Dul-Yetim Aylığında Püf Noktaları?

Sigortalının ölümü ile birlikte hak sahiplerine şartları yerine getirmeleri durumunda ölüm aylığı bağlanmaktadır. 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalıların hak sahipleri olan eş, çocuk ve bazı durumlarda anne babasına ölüm aylığı bağlanabilmesi için;

a-) En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya,

b-) 4/1-(a) sigortalıları için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,

olması şartıyla ölüm aylığı bağlanır. Ayrıca;

a-) Malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemleri tamamlanmamış,

b-) Bağlanmış bulunan malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş,

Durumda iken ölen sigortalıların hak sahiplerine yazılı istekte bulunmaları halinde ölüm aylığı bağlanır. Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a) sigortalıları (SGK’lılar) için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar bu şartların oluşmasında dikkate alınmamaktadır.

Ancak, 1/10/2008 tarihinden önce ölen sigortalıların 900 gün hesabında borçlanılan tüm süreler dikkate alınmaktadır.

Ayrıca, kendi nam ve hesabına (5510 sayılı Kanunun 4/(b) bendi) çalışan sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için ölen sigortalıların genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şarttır.

Vefat etmiş olan kişinin hizmetinin 10 yıldan fazla olması halinde hizmet akdi ile 4/a’ya tabi çalışan kız yetimlere, Emekli Sandığı Kanununa göre aylık bağlanabilir. Erkek yetimlere ise malul ve muhtaç olmaları halinde aylık bağlanır. Vefat etmiş olan kişinin hizmetinin 5 ila 10 yıl arasında olması halinde 4/a’ya tabi çalışan kız ve erkek yetimlere aylık bağlanamaz.

5510 sayılı Kanuna göre hak sahibi erkek çocuk, yükseköğrenime devam ettiği sürece 25 yaşına kadar aylık alabilmektedir. 2. bir üniversite okuması veya yüksek lisans, doktora yapması fark etmez.

Ancak 5434 sayılı Kanuna göre hak sahibi erkek çocuk için yükseköğrenim kriteri yalnızca lisans ve yüksek lisans programları ile sınırlı tutulmuştur. Doktora yapan erkek yetimin aylığı 25 yaşın altında olsa bile kesilmektedir. Ayrıca, ikinci yükseköğrenimde geçen süreler ile ikinci defa yapılan master/lisansüstü uzmanlık öğrenimi için de aylık ödenmemektedir.

Ölüm aylığı bağlanan dul eşin aylığı ancak, evlenmesi halinde kesilir. Çalışması halinde kesilmez.

Ana ve babaya aylık bağlanabilmesi için; diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartı aranmaktadır. Dolayısıyla kendi çalışmanızdan dolayı emekli aylığı alıyor olmanız nedeniyle çocuğunuz üzerinden aylık bağlanmaz.

5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi gereği ölüm aylığı bağlanan eşin aylığı ancak, evlenmesi halinde kesilir. Çalışması halinde kesilmez.

Alt sınır aylık hesaplaması nedeniyle vefat eden sigortalıların hesaplanan aylığı en düşük 2.500 TL’dir.

Vefat eden sigortalılardan dolayı gelir ve/veya aylık almakta olan hak sahiplerinin aylık tutarı ise hak sahiplerine hisseleri oranında ödenir.

Vefat eden sigortalılardan dolayı gelir ve/veya aylık almakta olan hak sahiplerinin bayram ikramiyesi ödemesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenmektedir.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 08.03.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31942

Zorunlu Staj Dönemi İçin İşletmelerde İstihdam Edilen Stajyerlere İşverence Ücret Ödenmesi Gerekir Mi?

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 18 inci maddesine göre, on ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalış­tırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okulu ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırmakla yükümlüdür.

3308 Sayılı MESLEKİ EĞİTİM KANUNU

Madde 18 – (Değişik: 29/6/2001-4702/13 md.) (Değişik: 2/12/2016-6764/41 md.) On ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi, mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumu öğrencilerine staj ve tamamlayıcı eğitim yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tam sayıya tamamlanır. Bu işletmeler mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumu öğrencilerine staj yaptırabilir.

Deprem, sel ve yangın gibi tabii afetler sonucu yörede faal durumda kalan işletmelerin eğitim olanakları dikkate alınarak, bu işletmeler için yukarıda belirtilen oranlar, il mesleki eğitim kurulunun teklifi ve Bakanlığın onayı ile değiştirilebilir.

(Değişik: 2/12/2016-6764/41 md.) Mesleki eğitim kapsamına alınıp alınmadığına bakılmaksızın ondan az personel çalıştıran işletmeler de mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları öğrencilerine bu Kanunun ilgili hükümlerine göre beceri eğitimi, staj ve tamamlayıcı eğitim yaptırabilirler.

Vardiya usulü veya mevsimlik olarak faaliyet gösteren işletmelerde eğitim görecek öğrenci sayısının tespitinde gündüz vardiyasında veya faaliyet gösterdiği mevsimde çalışan personel sayısı esas alınır. (Değişik: 2/12/2016-6764/41 md.) Bu Kanun kapsamında on ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince her yıl şubat ayı içerisinde il millî eğitim müdürlüklerine ve o ildeki yükseköğretim kurumlarına bildirilir. Beceri eğitimi, staj ve tamamlayıcı eğitim yaptıracak Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı işletmeler, Bakanlık ve Millî Savunma Bakanlığınca birlikte belirlenir.

İşletmelerdeki personel sayısının tespitinde her yılın ocak ayı, yaz mevsiminde faaliyet gösteren işletmelerde temmuz ayı esas alınır. Beceri eğitimi uygulamasına da öğretim yılı başında başlanır. İşletmelerde mesleki eğitim uygulaması kapsamına alınacak iller ve meslekler, Mesleki Eğitim Kurulunun görüşü doğrultusunda Bakanlıkça tespit edilir.

(Değişik: 2/12/2016-6764/41 md.) Bu madde kapsamında on ve daha fazla öğrenciye beceri eğitimi, staj ve tamamlayıcı eğitim yaptıracak işletmeler bu amaçla bir eğitim birimi kurar. Bu birimde, yapılan eğitim için alanında ustalık yeterliğine sahip ve iş pedagojisi eğitimi almış usta öğretici veya eğitici personel görevlendirilir.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/62 md.) Bu maddede belirtilen on personel sayısını beş personele kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.

  1. (1) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 193’üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmişti

MESLEKİ EĞİTİM GÖREN ÜNİVERSİTELİ STAJYER ÖĞRENCİLERE, ÖDENECEK ÜCRET

Mesleki eğitim gören üniversiteli stajyer öğrencilere, ödenecek ücret, düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. Ancak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencilerine ödenecek ücret, işyerinde 20 ve üzerinde personel çalışıyor ise asgari ücretin net tutarının %30 undan, yirmiden az personel çalışıyor ise %15’ inden daha az olamazdı. Staj yapma zorunluluğu bulunan yüksekokul ya da üniversite öğrencilerine önceleri 3308 sayılı kanuna tabi olmayan öğrenciler için işveren açısından ücret ödeme yükümlülüğü de yoktu.  6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sos­yal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun” un 61 inci maddesi ile 3308 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesindeki “Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları” yeniden tanımlanmış­tır. Yapılan değişiklikle mesleki ve teknik eğitim veren liseler ibaresinden sonra gelmek üzere teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları ibaresi metne işlenmiştir. Bu değişikliğe bağlı olarak değişikliğin yürürlüğe girdi­ği 25.02.2011 tarihinden itibaren mesleki ve teknik eğitim veren liselerin yanı sıra yükseköğretim öğrencilerinden staj yapanlar hakkında da 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nu hükümleri uygulanmaya başlanmıştır.

6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

MADDE 61– 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununun 3’üncü maddesinin (j) bendine “orta öğretim kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları” ibaresi eklenmiştir.

3308 Sayılı MESLEKİ EĞİTİM KANUNU

Madde 3 – j(Ek: 29/6/2001-4702/6 md.) “Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları”, mesleki ve teknik eğitim alanında, diplomaya götüren orta öğretim kurumları ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları ile belge ve sertifika programlarının uygulandığı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim-öğretim kurumlarını;(1)

(1) 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 61 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “orta öğretim kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları” ibaresi eklenmiştir.

3308 Sayılı MESLEKİ EĞİTİM KANUNU

Ücret ve Sosyal Güvenlik Madde 25 – (Değişik: 2/12/2016-6764/45 md.) Aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere işletmeler tarafından ödenecek ücret ve bu ücretlerdeki artışlar, düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. Ancak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında staj veya tamamlayıcı eğitim gören öğrencilere asgari ücretin net tutarının; yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işyerlerinde yüzde otuzundan, yirmiden az personel çalıştıran işyerlerinde yüzde onbeşinden, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan aşağı ücret ödenemez. Bu amaçla kamu kurum ve kuruluşları gerekli tedbirleri alır. Staj yapacak işletme bulunamaması nedeniyle stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri ile yükseköğretim kurumları ve birimlerinde yapan yükseköğretim öğrencilerinin yaptıkları stajlar bu fıkra hükmü kapsamı dışındadır. (2)

Aday çırak, çırak ve öğrencinin eğitimi sırasında işyerinin kusuru halinde meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur.

Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır.

(Değişik: 2/12/2016-6764/45 md.) Aday çırak, çıraklar, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında okumakta iken staja, tamamlayıcı eğitime veya alan eğitimine tabi tutulan öğrencilerin sigorta primleri asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Bakanlık ile mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu üniversitelerin bütçesine konulan ödenekten karşılanır.

(1) 20/6/2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “fona” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, bu hüküm 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe girecektir.

(2) 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Kanunun 32’nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ortaöğretim” ibaresinden sonra gelmek üzere “öğrencileri ile yükseköğretim kurumları ve birimlerinde yapan yükseköğretim” ibaresi eklenmiştir.

İlgili Kanun hükümlerine göre; 25/02/2011 tarihinde yapılan yeni düzenleme ile staj yapan üni­versite öğrencilerinin durumu da 3308 sayılı Kanuna göre Mesleki eğitim öğrenimi gören üniversiteli stajyer öğrencilere, işyerinde 20 ve üzerinde personel çalışıyor ise asgari ücretin net tutarının %30 undan, yirmiden az personel çalışıyor ise %15’ inden daha aşağı ücret ödenemez.

STAJYER ÖĞRENCİLERE ÖDENEN ÜCRETLERDEN VERGİ VE SİGORTA PRİMİ KESİLİR Mİ?

6111 sayılı Kanun ile 3308 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde tanımlanan “Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları” tanımına ekleme yapılmıştır. Son değişikliğe göre “mesleki ve teknik eğitim alanında, diplomaya götüren orta öğretim kurumları ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları ile belge ve sertifika programlarının uygulandığı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim-öğretim kurumu” Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumu’ dur (3308, m. 3/j).

Özellikle belirtmeliyiz ki, “orta öğretim kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları” ibaresi 6111 sayılı Kanun ile eklenmiştir. Dolayısıyla 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 25/02/2011 tarihinden önce staj yapan üniversite öğrencilerini 3308 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değilken değişiklikten sonra artık staj yapan üniversite öğrencilerinin durumu da 3308 sayılı Kanuna göre belirlenecektir.

VERGİ UYGULAMASI

Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenen ücretlerden vergi kesintisi yapılmaz. Çünkü aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenen ücretler her türlü vergiden müstesnadır (3308 Md. 25)

Ücret ve Sosyal Güvenlik Madde 25

Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır.

Her ne kadar 3308 sayılı kanunun 25.maddesinde ‘’Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır.’’ denilmiş ise de GVK da müteferrik istisnaları düzenleyen 23.maddesinde 3308 sayılı Kanuna tabi çalışanların asgari ücreti aşmayan ücretleri istisna kapsamında tutulmuştur.

Ücretlerde:(1) Madde 23

12. 3308 sayılı Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanununa tâbi çırakların asgari ücreti aşmayan ücretleri.

(2) (Ek Bentler: 4/12/1985-3239/42 md.)

(2) Bu bentte yer alan “2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu hükümlerine tabi çırakların “ibaresi, 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinde yer alan “2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanununa tâbi çırakların “ibaresi “3308 sayılı Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanununa tâbi çırakların“olarak değiştirilmiştir hükmüne istinaden değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

Ayrıca GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) 17/07/2012 tarih Sayı: B.07.1.GİB.0.06.62-155[1-2011/1923]751                                       

Özelgesinde; Aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilere sözleşmenin akdedilmesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun iş kazaları ve meslek hastalıkları ile hastalık sigortaları hükümleri uygulanır. Sigorta primleri 1475 sayılı İş Kanunu’nun 33 üncü maddesi gereğince bunların yaşına uygun asgari ücretin % 50’si üzerinden Bakanlık ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu üniversitelerin bütçesine konulan ödenekle karşılanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, çıraklar için öngörülen tüm niteliklere sahip olmakla beraber, geçerli asgari ücret düzeyinin üzerinde ücret alan bir kimsenin o işyerinde iş veya sanat öğrenmek amacıyla çalıştığı kabul edilemeyeceğinden çırak sayılmasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle çıraklık niteliklerine sahip olmakla beraber asgari ücretin üzerinde ücret alanlara yapılan ödemelerin tamamının vergiye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Buna göre, genel sekreterliğinizde 3308 sayılı Kanun kapsamında mesleki eğitim gören öğrencilere yapılan, yıllar itibariyle yaşa göre belirlenen asgari ücreti aşmayan ücret ödemeleri Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/12’nci maddesine göre gelir vergisinden istisna tutulacaktır.

Bununla beraber; 3308 sayılı Kanun kapsamında olmayan öğrenciler için yapılacak ücret ödemeleri ile mesleki eğitim gören öğrencilere asgari ücretin üzerinde yapılacak ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 ve 104’üncü maddelerine göre tevkifata tabi tutularak vergilendirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu ücret tutarlarının asgari ücretin üzerinde olması durumunda ise, gelir ve damga vergisine tabi olacaktır.

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

3308 sayılı Kanun kapsamında çalıştırılan öğrencilerin yıllar itibariyle yaşa göre belirlenen asgari ücreti aşmayan ücret ödemeleri nedeniyle düzenlenen kağıtların, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin 12 nci fıkrası ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun IV/34 üncü fıkrası uyarınca damga vergisinden istisna edilmesi, ancak asgari ücreti aşan ücret ödemeleri ile 3308 sayılı Kanun kapsamında olmayan öğrencilere yapılacak ücret ödemeleri nedeniyle düzenlenen kağıtların Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV/1-b fıkrası gereğince damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

SGK UYGULAMASI

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46’ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82’nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır. Bu bentte sayılanlar, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar ve bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır.

3308 sayılı Kanuna eklenen geçici 12’nci maddeye göre, 9 Aralık 2016 tarihinden itibaren 2016-2017 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar stajyerlere çalışan sayısına bağlı olmaksızın asgari ücretin net tutarının yüzde 30’undan az ödeme yapılmayacaktır.

MADDE 48– 3308 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı sonuna kadar uygulanmak üzere aday çırak ve çıraklar ile 18 inci madde hükümleri uyarınca işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere, 25 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılacak ödemeler asgari ücretin net tutarının yüzde otuzundan az olamaz. Ödenebilecek en az ücretin; yirmiden az personel çalıştıran işletmeler için üçte ikisi, yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işletmeler için üçte biri, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 53’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi için ayrılan tutardan Devlet katkısı olarak ödenir. Bu kapsamda yapılacak ödemeleri beş eğitim ve öğretim yılına kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Staj yapacak işletme bulunamaması nedeniyle stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri ile öğretim programı gereği staj yapmak zorunda olmayan yükseköğretim öğrencilerinin yaptıkları stajlar bu fıkra hükmü kapsamı dışındadır. Kamu kurum ve kuruluşlarına Devlet katkısı ödenmez.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46’ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82’nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır.

5510 sayılı kanunun 87.maddesinde belirtildiği üzere ‘’çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim görenler ile meslek liselerinde staja tabi tutulan öğrenciler için Millî Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar, yüksek öğrenim sırasında staja tabi tutulan öğrenciler için öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumu, prim ödeme yükümlüsüdür.’’

ZORUNLU UYGULAMALI EĞİTİM

2017 yılında kabul edilen 7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19 uncu maddesiyle 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa bir madde eklenmiştir. Bu yasal değişiklikle birlikte “zorunlu uygulamalı eğitim” kavramı çalışma hayatımıza girmiştir. Bu eğitim kapsamında olanlar sınırlıdır. Öncelikle devlet üniversitelerinde okuyanlar bu kapsamdadır. Fen ve mühendislik fakültelerinde (Matematik, biyoloji, kimya ve fizik programları ile mühendislik unvanı veren programlar) lisans düzeyinde öğrenim görenler son sınıftayken bir yarı yıl boyunca bu eğitime katılacaklardır.

Bu zorunlu eğitim, özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında yapılacaktır.

7033 Sayılı Kanun SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE ÜRETİMİN DESTEKLENMESİ AMACIYLA BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

MADDE 19 – 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 74 – Yükseköğretim Kurulu, 1/1/2023 tarihine kadar Devlet yükseköğretim kurumlarının lisans düzeyinde fen ve mühendislik bilimleriyle sınırlı olmak üzere, öğrencilerin öğrenimlerinin son yılında bir yarıyılı özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında uygulamalı eğitimle tamamlamalarını zorunlu kılmaya, uygulamalı eğitimin zorunlu kılınacağı bölümleri belirli yükseköğretim kurumlarıyla ve/veya belirli fakülte ya da bölüm ve programlarla sınırlı tutmaya yetkilidir.

ZORUNLU UYGULAMALI EĞİTİM SÜRECİNDEKİ ÖĞRENCİLERE ÖDENECEK ÜCRET

Zorunlu uygulamalı eğitim süresince öğrencilere ödenecek ücret, asgari ücretin net tutarının %35’i kadar olacaktır.

MADDE 19 – 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Uygulamalı eğitimleri süresince öğrencilere asgari ücretin net tutarının %35’i ücret olarak ödenir. Uygulamalı eğitim ücretlerini karşılamak üzere ihtiyaç duyulan kaynak, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 53’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi için ayrılan tutardan Yükseköğretim Kurulu hesabına ödenen ve Yükseköğretim Kurulu bütçesine gelir ve ödenek kaydedilerek ilgili yükseköğretim kurumlarına aktarılmak suretiyle karşılanır. Aktarılan bu tutar, yükseköğretim kurumları bütçesine gelir ve ödenek kaydedilmek suretiyle öğrencilerin hesabına ödenir.

Öğrencilerin uygulamalı eğitim süresince sigorta primleri, 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 25 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine göre karşılanır.

Eğitimin planlanması, öğrencilerin yerleştirilmesi, takibi, kaynağın aktarımı, bütçeleştirilmesi ve kullanımına ilişkin esaslar ile uygulamalı eğitime ilişkin diğer hususlar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.

Bu madde kapsamına giren öğrencilere aynı uygulamalı eğitim dönemi için 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun geçici 12’nci maddesi hükümleri uygulanmaz.”

17 Haziran 2021 Tarihli 31514 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan YÜKSEKÖĞRETİMDE UYGULAMALI EĞİTİMLER ÇERÇEVE Yönetmeliği’nin

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim, fen, mühendislik, sağlık, sanat, spor ve sosyal bilimler alanı öğrencilerinin mesleki beceri ve tecrübelerini geliştirmek üzere ilgili programlarda yaptırılan uygulamalı eğitimlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Öğrencilere ödenen Devlet katkısı

GEÇİCİ MADDE 1 

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 2547 sayılı Kanunun geçici 74’üncü maddesi kapsamındaki işletmede mesleki eğitimler öğrencilerin öğrenim sürelerinin son yılında bir yarıyılı kapsayacak şekilde eğitim ve öğretim dönemlerinde ve tam zamanlı olarak yapılır.

(2) Birinci fıkra kapsamındaki işletmede mesleki eğitimler, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenmiş yükseköğretim kurumları ve bu kurumların fen ve mühendislik bilimlerinin belirli lisans programlarıyla sınırlıdır.

(3) Bu madde kapsamında özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilere 1/1/2023 tarihine kadar uygulamalı eğitimleri süresince asgari ücretin net tutarının %35’i ücret olarak ödenir.

Bu durumda ZORUNLU UYGULAMALI EĞİTİM SÜRECİNDEKİ ÖĞRENCİLERE ÖDENECEK ÜCRET ödeme şartları;

  • FEN ve MÜHENDİSLİK bölüm öğrencileri (Matematik, biyoloji, kimya ve fizik programları ile mühendislik unvanı veren programlar) kapsamaktadır.
  • Zorunlu Uygulama Eğitim Sürecindeki kapsamında özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilere 1/1/2023 tarihine kadar uygulamalı eğitimleri süresince asgari ücretin net tutarının %35’i ücret olarak ödenmesi gerekmektedir.

Öğrencilerin uygulamalı eğitim süresince sigorta primleri, 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 25 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine göre karşılanır.

Eğitimin planlanması, öğrencilerin yerleştirilmesi, takibi, kaynağın aktarımı, bütçeleştirilmesi ve kullanımına ilişkin esaslar ile uygulamalı eğitime ilişkin diğer hususlar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.

Bu madde kapsamına giren öğrencilere aynı uygulamalı eğitim dönemi için 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun geçici 12’nci maddesi hükümleri uygulanmaz.”

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM YAPAN YÜKSEKÖĞRENİME DEVAM EDEN STAJYER ÖĞRENCİ ÜCRETLERİ İLE ZORUNLU UYGULAMALI EĞİTİM SÜRECİNDEKİ ÖĞRENCİLERE ÖDENECEK ÜCRETLERİ KARIŞTIRMAYIN!

Ortaöğrenime devam ederken staj yapan öğrencilerin ücretleri sigortalılıklar ve işverenlerin bu stajyer öğrencilere karşı yükümlülükleri konusunda bir tereddüt yokken aynı durum Mesleki ve Teknik Eğitimi yapan yükseköğrenime devam eden öğrenciler ve Yükseköğretim kurumlarının lisans düzeyinde fen ve mühendislik bilimleriyle sınırlı olmak üzere, öğrencilerin öğrenimlerinin son yılında bir yarıyılı özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında  zorunlu uygulamalı eğitimin kapsamındaki öğrencilere özellikle ödenecek ücretlerde tereddütler yaşanmakta ve ödenecek ücretleri karıştırılmaktadır.

Özellikle 17 Haziran 2021 Tarihli 31514 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan YÜKSEKÖĞRETİMDE UYGULAMALI EĞİTİMLER ÇERÇEVE Yönetmeliği baz alınarak Mesleki eğitim öğrenimi gören üniversiteli stajyer öğrencilerin tamamına uygulamalı eğitimleri süresince asgari ücretin net tutarının %35’i ücret olarak ödenmesi gerektiği algılanmaktadır.

Bunun sebebi ise Üniversite öğrencilerinin stajı konusunda birden fazla düzenleme olması;

Sonuç olarak belirtmek gerekir ki;

  • Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında üniversite öğrencilerinin yapacakları stajda alacakları ücret en az net asgari ücretin %30 kadar olacaktır.
  • Zorunlu Uygulama Eğitim Sürecindeki kapsamında özel sektör işletmelerinde, teknoparklarda, araştırma altyapılarında, Ar-Ge merkezlerinde ya da sanayi kuruluşlarında işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilere 1/1/2023 tarihine kadar uygulamalı eğitimleri süresince asgari ücretin net tutarının %35’i ücret olarak ödenmesi gerekmektedir.

ZORUNLU STAJ DÖNEMİ İÇİN İŞLETMELERDE İSTİHDAM EDİLEN STAJYERLERE İŞVERENCE ÜCRET ÖDENMESİ GEREKİR Mİ?

İşletmelerde mesleki eğitim görecek stajyerler, çırak, aday çırak ve kalfalar için ödenecek minimum ücret tutarı, 2022 yılı asgari ücret tutarının açıklanması ile birlikte belirlenmiş oldu. 25 Aralık 2021 tarihinde yayımlanan 7346 sayılı Kanun ile yapılan bazı düzenlemeler, asgari ödenecek ücreti ve devlet desteği şartlarında bazı yeni uygulamalar getirdi.

  • 20’den az çalışanı olan iş yerlerinde stajyerlerin ücreti asgari ücretin net tutarının en az %15’i,
  • 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde stajyerlerin ücreti asgari ücretin net tutarının en az %30’u,
  • Mühendislik fakültesi öğrencisi olup staj yapan öğrencilere asgari ücretin net tutarının en az %35’i,
  • Çırak ve aday çırak statüsünde mesleki eğitim görenlere asgari ücretin net tutarının en az %30’u,
  • Kalfalık yeterliliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12. Sınıf öğrencilerine asgari ücretin net tutarının en az %50’si
Ödenecek Net Ücret
Stajyer Ücreti /Çalışan Sayısı 20+ İş Yerleri 1.276,02
 Stajyer Ücreti /Çalışan Sayısı 20’den Az İşY. 638,01
Stajyer Ücreti /Mühendislik Fak. Öğrencisi 1.488,69
Kalfa Ücreti/Mesleki Eğitim M.12.snf 2.126,70
Çırak ve Aday Çırak Ücreti 1.276,02

Ücret olarak ödenmelidir.

 

Ayrıca Yüksek Mahkeme Zorunlu staj dönemi için işletmelerde istihdam edilen stajyerlere işverence ücret ödenmesi gereken ücretten öğrencinin okulu tek taraflı olarak feragat edebilir mi? Konusuna açıklık getirmiştir.

Sakarya BAM, 7. HD. Aldığı kararda;

Öncelikle zorunlu staj yapan öğrencilerin İş Kanunu’na tabi olmadıklarından, staj ücretine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmaya görevli olduğunu belirtmek isteriz. Konuya ilişkin BAM Kararı aşağıdaki şekildedir:
Dosyada mevcut okul müdürlüğü ile staj yapılan sağlık kuruluşu arasında yapılan sözleşmede kontenjanın dolması nedeniyle bir ücret ödenmeyeceği kararlaştırılmışsa da yasa hükmü uyarınca; sözleşmenin tarafı olan okul Müdürlüğü’ne sadece alınacak ücreti tespit etme yetkisi verilip bu ücretten vazgeçme yetkisi verilmediği anılan yasa hükmüne aykırı şekilde düzenlenen sözleşme maddesi davacı yönünden bağlayıcı olmayacak olup , yasadan kaynaklanan staj ücreti alacağından davacının feragat ettiğine dair açık bir beyanının bulunmadığından, davacı öğrencinin sözleşme ve tarafların iradesine aykırı olarak sonradan ücret talep ettiğine yönelik istinaf sebeplerinin, Anayasada düzenlenen ANGARYA YASAĞI ve 3308 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, yerinde olmadığı anlaşılmıştır.”

Sakarya BAM, 7. HD., E. 2019/69 K. 2019/89 T. 5.2.2019

Devlet Katkısı

Mesleki eğitim gören, staj yapan öğrencilerin işletmesinde bu eğitimi tamamlamasını sağlayan işverenlere devletin desteği 2021-2022 öğretim yılında da devam edecektir. Bu kişilere ödenmesi zorunlu olan ücretlerin bir kısmı ya da tamamı devlet tarafından karşılanacaktır.

Destek sadece 2021-2022 öğretim yılında değil, 5 öğretim yılı boyunca devam edecektir. Yapılan düzenleme ile Cumhurbaşkanına devlet katkısı uygulamasını 10 yıla kadar uzatma yetkisi verilmiştir.

Mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin mesleki eğitimlerini gerçekleştirdikleri işletmelerdeki işverenlere, ödenecek ücretin tamamı destek olarak verilecektir.

  • Diğer eğitim kurumlarında/okullarda öğrenim gören ve işletmelerde staj yapacak öğrencilere işletmedeki çalışan sayısına göre devlet desteği tutarı değişecektir.
  • 20’den az işçi çalıştıran işletmelerde stajyere ödenecek asgari tutarın 3’te 2’si devlet tarafından karşılanacaktır.
  • 20 ve üzerinde işçi çalıştıran işletmelerde stajyere ödenecek asgari tutarın 3’te 1’i devlet tarafından karşılanacaktır.

Staj zorunluluğu olmayan ve gönüllü olarak staj yapan öğrenciler için devlet katkısı ödemesi yapılmayacaktır. Fakat bu öğrencilere stajyer ücreti ödenmesi zorunludur, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının da okul tarafından yapılması şarttır.

Stajı zorunlu olan fakat staj yapmak için uygun bir işletme bulamayan bu sebeple stajını okulda devam ettirilmesi durumunda da devlet katkısı ödemesi olmayacaktır.

 

SONUÇ OLARAK

İşletmelerde mesleki eğitim görecek stajyerler, çırak, aday çırak ve kalfalar için ödenecek minimum ücret tutarı, 2022 yılı asgari ücret tutarının açıklanması ile birlikte belirlenmiş oldu.

  • 20’den az çalışanı olan iş yerlerinde stajyerlerin ücreti asgari ücretin net tutarının en az %15’i,
  • 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde stajyerlerin ücreti asgari ücretin net tutarının en az %30’u,
  • Mühendislik fakültesi öğrencisi olup staj yapan öğrencilere asgari ücretin net tutarının en az %35’i,
  • Çırak ve aday çırak statüsünde mesleki eğitim görenlere asgari ücretin net tutarının en az %30’u,
  • Kalfalık yeterliliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12. Sınıf öğrencilerine asgari ücretin net tutarının en az %50’si

Ücret olarak ödenmesi zorunlu olup Ayrıca Yüksek Mahkeme Zorunlu staj dönemi için işletmelerde istihdam edilen stajyerlere işverence ücret ödenmesi gereken ücretten öğrencinin okulu tek taraflı olarak feragat edemeyeceği kararını hüküm altına almıştır.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Şubat 2023’te Emeklisiniz

Soru: 11 Şubat 1968 doğumluyum. SSK girişim 1 Şubat 1994. 480 gün primim var. Bağkur girişim 1 Nisan 1997. Bağkur’a da 8950 gün prim ödemem var. İki ay askerlik borçlanması yaptım. Ne zaman emekli olurum? Adem UYSAL

Cevap: Bağkur’dan emekli olmak için 9000 gün prim ve 55 yaş şartlarına tabisiniz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan faaliyetinize son verip bundan sonra prim ödemeseniz de 55 yaşınızı dolduracağınız 11 Şubat 2023 tarihinde emekli olabilirsiniz.

YIPRANMA SÜRESİNİN TAMAMI YAŞTAN DÜŞÜLECEK

SORU: 30 Mayıs 1975 doğumluyum. 1995-1997 arasında askerlik yaptım. 10 Haziran 1998’de polis oldum. Askerlik borçlanmasını yaptım. 14 Temmuz 2017 tarihinde ihraç edildim. Kaç yaşında emekli olurum? EYT çıkarsa emeklilik süresi kısalır mı? Fatih BİRCAN

CEVAP: Sorunuzda, ihraç edilmeden önce açığa alınıp alınmadığınızı belirtmemişsiniz. Bu nedenle sorunuzu açığa alınmadan ihraç edildiğiniz varsayımıyla cevaplandırıyoruz. Emekli Sandığı’ndan emekli olmak için 25 tam yıl fiili hizmet süresi ve 53 yaş şartlarına tabisiniz. Hak kazanacağınız yıpranma sürenizin tamamı emeklilik yaşınızdan düşülecektir. Sorunuzdaki bilgilere göre hizmet süreniz tamamlanmış olduğunuzdan, 22 Ağustos 2023 tarihinde emekliliğe hak kazanırsınız. Sizin gibi hizmet süresi şartını sağlayıp emekli olacağı yaşın dolmasını bekleyenleri emekli eden bir EYT yasası çıkarsa siz de yararlanırsınız.

EŞİM MEMURLUKTAN AYRILIRSA NASIL EMEKLİ OLABİLİR?

Soru: 22 Mayıs 1977 doğumlu eşimin ilk sigorta başlangıcı 23 Mayıs 2001. SSK’ya (4A) 883 gün prim ödemesi var. 7 Eylül 2004’te memur oldu. Halen görevine devam ediyor. İstifa etmesi durumunda hangi koşullarda emekli olabilir? Askerliğini de 1999 yılında 15 ay olarak yapmış. Nuray KARAHAN

Cevap: Eşinizin emeklilik seçeneklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1) Eşiniz 25 tam yıl (9000 gün) fiili hizmet süresi ve 60 yaş şartlarına tabi. Boşluğu yoksa 24 Mart 2027’ye kadar çalışarak hizmet süresini 25 tam yıla tamamlaması şartıyla, 60 yaşını dolduracağı tarihte emekli olabilir.

2) Görevinden istifa etmesi ve herhangi bir sigortalılık statüsünde çalışmadan 61 yaşın dolmasını beklemesi halinde, 61 yaşını dolduracağı 22 Mayıs 2037’de emekli olabilir (15 tam yıl fiili hizmet süresi ve 61 yaş şartlarına tabi olarak).

3) Görevinden istifa edip sigortalı bir işte çalışarak SSK’ya 1260 gün prim ödemesi halinde, SSK’da emekli olmak için 7000 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabi olur. 1260 günden sonra prim yatırmasa da 60 yaşını dolduracağı tarihte SSK’dan emekli olabilir.

(Kaynak: Ekrem Sarısu / Posta Gazetesi | 08.03.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31943

How To Recruit And Manage Your Developer Team In Turkey

What are the best practices for hiring developers from Turkey?

How Turkey has become a talent pool for international companies looking for successful software developers?

Turkish software developers are increasing in popularity and are becoming more readily available. These skilled professionals have the ability to develop software that is high-quality and will improve your business. They also come with a proven track record of success, which means you can be confident that you are hiring someone who will not disappoint.

Benefits of hiring software engineers in Turkey

  • Large Talent Pool
  • Desire to work for foreign companies
  • Relatively low cost because of f/x rate

But what is the best way to hire and Manage Your Developer Team In Turkey?

How to legally hire a software engineer in Turkey?

There are some choices to be made about how to hire, pay and manage a Turkish software engineer.

1-Set up a permanent entity in Turkey

2-Sign contract with Independent developers

3-Work with an outsourcing company

When we compare the above options in terms of tax and legal costs signing an independent contractor agreement with developers is the best practice of hiring instead of establishing a permanent entity in Turkey.

Nowadays many developers choose to be independent contractors because of tax advantages and relatively high fees because of the f/x rate in Turkey.

The hesitancy of software developers to set up a company disappears after they realize that the amount of income to be earned is significantly higher than working as staff and they realize that when they own a company, they only spend 5 minutes for monthly accounting procedures.

What are the tax advantages for software developers rendering services outside Turkey?

If a software developer renders software services abroad from Turkey, half of the income is not subject to income tax and also if the age of the developer is below 29 there are some additional incentives too.

For many developers, the employee model is no longer in their favor. Nowadays, independent contractors can earn 20–30% more than what they would as an employee with the help of the above tax advantage.

As a non-resident foreign company, is there any tax liability on my part in Turkey?

No there is tax liability arising on your side in Turkey.

Independent contractor is a third-party provider for the company therefore please know that contractor will be responsible for the taxes that will arise from the independent contractor agreement.

Sample Clauses from some independent contractor agreements

  • Independent Contractor: It is expressly agreed that you are acting solely as an independent contractor in performing the consulting services. Neither party to this letter has any authority to bind or commit the other nor will either party’s acts or omissions be deemed the acts of the other. The company shall carry no worker’s compensation insurance or any health or accident insurance to cover you. The Company shall not pay any contributions to Social Security, unemployment insurance, federal or state withholding taxes or provide any other contributions or benefits which might be expected in an employer-employee relationship and you expressly waive any right to such participation or coverage. By executing this letter agreement you agree that you shall make such contributions and pay applicable taxes and hereby indemnify and hold harmless the Company in the event of your failure to do so
  • The developer shall be responsible for all tax liabilities in respect of the fees paid by the Company to the developer under this agreement, including all VAT payments and returns and other any other forms of taxation whether such tax liabilities arise
  • The agreement is one for the provision of services and not a contract of services or employment, and accordingly, Contractor will be solely responsible for a payment of all taxes, benefits, national insurance premiums, social security contributions, withholding taxes, workers’ compensation, unemployment and disability insurance and any other liability, deduction, contribution, assessment or claim arising from or made in connection with the performance of the services required any government agency or any other competent authority. Contractor will report to all applicable government agencies as income all compensation received by client pursuant to this agreement.Contractor will ensure that there is no employment relationship with client

Where to start ?

When hiring developers in Turkey with a consultancy company, you won’t have to bother getting to know the tax system of the country. Consultant is a partner that helps businesses from all over the world hire Turkish software developers through the dedicated team model. Consultants take care of all the administrative and legal hassles: office, workstations, paperwork, taxes etc.

As more companies and clients turn their attention toward Turkey’s rich talent pool for freelance and contract opportunities, it’s important for Companies to find one point solution local partners to render service to hired developers including tax and other legal issues.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kuyumculuk İşletmelerinde Özel Matrahlı Fatura Düzenlenmesi

3065 sayılı KDV Kanunun 23 üncü maddesinde, bazı teslim ve hizmetlerin matrahlarının tespiti açısından özel düzenleme getirilmiştir.

23.maddenin ;

e) (Ek : 6/12/1984 – 3099/2 md.) Altından mamül veya altın ihtiva eden ziynet eşyaları ile sikke altınların teslim ve ithalinde matrah, külçe altın bedeli düşüldükten sonra kalan miktardır. Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenleme ile toplam mal bedeli kdv ile ilişkilendirilmemekte mal bedelinin bir kısmı kdv hesabı için matrah olarak kullanılmaktadır.

Kuyumcu işletmeleri kağıt ortamında düzenledikleri faturalarda satış tutarından, külçe altın bedelini düştükten sonra kdv uygulayacakları matrahı bulmaktalar ve bu bulunan tutara işçilik adı vererek kağıt faturada ayrı bir satırda göstermektedir. Kuyumcu işletmeleri tarafından İşçilik olarak adlandırılan kdv matrahı, 3065 sayılı KDV Kanunun 23.maddesine göre ÖZEL MATRAH olarak açıklanmıştır.

E Arşiv fatura uygulamasına göre düzenlenebilecek fatura tipleri;

1-SATIŞ

2-İADE

3-TEVKİFAT

4-İSTİSNA

5-ÖZEL MATRAH

6-İHRAÇ KAYITLI

Olarak belirlenmiştir. Kuyumcuların satış işlemleri için düzenleyeceği fatura tipi ÖZEL MATRAH dır. Kağıt fatura düzenlemede kullanılan işçilik (Özel Matrah) satırı kuyum sektöründe alışkanlık haline gelmiş, e arşiv olarak düzenlenen faturalarda da ÖZEL MATRAH fatura tipi seçilse de kağıt faturada uygulanan işçilik satırı aynı şekilde sürdürülmektedir. E arşiv sisteminde ÖZEL MATRAH nedenleri 801 kod ile 812 kod arasında kodlanmıştır. Kuyumcu işletmelerinin seçeceği kod 805 Altından mamül veya altın içeren ziynet eşyaları ile sikke altınların teslimi dir.

Kuyumcu işletmelerinin, 805 nolu kodu seçtikten sonra kdv matrahını hesaplamak için ayrıca işçilik (ÖZEL MATRAH)  satırı şeklinde bir satır açarak kdv matrahını hesaplamaları E arşiv fatura sisteminin ÖZEL MATRAH fatura tipi içeriğinin düzenlenmesine aykırıdır.

E arşiv potalında fatura tipi seçildikten sonra satır ekle seçeneği ile satır eklenir. Satır ekle seçeneğinden sonra düzenle butonuna basılır. Mal ve hizmet bilgilerinin giriş yapılacağı ekran açılır. Açılan ekrana sırası ile Mal / Hizmetin adı yazılır. Mal/Hizmetin adı girildikten sonra Miktar, Birim ve Birim Fiyat Girilerek Mal / Hizmet Tutarı Hesaplanır. Burada dikkat edilmesi gereken söz konusu miktar ve birim fiyatın kdv hariç toplam Mal / Hizmet bedelini de içermesi gerektiğidir.

Daha sonra kdv oranı seçilir. Kdv oranı seçildikten sonra özel matrah nedeni 805 olarak seçilir. Özel matrah nedeni seçildikten sonra özel matrah tutarı satırına külçe altın bedeli düşülür sonra hesaplanan kdv hariç işçilik ( ÖZEL MATRAH ) olarak adlandırılan tutar yazılır. Ekran kaydedilir. Ekran kaydedildikten sonra aşağıda gösterildiği gibi tek satırda işçilik adı altında ek bir satır açılmadan satış işlemine ilişkin e arşiv faturalama işlemi tamamlanmış olur.

Sıra No Mal Hizmet Miktar Birim Fiyat Kdv Oranı Kdv Tutarı Mal ve Hizmet tutarı Özel Matrah Nedeni Özel Matrah Tutarı
1 14 Ayar Bileklik 4,5 g 636,67 % 0,00 0,00 2.865,00 805 750,00
  Mal ve Hizmet Toplam Tutarı 2.865,00
  Toplam İskonto 0,00
  Hesaplanan KDV ( % 18 ) 135,00
  Vergiler Dahil Toplam Tutar 3.000,00
  Ödenecek Tutar 3.000,00

Kuyumculuk işletmeleri, ilerde karşılarına çıkma olasılığı olan usule ilişkin yaptırımlardan kaçınmak adına düzenlemiş oldukları faturalarda özel matrah olarak belirtmeleri gereken ancak işçilik olarak belirtikleri bu uygulama alışkanlığında vazgeçmeleri gerekir.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu 2013/3 Esas ve 2019/1 Karar Sayılı Kararı Değerlendirilmesi

  1. Mücbir Sebep Olmaksızın/Mücbir Sebeple İncelemeye Yetkili Organlara İbraz Edilmemesine Rağmen Açılan Davada Mahkemeye İbraz Edilmesi
  2. Başvuran/Talep Eden: Danıştay Başkanlığı
  3. Başvuru/Talep Konusu

Defter ve belgelerini kanunen ve hukuken kabul edilebilir mücbir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmeyen mükellefler ile mücbir sebep dolayısıyla incelemeye ibraz etmeyen mükellefler adına yapılan cezalı katma değer vergisi tarhiyatına karşı açılan davalarda, Danıştay vergi dava daireleri ile Vergi Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlar arasında var olduğu ileri sürülen içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesi istenmiştir.

  1. Başvuru Gerekçesi

2575 sayılı Danıştay Kanunu’na 23/1-a’ya göre Danıştay; “idare mahkemeleri ile vergi mahkemelerinden verilen kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülen davalarla ilgili kararlara karşı temyiz istemlerini inceler ve karara bağlar”. DK 40/1’e göre “içtihatların birleştirilmesi veya birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi, Danıştay Başkanı, konu ile ilgili daireler, idari ve vergi dava daireleri kurulları veya Başsavcı tarafından istenebilir”. DK 39’a göre “İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir”. DK55/1’e göre Danıştay Başkanı, Danıştay’ın genel işleyişinden sorumlu olup düzenli çalışmasını sağlar, lüzumlu idari tedbirleri de alır. Ayrıca 55/2’ye göre “Danıştay Genel Kurulu ile İçtihatları Birleştirme Kuruluna, İdari İşler Kuruluna, idari ve vergi dava daireleri kurullarına, Yüksek Disiplin Kuruluna, Başkanlar Kuruluna ve Başkanlık Kuruluna başkanlık eder”. Danıştay Dava Dairelerinin daha önce aynı konuda farklı kararlar vermesi üzerine Danıştay Başkanı tarafından içtihatların birleştirilmesi istenmiştir.

  1. Karar

Mücbir Sebebin Varlığı Nedeniyle Defter Ve Belgelerin İncelemeye İbraz Edilememesi Hali:

1. Değerlendirme:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde, katma değer vergisi mükelleflerine, vergiye tabi işlemler üzerinden tahsil edip vergi dairesine beyan ederek ödemek zorunda oldukları katma değer vergisinden, aynı Kanun’un 29. maddesinde sayılan teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklendikleri katma değer vergisini, aynı Kanun’un 34. maddesinde belirtilen şartlarla indirebilme imkanı getirilmiştir.

Katma değer vergisi indiriminden yararlanabilmek için, 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilme ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilme şartı aranmıştır.

Beyan esasına dayalı olan Türk vergi sisteminde, idarece aksi ortaya konulmadığı müddetçe, mükellefler beyanlarının doğruluğu karinesinden yararlanırlar. Bu ilkeden hareketle, beyanları üzerinden yasal haklardan yararlanan mükelleflerin defter ve belgeleri, zamanaşımı süresi içinde vergi idaresinin incelemeye yetkili elemanları tarafından her zaman incelenebilir. Böyle bir inceleme için defter ve belgelerin, mükelleften istenildiğinde incelemeye yetkili olanlara ibrazı zorunludur. Defter ve belgelerini haklı bir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmeyen mükellefler, beyanlarının doğruluğu karinesinden yararlanamazlar.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü bendinde, bu Kanun’a göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara, herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi hali re’sen tarh sebepleri arasında sayılmıştır.

Öte yandan, 213 sayılı Kanun’un 13. maddesinde sayılan mücbir sebep hallerinden herhangi birisinin bulunması, vergi ödevinin yerine getirilmesini engelleyecek sebep olarak kabul edilmiştir. O halde mücbir sebep halinin varlığını ispatlayabilen bir mükellefin vergi ödevini yerine getirmediğinden bahsedilemeyecektir.

Mücbir sebep halinin varlığının ispatı, mutlak bir şekil şartına bağlanmamış olup, ticaret mahkemelerinden alınacak zayi belgesiyle ispat edilebileceği gibi, olayın özelliğine göre ilgili resmi makamlardan alınan ve hukuken itibar edilebilir nitelikteki belgelerle de ispat edilebilir. İspat vasıtalarının niteliği, olayın özelliğine göre, görevli yargı yerlerince değerlendirilecektir.

Buna göre, katma değer vergisi indiriminden yararlanmış bir mükellefin beyanlarının doğru olup olmadığının tespiti amacıyla, defter ve belgelerinin ibrazı istenildiğinde, 213 sayılı Kanun’da tanımlanmış mücbir sebep hallerinden biri sebebiyle defter ve belgeleri zayi olan bir mükellefin, ibraz ödevini yerine getirmesi beklenemez. Böyle bir nedenden dolayı, ibraz ödevini yerine getiremeyen mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle adına tarhiyat yapılması ve ceza kesilmesi hukuka uygun düşmeyecektir.

Defterlerle birlikte zayi olan ve katma değer vergisi indirimine esas olan alış belgelerinin, alış yapılan mükelleflerden temin edilerek inceleme elemanına veya mahkemeye ibrazını beklemek de gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Zira, alım yapılan mükelleflerin bazen faaliyetini terk etmeleri veya bulunamamaları, bazen de belge asıllarını vermemeleri gibi sebeplerle bu belgeler temin edilememektedir. Dava aşamasında mahkemece, bu belgelerin temin edilmesinin davacıdan istenildiği durumlarda, alım yapılan mükelleflerin defter belge saklama yükümlülük süresi de çoğu zaman dolduğundan, istenilen belgelerin temin edilmesi imkansız hale gelmektedir.

2. Sonuç:

Bu durumda, mücbir sebebin varlığı halinde;

1- Defter ve belgelerin mücbir sebep dolayısıyla ibraz edilmemesinin re’sen tarh nedeni olduğuna oyçokluğuyla,

2- İspat külfeti açısından ise, içtihatların; mücbir sebebin varlığı halinde mükelleflerin ibraz ödevini yerine getirmelerinin beklenemeyeceği ve indirim konusu yapılan vergilerin, alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olmasını ispatlama yükümlülüğünün de bulunmadığı yolundaki Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2017 tarih ve E:2017/428, K:2017/636 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilmesine 11.12.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Mücbir Sebep Olmaksızın Defter Ve Belgelerin İncelemeye İbraz Edilmemesi Hali:

1. Değerlendirme:

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanun’un 34. maddesinin birinci bendinde de, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar yasal defterlere kaydedilmek koşuluyla indirilebileceği kurala bağlanmıştır.

Bu düzenlemeler nedeniyle emtia veya hizmet alışını temsil eden fatura veya yerine geçen belgenin yasal defterlere usulüne uygun olarak kaydedilmesi ve bu belgelerde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi, katma değer vergisi indirimi yapılabilmesinin ön koşullarıdır. Bu ön koşulların varlığının, sözü edilen defter ve belgelerin ibrazı ve incelenmesiyle saptanabileceği açıktır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesinde bu vergiyi indirim konusu yapacak olanlara yüklenen belgelendirme zorunluluğu dışında, indirim konusu yapılacak verginin gerçekten yüklenilmiş olması da gerekmektedir. Zira, 29. madde mükelleflere, yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, bu teslimler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen katma değer vergisinin indirime konu yapılmasına imkan tanımıştır. Bu yüzden, gerçekten yapılmış bir teslime dayanmaksızın düzenlenen faturalarda gösterilen verginin indirilmesi mümkün değildir.

Belgelendirme koşulunun varlığı gibi indirim konusu yapılan verginin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığının saptanması da öncelikle mükelleflerin yasal defter ve belgelerinin, Vergi Usul Kanunu’nun 227., 171. ve 256. maddelerindeki düzenlemelere göre incelenmesini gerektirmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere ait kayıtların belgelenmesinin zorunlu olduğunu; 171. maddesi ise, vergi uygulaması bakımından yasal defterlerin, mükelleflerin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumlarıyla, vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, vergi ile ilgili işlemleri belirlemek, mükelleflerin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden denetlemek ve incelemek, bu hesap ve kayıtları yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumunu denetlemek ve incelemek amacını sağlayacak şekilde tutulmasını öngörmüştür.

Anılan düzenlemelerin sonucu olarak 256. maddede, saklanması zorunlu her türlü defter, belge ve karneleri muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların istemi üzerine ibraz ve incelemeye sunmaya mecbur tutulan vergi mükelleflerince, bu zorunluluğun haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi, vergi idaresinin denetiminden kaçınmak ve gizlenmek istenen durumların, karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasını da önlemek anlamını taşıyacaktır. Bu yüzden Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin, yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabileceğine değinildikten sonra iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun, iddia eden tarafından kanıtlanması gerektiği kurala bağlanmıştır.

Vergi idaresine verilen katma değer vergisi beyannamelerinde yüklenilmiş vergi olarak indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin, alış belgelerinde ayrıca gösterildiğim ve bu belgelerin yasal defterlere usulüne uygun şekilde kaydedildiğini, 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesinden ve söz konusu vergilerin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığını ise 29. maddesinden dolayı kanıtlamak zorunda olan taraf vergi mükellefleridir. Bu konuda inceleme yapılmak üzere istenen defter ve belgelerini herhangi bir neden göstermeksizin ibraz etmeyen mükellefler, yaptığı indirimin ön koşulunun varlığını belgelendirememiş, aynı nedenle verginin gerçekten yüklenildiğini vergi idaresine kanıtlayamamıştır. Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle bu belgelerin ne biçimsel yönden, ne kapsadığı emtia alışının gerçekliği yönünden incelenmesine olanak tanınmıştır. Bu nedenle vergi idaresince, indirim konusu vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterildiğim ve defterlere usulüne uygun olarak kaydedildiğini defter ve belgeleriyle kanıtlayamayan mükellefler adına, 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesindeki ön koşulların varlığının kanıtlanmamasından dolayı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek cezalı tarhiyatlar yapılmaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesinde öngörülen ön koşulun varlığı, yargı yerine ibraz edilen defter kayıtları ve alış belgelerinden saptanabileceği halde beyannamede indirim konusu yapılan söz konusu verginin gösterildiği belgelerin gerçekten yapılmış bir teslime dayanıp dayanmadığı, dolayısıyla yüklenilmiş bir vergi olup olmadığı hususu Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda değinilen kuralları uyarınca, aynı Kanun’da vergi idaresine tanınmış denetim yetkisi ve teknikleri ile ortaya çıkarılabilecek nitelik taşımaktadır.

Tarhiyata karşı açılan davalarda ise, davacılar indirim konusu yapılan vergilerin gerçekten yüklenildiğini, Kanun’un öngördüğü belgelendirme koşullarının yerine getirildiğini yargı yerine sunabileceği defter ve belgeleriyle kanıtlayabileceklerini iddia etmektedirler. 3065 sayılı Kanun, 34. maddesindeki koşulların varlığını kanıtlayamayan yükümlülere indirim yapma olanağı tanımamakla birlikte, katma değer vergisinin yansıma özelliği bu vergiye ait yükün, nihai tüketiciye intikal etmesini öngörmektedir. Gerçekten yüklenildiği için indirim konusu yapılan bir katma değer vergisi indiriminin, salt ön koşulun varlığı kanıtlanamadığı için reddedilmesi, katma değer vergisinin yansıma ve nihai tüketici üzerinde kalmasını öngören özelliğini bozacağından davacıların bu yöndeki iddialarının incelenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, yazılı yargılama yöntemini benimseyen İdari Yargılama Usulü Kanunu, davaların açılması, delillerin toplanması ve ilgililerce sonradan ibraz edilen belgelerin incelenmesini öngören 3, 16, 20 ve 21. maddelerinde, tarafların eşit koşullar altında istem ve savunma yapmaları esasını öngörmüştür. Bu cümleden olarak, 3. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava konusu işlem ve belgelerin asılları ve örneklerinin dilekçeye karşı taraf sayısından bir fazla sayıda eklenmesi; 16. maddesinin birinci fıkrasında, dava dilekçesi ve eklerinin birer örneğinin davalıya tebliği; 21. maddesinde ise dilekçe ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgelerin, bunların zamanında verilmesine imkan bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde kabulü ile karşı tarafa tebliği kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemeler nedeniyle yargılama aşamasında dosyaya taraflarca sunulan ve sunulması kabul edilen belgeler hakkında diğer tarafın görüşünün alınması ve hüküm verilirken değerlendirilmesi icap etmektedir.

Davacılar tarafından daha önce vergi idaresine ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, gerçek bir ticari harekete ve teslime dayanıp dayanmadığı konusundaki saptama ancak, her türlü imkan ve yetki ile donatılmış vergi idaresi tarafından yapılacak incelemeyle ortaya konulabileceğinden, vergi mahkemesine sunulacak defter ve belgeler hakkında vergi idaresinin bilgi ve tespitlerine başvurulması bu amacın sağlanması için gereklidir. Yaptığı vergilendirmeye karşı açılan davanın tarafı olan vergi idaresinin, ancak yargılama sırasında ulaşabileceği defter ve belgeler hakkında gerek biçimsel yönden, gerekse belgelerin temsil ettiği hukuki muamelelerin gerçekliği konusundaki saptamaları, kendisine Vergi Usul Kanunu’nun tanıdığı yetki ve tekniklere göre yapacağında kuşku yoktur. Vergi mahkemesi tarafından, yukarıdaki saptamalardan sonra durum gerektirdiği takdirde diğer kanıtların, 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca elde edilmesi mümkündür. Burada yargı organınca, idarenin yerine geçerek herhangi bir inceleme yapılmamakta, ödenmesi gereken verginin doğruluğu konusunda yargısal denetim yapılmakta olup, bu da İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndan doğmaktadır.

2. Sonuç:

Belirtilen hukuksal nedenlerle, mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerini, incelemeye yetkili olan inceleme elemanlarına ibraz etmeyen katma değer vergisi mükellefleri adına yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalarda; davacılar tarafından, vergilendirme dönemine ilişkin yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, bu defter ve belgeler davacıdan istenilip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, bu konuda oluşan içtihat aykırılığının, Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2017 tarih ve E:2017/627, K:2017/623 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilmesine, 12.12.2018 tarihli birinci toplantıda karar yeter sayısı sağlanamadığından 08.02.2019 tarihli ikinci toplantıda mevcudun oyçokluğuyla karar verildi.

  1. Kararın Tahlili
    1. Kararın Konusu

Danıştay Başkanlığı tarafından içtihadın birleştirilmesi talebine konu olan kararlarda bazı dairelerce defter ve belgelerin kanunen ve hukuken kabul edilebilir mücbir sebep nedeniyle incelemeye ibraz edilmemesi halinde ibraz ödevinin yerine getirilip/getirilmediği konusunda yapılan tarhiyatın hukuka uygun olup/olmadığı konusunda içtihat birleştirme istenmiştir. Bir diğer nokta da kanunen ve hukuken kabul edilebilir mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmeyen mükellef adına ibraz ödevini yerine getirmediğinden bahisle yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatına karşı açılan davada, defter ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, söz konusu defter ve belgeler mahkemece istenilip, vergi idaresi de haberdar edilerek, vergilendirmenin hukuka uygun olup olmadığı konusunda içtihatların birleştirilmesi istenmiştir.

  1. Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şu şekildedir:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu

Vergi Kanunlarının uygulanması ve ispat:

Madde 3/B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.

Mücbir sebepler:

Madde 13

1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması gibi hallerdir.

Re’sen vergi tarhı:

Madde 30 – Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re’sen takdir olunmuş sayılır.

Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.

1. Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde verilmemişse,

2. Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa,

3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse,

4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmazsa.

5. (Mülga: 22/7/1998-4369/82 md.)

6. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa.

……….

Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtların İbraz Mecburiyeti

Madde 256 Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike (7104 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen ibare; Yürürlük: 06.04.2018)ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler (7104 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen ibare; Yürürlük: 06.04.2018) ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.

Mükerrer Madde 355 – (Ek:30/12/1980-2365/80 md; Değişik: 22/7/1998-4369/13 Md.) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257nci maddesi ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dâhil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 (1.600 TL)Türk Lirası, 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 500 (800 TL) Türk Lirası, 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 250 (400 TL) Türk Lirası, Özel usulsüzlük cezası kesilir.

………..

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

Vergi indirim

Madde 29-1. Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler:

a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi,

c) (Ek : 3/6/1986 – 3297/9 md.) Götürü veya telafi edici usulde vergiye tabi mükelleflerden gerçek usulde vergilendirmeye geçenlerin, çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki mallara ait fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

İndirimin belgelendirilmesi:

Madde 34-1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir. 2. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.

  1. Karar

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 11.12.2018 tarihinde mücbir sebebin varlığı durumunda mükellefin defter ve belgelerinin ibrazının beklenemeyeceği, ibraz ödevinin yerine getirilmediği gerekçesiyle yapılan tarhiyata karşı açılan davanın esasının incelenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu hususta Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, kararlar arasındaki içtihat aykırılığının Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2017 tarih ve E:2017/428, K:2017/636 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilmesine karar verilmiştir.

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 08.02.2019 tarihinde mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi konusunda, defter ve belgeler mevcutsa ve mükellef bunu açtığı davada mahkemeye sunabileceğini ileri sürmesi durumunda mahkemece bunlar istenerek dosya arasına alınması ve vergi idaresinin bu defter ve belgeler konusunda görüşü dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Bu hususta Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, bu konuda oluşan içtihat aykırılığının, Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2017 tarih ve E:2017/627, K:2017/623 sayılı kararı doğrultusunda birleştirilmesine karar vermiştir.

  1. Kararın Yorumlanması

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu tarafından verilen kararda uyuşmazlık, mücbir sebep halinin olup olmadığına göre defter ve belgelerin ibraz edilmesi mecburiyetinin olup olmadığı, ayrıca mücbir sebep olup olmamasına göre defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda mahkemede bunun ileri sürülüp sürülemeyeceğidir.

Türk vergi sistemi beyan esasına dayalı olup vergi idareleri tarafından vergilendirme işlemi, mükellefler tarafından tutulan defterler ve sunulan belgelere göre yapılmaktadır. Ancak bu belgeler konusunda serbestlik tanınmamış olup defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulmuş olması gerekmektedir. Ayrıca belgelerin sunulması tercihe bırakılmamış, Vergi Usul Kanunu uyarınca zorunlu tutulmuş ve sunulmaması durumunda da resen vergi tarh edileceği belirtilmiştir. Defter ve belgelerin bir diğer işlevi de vergi indirimi konusunda kullanılabilmesidir. Özellikle vergi indirimine dair KDV Kanunu’nda vergi indiriminin yapılabileceği, bunun için de mükellefler tarafından Kanun’da belirtilen usullere uyulması gerektiği açıktır. Bu durumda defter ve belgelerin mücbir sebep nedeniyle ibraz edilip edilmediğine bakmak gerekmektedir.

Uygulamada vergi idaresi tarafından mücbir sebep halinde mükellefin defter ve belge ibraz etmemesi durumunda da resen vergi tarh edilmektedir. Vergi mahkemelerince de mücbir sebebi ortaya koyan mükellefler için resen vergi tarhı işlemine karşı açılan dava kabul edilmektedir. En azından Danıştay’ın istikrar kazanan uygulamasına göre bu durumda davanın reddi yerine işin esasına geçilerek kabul kararı verilmesi gerekmektedir. Her ne kadar aksi yönde kararlar olsa da Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu tarafından verilen karar isabetlidir. Zira mücbir sebebin varlığı halinde mükellefin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahsedilemez. Mükellef tarafından tutulan defter ve kayıtların zayi durumunda sonradan tamamlaması da beklenemez. Kararda da belirtildiği üzere mükellefle alışveriş yapan bir diğer mükellefin herhangi bir sebeple elindeki defter ve kayıtlara ulaşılamayabilir. Bu durumda elinde olmayan bir sebeple defter ve belge ibraz edemeyen mükellefin cezalandırılması vergilendirmenin adil bir biçimde yapılması ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Vergi Usul Kanunu da mücbir sebebin varlığını kabul etmiş ve mücbir sebep durumunda, mükellefin ispat etmesi koşuluyla sürelerin işlemeyeceğini düzenlemiştir. Kanun’un 373. Maddesinde mücbir sebebin varlığı halinde vergi cezası kesilmeyeceği düzenlenmiştir.

İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında aynı zamanda mücbir sebep olmadan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda da karar verilmiştir. KDV Kanunu uyarınca mükellef tarafından indirim için ön koşul olarak usulüne uygun olarak tutulan defter ve belgeleri ibraz etmesi gerektiği belirtilmiştir. Mükellef tarafından bunun yapılmaması halinde yüklenilen vergi kanıtlanamamış olmaktadır. Verilen kararda mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerini, incelemeye yetkili olan inceleme elemanlarına ibraz etmeyen mükellefler adına (KDV) yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalarda; davacılar tarafından, vergilendirme dönemine ilişkin yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, bu defter ve belgeler davacıdan istenilip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda değindiğimiz üzere defter ve belgelerin istenilmesi durumunda ibraz edilmesi gerekmektedir. İbraz edilmemesi durumunda da resen vergi tarh edileceği açıktır. Mükellefin haklı bir neden olmaksızın defter ve belge ibraz etmemesi, vergi idaresinin denetiminden kaçınmak ve gizlenmek istenen durumların, karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasını da önlemek anlamını taşıyacaktır. Danıştay tarafından verilen kararla mükellef için yaptığı alışların gerçek olduğunu ortaya koyma imkânı getirilmiştir. Verilen kararın her ne kadar mükellefler açısından bir imkân getirdiği düşünülse de isabetli olmadığı kanaatindeyiz.

Vergi Usul Kanunu ve KDV Kanunu defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulmasını ve incelemek için istenildiğinde ibraz edilmesi gerektiğini düzenlemiştir. İbraz etmemenin de yaptırımı mevcuttur. Danıştay tarafından bu şekilde karar verilmesi sonucu mükellefler tarafından bu durumun kötüye kullanılmasının yolu açılma ihtimali olacaktır. Bu durumda bir açıdan defter ve belge ibraz etmemenin yaptırımının bir anlamının kalmadığı da söylenebilir. Zira vergi idaresi tarafından inceleme için defter ve belgeler istendiğinde ibraz edilmediği düşünüldüğünde indirim reddedilecektir ve mükellef vergi mahkemesinde açacağı dava ile bunun önüne geçebilecektir. KDV indirimi konusunda vergi idaresinin işlem tesis etmesi Kanun çerçevesinde kendisine tanınan bir yetkiye dayanmaktadır. İdarenin de elinde bulunan bilgi ve belgelerle işlem yapması durumunda, sonradan mahkemece işleminin iptal edilmesi idarenin KDV indirimi konusunda Kanun tarafından tanınan yetkisini zedeleyecektir.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Bireysel Emeklilik Birikimlerinin Değerlendirilmesi, Kısmi Çekimler, Temliki e Vergilendirilmesi

1- GİRİŞ

Bu makalede,  bireysel emeklilik sistemi hakkında genel bilgilendirme, sistemin amacı, kısaca tarihçesi, mevzuat değişiklikleri, bireysel emeklilik fonlarının türleri, içeriğindeki finansal enstrümanlar, getiri karşılaştırmaları, örnek BES getirisi, fonlarda katılımcılardan tahsil edilen giderler, bireysel emeklilik sisteminden ayrılmadan kısmi çekim yapılabilmesi, bireysel emeklilik sözleşmelerinin Borçlar Kanununa göre devredilmesi, temliki, banka ve finans kuruluşlarınca alacağın temliki karşılığı kredi kullandırma imkanı, BES getirisinin vergilendirilmesinde adaletsizlik ve getirinin enflasyondan arındırılması gerekliliği, sonuç ve öneriler sunulmuştur.

ANAHTAR KELİMELER: Bireysel emeklilik sistemi, BES fonları getirileri, BES’ten kısmi çekim, BES’te alacağın temliği karşılığı banka kredisi kullanma, BES anaparasında enflasyondan arındırmadan vergilendirme.

1- BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ NEDİR?

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), kişilerin aktif çalışma yaşamları süresince yaptıkları tasarrufları uzun vadeli yatırıma yönlendirerek emeklilik dönemlerinde yaşam standartlarını koruyabilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlayan özel emeklilik sistemidir. Kişiler bu sisteme gönüllü katılarak, sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emeklilik gelirine ek bir gelir oluşturur.

BES’in amaçları; bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlayarak refah düzeyini yükseltmek, ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratmak, istihdamı arttırmak, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaktır.

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu uyarınca yürürlüğe giren BES; tasarrufların toplanması, değerlendirilmesi ve kişiye toplu para ya da maaş ödenmesi esasına dayanır. Bu sistem, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda mevcut olan sağlık hizmetleri veya diğer hizmetleri sunmaz. BES, zorunlu sosyal güvenlik sisteminin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Ödediğiniz katkı paylarının %30’una karşılık gelen tutar devlet katkısı olarak bireysel emeklilik hesabınıza ödenmektedir. Bir katılımcının bir takvim yılı içinde alabileceği devlet katkısı tutarı, ilgili yıla ilişkin toplam brüt asgari ücret tutarının %30’unu geçemez.

Emeklilik planınız çerçevesinde ödediğiniz katkı payları, planınızda öngörülmüşse kesintiler yapıldıktan sonra emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilir. Birikiminizin hangi fon veya fonlarda değerlendireceğine risk ve beklenti tercihinize göre siz karar verebilirsiniz. Herhangi bir fon dağılımı tercihinde bulunmazsanız birikimleriniz, dâhil olduğunuz emeklilik planı kapsamında sunulan standart fonda yatırıma yönlendirilir. Fonlar uzman portföy yöneticileri tarafından yönetilir. Fon portföyündeki varlıklar Takasbank tarafından sizin adınıza güvenli bir şekilde saklanır. Birikimlerinizi anlık olarak emeklilik şirketi veya Takasbank’tan takip edilebilir.

Emeklilik şirketi tarafından, fona ilişkin giderlerin karşılanması için fondan mevzuat sınırları içerisinde gider ve işletim kesintisi yapılır.

Emeklilik sözleşmesinde katkı payı tutarını, emeklilik şirketinizi, emeklilik planınızı ve fonlarınızı mevzuatta belirlenen sınırlamalar çerçevesinde değiştirebilirsiniz. Dilediğiniz zaman katkı payı ödemeye ara verebilir ve yeniden başlayabilirsiniz.

Emekli olabilmeniz için, sisteme ilk giriş tarihinden itibaren 10 yıl süreyle sistemde kalmanız ve 56 yaşını doldurmanız gerekir. Söz konusu şartları sağladıktan sonra sistemde kalıp katkı payı ödemeye devam edebilir ve birikimlerinizin daha da büyümesini sağlayabilirsiniz.

Emekliliğe hak kazanmanız ve bu hakkı kullanmanız durumunda, bireysel emeklilik hesabındaki birikiminiz ve devlet katkısı hesabındaki tutarın bir kısmının veya tamamının defaten ödenmesini talep edebilirsiniz. BES’te kalıp birikimlerinizi belirleyeceğiniz geri ödeme planına göre emeklilik şirketinden kısım kısım almayı tercih edebilirsiniz. Birikimlerinizin bir kısmı veya tamamı ile yıllık gelir sigortası satın alarak, düzenli gelir elde edebilirsiniz. İstediğiniz anda birikimlerinizi alarak sistemden ayrılabilirsiniz. Ayrılmanız halinde, emeklilik şirketince tarafınıza yapılacak ödemeler için elde ettiğiniz getiri tutarı üzerinden gelir vergisi (stopaj) kesintisi yapılır. Stopaj kesintisi oranı;

Sistemden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlar için %5,

10 yıl süreyle sistemde kalmakla birlikte sistemden emeklilik hakkı elde etmeden ayrılan katılımcılar için %10,

10 yıldan az süreyle sistemde kalarak ayrılan katılımcılar için ise %15’tir.

BES, şeffaflığın ve güvenliğin sağlanması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Emeklilik Gözetim Merkezi, Takasbank ve bağımsız denetim şirketlerinin denetim, gözetim ve kontrolü altındadır.

Bireyler kendi adlarına sisteme doğrudan katılabilecekleri gibi, bu kişilerin işverenleri de grup emeklilik sözleşmesi yoluyla çalışanlarını sisteme katabilirler. Grup emeklilik sözleşmesi yapan işverenler, çalışanları adına ödedikleri katkı paylarını (ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmayacak şekilde), doğrudan gider yazabilirler.

3- BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNİN YASAL DAYANAĞI VE TARİHÇESİ

28.3.2001 tarih ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu 07.4. 2001 tarihli, 24366 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve yayımı tarihinden 6 ay sonra yani 07 Ekim  2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanunun amacı, kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak, bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlanarak refah düzeylerinin yükseltilmesi, ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratarak istihdamın artırılması ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunulmasını teminen, gönüllü katılıma dayalı ve belirlenmiş katkı esasına göre oluşturulan bireysel emeklilik sisteminin düzenlenmesi ve denetlenmesidir.

Kanunun kapsamı, emeklilik şirketlerinin kuruluş, çalışma, yönetim ve denetimine, kişilerin sisteme katılma, ayrılma ve emeklilik koşullarına, emeklilik yatırım fonlarının kuruluşuna, katkıların bu fonlarda toplanmasına ve değerlendirilmesine, aracılık hizmetlerine, kamuya açıklanacak bilgilerin kapsamına ve bireysel emeklilikle ilgili diğer hususlara ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

10 Temmuz 2003 Emeklilik Gözetim Merkezi, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Hazine Müsteşarlığının görev ve yetkilendirmesi çerçevesinde, merkezi İstanbul’da olmak üzere kuruldu.

27 Ekim 2003’te ilk emeklilik planlarının onaylanması ile birlikte sistem faaliyete geçti.

27 Ekim 2003’te Yapı Kredi Emeklilik A.Ş., Ak Emeklilik A.Ş., Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş., Garanti Emeklilik ve Hayat A.Ş., Koç Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş. ve Oyak Emeklilik A.Ş., 17 Kasım 2003’te Vakıf Emeklilik A.Ş. ile Ankara Emeklilik A.Ş., 1 Aralık 2003’te Başak Emeklilik A.Ş. ile Doğan Emeklilik A.Ş., 15 Aralık 2003’te Commercial Union Hayat ve Emeklilik A.Ş. faaliyete geçti.

12 Temmuz 2004’te emeklilik şirketine dönüşen şirketler ile hayat branşında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinden kurulacak emeklilik şirketine ortak olanlarda mevcut birikimli hayat sigortalarının bireysel emeklilik sistemine aktarımına ilişkin esas ve usulleri belirleyen Emeklilik Şirketlerindeki Birikimli Hayat Sigortalarından Bireysel Emeklilik Sistemine Aktarımlara İlişkin Tebliğ yayımlandı.

14 Haziran 2007’de 26552 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve birçok maddesi yayımı tarihinde yürürlüğe giren Sigortacılık Kanunu ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun bazı maddeleri değiştirildi, Kanun’a çeşitli konularda yeni hükümler eklendi. Grup emeklilik sözleşmelerinde, katılımcı adına katkı payı ödenen katkı paylarının katılımcı tarafından hak edilmesi (vesting) süre ve koşulları, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerin ve yıllık gelir sigortasından alınan aylıkların haczedilebilme sınırı, üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu, veya sair ticaret şirketindeki emekliliğe yönelik birikimler ve taahhütlere ilişkin tutarların bireysel emeklilik sistemine aktarım koşulları ve sağlanan avantajlar, bireysel emeklilik hesabının şirketler arasında aktarımında gecikme cezası gibi konularda düzenleme yapıldı. Ayrıca Emeklilik Gözetim Merkezi’nin görev, yetki ve sorumlulukları yeniden tanımlandı.

29 Haziran 2012’de 28338 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle vergi matrahından indirim yolu ile kullanılan vergi avantajı uygulaması kaldırılarak devlet katkısı sistemine geçileceği belirtildi. 29 Ağustos 2012 tarihinden sonra geçerli olacak şekilde sistemden ayrılmalarda menkul sermaye iradı olarak tanımlanan ve stopaja tabi olan birikim tutarı uygulaması yerine, sadece irat tutarı üzerinden stopaj kesilmesini tanımlayan değişiklikler yapıldı. Yapılan düzenlemelerle, işverenler tarafından çalışanları adına BES’e ödenen ve vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecek katkı paylarının brüt ücretin %10’u kadar olan üst limiti %15’e çıkarıldı. Üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketindeki emekliliğe yönelik birikimlerin veya taahhütlere ilişkin tutarların kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine aktarılmasına ilişkin verilen süre 31 Aralık 2015 tarihine kadar uzatıldı; aktarım, ayrılma ve emeklilik işlemlerinin tamamlanması için belirlenen işlem süreleri yeniden düzenlendi, sistemde kısmi ödeme almaya ve kıymetli madenlerden oluşan fonların kurulmasına imkan sağlanmasına ilişkin değişiklikler yapıldı.

Ayrıca bu tarihte, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda da değişiklik yapılarak, emeklilik şirketlerinin Türkiye Sigorta Birliği’ne üye olmaları öngörülmüş, anılan Birlik’in “Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği” olan adı “Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği” olarak değiştirilmiştir.

18 Nisan 2013’te 28622 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile haksız ödendiği tespit edilen devlet katkısı tutarlarının mahsup edilme uygulamasının kaldırılmasına, hak kazanılmayan tutarların Müsteşarlığa ödenmemesi veya geç ödenmesi durumunda vergi dairesine bildirilmesine, Müsteşarlıkça uygun görülen programlı geri ödeme tutarları hariç dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketi nezdinde olan ve bireysel emeklilik sistemine aktarılan birikimlere, sözleşmenin sonlanması halinde uygulanacak gelir vergisine ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir.

10 Ağustos 2016’da 6740 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile işverenlerin çalışanlarını otomatik olarak bir emeklilik planına dahil etmesine ilişkin esaslar düzenlendi.

18 Ekim 2019’da 30922 sayılı Resmi Gazete’de Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanmıştır.

5 Haziran 2020’de 47 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar düzenlenen Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kuruldu.

25 Mayıs 2021’de 31491 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılık İle Diğer Bazı Alanlara İlişkin Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bireysel emeklilik sistemine katılmak için katılımcının fiil ehliyete sahip olması şartı kaldırılarak herkesin bireysel emeklilik sistemine katılabileceği düzenlenmiştir.

22 Ocak 2022’de 31727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikler:

Kurumca belirlenen hallerde ve koşullarda katılımcıya sistemden ayrılmadan, Devlet katkısı hesabındaki tutarlar hariç hesabındaki birikim tutarının yüzde ellisine kadar kısmen ödeme yapılabilir. Bu durumda kısmen yapılan ödeme tutarının yüzde yirmibeşini aşmamak üzere Devlet katkısı hesabındaki tutardan da ödeme yapılabilir.

11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerine göre bireysel emeklilik sözleşmelerinin yahut bu sözleşmelerden kaynaklı alacağın devredilmesi esasları Kurum tarafından belirlenir.

İşveren tarafından ödenenler hariç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı katılımcılar ile 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki katılımcılar adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde otuzuna karşılık gelen tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak Devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanır.

Bir katılımcı için bir takvim yılında ödenen ve Devlet katkısı tutarının hesaplanmasına esas teşkil eden katkı paylarının toplamı ilgili takvim yılına ait hesaplamaya ilişkin dönemin sona erdiği tarihte geçerli brüt asgari ücretin hesaplama dönemine isabet eden toplam tutarını aşamaz. Şu kadar ki, anılan sınırı aşan katkı payları için, Bakanlığın uygun görüşüyle, Kurumca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, ilgili katkı payının ödendiği yılı takip eden takvim yıllarında da Devlet katkısı hesaplaması ve ödemesi yapılabilir.

4- BİREYSEL EMEKLİLİK FONLARI

Katılımcıların Fon Tutarı 205.573,5 milyon TL
Faizli Fon Tutarı 160.147,1 milyon TL
Faizsiz Fon Tutarı 45.426,4 milyon TL
Devlet Katkısı Fon Tutarı 22.338,0 milyon TL
Faizli Devlet Katkısı Fon Tutarı 19.898,3 milyon TL
Faizsiz Devlet Katkısı Fon Tutarı 2.439,7 milyon TL
Şirketlerin Katılımcılarının Toplamı 7.092.021 Kişi

31.12.2021 tarihi itibariyle bireysel emeklilik sistemine katılan kişi sayısı toplam 7.092.021 kişi olmuştur. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere 221’i gönüllü katılım, 122’si otomatik katılım ve 25’i devlet katkı payları için olmak üzere toplamda 368 adet fonda değerlendirilmektedir. Bu fonların 263 adedi faizli, 105 adedi faizsiz fonlardan oluşuyor.

2021 yıl sonunda bireysel emeklilik fonlarının değeri, 183 Milyar TL faizli, 56 Milyar TL faizsiz olmak üzere toplam 239 Milyar TL civarındadır. 2020 yıl sonu değeri ise 139 Milyar TL faizli, 31 Milyar TL faizsiz olmak üzere yaklaşık toplam 169 Milyar TL idi ve 2021’de %41,25 artış göstermiştir. 2021 yıl sonu itibariyle faizli fonlardaki genel değer artış oranı %31,75 iken, faizsiz fonlar %84,38 artmıştır.

2021 yılı getirilerine bakıldığında, gönüllü BES fonları %44,07 ve otomatik katılım fonları %23,37 artmasına rağmen, devlet katkı fonları %3,57 oranında azalmıştır.

Faizsiz fonlardaki değer artışının, faizli fonlara göre oldukça yüksek oranda olduğu görülmektedir.  Örneğin devlet katkısının bağlandığı fonlara bakıldığında faizli fonlar önceki yıla göre 2021’de %6,07 değer kaybederken, faizsiz fonlar %18 değer kazanmıştır. Bu durum fon içeriklerine konulan finansal enstrümanlardan kaynaklanmaktadır.

  Fon Adedi Toplam Net Varlık Değeri

(Milyon TL)

Değişim Oranı

(%)

Fon Grubu Net

Varlık Değerinin

Toplam İçindeki

Oranı (%)

2021 Yılı

Getirisi

Fon Grubu 31.12.2021 31.12.2020 31.12.2021 2021 / 2020 31.12.2021 (%)
Gönüllü BES Faizli 185 115.192 156.921 36,22 65,55 39,51
Gönüllü BES Faizsiz 36 21.391 44.035 105,85 18,39 62,74
Gönüllü BES Tüm 221 136.584 200.955 47,13 83,94 44,07
Otomatik Katılım Faizli 66 4.250 5.958 40,17 2,49 22,7
Otomatik Katılım Faizsiz 56 7.041 9.473 34,55 3,96 23,78
Otomatik Katılım Tüm 122 11.291 15.431 36,67 6,45 23,37
Devlet Katkısı Faizli 12 19.452 20.110 3,38 8,4 -6,07
Devlet Katkısı Faizsiz 13 2.161 2.898 34,07 1,21 18,33
Devlet Katkısı Tüm 25 21.613 23.008 6,45 9,61 -3,57
TOPLAM 368 169.488 239.394 41,25 100  
Faizli 263 138.894 182.989 31,75    
Faizsiz 105 30.593 56.406 84,38    

5- BES FON GETİRİLERİ VE ÖRNEK BES BİRİKİMİNİN İNCELENMESİ

31.12.2021 itibariyle toplam 368 adet bireysel emeklilik fonunun 1 yıllık, 3 yıllık ve 5 yıllık dönemler itibariyle getiri performansları incelenmiştir. En fazla ve en az getiri sağlayan fonlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

En fazla getiri sağlayan ilk 25 bireysel emeklilik fonu:

Takasbank TEFAS | Fon Karşılaştırma
Fon Kodu Fon Adı Fon Türü 1 Yıl (%) 3 Yıl (%) 5 Yıl (%)
ALR ALLIANZ YAŞAM VE EMEKLİLİK A.Ş. KARMA EMEKLİLİK YATIRIM FONU Karma Fon 82 268 497
AGH BEREKET EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATILIM HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 47 398 456
AMY ALLIANZ YAŞAM VE EMEKLİLİK A.Ş. KARMA GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Karma Fon 86 293 443
KEH KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATILIM HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 44 398 439
GHA GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 82 256 436
VGA TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 82 256 433
GRA FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Fonu 82 253 432
BNA BNP PARİBAS CARDİF EMEKLİLİK A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Fonu 82 256 432
AEL AGESA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Fonu 82 254 432
AGA BEREKET EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 81 253 429
HEA AXA HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 81 253 429
AEA ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 80 248 422
AMZ ALLIANZ YAŞAM VE EMEKLİLİK A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Fonu 80 248 419
KEF KATILIM EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN KATILIM EMEKLİLİK YATIRIM FONU Altın Katılım Fonu 79 243 416
AVR AGESA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. TEKNOLOJİ SEKTÖRÜ YABANCI DEĞİŞKEN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Değişken Fon 95 207 389
FEF FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. TACİRLER PORTFÖY DEĞİŞKEN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Değişken Fon 50 284 373
CHH CİGNA SAĞLIK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. BİRİNCİ HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 57 214 367
BBH FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. HİSSE SENEDİ GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 58 261 358
ABE ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. B.R.I.C. ÜLKELER YABANCI BYF FON SEPETİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Fon Sepeti Fonu 82 182 352
HHM TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KATILIM AGRESİF DEĞİŞKEN EMEKLİLİK YATIRIM FONU Değişken Fon 39 287 338
BEH FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 38 250 332
AG3 ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. HİSSE SENEDİ GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 53 203 330
AZH ALLİANZ HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 52 196 329
AZM ALLİANZ HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KAMU DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Kamu Yabancı Para (Döviz) Cinsinden Borçlanma Araç 75 197 326
AHB ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. İKİNCİ HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU Hisse Senedi Fonu 52 194 326

En az getiri sağlayan en sondaki 25 bireysel emeklilik fonu:

Fon Kodu Fon Adı Fon Türü 1 Yıl (%) 3 Yıl (%) 5 Yıl (%)
BGK FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 8 47 70
MHK METLİFE EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU Standart Fon 5 49 69
CGG CİGNA SAĞLIK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Kamu Borçlanma Araçları Fonu 8 45 69
MHT METLİFE EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -3 48 69
AVK AGESA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ORTA VADELİ BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 4 45 68
CHK CİGNA SAĞLIK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Kamu Borçlanma Araçları Fonu 8 47 67
MHG METLİFE EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 4 43 67
HS1 ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 5 46 67
IGE NN HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -3 49 66
AZA ALLİANZ HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 4 45 65
BNK BNP PARİBAS CARDİF EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -3 45 65
IEG NN HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 3 41 64
GHI GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -4 45 64
BEK FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. FİBA PORTFÖY BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 3 44 64
FEI FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -5 47 64
AE2 AGESA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 5 46 64
BPG BNP PARİBAS CARDİF EMEKLİLİK A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 3 43 63
HET AXA HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -4 45 62
AH1 ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. İKİNCİ BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 6 45 62
GKB GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Kamu Borçlanma Araçları Fonu 1 45 60
AZK ALLİANZ HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Borçlanma Araçları Fonu 4 41 58
ZHG TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Kamu Borçlanma Araçları Fonu 4 40 58
VEI TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -3 44 58
AEY AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -8 40 57
AET ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -2 43 56
AEI AGESA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -4 43 56
AMF ALLİANZ YAŞAM VE EMEKLİLİK A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU Devlet Katkısı Fonu -10 33 47

Tablolardan da görüleceği üzere, en fazla getiri artışı sağlayan fonlar karma, altın, hisse senedi, değişken fon ve Kamu Yabancı Para (Döviz) Cinsinden Borçlanma Araçları fonları olmuştur.

En az getiri artışı sağlayan fonlar ise kamu borçlanma araçları, standart ve devlet katkısı  fonları olmuştur.

Kıyaslama yapabilmek amacıyla aşağıdaki tabloda finansal enstrümanların 2021 yıl sonu itibariyle yıllık değişimleri gösterilmiştir.

Tanım 2020/2021    Değişimi (%)
Dolar 65,02
Euro 52,17
XU100 25,93
Repo 16,41
Bono -2,07
Mevduat 17,8
Altın 69,88
Eurobond Endeks 67,51
Döviz Sepeti 57,94
KYD O/N Brüt Endeksi 19,57
Tüketici Fiyat Endeksi 36,08

Bireysel emeklilik fonlarının getirileri içine konulan finansal araçların ağırlıklarına ve getirilerine bağlıdır. Sermaye piyasası mevzuatına göre fonlar kurulmakta ve yönetilmektedir. Aşağıda örnek olarak, faizsiz ve faizli fonlardan bazılarının içeriği, fon büyüklükleri, katılımcı sayıları ve risk derecelendirmeleri gösterilmiştir.

Örnek Bireysel Emeklilik Sözleşmesi getirisi:

Sisteme giriş yılı: 2004

En son katkı tutarı: 800 TL

En son Anapara Tutarı: 102.004 TL

Yıl Sonları İtibariyle Birikim Tutarı (Anapara + Getiri):

2017                         156.503 TL

2018                         228.166 TL

2019                         316.128 TL

2020                         468.308 TL

2021                         705.865 TL

Görüldüğü gibi yıllar itibariyle bireysel emeklilik birikimi önemli ölçüde artış göstermiştir. Bunun nedeni anapara katkı payının uzun vadede doğru fon değişimleri yaparak ve bileşik faiz (getiri) kaldıracı ile değer kazanmasıdır.

6. BES VE FONLARDA KATILIMCILARDAN TAHSİL EDİLEN GİDERLER

Katılımcının, bireysel emeklilik sistemine ilk defa katılması sırasında veya yeni bir bireysel emeklilik hesabı açtırması halinde, katılımcıdan veya sponsor kuruluştan giriş aidatı alınabilir. Giriş aidatı peşin ya da bir başka emeklilik şirketine aktarım veya sistemden çıkış tarihine ertelenmiş olarak tahsil edilebilir. Aidatın peşin olarak alınabilecek kısmı, brüt asgari ücretin %10’u ile sınırlıdır. Katılımcının sistemde kalma süresine göre, giriş aidatı yükümlülüğü de azalmaktadır. Bu kapsamda tahsil edilebilecek giriş aidatı;

a) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 3 yıl içinde şirketten ayrılanlar için brüt asgari ücreti %75’ini,

b) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 3 yılını dolduran sözleşmelerden 6 yıldan önce şirketten ayrılanlar için brüt asgari ücreti %50’sini,

c) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 6 yılını dolduran sözleşmelerden 10 yıldan önce şirketten ayrılanlar için brüt asgari ücretin %25’ini, aşamayacaktır.

Emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren 10. yılını dolduranlardan, ölüm veya maluliyet nedeniyle ya da emeklilik hakkını kullanarak ayrılanlardan ertelenmiş şekildeki giriş aidatı tahsil edilemeyecektir.

Bireysel emeklilik hesabına yapılan katkı payları üzerinden azami yüzde 2 oranında yönetim gideri kesintisi alınabilir.

Yatırım yapılan fonların aracılık komisyonları, fon işletim giderleri, bağımsız denetim ücretleri gibi tüm giderlerinin karşılanması için fon toplam gider kesintisi yapılmaktadır. Fon net varlık değeri üzerinden hesaplanan fon toplam gider kesintisinin azami oranları, fon türlerine göre farklılık göstermektedir. Fon türlerine göre toplam gider kesintisi oranı, Hazine Müsteşarlığı tarafından 9 Kasım 2012 tarih ve 28462 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik’te belirlenmiştir. Bu yönetmelik uyarınca toplam gider kesintisi oranları;

a) Para piyasası fonları için günlük yüzbinde 3 (yıllık %1,09),

b) Kamu / Özel Sektör / Uluslararası Borçlanma Araçları Fonları/ Kıymetli Madenler/ Endeks Fonları için günlük yüzbinde 5,25 (yıllık %1,91),

c) Hisse / Diğer Fonlar için günlük yüzbinde 6,25 (yıllık %2,28)
ile sınırlanmıştır.

Fondan yapılacak tüm gider ve kesintilerin toplamı, ilgili fon türü için belirlenen azami oranı aşamayacaktır.

7.  BES’TEN KISMİ ÇEKİM YAPILMASI

22 Ocak 2022’de 31727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanunun 4. maddesi ile BES’ten tamamen ayrılmadan kısmi çekim imkanı getirilmiştir.

MADDE 4 – 4632 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak Kurumca belirlenen hallerde ve koşullarda katılımcıya sistemden ayrılmadan, Devlet katkısı hesabındaki tutarlar hariç hesabındaki birikim tutarının yüzde ellisine kadar kısmen ödeme yapılabilir. Bu durumda kısmen yapılan ödeme tutarının yüzde yirmi beşini aşmamak üzere Devlet katkısı hesabındaki tutardan da ödeme yapılabilir.”

“Bu fıkra kapsamında yapılacak işlemlere ilişkin, Devlet katkısına dair uygulamalar dahil olmak üzere, esas ve usuller Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.”

8. BES SÖZLEŞMESİNİN BORÇLAR KANUNUNA GÖRE DEVREDİLMESİ VE KARŞILIĞINDA KREDİ KULLANIMI

22 Ocak 2022’de 31727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanunun 5. maddesi ile BES sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerden kaynaklı alacakların devredilebilmesi imkanı  getirilmiştir:

MADDE 5 – 4632 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerine göre bireysel emeklilik sözleşmelerinin yahut bu sözleşmelerden kaynaklı alacağın devredilmesi durumunda, 5 inci ve 6 ncı maddelerde belirtilen hakların kullanımı ile söz konusu uygulamaya ilişkin diğer esas ve usuller Kurum tarafından belirlenir.”

Bu durumda yukarıda değindiğimiz BES’ten kısmi çekim yapılabilmesi kapsamında BES sözleşmeleri kısmen devredilebilecek, bankacılık, katılım bankacılığı ve diğer finansman modellerinde alacağın temliki karşılığı kredi kullanım imkanı sağlayacaktır. Yani kısmi çekim yapılmadan bu meblağ teminat gösterilerek kredi kullandırımı yapılması için banka ve finansman kuruluşlarınca yeni bireysel kredi ürünleri geliştirileceğini düşünmekteyim.

9. BES BİRİKİMİNİN VERGİLENDİRİLMESİNDE SERMAYE (ANAPARA) VERGİLENDİRİLİYOR

BES’ten ayrılma halinde, emeklilik şirketince katılımcıya yapılacak ödemeler için elde edilen getiri tutarı üzerinden gelir vergisi (stopaj) kesintisi yapılır. Stopaj kesintisi oranı;

Sistemden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlar için %5,

10 yıl süreyle sistemde kalmakla birlikte sistemden emeklilik hakkı elde etmeden ayrılan katılımcılar için %10,

10 yıldan az süreyle sistemde kalarak ayrılan katılımcılar için ise %15’tir.

29 Ağustos 2012 tarihine kadar BES’ten kesilen gelir vergisi stopajında matrah BES’teki tüm birikim tutarıydı. Bu tarihten sonra geçerli olacak şekilde sistemden ayrılmalarda menkul sermaye iradı olarak tanımlanan ve haksız bir şekilde stopaja tabi olan tüm birikim tutarı uygulaması yerine, sadece irat tutarı üzerinden stopaj kesilmesini tanımlayan değişiklikler yapıldı. Yani yatırılan anapara (katkı payı) tutarları vergi dışı tutularak, sadece katkı payının (anaparanın) getirisi üzerinden vergi kesintisi yapılmaya başlandı.

Ancak, bakıldığında enflasyonist ekonomik koşullarda yıllar içinde yatırılan anapara katkı tutarları enflasyon karşısında erimekte ve küçülmektedir. BES’teki getiri tutarlarının enflasyon artışı da içerdiği düşünüldüğünde, getiri artışının tamamı (brüt) üzerinden gelir vergisi alınmasında da bir adaletsizlik olduğu kanaatindeyim. BES birikimi net getirisinin hesabı için yani enflasyondan arındırma için bir endeks belirlenmesi ve bunun üzerindeki getiri artışlarının vergilendirilmesi daha adaletli olacaktır.

10. SONUÇ VE ÖNERİ

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), kişilerin aktif çalışma yaşamları süresince yaptıkları tasarrufları uzun vadeli yatırıma yönlendirerek emeklilik dönemlerinde yaşam standartlarını koruyabilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlayan özel emeklilik sistemidir. Kişiler bu sisteme gönüllü katılarak, sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emeklilik gelirine ek bir gelir oluşturur.

BES’in amaçları; bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlayarak refah düzeyini yükseltmek, ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratmak, istihdamı arttırmak, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaktır. BES, tasarrufların toplanması, değerlendirilmesi ve kişiye toplu para ya da maaş ödenmesi esasına dayanır. Bu sistem, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda mevcut olan sağlık hizmetleri veya diğer hizmetleri sunmaz. BES, zorunlu sosyal güvenlik sisteminin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

31.12.2021 tarihi itibariyle bireysel emeklilik sistemine katılan kişi sayısı toplam 7.092.021 kişi olmuştur. 221’i gönüllü katılım, 122’si otomatik katılım ve 25’i devlet katkı payları için olmak üzere toplamda 368 adet fonda değerlendirilmektedir. Bu fonların 263 adedi faizli, 105 adedi faizsiz fonlardan oluşuyor.

2021 yıl sonunda bireysel emeklilik fonlarının değeri, 183 Milyar TL faizli, 56 Milyar TL faizsiz olmak üzere toplam 239 Milyar TL civarındadır. 2020 yıl sonu değeri ise 139 Milyar TL faizli, 31 Milyar TL faizsiz olmak üzere yaklaşık toplam 169 Milyar TL idi ve 2021’de %41,25 artış göstermiştir. 2021 yıl sonu itibariyle faizli fonlardaki genel değer artış oranı %31,75 iken, faizsiz fonlar %84,38 artmıştır.

2021 yılı getirilerine bakıldığında, gönüllü BES fonları %44,07 ve otomatik katılım fonları %23,37 artmasına rağmen, devlet katkı fonları %3,57 oranında azalmıştır.

Faizsiz fonlardaki değer artışının, faizli fonlara göre oldukça yüksek oranda olduğu görülmektedir.  Örneğin devlet katkısının bağlandığı fonlara bakıldığında faizli fonlar önceki yıla göre 2021’de %6,07 değer kaybederken, faizsiz fonlar %18 değer kazanmıştır. Bu durum fon içeriklerine konulan finansal enstrümanlardan kaynaklanmaktadır.

Bireysel emeklilik fonlarının getirileri içine konulan finansal araçların ağırlıklarına ve getirilerine bağlıdır. Sermaye piyasası mevzuatına göre fonlar kurulmakta ve yönetilmektedir. Makalede örnek olarak, faizsiz ve faizli fonlardan bazılarının içeriği, fon büyüklükleri, katılımcı sayıları ve risk derecelendirmeleri gösterilmiştir.

Örnek olarak incelenen BES sözleşmesinde yıllar itibariyle bireysel emeklilik birikimi önemli ölçüde artış göstermiştir. Bunun nedeni anapara katkı payının uzun vadede doğru fon değişimleri yaparak ve bileşik faiz (getiri) kaldıracı ile değer kazanmasıdır.

BES fonlarından yapılacak tüm gider ve kesintilerin toplamı, ilgili fon türü için belirlenen azami oranı aşamayacaktır.

22.01.2022’de 31727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanunun 4. maddesi ile BES’ten tamamen ayrılmadan kısmi çekim imkanı getirilmiştir. Buna göre; Kurumca belirlenen hallerde ve koşullarda katılımcıya sistemden ayrılmadan, Devlet katkısı hesabındaki tutarlar hariç hesabındaki birikim tutarının yüzde ellisine kadar kısmen ödeme yapılabilir. Bu durumda kısmen yapılan ödeme tutarının yüzde yirmi beşini aşmamak üzere Devlet katkısı hesabındaki tutardan da ödeme yapılabilir.

Yine 7351 sayılı Kanunun 5. maddesi ile BES sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerden kaynaklı alacakların devredilebilmesi imkanı  getirilmiştir: “11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerine göre bireysel emeklilik sözleşmelerinin yahut bu sözleşmelerden kaynaklı alacağın devredilmesi durumunda, 5 inci ve 6 ncı maddelerde belirtilen hakların kullanımı ile söz konusu uygulamaya ilişkin diğer esas ve usuller Kurum tarafından belirlenir.”

Bu durumda yukarıda değindiğimiz BES’ten kısmi çekim yapılabilmesi kapsamında BES sözleşmeleri kısmen devredilebilecek, bankacılık, katılım bankacılığı ve diğer finansman modellerinde alacağın temliki karşılığı kredi kullanım imkanı sağlayacaktır. Yani kısmi çekim yapılmadan bu meblağ teminat gösterilerek kredi kullandırımı yapılması için banka ve finansman kuruluşlarınca yeni bireysel kredi ürünleri geliştirileceğini düşünmekteyim.

BES’ten ayrılma halinde, emeklilik şirketince katılımcıya yapılacak ödemeler için elde edilen getiri tutarı üzerinden gelir vergisi (stopaj) kesintisi yapılır. Stopaj kesintisi oranı; Sistemden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlar için %5, 10 yıl süreyle sistemde kalmakla birlikte sistemden emeklilik hakkı elde etmeden ayrılan katılımcılar için %10, 10 yıldan az süreyle sistemde kalarak ayrılan katılımcılar için ise %15’tir.

29.08.2012 tarihine kadar BES’ten kesilen gelir vergisi stopajında matrah BES’teki tüm birikim tutarıydı. Bu tarihten sonra geçerli olacak şekilde sistemden ayrılmalarda menkul sermaye iradı olarak tanımlanan ve haksız bir şekilde stopaja tabi olan tüm birikim tutarı uygulaması yerine, sadece irat tutarı üzerinden stopaj kesilmesini tanımlayan değişiklikler yapıldı. Yani yatırılan anapara (katkı payı) tutarları vergi dışı tutularak, sadece katkı payının (anaparanın) getirisi üzerinden vergi kesintisi yapılmaya başlandı.

Ancak, bakıldığında enflasyonist ekonomik koşullarda yıllar içinde yatırılan anapara katkı tutarları enflasyon karşısında erimekte ve küçülmektedir. BES’teki getiri tutarlarının enflasyon artışı da içerdiği düşünüldüğünde, getiri artışının tamamı (brüt) üzerinden gelir vergisi alınmasında da bir adaletsizlik olduğu kanaatindeyim. BES birikimi net getirisinin hesabı için yani enflasyondan arındırma için bir endeks belirlenmesi ve bunun üzerindeki getiri artışlarının vergilendirilmesi daha adaletli olacaktır.

Not: Bu makale Lebib Yalkın Dergisi Mart/2022 sayısından yayınlanmıştır.

11. KAYNAKÇA

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4632&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4697&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

https://www.resmigazete.gov.tr/22.01.2022

https://www.egm.org.tr/bireysel-emeklilik/tarihce/

https://www.egm.org.tr/bilgi-merkezi/istatistikler/

https://www.tefas.gov.tr/Default.aspx

https://www.tefas.gov.tr/FonKarsilastirma.aspx?type=emk

https://www.tefas.gov.tr/FonAnaliz.aspx?FonKod=VEK

https://www.egm.org.tr/bireysel-emeklilik/bireysel-emeklilik-nedir/

https://www.egm.org.tr/isverenler/isveren-bilgilendirme-rehberi/

https://www.spk.gov.tr/Sayfa/AltSayfa/28

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

KDV, Adi Ortaklığın Peşini Bırakmaz!

Adi ortaklık, Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediği için ticari işletme olarak kabul edilmeyen ve tüzel kişiliği olmayan bir iş birliğidir.  Adi ortaklık ile ilgili yasal altyapıya Borçlar Kanununda yer verilmiştir. İlgili Kanunun 620 ila 645 inci maddeleri adi ortaklıkla ilgili yasal düzenlemeleri içerir. Diğer taraftan adi ortaklığın sona erme sebeplerine Kanunun 639 uncu maddesinde açıkça yer verilmiştir.  Bu sebeplerden biri, ortaklığın belli bir amaç için kurulması durumunda amacın gerçekleşmesi ile ortaklığın sona ereceği şeklindedir. Buna göre ortaklık belli bir iş için kurulmuşsa o iş bitmeden ortaklık sona eremez.

Adi ortaklıklar gerçek kişi olmadığından gelir vergisi mükellefiyetine tabi olamayacak, sermaye şirketi olmadığından da kurumlar vergisi mükellefi olmaları söz konusu olmayacaktır. Bu sebeple adi ortaklıklarda, adi ortaklık bünyesinde yürütülen faaliyetten doğan kâr veya zarar, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilendirilecektir. Stopaj ve Katma Değer Vergisi (KDV) yönünden mükellefiyet tesisi ise adi ortaklık adına yapılacaktır. Yani, KDV yönünden işletme bazında değerlendirilen adi ortaklıklarda, KDV beyannamesi ortaklık adına düzenlenir ve ortaklardan birisi tarafından imzalanmak suretiyle ilgili vergi dairesine verilecektir.

Belli bir işi yüklenen adi ortaklıklarda, KDV yönünden vergiyi doğuran olay, taahhüde dayanan işlerde ihaleye ilişkin hakedişlerin harcama yetkilisince onaylandığı ya da fatura ve benzeri belgelerin düzenlendiği anda doğmaktadır. Bölümler halinde  teslim edilen taahhüt işlerinde ise vergiyi doğuran olay, her bir kısmın onaylandığı tarihte meydana gelmektedir.

Bu sebeple belirlenen iş bitmeden (ilgili kanun maddesinde yer alan diğer sebeplerin olmadığı da varsayımı altında) ortaklığın sona erdirilmesi durumunda, ortaklık sona erdirildikten sonra adi ortaklığın yüklendiği iş ile ilgili ortaya çıkacak gelirlere ilişkin faturanın adi ortaklık tarafından düzenlenmesi zorunludur. Sonuç olarak ortaklığın iş bitmeden feshedilme durumunu Borçlar Kanunu ve buna bağlantılı olarak KDV mevzuatı kabul etmemektedir.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Hazine’den Kamu Müteahhitlerine Vergi Kolaylığı!

Gerek pandemi süreci gerekse ekonomide yaşanan sıkıntılardan kaynaklı olarak ülkemizde ve dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ile demir, çimento ve akaryakıt başta olmak üzere girdi fiyatlarındaki olağanüstü artışlar nedeniyle zor günler geçiren inşaat sektöründe, kamuya iş yapan firmalara Ek Fiyat Farkı Verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan düzenlemeler de kanayan yaraya çare olmadı.

Gün aşırı artan girdi fiyatları taahhütlerine yerine getiremez duruma gelen kamu müteahhitlerini iflasın eşiğine getirmiş durumda.

22.01.2022 tarih ve 31727 sayıl resmî gazete yayımlanan “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 7351 Sayılı Kanun’unun” 11.Maddesi ile Cumhurbaşkanı’na verilen yetki çerçevesinde 24.01.2022 tarih ve 31760 sayılı resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ek Fiyat Farkı Düzenlemesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı da inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaları memnun etmedi. Yapılan düzenlemede sözleşmelerin tasfiyesine ilişkin hükmün olmaması artan girdi fiyatları karşısından çaresiz kalan firmaların beklentisini boşa çıkardı.

Artan maliyetler nedeniyle iş yapamaz duruma gelen sektör temsilcilerinin sesine duyarsız kalmayan Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, 05.03.2022 tarih ve 31769 sayılı resmî gazetede yayımlanan 77 Sıra Nolu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği ile yeni bir vergi kolaylığı uygulaması getirildi.

Uygulamanın amacı nedir ve hangi vergi borçlarını kapsıyor?

  • Bu uygulamanın amacı ödenek yokluğu ile vergilerini ödeyemeyecek duruma gelmiş firmaların merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden olan alacaklarının ödemelerinde, öncelikle vadesi geçmiş vergi borcu ile yasal tevkifat ve diğer kesintilerin mahsubuna ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
  • Bu düzenleme ile ilgili kamu kurumları hak sahibine ait hakedişin tamamına ilişkin ödeme süreci tamamlanıncaya kadar, hak sahibinin vadesi geçmiş vergi borcunu ve diğer kesintilerini karşılayacak tutara kadar olan kısmı için ödeme emri belgesi düzenlenerek mahsuben ödeme gerçekleştirilebilir.

Mahsuben Vergi Ödemesi Nasıl Gerçekleşecek?

  • İlgili kamu kurumu öncelikle vadesi geçmiş vergi borcunun mahsubunu isteyen hak sahibinden, ilgili vergi dairesi tarafından düzenlenmiş ve vadesi geçmiş vergi borcu tutarını gösteren ve İnteraktif Vergi Dairesi uygulaması üzerinden de alınabilecek belgeyi talep eder.
  • Bu belgenin teyidi Gelir İdaresi Başkanlığı sistemleri aracılığı ile https://ivd.gib.gov.tr internet adresinde yer alan “Doğrulamalar” / “Mükellefiyet Yazısı / Borç Durum Yazısı Doğrulama” ekranından yapılır.
  • Harcama birimince, mevcut veya temin edilecek ödenek karşılığında, hakedişin vergi borcunu ve diğer kesintilerini karşılayacak tutara kadar olan kısmı için oluşturulacak ödeme emri belgesine, ödemeye ilişkin kanıtlayıcı belgelerin tamamı ve vadesi geçmiş vergi borcunu gösteren belge eklenir.
  • Harcama birimince ödeme emri belgesinin, muhasebe birimince muhasebe işlem fişinin açıklama alanına ödemenin vadesi geçmiş vergi borcu ve diğer kesintiler için yapıldığı belirtilir ve kanıtlayıcı belgeler (fatura vb.) üzerine de kısmi ödemeye konu tutar belirtilerek şerh düşülür.
  • Mahsuben yapılan vadesi geçmiş vergi borcu tahsilatı, genel bütçe kapsamındaki idarelerde hesaben; genel bütçe kapsamı dışındaki idarelerde ise nakden ilgili vergi dairesine gönderilir.

Kamuya iş yapan firmalar uygulamada bazen, gerçekleştirdikleri imalatlar için düzenledikleri hakkedişler için faturasını kesmelerine rağmen ödenek yetersizliği nedeniyle hakkedişlerini zamanında alamadıklarından dolayı   tahsil edemedikleri alacaklarından dolayı vergi yükü ile karşılaşmaktadır.

Bilindiği üzere kamuya iş yapan firmaların kamu ihalelerine katılabilmeleri için her yıl Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenen limitlerin üstünde vergi ve SGK borçlarının bulunmaması gerekmektedir.

Peki Uygulamanın Kamu İdaresi ve Firmalara Nasıl Faydası Olacak?

Uygulamayla kamu alacağının hızlı bir şekilde mahsuben tahsil edilme imkânı oluşacağı gibi kamuya iş yapan hak sahiplerinin, ödemelerin tamamını beklemelerinden kaynaklanan gecikme nedeniyle, verginin zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak faiz gibi yükler altına girmeleri önlenmiş olacaktır. Ayrıca sektördeki firmaların vergi borcu nedeniyle kamu ihalelerine katılamamaları gibi mağduriyetlerinin önüne de geçilmiş olunacaktır.

Sonuç olarak iki yıldır bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını ülke ekonomisine de ciddi zararlar verdi. Bu durumun yarattığı olumsuz etkilerle birlikte son dönemlerde döviz kurunda yaşanan aşırı yükseklik ve dalgalanmalar demir, çimento ve akaryakıt başta olmak üzere inşaat temel malzemelerinde olağandışı fiyat artışlarına neden oldu. Geç kalınmış olmakla birlikte olumlu gördüğüm bu düzenlemenin, artan maliyetler karşısında taahhütlerini yerine getirme konusunda sıkıntılı günler geçiren firmalara kolaylık sağlamasını diliyorum.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Yeni Kalite Yönetim Standartları Mı Geliyor?

Bazı yazılarımda bahsettiğim gibi ben aynı zamanda Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği (TMUD) üyesiyim. Geçen gün, IFAC (Uluslararası Muhasebeciler Birliği) sitesine girdiğimde daha önceden beri bildiğim bir konunun da teyit edildiğini gördüm. IFAC’da Tükiye için ayrı bir bölüm var ve IFAC’a üye olarak Türkiye’de iki kuruluş var. Bunlar ( Expert Accountants’ Association of Turkey ve Union of Chambers of Certified Public Accountants of Turkey) Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği ve Türkiye Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği olarak gösteriliyor.

Bu konunun üzerinde düşünmeyi yazmayı ve bilgilendirmeyi bir başka yazıya bırakalım ama bu iki kuruluşun ülkemiz açısından önemini de belirtmeden geçemiyorum. Bu IFAC var ya IFAC, 135 ülkede teşkilatlanmış 3 milyondan fazla muhasebe ve denetim mesleğindeki profesyonelleri temsil eden bir kuruluştur. Bu kuruluş uluslararası muhasebe ve denetim standartlarını hazırlar, dünyadaki ülkelerde en iyi şekilde uygulanmasını sağlamaya çalışır. IFAC sitesindeki tarife göre, “yüksek kaliteli uluslararası standartların geliştirilmesini, benimsenmesini ve uygulanmasını destekleyip geleceğe hazır bir muhasebe mesleği hazırlamak için çalışmaktadırlar. Küresel muhasebe mesleğinin sesi olarak IFAC konuşmaktadır.”

Daha önce de defalarca incelediğim bu siteyi yeniden incelediğim sırada Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği, 28 Şubat 2022 tarihinde Doç. Dr. Altuğ Biçer tarafından hazırlanan Yeni Kalite standartları kapsamında bağımsız denetimde kalite konusunda bir sunumda bulundu.

Rahmetli sanatçı Levent Kırca’nın deyimi ile “tam yerine denk geldi” diyelim de başka ne diyelim ki. Sunum, çok güzeldi, yepyeni birtakım bilgilerle izleyenlere yepyeni ufuklar açtı. Bugünlerde Maliye Bakanlığı tarafından yağmur gibi kanun, kararname, tebliğ vs. yayınlanıyor. Birçok meslektaş da bunlar üzerinde yazılar yazıyor. Ben bunları yazmaktan vazgeçtim. Çünkü her çıkan düzenleme, sonradan tekrar ve tekrar düzenleniyor. Bu sebepten beklemeyi tercih ediyorum.

TMUD ve Sayın Doç. Dr. Ali Altuğ Biçer’in bu sunumu hakikaten tam yerine denk geldi. Sunum esnasında dinlemeyi ve not almayı tercih etmiştim. Konuşmadım. Sunumdan sonra Ali Altuğ Biçer Hoca’yı buldum. Sunumu konusunda bir yazı yazmayı, kendisinden izin almak istediğimi söyledim. Her zamanki kibarlığı ile çok ama çok memnun oldu. Bana bu konuda izin verdi.

Yani kendisinden icazet (!) aldım. Sunumdan faydalanmakla da intihal yapmamış oluyorum, bu da böyle biline.

Bilindiği gibi Türkiye muhasebe standartları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Bağımsız Denetim Standartları konusunda ülkemizdeki düzenleyici ve yetkili kuruluş Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’dur.

(KISACA KGK)

KGK, yayımladığı Türkiye denetim standartlarını KKS1, BDS 200-210-220-230-240…..- şeklinde düzenlemeler yapmış ve bağımsız denetim raporlarında bu standartların göz önüne alınmasını olmazsa olmaz şartlardan biri olarak şart koşmuştur.

Standartlara göre finansal bilgi, kullanıcıların ihtiyacını karşılayacak düzeyde ilgili, zamanında ve güvenilir olmalıdır. Bilgi bağımsız denetimden geçmişse güvenilirliği artar. Bilginin güvenilirliği, bağımsız denetimde verilen görüşle ortaya çıkar.

Finansal bilgi kullanıcılarının güveni ise, denetçinin standartlara uygun çalıştığı ve kaliteli bir denetim gerçekleştirdiğine dair kalite yönetim sistemi ile sağlanır.

Denetçiler, denetim standartlarına, kalite standartlarına, ayrıca etik ve diğer düzenleyici mevzuata uymakla yükümlüdür. Kalite, kaliteli bir denetimin amacı, yöntemi gibi konular bu standartların içinde düzenlenmiştir.

Ancak, Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu (IAASB) 2020 yılı sonlarında 3 yeni ve gözden geçirilmiş kalite yönetim standardı sunmuştur.

1.Uluslararası Kalite Yönetim Standardı 1 (UKYS1 / ISQM 1) denetim, sınırlı denetim, güvence denetimi veya ilgili hizmetlerin tamamı için uygulanacaktır. Bu standardın hedefi her ölçekteki şirket geneli ve sözleşmelerin kalite çıtasını yükseltmektir.

UKYS 1 veya ISQM 1 kapsamında, firmaların yürütülen sözleşmelerin kalitesini yönetmek için kalite yönetim sistemlerini 15 Aralık 2022 tarihine kadar hazırlamaları, tasarlamaları ve uygulamaya koymaları gerekmektedir.

Bu konuda KGK’nın ne gibi çalışmalar yaptığını bilmiyoruz. Oysa KGK’nın bu konuda çok önceden çalışmalar yapması ve bunları duyurması gerektiği kanaatindeyim.

2.UKYS 2 / ISQM 2 Denetim kalitesine yönelik gözden geçirme standardı olup tamamen yeni bir standarttır. Bizdeki BDS 220 no.lu standart ile KKS 1 no.lu standardın bileşiminden oluşturulmuştur. Risk odaklı yaklaşım, yüksek düzeyde karmaşıklık veya yargı gerektiren sözleşmeler, sorunlarla karşılaşılan durumlar ve kamu yararını ilgilendiren kuruluşları esas almaktadır.

3.BDS 220 veya ISA 220 no.lu standart da revize edilecek ve finansal tabloların denetiminde kalite yönetimi konusunda yeni düzenlemeler getirecektir.

Bu yazımızda, özellikle 15 Aralık 2022 tarihine kadar ülkemizde de yapılması gereken düzenleme ve değişikliklerden bahsettik. İleriki yazılarımızda yapılacak düzenlemeleri ayrı ayrı ele alarak bilgilendirme yapmaya çalışacağız.

08.03.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com