Kıymeti Düşen Mallarda Değerleme Nasıl Yapılır?

Cevap: Yangın, deprem ve su basması gibi âfetler yüzünden veyahut bozulmak, çurumek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadı kıymetlerinde önemli bir azalış vâki olan emtia ile maliyetlerinin hesaplanması mûtat olmıyan hurdalar ve döküntüler, üstupu, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(02.07.2021)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kısa Çalışma ve Pandemi Ücretsiz İzninde Geçen Süreler İçin Kıdem Tazminatı Sorunu Acil Çözüm Bekliyor!

Kısa Çalışma Ödeneği ve Pandemi Ücretsiz İzin

Kısa Çalışma Ödeneği

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 salgını ile yaşanan krizin çalışma hayatındaki olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla 26 Mart 2020 tarihli 31080 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan;

7226 nolu BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

MADDE 41 – 4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 23 – 30/6/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, ek 2 nci maddenin üçüncü fıkrasında işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanır. Bu koşulu taşımayanlar, kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam eder.

Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir. Bu madde kapsamında yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılır.

İlgili kanunla İşverenlere kısa çalışma ödeneğine başvurmaları ve gerekli şartları sağlamaları halinde çalışanlarının “Kısa Çalışma Ödeneğinden” yararlanmalarına imkân sağlanmış olup, Kısa çalışma ödeneğinin süresi yine aynı şartlarla en son 22/4/2021 tarih ve 3910 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile (3910 sayılı CBK) 1/4/2021-30/6/2021 tarihlerini kapsayacak şekilde üç ay daha uzatılmıştır.

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İŞSİZLİK SİGORTASI FONU MAYIS 2021 BÜLTENİNDE YAYIMLANAN TABLOYA GÖRE;

 

Kısa Çalışma Ödeneğinden yıllara göre yararlanan İşçi sayısı tabloda belirtilmiştir.

Pandemi Ücretsiz İzin

17 Nisan 2020 tarihli 31102 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan;
7244 nolu YENİ KORONAVİRÜS (COVID-19) SALGINININ EKONOMİK VE SOSYAL HAYATA ETKİLERİNİN AZALTILMASI HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

MADDE 9 – 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 10 – Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler dışında işveren tarafından feshedilemez.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.

Bu madde hükümlerine aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilir.

İlgili kanunla İş Kanunu’na ilave edilen geçici 10. madde ile getirilen fesih yasağına aykırılık halinde, çalışanların kısa çalışma ödenekleri durdurulmakta, evvelce yapılan ödemeler de işverenlerden faiziyle birlikte geri alınmaktadır. Ayrıca fesih yasağına aykırılık halinde işverenlere, sözleşmesi feshedilen her işçi için brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.

30 Nisan 2021 tarihinde yayımlanan 31470 Sayılı Resmî Gazete ile fesih yasakları ve pandemi ücretsiz izin süresi Cumhurbaşkanı Kararı ile 30/06/2021 tarihine kadar uzatılmıştır.

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İŞSİZLİK SİGORTASI FONU MAYIS 2021 BÜLTENİNDE YAYIMLANAN TABLOYA GÖRE;

Nakdi Ücret Desteğinden yıllara göre yararlanan İşçi sayısı tabloda belirtilmiştir.

KISA ÇALIŞMA VE PANDEMİ ÜCRETSİZ İZNİNDEN YARARLANAN İŞÇİLERİN NE TÜR HAK KAYIPLARI OLDU?

  • Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanan İşçiler İş

 Görmezlik, Kadın İşçiler Analık İş Görmezlik Parası Alabilecekler Mi?

ısa Çalışma Ödeneği ve Nakdi Ücret Desteğinden yararlanmış olup  bu sürede çalışanlara yalnızca İŞKUR tarafından Genel Sağlık Sigortası primleri ödenmiş olması çalışanın adına Malullük, Yaşlılık ve Ölüm, Kısa Vadeli Sigorta Kolları yatırılmamış olup bu çalışanların istirahat ve Analık hallerinde İş görmezlik ödeneği alma imkanları gerekli şartlar olan,  5510 sayılı Kanunun Geçici iş göremezlik ödeneği MADDE 18; iş göremezliğin başladığı tarihten önceki “bir yıl içinde en az doksan gün” kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla çalışanların rahatsızlanmaları ve istirahat alma durumunda “bir yıl içinde en az doksan gün” kısa vadeli sigorta primi bildirilmemiş olması nedeniyle iş göremezliğin ödenmemesi durumunda çalışanlar  mağdur olacaklardır.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan pandemi sürecinde işverenler ve çalışanlar oldukça etkilenmiş olup, özellikle çalışanlar yaklaşık 1,5 yılı aşkın süren ve Cumhurbaşkanı kararıyla 30/6/2021 tarihine kadar uzatılan” bu süreçte ücretleri “KÇÖ” ve NÜD” oranlarına göre ödendiğinden maddi anlamda sıkıntı yaşamaktadırlar. Çalışanlara bu dönemde adına Malullük, Yaşlılık ve Ölüm, Kısa Vadeli Sigorta Kolları yatırılmamış olup; olası rahatsızlanması ve istirahat almaları durumunda ve analık hallerinde iş göremezlik ödeneği alamayacaklarından dolayı daha da mağdur olacaklarıdır.

 Bu nedenle ivedi olarak bu konu ile ilgili bir düzenleme yapılarak çalışanların mağdur olmaları engellenmelidir.

  • Kısa Çalışma Ödeneği ve Nakdi Ücret Desteğinden Yararlananların Emeklilik Süresi Uzuyor Mu?

Kısa Çalışma Ödeneği ve Nakdi Ücret Desteğinden yararlanmış olup bu sürede çalışanlara yalnızca Genel Sağlık Sigortası primleri ödenmiş olması çalışanın emeklilik süresini etkiler ve daha geç emekli olmasına neden olmaktadır.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan pandemi sürecinde işverenler ve çalışanlar oldukça etkilenmiş olup, özellikle çalışanlar “yaklaşık 1,5 yılı aşkın süren ve Cumhurbaşkanı kararıyla 30/6/2021 tarihine kadar uzatılan” “bu süreçte ücretleri “KÇÖ” ve NÜD” oranlarına göre ödendiğinden maddi anlamda sıkıntı yaşamaktadırlar. Çalışanlara bu dönemde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim kolları yatmadığından dolayı emeklilikleri ötelenmiş olmaktadır.

Bu nedenle 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 41. Md. yasal düzenleme yapılıp bu dönemdeki primlerinin “İşsizlik sigortası Fonu tarafından karşılanması “veya bu çalışanlara bu dönemlere ait borçlanma yapılma imkânı getirilmesi ve çalışanların Emeklilik sürelerinin uzamasının önüne geçilmelidir.

Özellikle bu iki konuda ivedi olarak düzenleme yapılarak çalışanların bu konudaki mağduriyetleri giderilmesi gerekiyor.

Kısa Çalışma ve Ücretsiz İzin Süreleri İşçinin Kıdem ve Yıllık İzin Hesabında Dikkate Alınması Gerekir Mi?

4857 sayılı Kanun’un 55/j maddesinde “Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller” başlığı altında işverenler tarafından verilen diğer izinler ile kısa çalışma sürelerinin yıllık izne hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller Madde 55 –

Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:

a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).

b) Kadın işçilerin 74’üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.

c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).

d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).

e) 66’ncı maddede sözü geçen zamanlar.

f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.

g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler. (1)

h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler. ı) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 Md.) Ek 2’nci maddede sayılan izin süreleri,

j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri.

k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi

Bu durumda kısa çalışma yıllık izne hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında dikkate alınacaktır.

Yargıtay’ın görüşüne göre “İşçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler de kıdem süresinden sayılmamalıdır. Örneğin ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz” hükmü bulunmaktadır. (YARGITAY 22. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/24568 Karar No: 2019/23488, YARGITAY 9. Hukuk Dairesi Esas No: 2007/13411 Karar No: 2008/5579)

Yargıtay’ın bu hükümlerine göre Ücretsiz izin sürelerinin Kıdem Tazminat hesabı ve Yıllık İzin Kıdem hesabında değerlendirilmez denilmesine rağmen “Pandemi ücretsiz İzinlerin Yıllık İzin Hesabında Dikkate Alınıp Alınması gerektiği konusunda yine (55/j) bendinde belirtildiği üzere “İşveren tarafından verilen diğer izinler” ifadesinden, işveren iradesi ile yapılan pandemi ücretsiz izin sürelerinin yıllık izne hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınması gerektiği düşüncesindeyim.”

KISA ÇALIŞMA VE PANDEMİ ÜCRETSİZ İZNİNDE GEÇEN SÜRELER İÇİN KIDEM TAZMİNATI SORUNU

Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği önce 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 65’inci maddesinde düzenlenmiş olup, daha sonra söz konusu madde İş Kanunu’ndan çıkarılarak 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı Kanunun 18’inci maddesi hükmü gereğince 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Ek 2’nci maddesine taşınmıştır. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ek-2’nci maddesinde kısa çalışmanın işçinin kıdemine sayılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır.

4857 sayılı Kanun’un 55’inci maddesi “Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller” başlığını taşımaktadır. Mezkûr maddenin “j” bendinde işverenler tarafından verilen diğer izinler ile kısa çalışma sürelerinin yıllık izne hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınacağı belirtilmiştir. Buna göre, kısa çalışma yıllık izne hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında dikkate alınacaktır denilmektedir.

Kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmasına ilişkin olarak Yargıtay 2008 krizinde uygulanan kısa çalışma ödeneği sonucu işçinin bu sürelerin kıdem tazminata eklenmemesi üzere açtığı davada şu şekilde karar vermiştir;

Somut olayda davacı işçinin 22.12.2008-18.06.2009 tarihleri arasında Yasa’ya uygun biçimde 5 ay 27 gün kısa çalışma yaptığı ve kısa çalışma süresinin çalışılmış sayılan süre kapsamında kıdemine eklenmesi gerektiği tartışmasızdır.

Dosyada sorun çalışılmış gibi sayılan ve bu nedenle kıdem süresine eklenecek kısa çalışma süresinin Yasa’da ilk olarak belirtilen azami 3 aya kadar ki süre mi, yoksa 5838 sayılı yasanın 1. maddesi ile değiştirilen Geçici 8. maddesinde belirtilen ve 2008, 2009 ve 2010 yıllarında geçerli 6 aylık sürenin mi uygulanacağıdır.

Yasa koyucu 5838 sayılı yasanın 1. maddesi ile yapılan değişiklik ile 2008, 2009 ve 2010 yılları için azami kısa çalışma süresini 3 aydan 6 aya çıkarmıştır.

Bu nedenle davacının kıdemine eklenen kısa çalışma yaptığı süre Yasanın Geçici 8. maddesinde 5838 sayılı yasanın 1. maddesi ile yapılan değişiklik kapsamında kaldığından 5 ay 27 günlük fiili kısa çalışma süresinin kıdemine eklenmesine ilişkin Mahkeme kararının Yasa koyucunun iradesine ve Yasaya uygun olduğu açıktır.

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi Esas No: 2010/50993 Karar No: 2011/27305

Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere kısa çalışma ödeneğinin kıdeme eklenmesi hususu net bir şekilde ortaya konmuştur.

Kısa çalışma süresi konusunda ise 3 aylık süre o dönemde bakanlar kurulu kararıyla 6 aya uzatılmış ve Yargıtay bu altı aylık sürenin de kıdeme eklenmesini yerinde bulmuştur.

Bu açıklamalardan anlaşılmaktadır ki, her ne kadar son düzenleme olan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ek-2’nci maddesinde kısa çalışmanın işçinin kıdemine sayılacağına dair bir düzenleme yapmamışsa da kanun koyucunun iradesi özellikle pandemi döneminde işçi lehine yorum ilkesi çerçevesinde konu değerlendirildiğinden, işçinin elinde olmayan sebeplerle ya da işverenin tek taraflı tasarrufu sonucu çalışamamasının sonuçlarının işçi üzerinde doğmasının hakkaniyete aykırı olması sebebiyle kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçiler için kısa çalışma süresinin hem yıllık iznin hesabında hem de kıdem ve ihbar tazminatlarının hesabında dikkate alınması yönündedir.

Pandemi ücretsiz iznine baktığımızda, yine yukarıda belirttiğimiz 4857 sayılı Kanunun 55’inci maddesinin “j” bendinde yer alan “işverenler tarafından verilen diğer izinler” ifadesinin pandemi ücretsiz izni de kapsayacağı ve bu nedenle pandemi ücretsiz izin sürelerinin yıllık izne hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınacağı kanısındayız.

Pandemi ücretsiz izninin kıdem tazminatına esas kıdem süresinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Pandemi dışında işçinin talebiyle verilen ya da doğum ücretsiz izni gibi yasadan kaynaklanan ücretsiz izinlerde iş sözleşmesi askıdadır ve bu nedenle bu süreler işçinin kıdeminden sayılmaz. Ancak pandemi ücretsiz izni işçinin onayı alınmadan işveren tarafından tek taraflı olarak verilmektedir. Bu yönüyle pandemi ücretsiz izninin işçinin kıdemine sayılmasının daha adil olacağı kanaatindeyim.  

Sonuç olarak

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ek-2’nci maddesinde kısa çalışmanın işçinin kıdemine sayılacağına dair bir düzenleme yapmamışsa da İlgili Yargıtay kararlarına göre kısa çalışma süresinin hem yıllık iznin hesabında hem de kıdem ve ihbar tazminatlarının hesabında dikkate alınması yönündedir.

Pandemi ücretsiz iznine baktığımızda, yine yukarıda belirttiğimiz 4857 sayılı Kanunun 55’inci maddesinin “j” bendinde yer alan “işverenler tarafından verilen diğer izinler” ifadesinin pandemi ücretsiz izni de kapsayacağı ve bu nedenle pandemi ücretsiz izin sürelerinin yıllık izne hak kazanmak için gerekli kıdemin hesabında dikkate alınacağı kanısındayız.

Pandemi ücretsiz izninin kıdem tazminatına esas kıdem süresinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin bir düzenleme olmamasına rağmen pandemi ücretsiz izni işçinin onayı alınmadan işveren tarafından tek taraflı olarak verilmektedir. Bu yönüyle pandemi ücretsiz izninin işçinin kıdemine sayılacağı kanattindeyim.  

Bu konular ilgili görüşüm Kanun mevzuat ve Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendirmem olup, ayrıca;

Pandemi sürecinde Cumhurbaşkanı yetkisiyle Kısa Çalışma Ödeneği ve Pandemi ücretsiz izin süresinin 30.06.2021 tarihine kadar uzatılması ve özellikle “Kısa Çalışma ve Ücretsiz İzin Süreleri İşçinin Kıdem ve Yıllık İzin Hesabında Dikkate Alınıp Alınmaması” konusu henüz yargıya taşınmamış olup ilerleyen dönemlerde bu konu Yargıtay’ın içtihatları doğrultusunda şekillenecektir. Yargıtay kıdeme eklenecek süre için azami bir sınır belirleyebilir görüşü ağırlıktadır.

02.07.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

65 Yaş ve Üstünde Olanlar Veya Kronik Rahatsızlığı Bulunanlar İle Beyannameleri Bu Kişiler Tarafından Verilenler Beyannamelerini Mali Tatilden Sonra Verebilirler

ÖZET

528 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile 22 Mart 2020 tarihi itibariyle 65 yaş ve üstünde olması veya kronik rahatsızlığı bulunması nedeniyle sokağa çıkma yasağı kapsamına giren mükellefler ve meslek mensupları ile 24 Mart 2020 tarih itibarıyla geçerli olan “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” uyarınca beyanname/bildirimleri bu meslek mensuplarınca verilenlerin 22 Mart 2020 tarihi itibariyle başlatılan mücbir sebep hali 26 Haziran 2021 tarihi itibariyle sona erdirilmişti.

22 Mart 2020 ila 26 Haziran 2021 tarihleri arasında verilemeyen beyanname/bildirimlerinin (2020 yılına ilişkin geçici vergi beyannameleri hariç) 26 Haziran 2021 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde verilmesi ve bu beyanname/bildirimlere istinaden tahakkuk eden vergilerin de aynı süre içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan mücbir sebep halinin sona ermesinden sonraki 15’inci gün 11 Temmuz 2021 gününe denk gelmekle birlikte, bu tarih mali tatil aralığında denk geldiğinden mücbir sebep döneminde verilmeyen beyanname ve bildirimler, 27 Temmuz 2021 tarihine kadar verilebilecektir.

Beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin de 28 Temmuz 2021 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.

Süre uzatımı işleminin, mükellefin kronik rahatsızlığı bulunduğuna dair beyanı içeren İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden vereceği yazılı başvurusuna istinaden yapılacağından sağlık kuruluşundan alınan belgelerin ise 26 Temmuz 2021 tarihine kadar bağlı olunan vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir.

24.03.2020 tarih ve 31078 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 518 Sıra No.lu Vergi usul Kanunu Genel Tebliği’nde Çin Halk Cumhuriyeti’nin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve birçok ülkeye yayılan Koronavirüs (COVID-19) salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen ve bu Tebliğle belirlenen mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mücbir sebep hükümlerinden faydalandırılması hakkında açıklamalarda bulunulmuştu

Tebliğde 65 yaş ve üstünde olması veya kronik rahatsızlığı bulunması nedeniyle sokağa çıkma yasağı kapsamına giren mükellefler ve meslek mensupları ile 24 Mart 2020 tarih itibarıyla geçerli olan “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” uyarınca beyanname/bildirimleri bu meslek mensuplarınca verilenlerin 22/03/2020 ila sokağa çıkma yasağının sona ereceği tarih kabul edilmesinin uygun (bu tarihler dâhil) arasında mücbir sebep bulunduğu belirtilmişti.

Bu kapsamda mücbir sebep dönemine ilişkin verilemeyen bevanname/bildirimlerin

verilme süreleri ile bunlara istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin son gününün, sokağa çıkma yasağının sona ereceği günü takip eden 15 inci günün sonuna kadar uzatılmıştı.

65 yaş ve üstünde olunması nedeniy eyanname/bildirim verme ve ödeme sürelerin in uzatılması, vergi dairelerince yapılacak tespitlere istinaden resen gerçekleştirilecek olup bu kapsamdaki süre uzatımına ilişkin herhangi bir başvuru alınmayacaktı.

26 Haziran 2021 tarih ve 31523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 528 sıra No’lu VUK Genel Tebliği ile 22/3/2020 tarihinden itibaren mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen kronik rahatsızlığı bulunan mükellefler ve meslek mensupları ile söz konusu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla geçerli olan “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” uyarınca beyanname/bildirimleri bu meslek mensuplarınca verilenlerin mücbir sebep halleri 528 sıra No’lu VUK Genel Tebliği ile 26 Haziran 2021 tarihi itibariyle sona erdirilmiştir. Konuya ilişkin açıklamalarımıza 27.06.2021/131 No.lu Sirkülerde yer verilmişti. 11 Temmuz 2021 tarihi, mali tatil aralığına denk geldiğinden, ayrıca aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gereksinim duyulmuştur.

Buna göre mücbir sebep hali dolayısıyla verilmeyen beyanname ve bildirimlerin aşağıdaki gibi verilmeleri gerekmektedir.

1)    22/3/2020 ila 26/6/2021 tarihleri arasında verilemeyen beyanname/bildirimlerinin (2020 yılına ilişkin geçici vergi beyannameleri hariç) 26 Haziran 2021 tarihinden 11 Temmuz 2021 tarihine kadar verilmesi ve bu beyanname/bildirimlere istinaden tahakkuk eden vergilerin de aynı süre içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanuna göre her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanmakta ve son günü malî tatile rastlayan bazı süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılmaktadır. Buna göre beyana dayalı tarhiyatta, kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri yedi gün uzamış sayılmaktadır. Ayrıca beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününü izleyen günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılmaktadır.

Dolayısıyla mücbir sebep halinin sona ermesinden sonraki 15’inci gün 11 Temmuz 2021 gününe ve bu tarihte mali tatil aralığında denk geldiğinden mücbir sebep döneminde verilmeyen beyanname ve bildirimler, 27 Temmuz 2021 tarihine kadar verilebilecektir.

Beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin de 28 Temmuz 2021 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir

2)    Süre uzatımı işleminin, mükellefin kronik rahatsızlığı bulunduğuna dair beyanı içeren İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden vereceği yazılı başvurusuna istinaden yapılacağından sağlık kuruluşundan alınan belgelerin sokağa çıkma yasağının sona ereceği günü takip eden 30 gün içerisinde bağlı olunan vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Bu tarih 26 Temmuz 2021 tarihine karşılık gelmektedir.

3) Kanuni verilme süresi Haziran 2021 ayına isabet eden beyanname/bildirimler açısından; bu 26 Haziran 2021 tarihi itibarıyla beyanname/bildirim verme süresinin son gününe 15 günden az süre kalması halinde, beyanname/bildirim verme ile ödeme süresinin son günü olarak ikinci fıkrada belirtilen şekilde tespit edilen tarihin, 15 günden fazla süre kalması halinde ise beyanname/bildirim verme ile ödeme süresi olarak kanuni sürelerin dikkate alınması gerekmektedir.

Saygılarımızla…

TÜRMOB

(02.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5769

KDV Tevkifatında Alt Sınır Uygulaması

Katma Değer Vergisinde tevkifat uygulaması, Katma Değer Vergisi Kanunu 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tuttuğu bir uygulamadır. Katma değer vergisi tevkifatı ihtiyari bir uygulama olmayıp, Hazine ve Maliye Bakanlığınca tevkifat uygulaması kapsamına alınan işlemlerde alıcılar tarafından “Tam Tevkifat” veya “Kısmi Tevkifat”  şeklinde yapılması zorunludur.

Bildiğiniz üzere, kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dâhil bedeli 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmamaktaydı. 03.06.2021 Tarih ve 31500 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 36 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile bu sınırda düzenleme yapıldı.

01.07.2021 tarihinden itibaren kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dâhil bedeli 1.000 TL’den 2.000 TL’ye çıkarıldı.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak için ay içinde birden fazla fatura düzenleyerek bedelin kısımlara bölündüğünün belirlenmesi durumunda; vergi daireleri tarafından bütünlük arz ettiği tespit edilen alımların toplamının sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır. Bu sebeple aynı firmaya ay içinde birden fazla tevkifatlı fatura kesildiyse; KDV dâhil bedel toplamları 2.000 TL’yi aşıyor ve bütünlük arz ediyorsa tevkifat uygulanmalıdır.

Konuyu bir örnek ile açıklamak gerekirse; A işletmesi B işletmesine 2.000 + KDV tutarı üzerinden personel taşıma hizmeti vermiştir.

Hizmet bedeli: 2.000 TL

KDV: 160,00 TL ( Kovid-19 salgınından en çok etkilenen sektörler dikkate alınarak ekonominin normalleşmesi kapsamında 31 Mayıs 2021’e kadar uygulanması öngörülen yolcu taşımacılığında KDV indirimi Temmuz sonuna kadar uzatıldı. Bu sebeple KDV oranı yüzde 8 olarak hesaplandı )

Toplam: 2.160 TL

KDV Tevkifatı: 80,00 TL

Tahsil Edilecek Tutar: 2.080 TL

Beyan Edilecek KDV: 80,00 TL

Hizmeti satan taraf açısından incelediğimizde; tevkifatlı bir satış olmasa ve firmanın hesaplanan KDV’si, indirilecek KDV’sinden fazla olmuş olsaydı 2.000 TL matrah üzerinden yüzde 8 KDV devlete ödenecekti.  Örneğimizde olduğu üzere 5/10 tevkifatlı bir satış olduğundan, ortaya çıkan hesaplanan KDV’nin yarısı hizmeti satan tarafından KDV1 beyannamesinde “kısmi tevkifat uygulanan işlemler” kısmında beyan edilecektir.

Hizmeti satın alan taraf açısından incelediğimizde ise; KDV2 beyannamesinde 5/10 tevkifata konu olan 80 TL’yi beyan edecek ve ödeyecektir.

Özelge Tarihi: 24.11.2015

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

Sayı: 39044742-KDV.9-97161

Konu: Tevkifat uygulamasındaki sınır.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, bankalara gayrimenkul değerleme raporu yazarak hizmet verdiğiniz belirtilerek, birbirinden tamamen bağımsız ve bütünlük arz etmeyen raporlarınıza karşılık haftalık düzenlenen faturalarda  tevkifat uygulamasındaki sınırın nasıl belirleneceği hususunda  Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9’uncu maddesinde gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma hakkında Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1) bölümünde tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2.) bölümünde de tevkifat kapsamındaki hizmetler ile bu hizmetlere uygulanacak tevkifat oranlarına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Tebliğin “I/C-2.1.3.4.1.  Tevkifat Uygulamasında Sınır başlıklı bölümünde;

“…

Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde (güncel sınır 2.000 TL oldu), hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır. 

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.” denilmektedir.

Buna göre, Şirketinizin birbirinden tamamen bağımsız ve bütünlük arz etmeyen rapor düzenleyerek verdiği her bir ekspertiz hizmetinin ifası ile vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden bu ekspertiz hizmetleri için vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten itibaren 7 gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca söz konusu hizmetler için tek fatura düzenlenmesi veya her işlem için ayrı fatura düzenlenmesi mümkün olup, fatura bedelinin Tebliğde belirtilen sınırı aşması halinde tevkifat yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

02.07.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Asgari Sabit Yatırım Teşvik Tutarları Ne Kadar Artırıldı?

A-Nakit Kaynaklarla Yapılacak Yatırımlarda Asgari Sabit Yatırım Tutarları Ne Kadar Artırıldı?

Yatırımlarda devlet yardımları hakkında karar kapsamında, yatırımların destek unsurlarından yararlanmasına esas asgari sabit yatırım tutarları sınırları artırıldı. Bu kapsamda, asgari sabit yatırım tutarı; 1 ve 2. bölgelerde 1 milyon TL’den 3 milyon TL‘ye, 3, 4, 5 ve 6. bölgelerde ise 500,000 TL’den 1.5 milyon TL‘ye çıkarıldı.

Bölgeler Asgari Sabit Yatırım Tutarı (TL)
1.Bölge 3.000.000
2.Bölge 3.000.000
3.Bölge 1.500.000
4.Bölge 1.500.000
5.Bölge 1.500.000
6.Bölge 1.500.000

B-Finansal Kiralama Yöntemiyle Yapılacak Yatırımlarda Asgari Sabit Yatırım Tutarları Ne Kadar Artırıldı?

Finansal kiralama yöntemiyle yapılacak yatırımlarda, finansal kiralamaya konu makine ve teçhizata ait toplam tutar sınırı, her bir finansal kiralama şirketi için 1, 2, 3 ve 4. bölgelerde asgari 500,000 TL’den 750,000 TL‘ye, 5 ve 6. bölgelerde ise asgari 300,000 TL’den 500,000 TL’ye yükseltildi.

Bölgeler Asgari Sabit Yatırım Tutarı (TL)
1.Bölge 750.000
2.Bölge 750.000
3.Bölge 750.000
4.Bölge 750.000
5.Bölge 500.000
6.Bölge 500.000

C-Marka Değerinin Ne Kadarlık Kısmı Sabit Yatırım Tutarına Dahil Edilebilir?

Teşvik belgesi kapsamında yatırım harcaması olarak kabul edilen maddi olmayan duran varlıkların (marka, lisans, know-how vb.) oranının teşvik belgesinde kayıtlı toplam sabit yatırım tutarına olan oran sınırı ise yüzde 50’den % 25’e indirildi.

D-Yatırım Teşviklerinde Faiz Desteği Ne Kadar Artırıldı?

Kararla, kapsamdaki yatırımlar için bankalardan kullanılacak en az bir yıl vadeli yatırım kredilerinin teşvik belgesinde kayıtlı sabit yatırım tutarının yüzde 70’ine kadar olan kısmı için ödenecek faizin veya kâr payı desteği oranlarıyla ilgili düzenleme yapıldı.

Faiz veya kâr payı desteği sınırı, stratejik yatırımlarda 50 milyon TL’den 75 milyon TL’ye çıkarılırken, yatırım tutarına olan oran sınırı ise %5′ten % 10‘a yükseltildi.

E-Strateşik Yatırımlarda Devlet Desteği Ne Kadar Artırıldı?

Yatırımlarda devlet yardımları hakkında kararda değişiklik öngören karara göre, karar kapsamında “stratejik yatırım” olarak değerlendirilecek yatırım kriterinde düzenlemeye gidildi.

Buna göre, Savunma Sanayi Başkanlığı’ndan alınacak proje onayıyla gerçekleştirilecek savunma sanayine yönelik yatırımlarda, yatırım konusu ürünle ilgili olarak son bir yıl içerisinde gerçekleşen toplam ithalat tutarının 50 milyon dolarının üzerinde olması ve yatırım konusu ürünle ilgili yurtiçi toplam üretim kapasitesinin ithalattan az olması şartları aranmayacak.

F-Teşvik Belgesi Kapsamında Hangi Makinalar İthal Edilemez?

1-Kararla, bölgesel desteklerden faydalanacak öncelikli yatırım konuları arasına asgari 5,000 metrekare beyaz alan şartını sağlayan veri merkezleri de dahil edildi.

2-İstanbul hariç olmak üzere, OECD teknoloji yoğunluk tanımına göre orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerden kararın ekinde belirtilen ürünlerin üretimine yönelik yatırımların desteklerden yararlanma şartlarını düzenleyen maddede değişiklik yapıldı. Düzenlemeyle, teşvik belgeleri için asgari sabit yatırım tutarını 1. ve 2. bölgelerde 1 milyon TL, diğer bölgelerde ise 500,000 TL olarak sınırlayan hüküm kaldırıldı.

3-İstanbul İlinde organize sanayi bölgeleri veya endüstri bölgelerinde, komple yeni yatırımlar hariç olmak üzere, belirlenen konularda gerçekleştirilecek yatırımlara 1. bölgedeki bölgesel desteklerin uygulanması için belirlenen yatırım sınırı 5 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkarıldı.

4-Yeni düzenlemeyle, baskı, basım, matbaa, tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon yatırımlarına yönelik teşvik belgeleri kapsamında kullanılmış veya yenileştirilmiş makine ve teçhizat ithal edilemeyeceğine yönelik sınırlamaya, çimento imali yatırımları da dahil edildi.

Resmi Gazete Tarihi ve Sayısı Yasal Dayanak
29.06.2021-31526 Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar

02.07.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Form BA BS Bildirimlerine İlişkin GİB Duyurusu

7326 Sayılı Kanun Uygulamaları Kapsamında Form Ba ve Form Bs Bildirimlerine İlişkin Duyuru

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7326 sayılı Kanunun İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi başlıklı 6/1 ve 6/2 maddeleri kapsamında yapılacak başvurular hakkında 7326 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:1) ile düzenlemeler yapılmış olup, ilgili Genel Tebliğin VI- İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesine İlişkin Hükümler başlıklı bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde; Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Satıcılar (7326 sayılı Kanun Madde 6/1)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (3333 333 333), Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Alıcılar (7326 sayılı Kanun Madde 6/2)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (4444 444 444); yazılabilmesi için Beyanname Düzenleme Programında (BDP) değişiklik yapılmıştır. Bu bildirim formlarını vermesi gereken tüm mükelleflerin güncel Beyanname Düzenleme Programını bilgisayarlarına indirip yeniden kurmaları gerekmektedir.

GİB EBEYANNAME

(02.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5770

Emlak Vergisi’nde Fahiş Artışlar Yolda

Yeniden değerleme oranlarında pandemi dikkate alınmadı. O nedenle vergi değerlerinin 2021’e kadar her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak ulaşılan değerin %25 fazlası ile sınırlandırılmasına ilişkin yasal düzenleme yapılmalı.

Bugün sizlere, milyonlarca Emlak Vergisi mükellefinin 2022 yılından itibaren ödeyeceği Emlak Vergisi tutarlarının 3-5 kat artması sonucunu doğuracak işlemlerin başlangıcını teşkil eden, yeni Takdir Komisyonu kararlarından bahsetmek istiyorum. Takdir Komisyonları, 2022 yılından itibaren esas alınacak arsa ve arazilere ait asgari ölçüde birim değer tespitini tamamladılar. Bu değerler, 2022 yılı Emlak Vergisi matrahının tespitinde esas alınacak; 2023, 2024 ve 2025 yıllarında bu değerler her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak uygulanacak.

LİSTELER ASKIDA

Emlak Vergisi, nüfusun neredeyse tamamını ilgilendiren bir servet vergisidir.
Bu yıl uygulanmaya başlanan “Değerli Konut Vergisi”nin matrahı olarak Emlak Vergisi matrahı esas alındığı için, 4 yılda bir tespit edilen değerler iki kez önemli olmaya başlamıştır.

Emlak Vergisi’nde 2002 yılında beyanname verme uygulaması kaldırılmıştır. Bu uygulamanın yerine, 4 yılda bir Takdir Komisyonları’nca arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespiti yaptırılması düzenlemesi getirilmiştir. Ayrıca Hazine ve Maliye ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesi hükmü ile aynı kanunun 31’inci maddesi uyarınca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre; bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerini, uygulanacağı yıldan 4 ay önce müştereken tespit ve Resmî Gazete ile ilan ediyorlar.

Binalar için vergi değeri; bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile Takdir Komisyonları’nca hesaplanan arsa veya arsa payı değerleri de dikkate alınarak hesaplanmaktadır.

Emlak vergi değerleri ilgili belediyelerce, takdir komisyonları tarafından takdir olunan birim değerler dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Emlak değerlerindeki bu artışın aynı şekilde Emlak Vergisi’ne de yansıyacağı aşikardır.

Önümüzdeki 4 yıl boyunca uygulanacak asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değer takdir işlemleri tamamlanarak, Takdir Komisyonu kararları 30.06.2021 tarihinde muhtarlıklarda askıya çıkartıldı. Sahibi bulunduğunuz arsanın veya arazinin asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerini, gayrimenkulünüzün bulunduğu muhtarlığa giderek öğrenebilirsiniz. Fahiş matrah takdiri yapıldığını düşünüyorsanız; takdir komisyonu kararları aleyhine 30 gün içinde vergi mahkemelerinde dava açmanız gerekmektedir. Dava açılmaz ise takdir edilen değerler kesinleşecektir.

FAHİŞ ARTIŞ VAR

Arsa ve arazilerin vergi değerlerinin belirlenmesinde özellikle işyerlerine ve meskûn yerlere uzaklık, yakınlık ve ulaşım durumu, bulunduğu meydan, sahil, cadde ve sokak itibarıyla mevkii, su, elektrik, havagazı ve kanalizasyon gibi belediye hizmetlerinin gelmiş olup olmadığı, hangi nevi bina inşaatına müsait olduğu, imar ve istikamet planındaki durumu, bina ve inşaat sahası büyüklüğü, topografik durumu göz önünde bulundurulmak zorundadır.

Askıya çıkan yeni vergi değerlerinin fahiş olarak belirlenip belirlenmediğine hangi ölçütlere göre karar vermek gerekir?

■ İlk önce yeniden değerleme oranlarına bakalım: 2018 yılı yeniden değerleme oranı %23.73, 2019 yılı %22.58 ve 2020 yılı %9.11 olarak gerçekleşmiştir.

■ İkinci olarak son değerleme takdirinden Haziran 2021 tarihine kadar gerçekleşen enflasyon oranına bakalım:

2018: %20.30

2019: %11.84

2020: %14.60

2021: %16.59 (ilk 5 aylık)

■ Üçüncü olarak da, Mart 2020’den bu yana pandemi nedeniyle özellikle işyeri kira geliri elde eden mülk sahiplerinin tam ve kısmi kapanma dönemlerinde bazı aylar hiç kira geliri elde edemediklerini, bazı aylarda da yarım kira uygulamak zorunda kaldıklarını, halen de durumun normalleşemediğini dikkate almamız gerekmektedir. Ayrıca pandeminin etkisi ile hane halkı gelirlerinde ciddi azalma olduğunu unutmamamız gerekmektedir. Son 3 gündür özellikle büyük şehirlerde yaşayan mülk sahibi okurlarımdan, yeni belirlenen vergi değerlerinin fahiş olarak belirlendiğine ilişkin mailler aldım. Yanda yeni belirlenen vergi değerlerinin %100’den %350’ye ulaşan oranda fahiş olarak belirlendiğini gösteren bir örnek yer almaktadır.

VERGİ DEĞERLERİNDEKİ ARTIŞ SINIRLANDIRILMALI

Emlak Vergisi, belediyeler tarafından takip ve tahsil edilen bir servet vergisidir. Değer tespiti yapan Takdir Komisyonları’nda, komisyondaki kamu görevlileri ne derse o olmaktadır. En son 2017 yılında yapılan takdirlerde %700’lere varan artışlar nedeniyle iktidar konuya müdahale etmiştir. 7061 sayılı Kanun ile Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 23. madde ile yapılan takdirleri sınırlamıştır. Söz konusu geçici madde, Takdir Komisyonları’nca 2017 yılında 2018 yılı için takdir edilen birim değerlerinin, 2017 yılı için uygulanan birim değerlerinin %50’sini aşması durumunda; 2018 yılına ilişkin bina ve arazi vergi değerlerinin hesabında, 2017 yılı için uygulanan birim değerlerinin %50 fazlasının esas alınmasını sağladı. Böylece vergi değerlerindeki artış %50 ile sınırlandırılarak, milyonlarca dava açılması engellendi.

Gerçekleşen yeniden değerleme ve enflasyon oranlarını ve özellikle pandemi sürecini hiç dikkate almadan, tamamen gelir hedefi ile belirlenen afaki ve fahiş değerlemelerin önüne geçmek iktidarın görevidir. Benim önerim; vergi değerlerinin 2021 yılına kadar her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak, ulaşılan değerin %25 fazlası ile sınırlandırılmasına ilişkin yasal düzenleme yapılmasıdır.

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 03.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30949

Evden Çalışma İçin Çalışanın Onayı Gerekiyor!

Salgınla mücadele kapsamında ülke genelinde uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik uygulanmakta olan kademeli normalleşme sürecinde 1 Temmuz itibarıyla üçüncü etaba geçildi.

Üçüncü etap kapsamında başta sokağa çıkma yasağı ve seyahat kısıtlamaları olmak üzere uygulanmakta olan kısıtlamaların bir kısmı kontrollü, bir kısmı kontrolsüz olarak kaldırıldı. Faaliyetlerine ara verilen tüm işyerleri yeniden açıldı. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai uygulamasına geçildi. Toplam 15 aydır uygulanan ve yılsonuna kadar uzatılması talep edilen kısa çalışma ve işten çıkarma yasağı-ücretsiz izin uygulaması da 30 Haziran itibarıyla sona erdi.

Yine pandemi döneminde yoğun olarak uygulanmaya başlanan uzaktan çalışmanın, normalleşmeyle birlikte nasıl şekilleneceği ise merak konusu.

★★★

4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen uzaktan çalışma; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi olarak tanımlanıyor.

★★★

İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisi doğrudan uzaktan çalışma sözleşmesi ile kurulabileceği gibi, işyerinde halen çalışmakta olanların iş sözleşmesi, işçinin ve işverenin anlaşması halinde, uzaktan çalışma sözleşmesine dönüştürülebilir.

Bu bağlamda, uzaktan çalışma ilişkisinin kurulabilmesi için işçi ile işverenin anlaşması gerekiyor. Uzaktan çalışmayı ya işçi talep edip işveren kabul edecek ya da işveren uzaktan çalışma ilişkisi kurmak istediği işçinin onayını alacak.

Ancak uzaktan çalışmanın mevzuatta belirtilen zorlayıcı nedenlerle işyerinin tamamında veya bir bölümünde uygulanacak olması halinde uzaktan çalışmaya geçiş için işçinin talebi veya onayı aranmıyor. Nitekim pandemi döneminde uygulanan uzaktan çalışmalar, çoğu işletmede yeni coronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle çalışanların onayı alınmaksızın hayata geçirilebildi.

ONAY ALMAK ŞART

Şimdi salgınla mücadele kapsamında ülke genelinde uygulanan kısıtlamalar 1 Temmuz itibarıyla sona erdirildi. İstihdam destekleri sona erdi. Kamu kuruluşlarında normal mesai düzenine geçildi. Yani uzaktan çalışmaya dayanak alınan Covid-19 kaynaklı zorlayıcı sebebin ortadan kalktığı söylenebilir.

Bu bağlamda, Covid-19 gerekçesiyle çalışanın talebi olmaksızın ya da onayı alınmaksızın yapılan uzaktan çalışma sözleşmelerinin de hükmünün sona erdiği değerlendirilebilir.

Bu nedenle normalleşme döneminde de uzaktan çalışmaya devam edecek işverenlerin, çalışanlarıyla uzaktan çalışma sözleşmesi yapmalarında yarar var. Aksi halde işverenin uzaktan çalışma zorlaması, “çalışma koşularında değişiklik” olarak da değerlendirilebilir.

SÖZLEŞME YAZILI OLMALI

Evden ya da uzaktan çalışma sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunlu.

Sözleşmede; işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin hükümler yer almalı.

Uzaktan çalışan işçiler, esaslı bir neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin niteliğinden (uzaktan çalışma iş sözleşmesi olmasından) dolayı emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.

Mevcut çalışanların iş sözleşmelerinin uzaktan çalışma iş sözleşmesine dönüştürülmesi halinde ücret ve sağlanan diğer menfaatlerinde işçi aleyhine değişiklik yapılamaz.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 03.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30950

Emeklilikte İtibarlı Meslekler

Emeklilikte çok sayıda değişik uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalardan özellikle itibari hizmet süreleri ile halk arasında yıpranma olarak bilinen fiilî hizmet süre zammı birbiriyle karıştırılmaktadır. Oysaki bu uygulamalar birbirinden çok farklıdır.

Halk arasında “yıpranma hakkı” olarak bilinen “Fiilî hizmet süresi zammı” SGK (5510 s.) Kanununda 20 kategoride sınıflandırılmıştır. Bu yıpratıcı işlerde çalışanların hem primleri artırılarak hem de yaşı düşürülerek emeklilikte avantajlı olmakta ve diğer çalışanlara göre daha erken emekli olmaları söz konusu olmaktadır.

İtibari hizmet süresine tabi olarak çalışanların kazandıkları itibari hizmet süreleri sadece bağlanacak aylıklar ve yapılacak toptan ödemelerin hesabında dikkate alınmaktadır.

İTİBARİ HİZMET KAPSAMINDA YER ALAN MESLEKLER

Subay (yedek subay dâhil), astsubay (yedek astsubay dâhil), uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlerden;

  • Harbi doğuran genel ve kısmî seferberliğe katılanların, harbin ilânından seferberliğin bitim tarihine,
  • Seferberliği gerektiren iç tedip hareketlerine fiilen katılan birliklerde görevli olanların, çarpışmaların başlangıcından seferberliğin sona erdiği tarihe,
  • Harp veya seferberlik ilân edilmeden, Anayasanın veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca, yabancı ülkelere gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapanların çarpışma meydana gelmesi hâlinde, çarpışma süresince veya çarpışma bitmeden dönenler için Türkiye’ye dönüş tarihine,

kadar geçen tutsaklık süreleri dâhil fiilî hizmet sürelerinin, her yılı için 6 ay itibari hizmet süresi olarak eklenmektedir. Yukarıda belirtilen meslekler dışında kalan diğer SGK sigortalılarından aynı şekilde yazılı hareketlere sivil görevli, er veya erbaş olarak katılanların, bu durumlarda geçen fiilî hizmet sürelerinin, bu tarihlerden sonra devam eden tutsaklık sürelerinin her yılı için altı ay itibarî hizmet süresi olarak eklenmektedir. Hemen belirtelim eklenecek itibari hizmet sürelerinin toplamı, üç yıldan fazla olamaz.

TUTSAK DÜŞENLER

Harp hâlinde düşmana tutsak düşen veya düşman tarafından enterne edilen sigortalılardan kanunları gereğince, aylıkları ödenmek suretiyle, sözleşmeli personel hariç olmak üzere kurumları ile ilgileri kesilmeyenlerin, bu durumlarda geçen fiilî hizmet sürelerinin her yılı için altı ay itibari hizmet süresi olarak eklenir. Bu nedenlerle eklenecek itibari hizmet sürelerinin toplamı, üç yıldan fazla olamaz.

PİLOT VE DALGIÇLAR

Kamu idarelerinde pilot olan ve olmayan uçucu, denizaltıcı, dalgıç, kurbağa adam ve paraşütçülerin bu görevlerde geçirdikleri fiilî hizmet sürelerinin her yılı için üç ay itibari hizmet süresi ilave edilmektedir. Bunlardan yukarıda açıkladığım seferberlik ve diğer hâllere şartları uyanlara için itibari hizmet süresi zamları ayrıca eklenir.

İTİBARİ HİZMETE AİT BELGE VE PRİMLER

İtibari hizmet süresinden yararlandırılan sigortalılara ait verilecek belgelerden bazı kurumlar haberdar değil. Hâl böyle iken sonradan belgelerin düzenlenmesi hem sigortalıların emeklilik işlemlerini geciktirecek hem de idari para cezası uygulanacaktır. Bu nedenle belgelerin süresinde verilmesi önem taşımaktadır. İtibari hizmet süresinden yararlandırılan sigortalılarından; SGK (5510s.) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sonra 4/-c) kapsamında ilk defa sigortalı olanlar için “yıllık itibari hizmet süresi prim ve hizmet belgesini”;

  • Her ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki maaşını ayın 15’inde peşin alan veya bu aya ait maaşını müteakip ayın 15’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, ait olduğu yılı takip eden 1. ayın son günü,
  • Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını ayın 1’inde peşin alan veya bu süreye ait maaşını ayın 1’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, ait olduğu yılı takip eden birinci ayın 15. günü,
  • Aralık ayından önce görevinden ayrılanların itibari hizmet sürelerine ait primleri yılın son ayı beklenilmeden sigortalıların görevden ayrıldıkları tarihteki prime esas kazancına göre tahakkuk ettirilerek, maaşını ayın 15’inde peşin alan veya müteakip ayın 15’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, söz konusu ayı takip eden ayın son günü, maaşını ayın 1’inde peşin alan veya bu süreye ait maaşını çalıştıktan sonra müteakip ayın 1’inde alan sigortalılar için ise söz konusu ayı takip eden ayın 15. günü, kuruma göndermekle yükümlü bulunmaktadır.

Emeklilik keseneği ve kurum karşılıkları Emekli Sandığı Kanun hükümlerine göre tespit olunan sigortalılardan yılın son ayındaki emekli keseneğine esas aylığına göre tespit edilecek itibari hizmet süresi kesenek ve karşılık tutarına ilişkin ayrı yıllık itibari hizmet süresi prim ve hizmet belgesini ait olduğu yılı takip eden 3 ay içerisinde en geç 31 Mart gününe kadar e-Sigorta kanalıyla Kuruma göndermekle yükümlü bulunmaktadır. Diğer yandan belirtilen kişileri çalıştıran kurumlar bu sigortalıların primlerini de yasal sürelerde yatırmak zorundadır.

İTİBARİ HİZMET EMEKLİLİK AYLIĞINI ARTIRIR

İtibari hizmet süreleri aylık bağlama oranını veya toptan ödeme veya kesenek iadesi yapılacak hizmet yılını artırmaktadır. Aylık bağlama oranındaki artış, bağlanacak emeklilik aylığında artış anlamına gelmektedir.

Son olarak belirtilen sürelerin emeklilik ikramiyesinde bir artışa yol açmayacağının altını çizelim.

***

“Başarının sırrı şu üç şeyde gizlidir: Çalışmak, intizam ve dikkatli

(Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi | 03.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30951

01.07.2021 Tarihinde Sona Eren Kısa Çalışma, Fesih Yasağı ve Pandemi Ücretsiz İzin Uygulamasında SGK’ya Yapılan Bildirimlerde Meydana Gelen Değişiklikler

ÖZET

  1. Yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma uygulaması 1/7/2021 tarihi itibariyle sona erdiğinden 2021/Temmuz ayı itibariyle covid-19 gerekçesiyle SGK’ ya “18 kısa çalışma ödeneği” ve “27- kısa çalışma ödeneği ve diğer” eksik gün kodlarıyla bildirim yapılmamalıdır. Diğer nedenlerden dolayı kısa çalışma uygulaması yapılması halinde bu kodlar kullanılabilecektir.
  2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesi kapsamındaki pandemi ücretsiz uygulaması 1/7/2021 tarihi itibariyle sonra ermiştir. 2021/Temmuz ayından itibaren SGK’ ya “28 -pandemi ücretsiz izin-4857 geç.10.md” ve “29-pandemi ücretsiz ve diğer-4857 geç.10.md” eksik gün kodlarıyla bildirim yapılmamalıdır.
  3. 2020/Haziran            ayına            ait           ücretsiz            izin bildirimleri “https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden 5 Temmuz 2021 tarihine kadar yapılabilir. (3 Temmuz 2021 tarihi hafta sonuna denk geldiğinden) Ancak gecikme ve güncelleme nedeniyle başvuru ve güncelleme işlemleri için 31/7/2021 tarihi sonuna kadar SGK’ya bildirim yapılabilmektedir.
  4. 01/07/2021 tarihi itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesinde yer alan fesih yasağı uygulaması sona erdiğinden 1/7/2021 tarihi itibariyle uygun işten çıkış koduyla işten çıkış bildirimi yapılabilir.
  5. 01/07/2021 tarihli işten çıkışlarda işe gelmeme durumu hariç 2021/Temmuz ayı için SGK’ya 1 günlük bildirim yapılması gerekmektedir.
  6. 2021/ Temmuz ayından itibaren 4447 sayılı Kanunun geçici 26’ncı maddesinde düzenlenen 7252 sayılı normalleşme desteği, 4447 sayılı Kanunun geçici 27’inci maddesinde düzenlenen 7256 sayılı istihdama dönüş desteği, 4447 sayılı Kanunun geçici 28’inci maddesinde düzenlenen 7256 sayılı artı istihdam prim desteği uygulamalarından yararlanılamayacaktır.

 

KISA ÇALIŞMA, FESİH YASAĞI VE PANDEMİ ÜCRETSİZ İZİN UYGULAMASININ SONA ERMESİNİN SONUÇLARI

4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesi, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 23’üncü maddesi ve Geçici 24’üncü maddeleri ile birlikte getirilen fesih yasağı, koronavirüs nedeniyle yapılan kısa çalışma ve fesih yasağına bağlı olarak düzenlenen nakdi ücret desteği uygulamalarının uzatılmasına yönelik olarak Cumhurbaşkanı’na 30/06/2021 tarihine kadar yetki verilmiştir.

Fesih yasağı, pandemi ücretsiz izin ve kısa çalışma uygulamalarının devam etmesi için bahse konu maddelerde değişikliğe gidilmesi veya yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu nedenle fesih yasağı ve kısa çalışma ve pandemi ücretsiz izin uygulamaları 01/07/2021 tarihi itibariyle sona ermiştir.

Yine fesih yasağı süresi ile sınırlı olan 7252 ve 7256 sayılı kanunlarla düzenlenen normalleşme desteği, istihdama dönüş desteği ve artı istihdam desteği uygulamaları da yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece sonlanmıştır.

Bu kapsamda aşağıdaki huşulara dikkat edilmesi gerekmektedir.

  • Yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma uygulaması sona erdiğinden 2021/Temmuz ayı itibariyle covid-19 gerekçesiyle SGK’ya “18 kısa çalışma ödeneği” ve “27- kısa çalışma ödeneği ve diğer” eksik gün kodlarıyla bildirim yapılmamalıdır. Diğer nedenlerden dolayı kısa çalışma uygulaması yapılması halinde bu kodlar kullanılabilecektir.
  • 4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesi kapsamındaki pandemi ücretsiz uygulaması 01/07/2021 tarihi itibariyle sonra ermiştir. 2021/Temmuz ayından itibaren SGK’ya “28-pandemi ücretsiz izin-4857 geç.10.md” ve “29-pandemi ücretsiz ve diğer- 4857 geç.10.md” eksik gün kodlarıyla bildirim yapılmamalıdır.
  • 2020/Haziran ayına ait ücretsiz izin bildirimleri “https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden 5 Temmuz 2021 tarihine kadar yapılabilir. (3 Temmuz 2021 tarihi hafta sonuna denk geldiğinden) Ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK’ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılabilir.
  • 01/07/2021 tarihi itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesinde yer alan fesih yasağı uygulaması sona erdiğinden 01/07/2021 tarihi itibariyle uygun işten çıkış koduyla işten çıkış bildirimi yapılabilir.
  • SGK mevzuatında işten çıkış tarihinde sigortalıya gün verileceğine dair açık bir hüküm olmamasına rağmen, işverenlerin SGK ile sıkıntı yaşamaması veya incelemeye maruz kalmaması için 01/07/2021 tarihli işten çıkışlarda işe gelmeme durumu hariç 2021/Temmuz ayı için SGK’ya 1 günlük bildirim yapılmasını önermekteyiz.
  • 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun geçici 26’ıncı maddesinde düzenlenen prim desteği 30/6/2021 tarihi, aynı kanunun geçici 27 ve 28 inci maddelerinde düzenlenen prim destekleri 4857 sayılı Kanunun geçici 10’uncu maddesinde yer alan fesih yapılamayacak süre ile sınırlı olduğundan, 4447 sayılı Kanunun geçici 26’ıncı maddesinde düzenlenen 7252 sayılı normalleşme desteği, 4447 sayılı Kanunun geçici 27’inci maddesinde düzenlenen 7256 sayılı istihdama dönüş desteği, 4447 sayılı Kanunun geçici 28’inci maddesinde düzenlenen 7256 sayılı ilave artı istihdam prim desteği uygulamaları 30/06/2021 tarihi itibariyle sona ermiştir.

Saygılarımızla…

TÜRMOB

(03.07.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5772