Yurt Dışında Bulunulan Süreler Zarfındaki GSS Borçları Nasıl Silinebilir?

2016- 2020 yılları arasında yüksek öğrenimimi yurt dışında yaptım. Yurt dışında bulunduğum sürelerde GSS li olmuşum. Bu borçları ödemem gerekiyor mu, ne yapabilirim? Mesut Y.

Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınabilmesi için ikametlerinin Türkiye’de bulunması ve başka bir ülkede sağlık yardımlarından da yararlanmamaları gerekiyor. Haliyle yurt dışında ikamet eden vatandaşlar veya yurt dışında okuyan öğrenciler ya da başka ülkede sağlık yardımlarından yararlanma hakkı olan kişiler genel sağlık sigortası kapsamına dâhil edilmemektedir.

Yurt dışında ikamet edenler resmi ikametini yurt dışına aldırmaları halinde, yurt dışında bulundukları süreler zarfında GSS kapsamına alınmamaktadır. Buna karşın yurt dışına ikamet etmeye başlamalarına rağmen resmi ikametlerini yurt dışına taşımayan kişiler zorunlu GSS kapsamına dahil edilmektedir.

Bu durumdaki vatandaşların 1/1/2012 ila 18/4/2014 tarihleri arasında yurt dışında bulunduklarını öğrenim belgesi, çalışma belgesi, konsolosluktan alınacak belge veya pasaportları ile kanıtlamaları ya da SGK personelinin sistem üzerinden yapacakları sorgulamalarda yurt dışına gidiş-dönüş tarihlerinin tespit edilmesi durumunda, yurt dışında bulundukları süreler zarfındaki sigortalılıkları sona erdirileceğinden, GSS borçları da silinecektir.

18/4/2014 sonrasında başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşların ise;

– Nüfus müdürlüklerinden veya ülkemizin yurt dışı temsilciliklerinden alacakları onaylı Adres Beyan Formunda/Adres Bilgileri Raporunda yer alan veya Adres Kayıt Sistemi (AKS) üzerinden tespit edilen beyan tarihi esas alınarak,

– Adres Beyan Formunda/Adres Bilgileri Raporunda ya da AKS üzerinden tespit edilen beyan tarihiyle birlikte, çalışma belgesinden veya konsolosluktan alınacak yurt dışında ikamet ettiği süreyi gösteren belgeden ya da SGK personelinin sistem üzerinden yapacakları sorgulamalarda yurt dışına gidiş dönüş tarihlerinden tespit edilmesi halinde taşınma tarihi esas alınarak

bir önceki gün itibariyle GSS tescilleri sonlandırılmaktadır. Dolayısıyla yurt dışında ikamet etmeye başladığı tarihi Adres Kayıt Sistemine taşınma tarihinden sonra beyan eden vatandaşların, çalışma belgeleriyle veya konsolosluktan alacakları yurt dışında ikamet ettiği süreyi gösteren belgeyle birlikte SGK Müdürlüklerine müracaat etmeleri yerinde olacaktır.

Yurt dışında okuyan öğrenciler ise AKS’de yer alan resmi ikametlerini yurt dışına taşımamış olsalar bile SGK Müdürlüklerine öğrenim sürelerini gösteren öğrenci belgeleri ile birlikte başvurmaları halinde öğrencilik başlangıç tarihi itibariyle GSS tescilleri iptal edilerek, prim borçları silinmektedir.

İŞ SÖZLEŞMESİNİN DEVRİNDE SGK MATRAHI DA DEVREDER Mİ?

Bazı çalışanlarımızın iş sözleşmesini çalışanların da onayını alarak şirketler topluluğumuz altındaki farklı bir işletmeye devredeceğiz. Çalışanlara devir öncesi ödenen ikramiyeler tavanı aştığından, aşan kısmın SGK bildirimlerinin devir alan firma tarafından yapılması gerekir mi? Ferhat K.

5510 sayılı Kanunun 80/d bendinde, ücretlerin hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulacağı, diğer ödemelerin ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edileceği, ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmının, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edileceği öngörülmüştür.

Kanunda yer alan bu yükümlülük iş akdinin devam ediyor olması halinde geçerlidir. Başka bir anlatımla iş akdinin sona ermesinden önce ücret dışı ödemeler nedeniyle ödemenin yapıldığı ayda üst sınır aşılmış ve takip aya devreden bir prim matrahı olsa bile, iş akdinin feshinden sonraki aylarda devreden prim matrahları için prime esas kazanç bildirimi yapılmayacaktır. Haliyle üst sınırın aşıldığı ayda iş akdi sona ermiş olan sigortalılar yönünden iş akdinin feshinden sonra devreden prim matrahından söz edilemeyecektir.

Bu durum, iş sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 429. maddesine göre devri halinde de geçerlidir. İş sözleşmesinin devrinde sözleşmenin işveren tarafı değişmekte, haliyle işçinin devreden işveren ile arasındaki iş ilişkisi sona ermekte ve devralan işveren ile arasında yeni bir iş ilişkisi başlamaktadır.

Ayrıca işyerinin devrinden farklı olarak iş sözleşmesinin devrinde, devralan işveren, işçinin devir öncesi ve devir sonrası doğmuş ve doğacak tüm borçlarından sorumlu tutulsa bile, devir tarihinden önceki sürelere ilişkin devreden işverenin 5510 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerinden ve borçlarından dolayı sorumlu tutulması söz konusu değildir.

Bu çerçevede iş sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 429. maddesine göre devri halinde, işçinin devir tarihinden önceki prime esas kazanç üst sınırını aşan ücret dışındaki ödemelerinin, iş sözleşmesini devralan işverenin prime tabi tutması yönünde bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.

(Kaynak: Eyüp Sabri Demirci / Karar.com | 03.06.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32255

Ar-Ge ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından, 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Genel Tebliği 27.05.2022 Resmi Gazete’de yayımlandı.

Ar-Ge veya tasarım merkezi ile bölge dışında geçirilen sürelerde gelir vergisi stopaj teşviki uygulaması açıklanmıştır. Gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla bu fıkrada belirtilen durumlar haricinde bu merkezler dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Cumhurbaşkanı, yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranı belirleyeceği bölgesel ve/veya sektörel alanlarda yüzde yetmiş beşe kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına kadar indirmeye yetkilidir.

Gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında, 31.12.2022 tarihine kadar Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin Cumhurbaşkanlığı kararı ile %50’sini aşmamak kaydıyla bu merkezler veya bölgeler dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilecektir.

Ar-Ge, tasarım veya destek personelinin, çalışma süresinin yarısını merkez veya bölge içinde, yarısını merkez veya bölge dışında çalışarak geçirmiş olması durumunda, bu personele ödenen ücretin tamamı teşvik kapsamında değerlendirilecektir.

Ar-Ge, tasarım veya destek personelinin, çalışma süresinin tamamını merkez veya bölge içinde çalışarak geçirmiş olması durumunda, bu personele ödenen ücretin tamamı teşvik kapsamında değerlendirilecektir. Bu personelin merkez veya bölge içi çalışması nedeniyle, çalışma süresinin tamamını merkez veya bölge dışında geçirmiş olan diğer bir Ar-Ge, tasarım veya destek personeline ödenen ücretin tamamı da teşvike konu edilebilecektir.

Yüzde elli oran uygulaması, merkez veya bölge içinde çalışılan süreye isabet eden süre kadar merkez veya bölge dışında gerçekleştirilen çalışma sürelerini de teşvik kapsamına almaktadır.

Tam zamanlı olarak merkezde çalışan bir personelin, hak kazanılmış hafta tatili veya hafta sonları çalışılmayan işletmelerde hafta sonları ile 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da belirtilen tatil günlerinde çalışmaması ve yıllık ücretli iznini kullanması durumunda da bu personelin bu süreler dahil çalışma süresinin tamamını merkezde geçirdiği kabul edilecektir.

5746 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrası ve 4691 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında;

– Ar-Ge veya tasarım merkezleri ile bölge alanı dışında gerçekleştirilmesi uygun bulunan zorunlu faaliyetlere ilişkin süreler,

– Ar-Ge ve tasarım personelinden Ar-Ge veya tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere merkez veya bölge dışında geçirdiği süreler (aylık ders saati kadar),

– Ar-Ge ve yenilik alanında haftalık 8 saati aşmamak kaydıyla ders verilmesi ve mentorluk yapılması suretiyle merkez dışında geçirilen süreler,

Teşvik kapsamında olmakla birlikte, merkez ve bölge dışında çalışılan %50’lik sürenin hesabında bu süreler merkezde veya bölgede geçirilen süre olarak kabul edilmeyecektir.

Teşvik aylık bazda uygulandığından merkez veya bölge içinde ve dışında geçirilen sürelerin hesabında haftalık 45 saati geçmeyecek şekilde aylık çalışma süreleri dikkate alınacaktır. Aylar itibarıyla teşvik kapsamındaki ücret tutarları ve ücretleri teşvike konu edilen personel değişebilir. Merkezde veya bölgede çalışan personelin Ar-Ge, tasarım veya destek personeli olması, merkez veya bölge içinde veya dışında çalışılan sürenin veya merkezde veya bölgede çalışan personel sayısının hesabını etkilemeyecektir.

Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin her birinin çalışma süresinin yarısını merkezde veya bölgede geçirmesi veya toplam personelin yarısının çalışma süresinin tamamını merkezde veya bölgede geçirmesi durumlarında, tüm personele ödenen ücretler teşvik kapsamında değerlendirilecektir.

Teşvikten fazladan faydalanıldığı durumlarda, fazladan faydalanılan teşvik tutarları işverenden vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

(Kaynak: Resul Kurt / Dünya Gazetesi | 03.06.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32256

1 Puanlık Kurumlar Vergisi Oran İndirimi- Ortak Gider Dağıtımı

22 Ocak 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun’la, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinde yapılan düzenlemeyle; kurumların ihracattan ve üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına uygulanacak kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanması öngörüldü.

İlk uygulaması mayıs ayında verilen geçici vergi beyan döneminde yapıldı. Tahmin edildiği gibi zor bir uygulama oldu. Zorluğu esas olarak üretimden veya ihracattan kaynaklanan kazancın tespitinden kaynaklanıyor. Sadece üretim yapıp satan veya sadece ihracat yapan şirketler belki biraz rahat ama genel olarak şirketlerin büyük bölümü için zor bir uygulama.

Uygulamayı zorlaştıran konulardan biri olan, faiz ve kur farkları gibi üretim ve ihracatla ilgisi doğrudan olmayan pasif gelir unsurlarının durumunu daha önce yazmıştım. Bugün bir başka konuya, ortak giderlerin istisna kazancın tespitinde nasıl dikkate alınacağına ilişkin konuya değineceğim.

Gelir İdaresi’nin yorumu

Konuyla ilgili açıklamaların yapıldığı 14 Mayıs 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Genel Tebliğ’de “Genel giderlerin dağılımı” başlığı altında yapılan açıklamada özetle;

  • İndirimli oran uygulanacak kazanca ilişkin hasılat, gider ve maliyet unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması,
  • Bunun mümkün olmadığı durumda müşterek genel giderlerin uygun bir dağıtım anahtarıyla dağıtılması,

gerektiği açıklandı.

 

Tebliğe göre, indirim kapsamındaki faaliyetlerle diğer faaliyetlerde ortak kullanılan varlıkların amortismanları ise bu varlıkların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtılacak, her bir işte kullanım süresi belli değilse amortisman tutarı müşterek genel giderlerle birlikte dağıtılacak.

Görüldüğü gibi Tebliğde, istisna kazancın tespitinde ortak giderlerden istisna kazanca isabet eden kısmın istisna tutarının hesaplanmasında dikkate alınacağı, ortak giderlerin uygun bir dağıtım anahtarı kullanılarak dağıtılacağı belirtilmiş ancak uygun dağıtım anahtarının ne olduğu konusunda bir açıklamaya yer verilmemiş.

Benzer uygulamalar

Belirli faaliyetlerden oluşan kazancın ayrıca tespitini gerektiren yaygın uygulamalar öteden beri var. Bu çerçevede örneğin;

– Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları,

– Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde faaliyet gösteren mükelleflerinin, bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları

– Türk Uluslararası Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin ve yatların işletmesinden elde edilen kazançlar,

kurumlar vergisinden müstesna. Bu istisnaların tamamında da ortak giderlerin dağıtımı konusu var.

Benzer uygulamalarda ortak giderlerin dağıtımı

Yukarıda, kazancı kurumlar vergisinden müstesna üç örnek faaliyet saydım. Bu faaliyetlere ilişkin kazancın tespitinde ortak giderlerin nasıl dağıtılacağı konularında Gelir İdaresi nasıl yorum yapmış kısaca özetleyeyim. 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalara göre ortak gider dağıtımının şu şekilde yapılması gerekiyor:

  1. a) Serbest bölge kazancının tespitinde ortak gider dağıtımı: Merkezi veya şubesi serbest bölgelerde bulunanlar, hem serbest bölgedeki faaliyetleri hem de serbest bölge dışındaki faaliyetlerine ilişkin müşterek genel giderleri, merkezde ve şubede oluşan maliyetlerin toplam maliyetler içindeki oranı dikkate alınarak dağıtacaklar. Maliyetlerin hesabında, merkezde ve şubede oluşan satılan malın maliyeti ile faaliyet giderlerinin toplamı dikkate alınacak.
  2. b) Teknoloji Geliştirme Bölgesinde elde edilen kazançlar için ortak gider dağıtımı: İstisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler, bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin birbirine oranı esas alınarak dağıtılacak.
  3. c) Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletmesinden elde edilen kazançlar için ortak gider dağıtımı: TUGS’a kayıtlı gemilerin işletilmesi faaliyetinin yanı sıra başka faaliyetlerin de bulunması halinde, varsa müşterek genel giderlerin bu faaliyetlerden elde edilen hasılata orantılı olarak dağıtılması suretiyle kazanç tespiti yapılacak.

Tebliğde yapılan açıklamalardan görüldüğü gibi, ortak gider dağıtımında İdarenin tek, açık ve anlaşılabilir bir dağıtım anahtarı önerisi yok. Bazı faaliyetlerden elde edilen istisna kazancın tespitinde maliyet bazlı dağıtım anahtarı önerilmişken, bazı faaliyetlerde hasılat tutarı bazlı dağıtım önerilmiş. Yeni uygulamaya başlanan bir puanlık kurumlar vergisi indiriminde ise bu orana tabi kazancın belirlenmesinde ortak giderlerin dağıtımında bir dağıtım anahtarı önerilmemiş, uygun bir dağıtım anahtarı kullanılması gerektiği açıklamasıyla yetinilmiş.

Tebliğde istisna veya indirimli oran uygulanacak kazancın tespitinde dikkate alınan varlıklara ilişkin amortisman tutarının tespitinde önerilen dağıtım anahtarı, diğer ortak giderlerdeki gibi farklı değil. Varlığın her bir işte kullanım süresine bağlı olarak amortisman tutarının dağıtılması gerekiyor. Bu yapılamıyorsa da diğer ortak giderlerle birlikte dağıtım yapılması gerekiyor.

Doğru dağıtım anahtarı ne olabilir?

En sonda söylenmesi gereken şeyi söyleyerek başlayayım; Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde 1 puanlık kurumlar vergisi oran indirimine ilişkin olarak yapılan açıklamayı teorik olarak doğru buluyorum. Ortak gider dağıtımı, dağıtıma konu gidere en uygun dağıtım anahtarıyla yapılmalı. Bütün işletmelere, işletmelerin bütün giderlerine uygun tek bir dağıtım anahtarı önerilmesi bence uygun değil.  Bu çerçevede, Tebliğde yer alan bazı istisna kazançlar (serbest bölge kazançları ve Teknopark kazançları) için maliyet bazlı, bazı istisna kazançlar (TUGS’a kayıtlı gemilerin işletilmesinden elde edilen kazançlar) için hasılat bazlı dağıtım anahtarı önerisini çelişik ve tekrar söylüyorum teorik olarak yanlış buluyorum.

Gelelim doğru dağıtım anahtarının ne olması gerektiğine ilişkin kişisel düşünceme.

Öncelikle dağıtıma konu giderler, hangi faaliyetle ilgili olduğu bilinemeyen giderlerle sınırlı. Bir giderin hangi faaliyetle ilgili olduğu belliyse, bu giderin dağıtımına gerek yok, doğrudan ilgili olduğu faaliyetin kazancının tespitinde dikkate alınmalı.

İkinci konu, bütün ortak giderlerin tek bir dağıtım anahtarıyla dağıtılması şart değil. Hatta bazı işletmelerde yanlış olabilir. Mümkünse, her bir gider türü için farklı, uygun bir dağıtım anahtarı belirlenmeli. Bu çerçevede örneğin, çalışanların zamanlarının faaliyet konuları itibariyle izlendiği bir şirkette, her bir çalışanın, zaman ayırdığı her bir işe harcadığı zaman ölçüsünde ücretin dağıtımı en iyi dağıtım yöntemi. Başka bir örnek, tedarik işiyle uğraşan bir çalışanın ücreti ve benzer tedarik giderleri maliyet bazlı, pazarlama bölümünde çalışan bir kişinin ücreti ve diğer satış ve pazarlama giderleri hasılat bazlı dağıtılabilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

İdarenin önerileri yeterli ve doğru mu?

Yukarıda ifade ettim. Her işletme ve bütün gider grupları için tek bir dağıtım anahtarı önermek doğru olmayabilir. Ancak bir de işin pratik yönü var.

Kanunlara uyum sağlama çabasında olan ancak somut konuda uygun dağıtım anahtarı konusunda tereddüt yaşayan işletmelere de idare uygun dağıtım anahtarının ne olabileceği konusunda yardımcı olmalı. İdarenin uygun dağıtım anahtarı önermesi, işletmeleri gereksiz risklerden koruyabilir. Dolayısıyla Tebliğde yukarıda üç örneğini yazdığım konularda dağıtım anahtarı önerisi yapılmış olması yanlış değil. Ancak dağıtım anahtarı önerisinin yapılış şekli tartışma götürür. Tebliğde, kullanılacak dağıtım anahtarının söylenmesi yerine;

– Öncelikle uygun dağıtım anahtarının kullanılması gerektiği ilke olarak söylenebilir,

– Uygun dağıtım anahtarının nasıl tespit edileceği konusunda yol gösterilebilir,

– Uygun dağıtım anahtarı bulmakta zorlanan işletmelere de kullanabilecekleri bir dağıtım anahtarı önerilebilirdi.

Böylece bir taraftan gerçeğe en yakın ortak gider dağıtımı yapabilen işletmelerin doğru dağıtım anahtarı kullanmasında sorun olmadığı söylenmiş olur, bir taraftan da diğer işletmelere bir yol gösterilmiş olurdu.

Bu çerçevede 1 puanlık kurumlar vergisi indirimine tabi faaliyet kazançlarının tespitinde ortak gider dağıtımıyla ilgili açıklama doğru ama yeterli değil gibi gözüküyor. Belki ileride konu bütün benzer uygulamalar için gözden geçirilir ve birbiriyle çelişmeyen, daha tutarlı ve mükellef ihtiyacını karşılayacak bir açıklama haline getirilir.

(Kaynak: Recep Bıyık / Dünya Gazetesi | 03.06.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32257

Emekli Maaşına Haciz Konulabilir Mi?

Emeklilerin toplumun en değerli bireyi olarak sosyal açıdan da korunması gereken gruplarından olması nedeniyle emekli maaşı için de özel düzenlemeler yapılmıştır

Emekli aylığının haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm 5510 sayılı Kanun’un 93’üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre, 5510 sayılı Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.

SGK’nın ilgili emekli kişiden prim, SGDP gibi bir kurum alacağı var ise bu durumda emekli maaşı haczedilebilir.

SGK’ya borcu olan ve emekli aylığı alanların maaşlarının dörtte biri haczedilebilmektedir.

Böylesi bir durumda haczedilecek maaş miktarı da emekli maaşının % 25’inden fazla olamaz.

Yine SSK emeklisi kişinin emekli maaşı nafaka borçları dışında haczedilemez.

Buna göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakatinin bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Kanun hükmüne göre emeklinin maaşına, üçüncü kişilere olan borcu nedeniyle haciz konulabilmesi için borçlu emeklinin izninin rızasının olması gerekmektedir. Alacağın takibini yapan icra daireleri, emeklinin maaşına haciz konulması için yazılı rızası yok ise haciz taleplerini reddetmektedir.

Memur emeklilerinde durum biraz daha farklıdır. Memur emeklileri 5434 sayılı Kanun’a tabi olduklarından mevzuatlarında emekli maaşlarının haciz edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, memur emeklilerin maaşlarına haciz konulabilmektedir.

Dolayısıyla devlet memuru emekliliği dışındaki emeklilerden yani SSK, Bağ-Kur, Banka ve Borsa sandıklarından emekli olanların maaşına rızası olmazsa haciz konulamaz iken devlet memuru emeklisi olanların rızası olmasa dahi icra müdürlükleri tarafından alınmış bir haciz kararı var ise maaşlarına haciz konulabilmektedir.

Hangi Anneler Erken Emekli Oluyor?

Yaşlılık aylığı talebinde bulunan kadın sigortalılardan, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ağır engelli çocuğu bulunanların, 1.10.2008 tarihinden sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir. Bu süreler emeklilik yaşından da indirilir.

Söz konusu indirimler kadın sigortalının bu durumunu belgelendirmesi koşuluna bağlıdır. Bu durum sağlık kurulu raporu ile belgelenir.

Çocuğun ölümü veya bakıma muhtaçlığının kalkması halinde, Kanunun yürürlük tarihinden ölüm tarihine veya bakıma muhtaçlığın kalktığına karar verilen sağlık kurulu rapor tarihine kadar geçen hizmetlerin dörtte biri prim ödeme gün sayısına eklenir ve emeklilik yaşından da indirilir.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 03.06.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32258

Yıllara Sari İnşaatlarda İşin Bitimi Ne Zaman Kabul Edilir?

Cevap: İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.

Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınır.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(03.06.2022)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Verilen Avansın Geri Alınamaması Halinde Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılarak Gider Yazılabilir Mi?

I- GİRİŞ

Ticari hayat içerisinde bazı işletmelerin politikaları gereği, siparişe başlamadan önce avans adı altında bir miktar ödeme talebi çok sık kullanılan bir ödeme şeklidir. Yapılan bu ödemeler mal teslimi veya hizmet ifası gerçekleştiğinde mal veya hizmet bedeline karşılık yapılacak ödemelerden mahsup edilmektedir.

İşletme/şirketler açısından bu avans ödemesine istinaden bir bakıma emtia veya hizmetin zamanında teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Ancak pandemi süreci, ekonomik kriz, kur yükselmesi vb nedenlerden dolayı avansı olan firmaların ekonomik sıkıntı içerisine girmeleri nedeniyle teslimatı yerine getiremediği gibi avansı iade edemedikleri görülmektedir.

Bir mal satışı veya hizmet ifasından tahakkuk edip sonuç hesaplarına intikal ettirilmeyen avanslar için şüpheli alacak olduğu gerekçesiyle karşılık ayrılıp ayrılamayacağı konusu uygulamada tartışılmaktadır. Bu çalışmamızda, verilen avansların şüpheli alacak karşılığı ayırmak suretiyle gider yazılması karşısındaki durumu şüpheli alacak karşılığı ayırmanın koşulları dikkate alınarak makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

II- VERİLEN BU AVANSLAR İÇİN ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK AYRILABİLİR Mİ?

Vergi Mevzuatımıza bakıldığında, bir alacağın şüpheli hale gelmesi durumunda karşılık ayrılması için gerekli şartlar Vergi Usul Kanunun 323.maddesinde belirtilmiş olup; bir alacağın şüpheli alacak sayılabilmesi ve karşılık ayrılması yoluyla gider yazılabilmesi için gerekli koşullar sıralanmaktadır.

Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan alacaklar için şüpheli alacak ayrılacağı belirtilmiştir.

Şüpheli ticari alacak karşılığı ayırabilmek için gerekli olan diğer şartlar şunlardır.

-Bilanço usulüne göre defter tutulmalıdır,

-Alacağın teminatsız olması gerekmektedir (Alacak kısmen teminatlı ise ancak teminatsız kısım için karşılık ayrılabilecektir )

Bu şartları taşıyan alacaklar için şüpheli ticari alacak ayrılıp, gider yazılabilecektir. Fakat avanslar için bir atıf yapılmamıştır.

Uygulamada verilen avansların şüpheli ticari alacak ayrılıp ayrılmayacağı konusunda iki farklı görüş söz konusudur.

Birinci görüş, avansların daha önce gelir ve hasılat yazılmadığı gerekçesiyle şüpheli alacak karşılığı ayrılamayacağı yönündedir.

İkinci görüş ise, verilen ve tahsil edilemeyen avansların, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve devam ettirilmesi ile ilgili ticari alacaklar olması ve VUK‟nun 323 üncü maddesi ve kanun gerekçesinde karşılık ayrılmasını engelleyici bir hüküm bulunmaması dolayısıyla avans alacakları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılabileceği yönündedir.

III-İDARENİN AVANSLAR İÇİN ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK AYRILIP AYRILMAYACAĞI KONUSUNDA ÖZELGE ve YARGI KARARLARI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 22/04/2015 Tarih ve 64597866 -105 [323-2015] -11212 sayılı özelgesinde “……ileride yapılacak mal ve hizmet alımları için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve bu tür ödemelerin Kanunun 323.maddesinde belirtilen şartları haiz olması halinde, bu ödemelerin tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır. Bu açıklamalara göre, müşterilerinizle olan cari hesaplara yaptığınız avans mahiyetindeki ödemelerin ticari faaliyetinizin devamı için yapıldığı anlaşıldığından, ticari bir alacak niteliği kazanan bu tür ödemelerin için Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde belirtilen diğer şartların da sağlanması halinde bu alacaklar için icra takibine başladığınız veya dava açtığınız yıl karşılık ayırmanız mümkündür.” yönünde karar verilmiştir.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü’nün 26.07.2019 tarih ve 11395140-105[VUK-1-20431]-608121 sayılı özelgede ise, “…..teslimatı yapılmayan araç için şirketiniz tarafından ödenen ve iade edilmeyen sipariş avansının, ilgili olduğu dönemin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.” Verilen bu özelge de konu amortismana ait iktisadi kıymet alımı için yapılan avans ödemesine ilişkin olduğun dolayı, amortismana tabi iktisadi kıymet direkt gider yazılamaması nedeniyle idare olumsuz görüş vermiştir.

Danıştay 3. Dairesi 2010 yılında verdiği kararda (E: 2008/3413 K: 2010/3636) “sözleşme ve benzeri nitelikte yazılı belgeye göre ödenmeyen veya geriye dönmeyen avans için karşılık ayrılabileceğine hükmetmiştir. Danıştay 3. Dairesi aynı konuda 2015 yılında verdiği bir diğer kararda (E: 2011/4280 K: 2015/949) da benzer gerekçelerle geri alınamayan avanslar için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabileceği yönünde karar vermiştir.

IV-SONUÇ

Teslimatı yerine getirilemeyeceğinin ve avansı geri alınamayacağının kesin olması durumunda yapılacak muhasebe işlemi, bu avansın gider hesaplarına aktarılarak kapatılmasıdır.

Vergi Usul Kanununun 323. maddesinde yer alan şartların sağlanması durumunda idare ve Danıştay kararları avansların geri alınamaması durumunda, karşılık ayrılabileceği noktasında aynı doğrultuda oldukları gözükmektedir.

Konu ile ilgili; 2013 yılında verilen bir özelgede (25.06.2013 tarih ve 62030549-125[6-2012/89]-917 sayılı özelge) olumsuz bir görüş verilmesinden dolayı bir cezai yaptırım ile karşılaşılmaması adına mükellefiniz adına özelge talep ederek görüş alınması yerinde olacaktır.

03.06.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Engelli Kontenjanı Hesaplamasında Kısmi Çalışanların Etkisi

Dezavantajlı grupların istihdamına yönelik pozitif yönlü ayrımcılıkların başında engellilerin çalıştırılmasına yönelik tedbirler gelmektedir. Yadsınamaz bir gerçek istihdam piyasası regülasyona tabi tutulmazsa, engellilerin iş bulmakta zorlanacaklarıdır. Bu nedenle kanun koyucu işgücü piyasasına mevzuat yönüyle müdahale ederek, kimi işyerlerinde belirlenmiş oranlarda engellinin istihdamını zorunlu kılar.

Türkiye’de engellilerin işçi olarak istihdamı, 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde öngörülen kota sistemi ile sağlanmaya çalışılmaktadır. İş Kanunu 4. Maddesine göre tarım ve orman işyerleri, 50 kişiye kadar (50 dahil) İş Kanunu kapsamında bulunmadığından, bu nitelikteki işyerleri, 51 ve üzerinde işçi çalıştırdığı takdirde engelli çalıştırmak zorunda kalacaktır. 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde öngörülen kota sistemi kapsamında; özel sektör işyerlerinde % 3 engelli çalıştırılması zorunludur.

Çalıştırılması zorunlu olan engelli işçi sayısı, aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri olan firmaların o ildeki toplam işçi sayısına göre belirlenir. Zorunluluk kapsamına giren firmaların tespitinde çalışanların belirli ya da belirsiz süreli iş sözleşmesi ile hizmet akdinde bulunmaları önemsenmez ve tüm işçilerin sayısı dikkate alınır. İşyerinde kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar varsa bunlar çalışma süreleri dikkate alınmak suretiyle aylık fiili çalışma saati olan 195 saat üzerinden tam süreli çalışmaya dönüştürülerek, işyerinde tam süreli olarak çalışan işçi sayısına ilave edilir. Bu hesaplama sonucunda bulunacak işçi sayısında yarıma kadar olan kesirler dikkate alınmaz. Yarım ve daha fazla olan kesirler tama dönüştürülür.

Konuyu örneklerle açıklamak gerekirse

Defne A.Ş. firmasında 60 kişi tam süreli, 5 kişi de kısmi süreli olarak günde 4’er saatten ayda 26 gün çalışmaktadır. Buna göre firmanın engelli çalışan gereksinimi aşağıdaki şekilde hesaplanmalıdır:

5(kişi) x 4(saat) = 20 (saat)

20 (saat) x 26 (gün) = 520 (saat)

520 (saat) :195= 2,6 (yarım ve üzeri tama iblağ edildiğinden) = 3 (Kişi)

Bu işyerinde 60+3=63 kişi üzerinden belirlenen oranda çalıştırılması gereken zorunlu işçi kontenjanı hesaplanmalıdır.

Ceren&Merve LTD. ŞTİ firmasında 148 kişi tam süreli, 39 kişi de günde 4’er saatten ayda 26 gün kısmi süreli olarak çalışmaktadır. Buna göre firmanın engelli çalışan gereksinimi aşağıdaki şekilde hesaplanmalıdır:

39(kişi) x 4 (saat) =156

156 (saat) x 26 (gün) = 4056 (saat)

4056 (saat) :195= 20,8 (yarım ve üzeri tama iblağ edildiğinden) = 21 (Kişi)

Bu işyerinde 148+21=169 kişi üzerinden o yıl için belirlenen oranda çalıştırılması gereken zorunlu işçi kontenjanı hesaplanmalıdır.

03.06.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İki Babadan Yetim Aylığı Alınabilir Mi?

Amcam 2009 yılında beni evlat edindi. Kendisi 2014’te vefat etti ve bana yüzde 50 oranında aylık bağlandı. Kendim SSK’lı bir işte çalışıyorum, ancak bekârım. 2016 yılında ise kendi babam vefat etti. Babamdan, Emekli Sandığı emeklisi olan anneme yüzde 50 oranında aylık bağlandı. İnternette tesadüfen okuduğum bir yazıda evlat edinilen çocukların hem evlat edinen babadan hem de öz babasından maaş alabildiğini öğrendim. SGK’ya iki kez gidip sordum, dilekçe yazdım ama ekte gönderdiğim yazıdan da görüleceği üzere geri dönüşler bambaşka bir durumu açıklıyordu. Net  bir cevap alamadım. Benim statüm SSK, beni evlat edinen babamın ve kendi babamın statüsü Emekli Sandığı. Bu konuda görüşünüzü belirtebilir misiniz? İpek İ.

5510 sayılı SSGSS Kanunu’na göre, ölüm (yetim) aylığı bağlanmasında evlilik bağı içinde doğan çocuklar ile sigortalı ve eşi tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocuklar da hak sahibi sayılmaktadır.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda da evladı olmayan bir şahıs tarafından alınmış, evlat edinilmiş çocuklar, yetim aylığı bağlanacak olan çocuklar arasında sayılmıştır.

Bu bağlamda, aranan diğer koşulların sağlanmasına bağlı olarak hem öz babadan hem de kendisini evlat edinen babadan yetim aylığı hak sahipliğine bir engel yok. Ancak 5434 sayılı Kanun’a göre, Kanun’da belirtilen istisnalar dışında, aynı anda iki yönden aylığa hak kazanılması halinde, iki yönden aylığa hak kazananların tercih ettikleri aylıkları ödeniyor.

Evlat edinen amcanız da babanız da Emekli Sandığı’na tabi olduğundan, diğer bir deyişle her iki babanızın da statüsü Emekli Sandığı olduğundan, maalesef ikisinden ayrı ayrı aylık bağlanmıyor. Bu gibi durumlarda (yani birden fazla aylığa hak kazanılması durumunda) yüksek olan aylığın bağlanması söz konusu oluyor. SGK’dan gelen yazıyı da bu bağlamda okumak
gerekiyor.

Öz ve evlat edinen babalarınızdan biri SSK, Bağ-Kur ya da banka emekli sandığı statüsünde olsaydı, siz de herhangi bir sigortalılık kapsamında çalışmıyor veya kendi çalışmanız nedeniyle emekli aylığı almıyor olsaydınız her ikisinden de aylık bağlanması söz konusu olurdu.

Üç aylık almak mümkün mü?

Annem isteğe bağlı SSK emeklisi. SSK emeklisi babam 17 Mart 2022’de vefat etti. Anneme babamın maaşının yüzde 50’si bağlandı. Dedem Emekli Sandığı emeklisi olarak 2005 yılında vefat etmişti. Bu durumda anneme dedemden maaş bağlanır mı ya da maaş tutarı ile ilgili seçenek hakkı olur mu? Nesrin A.

Anneniz ve babanız SSK, dedeniz Emekli Sandığı emeklisi olduğundan, annenize dedenizden de aylık bağlanır. Böylece anneniz, kendi emekli aylığı, babanızdan dul aylığı, dedenizden yetim aylığı olmak üzere üç aylığı da alabilir.

Temmuz zammı emekli aylığını etkiler mi?

Emeklilik yaşım 20 Ağustos 2022’de doluyor. Yaşım dolunca hemen başvurmalı mıyım? Dilekçeyi günü gününe vermek daha mı iyidir? Temmuz zammı maaşı etkiler mi? Sebahattin Y.

Emekli aylıkları, emeklilik başvurusunun yapıldığı tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere bağlanıyor. Bu bağlamda, dilekçenizi ayın ilk günü de verseniz, son günü de verseniz, emekli aylığınız izleyen aybaşından itibaren bağlanır. 2022 yılı içinde ne zaman emekli olursanız olun, temmuz ayında emekli aylıklarına yapılacak zam emekli aylığınıza yansır.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 04.06.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32259

SSK Emekli Aylığı Bağlanmasında İşe Giriş Tarihinin Önemi?

SGK, şartları sağlayan sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanmakta veya şartları sağlamayanlara ise prim iadesi kapsamında yaşlılık toptan ödemesi yapılmaktadır. 506 sayılı Kanuna tabi malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, emekli aylığına hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve SGK’dan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmaktadır.

Bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmamaktadır.

01 Ekim 2008 ve sonrasında ilk defa sigortalı olanlar çalışma hayatı boyunca en fazla hizmetinin bulunduğu statüden emekli olacaktır. Bu tarihten önce sigortalı olanlar ise prim ödenen son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fazla olan statüden, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu statüden bağlanmaktadır.

İşe giriş tarihinin önemi

SSK, yani diğer adıyla 4/a sigortalılarının emeklilik şartları Bağ-Kur ve Memurlardan farklı olarak sigortalının işe giriş tarihine göre değişmektedir.

8.9.1999 öncesi işe girenler kademeli emekliliğe tabidir.

Bu tarihten sonra 09.09.1999-30.04.2008 tarihleri arasında işe girenler ise kadınlar 58 yaşını, erkekler ise 60 yaşını ve 7.000 prim gününü tamamlamaları durumunda normal emeklilik şartları ile emekli olabilmektedir.

İlk defa 01.05.2008 tarihinden sonra sigortalı olacak erkeklerden 4/(a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır.

Ayrıca 7200 gün sayısının doldurulduğu tarihe göre de yaş şartı aranır. Buna göre;

1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında erkek için 61,

2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında erkek için 62,

3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında erkek için 63,

4) 1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında erkek için 64,

5) 1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında erkek için 65,

6) 1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihinden itibaren erkek için 65,

olarak uygulanır.

İlk defa 01.05.2008 tarihinden sonra sigortalı olacak kadınlardan 4/(a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7.200 gün olarak uygulanır.

Ayrıca 7200 gün sayısının doldurulduğu tarihe göre de yaş şartı aranır. Buna göre;

1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59,

2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60,

3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61,

4) 1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62,

5) 1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63,

6) 1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64,

7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın için 65,

olarak uygulanır.

Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında 7.200 prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır.

En düşük emekli maaşı

Sigortalıların aylığa hak kazanma şartlarını yerine getirmeleri halinde aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.

Halen mevcut durumda en düşük yaşlılık aylığı tutarı 2.500 TL’ dir.

Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce ödenecek bayram ikramiyesi tutarı 1.100’er TL’dir.

Bayram ikramiyesi başvuru şartı olmaksızın emeklinin gelir aylık almakta olduğu banka hesabına yatırılmaktadır. Birden fazla dosyadan gelir ve/veya aylık alan emekli ve hak sahiplerine en fazla ödemeye imkân veren dosya üzerinden ödeme yapılmaktadır.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 10.05.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32173

Harcırah veya Yolluk Ödemeleri Gelir Vergisinden İstisna Mıdır?

Cevap: Gider karşılığı olarak yapılan aşağıda yazılı ödemeler Gelir Vergisi’nden istisna edilmiştir.

Harcırah Kanunu’na tabi kurumlar tarafından harcırah veya yolluk olarak yapılan ödemeler;

Harcırah Kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından idare meclisi başkanı ve üyeleri ile denetçilerine, tasfiye memurlarına ve hizmet erbabına (Harcırah Kanunu’na tabi olsun olmasın her türlü sözleşmeli personel dahil) verilen gerçek yol giderlerinin tamamı ile yemek ve yatmak giderlerine karşılık verilen gündelikler (Bu gündelikler aynı aylık seviyesindeki devlet memurlarına verilen gündeliklerden fazla ise veya devletçe verilen gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur)

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(10.05.2022)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com