeltme beyannamesiyle indirim konusu edilen geçmiş yıl zararları kabul edilmemek suretiyle, beyan edilen matrah üzerinden kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuki isabet görmemiş ve ödeme emrini iptal etmiş.

Danıştay Kararı

Temiz talebini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi; ödeme emri içeriği vergi borcunun davacı tarafından verilen beyanname üzerine tahakkuk eden amme alacağından kaynaklandığı, düzeltme beyannamesinin kabul edilmemesine ilişkin davalı idarenin işlemlerine karşı davacı tarafından süresinde dava açılması gerekirken bu yönde bir dava açılmadığı, bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olduğu, ödeme emrine karşı açılan davalarda, ödeme emri içeriği vergilere karşı vergilendirme aşamasında süresinde açılmış davalarda ileri sürülebilecek türdeki iddiaların incelenemeyeceği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, beyanname üzerine tahakkuk eden ancak ödenmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak, temyize konu kararı bozmuş. (Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 06.04.2021 tarih ve E:2016/17399, K:2021/2055 sayılı kararı.)

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı

Vergi Mahkemesi tarafından verilen ısrar kararının temyiz edilmesi üzerine konuyu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Vergi Mahkemesinin ısrar kararını, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle uygun bulmuş ve temyiz istemini reddederek ısrar kararını onamış. (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 22.11.2023 tarih ve E:2022/732 K:2023/1333 sayılı kararı.)

Kişisel düşüncem

Yukarıda en başta bahsettiğim 11 Ekim 2023 tarihli makalede özetlediğim Danıştay kararıyla bugün özetlediğim karar çelişiyor gibi gözüküyor. İlk karar, lafız açıksa amaçsal yorum yapılmaz diyor, ikinci karar ise şekli şarta uyulmamış olması, gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine aykırılığa neden olmamalı diyor. İkinci karar bir bakıma lafız açık da olsa gerçek gelirin vergilemesi esastır, gerçek gelire bakmak gerekir diyor.

Görünüş ilk planda böyle olabilir ama ayrıntıda birkaç nokta kararların aslında çelişmediğini, her iki kararın kendine özgü olduğunu, dolayısıyla her iki kararın da ilke bazında savunulabilir olduğunu gösterebilir. Önemsediğim bu birkaç konuyu ifade edeyim.

– Kurumlar Vergisi Kanunu’nda zarar mahsubu bir şekle, bir de esasa ilişkin olmak üzere iki koşula bağlı. Esasa ilişkin koşul zararın beş yıldan fazla nakledilmemesi, şeklî koşul ise zararın geçmiş yılların beyannamelerinde yer alması. Mali İdare mahsup için, zararın hem ilgili yıl beyannamesinde hem de mahsup edilinceye kadar her yılın beyannamesinde yer almasını istiyor. Ben bu yoruma katılmıyorum, mahsup için zararın ilgili yılın beyannamesinde ve mahsup edildiği yılın beyannamesinde yer alması hukuken yeterli. Özetlediğim yargı kararında yer alan bilgilerden, mahsup edilen zarar tutarının ilgili yıl beyannamelerinde yer alıp almadığı belli değil. Benim karar metninden anladığım, her yılın beyannamesinde ilgili yıl zararı gösterilmiş ancak sonraki yıllarda kazanç olmaması nedeniyle mahsuba konu olmayan geçmiş yıllara ilişkin zararlar ayrı ayrı gösterilmemiş. Eğer gerçek durum böyleyse, zaten mahsuba ilişkin şekli koşullar da sağlanıyor demektir.

– Kararda, düzeltme beyannamesinde mahsup edilen zarar tutarının varlığı ve tutarı konusunda bir ihtilaf olmadığı belirtilmiş. Bu önemli bir ayrıntı. Bu durum hem her yıla ait zarar tutarının ilgili yıl beyannamesinde gösterilmiş olduğunu hem de şeklî şarta uyulmadığı iddia ediliyorsa bile bu şartın amacının gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Şeklî şartın amacı mahsup edilen zarar tutarının varlığını ve tutarını Vergi Dairesinin izlemesini sağlamak, somut olayda da bu amaç gerçekleşiyor. 11 Ekim 2023 tarihli makalede özetlediğim kararda durum aynı değildi. Söz konusu karara esas işlemde şekli koşulun yerine gelmemesi, konuyu Vergi Dairesinin izlenmesini oldukça zorlaştıracak nitelikteydi. Her iki kararda bu durumun belirleyici olduğunu tahmin ediyorum.

Sonuç olarak şunu söylemek isterim. Vergi uygulamasında ve özellikle yargılama sürecinde ayrıntılar önemli olabiliyor. Bu nedenle, şekli şartlara uyulması, gerekli muhasebe kayıtlarının zamanında ve doğru bir şekilde yapılması ve beyannamenin eksiksiz doldurulması önemli, bu konular ihmal edilmemeli.

(Kaynak: Recep Bıyık / Ekonomim.com | 10.07.2024)

Kaynak: Şekli Eksiklik Esası Ne Ölçüde Etkiler? – MuhasebeTR

SGK’ya 5000 TL Üzeri Borcu Olanlar Aman Dikkat!

Değerli okurlar, 18 Mayıs 2024 CUMARTESİ günü 32550 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren KAMU İHALE GENEL TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ kapsamında çok önemli değişiklikler yapılmıştır.

5000 TL ÜZERİ SGK BORCU OLAN FİRMALAR İHALELERE KATILAMAYACAK

Daha önce oldukça yüksek olan borç sınırları son yayınlanan tebliğ ile 5.000 TL’ye düşürülmüştür. Buna göre;

1) Sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

2) 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

3) 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin prim, kesenek, kurum karşılığı ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

4) 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

5) 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal güvenlik destek primi borçları ve 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

6) 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal güvenlik destek primi borçları ile 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

Kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olarak değerlendirilmeyecektir.

Tebliği tablolaştıracak olursak,

Faydalı olması dileğiyle,

10.07.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İstisna Edilmiş İşlemlerde KDV İndirimi Nasıl Olur?

Cevap: KDV Kanununun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17 nci maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak Katma Değer Vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.

Maliye Bakanlığı katma değer vergisi iadesini, hak sahiplerinin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsup suretiyle sınırlamaya; imalatçılar tarafından yapılan ihracat işlemlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırmaya yetkilidir. Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(10.07.2024)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

2025 Hesap Dönemi İtibariyle Geçerli Olması Beklenen Asgari Kurumlar / Gelir Vergisi Hesaplama Yöntemi

  • Hâsılat Esas Alınarak Alınmış Asga­ri Kurumlar Vergisi, Mükellef Tarafın­dan Takip Eden 5 Hesap Dönemi Boyun­ca Asgari Vergi Üzerinde Ödenmesi Ge­reken Kurumlar Vergisinden Mahsup Edilebilir.
  • Yeni İşe Başlayanlar 3 Vergilendirme Dönemi Asgari Vergi Uygulanmaz.
  • Asgari Gelir Vergisi Uygulaması Daha Basittir. Aşağıdakilerden Hangisi Büyükse Bu Değer Matrah Kabul Edilir.
  • Beyan Edilen Vergiye Tabi Kazanç (Zarar Beyan Edenler Dâhil),
  • Gayrisa­fi Hâsılat / Net Satış Tutarlarının % 10’u
  Matrah Hesaplanan Kurumlar Vergisi
Senaryo 1: Gerçek Durum Beyan Edilen Matrah

( Kurumlar Vergisi Madde 6 ve 14)

% 25- % 24- % 23 – % 20

( Kurumlar Vergisi Madde 32)

Senaryo 2: İstisna Öncesi Kurum Kazancı İndirim Ve İstisnalar (İştirak Kazan­cı, Gemicilik Kazanç İstisnası, Emisyon Primi İstisnası Ve Gayrimenkullerden Elde Edilen Kazançlar Hariç Olmak Üze­re Yatırım Fon İşletmeciliği Kazanç İs­tisnası Hariç) Düşülmeden Önceki Ku­rum Kazancı 10% – Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Yatırım Teşvik Belgesi Alınanlar İçin Bu Kazanca İsabet Eden Tutarla Sınırlı Olmak Üzere %5
Senaryo 3: Hâsılat Hâsılatın % 2’si 10% – Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Yatırım Teşvik Belgesi Alınanlar İçin Bu Kazanca İsabet Eden Tutarla Sınırlı Olmak Üzere %5
Senaryo 4: Banka / Finans Kurumu Aktif Toplamı % 2’si 10% – Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Yatırım Teşvik Belgesi Alınanlar İçin Bu Kazanca İsabet Eden Tutarla Sınırlı Olmak Üzere %5
Beyanı Gereken Kurumlar Vergisi Hesaplanan Kurumlar Vergisi Hangisi Büyükse O Beyan Edilir.

 

09.07.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Paketteki Ek Kurumlar ve Ek Gelir Vergisine Anayasa Mahkemesi Ne Der?

Ek vergi yükü için sihirli gerekçe: bütçe açığı

Türkiye’nin geçmişinde “net aktif vergisi (NAV)” denilen bir vergi olduğunu kaç kişi hatırlar? NAV’ı getiren 4 Mayıs 1994 tarih 3986 sayılı Kanun’un çıkarılış gerekçesi “kamu finasmanı açığı”ydı ve sadece NAV’ı değil, yanında ekonomik denge vergisi, ek motorlu taşıtlar vergisi ve ek gayrimenkul vergisi de öngörüyordu.

Gayrisafi hasılat üzerinden alınan net aktif vergisi

Net aktif vergisinin konusunu,

-Bilanço esasına göre defter tutmak mec­buriyetinde bulunan gelir veya kurumlar ver­gisi mükelleflerinin 1993 yılı hesap dönemi sonu itibariyle düzenledikleri bilânçolarında yer alan net aktifleri veya bunların 1993 yılı hesap dönemindeki gayrisafî hâsılatları,

-İşletme hesabı esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının 1993 yılı hesap dö­nemi sonu itibariyle çıkardıkları envanter ve amortisman kayıtlarında yer alan varlıklar veya bunların 1993 yılı hesap dönemindeki gayrisafî hâsılatları,

Teşkil etmekteydi.

Gayrisafi hasılat, gelir tablosunda yer alan, satılan mal ya da hizmetler karşılığında alı­nan ya da tahakkuk ettirilen tutarları ifade etmekteydi. Net aktif vergisinin oranı ise, net aktif değerleri üzerinden % 1,5, gayrisafî hâsı­lat üzerinden serbest meslek erbabında % 2, diğer mükelleflerde % 05’di.

Yasa, “net aktif değerleri veya gayrisafî hâ­sılatları üzerinden ödenecek NAV’ın, beyan edilen matrah ne olursa olsun, 10 milyon li­radan az olamayacağı” kuralı ile, yasa koyu­cunun niyetini açıkça göz önüne seriyordu: kazansan da kazanmasan da en az 10 milyon TL vergi ödeyeceksin!

Gelir Vergisi Kanunu (md.39) gereğince “ha­sılat”ın, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları ifade ettiğini dikkate aldığımızda, NAV’ın gerekçesi, içeriği ve felsefesi, mevcut vergi paketindeki ek kurumlar vergisi ile ek ge­lir vergisine ne kadar benziyor, değil mi?

Anayasa Mahkemesi: Gayrisafi hasılat üzerinden vergi Anayasa’ya aykırıdır!

Bu düzenleme tabi ki Anayasa Mahkemesi (AYM) önüne götürüldü. AYM E.1994/85 sa­yılı kararı ile, NAV’ın gayrisafi hasılat üzerin­den alınması konusunda aynen şu değerlen­dirmeleri yaparak, iptal kararı verdi:

“Net Aktif Vergisi’nde gayrisafî hâsılatın, malî gücün saptanmasında matrah olarak ka­bûlü, diğer bir temel ölçü olarak alınmıştır. Anayasa’nın 73. maddesindeki verginin ada­letli ve dengeli dağılımı ve malî güce göre öden­mesi ilkesi gereği gayrisafî hâsılat ölçütünün değerlendirilebilmesi için “Gayrisafî hâsılat”, değişik iş alanlarında faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi yükümlüleri yönünden de­ğerlendirilmelidir. Gayrisafî hâsılatın, sanayi, ticaret ve malî alanlarda faaliyet gösteren yü­kümlüler yönünden anlamı değişiktir. Üreti­len malın türü, iç ve dış rekabet ortamı, kulla­nılanteknolojinin farklılığı, bazı malların yasal veya fiilî tekele tabi olup olmaması gibi sebep­lerle “gayrisafî hâsılat”, yükümlülerin malî gü­cünü tam olarak yansıtmamaktadır. Ekonomi­nin değişik ya da benzer kesimlerinde faaliyet gösterip de aynı gayrisafî hâsılata sahip olan yükümlülerin malî güçleri de aynı olmayabilir.

Yükümlülerin 1993 yılı hesap döneminde­ki gayrisafî hâsılatlarının verginin konusu­nun, matrahının belirlenmesinde esas alın­ması Anayasa’nın 73. maddesindeki, ver­ginin herkesin malî gücüne göre alınması ilkesine aykırıdır.”

Kayıt içi mükellefe potansiyel vergi kaçakçısı muamelesi!!

Bu AYM Kararı’na, iptal kararını gerekçe­lendirmek üzere daha pek çok cümle eklene­bilir. Ancak, Karar’ın özü bellidir: (gayrisafi) hasılat üzerinden alınacak bir vergi, bu ister kurumlar vergisi ister gelir vergisi şeklinde olsun, verginin mali güçle orantılı olması ilke­sine aykırıdır! Kayıt dışıyla mücadele, -Türki­ye’deki en önemli sorun, belgesiz (/kayıt dışı) mal/hizmet alış-verişi ise-, bunu yakalayacak bir sistem kurarark olur. Yoksa, kayıt içindeki vergi mükelleflerinin zaten vergi kaçırdığın­dan hareketle onlara bir nevi baş vergisi ge­tirmek değil (burada, küresel asgari kurumlar vergisinin çok iyi bir örnek olmadığını da be­lirtmek gerek)! Üstelik, yurt dışından yatırım için sermaye, işletmelere bu şekilde davranan bir ülkeye sizce gelir mi?

(Kaynak: Funda Başaran Yavaşlar / Dünya Gazetesi | 09.07.2024)

Kaynak: Paketteki Ek Kurumlar ve Ek Gelir Vergisine Anayasa Mahkemesi Ne Der? – MuhasebeTR

9. Yargı Paketi’ne Göre Vergi Yargılama Usulü

9. Yargı Paketi nihayet Meclise sunuldu. Son yılların yasama pratiğine bakıldığında, iktidar kanadından gelen torba kanun tekliflerinin hızla ve aynen komisyonlardan ve genel kuruldan geçtiğini gördüğümüze göre, bu paketinde aynen yasalaşacağını söylemek mümkün. Ben bu yazımda paketi vergi yargısına ilişkin hükümleri itibariyle aktarmaya çalışacağım.

Her şeyden önce, her yıl yeniden değerleme oranı oranında revize olan ve günümüzde de uygulamaya esas tek hâkim sınırı, istinaf ve temyiz yolu sınırları gibi ölçütler, İdari Yargılama Usulü Kanununa aktarılmakta ve yine her yıl yeniden değerleme oranına göre bu ölçütlerin otomatik revize edilmesi yöntemi sürdürülmektedir.

Torba yasa teklifiyle kısmen yeni düzenlenen kısmen öteden beri uygulanagelen sisteme göre vergi yargısı düzeni şu şekilde oluşacaktır.

Dava konusu 270 bin lirayı aşmayan vergi davalarına yine tek hâkimle bakılmaya devam olunacaktır. Bu davalarda duruşma yapılması, hâkimin re’sen duruşma kararı vermesi veya tarafların bu konudaki taleplerinin hâkim tarafından uygun görülmesi ile söz konusu olacaktır. Tek hâkimle görülen bu davaların konusu 31 bin lirayı geçmeyenlerde hâkimin kararı kesin olacaktır. Bir başka deyişle bu davalarda istinaf veya temyiz yoluna gidilemeyecek, kararın bir kez daha gözden geçirilmesi istenilemeyecektir.

Dava konusu 270 bin lirayı geçen davalara ise üç hâkimden oluşan heyet halindeki mahkeme bakacaktır. Mahkeme, tarafların duruşma talepleri ile bağlı olacak ve talep edilmesi halinde duruşma yapılacaktır. Heyet halinde verilen kararların istinaf müracaatına konu edilip edilememesi konusunda bir ölçüt söz konusu değildir. Heyet halinde verilen mahkeme kararlarının tamamı istinaf başvurusuna konu edilebilecektir.

Tek hâkim tarafından bakılan ve konusu 31 bin lirayı geçen davalarda verilen kararlar ile heyet halinde vergi mahkemelerince verilen kararlar üzerine istinaf mahkemelerince verilen kararların temyiz yoluna götürülebilmesi konusunda biri yeni biri mevcut iki ölçüt karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birincisi; dava konusunun 920 bin lirayı aşmasıdır. Konusu itibariyle bu tutarı aşan davalarda temyiz yolu açık olacaktır. Burada konusu 920 bin lirayı geçmeyen davalarda istinaf mahkemelerince verilen kararların temyiz yoluna açık olup olmaması konusunda bir yeni ölçüt karşımıza çıkmaktadır. Bu ikinci ölçütün uygulanabilmesi için, dava konusunun 270 bin lira ilâ 920 bin lira arasında olması gerekmektedir. Konusu bu aralıkta olan davalarda eğer istinaf mahkemesi, ilk derece vergi mahkemesi kararını kaldırarak, ilk derece mahkemesinin kararı aksine kabul veya red kararı vermesi halinde, bu karara karşı da temyiz yolu açık olacaktır. Konusu bu aralıkta olan davalarda istinaf mahkemesinin ilk derece vergi mahkemesi kararını onama (teknik deyişle istinaf talebini ret) yönünde vereceği kararlara karşı ise temyiz yolu kapalı olacaktır.

Bu ikinci ölçüt 15.11.2022 günlü köşe yazımdaki önerim doğrultusundadır. Nitekim yazımda bahsettiğim adaletsizliğe / haksızlığa yaklaşık bir yıl sonra Anayasa Mahkemesi de bir kararında işaret etmiş, nihayet bu düzenleme yasama organının önüne gelmiştir.

Bu ölçütlerin uygulanması konusunda ise torba teklifte (tek hâkimle bakılacak davalara ilişkin ölçüt hariç) davanın açıldığı tarihteki ölçütlere değil, hep karar tarihindeki ölçütlere itibar edilmiştir. Bira başka anlatımla, örneğin, bir karara karşı istinaf veya temyiz yolunun açık olup olmadığı konusunda, davanın açıldığı tarihte geçerli ölçütler değil, istinaf veya temyize konu edilecek kararın tarihindeki ölçütlere bakılacaktır. Kanımca, bu yanlış ve Anayasa’ya aykırıdır. Görüşümün gerekçelerini çokça yazdım. Ümidim yasama sürecinde düzeltileceği yönünde, ama pek umudum yok.

9. Yargı Paketi Meclis’ten aynen geçerse, vergi yargısının çalışma düzeni (usul kuralları) yukarıdaki gibi olacak.

Paket ile getirilen düzenlemeler, idari yargılama usulünde adaletin tecellisi yönünde yapılması gerekenleri karşılamaktan veya sorunları gidermekten ziyade Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ile doğan boşlukları kapatmaya yönelik. Oysa hep yazdığım, süre karmaşasının giderilmesi, istinaf aşamasında duruşma zorunluluğu, yorum davası, kararların aleniliğinin sağlanması, kısa karar uygulaması, duruşmalarda zabıt, kanuna aykırı delili, silahların eşitliğinin sağlanması gibi konular ne yazık ki Pakette hiç düşünülmeyen konular olarak kalmış.

(Kaynak: Bumin Doğrusoz / Ekonomim.com | 09.07.2024)

Kaynak: 9. Yargı Paketi’ne Göre Vergi Yargılama Usulü – MuhasebeTR

Doğum Sonrası Ücretsiz İzin

4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinde kadın çalışanlara sağlanan haklar koruma altına alınmıştır.

Kadın çalışanlara sağlanan haklardan doğum sonrası ücretsiz izin hakkı kadın çalışanlara kariyerini devam ettirirken bebeğine de bakabilme imkanı sunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 74’üncü maddesinde “İsteği halinde kadın işçiye, on altı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir.” hükmü yer almaktadır.

İş Kanunu’nun 74’üncü maddesi uyarınca, kadın işçilerin doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta daha süre eklenmektedir.

Bu süre tamamlandıktan sonra kadın çalışan eğer talep ederse ücretsiz izin kullanabilecektir. İlgili ücretsiz izin talebi işverene ulaştığında karşılanması zorunludur. Nitekim doğum sonrası ücretsiz izin hakkı doğum yapan kadın çalışanın veya üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen çalışanın kanundan doğan hakkıdır.

Bu izin, üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinme hâlinde eşlerden birine veya evlat edinen bireye de verilmektedir. Ek olarak bu ücretsiz izin süresi, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmayacaktır.

Dolayısıyla doğum sonrası ücretsiz izin almak isteyen çalışan bu talebini işverene dilekçeyle iletebilir. Ücretsiz izin talebinin yazılı olarak işverene sunulması sonrası süreçte yaşanabilecek uyuşmazlıkların da önüne geçebilecektir.

Eğer işçiden gelen bu ücretsiz izin talebi işveren tarafından karşılanmazsa, işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecektir. İşçinin haklı nedenle fesih yetkisinin yasal dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II/f bendinde yer alan “f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.” hükmüdür.

Bu bağlamda işçi iş sözleşmesini çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle ve haklı sebeple feshetmiş olacaktır.

Bu durumda eğer hakkı doğmuş ise işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekecektir. Haklı nedenle fesih, derhal fesih olduğundan ihbar süresi kullanılmasına gerek olmayacak, dolayısıyla ihbar tazminatı da gündeme gelmeyecektir.

Bu kapsamda iş sözleşmesini fesheden çalışanın işten ayrılış kodu “25 – İşçi tarafından işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” olarak bildirilecektir.

Diğer yandan eğer işveren tarafından ücretsiz izin talebi karşılanmayıp, işçinin iş sözleşmesi feshedilirse işe iade istemiyle işçi tarafından dava açılması halinde karar işçi lehine çıkacaktır.

Ek olarak eğer kadın çalışanın ücretsiz izin hakkı verilmezse 2024 yılı için 14.739 TL idari para cezası gündeme gelebilecektir.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 09.07.2024)

Kaynak: Doğum Sonrası Ücretsiz İzin – MuhasebeTR

IPA III, IPARD Bileşeni ve KDV Uygulaması

I-GİRİŞ

Avrupa Birliği (AB) tarafından, AB üyeliğine hazırlık sürecindeki ülkelere, üyeliğe yönelik yapacakları politik, kurumsal, sosyal ve ekonomik reformlara destek vermek ve Birlik standartlarına erişebilmelerine yardımcı olmak üzere katılım öncesi fonlar aracılığıyla yardım sağlanmaktadır. Başlangıçta farklı Birlik programları ve mali araçlar aracılığıyla sunulan bu fonlar, 2007 yılında, Katılım Öncesi Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance – IPA) olarak adlandırılan tek bir araç ve yasal çerçeve altında toplanmıştır. Bu tarihten itibaren IPA, aday ve potansiyel aday ülkelerin Birlik standartlarına erişebilmelerine yardımcı olmak üzere başvurulan temel mali ve teknik yardım aracı haline gelmiştir. Bu çerçevede IPA ile AB üyeliğine hazırlık sürecindeki ülkelerin mevzuat ve standartlarının AB mevzuat ve standartlarıyla uyumlaştırılması, hazırlık sürecindeki ülke kurumlarının katılım sürecinde bu uyumlaştırma çalışmalarını gerçekleştirmesi ve reformları uygulamaya yönelik kapasitelerinin geliştirilmesi ve nihayet AB üyeliğiyle birlikte gelen hak ve yükümlülüklere hazırlanmaları amaçlarına hizmet edilmektedir.

Katılım öncesi fonlarının nihai amacı, vatandaşlara daha iyi fırsatlar sunulması ve vatandaşların AB vatandaşlarıyla eşdeğer standartlara kavuşmasını sağlayarak bireylerin hayatlarını iyileştirmektir.

IPA fonları Avrupa Birliği bütçe dönemine uygun olarak 7 yıllık dönemleri kapsayacak şekilde planlanmaktadır. Bu çerçevede ilk IPA uygulaması olan IPA I, Avrupa Birliği’nin 2007-2013 yıllarını kapsayan bütçe döneminde uygulanmıştır. IPA I uygulama dönemini takip eden 2014-2020 dönemi için, IPA I uygulama döneminde elde edilen deneyim ve çıktılar dikkate alınarak, stratejik bakış açısının ön plana çıktığı IPA II dönemi tasarlanmıştır.

1999 yılındaki Helsinki Zirvesi’nin ardından aday ülke konumuna gelen Türkiye, 2002 yılından bu yana Birlik’ e katılıma yönelik AB fonlarından yararlanmaktadır. AB üyeliğine hazırlık sürecindeki ülkelere bu bağlamda yapılan toplam tahsisattan, IPA I döneminde %48,2, IPA II Döneminde ise %25 düzeyinde pay alarak, en yüksek fayda sağlayan ülke olma niteliğini kazanan Türkiye, 2002 yılından 2020 yılına kadar toplam 9,2 milyar avro fon kaynağından yararlanmıştır. Bu fon kaynağı ile AB üyeliğine hazırlanma sürecinde Türkiye’nin idari ve kurumsal kapasitesine katkı sağlayan yaklaşık 900 proje hayata geçirilmiştir.

2021-2027 yıllarında uygulanacak IPA III döneminin toplam bütçesi 14,2 milyar avro olarak belirlenmiştir. Bu bütçeden tüm yararlanıcı ülkeler “adil paylaşım ilkesi” kapsamında faydalanmaktadır.

AB tarafından aday ülkelere sağlanan Katılım Öncesi Mali Destekler, 2021-2027 yıllarını kapsayan IPA III döneminde de devam edecektir. IPA III döneminde destek alacak projelerin Avrupa Komisyonu tarafından “ilgililik” ve “olgunluk” kriterlerine tabi tutularak fonlanması planlanmıştır.

PA III döneminde 5 Tematik Çerçeve ve bu çerçeveler altında farklı Tematik Öncelikler bulunmaktadır. Her kurum görev ve yetki alanlarına uygun Tematik Önceliklerde IPA projeleri hazırlayıp teklif edebilmektedir. Aşağıda yer alan Tematik Çerçeve kapsamında sorumlu lider kurum desteğiyle proje teklifinde bulunulabilecektir.

1-Hukukun Üstünlüğü, Temel Haklar ve Demokrasi

2-İyi Yönetişim, AB Müktesebatına Uyum, İyi Komşuluk İlişkileri ve Stratejik İletişim

3-Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantısallık

4-Rekabetçilik ve Kapsayıcı Büyüme

5-Bölgesel ve Sınır Ötesi İş birliği

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki mali iş birliği çerçevesinde, AB’nin 2021-2027 bütçe dönemine ilişkin mali yardımları için 17.10.2022 tarihinde Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Komisyonu Arasında Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA III) Çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti’ne Yapılacak Birlik Mali Yardımının Uygulanmasına İlişkin Özel Düzenlemeler Hakkında Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması” (IPA III Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması), 1.12.2022 tarihli ve 7424 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunmuş ve 12.12.2022 tarihli ve 6537 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ekinde 13.12.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

II-IPARD III BİLEŞENİ/PROGRAMI

A-IPARD BİLEŞENİNİN/PROGRAMININ TANIMI

IPARD, (Instrument for Pre-Accession Assistance Rural Development) Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulan, Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA) Kırsal Kalkınma bileşenidir. IPARD, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası, Kırsal Kalkınma Politikası ve ilgili politikalarının uygulanması ve yönetimi için uyum hazırlıklarını ve bu kapsamda politika geliştirilmesini desteklemeyi amaçlamaktadır.

Ülkemizde 81 ilde yürütülecek IPARD III Programı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından uygulanması gerçekleştirilmektedir. Program tarımda ve kırsal kalkınmada desteklenecek sektörleri, kapasiteleri, hibe oranlarını ve miktarlarını belirlemektedir.

B-BİLEŞENİN/PROGRAMIN AMACI

a) Ortak Tarım Politikası ile AB’ye katılım sürecindeki ilgili müktesebatın uygulanmasına     yönelik Türkiye’nin hazırlık sürecine katkı sağlamak,

b) Fiziki sermayenin geliştirilmesi aracılığıyla akılcı, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyümeyi desteklemek,

c) Kaynakların verimli kullanımını ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasını sağlamak,

d) Tarım işletmelerinin genel performansını iyileştirmek ve işletmelerin pazarlama yeterlilikleri dâhil olmak üzere rekabet güçlerini artırmak

e) Çevrenin korunması ve hayvan refahı konularında ilgili AB standartları ile uyum sağlamak,

f) Kırsal alanlarda yaşam kalitesini geliştirmek ve bölgesel eşitsizlikleri azaltılmak,

g) Yeni iş olanakları yaratmak, istihdamı sağlamak ve bu şekilde kırsal alanda ekonomik faaliyeti yükseltmek ve kırsal nüfusun azalmasının önüne geçmek.

C-BİLEŞENİN/PROGRAMIN KAPSAMI

a) Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar kapsamında et ve süt üreten tarımsal işletmeler ile yumurta üreten işletmelerin desteklenmesi,

b) Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması kapsamında et, süt, meyve ve sebze ile su ürünlerinin işleme ve pazarlamasının desteklenmesi,

c) Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş-Geliştirme yatırımları kapsamında bitkisel ürünlerin üretimi ve işlenmesi, arıcılık ve bal işlenmesi, kırsal turizm, kültür balıkçılığı, yerel ürünler ve el sanatları, makine parkları ve yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmesi.

III-IPARD III BİLEŞENİ/PROGRAMI KAPSAMINDA DESTEKLENEN PROJELERDE KDV UYGULAMASI

A. Katma Değer Vergisi İstisnası ve Uygulaması

A.1. Anlaşma Hükmü

IPA III Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması’nın 28 inci maddesinin 2/d bendinde;

“Birlik yüklenicileri, Birlik sözleşmesi kapsamında sunulan bir hizmet veya tedarik edilen mal veya yapılan iş bakımından KDV’den muaftır. Bir yüklenici tarafından Birlik yüklenicisine tedarik edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işler de, Birlik sözleşmesi kapsamındaki hedefler ve faaliyetlerle ilişkili oldukları derecede KDV’den istisnadır.”

Aynı maddenin 2/e bendinde ise;

“(d) bendinde öngörülen istisna aşağıdaki mekanizma ile uygulamaya konulur.

(I) IPA III yararlanıcısı önceden KDV istisnası uygulamasına yönelik etkili bir mekanizmanın ve usullerin uygulamaya konulmasını sağlar. Bu mekanizma aynı zamanda Birlik yüklenicilerinin ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicilerinin KDV’siz fatura düzenlemelerine olanak sağlar.

(II)İstisnai bir şekilde, usulüne uygun olarak gerekçelendirilen durumlarda, önceden KDV istisnasının teknik veya pratik olarak uygulanabilir olmaması halinde, KDV istisnası, iade veya mahsup aracılığıyla uygulamaya konulur.

İade usulünün uygulanması durumunda, Birlik yüklenicileri ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicileri, KDV iadesi için Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı kapsamında istenen belgelerle birlikte sorumlu vergi idaresine yazılı talepte bulunmaları halinde, sorumlu vergi idaresinden doğrudan KDV iadesi alabilirler.

Mahsup usulünün uygulanması durumunda, Birlik yüklenicisi ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicileri, bu Anlaşmada öngörüldüğü şekilde KDV’den istisna olan, IPA III yardımı kapsamında tedarik edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işlerle ilgili olarak ödenen indirilecek KDV’yi, IPA III dışındaki olağan ticari işlemleri için tahsil ettikleri herhangi bir KDV’den mahsup etme veya indirme hakkına sahip olurlar.

Sorumlu vergi idaresi, herhangi bir vergi iadesi ve mahsup talebini asgari ve makul idari ücretler haricinde maliyet çıkarmaksızın en fazla 30 takvim günü içerisinde, tamamlar;”

hükümleri yer almaktadır.

IPA III Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması’nın 28 inci maddesinde yer alan vergi istisnalarına ilişkin hükümlerin uygulama usul ve esaslarını belirlemek amacıyla, 23.04.2023 tarihli 1 Sıra Nolu Türkiye – Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA III) Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması Genel Tebliği yayımlanmıştır.

A.2. Katma Değer Vergisi istisna Sertifikası ile İstisnadan Yararlanılması

A.2.1. KDV istisna Sertifikası Başvurusu Yapılacak Makam

a) KDV İstisna Sertifikası almak üzere Birlik Yüklenicilerinden;

i) Türkiye’de yerleşik, herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler için ikametgâhının bulunduğu yer, (ikametgâh tespitinin mümkün olmadığı durumlarda sözleşmenin uygulandığı yer);

ii) herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler için mükellefiyeti;

iii) tüzel kişiler için ise iş merkezi (kayıtlı merkezi)

Vergi Dairesi Başkanlığı kurulu olan illerde bulunanlardan, imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından (40 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Vergi Dairesi Başkanlığına (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olanlar bu Vergi Dairesi Başkanlığına); Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına,

b) KDV İstisna Sertifikası almak üzere Birlik Yüklenicilerinden;

i) Türkiye’de yerleşik, herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler için ikametgâhının bulunduğu yer, (ikametgâh tespitinin mümkün olmadığı durumlarda sözleşmenin uygulandığı yer);

ii) herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler için mükellefiyeti;

iii) tüzel kişiler için ise iş merkezi (kayıtlı merkezi) Vergi Dairesi Başkanlığı kurulu olmayan illerde bulunanların imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (yirmi) milyon Türk Lirasından (20 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne; Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (yirmi) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığı’na,

c) Türkiye’de ikametgâhı olmayan ve herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişi Birlik Yüklenicileri (Yerleşik Eşleştirme Danışmanları dâhil) ile Türkiye’de işyeri olmayan tüzel kişi Birlik Yüklenicileri, imzaladıkları Birlik Sözleşmelerinde kendilerine ayrılan bütçe tutarına bakılmaksızın Gelir İdaresi Başkanlığına başvuracaklardır.

Birlik Sözleşmesinde yazılı kendisine ayrılan bütçe payı Avro (€) cinsinden belirlenmiş olan Birlik Yüklenicilerinin başvuru makamının tespitinde, başvuru tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınacaktır. Başvuru tarihinden kasıt, Birlik Yüklenicisinin KDV İstisna Sertifikası başvurusuna ilişkin dilekçesinin, başvuru yapılacak makamın evrak kaydına giriş tarihidir.

A.2.2. KDV İstisna Sertifikasının Kullanılması

KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edilecek mal, hizmet ile yapım işleri için Tedarikçi tarafından düzenlenecek fatura tutarı ya da aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarının (KDV hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirasını (15 bin Türk Lirası dâhil) aşması durumunda Birlik Yüklenicisi öncelikle Tedarikçi ile bir örneği bu Tebliğin ekinde yer alan “Tedarik Sözleşmesi” (EK-7) yapacaktır. Söz konusu Tedarik Sözleşmesine konu mal, hizmet ve yapım işlerinin Birlik Sözleşmesi kapsamında olduğunun Hibe Yararlanıcısı tarafından “Bu Tedarik Sözleşmesinde yazılı alımlar … tarih ve … sayılı Birlik Sözleşmesi kapsamında yapılmıştır.” şeklinde şerh düşülerek onaylanması halinde bu mal teslimi, hizmet ifası ve işler için KDV hesaplanmayacaktır.

Birlik Yüklenicisinin aynı zamanda Hibe Yararlanıcısı olması halinde, söz konusu Tedarik Sözleşmesinin, Birlik Yüklenicisinin gerçek kişi olması durumunda kendisi tarafından, tüzel kişi olması durumunda ise tüzel kişiliğin konu ile ilgili imzaya yetkili yöneticisi tarafından onaylanması gerekmektedir.

Birlik Yüklenicisi ve Tedarikçi, Tebliğin 7. ekindeki bilgileri ihtiva etmek kaydıyla Tedarik Sözleşmesinin şeklini serbestçe tayin edebilirler.

Tedarikçi, Birlik Yüklenicisi ile yaptığı ve Hibe Yararlanıcısı tarafından onaylanmış Tedarik Sözleşmesinin ve Birlik Yüklenicisinde yer alan KDV İstisna Sertifikasının kendisine ibraz edilmesi halinde, söz konusu Tedarik Sözleşmesinin ve sertifikanın Birlik Yüklenicisi tarafından “Aslının Aynıdır” şeklinde onaylanan birer örneğini almak ve Birlik Yüklenicisine düzenlediği fatura veya benzeri evrakta “7424 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan IPA III Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması’nın 28/2. maddesi gereğince, … tarih ve … sayılı KDV İstisna Sertifikasına istinaden KDV hesaplanmamıştır.” şeklinde şerh düşmek suretiyle KDV hesaplamayacaktır.

Birlik Yüklenicisinin KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edeceği mal, hizmet ile yapım işleri için Tedarikçinin düzenlediği fatura tutarı ve aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarı (KDV hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirası (15 bin Türk Lirası dâhil) ve altında ise; Tedarik Sözleşmesi yapmak ve Hibe Yararlanıcısına onaylatmak şartı aranmaksızın, KDV İstisna Sertifikasının ibrazı ve bir örneğinin verilmesi ile yukarıda belirtilen şerh düşülerek düzenlenecek fatura veya benzeri evrakta KDV hesaplanmayacaktır.

Birlik Yüklenicisi, Birlik Sözleşmesi kapsamında, bir takvim yılına ait KDV İstisna Sertifikası kullanarak KDV’siz yapmış olduğu alımlar ile Sertifika kullanmaksızın yapmış olduğu KDV’li alımlarını ve KDV’nin konusuna girmeyen diğer harcamalarını, Tebliğin eki “IPA Alım Bildirimi”ne (EK-8) aktarıp Hibe Yararlanıcısına “Bu bildirimde yer alan alım ve harcamalar, … tarih ve … sayılı Birlik Sözleşmesi kapsamında yapılmıştır.” şeklinde şerh düşülerek onaylattırmak suretiyle, KDV İstisna Sertifikasının alındığı tarihi takip eden takvim yılının başından başlamak üzere her yıl şubat ayının son gününe kadar, yıl içerisinde sona eren sözleşmelerde sözleşme süresinin bittiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar, KDV iadesi talep edilen durumlarda ise her halükarda iade talebinde bulunulduğu tarihe kadar;

– KDV İstisna Sertifikasının üzerinde yazılı vergi dairesi müdürlüğüne/mal müdürlüğüne,

– KDV İstisna Sertifikasının alınmadığı durumlarda ise Tebliğin “4.2.3.1.1.” numaralı bölümünde belirtilen KDV iadesi için yetkili vergi dairesi müdürlüğüne/malmüdürlüğüne,

bir dilekçe ekinde ıslak imzalı olarak gönderecektir.

Süresi takvim yılını aşan sözleşmelerde müteakip yıllarda yapılacak bildirimler, önceki dönemleri de içerecek şekilde kümülatif olarak yapılacak ve son bildirim elektronik ortamda da (cd, flash disk ve benzeri) yapılacaktır. Herhangi bir alım olmadığı durumda, bu husus bir yazı ile yine aynı sürelerde ilgili makama bildirilecektir. KDV İstisna Sertifikasının alınmadığı durumlarda IPA Alım Bildirimi yalnızca KDV iadesi talebinde bulunulması halinde verilecektir.

Birlik Yüklenicisinin aynı zamanda Hibe Yararlanıcısı olduğu durumlarda söz konusu bildirimin; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin Birlik Yüklenicisi olması durumunda bu idarelerin konu ile ilgili imzaya yetkili üst idari amiri; bunlar dışındaki Birlik Yüklenicilerinde ise gerçek kişi Birlik Yüklenicisinin kendisi tarafından, tüzel kişi Birlik Yüklenicilerinde ise tüzel kişiliğin konu ile ilgili imzaya yetkili üst yöneticisi tarafından onaylanması gerekmektedir.

IPA Alım Bildirimini (EK-8) verme zorunluluğu KDV İstisna Sertifikası alındıktan sonra başlamaktadır. İlk bildirim ile birlikte, Sözleşmenin imza tarihinden itibaren yapılan bütün alımlar bildirilecektir.

A.3. KDV İadesi

IPA III Mali Çerçeve Ortaklık Anlaşması kapsamında bir Birlik Yüklenicisi veya Tebliğde öngörüldüğü şekilde istisnaya hak kazanan bir Birlik Yüklenicisine mal teslim eden, hizmet sunan veya iş yapan herhangi bir Tedarikçi, bu Tebliğde öngörüldüğü şekilde KDV’den istisna olarak teslim edilen mallar, sunulan hizmetler veya yapılan işlerle ilgili olarak yüklendiği KDV’yi diğer işlemleri için tahsil ettiği KDV’den indirme hakkına sahiptir.

Bu düzenleme tam istisna mahiyetinde olduğundan istisna kapsamına giren teslim ve hizmetler veya yapılan işler dolayısıyla yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde, Birlik Yüklenicisine ve/veya Tedarikçiye nakden veya mahsuben iade edilebilecektir.

A.3.1. Birlik Yüklenicisine KDV İadesi

A.3.1.1. KDV İadesi İçin Başvurulacak Makam

Tebliğin “4.2.2.1.” numaralı bölümündeki Makamlara başvurarak daha önce KDV İstisna Sertifikasına yönelik resmi yazı almış bulunan Birlik Yüklenicilerinden;

a) Herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olanlar (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç), bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne/mal müdürlüğüne,

b) Türkiye’de yerleşik, herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti olmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler, ikametgâhının bulunduğu (ikametgâhının tespitinin mümkün olmadığı durumlarda sözleşmenin uygulandığı) yerdeki o il için Tebliğin ekinde belirtilen yetkili vergi dairesi müdürlüğüne,

c) Türkiye’de ikametgâhı olmayan ve herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti bulunmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) gerçek kişiler (Yerleşik Eşleştirme Danışmanları dâhil) ile Türkiye’de işyeri olmayan ve herhangi bir vergi türünden mükellefiyeti bulunmayan (süreksiz vergi mükellefiyeti hariç) tüzel kişiler, Tebliğin ekinde (EK-9) belirtilen ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kendileri için tayin edilen vergi dairesi müdürlüğüne,

başvurarak Birlik Sözleşmesi kapsamında yüklendiği KDV’nin iadesi talebinde bulunacaktır.

Tebliğin “4.2.2.1.” numaralı bölümündeki makamlara başvurarak daha önce KDV İstisna Sertifikasına yönelik resmi yazı almamış bulunan Birlik Yüklenicileri, Birlik Sözleşmelerinin süresi bitmemiş ise öncelikle söz konusu makamlara Tebliğin “4.2.2.3.” numaralı bölümünde belirtilen belgeler ile başvurarak KDV İstisna Sertifikası talep edeceklerdir. Birlik Sözleşmesindeki süresi bitmiş olanlar, anılan makamlara Tebliğin “4.2.2.3.” numaralı bölümünde belirtilen belgeler ile başvurarak iade talebini bildirecek, ilgili makamca kendisine Birlik Sözleşmesi nedeniyle yüklendiği KDV’lerin iadesi için verilecek resmi yazı ile birlikte, yukarıda belirtilen, durumuna uygun vergi dairesi müdürlüğüne/mal müdürlüğüne iade için başvuracaklardır.

KDV mükellefi olan Birlik Yüklenicisine nakden veya mahsuben yapılacak iade işlemleri, istisna kapsamındaki işlemlerin beyan edildiği dönem beyannameleri ile buna ilişkin verilecek standart iade talep dilekçesine dayanılarak yapılacaktır.

A.3.1.2. KDV İadesi İçin İstenilen Belgeler

Birlik Yüklenicisi tarafından yapılacak iade başvurusunda aşağıdaki belgelerin ibrazı gereklidir:

1) Standart iade talep dilekçesi.

2) İndirilecek KDV listesi (KDV mükellefiyeti olmayan Birlik Yüklenicilerinden istenilmeyecektir).

3) Gelir İdaresi Başkanlığı, Vergi Dairesi Başkanlığı veya Defterdarlık Gelir Müdürlüğünce iade ile ilgili verilen resmi yazının veya KDV İstisna Sertifikasının bir örneği.

4) Birlik Sözleşmesi kapsamındaki mal ve hizmet alımları ile yaptırılan işlere ilişkin fatura veya benzeri evrakın aslı veya onaylı örnekleri.

5) Yüklenilen KDV listesi (Birlik Yüklenicisinin KDV mükellefi olmaması durumunda, bu listenin Birlik Sözleşmesi kapsamında yapılan harcamaya ait olduğu Sözleşme Makamınca onaylanmalıdır).

6) Kendisine ibraz edilen fatura veya benzeri evrak karşılığında Sözleşme Makamı tarafından yapılan ödemelere ilişkin makbuzların (banka dekontu dâhil) aslı veya onaylı örneği.

7) Birlik Sözleşmesinin varsa harcama kalemlerine ilişkin tablosu ve Sözleşme Makamı tarafından verilen Birlik Sözleşmesine ilişkin nihai uygun harcama tutarları tablosu.

A.3.1.3. Birlik Yüklenicisine Yapılacak KDV İadesine ilişkin Esaslar

Yüklenilen KDV listesinde yürürlükteki KDV mevzuatında belirtilen bilgilere yer verilecektir.

İstenilen belgelerin fotokopilerinin sunulması halinde, Birlik Yüklenicisinin gerçek kişi olması durumunda kendisi tarafından, tüzel kişi olması durumundaysa kurum yetkilisi tarafından bu fotokopilerin “Aslının Aynıdır” şerhi düşülerek varsa kaşe tatbiki, imza ve tarih konulmak suretiyle onaylanması gerekir.

İade için Yeminli Mali Müşavir (YMM) Tasdik Raporu ibraz edilen durumlarda KDV mevzuatının gümrük beyannameli mal ihracı için öngörülen limitleri geçerli olacaktır.

Birlik Sözleşmesinde yer alan bütçe tutarını aşan harcamalara ait KDV ile Birlik Yüklenicisi tarafından Birlik Sözleşmesi kapsamında yüklenilen ve Sözleşme Makamından tahsil edilen KDV, Birlik Yüklenicisine iade edilmez.

Ayrıca KDV mükellefi olmayan Birlik Yüklenicisine yapılacak olan KDV iadelerinde aşağıdaki hususlar da dikkate alınır:

KDV mükellefi olmayan Birlik Yüklenicisine AB fonundan yapılan ödemeye, KDV’nin dâhil olup olmadığı hususu yüklenilen KDV listesine şerh düşülerek, yetkilinin adı soyadı, unvanı ve tarih belirtilmek suretiyle Sözleşme Makamı tarafından onaylanacaktır. Yapılan harcamaların Birlik Sözleşmesi kapsamında olduğuna ilişkin YMM Raporunun bulunması halinde, Sözleşme Makamı anılan listeyi, bu rapora dayanarak onaylayacaktır.

Bununla birlikte, Sözleşme Makamının Türkiye sınırları dışında olduğu durumda söz konusu listenin; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin Birlik Yüklenicisi olması durumunda bu idarelerin konu ile ilgili imzaya yetkili üst idari amiri, bunlar dışındaki Birlik Yüklenicilerinde ise gerçek kişi Birlik Yüklenicisinin kendisi tarafından, tüzel kişi Birlik Yüklenicisinde ise tüzel kişiliğin konu ile ilgili imzaya yetkili üst yöneticisi tarafından onaylanması gerekmektedir.

Bu şekilde yapılacak onayda, yapılan harcamaların Birlik Sözleşmesi kapsamında olduğuna ilişkin düzenlenmiş YMM Raporunun bir örneği de eklenecektir.

YMM KDV İadesi Tasdik Raporu düzenlendiği durumlarda, yüklenilen KDV listesinin onaylanmasına ilişkin ayrıca bir YMM Raporu düzenlemesine gerek bulunmamaktadır.

Örnek: Birlik yüklenicisi ‘A’nın “ A APART OTEL’’ adlı projesinin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca (TKDK) sözleşmeye bağlandığı ve IPA III Çerçeve Anlaşması doğrultusunda IPARD III bileşeni kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklendiği anlaşılmıştır.

Mükellef Birlik yararlanıcısı ‘A’, yukarıda belirtilen sözleşmeye istinaden kayıtlı olduğu Vergi Dairesinin   bağlı bulunduğu Defterdarlık Gelir Müdürlüğünden verilen katma değer vergisi istisna sertifikasına sahip bulunmaktadır.

Toplam 15.000.000,00 -TL bütçeli apart otel projesinin inşaat yapım bütçesinin 12.000.000,00- TL olduğu, inşaat yapımının aralarında düzenlenen tedarik sözleşmesi kapsamında B İnşaat Müh. A.Ş. tarafından, istisna uygulanmayarak, 12.000.000,00-TL bedel ve 2.400.000,00 -TL KDV olmak üzere toplam 14.400.000,00 TL. ye  yapılarak teslim edildiği, harcamanın 11.000.000,00-TL.‘lik kısmının Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından uygun harcama olarak onaylandığı ve destek tutarının ödendiği anlaşılmıştır.

TEDARİKÇİ UNVANI PROJE BÜTÇESİ

(İNŞAAT)

FATURA TUTARI  

KDV

UYGUN OLMAYAN HARCAMA TUTARI UYGUN HARCAMA TUTARI
B İnşaat Müh. A.Ş. 12.000.000,00 12.000.000,00   2.400.000,00 1.000.000,00 11.000.000,00
TOPLAM   12.000.000,00 12.000.000,00 2.400.000,00        1.000.000,00 11.000.000,00

Yüklenilen/iade edilecek KDV hesaplaması

AÇIKLAMA/TEDARİKÇİ UYGUN HARCAMA TUTARI YÜKLENİLEN/ İADE EDİLECEK KDV
B İnşaat Müh. A.Ş. 11.000.000,00 2.200.000,00
    TOPLAM 11.000.000,00 2.200.000,00

Mükellef Birlik yararlanıcısı ‘A’, 7424 Sayılı IPA III Çerçeve Anlaşmasının 28. Maddesinin 2/d-e bentlerine göre, apart otel yapım işi için yüklendiği ancak indirim yoluyla gideremediği KDV’sinin uygun harcamaya isabet eden 2.200.000,00-TL.’ sini, Anlaşmanın aynı maddesine göre iade olarak almaya hak kazanmaktadır.

A.3.2. Tedarikçiye KDV İadesi

Tedarikçilerin Birlik Sözleşmesi kapsamındaki KDV iade başvurularını, yürürlükteki KDV mevzuatı çerçevesinde, bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüğüne/mal müdürlüğüne yapması gerekmektedir.

Tedarikçi iade başvurusu için gümrük beyannameli mal ihracından doğan KDV iadeleri çerçevesinde ibraz edeceği belgelere aşağıdaki belgeleri de ilave edecektir:

1) İadeye konu her bir fatura için Birlik Yüklenicisinden aldığı KDV İstisna Sertifikasının Birlik Yüklenicisi tarafından “Aslının Aynıdır” onaylı bir örneği.

2) Tebliğin “4.2.2.6.” numaralı bölümü uyarınca Tedarik Sözleşmesi düzenlenmesinin zorunlu olduğu durumlarda Birlik Yüklenicisi ile yapılan Tebliğin aynı bölümündeki esasları dâhilinde düzenlenen Tedarik Sözleşmesinin onaylı örneği.

İade için YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ibraz edilen durumlarda mal ihracı için öngörülen limitler geçerli olacaktır.

Örnek: Birlik yararlanıcısı ‘D’ nın ‘’D APART OTEL’’ adlı projesinin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca sözleşmeye bağlandığı ve IPA III Çerçeve Anlaşması doğrultusunda IPARD III bileşeni kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklendiği anlaşılmıştır

Birlik yararlanıcısı mükellef ‘D’, yukarıda belirtilen sözleşmeye istinaden kayıtlı olduğu Vergi Dairesinin   bağlı bulunduğu Defterdarlık Gelir Müdürlüğünden verilen katma değer vergisi istisna sertifikasına sahip bulunmaktadır.

Toplam 15.000.000,00 -TL bütçeli apart otel projesinin inşaat yapım bütçesinin 12.000.000,00- TL olduğu, inşaat yapımının aralarında düzenlenen tedarik sözleşmesi kapsamında E İnşaat Müh. A.Ş. tarafından 12.000.000,00-TL’ye yapılarak teslim edildiği, harcamanın 10.000.000,00-TL.‘lik kısmının TKDK tarafından uygun harcama olarak onaylandığı ve destek tutarının ödendiği anlaşılmıştır.

Birlik yararlanıcısının KDV istisna sertifikasını tedarikçiye sunduğu ve tedarik sözleşmesinin KDV’ den istisna olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.

TEDARİKÇİ UNVANI PROJE BÜTÇESİ

(İNŞAAT)

FATURA TUTARI  

KDV

UYGUN OLMAYAN HARCAMA TUTARI UYGUN HARCAMA TUTARI
E İnşaat Müh. A.Ş. 12.000.000,00 12.000.000,00               0,00 2.000.000,00 10.000.000,00
TOPLAM   12.000.000,00 12.000.000,00 0,00 2.000.000,00 10.000.000,00

Mükellef E İnşaat Müh. A.Ş. Birlik yararlanıcısı ‘D’ ye 7424 Sayılı IPA III Çerçeve Anlaşmasının 28. Maddesinin 28/d-e bentlerine göre, KDV’den istisna olarak teslim ettiği apart otel yapım işi için yüklendiği, ancak indirim yoluyla gideremediği KDV’sini Anlaşmanın aynı maddesine göre iade olarak almaya hak kazanmaktadır.

Mükellef E İnşaat Müh. A.Ş.’ nin iade olarak alacağı KDV, apart otel yapım işi için yaptığı alımların KDV’ si olup, bu KDV her halükarda TKDK tarafından uygun harcama olarak tespit edilen 10.000.000,00-TL. sının %20’ ini geçemeyecektir.

A.3.2. KDV iadesi için Vergi Dairesi Müdürlüğünce/Mal müdürlüğünce yapılacak işlemler

KDV iadesi yapmakla görevlendirilen vergi dairesi müdürlüğünce/mal müdürlüğünce, yukarıda belirtilen belgelerle birlikte başvuran KDV mükellefi olmayan ve herhangi bir diğer vergi türünden mükellefiyet kaydı bulunmayan;

– T.C. vatandaşı Birlik Yüklenicisine, T.C. kimlik numarası üzerinden,

– T.C. vatandaşı olmayan ve/veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan gerçek kişiler ile Türkiye’de işyeri olmayan tüzel kişi Birlik Yüklenicilerine (Yerleşik Eşleştirme Danışmanları dâhil) ilgili mevzuatına göre verilmiş olan potansiyel vergi kimlik numarasından (daha önce verilmemiş ise potansiyel vergi kimlik numarası verilmek suretiyle),

işlem yapılacaktır.

KDV dışında başka bir vergi türünden mükellefiyet kaydı varsa, buna ilişkin vergi kimlik numarasından iade dilekçesi kabul edilecektir.

Tebliğin “4.2.3.1.1.” numaralı bölümünde belirtilen iade için yetkili vergi dairesi müdürlüğü/mal müdürlüğü,

Birlik Yüklenicisinin iade talebini, gerekli incelemeleri yaptıktan sonra nakden veya mahsuben yerine getirecektir.

Tedarikçilerin iade talepleri, bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüğü/mal müdürlüğü tarafından değerlendirilecektir.

Nakden veya mahsuben iade talepleri, iade için gerekli belgelerin ibrazı ve varsa eksikliklerin tamamlanmasını takiben, yürürlükteki KDV mevzuatının gümrük beyannameli mal ihracından doğan KDV’nin iadesindeki esaslar çerçevesinde belgelerin eksiksiz tamamlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde sonuçlandırılacaktır. İade işlemleri sırasında yürürlükteki KDV mevzuatının “Özel Esaslar” bölümündeki düzenlemeler saklıdır.

IV- SONUÇ

Avrupa Birliği, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (Instrument for Pre-accession Assistance – IPA) ile, Türkiye’nin politik ve ekonomik reformlarına mali ve teknik destek sağlamaktadır. Bu fonların amacı, Türk mevzuat ve standartlarının AB mevzuat ve standartlarıyla uyumlaştırılması, ilgili makamların katılım sürecinde bu uyumlaştırma çalışmalarını gerçekleştirmesi ve reformları uygulaması için gerekli olan kapasitelerinin oluşturulmasıdır. Böylelikle Türkiye, AB üyeliğiyle birlikte gelen hak ve yükümlülüklere hazırlanmaktadır.

IPARD, (Instrument for Pre-Accession Assistance Rural Development) Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulan, Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA) Kırsal Kalkınma bileşenidir. IPARD, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası, Kırsal Kalkınma Politikası ve ilgili politikalarının uygulanması ve yönetimi için uyum hazırlıklarını ve bu kapsamda politika geliştirilmesini desteklemeyi amaçlamaktadır.

Ülkemizin tüm illerinde yürütülecek IPARD III Programı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından uygulanması gerçekleştirilmektedir.

Birlik yüklenicileri, Birlik sözleşmesi kapsamında sunulan bir hizmet veya tedarik edilen mal veya yapılan iş bakımından KDV’den muaftır. Bir yüklenici tarafından Birlik yüklenicisine tedarik edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işler de, Birlik sözleşmesi kapsamındaki hedefler ve faaliyetlerle ilişkili oldukları derecede KDV’den istisnadır.

IPA III yararlanıcısı önceden KDV istisnası uygulamasına yönelik etkili bir mekanizmanın ve usullerin uygulamaya konulmasını sağlar. Bu mekanizma aynı zamanda Birlik yüklenicilerinin ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicilerinin KDV’siz fatura düzenlemelerine olanak sağlar.

İstisnai bir şekilde, usulüne uygun olarak gerekçelendirilen durumlarda, önceden KDV istisnasının teknik veya pratik olarak uygulanabilir olmaması halinde, KDV istisnası, iade veya mahsup aracılığıyla uygulamaya konulur.

İade usulünün uygulanması durumunda, Birlik yüklenicileri ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicileri, KDV iadesi için Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı kapsamında istenen belgelerle birlikte sorumlu vergi idaresine yazılı talepte bulunmaları halinde, sorumlu vergi idaresinden doğrudan KDV iadesi alabilirler.

Mahsup usulünün uygulanması durumunda, Birlik yüklenicisi ve Birlik yüklenicilerinin kendi yüklenicileri, bu Anlaşmada öngörüldüğü şekilde KDV’den istisna olan, IPA III yardımı kapsamında tedarik edilen mallar veya sunulan hizmetler veya yapılan işlerle ilgili olarak ödenen indirilecek KDV’yi, IPA III dışındaki olağan ticari işlemleri için tahsil ettikleri herhangi bir KDV’den mahsup etme veya indirme hakkına sahip olurlar.

Sorumlu vergi idaresi, herhangi bir vergi iadesi ve mahsup talebini asgari ve makul idari ücretler haricinde maliyet çıkarmaksızın en fazla 30 takvim günü içerisinde, tamamlar.

Kaynak: –5824 Sayılı IPA I ve 6647 Sayılı IPA II 7424 Sayılı IPA III Katılım Öncesi Yardım Aracı Çerçeve Anlaşmaları

-7424 Sayılı Türkiye- Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA III) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği Sıra No:1

08.07.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İndirim Konusu Yapılamayacak KDV Hangileridir?

Cevap: Aşağıdaki vergiler mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez:

a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası (KDV Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri ile (4) numaralı fıkrasının (ı) ve (ö) bentleri uyarınca katma değer vergisinden istisna edilen işlemler hariç) ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisi,

b) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi,

c) Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi, (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisi ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin kullanılan süreye isabet eden kısmı indirilebilir.)

d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi.(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)

e) Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen katma değer vergisi.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(09.07.2024)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kıdem Tazminatı Tavanı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Giriş

Kıdem tazminatı tavanı Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan 05.07.2024 tarihli ve 5 sayılı Genelge ile 01.07.2024 – 31.12.2024 döneminde geçerli olmak üzere 41.828,42 TL olarak belirlenmiştir.

Ancak, 2024 Temmuz ayında asgari ücret artmamasına rağmen işçilere ödenen kıdem tazminatı tavanı neden artmaktadır?  Kıdem tazminatı son ücrete göre hesaplanmasına rağmen ücret artışı yapılmamış ise neden kıdem tazminatı tavanı artmaktadır? Çalışanların kafasını meşgul eden bu ve benzeri sorulara bu yazımızda cevap bulmaya çalışacağız.

Kıdem Tazminatı Tavanı Nedir?

Türkiye’de geçmiş dönemlerde toplu iş sözleşmeleri ve hizmet akitleri ile kıdem tazminatına esas süreninin de fazla olması dolayısıyla kıdem tazminatı tutarı yüksek miktarlara ulaşması nedeniyle oluşan yüksek rakama bir üst sınır konulması amacıyla kıdem tazminatı tutarına tavan uygulaması getirilmiştir.

Mülga ve eski 1475 sayılı İş Kanunun halen bugün itibariyle de yürürlükte bulunan 14. Maddesine göre “… kıdem tazminatının yıllık miktarı, Devlet Memurları kanununa tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı T.C. emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi geçemez.” Hükmü konulmuş, ilgili yasa maddesi 4857 sayılı İş Kanunu’nda da geçerliliğini korumuştur.

Yapılan düzenleme ile devlet memurları kanununa tabi en yüksek devlet memuruna yıllık ödenecek minimum emekli ikramiyesi tutarı göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama şekline kıdem tazminatı tavanı denir.

Kıdem Tazminatı Tavanı Nasıl Belirlenir?

Kıdem tazminatı tavan oranı memur maaş zam oranı ile belirleniyor.
Bu rakam 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere 6 aylık enflasyon rakamlarının kesinleşmesi sonrası Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Genelgesi ile açıklanmaktadır.

Kıdem tazminatı tavanı Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan 5.7.2024 tarihli ve 5 sayılı Genelge ile 01.07.2024 – 31.12.2024 döneminde geçerli olmak üzere 41.828,42 TL olarak belirlenmiştir.

Kıdem Tazminatı Tavanı Aşılarak Tazminat Ödemesi Yapılabilir Mi?

Kıdem tazminatı tavan ücreti üzerinde bir ödeme yapılması durumunda uygulanacak herhangi bir cezai müeyyide bulunmamaktadır. 1475 sayılı Kanun ve diğer ilgili düzenlemelere göre, işverenlerin kıdem tazminatı tavan miktarını aşarak tazminat ödemesi yapmalarında herhangi bir engel açıklama geçmemektedir. Yani işverenler yasal olarak kıdem tazminatı tavan tutarını aşan miktarlarda ödeme yapabilir. Türkiye’deki iş hayatını düzenleyen yasaların hemen hepsinde olduğu gibi, kıdem tazminatının hesaplanması ve ödenmesi konusundaki yasal düzenlemeler, işçinin haklarını korumaya yönelik olduğundan, işverenin işçiye daha fazla tazminat ödemesi yasal bir engel teşkil etmez.

Ancak unutulmaması gereken çok önemli bir husus vardır. Kıdem tazminatı hesaplamasında belirlenen tavan tutarın aşılması durumunda, tavanın üstünde kalan tutar vergilendirilir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre, kıdem tazminatı için belirlenen tavan tutarın üzerindeki miktarlar gelir vergisine tabi olur.

İşçinin Çıkışı Hangi SGK Çıkış Koduna Göre Yapılırsa Kıdem Tazminatına Hak Kazanır?

Aşağıda belirtiğimiz toplam 23 SGK çıkış kodu ile işten ayrılanlar kıdem tazminata hak kazanırlar.

–   04 KODU: İşverenin haklı sebep bildirmeden belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmesi.

–   05 KODU: Süresi belli iş sözleşmesinin sona ermesi.

–   08 KODU: Toptan ödeme ya da emeklilik (yaşlılık) nedeniyle.

–   09 KODU: Malulen emeklilik durumu.

–   10 KODU: Ölüm.

–   11 KODU: Ölümün iş kazası nedeniyle olması.

–   12 KODU: Askerlik.

–   13 KODU: Kadın çalışanın evlenmesi.

–   14 KODU: Emeklilik için yaş şartı haricindeki diğer şartların yerine getirilmesi.

–   15 KODU: İşçilerin toplu olarak işten çıkarılması.

–   17 KODU: İşletmenin kapanması.

–   18 KODU: İşin sona ermesi.

–   23 KODU: Çalışanın zorunlu nedenlerle feshetmesi.

–   24 KODU: Çalışanın sağlık sebebiyle feshetmesi.

–  25 KODU: İşverenin iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışı nedeniyle işçinin ayrılması.

–   27 KODU: İşverenin tutukluluk ve zorunlu nedenlerle feshetmesi.

–   28 KODU: İşverenin sağlık sebebiyle feshi.

–   31 KODU: İşçinin grev ve lokavt, sendikalar ve borçlar kanunu kapsamında kendi kusur ya da isteği dışındaki feshi.

–  32 KODU: 4046 sayılı kanunun 21. maddesine istinaden işletmenin özelleştirilmesi nedeniyle iş akdinin sonlanması.

–   33 KODU: Basın iş sözleşmesinde gazetecinin feshetmesi.

–   34 KODU: İş niteliğinin değişmesi, işyerinin devri gibi sebeplerle ayrılma.

–   35 KODU: 6495 sayılı kanun çerçevesinde işçinin devlet memurluğuna geçmesi.

–   40 KODU: Kamu işçiliğine 696 sayılı KHK kapsamında geçilmemesi nedeniyle çıkış.

İşçinin Çıkışı Hangi SGK Çıkış Koduna Göre Yapılırsa Kıdem Tazminatına Hak Kazanmaz?

Aşağıda belirtiğimiz toplam 24 SGK çıkış kodu ile işten ayrılanlar kıdem tazminata hak kazanmazlar.

  • 01 KODU: Deneme süreli iş sözleşmesinin işverence feshi.
  • 02 KODU: Deneme süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi.
  • 03 KODU: Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa).
  • 16 KODU: Aynı işverene ait başka bir işyerine nakli.
  • 19 KODU: Mevsim bitimi.

(İş akdinin askıya alınması halinde kullanılır. Tekrar başlatılmayacaksa “4” nolu kod kullanılır)

  • 20 KODU: Kampanya bitimi.

(İş akdinin askıya alınması halinde kullanılır. Tekrar başlatılmayacaksa “4” nolu kod kullanılır)

  • 21 KODU: Statü değişikliği.
  • 22 KODU: Diğer Nedenler.
  • 26 KODU: Disiplin kurulu kararı ile fesih.
  • 30 KODU: Vize süresinin bitimi.

(İş akdinin askıya alınması halinde kullan Tekrar başlatılmayacaksa “4” nolu kod kullanılır)

  • 36 KODU: KHK ile işyerinin kapatılması.
  • 37 KODU: KHK ile kamu görevinden çıkarma.
  • 38 KODU: Doğum nedeni ile işten ayrılma.
  • 39 KODU: 696 KHK ile kamu işçiliğine geçiş.
  • 41 KODU: Re’sen işten ayrılış bildirgesi düzenlenenler: SGK tarafından değişik gerekçeler nedeniyle  işten ayrılışları re’sen düzenlenenler için seçilecek koddur.
  • 42 KODU: Aranan şartlar ve vasıflar kendisinde bulunmadığı halde işvereni kandırarak bunlar kendisinde varmış gibi yalan söylemek.
  • 43 KODU: İşçinin işverene yahut işverenin ailesinin şeref ve namusuna dokunacak hakaretler etmesi veya davranışlarda bulunması.
  • 44 KODU: İşçinin İşverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
  • 45 KODU: İşçinin işverene veya işverenin ailesinden birisine yahut başka bir işçiye sataşması. işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde alarak gelmesi ya da bu maddeleri işyerinde kullanması.
  • 46 KODU: İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık, meslek sırlarının açığa çıkartılması vs.
  • 47 KODU: İşçinin işyerinde 7 günden fazla hapis cezası bulunan bir suç işlemesi.
  • 48 KODU: İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
  • 49 KODU: İşçinin yapmakta yükümlü olduğu işi kendisine hatırlatılmasına rağmen yerine getirmemesi.
  • 50 KODU: İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, iş yerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

SGK İşten Çıkış Kodları Nasıl Belirlenir?

SGK sistemi üzerinden çalışanın işten ayrılış bildirgesini verirken girilen bu kodlar sayesinde çalışanın hangi sebepten dolayı işten çıktığı veya çıkarıldığı belirlenmiş olmaktadır. Ancak SGK işten çıkış kodu, sadece işten çıkış bildirgesi için doldurulması gereken bir alandan öte hem işveren hem de çalışan için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Çünkü bu kodla belirlenen çalışanın işten çıkış nedenine göre işçinin kıdem tazminatı, işsizlik ödeneği gibi haklarını alıp alamayacağı belirlenmektedir.

Hatalı bir kod seçimi ile hem işverenin hem de çalışanın mağdur olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle işten çıkış kodlarında yer alan her bir kodun anlamını bilerek doğru seçimi yapmak oldukça önemlidir.

SGK tarafından belirlenen her çıkış kodu, farklı bir işten çıkış nedenini belirtmektedir. İşten çıkış bildirgesinde de çalışanın işten çıkış nedenine karşılık gelen kodun girilmesi önem arz etmektedir.

Yukarıdaki yazımızda kıdem tazminatına hak kazanma veya hak kazanmamam anlamına gelen 23 + 24 olmak üzere toplam 47 SGK işten çıkış kodunu açıklanmıştık. Nisan 2021’de yayımlanan SGK Genelgesi ile işten çıkış kodları güncellenmiş ve yeni işten çıkış kodları listeye eklenirken “İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle fesih” olan 29 numaralı kod listeden çıkartılmıştır. Başka bir anlatımla, artık 29 SGK işten çıkış kodu kullanılmamaktadır. Ayrıca, an itibariyle 06 ve 07 SGK işten çıkış kodları da kullanılmamaktadır.

Hatalı SGK Çıkış Kodu Düzeltilebilir Mi?

İşveren tarafınca bildirimi yapılan işten çıkış kodu, yine işveren tarafından işçi çıkış tarihinden sonraki 10 gün içerisinde internet ortamında SGK sistemi üzerinden düzeltilme imkânı bulunmaktadır.

Ancak, 10. günün sonrasında düzeltilmesi gereken işten SGK çıkış kodu için İŞKUR müdürlüklerine müracaatta bulunulması ve sonradan düzenlenmesi ihtimali olan evraklar dışında geçerli bir belgeye dayandırılması gerekmektedir.

KAYNAKÇA:

– 4857 sayılı İş Kanunu.

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu.

– Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükteki 14. Maddesi.

– www.calisma.gov.tr

– www.sgk.gov.tr

– www.mevzuat.gov.tr

08.07.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com