Çalışma İmkanı Olmayanlar Dikkat! / Ali Şerbetçi

Emekli olmama yaklaşık 10 ay var, ancak sağlık durumum bir işyerinde çalışmama uygun değil. Ben bu 10 aylık eksik süremi tamamlamak için ne yapabilirim? A. ARSLAN
Emekli olabilmek için yaş, sigortalılık süresi ve çalışma gün sayısı koşullarının aynı anda yerine getirilmesi gerekir. Bu şartlardan özellikle çalışma gün sayısını doldurabilmek için zaman zaman bir işyerinde fiilen çalışılmadığı halde sigortalı olarak SGK’ya bildirilme yoluna gidildiği bilinmektedir. Ancak bu durumun tespiti halinde bu sigortalılığın iptal edileceğini, hatta emekli aylığı bağlanmışsa bu aylığın hem iptal edileceğini hem de yasal faizi ile birlikte geri alınacağını belirtelim. Diğer taraftan, gerek sağlık nedenleri gerekse başka nedenlerle çalışma imkanı olmayanların, emekli olabilmek için gerekli gün şartını doldurmak için başvurabilecekleri en kolay ve güvenli yol, isteğe bağlı sigortalı olmaktır. İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için; Türkiye’de ikamet etmek, 18 yaşını doldurmuş olmak, zorunlu sigortalı olmamak veya Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında ay içinde 30 günden az çalışmak ve kendi sigortalılıkları nedeniyle aylık almamak koşulları aranır.
Bu koşulları taşımanız kaydıyla SGK’ya başvurarak isteğe bağlı sigortalı olabilir, primlerinizi kendiniz ödeyerek emeklilik için gerekli olan gün şartını sağlayabilirsiniz..

(Takvim Gazetesi | 07.01.2020)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/

Konutlar Değerli De, Emsal Artış Yapılan Rant Arsaları ve İş Yerleri Değersiz Mi? / Sabri Arpaç

Sevgili okurlarım. Bundan önceki ‘’Değerli Konut Vergisi’’ ile ilgili yazdığım yazıdan sonra bir de Halk TV’de ‘’Orhan Uğuroğlu ile Halk Uyanıyor’’ proğramına katıldım. Yasa büyük tepki aldı. AKP yasa uygulamaya girmeden yeniden gözden geçirileceği söylenmektedir.

BU BİNALAR DEĞERSİZ M?

Gecekonduları, barakaları, köy evlerini kastettiğimi zannetmeyin!

Kastettiğim; lüks oteller, moteller tatil köyleri, iş hanları, alış-veriş merkezleri, fabrikalar, Dolar’la, Euro ile kiraya verilen işyerleri değersiz mi?

Eğer servet vergilemesi öngörülüyorsa bu değerli mülkler değersiz mi?

EMSALLERİ YÜKSELTİLEREK RANTA AÇILAN ARSALAR DEĞERSİZ Mİ?

Nüfus artışı, şehirlere göç, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş gibi nedenlerle köyden şehre göç nedenleri konut ve işyeri gereksinimleri olduğu bir gerçektir.

Yol, köprü, fabrika hava alanı ve benzeri yatırımların yapılması ile yanında ve yöresinde kalan araziler de arsa haline gelmektedir.

Maalesef imar uygulamaları kentlerin, nüfus, yeşil alan, trafik ve oto park ve benzeri birçok ihtiyaçları gözetilmeden yapılmaktadır.

Birde buna son yıllarda AKP iktidarı döneminde hoyratça uygulanan parsel bazında imar ise işi zıvanadan çıkartmıştır.

Parsel bazında imar uygulaması ile adamı olan, rüşvet veren yüksek yoğunluklu imar yaptırmış, para vermeyenler ise yoğunluk alamamıştır.

Düşük yoğunluklu arsalar halkın elinde alınmış; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeler veya imar yetkisi verilen TOKİ ve benzeri kuruluşlarca tarafından yoğunluğu yani emsali yükseltilerek yandaşlara haksız kazanç sağlanmıştır.

EMSAL OYUNLARI İLE YARATILAN RANTLAR DEĞERSİZ Mİ?

AKP döneminde ‘’parsel bazında imar’’ uygulaması ile özellikle büyük şehirlerimiz beton ormanına çevrilmiştir.

Bir arsanın 0.25 emsali demek arsa büyüklüğünün yüzde 25’i kadar kapalı alan yaparsınız demektir. Yani 10.000 metrekare arsaya yalnızca 2.500 metrekare kapalı alan yapmak mümkündür. Emsal 4’e çıkartılınca bu kez 40.000 metrekare kapalı alan yapmak mümkün hale gelmektedir.

Örneğimizi biraz küçülterek devam edelim. 500 metrekare arsamın 0.25 emsali var. Buna ben sadece 125 metrekare bir ev yapabiliyorum.

Bir arsa rant baronu geliyor bana bir daire parası olan 250.000 lirayı veriyor. Ben de onunla bir daire alarak oturuyorum.

Benim arsamın yanında 19 kişinin de aynı şekilde arsası var. Arsa spekülatörü diğer arsaları alarak 10.000 metre kare arsayı 5.000.000 liraya mal ediyor.

Arsa baronu Belediye veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurarak 0.25 emsali 4’e çıkarıyor. Yani 8 kata artırıyor. Benim ve diğer arsa sahiplerinin 2.500 metre kare olan inşaat alanı 10.000 m2*4 = 40.000 m2 kapalı inşaat alanına çevriliyor.

20 kişinin kapalı inşaat alanı 2.500 metrekareyken, arsa baronun ise tamı tamına 40.000 metre kare kapalı inşaat alanı oluyor!

Bodrum katları, çatı katları ve çıkmalar bu hesabın içinde değildir.

Ben ve diğer arsa sahiplerinin 20 daire yapacağımız arsaya müteahhit 320 daire (40.000:125= 320 daire)yapıyor.

Şimdi bu arsa değersiz mi?

SONUÇ OLARAK

Bir avuç aç gözlü, kan emici rant baronları büyük şehirlerimizi beton ormanına çevirdiler.

2 B dediler ormanı yok ettiler. Yeşil alan park, ağaç bırakmadılar.

Namuslu müteahhitleri karaladığımızı zannetmeyin. Zaten bu ‘’Ali Cengiz Oyunlarını’’ bilmezler. Zaten onları rekabet eşitsizliği yaratan TOKİ ortadan kaldırdı.

(Gerçek Gündem | 07.01.2020)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/

2020 Yılında Geçerli Olan Doğum Sonrası Yarım Çalışma Ödeneği / Resul Kurt

Yeni asgari ücretle birlikte, asgari ücrete bağlı olarak değişen doğum sonrası yarım çalışma ödeneği de arttı.

Çalışan anneleri desteklemek ve bir yandan işlerinden kopmadan çalışmaya devam etmelerini, öbür yandan da çocuklarına daha fazla zaman ayırmalarını sağlamak üzere 6663 sayılı Kanunla iki önemli düzenleme yapılmıştı.

Birinci düzenleme tüm kadın çalışanlar için haftalık çalışma süresinin yarısı kadar verilen ücretsiz izin (yarım çalışma) hakkının verilmesidir.

İkinci düzenleme ise haftalık çalışma süresinin yarısı kadar verilen ücretsiz izin süresinde gerekli şartları taşıyanlara İşsizlik Fonundan yarım çalışılan sürelerde yarım çalışma ödeneği verilmesidir.

Doğum sonrası analık hâli izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla ve çocuğun hayatta olması kaydıyla kadın işçi ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçilere istekleri hâlinde yarım çalışma hakkı verilmektedir.

Yarım çalışma hakkı, İŞKUR tarafından yarım çalışma ödeneği ile desteklenen, haftalık çalışma süresinin yarısı kadar fiili çalışma yapılması gereken ve bu sürelerde süt izni hakkının verilmediği doğum sonrası haktır.

Yarım çalışma hakkı, doğum sayısına göre aşağıdaki sürelerle verilecektir.

Doğum Sayısı Tekil Gebelik Çoğul Gebelik Engelli Doğum
1 60 gün 90 gün Çocuğun Engelli Doğması Halinde 360 gün
2 120 gün 150 gün
Sonraki doğumlar 180 gün 210 gün

Bu süreler içerisinde çalışanın yarım çalışma ödeneğinden yararlanılabilmesi için,

• İşçinin adına doğum veya evlat edinme tarihinden önceki son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bildirilmiş olması,

• Haftalık çalışma süresinin yarısı kadar fiilen çalışılması,

• Doğum ve evlat edinme sonrası analık hali izninin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma belgesi ile başvuruda bulunulması gerekir.

Bu koşulların sağlanması halinde İŞKUR tarafından yarım çalışma ödeneği ödenecektir. Yarım çalışma ödeneğinin günlük miktarı, günlük asgari ücretin brüt tutarı kadardır. Bu ödemeler damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmamaktadır.

2020 yılı için asgari ücretin günlük tutarı 98,10 TL olarak belirlenmiş olduğundan Doğum nedeniyle 15 gün süreyle ödenecek ücret (98,10 x15 gün)= 1.471,50 TL olacaktır.

Yapılacak ödemeden binde 7,59 oranında Damga Vergisi düşüldüğünde ise miktar (1.471,50 – 11,17) = 1.460,33 TL olacaktır.

(Star Gazetesi | 07.01.2020)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/

E-Arşiv Faturada Mali Müşavirler ve Mükellefler Tarafından Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

E- Arşiv Fatura Uygulaması muhasebe ve ticari yaşantımıza 01.01.2020 tarihinden itibaren girmiş bulunmaktadır. Uygulamada konuyla ilgili dikkat edilecek noktalar meslek mensuplarını ve mükellefleri yakından ilgilendirmektedir.

Buna göre;

1-E-Arsiv Fatura mutlaka mükellef tarafından düzenlemelidir. Tabi ilk faturayı düzenlerken muhasebe teknik destek verilmelidir.

2-E-Arsiv Fatura kestiğinizden yani İrsaliyeli E-Fatura olmadığından E-Faturanıza malı müessesede teslim ettiyseniz o meşhur ibareyi açıklama kısmına not düşülmelidir. Malı müessesede teslim etmediyseniz o zaman kağıt İrsaliye düzenleyiniz.

3-E-Arsiv Faturayı açıkta kapalıda düzenleyebilirsiniz.  Ancak 7.000 üzeri olanları mutlaka açık düzenleyiniz. Unutmayınız ki fatura ödeme aracı değildir.

4- E-Arşiv Faturanın bir çıktısını alıp ıslak imza ile imzalattırınız. Bu şekilde saklama mecburiyetinizi de yerine getirmiş olursunuz. Unutmayın GİB bu faturaları saklamayacak. Saklama ve ibraz zorunluluğu mükellefe ait. XML HTML olarak saklamak ta mümkün ama en sağlam arşivleme kağıt arşivlemedir.

5 – E-Arşiv Faturalarınızı XML ve HTML uzantılı alabilirsiniz. Kanaatimizce PDF formatında da alabilmeliyiz. GİB e bilgi yüklerken az yer kaplayacaktır.

6-E-Arşiv Faturada iptal imkanı yok. Bu nedenle 2 seçenek var iptal için. Birinci yol Eğer hatalı faturayı müşteriye vermediyseniz ya da geri alabiliyorsanız ilk faturayı hiç dikkate almadan kayıtlara almadan doğru olan ikinci faturayı kesmek ve doğru olan ikinci faturaya açıklama kısmına ilk kesilen hatalı faturanın iptal edildiğinin açıklamasını düşmek. İkinci yol eğer fatura bir tarafça işleme alınmış ise karşı taraf iade faturası düzenleyecek.

7- E-Arşiv Fatura iptali için iptal butonu koymak ta üçüncü ve en kısa yol olsa gerekir.

8-Virgülden sonra birim fiyatta 2 hane yazılabilir. O yüzden yukarı ya da aşağı yuvarlama yapılmalı.

9-Çok miktarda günlük ve aylık bu tür fatura kesiyor iseniz. Bir entegratör ile anlaşmanız avantajınıza olabileceksiniz.  Saklama kısmında da kafanız rahat olacaktır.

10- Mükellefin iyi bir internet sistemi bilgisayar donanımı ve yazıcısı olmasi gerekli. İyi bir cep telefonu tabi akıllı olmak şartıyla bu da yeterlidir.

11 – Kesilen E-Arşiv Fatura mail olarak da müşteriye gönderilebilir. Zaman kaybı olmaması ve tabi ki kesinlikle düzenleyip göndermek koşuluyla.

12-E- Arşiv Fatura kesilmez kağıt fatura verilirse özel usulsüzlük cezası, fatura alıp vermemek olarak bilinen 213 VUK 353/1 maddesinden kesilen fatura yok hükmünde sayılacak ve her iki tarafa  %10 nispetinde özel usulsüzlük ceza kesilecek ve kağıt faturadaki indirim kdv ler red edilme riski ile karşı karşıya gelebilirsiniz.

13- E-Arşiv Faturaları, GİB den mutlaka sorgulayınız. Mümkünse mükelleften ıslak imzalı alınız. Photoshop ta yapılmış sahte faturalar ve kayıt dışı işlemler bundan sonra sıkça karşımıza gelebilir.

07.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Yatırım Teşviklerinde Uzatmalar (2020)

Yatırım Teşvik Belgesi sahiplerinin büyük bir heyecanla beklediği karar nihayet çıktı. Her yıl olduğu gibi yatırım teşvik belgeleri ile ilgili uygulamada uzatma kararları 30.12.2019 tarih ve 30994 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.
(1) Yatırım teşvik belgeli İnşaat KDV iade süresi hakkında.
Yukarıda belirtilen Resmi Gazete’de yayımlanan 1950 sayılı Cumhurbaşkanı kararnamesinin 1. maddesine göre:
25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı KDV kanununun imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin iade edilmesi hakkındaki geçici 37. maddesi, mezkur maddede düzenlendiği şekilde, 2020 ve 2021 yıllarında yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi için de uygulanır. KDV kanununun geçici 37. maddesini son karardaki ilaveleri de yaparak hatırlatmak için aşağıya alalım.
Geçici Madde 37
İmalat sanayine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında;
a) Asgari 50 milyon Türk Lirası tutarında sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle ve 2017, 2018 ve 2019
 (SON KARARLA 2020 VE 2021) yıllarında yüklenilen ve 2017, 2018 ve 2019 (SON KARARLA 2020 VE 2021 yıllarının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içerisinde,
b) 50 milyon Türk Lirası tutarına kadar sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle 2017, 2018 ve 2019, 2020 ve 2021 yıllarında yüklenilen ve 2017, 2018 ve 2019, 2020 ve 2021 yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi izleyen yıl içerisinde, talep edilmesi halinde belge sahibi mükellefe iade olunur. Teşvik belgesine konu yatırımın tamamlanmaması halinde, iade edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanarak iade tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ve cezalarda zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılı başında başlar.

Bu karara göre gerek geçmiş yılların ve gerekse bu yılın ve 2021 yılının inşaat KDV iadeleri daha önceki bir çok yazılarımızda açıkladığımız gibi geri alınmaya devam edecektir.
(2) 15.06.2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile daha önceki kararlara istinaden imalat sanayiine yönelik (US-97) Kodu: 25-37 ) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2020-31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilen yatırım harcamaları için bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik teşvik uygulamaları kapsamında vergi indirimi desteğinde uygulanacak yatırıma katkı oranları her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmek suretiyle, kurumlar vergisi veya gelir vergisi indirimi tüm bölgelerde yüzde yüz %100 oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı yüzde yüz %100 olmak üzere, teşvik belgesi üzerinde herhangi bir işlem yapılmaksızın uygulanır.
(3) Bu karar 1/1/2020 tarihinde yürürlüğe girer.
Yine, Kurumlar vergisi kanununun geçici 9. Maddesini hatırlamak üzere aşağıya alalım.
Geçici Madde 9
(1) Mükelleflerin 2017, 2018 ve 2019 (SON KARARLA 2020-2021 VE 2022 ) takvim yıllarında gerçekleştirdikleri imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırım harcamaları için, bu Kanunun 32/A maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde ‘%55’, ‘%65’ ve ‘%90’ şeklinde yer alan kanuni oranlar sırasıyla ‘%70’, ‘%80’ ve ‘%100’ şeklinde ve (c) bendinde ‘%50’ şeklinde yer alan kanuni oran ise ‘%100’ şeklinde uygulanır.Teşviklerle ilgili süre uzatımı kararı böylece inşaat KDV iadesi konusunda şimdiden 2021 yılı sonuna kadar, yatırıma katkı oranı ve indirim oranı konusunda ise 2022 yılı sonuna kadar uzatılmış olup yatırımcılar böylece önlerindeki bir veya iki yılı önceden görebilecekler, gerek yatırım planlarını ve gerekse bütçelerini ve vergi planlamalarını da önceden yapabileceklerdir.
Muhasebe mesleğini sürdüren meslektaşlarımıza ve firma sahiplerine gerek inşaat KDV iadesinin ve gerekse indirimli oranda Kurumlar vergisi hesaplamalarının çok detaylı ve önemli olduğunu bir daha hatırlatmak isterim.
Bu konularda, uygulama yapmış, başından tecrübeler geçmiş SMMM ve YMM’lerden yardım almalarını özellikle tavsiye ediyorum.

07.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kurum Geçici Vergi Beyannamesinde Yapılan Değişiklik

Kurum Geçici Vergi Beyannamesinde Yapılan Değişiklik.

2019 yılı 4.Dönem Kurum Geçici Vergi Beyannamesinin Kazanç ve İlaveler kulakçığında yer alan “Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisna ve İndirimler” bölümüne “6491 sayılı Türk Petrol Kanununun Mad. 12/5 kapsamında itfa payı olarak addolunan gelirler” satırı ve Ekler kulakçığına da “6491 s. Kanun 12/5 Mad. Kapsamında İtfa Payları Tablosu” eklenmiştir. Yapılan bu değişiklikler nedeniyle bu beyannameyi vermesi gereken tüm mükelleflerin Beyanname Düzenleme Programını (BDP) güncellemeleri gerekmektedir.

GİB

(07.01.2020)

Kaynak : http://www.muhasebetr.com/

Kamuya Yararlı Dernek Statüsü Kazanılmasının Mevzuat Açısından Değerlendirilmesi

Kamu Yararına Çalışan Derneklere ilişkin düzenleme, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27. maddesi ile yapılmış ve uygulamaya ilişkin hususlar Dernekler Yönetmeliğine havale edilmiştir. Diğer yandan Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan sirkülerde kamu yararına çalışan dernek statüsü kazanma şartları açıklanmıştır. Bu çalışmamızda derneklerin kamu yararına çalışan dernek statüsü kazanmasının şartlarını kanun tüzük ve sirküler ışığında son mevzuat düzenlemelerine göre ayrıntılı olarak açıklayacağız.

Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği Açısından Kamu Yararına Çalışan Dernek Statüsü Kazanma Şatları

Giriş bölümünde de açıklandığı üzere Kamu Yararına Çalışan Derneklere ilişkin düzenleme, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27. maddesi ile yapılmış söz konusu kanunun Kamu yararına çalışan dernekler başlıklı 27. Maddesinde “Kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilir. Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için, en az bir yıldan beri faaliyette bulunması ve derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere giriştiği faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması şarttır.[1]” Diğer yandan “ 27. Maddenin 2. Bendinde Kamu yararına çalışan dernek statüsünün kazanılması, kaybedilmesi ve gerekli belgeler ile diğer esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.” Şeklinde belirtilmiştir.

Kanunun atıf yaptığı Dernekler yönetmeliğinin 48,49,50 ve 51.maddelerinde konu ayrıntılı şekilde açıklanmış 48.Maddesinde Kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak için hangi şartların olması gerektiği maddeler halinde açıklanmıştır. Buna göre bir derneğin Kamu yararına çalışan derneklerden sayılması için;

Kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak için derneğin;

a) En az bir yıldan beri faaliyette bulunması,

b) Son bir yıl içindeki, 2005 yılı için belirlenen tutar olan 50.000.-YTL’sını geçen alım ve satım işlemlerinin rekabet koşullarına uygun yapılması,

c) Amacı ve gerçekleştirdiği faaliyetlerin, üyelerinin dışında yerel veya ulusal düzeyde toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması,

d) Yıl içinde elde ettiği gelirin en az yarısının bu amaçla harcanması,

e) Sahip olduğu mal varlığının ve yıllık gelirinin tüzüğünde belirtilen amacı gerçekleştirecek düzeyde olması gerekir.

Bu durum, Bakanlık dernekler denetçileri tarafından düzenlenen rapor ile tespit ettirilebilir. Bu nitelikleri taşımadığı tespit edilen dernekler, kamu yararı kararı için, bu tespitin yapıldığı tarihten itibaren üç yıl geçmeden önce yeniden başvuramaz.

Söz konusu yönetmeliğin 50.maddesinde başvuru sürecine ilişkin hususlar belirtilmiş Başvuruda aranacak belgelerin ne olduğu açıklanmıştır. Buna göre;

Kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak isteyen dernekler, aşağıda belirtilen ekler ile birlikte başvurularını mülki idare amirliğine yaparlar.

a) Derneğin kamu yararı yönünden; faaliyeti, yaptığı hizmetler ve gelecekte yapılması düşünülen işler hakkındaki raporu,

b) Derneğin taşınır ve taşınmaz mallarının listesi,

c) Kamu yararına çalışan derneklerden sayılması için yönetim kurulunun aldığı karar örneği.

Dernekler yönetmeliğinin 48,49 ve 50. Maddeleri Kamu yararına çalışan derneklerden sayılma şartları başvuru sürecini, aranacak belgeleri açıklamış 51. Madde de ise başvuru sürecinin değerlendirilmesi sonuca bağlanması hususları belirtilmiştir. Buna göre

Kamu yararına çalışan derneklerden sayılma istekleri, valilik görüşü ile birlikte bir ay içinde Bakanlığa gönderilir. Valilik görüşünde derneğin amacının ve faaliyetlerinin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olup olmadığı ve kamu yararına çalışan derneklerden sayılıp sayılamayacağı açıkça belirtilir.

İlgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının da görüşü alındıktan sonra, Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı[2] ile dernek, kamu yararına çalışan derneklerden sayılır.

Kamu yararına çalışan derneklerden sayılmaya ilişkin karar Bakanlıkça ilgili valiliğe bildirilir ve valilik tarafından başvuru sahiplerine bilgi verilir. Başvurusu reddedilenler buna ilişkin gerekçe ile birlikte ilgili valiliğe bildirilir ve valilik tarafından başvuru sahiplerine bilgi verilir.

Kamu Yararına Çalışan Dernek Statüsü Kazanma Şartlarının Hazine Ve Maliye Bakanlığı Sirküleri Açısından Değerlendirilmesi:

Kamuya yararlı derneklerden sayılabilmek için gereken asgari şartlar, Dernekler Yönetmeliğinin 48,49,50 ve 41’inci maddelerinde belirtilmiş ise de Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın görüşünün oluşturulmasındaKVK-2/2003-2/Dernek ve Vakıflar-1KVK-4/2004-2/Dernek ve Vakıflar-2 ve KVK-15/2005-3/Dernek ve Vakıflar-3 numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirkülerlerinin esas alınması ve bu sirkülerlerde belirtilen koşulların taşınıp taşınmadığının tespiti gerekmektedir.

* 2 numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküsünde;

Dernekler Kanunu’nun 58’inci madde hükmü uyarınca (5253 sayılı Dernekler Kanununun 27. Maddesi), bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için;

  • En az bir yıldan beri faaliyette bulunması,
  • Amacının ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin ülke çapında yararlı sonuçlar verecek nitelik ve ölçüde olması gerekmektedir.

Kamu hizmetleri Devletin asli görevleri arasında yer alan ve herkesin yararlanmasına açık bulunan hizmetlerdir. Buna göre, bir derneğin kamuya yararlı derneklerden sayılabilmesi için derneğin amacının ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin belli bir zümreye ve yöreye değil, bütün vatandaşlara ve ülkeye yarar getirecek nitelikte olması gerekmektedir.

Tüzükte yazılı amaçlar arasında yer alan hizmetlerin, kamuya yararlı hizmetler olması derneğin kamuya yararlı sayılması bakımından yeterli olmayıp gerçekleştirilen hizmetlerin Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı ölçüde bulunması da gereklidir. Nitekim, Dernekler Kanununun 58’inci maddesinin (5253 sayılı Dernekler Kanununun 27. Maddesi) 2 numaralı bendinde yer alan Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin ülke çapında yararlı sonuçlar verecek nitelik ve ölçüde olması şarttır. hükmü ile bu husus açıkça belirtilmektedir.

Bu bağlamda, derneğe kuruluşta amaç edindiği hizmetlerle orantılı belli bir malvarlığının tahsisi gerekmektedir. Aksi halde yeterli bir malvarlığına sahip bulunmayan bir derneğin kamu hizmetlerini yerine getirmesi mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen görüşler çerçevesinde, kamu yararına çalışan derneklerden sayılma talebinde bulunan bir dernek hakkında Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından olumlu görüş verilebilmesi için aşağıdaki koşulların varlığı aranmaktadır.

  • Dernek tüzüğünde; amaç olarak belirlenen faaliyetlerin kamu hizmeti niteliğinde olması.
  • Yıl içinde elde edilen gelirlerin en az üçte ikisinin dernek amaçlarına harcanacağı hususuna tüzükte yer verilmesi.
  • Derneğin amaç edindiği hizmetlerin herkesin yararına açık olacağının, belli bir yöre veya kitleye hizmetle sınırlı olmadığının tüzükte yazılı bulunması.
  • Yukarıdaki maddelerde belirtilen hususların en az son iki yılda fiilen gerçekleştirilmiş olması. (34 nolu Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri ile bir yılda gerçekleştirilmiş olması olarak değiştirilmiştir.)
  • Derneğin sahip olduğu malvarlığının ve yıllık gelirinin tüzüğünde amaç edindiği

hizmetleri gerçekleştirecek düzeyde olması.

* 4 numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküsünde;

Derneklere Bakanlar Kurulu Kararı ile kamuya yararlı dernek statüsü verilmesi sürecinde, Bakanlığın görüşünün oluşturulmasında esas alınan kriterler 2 No’lu Kurumlar Vergisi Sirküsünde belirtilmiştir. Bu kriterlerden birisi de, son 2 yılda, yıl içinde elde edilen gelirlerin en az üçte ikisinin dernek amaçlarına harcanmış olmasıdır.

* 15 numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküsünde;

5253 Sayılı Dernekler Kanunu 23/11/2004 tarih ve 25649 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun ile 2908 Sayılı Dernekler Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle, 2 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Sirküsü 5253 Sayılı Dernekler Kanunu çerçevesinde yeniden değerlendirilmiştir.

Bir derneğin kamuya yararlı dernek sayılmasına ilişkin şartlar, 2908 Sayılı Mülga Dernekler Kanunu’nun 58’inci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktaydı. 5253 Sayılı yeni Dernekler Kanunu’nda ise konu 27’nci maddede düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin birinci

fıkrası uyarınca, bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için;

  • En az bir yıldan beri faaliyette bulunması,
  • Amacının ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması gerekmektedir.

Kamuya yararlı dernek statüsü, ilgili Bakanlıkların ve Bakanlığımızın görüşü de alınarak İçişleri Bakanlığı’nın teklifi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile verilmektedir.

5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 27’nci maddesi ile “2908 Sayılı Dernekler

Kanunu’nun 58 ve 59’uncu maddeleri paralel nitelikte hükümler ihtiva ettiğinden, 2 numaralı Kurumlar Vergisi Sirküsünde yapılan diğer açıklamalar geçerliliğini sürdürmektedir.” denilmektedir.

04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun Mad. 27 ve bu kanuna ilişkin çıkarılan 31.03.2005 tarih ve 125772 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Dernekler Yönetmeliği’nde belirtilen kriterlere, ayrıca değinilmeyecektir. Zira, Yönetmeliğin 49. maddesinde: “Bu durum, Bakanlık dernekler denetçileri tarafından düzenlenen rapor ile tespit ettirilebilir.”İfadesine yer verilmiştir.

15 no’lu Kurumlar Vergisi Sirküsünde belirtilen harcamaların en az son bir yılda fiilen gerçekleştirilmiş olması tarih açısından açık bir hüküm bulunmadığından kanaatimizce başvuru tarihi esas alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.

SONUÇ:

Bu yazımızda Derneklerin hangi şartlarda kamuya yararlı dernek olacağını şartlarının neler olduğunu kanun tüzük ve sirküler ışığında son mevzuat düzenlemelerine açıklamaya çalıştık.

Kaynakça

  1. 5253 sayılı Dernekler Kanununu
  2. Dernekler Yönetmeliği
  3. Hazine Ve Maliye Bakanlığı Sirküleri

[1] (1) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

[2] (1) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

07.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Türk Şirketlerinin Halka Arz Performansı Yeterli mi?

Bir ülkede özel sektörün rahatça borçlanabilmesi özellikle banka kredisi ile finansmandan ziyade tahvil ihracıyla finansman imkanlarından istifade edebilmesi için ekonomik büyüme, faiz, enflasyon, işsizlik, vergi oranları, borçluluk düzeyi, gelir dağılımı, döviz kurunun seviyesi vb gibi tüm makroekonomik göstergelerin makul bir seviyede olması ve bir istikrarın sağlanması gerekmektedir. Keza tüm bu ekonomik göstergeler kredi derecelendirme şirketlerinin ülkeye vereceği kredi notunu belirlemede kritik önem taşımaktadır. Ülke kredi notunun özel sektörü ilgilendiren tarafı ise malumunuz bir şirketin kredi notunun, kendi ülkesinin kredi notundan daha iyi olamamasıdır. Zira bir ülkenin teknik olarak iflas etmesi kabul edilemezken, şirketler için pek tabi bu mümkündür.

Türkiye bakımından süreci değerlendirdiğimizde en başta ülke kredi notunun düşüklüğünün ve kamunun borçlanma piyasasında yarattığı “crowding out” etkisinin yanı sıra, politik, sosyal ve hukuki faktörlerin de etkisi ile özel sektör şirketlerinin özellikle de reel sektör şirketlerinin yeterince borçlanma aracı ihraç edemediği, çok az sayıda ihraç edilen özel sektör borçlanma araçlarının ise aktif bir ikinci el piyasasının oluşamadığı görülmektedir.

Bu nedenle reel sektör şirketleri finansman kaynağı temini bakımından genellikle banka kredilerine bağımlı olmuşlardır. Banka kredilerinin uzun yıllar boyunca finansman temininde neredeyse tek seçenek olması Türkiye’de faaliyet gösteren reel sektör firmalarının kaynak çeşitliliğini sınırlayarak kaynak maliyetlerinin de artmasına sebep olmuştur. Bankalardan temin edilen kredilerin tutar ve vadelerinin esnek olmayışı, kredi yenilemede yaşanan zorluklar ve ekonomik daralma dönemlerinde yaşanan kredi sınırlamaları, firmaların hem günlük faaliyetlerini hem de uzun vadeli yatırımlarını da olumsuz etkilemiştir.

Bu çerçevede bugünkü yazımızda, alternatif bir finansman kaynağı olması bakımından borçlanmak yerine (kredi almak veya tahvil ihraç etmek yerine) halka açılma opsiyonunu artı ve eksileriyle değerlendirmeye çalışarak, Türkiye’nin halka arz performansına bir göz atacağız.

Halka Arzın Faydaları

Halka açılmanın ne gibi avantajları var kısaca özetlemek gerekir ise;

-Şirketlerin ucuz maliyetli finansman kaynağı bulabileceği para ve sermaye piyasası platformlarına daha kolay erişim imkanı

-Sermaye artırımı şeklinde gerçekleştirilecek halka arzlarda şirketin ucuz finansman kaynağı sağlaması

-Halka açılmanın getirdiği kurumsallaşma

-Şeffaflık (transparency) ve hesap verilebilirliğin (accountability) artması

-Halka açılma sayesinde şirketlerin/grupların/holdinglerin bilinilirliğinin ve marka değerinin artması

-Hisselerin borsada işlem görmesi sebebi ile sürekli bir piyasa değerinin olması

-Yine hisselerin borsada işlem görmesi ile daha likit hale gelmesi ve buna bağlı olarak finansman imkanlarının çoğalması

-İkincil halka arz imkanıdır.

Olası dezavantajları ise;

-SPK uygulamalarının getirdiği kurumsallaşma/prosedür yükü şirket yönetimlerini zorlayabilmekte

-Kamuoyunu aydınlatma ilkesi gereğince her yeni gelişmenin kamuoyuna açıklanma mecburiyeti bulunması

-SPK ve Borsa İstanbul denetimidir.

Halka Arzın Zamanlamasını Belirleyen Faktörler Neler ?

Bir halka arzın başarıya ulaşmasında birçok faktör bulunmakla birlikte belki de bunlardan en önemlisi halka arzın zamanlamasıdır. Halka arzın zamanlamasında dikkate alınacak unsurlar ana hatlarıyla aşağıdaki gibi özetlenebilir;

-Politik faktörler

-Ekonomik faktörler

-Yurtdışı para ve sermaye piyasalarının durumu

-Şirketin son birkaç yıldaki mali ve operasyonel performansı

Halka Arz Performansımız Ne Durumda ?

2002-2018 yılları arasını kapsayan 17 yıllık dönemde toplam halka arz sayısı 181 adet gerçekleşmiş olup, bu kapsamda toplanan fon tutarı ise 14,6 milyar dolardır.

Türkiye’de 2019 yılında ise sadece 6 halka arz yapıldı ve toplanan fon miktarı 262.3 milyon lirada kaldı. 2019 yılında halka arzı gerçekleşen söz konusu şirketler ise Naturel Enerji, Yükselen Çelik Smartiks Yazılım, Derlüks Deri, Event Medya ve Papilon Savunma idi.

Sonuç

Ülkemizin artan risk primine bağlı olarak doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının azalmasına rağmen Borsa İstanbul’da yer alan hisselerin döviz bazında hala çok ucuz olduğu gerçeği, Türk şirketlerinin yabancı yatırımcı çekebilme cazibesini her şeye rağmen koruyarak, halka açılma opsiyonunun alternatif bir finansman kaynağı olmaya devam ettiği gerçeğine işaret etmektedir.

07.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İki Yüzlü Elektronik Fatura ve Görüntüsü İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme Suçu

E-fatura, XML formatlı bir elektronik belge ve XML formatının tek başına bizlere sergileyebileceği bir görselliği bulunmuyor. XML formatlı bir dosyayı, belge veya defter görselliğine sahip olarak görüntülemek isterseniz, onu HTML gibi başka bir formata dönüştürmelisiniz. Bu görevi XSL(Extensible Style Language) veya XSLT(Extensible Style Language Transformations) teknolojileri üstleniyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından e-defter için hazırlanan paketlere bakarsanız içerlerinde berat.xslt, yevmiye.xslt, kebir.xslt gibi dönüşüm dosyalarını görebilirsiniz. Aslında tüm defter ve belgeler için bu dönüşüm dosyaları mevcut. Bu dosyalar sayesinde defter ve belgenin görüntüsünü oluşturabiliyoruz. Bu yüzden stiller ve dönüşüm dosyaları elektronik defter ve belge teknolojilerinde önemli bir yere sahip.

E-defter tarafında mükelleflerin defter görüntüsünde çok fazla bir değişikliğe gitmesi söz konusu olmuyor diyebiliriz. Entegratörlere veya firmaların IT ekibine bu konuda çok fazla talep geldiğini sanmıyoruz. Çünkü henüz karşılaştığımız aykırı bir örnek yok.

E-fatura ve diğer belgelerde ise durum biraz daha farklı. Mükelleflere görüntüleme konusunda çok geniş bir opsiyon tanınmış durumda. Mükellefler isterlerse kendi XSLT dosyalarını kullanabiliyorlar. Hatta bazı firmalar mükelleflere belge tasarım arayüzlerini sunar duruma geldi diyebiliriz. Yani elektronik belgenin görünümünü dizayn edebiliyorsunuz.

Elektronik Belgeye Kaçak Kat Çıkmak

Başlık elektronik fatura olmasına karşın bu olanak hemen hemen tüm elektronik belgelerde mevcut. Denetim tarafındaki e-fatura ile olan imtihanımızda, bu imkânın çok farklı şekillerde kullanılabildiğini gördük. En masum kullanımı mükellefin kendi logosunu faturaya eklemesi. Eğer XSL yazabiliyor, Xpath gibi XML dili ile ilgili teknolojilere aşinaysanız, logoyla yetinmeyip faturanın sağ üst köşesine masum bir öpücük de kondurabilirsiniz. Mevcut alt yapı buna izin veriyor.

Masum olmayan diyemeyiz ama bazı tuhaf kullanımları da görmedik değil. Faturaya yeni bir kolon ekleyen veya faturada yer alan XML etiketleri ile işaretlenmeyen bir bilgiyi dönüşüm dosyası üzerinden faturaya ekleyen mükelleflerimiz de karşımıza çıktı. Örneğin fatura uygulamalarında döviz dönüşümlerinin veya kesafet kolonlarının faturaya bu şekilde eklendiğini gördüğümüzde şaşırmıştık.

Peki, XSLT kullanarak bundan daha fazlasının yapılabileceğini söylesem ne düşünürdünüz?

 GDO’lu Elektronik Fatura Örneği

XSL ve XSLT çok ciddiye alınmasa da gerçekten güçlü bir dil. Bu dille veriler üzerinde istediğiniz işlemi yapabiliyorsunuz. Örneğin toplama, çıkarma, çarpma gibi matematik işlemler gerçekleştirebilirsiniz. Bu durumu örneklendirmek için sizlere genetiği değiştirilmiş bir elektronik fatura hazırladım. Söz konusu faturayı aşağıdaki adresten indirebilirsiniz. (http://www.mediafire.com/file/86g33uw7duwszk0/gdolufatura.xml/file)

Eğer bu faturayı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından mükelleflerin hizmetine sunulan e-fatura görüntüleyici programı ile açarsanız, aşağıda listesi verilen elemanların belge görüntüsü ile XML görüntüsünün birbirini tutmadığını göreceksiniz.

Eleman Adı Faturadaki Yeri XML Görünümü Belge Görünümü
LineExtensionAmount Mal/hizmet miktarı ile Mal/hizmet birim fiyatının çarpımı ile bulunan tutar 1233.08 12330.80
TaxInclusiveAmount Vergiler, iskonto ve artırım dahil toplam tutar 1455.03 14550.30
PayableAmount Ödenecek tutar 1455.03 14550.30
InvoicedQuantity Mal/hizmet miktarı 378.19 3781.90
TaxAmount Hesaplanan Vergi 221.95 2219.50
Note Fatura notu Yalnız BinDörtYüzElliBeş TL Üç kuruş OnDörtBinBeşYüzElli TL Otuz Kuruş

Bunun sebebi XSLT kullanarak bu elemanlarının hepsinin değerini 10 ile çarpmış olmamız. Örneğin fatura edilen Motorin miktarını 378,19 Litre değil de 3781,90 Litre olarak göreceksiniz. Ayrıca fatura notu “Yalnız BinDörtYüzElliBeş TL Üç kuruş” yerine “OnDörtBinBeşYüzElli TL Otuz Kuruş” olarak görülecek. Ha bir de faturaya logo ekledim, masum amaç hasıl olsun diye. Aşağıda da faturanın görüntülenmesi durumunda ortaya çıkacak görüntünün ufak bir kesiti yer alıyor. Daha geniş ölçekli bir görüntüye buradan ulaşabilirsiniz(http://www.mediafire.com/view/phuzjy0ttl3ena6/fatura_goruntu.JPG/file).

E-fatura görüntüleyici ile bu faturayı doğruladığınızda tüm şema ve şematron kontrollerinden geçtiğini görebilirsiniz. Sadece içerisindeki değerlerle oynadığımızdan imza değerlerinin değişmesi nedeniyle “mali mühür geçersiz” uyarısı alacaksınız. Mali mührümüz olsaydı bunu da atlatabilirdik. Neyse ki mükelleflerimiz de mali mühür var. Bu ve benzeri faturaları diledikleri gibi imza edebilirler.

Sonuçta bu fatura mevcut uygulama alt yapısı itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sağlanan tüm kontrollerden geçerek karşı tarafa ulaşacaktır. Bunun temel sebebi XSLT ile ilgili sağlanan serbesti ve faturaya gömülü stil kodlarının kontrolünün mümkün olmaması. Farklı bir ifade ile fatura görüntüsü ve XML kodları ile işaretlenen veri birbirine eş mi şeklinde bakan bir e-belge sistemimiz yok.

E-Dönüşüm Sihirbazı: İleri, İleri, Kabul Ediyorum, Son: Tebrikler Elektronik Dönüşümünüz Tamamlandı

GDO’lu faturamızın görüntüsünde sadece belli rakamlarla oynadık ve belli ifadeleri değiştirdik. XML kodlarının işaretlediği veriler ise aynı şekilde kaldı. Ne kadar değişiklik yapılabilir diye sorarsanız, sahte Kabadayı filminde bombacı karakterinin muhtara söylediği gibi: “Bu çakmağa tank sokarım” ölçeğinde bir değişiklik yapabiliriz diye cevaplarım. Yani aslında bir faturanın içine tamamen farklı ikinci bir fatura da gömebiliriz.  İşte bu sebeple iki yüzlü elektronik faturamız ve diğer elektronik belgelerimizin başımızı ağrıtma potansiyeli bulunuyor. Mali hayatın tarafları açısından durumu aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Mükellefler açısından: Mükelleflerin XML kodlarını bir kod editörle açıp içeriğini kontrol etmesini bekleyemeyiz. Bir mükellef böyle fatura ile yanıltıldığında ne şekilde hesap verilebileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yani mükelleflere görüntüsüne aldanmayın içeriğini tanısanız çok seversiniz tarzı bir açıklama sunamayacağımızı tahmin ediyorum.

Kamu İdaresi Açısından: Bu fatura ile belli rakamların yüksekliğine duyarlı tüm risk analizi ve denetimlerini atlatabilirsiniz. Özellikle arşiv fatura açısından bakıldığında Gelir İdaresi Başkanlığına raporladığınız tutarlar ile nihai tüketicinin göreceği tutarlar birbirinden ayrıldığından dikkat çekmeyecektir. İki mükellefin anlaşması(iki sahtecinin faturalaşması gibi – BA – BS’nin kaldırılması) durumunda e-faturalardan ayrıştırıp veritabanına kaydettiğiniz bilgilerle mükelleflerin defterlerindeki bilgilerin tutarlı olmadığını ve analizlerinizin yanılması ise paha biçilemez.

Denetçiler Açısından: Elektronik belge üzerinden denetim yapan denetçilerimize ekstra bir üş yükü yüklediğimizi, elektronik olarak ayrıştırılan veriler dışında faturaların tek tek görüntülenmek zorunda kalınabileceği denkleme dâhil etmeliyiz.

Mali Mevzuat Açısından:  509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde elektronik belgelerin görüntüsü ile XML etiketlerinin işaretlediği verilerin birbirleriyle tutarlı olması konusunda bir uyarı göremiyoruz. Görüntüsü itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçunu da mali mevzuatımıza eklemeyi düşünmediğimize göre mali açıdan böyle bir fatura ile karşılaştığımızda somut olayı hangi soyut kurala göre yorumlayabiliriz soru işareti.     

Elektronik defter ve belge uygulamalarına yönelik olarak geride bıraktığımız süreçte işittiğim en ilginç iddia bu teknolojilerin sahte belgeyi bitireceği olmuştur. Oysa bu bir arz talep meselesi, aksine sahteciliğin bitmesinden ziyade şekil değiştirmesini beklemelisiniz. Belki de yeni sahtecilerimiz elinde koçanla gezen arkadaşlar yerine kod yazanlar olacak bunu bilemeyiz.

07.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kıdem Tazminatı Tavanı 2020 (Ocak-Haziran) – 6.730,15 TL

2020 yılı Kıdem Tazminatı Tavanı; kıdem tazminatı hak eden işçiye yapılacak ödemelerde üst sınır 6.730,15 TL ‘dir.

Kıdem tazminatı tavanı yazımızın konusunu oluşturmakta olup, “kıdem tazminatı tavanı nedir, ne kadar, nasıl hesaplanır, tavan miktarı aşılabilir mi” gibi çalışanları yakından ilgilendiren soruların cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.

Kıdem Tazminatı Tavanı Tutarları

DÖNEM TUTAR
01.01.2020 – 30.06.2020 6.730,15 TL
01.07.2019 – 31.12.2019 6.379,86 T
01.01.2019 – 30.06.2019 6.017,60 TL
01.07.2018 – 31.12.2018 5.434,42 TL
01.01.2018 – 30.06.2018 5.001,76 TL
01.07.2017 – 31.12.2017 4.732,48 TL
01.01.2017 – 30.06.2017 4.426,16 TL
01.07.2016 – 31.12.2016 4.297,21 TL
01.01.2016 – 30.06.2016 4.092,53 TL
01.09.2015 – 31.12.2015 3.828,37 TL
01.07.2015 – 31.08.2015 3.709,98 TL
01.01.2015 – 30.06.2015 3.541,37 TL
01.07.2014 – 31.12.2014 3.438,22 TL
01.01.2014 – 30.06.2014 3.438,22 TL
01.07.2013 – 31.12.2013 3.254,44 TL
01.01.2013 – 30.06.2013 3.129,25 TL
01.07.2012 – 31.12.2012 3.033,98 TL
01.01.2012 – 30.06.2012 2.917,27 TL
01.07.2011 – 31.12.2011 2.731,85 TL
01.01.2011 – 30.06.2011 2.623,23 TL
01.07.2010 – 31.12.2010 2.517,01 TL
01.01.2010 – 30.06.2010 2.427,03 TL
01.07.2009 – 31.12.2009 2.365,16 TL
01.01.2009 – 30.06.2009 2.260,05 TL
01.07.2008 – 31.12.2008 2.173,19 TL
01.01.2008 – 30.06.2008 2.087,92 TL

Kıdem Tazminatı Tavanı Nedir?

  • Toplu iş sözleşmeleri ve hizmet akitleri ile kıdem tazminatına esas süreninin de fazla olması dolayısıyla kıdem tazminatı tutarı yüksek miktarlara ulaşmakta idi. Oluşan yüksek rakama bir üst sınır konulması amacıyla kıdem tazminatı tutarına tavan uygulaması getirilmiştir.
  • Mülga 1475 sayılı İş Kanunun 14’üncü Maddesine göre “kıdem tazminatının yıllık miktarı, Devlet Memurları kanununa tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı T.C. emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi geçemez.” Hükmü konulmuş, ilgili yasa maddesi 4857 sayılı İş Kanunu’nda da geçerliliğini korumuştur.
  • Yapılan düzenleme ile devlet memurları kanununa tabi en yüksek devlet memuruna yıllık ödenecek minimum emekli ikramiyesi tutarı göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama şekline kıdem tazminatı tavanı denir.

Mali ve Sosyal Haklar Genelgesi 06/01/2020

Kıdem Tazminatı Tavanı Mali ve Sosyal Haklar 1

Kıdem Tazminatı Tavanı Mali ve Sosyal Haklar 2

Kıdem Tazminatı Tavanı Aşılabilir Mi?

Kıdem tazminatı tavanı konusunda tartışılan konuların başında tavan miktarının aşılıp aşılamayacağı gelmektedir. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu ile kıdem tazminatı tavan miktarına uyulmaması ağır cezai yaptırımlara neden olmaktaydı.

Kanun değişti ceza kalktı

  • 1475 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi haricinde diğer maddeleri 4875 sayılı İş Kanunu ile kaldırılmış olması sonucu kıdem tazminatı tavanı tutarı üzerinde tazminatın ödenmesi halinde uygulanacak cezai müeyyideler de kalkmış oldu.
  • Dolayısıyla işverenlerin kıdem tazminatı tavan miktarı üzerinde tazminat ödemesinde herhangi bir engel yoktur.

Kıdem tazminat sadece damga vergisi tabidir.

  • Kıdem tazminatı çalışanların yıllar boyunca sarf ettiği emeğin karşılığı olması neticesinde gelir vergisi ve SGK primleri açısından istisna kapsamındadır.
  • Kıdem tazminatının hesaplanması neticesinde işçiye ödenmesi öncesi sadece damga vergisi (binde 7,59) kesintisi yapılmaktadır.

Aşan kısım gelir vergisine tabi

  • Kıdem tazminatının tavan miktarı üzerinde ödenebileceği ve bunun cezai bir yaptırımının olmayacağı ifade edilmişti.
  • İşveren tarafından kıdem tazminatı tavan miktarının üzerinde bir ödeme yapılması halinde tavan miktarını aşan kısmı için gelir vergisi ve sigorta priminin hesaplanması gerekmektedir.

Kıdem Tazminatı Tavanı Nasıl Hesaplanır?

Kıdem tazminatına hak kazanan bir işçinin kıdem tazminatı hesaplanması için kıdem süresinin hesaplanması gerekmektedir. Kıdem tazminatı süresinin hesaplanmasında işçinin iş akdinin fesih edildiği tarihten işe giriş tarihi çıkarılarak bir (1) gün ilave edilir.

Kıdem Tazminatı Tavanı Tutarı Hangi Ücret Üzerinden Hesaplanır?

Kıdem tazminatının hesaplanmasında işçinin hak ettiği brüt ücret, yemek, yol, gıda, yakacak, eğitim, konut, giyecek, sosyal yardımlar gibi yardımları içinde barındıran giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan tutar kıdem tazminatına esas teşkil eden brüt ücrettir.

Tavan Kontrolü Yapılmalıdır.

  • Kıdem tazminatına esas teşkil eden giydirilmiş brüt ücret tutarı ilgili yıl için belirlenen kıdem tazminatı tavan tutarının üzerinde ise kıdem tazminatı tavan tutarı esas alınır.
  • Altında ise bulunan kıdem tazminatı miktarı esas alınır.

Kıdem tazminatı tavan tutarı üzerinde ödeme yapılabilir.

Kıdem tazminatı tavan tutarı üzerinde kalan kısım ise işverenin inisiyatifi ile artan kısmın gelir vergisi ve sigorta primine tabi tutulması şartıyla verilebilir.

Kıdem Tazminatı Tavanı Nasıl Belirlenir?

  • Toplu sözleşme ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatını yıllık miktarı, en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
  • Bir çalışma için ödenecek kıdem tazminatının tavanın hesaplanmasında üst sınır en yüksek devlet memurunun bir hizmet yılı için alacağı azami emeklilik ikramiye miktarını geçemez.
  • Kıdem tazminatı tavanı tutarının belirlenmesinde esas olan tutar en yüksek devlet memurunun bir hizmet yılı için alacağı azami emeklilik ikramiye tutarıdır.

Kıdem Tazminatı Tavan Miktarı Üzerinde Tazminat Hak Eden İşçi Tazminatını Alabilir Mi?

  • 4875 sayılı İş Kanunu ile kıdem tazminatı tavan tutarının üzerinde ödeme yapılmasına uygulanacak cezai müeyyideler kaldırılmıştır.
  • Kıdem tazminatı tavan tutarının üzerinde bir ödeme yapılması işveren inisiyatifine bırakılmıştır.
  • Fakat işverenler kıdem tazminatı tavan tutarı üzerinde ödeme yapmaya zorlanamazlar.

Deniz İş Kanununda Kıdem Tazminatı Tavanı Ne Kadar?

  • Bir iş sözleşmesi çerçevesinde gemide çalışan kaptan, tayfa ve benzeri kişiler gemi adamı olarak adlandırılmaktadır.
  • Gemi adamlarının kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için en az bir (1) yıl süre ile çalışmış olmaları gerekmektedir.
  • Gemi adamlarının işverenden alacağı kıdem tazminatının üst sınırı vardır.
  • Gemi adamlarının toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.

Basın İş Kanununda Kıdem Tazminatı Tavanı Ne Kadar?

  • Basın sektöründe çalışan işçilerin çalışma koşulları ve statüleri, diğer işçilere göre farklılık arz ettiğinden kıdem tazminatı hesabında farklılık içermektedir.
  • Kıdem tazminatı almayı hak eden basın çalışanları için kıdem tazminatı hesaplamalarında kıdem tazminatı tavanı bulunmamaktadır.

KIDEM TAZMİNATI TAVANINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

  • En yüksek devlet memuruna yıllık ödenecek minimum emekli ikramiyesi tutarı göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama şekline kıdem tazminatı tavanı denir.
  • Kıdem tazminatı tavanı tutarı üzerinde tazminatın ödenmesinde bir sakınca yoktur.
  • İşveren tarafından kıdem tazminatı tavan miktarının üzerinde bir ödeme yapılması halinde tavan miktarı aşan kısmı için gelir vergisi ve sigorta priminin hesaplanması gerekmektedir.
  • Kıdem tazminatı almaya hak kazanarak işten ayrılan işçinin son aldığı aylık giydirilmiş brüt ücret kıdem tazminatı tavan tutarının üstünde ise kıdem tazminatı tavan tutarıaltında ise giydirilmiş aylık brüt ücreti esas alınır.
  • Kıdem tazminatı tavanı tutarının belirlenmesinde esas olan tutar en yüksek devlet memurunun bir hizmet yılı için alacağı azami emeklilik ikramiye tutarıdır.
  • Gemi adamlarının kıdem tazminatlarının yıllık miktarı en yüksek devlet memurunun bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
  • Basın çalışanları için kıdem tazminatı hesaplamalarında kıdem tazminatı tavanı bulunmamaktadır.

KAYNAKLAR

  • Ahmet KURTULUŞ, “Kıdem Tazminatı Tavan Uygulaması ve Kıdem Tazminatının Vergi Açısından Değerlendirilmesi”, Yaklaşım Yayınları, Haziran, 2013, Sayı:246
  • Ertuğrul GEZEN, “Kıdem Tazminatının Öngörülen Tavan Tutarının Zerinde Ödenmesi Mümkün Müdür?”, Yaklaşım Yayınları, Haziran, 2018, Sayı:306
  • Murat ARAZ, “Kıdem Tazminatı Tavan Aşılarak Ödenebilir Mi?”, Yaklaşım Yayınları, Şubat, 2015, Sayı:266
  • http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=26351
  • http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=25328
  • https://www.denizishukuku.com/category/deniz-is-kanunu/ (12.02.2019)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com