İşlerimiz Uzaktan Çalışmaya Uygun Mu?

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği 10 Mart 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile uzaktan çalışmanın yapılamayacağı işler, verilerin korunması ve paylaşılmasına ilişkin işletme kurallarının uygulanması ve uzaktan çalışmanın usul ve esasları belirlendi.

Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca; uzaktan çalışmaya ilişkin olarak yapılacak iş sözleşmeleri, Kanun’da belirtildiği gibi yazılı şekil şartına bağlandı. Sözleşme kapsamında (i) işin tanımı, (ii) yapılma şekli, (iii) işin süresi ve yeri, (iv) ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, (v) işveren tarafından sağlanan iş araçları, ekipman ve bunların korunmasına yönelik yükümlülükler, (vi) işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin hükümlerin yer alması gerektiği düzenlendi.

UZAKTAN ÇALIŞMA NASIL TALEP EDİLECEK?

Talep yazılı olarak yapılacak ve belirlenen usul doğrultusunda işverence değerlendirilecek,

Talep değerlendirilirken, işin ve işçinin uzaktan çalışmaya uygun olup olmadığı konusunda belirli kıstaslar kullanılabilecek,

Talebe ilişkin değerlendirme sonucu 30 gün içinde işçiye yazılı olarak bildirilecek,

Talebin kabul edilmesi halinde iş sözleşmesinde belirtilen hususlara uygun şekilde sözleşme yapılacak,

Uzaktan çalışmaya geçen işçi, tekrar iş yerinde çalışma talebinde bulunabilecek ve böyle bir durumda işveren talebi öncelikli olarak değerlendirecek,

Uzaktan çalışmanın mevzuatta belirtilen zorlayıcı nedenlerle iş yerinin tamamında veya bir bölümünde uygulanması durumunda, uzaktan çalışmaya geçiş için işçinin talebi veya onayı aranmayacak.

ÇALIŞANLARIMIZ ŞANSSIZ

Pandeminin bir ülkenin ekonomisine uzun vadeli etkisi, oradaki işlerin ne kadarının evden yapılabildiğiyle de doğrudan ilişkili.

Chicago Üniversitesi profesörleri Dingel ve Neiman, 800 iş türünün hangilerinin evden yapılabileceğini araştırdıktan sonra, bu iş kollarının hangilerinin ABD’de mevcut olduğunu inceledi ve ülkedeki işlerin yüzde 37’sinin evden çalışmaya müsait olduğunu buldu. İsveç ve Birleşik Krallık’ta işlerin yüzde 40’ından fazlası evden yapılabilirken, bu oran Meksika ve Türkiye’de yüzde 25’in altında.

Denetim ve danışmanlık şirket olan PwC’nin Haziran ayında yaptığı bir araştırmaya göre; ABD’deki ofis çalışanlarının yüzde 83’ü, pandeminin ardından da haftada en az bir gün evden çalışmak istiyor.

Google, Amazon ve Ford gibi uluslararası şirketler evden çalışmaya devam ederken, Facebook, Fujitsu ve Siemens’in de aralarında bulunduğu çok sayıda şirket, evden çalışmayı kalıcı hale getirdiğini duyurdu. Büyük şirketlerin CEO’larıyla yapılan bir anket, üçte ikisinin ofislerini küçültmeyi planladığını ortaya koydu. Pinterest, ağustos ayında San Fransisco’daki 45 bin metrekarelik ofisinin kira sözleşmesini iptal etmek için 90 milyon dolar ödedi.

Dünya genelinde hukuk alanındaki işlerin yüzde 97’si evden yapılabilirken; bu oran finansta yüzde 88’e, ulaşımda yüzde 3’e; çiftçilik, balıkçılık ve ormancılık sektöründe yüzde 1’e düşüyor. Araştırmaya göre; mesleklerin gelişmiş ülkelerde evden çalışmaya daha müsait olduğu, yoksul ülkelerde ise olmadığı sonucuna varıldı. Türkiye ise, OECD ülkeleri arasında evden çalışmanın en az mümkün olduğu ülke çıktı.

 TERCİH NET

Ülkemizde uzaktan çalışma müessesi “Kısa Çalışma Ödeneği” uygulaması ile bir anlam ifade edecekti. Kısa çalışma ödeneği uygulamasının 01 Nisan 2021 tarihi itibarıyla artık uygulanmıyor olması, uzaktan çalışma düzenini engelleyecektir. Çalışan daha düşük bir ücrete razı olursa; uzaktan çalışma yapması mümkün olacaktır. Açıklanan uzaktan çalışma düzeni, yine çalışanın istismarına ve hak kaybına neden olacaktır.

Kısa çalışma ödeneği uygulamasını kaldırıp, TL mevduatta düşük stopaj uygulamasını tekrar erteleyenlerin tercihi çok net değil mi?

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 02.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30605

Sigortası Olmayanlar Başvursun

4 aydır bir firmada çalışıyorum. İşveren sigortamı ödememiş. Ne yapmalıyım? O.Y.
İşyerinde çalışacak işçilerin işe başlamadan 1 gün önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi gerekmektedir. Sigortasız işçi çalıştırılmaz.
Bunun için Sosyal Güvenlik Kurumu’na, BİMER veya ALO 170 aracılığı ile müracaat etmeniz gerekir. SGK denetmenleri işyerinde inceleme yaparak tescilinizi yapacaklardır.
Eğer artık işyerinde çalışmak istemiyorsanız hizmet tespit davası açarak sigortasız çalışmış olduğunuz dönem için sigorta tescilinizin yapılmasını talep edebilirsiniz.

02.10.1977 doğumluyum. 20.10.1996 sigorta başlangıcım, 3726 gün primim var. 1997’de askere gittim. Ne zaman emekli olabilirim? O. VAR
25 yıl, 56 yaş ve 5825 prim gün şartlarına tabisiniz. 2099 gün daha prim ödeyerek 56 yaşınızın dolacağı 02.10.2033 tarihinde emekli olabilirsiniz. İşe giriş tarihiniz askerden önce olduğundan askerlik borçlanması yapmanız emeklilik yaşınızı etkilemez.

02.06.1973 doğumluyum. 01.12.2004 tarihinden bu yana esnaf Bağ- Kur’luyum. Ne zaman emekli olurum? Doğan
Bağ-Kur’dan 9000 prim gün ve 60 yaşa tabisiniz. Emekli olabilmeniz için 9000 prim günü tamamlayıp 60 yaşınızın dolacağı 02.06.2033 tarihini beklemeniz gerekiyor. Son 3.5 yıl SSK primi ödemeniz halinde yine aynı tarihte 7000 günle SSK’dan emekli olabilirsiniz.

(Kaynak: Ali Şerbetçi / Takvim Gazetesi | 02.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30606

Serbest Meslek Erbabında İşe Başlamanın Belirtileri Nelerdir?

Cevap: Serbest meslek erbabı için aşağıdaki hallerden her hangi biri “İşe başlama” yı gösterir:

1. Muayenehane, yazıhane, atelye gibi özel iş yerleri açmak;

2. Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak;

3. Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak;

4. Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak.

Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmıyacak olanlar bildirmelerinde bu ciheti de açıklarlar.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(02.04.2021)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Çalışan Sigortalıların Prime Esas Kazanç Hesabında Değişiklik Yapıldı

ÖZET: 1- 5746 sayılı Kanun kapsamında net ücret sistemine göre çalıştırılan Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin brüt ücretlerinin hesaplama şekli 4691 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge tasarım ve destek personeli bakımında da uygulanacaktır. 4691 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge tasarım ve destek personelini için gelir vergisi istisnası uygulanmadığından, net ücret sistemine göre çalıştırılan sigortalıların brüt ücretleri (prime esas kazançları) hesaplanırken gelir vergisi ve damga vergisi dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, bu kapsamdaki sigortalının brüt ücreti hesaplanırken;

Brüt Ücret (Sigorta primine Esas kazanç): Net Ücret+ Sosyal Sigorta Primi (İşçi payı) + İşsizlik Sigortası Primi (İşçi Payı) + Gelir Vergisi + Damga Vergisi formülü esas alınacaktır.

2- 4691 sayılı Kanun kapsamında net ücret sistemine göre çalıştırılan Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin brüt ücretlerinin (Prime esas Kazançları) yukarıda açıklanan şekilde hesaplanması 2021/Şubat ve sonrası için söz konusu olacaktır.

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNDE ÇALIŞAN SİGORTALILARIN SİGORTA PRİMİNE ESAS KAZANÇLARININ HESAPLANMASI

4691 sayılı Kanuna tabi teknoloji geliştirme bölgelerinde net ücret sistemine göre çalışan sigortalıların, ücretinin brütleştirilmesi ve sigorta primine esas kazanç tutarının nasıl hesap edileceği 2020/20 sayılı SGK Genelgesinin 83 ila 90’ıncı sayfalarında açıklanmıştır. Ayrıca bu konuda 29/5/2019 tarihli 104-1 sayılı sirkülerimizde yayımlanmıştır. Ancak 03/02/2021 tarih ve 31384 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7263 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda yapılan değişiklik nedeniyle 18/06/2020 tarih ve 7156781 sayılı 2020/20 İşveren İşlemleri Genelgesinin “9-5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunun Desteklenmesi Hakkında Kanun Uyarınca Net Ücret Alan Sigortalıların Prime Esas Kazancının Hesaplanması” başlıklı kısmı değiştirilmiştir.

Yapılan değişiklik öncesi söz konusu maddenin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan hükme göre bölgede çalışan AR-GE tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnaydı.

Yapılan değişiklik sonrası 4691 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilecektir.

Bu değişiklik dolayısıyla 4691 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri gelir vergisinden müstesna olmadığından, 5746 sayılı Kanun kapsamında net ücret sistemine göre çalıştırılan Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin brüt ücretlerinin hesaplama şekli 4691 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge tasarım ve destek personeli bakımında da uygulanacaktır.

Sigortalının net ücreti brüt ücretinden kanunen yapılması gereken kesintilerin çıkarılması suretiyle bulunmaktadır. Dolayısıyla bir sigortalının net ücreti;

Net Ücret: Brüt Ücret- Sosyal Sigorta Primi (İşçi payı) – İşsizlik Sigortası Primi (İşçi Payı)- Gelir Vergisi-Damga Vergisi formülüyle ifade edilir.

Bu formül vasıtasıyla net ücret sistemine göre çalıştırılan bir sigortalının brüt ücretinin de hesaplanması mümkün bulunmaktadır. Buna göre;

Brüt Ücret: Net Ücret+ Sosyal Sigorta Primi (İşçi payı) + İşsizlik Sigortası Primi (İşçi Payı) + Gelir Vergisi + Damga Vergisi formülüne göre hesaplanmaktadır.

4691 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge tasarım ve destek personeli için gelir vergisi istisnası uygulanmadığından, net ücret sistemine göre çalıştırılan sigortalıların brüt ücretleri (prime esas kazançları) hesaplanırken gelir vergisi ve damga vergisi dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, bu kapsamdaki sigortalının brüt ücreti hesaplanırken;

Brüt Ücret: Net Ücret+ Sosyal Sigorta Primi (İşçi payı) + İşsizlik Sigortası Primi (İşçi Payı) + Gelir Vergisi + Damga Vergisi formülü esas alınacaktır.

Bu durumda;

A= Brüt Ücret
B= Net Ücret

Sigorta Primi İşçi Payı Toplam Tutarı=  (A x 15 )     =15A
100          100

Gelir Vergisi Matrahı= A- 15A = 85A
100      100

Gelir Vergisi Tutarı = 85A x 15      = 1275A
100   100         10000

Damga Vergisi Tutarı = A x     759        =  759 A
100000     100000

B= A- 15A – 1275A – 759A
100  10000  100000

B= 100000A- 15000A- 12750A- 759A
100000

100000 B= 71491A

A= 100000B
71491

formülü ile net ücretten brüt ücret hesaplanabilir. (Hesaplama yapılırken, Asgari Geçim İndirimi göz önünde bulundurulmamıştır. Vergi dilimi %15 olarak dikkate alınmıştır.)

ÖRNEK: 4691 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge çalışması olan ve net ücret sistemine göre çalışan sigortalının net ücretinin 8.000,00 TL olduğu varsayıldığında;

4691 AR-GE ÇALIŞANI İÇİN NET ÜCRETTEN BRÜT ÜCRET HESAPLAMA

Net Ücret 8.000,00
Sigorta Primi İşçi Payı (%14) 1.566,63
İşsizlik Sigortası Primi İşçi Payı (%1) 111,90
Gelir Vergisi Matrahı 9.511,69
Gelir Vergisi (%15) 1.426,75
Damga Vergisi (%0,759) 84,93
Brüt Ücret (Prime Esas Kazanç) 11.190,22

Kanun hükmü 03/02/2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğinden, 4691 sayılı Kanun kapsamında net ücret sistemine göre çalıştırılan Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin brüt ücretlerinin yukarıda açıklanan şekilde hesaplanması 2021/Şubat ve sonrası için söz konusu olacaktır.

Saygılarımızla…

SGK

(02.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5679

Nakit Sermaye Artırımı Faiz İndiriminde Kafaları Karıştıran Özelge

27/3/2015 tarihli ve 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendinde, finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sinin, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Nakdi sermaye artışı üzerinden, indirimden yararlanılan yıl için TCMB tarafından en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın Bakanlar Kurulunca belirlenen orana isabet eden kısmı ilgili dönem kurum kazancından indirilebilecektir. İndirim uygulamasında, artırılan sermayenin hesap dönemi içerisinde ortaklarca nakit olarak ödendiği (Nakden taahhüt edilen sermayenin, sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce şirketin banka hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihinin içinde bulunduğu) ay kesri tam ay sayılmak suretiyle, yılın kalan süresi için kıst dönem esasına göre indirim tutarı hesaplanacaktır.

İndirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında; mevcut sermaye şirketlerinde ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları, yeni kurulan sermaye şirketlerinde ise ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı dikkate alınacak olup sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamayacağı tabiidir.

Bununla birlikte;

  • Sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları,
  • Sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan sermaye artışları,
  • Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışları,
  • Ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,
  • Şirkete nakdi sermaye dışında hisse senedi, tahvil veya bono gibi kıymetlerin konulması suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,
  • Bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışları,

indirim tutarının hesaplamasında dikkate alınmayacaktır.

Buraya kadar anlattıklarımın tamamı hemen hemen herkes tarafından bilinmektedir. Ancak yukarıda belirtiğim üzere bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışlarının sermaye indiriminden faydalanması söz konusu değildir.

Hal böyle olunca 331- Ortaklara Borçlar Hesabını sermaye ilave etmek isteyenlerin aynı zamanda nakit sermaye artışı faiz indiriminden de faydalanmak istemeleri amacıyla;

331-Ortaklara Borçlar hesabında takip edilen şirket borcunun ortağa geri ödenmesi yapılmakta ve ödenen bu tutarın ortak tarafından sermaye artırımı dolayısıyla kendisine isabet eden taahhüdün yerine getirilmesinde kullanılmaktadır.

Konuya ilişkin Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığının 27.01.2020 tarih ve 47285862-125[10-2017/12]-4307 sayılı vermiş olduğu özelgede Mükellef kurumun;

“… tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda şirketinizin sermayesinin … TL.’den … -TL’ye çıkarılması kararının alındığı ve bu kararın … tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan ettirildiğini ancak şirketin nakit ihtiyacını karşılamak üzere şirket ortağı … ‘dan daha önceki tarihlerde alınan ve “331-Ortaklara Borçlar” hesabında takip edilen borçları için yine bu tarihlerde adı geçen kişiye ödemeler yapıldığı ve ortağın da sermaye artırımı taahhüdüne ait ödemelerini bu dönemde yaptığı belirtilerek sermaye artırımı işleminin Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi gereği kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususundaki” sorusuna cevaben aşağıda yer alan görüşü vermiştir.

“Bu hüküm ve açıklamalara göre, bilanço içi kalemlerin sermayeye eklenmesi suretiyle gerçekleştirilen nakdi sermaye artırımları dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde düzenlenen indirim uygulamasından faydalanılamayacağından, “331-Ortaklara Borçlar” hesabında takip edilen şirket borcunun ortağınıza geri ödenmesi ve ödenen bu tutarın ortağınız tarafından sermaye artırımı dolayısıyla kendisine isabet eden taahhüdün yerine getirilmesinde kullanılması halinde, bu tutarla sınırlı olmak üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde düzenlenen indirim uygulamasından faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır. “

Sonuç:

Daha önceki senelerde Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığının vermiş olduğu özelgeye zıttı yönde ve mükellef lehine olan özelgelerde mevcuttu. Ancak idarenin son görüşü yansıtıyor olması amacıyla Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığının vermiş olduğu özelge önem taşımaktadır. Bu bağlamda, sermaye artışı yapacak şirketlerin aynı zamanda nakit sermaye artırımında indiriminden de faydalanmak istemeleri halinde ilgili özelgeyi göz önünü almalarında faydalı olacaktır.

Kaynakça:

1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ

Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığının 27.01.2020 tarih ve 47285862-125[10-2017/12]-4307 sayılı özelgesi

02.04.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

%5 Kurumlar Vergisi İndiriminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Değerli Okurlarım Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesiyle; vergisini zamanında ödeyen ve belirtilen diğer şartları taşıyan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’ini, ödenmesi gereken vergiden indirme imkanı getirilmiştir.

%5 VERGİ İNDİRİMİNDEN KİMLER YARARLANABİLİR?

Belirtilen şartları taşımaları kaydıyla vergi indiriminden;

• Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefleri,

• Kurumlar vergisi mükellefleri (Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç), yararlanabilir.

• Basit usule tabi mükellefler de %5’lik vergi indiriminden yararlanabilecektir

%5 VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI NELERDİR?

Tebliğin 3 üncü bölümünde belirtilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için;

• İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve indirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması,

• İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması,

• Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları ile fer’i alacaklar dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,

• Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiillerin işlenmemiş olması,

DİĞER HUSUSLAR

• Vergi indiriminden yararlanabilmek için sadece gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin değil Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken tüm beyannamelerin yasal süresinde verilmesi ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden bütün vergilerin de yasal süresinde ödenmesi gerekmektedir.

• Hesaplanan indirim tutarı, her şart ve takdirde 1.000.000,00 milyon Türk lirasından fazla olamayacaktır.

• İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilecek olup bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmeyecektir.

• Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, şartları taşımadığının sonradan tespiti halinde ilgili vergilendirme döneminde indirim nedeniyle alınmayan vergiler bu kez vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften istenilecektir.

• İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanın gerçek durumu yansıtmadığının, indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine, yapılan tarhiyatların kesinleşmesi halinde de yine indirim nedeniyle alınmayan vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften istenilecektir.

• Kanuni süresi içinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak, kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler vergi indiriminden yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir.

%5 VERGİ İNDİRİMİN TALEBİ NASIL YAPILIR ?

İnternet Vergi Dairesinden Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talebi Girişi ekranından

GEKSİS kontrol raporunun oluşabilmesi için standart gelir/kurumlar vergisi iade talep dilekçesinin (1A veya 1B) verilmesi gerekmektedir. Verilen her standart gelir/kurumlar vergisi iade talep dilekçesi sonrasında sistem tarafından mevcut GEKSİS raporu yeniden analize tabi tutulur.

“Gelir/Kurumlar Vergisi İade İşlemleri” menüsündeki “Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talebi Girişi (GEKSİS)” seçeneği tıklanır.

İlk defa iade talebinde bulunulacaksa açılan ekrandan “Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talebi Girişi” seçeneği tıklanır. Kaydedilmiş ancak onaylanmamış bir iade talebi varsa “Daha Önce Girilen Gelir/Kurumlar Vergisi İade Talepleri” seçeneği ile bu iade talebine ulaşılabilir.

“Dönem tipi” kısmında iade talep eden mükellef tarafından iadeye esas beyanname verme dönemine göre ilgili kutucuklardan biri seçilir. “Dönemi” kısmında iade talep edilen dönem ay ve yıl olarak kutucuklardan seçilir. “İade Türü” kısmında iadenin “mahsuben iade”, “nakden iade” veya “kısmen mahsup kısmen nakden iade” taleplerinden biri seçilir.

· 1A–1B dilekçelerinde nakit iade talebi yoksa “mahsuben iade”,

· 1A–1B dilekçelerinde nakit iade talebi varsa, “nakden iade” veya “kısmen mahsup kısmen nakden iade” seçeneklerinden birisi işaretlenmelidir. “İade Hakkı Doğuran İşlem Türü” kısmında “Geçici Vergiden Doğan İade”, “Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilerden Doğan İade” veya “Vergi İndiriminden Doğan İade ” (GVK Mükerrer Madde 121) türlerinden biri, birkaçı veya tamamı seçilebilir.

· Kesinti yoluyla ödenen vergileri içeren 1A dilekçesi verilmişse, iade işlem türü olarak “Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilerden Doğan İade”,

· 1B dilekçesi verilmişse, iade işlem türü olarak “Geçici Vergiden Doğan İade”,

· Vergi İndiriminden doğan iadeyi içeren 1A dilekçesi verilmişse, iade işlem türü olarak “Vergi İndiriminden Doğan iade” seçenekleri işaretlenmelidir. (GEKSİS İade Talep Girişinde, İade Hakkı Doğuran İşlem Türü alanında çoklu seçim yapabilme imkânı tanınmış olup, dilekçe tiplerini kapsayacak şekilde beyannamede yer alan iade türlerinden biri ya da birkaçı ya da tamamı işaretlenebilir.) İade Hakkı Doğuran İşlem Türünün sadece kesinti Yoluyla Ödenen Vergilerden Doğan iade veya Kesinti Yoluyla Ödenen Vergilerden Doğan İadeyi kapsayacak şekilde seçilmesi durumunda; İade Talebiniz İçin Teminat Gösterecek misiniz? ve İade Talep Şekli menüleri açılacaktır.

9 “İade Talebiniz İçin Teminat Gösterecek misiniz?” kısmına “Evet” seçeneği işaretlendiğinde “Banka/Katılım Bankası Teminat Mektubu” ve “Diğer Teminat” seçenekleri açılır. Buradan ilgili adımlar seçilir devam edilir açılan liste kaydedilir. İlgili Diğer adımlar GEKSİS başvuru kullanım kılavuzunda ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Değerli Mükellefler Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesiyle; vergisini zamanında ödeyen ve belirtilen diğer şartları taşıyan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’ini, ödenmesi gereken vergiden indirme imkanı getirilmiştir. Bu imkanı kullanırken geçici vergilerin zamanında ödenmiş olması şartı gereği interaktif vergi dairesinden sorgulamalardan ödeme ve alındılarım ekranından tahsilat zamanları mutlaka sorgulanmadır. Ödenen vergilerde herhangi bir gecikme olması durumunda GEKSİS kontrol raporunda hata çıkacaktır yararlanılan indirim tutarından vazgeçilmesi söz konusu olacaktır.

Kaynak: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/05/20200527-11.htm

https://intvrg.gib.gov.tr/GEKSIS_Kilavuz.pdf

02.04.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Eğrisiyle Doğrusuyla Kripto Paraları Vergilendirme Hamlesi

Kripto paraların üzerindeki gözetimin artacağına ilişkin sinyaller bu yıl içerisinde gelmişti. Kripto para fanları Hazine ve Maliye Bakanlığının kripto para borsalarından bilgi istediğine ilişkin haberlerle birlikte muhtemelen irkildiler. Bu hamleler piyasada kripto para işlemlerinin vergilendirebileceği ihtimaline ağırlık kazandırdı. İdarenin konuyla ilgili düşüncesiyle ilgili en ufak bir bilgim olmasa da ben de sıradan bir vatandaş olarak bir vergi uygulamasının hayata geçirilebileceği kanaatindeyim. Nedenini yazının devamında açıklayacağım. Bununla beraber bu yazıda muhtemel bir vergilendirmenin bizlere ne kaybettirip ne kazandırabileceğini de ele alalım istedim.

Büyük Dalgayı Bekleyen Sörfçü

2019 yılında kaleme aldığımız “Kripto Paraları Vergilendirme Çabaları: Nesin Sen Kripto Para?” başlıklı yazımızda, ülkemizin halen daha kripto paranın mal, para ve menkul kıymetten hangisi olduğuna karar verememesini iğneleyici bir dille ele almıştık. Oysa o tarihlerde bazı ülkeler çoktan kripto paraların vergilendirilmesinde ciddi yol kat etmişti. Örneğin ABD 2014 yılında bir rehberlik yayınlayarak mevcut vergi kanunlarıyla kripto paralarla ilgili işlemlerin ne şekilde vergilendirileceğini açıklığa kavuşturmuştu[1]. IRS’e göre kripto para mal sayılmıştı ve kabaca işlem kazançlarının sermaye kazancı olarak vergilendirilmesi gerekiyordu. Bir yıldan daha uzun süre elde tutulup sermaye kazancını ortaya çıkaracak bir işleme tabi olacak kripto para daha düşük oranda vergiye tabi olacaktı.

IRS’in 2014 yılında böyle bir karar alması aslında şaşırtıcı değildi. ABD kripto paranın doğduğu topraklardı ve bitcoin’de 2013 yılında ciddi bir dalgalanma yaşandı. Bu yılda bitcoin’in değeri 1100 USD’ye kadar hızlıca tırmandı ve tekrar yarıya kadar düştü. Geriye dönük bitcoin tarihindeki bu en önemli zıplama ve aynı yıl yaşanan iniş çıkışlar bu tarihlerde birilerinin ciddi paralar kazandığına işaret ediyordu. IRS de bu dalgayı kaçırmak istemedi. Geriye baktığımızda 2017 yılsonundan 2018 yılı ortalarına kadar ikinci büyük dalgayı yaşadığımızı görüyoruz. Bitcoin’in değeri 13.000 USD’ye kadar çıktı ve 3000 USD’ye kadar geri düştü. Şahsen 2019 yılının başında bir vergilendirme hamlesi beklerken idarenin sessiz kalması, 2019 yılsonu itibariyle kaleme aldığımız yazıdaki siteme gerekçedir. 2020 yılının Eylül ayından itibaren üçüncü dalgayı yaşamaya başladık ve Hazine ve Maliye Bakanlığının kıyıda o dev dalgayı bekleyen sörfçüler gibi artık bu dalgayı kaçırmayacağının inancındayım.

Geçmiş Yıllara Dönük Kazançlar   

Kripto paralara yönelik işlemlerde geçmiş dönem kazançlarının ne şekilde yorumlanabileceğine ilişkin fikir yürütürken IRS örneğini bir miktar daha irdelememiz faydalı olacaktır. Bir kere IRS’in 2014 yılında yayınladığının bir mevzuat değişikliği değil sadece bir rehber olduğunu iyi anlamalıyız. IRS bu rehberle, benim mevcut mevzuatım uyarınca kripto para kazançları bu şekilde vergilendirilir demiş oldu. Böylece sadece 2014 yılı ve sonrası kazançları değil de önceki yıllardaki kazançlar da kapsama alanına alındı. Daha sonra mahkeme kararıyla Coinbase Borsasından 2013 – 2015 yılı arasındaki işlemleri 20.000 USD sınırıyla istemesi dolayısıyla IRS’in bu niyetini uygulamaya koyduğunu da biliyoruz[2].

IRS’nin bu hamlesiyle beraber geçmiş dönemlerde bu kazançları elde edip beyan etmeyenler cezalı duruma düşmüş oldu. Tarihlere detaylı bakarsak, IRS rehberini 2014 yılında çıkardı ve 2013 yılı için beyan için çok geç değildi. Coinbase zaten 2012 Haziran ayında kurulmuştu. IRS 2018 yılında Coinbase’den bu veriyi alarak gerekli doğrulamayı yaptı. IRS’in 2012 ve önceki yıllara ilişkin veri talep ettiğine veya mükelleflere ilişkin işlem yaptığına yönelik bir bilgi haberlere yansımadı. Örneğin Kraken Kripto Para Borsası 2011 yılının haziran ayında kurulmuştu ve 2012 yılına ilişkin bir veri bu borsadan kolaylıkla alınabilirdi.

Eğer idaremiz mevcut mali mevzuata göre kripto para kazançları bu şekilde vergilendirilir deyip 2020 öncesinin verisini işleme koyarsa çok sayıda mükellef beyanname vermediği için cezalı duruma düşmüş olacak. Bu açıdan IRS uygulamasının konuya ilişkin aydınlatıcı bir örnek olduğunu düşünüyoruz.

Vergilendirmede Adalet Asimetrisi   

Kripto paradan kaynaklı kazançlar vergilendirilmeli mi diye sorulacak olursa bizim cevabımız vergilendirilsin olacaktır. Çünkü diğer yatırımlara ilişkin kazançları vergilendirilen mükellefler açısından açık bir şekilde asimetri oluşturmaktadır. Bununla beraber eski yazılarımızda da ele aldığımız gibi ağır bir vergilendirmenin olumsuz etkileri olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Almanya gibi katı kuralları olan bir ülkenin bile bir seneden fazla elde tutulan kripto para kazançlarını vergilendirmemeyi tercih ettiği bir dönemden geçiyoruz.

Kripto paraya ilişkin kazançlar sadece yatırımcıların kazancından değil borsaların kazancından da oluşmaktadır. Ağır bir vergilendirme ülkemizde kurulu borsaların kazancını ve varlığını olumsuz etkileyecektir. Kripto para kayıtlı sistem içerisinde kalmalıdır. Yatırımcının Şeysellerde kurulu Poloniex Borsasında veya Malta’da kurulu Binance borsasında işlem yapmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca yurtdışı borsalardan işlem yapanlar vergilendirilmezken yurtiçi borsalardan işlem yapanların öncelikli olarak vergilendirilmesi başka bir asimetri yaratacaktır. Türk yatırımcısının Türk borsasını tercih etmesi komisyon kazançlarının Türkiye’de kalması ve vergiye tabi olması demektir. Bu tercih cezalandırılmamalıdır.

Bir başka asimetri kripto paranın doğası gereği ortaya çıkmaktadır. Günümüzde dijital ürünler satarak veya çeşitli hizmetler sunarak kripto para elde edilmektedir. Bu para yurtdışındaki bir borsada dövize tahvil edilebilir ve binlerce ödeme aracı kuruluştan herhangi biri üzerinden Türkiye’ye getirilebilir. Banka incelemesinde borsa ismi görülemeyeceğinden vergiye tabi kazanç realize olmakla beraber vergi radarına girmeyecektir. Bu kazançlara ilişkin mantıklı bir politika geliştirilene kadar borsa eksenli kazançların ağır şekilde vergilendirilmesi iki kazanç arasındaki uçurumu derinleştirecektir.

Son olarak yurtdışındaki borsaların engellenmesi mantıklı sonuçlar üretmeyebilir. Kumar ve bahis sitelerinden bu engellemenin çok da başarılı olmadığını biliyoruz. Her arz kendi talebini yarattığı şekliyle bir takım aracı platformlar devreye girebilir.


[1] IRS, Notice 2014-21, https://www.irs.gov/pub/irs-drop/n-14-21.pdf

[2] Techcrunch, Coinbase ordered to give the IRS data on users trading more than $20,000, https://techcrunch.com/2017/11/29/coinbase-internal-revenue-service-taxation/

02.04.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Geç Kalınan Süreler Maaştan Kesilir Mi?

İşveren işe geç kalanların ücretinden iki katı tutarında kesinti yapacağını söyledi. Yasal haklarımız nelerdir? V.G.
İş Kanunu’na göre, işçinin işverenin emir ve talimatlarına uyma borcu bulunmaktadır. Bu nedenle işveren, mesai saatlerine riayet etmeyen işçiden çalışmadığı sürenin ücretini kesebilir.
Ancak bu miktarın saat ücretinizin miktarı kadar olması gerekir. Yani 1 saat geç kalmış iseniz 1 saatlik ücretinizi kesebilir. 2 saat geç kalınmışsa 2 saat tutarında kesinti yapabilir. Ancak belirttiğiniz gibi 1 saatlik gecikme yapan çalışandan 2 saatlik kesinti yapılamaz.

1969 doğumluyum, işe başlangıç 1984 yılı. Boşluklar vererek çalıştım. Toplam 3000 günüm var. Kaç yaşında emekli olurum? S.İ.
İşe giriş tarihinize göre 25 yıl, 48 yaş ve 5225 prim gün şartlarına tabisiniz. 25 yıl şartınız ve 48 yaşınız tamamlanmış. Prim gün sayınızın tamamlanması için 2225 gün daha çalışmanız gerekiyor. Bu durumda prim gün sayınız tamamlanınca emekli olabilirsiniz.

03.10.1992 sigorta girişim, 4200 prim günüm bulunuyor. Askerliği 27.02.1989 tarihinde yaptım. Askerliği borçlanırsam ne zaman emekli olurum? İ.A.
İşe girişinize göre 25 yıl, 53 yaş ve 5600 prim gün şartlarına tabisiniz. En az 15 aylık askerlik borçlanıp 25 yıl, 52 yaş ve 5525 prim gün şartlarına tabi olursunuz. Bu durumda 5525 prim günü tamamlayıp 52 yaşınızın dolacağı tarihte emekli olabilirsiniz.

(Kaynak: Ali Şerbetçi / Takvim Gazetesi | 03.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30609

Son Umudumuz Kripto

Son birkaç gündür ülkemizde, Maliye’nin kripto para alıp satanları incelemeye aldığı, vergilendirme yapacağı ve bu amaçla kripto varlık alım-satım platformlarından bilgiler istediğine dair haberler çıktı. Bu haberler üzerine Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK), bilgileri kendilerinin suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele amaçları çerçevesinde istediklerini açıkladı. Bugün sizlere, dünyada kripto piyasası ile ilgili genel bilgiler vereceğim. İlerleyen yazılarımda Türkiye’de kripto varlık alım-satımları ile ilgili olarak vergilendirme yapılıp yapılamayacağı ya da nasıl yapılacağına ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan araştırmaya göre; dünyanın en büyük 74 ekonomisi içerisinde, nüfusa oranla en çok kripto para kullanan ülke vatandaşları açıklandı. Listede Nijeryalılar %33 ile ilk sırada yer alırken, Vietnam vatandaşları %21 ile ikinci, Filipinler %20 ile 3’ncü sırada yer aldı. Türkiye ise %16 ile dünyada 4’ncü, Avrupa’da ise ilk sırada yer aldı.

Bitcoin ise, Filipinler Merkez Bankası’nın ülkede havale ve transfer şirketleri olarak çalışmak için birkaç kripto borsasını onayladığını bildirdi.

BITCOIN AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERDE MARKAJ ALTINDA

ABD merkezli Union Bankası Filipinler’in önemli şehirlerinden Makati’de, insanların kripto para birimlerinin ülkede yarattığı akıma nasıl kapıldığını gösteren bir Bitcoin ATM’si kurdu. Afrika ve Güneydoğu Asya’daki ülkelerin yoğun ilgi gösterdiği kripto paralara Latin Amerika ülkelerinin de büyük rağbet gösterdiği belirtildi. Peru, %16 kripto para kullanımıyla Türkiye’nin ardından 5’nci sırada yer alırken Brezilya, Kolombiya, Arjantin, Meksika ve Şili de çift haneli rakamlara ulaştı.

AVRUPA VE BRİTANYA İLGİSİZ

Kripto paralar Orta Avrupa ve Britanya ülkelerinin gözüne pek fazla girememiş gibi. Türkiye’den sonra en çok ilgi gösteren Avrupa ülkeleri %11 ile İsviçre ve Yunanistan.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, kripto paralarla ilgili yeni bir düzenleme getireceklerini duyurarak, son zamanlarda yüksek rağbet gören kripto paralar ile ilgili; “Kripto parayı bir para birimi olarak saymayıp, oldukça spekülatif bir varlık olarak düşündüklerini” ifade etti.

Yapılan çalışmada 74 ülke içerisinde en az kripto para kullanan ülkeler ise yüzde 4 ile Japonya ve Danimarka oldu.

G7 ZİRVESİNDEN ETKİLENMEDİ

12 Şubat 2021’de İngiltere’de gerçekleşen G7zirvesinin gündeminde olan kripto para piyasasıyla ilgili zirveden değerleri etkileyen bir sonuç çıkmadı. Kripto para birimleri veya merkez bankası dijital para birimleri açısından herhangi bir açıklama yapılmamasından dolayı; kripto para birimlerinin fiyatında şu an için herhangi büyük bir değişiklik yok gibi görünüyor. Kripto paralara yönelen Çin, Rusya, Kanada, İsviçre, Türkiye’yi gözlemleyen diğer devletlerin ise akıllarında soru işaretleri var. Türkiye’de bu dijital para birimlerine yatırımın ilgi çektiği açık.

Bugün itibarıyla, gelişmiş ülkelerden çok gelişmekte olan ülke vatandaşlarının kripto paralara bu kadar çok ilgi göstermesini; “umutsuz insan yığınlarının, son çare olarak kripto paralardan köşeyi dönme düşünceleri mi” sağlamaktadır?

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 03.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30610

İşçi Çalışmasa Bile Bu Sürelerde Hafta Tatili Ücreti Verilmesi Zorunlu!

Çalışanların ruhsal ve bedensel sağlığı açısından haftada en az bir gün kesintisiz dinlendirilmesi büyük öneme sahip bulunmaktadır. Keza personelin hiç dinlendirilmeden uzun sürelerle çalıştırılması hem iş kazalarına davetiye çıkaracağı gibi hem de verimliliklerini düşüreceği yapılan çok sayıda bilimsel çalışmayla sabittir. İşte bu meyanda Hafta Tatili Hakkındaki Kanunumuzda, hafta içindeki çalışma süresi altı gün olarak belirlenmiş ve her altı günlük çalışma sonucu işçinin 24 saatten az olmamak üzere dinlendirileceği hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan İş Kanununda ise, genel bakımdan haftalık çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamış ise bu sürenin iş yerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı, İş Kanunu kapsamına giren iş yerlerinde, işçilere tatil gününden önce anılan kanunda belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları şartı ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verileceği, çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretinin tam olarak ödeneceği öngörülmüştür.

Çalışılmayan bu sürelerde hafta tatilinde nazara alınır

İşçilere tatil gününden önceki iş günlerinde çalışmış olmaları şartı ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde en az 1 gün ücretli hafta tatili verilmesi mecburidir. İş Kanuna göre her ne kadar işçi fiilen çalışmamış olsa bile aşağıda sayılan hâllerde sanki çalışmış gibi kabul edilerek hafta tatiline hak kazanmaktadır. Buna göre;

  • Çalışmadığı hâlde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
  • İş Kanununda yer verilen mazeret izin süreleri ile
  • Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,

Çalışılmış günler gibi hesaba katılması gerekmektedir.

Diğer yandan zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan iş yerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi hâlinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılmaktadır.

Yüzde usulünün uygulandığı iş yerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenmesi gerekmektedir.

Tekrar altını çizmek gerekirse bir haftalık süreye kadar işveren tarafından verilen izinler hafta tatilinin hesabında aynen çalışılmış gibi sayılmaktadır.

Hafta tatilinin çalışanın SGK’sı açısından hesabı

Sigortalıların işe başladığı ay/dönemdeki prim ödeme gün sayılarının ve prime esas kazanç tutarlarının hesaplanması sırasında, Hafta Tatili Hakkında Kanun ve İş Kanununda öngörülen hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu da göz önüne alınacak ve hak kazanılan hafta tatili prim ödeme gün sayısına dâhil edilecektir.

Diğer taraftan, hafta tatiline hak kazanmadıkları hâlde hafta tatili yapan sigortalılara, kullanmış oldukları hafta tatili için ücret ödenmesi zorunlu olmadığından, bu sürelerin prim ödeme gün sayısının hesaplanması sırasında dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

Buna karşın, hak kazanılmadığı hâlde kullanılmış olan hafta tatili için ücret ödenmesi hâlinde, bu sürelere ilişkin ücretler de prime esas kazanca dâhil edileceğinden, bu durumda bahse konu süreler prim ödeme gün sayısına dâhil edilecektir.

Ay içinde işe başlama ve işten ayrılmaya göre prim hesabı

Ay/dönem içinde işe girişi veya işten çıkışı bulunmayan, çeşitli nedenlerle (istirahat, ücretsiz izin, disiplin cezası gibi) ay/dönemin bazı günlerinde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalıların ilgili ay/dönemdeki prim ödeme gün sayıları, ilgili ay/dönemdeki gün sayısından, ücret almaya hak kazanılmamış gün sayısı çıkartılmak suretiyle hesaplanacaktır.

Ay/dönem içinde işe başlayan veya işten ayrılan sigortalıların, aynı zamanda çeşitli nedenlerle (istirahat, ücretsiz izin, disiplin cezası gibi) ay/dönem içinde hak kazanılmış hafta tatili dışında, çalışmadığı ve çalışmadığı günler içerisinde ücret almadığı günlerin bulunması durumunda, ilgili ay/dönemdeki prim ödeme gün sayısı, ücret alınan gün sayısı esas alınmak suretiyle, başka bir ifade ile ilgili ay/dönemdeki gün sayısından, işe başladığı tarihten önceki gün sayısı, işten ayrıldığı tarihten sonraki gün sayısı ve ücret alınmayan gün sayısı çıkartılmak suretiyle hesaplanacaktır.

Hak kazanılmadığı hâlde kullanılmış olan hafta tatili için ücret ödenmesi hâlinde, bu sürelere ilişkin ücretler de prime esas kazanca dâhil edileceğinden, bu durumda bahse konu süreler prim ödeme gün sayısına dâhil edilecektir.

***

“Zamanın önünde durmak mümkün değil. Bir hata yaptığımızda, zamanı geri alıp yeniden baştan başlayamayız. Yapabileceğimiz tek şey, şimdiki zamanı iyi kullanmak.” D. Lama

(Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi | 03.04.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30611