İşten Çıkış Yasağı Kuralına Uymayanın Kısa Çalışma Ödemelerine Etkisi

Cumhurbaşkanı kararı ile işten çıkarma yasağı 17.01.2021 tarihinden itibaren iki ay uzatılmıştır. İçinde bulunduğumuz pandemi dönemine özgü olarak getirilen işten çıkarma yasağı  kısa çalışma uygulamasından yararlanan işyerleri için ve kısa çalışmadan bağımsız olarak iki şekilde karşımıza çıkıyor.

4857 sayılı İş kanunun Geçici 10. Madde uyarınca; “Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren(17.04.2020) üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.” hükmü kısa çalışma uygulanan işyerlerinde 17/04/2020 olarak uygulanmamaktadır.

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa 26/03/2020 tarihinde eklenen geçici 23 üncü maddesinde “Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dolayısıyla, 26/03/2020 olan yasanın yürürlük tarihinden itibaren yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle uygulanan kısa çalışma döneminde “01- Deneme süreli iş sözleşmesinin işverence feshi”, “04-Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi”, “15-Toplu işçi Çıkarma”, “22-Diğer nedenler”, “26-Disiplin kurulu kararı ile fesih”,“27-İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih”, “28-İşveren tarafından sağlık nedeni ile fesih”, “31-Borçlar Kanunu, Sendika Kanunu, Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında kendi istek ve kusura dışında fesih”,“32-4046 sayılı Kanunun 21. maddesine göre özelleştirme nedeni ile fesih” ve “34-İşyerinin devri, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle fesih” adlı işten çıkış nedenleriyle işten çıkış işlemi yapılmış ise işyerinin kısa çalışma uygulaması durdurulur.

Bununla birlikte; Kanunun yayımlandığı 26.03.2020 tarihinden önce süreci başlatılan 4857/17. Madde kapsamında ihbar öneli verilerek yapılan fesihler gibi ya da tutukluluk nedeniyle yapılan kısa çalışma uygulanan döneme rastlayan, fesihlerde de kısa çalışma uygulamasını durduran gerekçe olarak kabul edilir.

İşten çıkartılan işçinin kısa çalışma kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın bahsedilen SGK kodlarından çıkış işlemi yapıldığında fesih tarihinin bir gün öncesi olacak şekilde kısa çalışma bitiş tarihi güncellenir ve oluşan fazla ödemeler işverenden tahsil edilir. Yasanın yürürlük tarihinden (26 Mart 2020) önceki işten çıkış işlemleri dikkate alınmaz.

31.12.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşinde Hazinece Karşılanan Sigorta Prim Desteğinin Muhasebe Kaydı

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükellefin bir hesap dönemi içinde elde ettiği safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, bu kazancın tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Ticari kazancın tespitinde ise “tahakkuk” ve “dönemsellik” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasını ifade eder

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla), 27 nci maddede yazılı giyim giderlerinin safı kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.” hükmüne yer verilmiş olup, anılan Kanunun 44 üncü maddesinde ise, inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin işin bitim tarihi olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır.

5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu, 4857 Sayılı İş Kanununun teşvikle ilgili maddelerinde ; “Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.”Şeklinde düzenlemeler yer alırken 4325 Sayılı Olağanüstü Hal Bölgesi kanununun 6.maddesinde, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 17. Maddesi (KHK-687/3 md.) ile 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanununun 50’nci maddesinin 5. fıkrasında yer alan istihdamın artırılmasına yönelik sigorta primi teşvikleri ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanununun İndirim, istisna, destek ve teşvik unsurları başlıklı 3. Maddesinde Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak alınıp alınmayacağı hususunda bir kısıtlama yapılmadığı görülmektedir.

Diğer taraftan Vergi Dairesi Başkanlıklarınca değişik tarihlerde “Hazinece karşılanacak sigorta primi işveren hissesi tutarının gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınmayacağı” konusunda verilen özelgelerde birbirinden farklı görüş verildiği görülmektedir:

Artvin Defterdarlığı tarafından verilen 24.08.2011 tarih ve B.07.4.DEF.0.08.10.00-08-OZELGE-001- sayılı özelgesinde.”Buna göre, 5084 sayılı Kanun ile getirilen gelir vergisi stopajı teşviki, yatırımların özendirilmesi ve istihdamın işveren üzerindeki maliyetinin azaltılması amacıyla getirilmiş olup, 5084 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanundan doğan işveren hisselerinin hazine tarafından karşılanması nedeniyle işçilik maliyetleri içerisinde yer alan sigorta primlerinde dolayısıyla da toplam maliyetlerde bu tutar kadar bir azalma meydana gelmektedir. Söz konusu teşvik tutarı Hazine tarafından işveren adına ilgili Kuruma aktarıldığından, mükelleflerden tahsil edilmeyen bu tutarların, gelir geçici vergisi ve yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecek gelire dahil edilmesi söz konusu değildir.”

Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 26.08.2011 tarih ve b.07.1.gib.4.41.15.01-kvk-2010/22-122 sayılı özelgesinde, “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin; Bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan ve Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanan sigorta primi işveren hissesinin yarısının, gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeden takip edilmesi gerekmektedir.”

Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 09.11.2017 tarih ve 17192610-120[ÖZG-17/18] – 117899 sayılı özelgesi,”

“ 6661 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle 5510 sayılı Kanunun geçici 68 inci maddesine istinaden uygulanan sigorta prim indirimi tutarının, Gelir Vergisi Kanunu yönünden gelir veya gider olarak dikkate alınmaması gerekir.”

Kütahya Defterdarlığı tarafından verilen 30.11.2017 tarih ve  61504625-5334-86 sayılı özelgesinde …“5510 sayılı Kanuna göre Hazinece karşılanan sigorta prim teşviklerinin kurum kazancının tespitinde hâsılat olarak dikkate alınması ve söz konusu tutarların “602- Diğer Gelirler” hesabında izlenmesi gerekmektedir” görüşleri bulunmaktadır.

Diğer taraftan ödenmeyen sigorta primlerinin gider yazılamayacağı gelir ve kurumlar vergisinde yer almamasına rağmen 5510 sayılı yasa ile düzenlenmiştir. 5510 sayılı yasanın primlerin ödenmesi başlıklı 88. maddesinde; “87 nci maddenin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentlerinde belirtilen yükümlüler, her aya ait primleri ilgili ayı takip eden ayın sonuna kadar kuruma öderler. Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamaz” şeklinde hüküm yer almaktadır

Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 22.11.2017 tarih ve 68554973-105[413-2016/8]-121157 sayılı özelgesinde, Ayrıca, Şirketiniz personelleri için Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenen ve Hazinece karşılanan sigorta prim desteğinin kurum kazancının tespitinde hasılat olarak dikkate alınması ve söz konusu tutarların “602-Diğer Gelirler” hesabında izlenmesi gerekmektedir.”Şeklinde Yıllara Yaygın olmayan işler için görüş vermiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Ticari Defterlere ilişkin 64 maddesinin 5.fıkrasında yer alan Defter tutma yükümlülüğü göre gerçek ve tüzel kişiler, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili uymak zorundadır. Vergi mevzuatındaki “Dönemsellik İlkesi” ve  “Ticari Kazancın Tespiti” hükümleri ile Genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartları (dönemsellik, tutarlılık, maliyet esası, önemlilik ve özün önceliği ilkesi) gereği Vergi Usul Kanununda yer alan “Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır” düzenlemesinden hareketle idarenin ekonomik gerekçelere dayanarak yaşanan sorunu çözmek ve sıkıntıları gidermek için almış olduğu kararları uygularken kanunların konuluş maksadı ve amacının ne olduğu göz ardı edilmemelidir.

Hazinece karşılanan sigorta prim teşvikleri ile ilgili verilen özelgelerin görüş beyan edilen  bölümünde yer alan;

  • Yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecek gelire dahil edilmesi söz konusu değildir.
  • Hususlarının dikkate alınarak bu konuda gelir veya gider olarak dikkate alınmaması gerekir.
  • Gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeden takip edilmesi gerekmektedir
  • Söz konusu tutarların “602- Diğer Gelirler” hesabında izlenmesi gerekmektedir.

şeklindeki bir biri ile çelişen görüşlerin oluşturacağı olumsuzluk ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim.

Yukarda konu edilen özelgelerin hiçbirinin içeriğinde de GVK 42 maddesine göre Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım işletmeler için görüş bulunmamaktadır.

Finansal tabloların gerçeğe uygun değerler üzerinden sunumu için hazinece karşılanacak sigorta primi işveren hissesi tutarının gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınmayacağı konusunda;

  • Ücret bordrosu tahakkuk tarihi/dönemi
  • Defter kayıt dönemi
  • Aylık hizmet prim bildirgesi ve defter kayıtlarının uyumu
  • Teşvikin elde edilmesi/ Teşvikin iptal edilmesi

Hususlarının dikkate alınarak uygulama birlikteliği için Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği, Genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartlarına (dönemsellik, tutarlılık, maliyet esası, önemlilik ve özün önceliği ilkesi) uygun olarak vergi mevzuatında yer alan dönemsellik ilkesi  ve ticari kazancın tespiti hükümleri dikkate alınarak, Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşi yapan kuruluşlar için bir görüşün oluşturulması düşüncesini taşımaktayım.

5510 sayılı  yasanın primlerin ödenmesi başlıklı 88. maddesinde yer alan hüküm ve 174 seri no.lu Gelir Vergisi genel tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde nasıl gider yazacağız. Gider olarak kabul edilmeyen ve bildirge üzerinden hesaben mahsup edilen prim tutarlarını nasıl gelir olarak kayıtlara alacağımız hususunda tereddüt yaşamaktayız.  

Sigorta prim teşvikleri uygulamada yaygın olarak,

  • Doğrudan Direkt Gider/Gelir Kaydetme Yöntemi
  • Karşılık Ayırarak Gider/Gelir Kaydetme Yöntemi
  • Netleştirme Yöntemi
  • Muhasebe Hesaplarında (Göstermeme) Kayıt Dışı Bırakma Yöntemi

Kullanılarak muhasebeleştirilmektedir.

Bu teşviklerin 602,649 veya 679 hesaplarda takip edilmelidir Görüşü Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım işi yapmayan kuruluşlar için uygulanabilinir. Çünkü işçi maliyetleri brüt olarak maliyet hesaplarına alınmakta, dolaysı ile Doğrudan Gider/ Gelir yazılmakta iken Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde aşağıda yapacağımız açıklamalar çerçevesinde uygun olmadığı kanaatini taşımaktayım

26.12.1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılan 602,649 ve 679 hesapların açıklaması şöyledir,

602 –  Diğer Gelirler: İşletmenin korunması, ihracatı teşvik ya da hükümet politikasına uyma zorunluluğu karşısında oluşan işletmenin faaliyet hasılatındaki düşüklüğü veya faaliyet zararını gidermek için, sermaye katkısı niteliğinde olmayan, mali yardımlar (sübvansiyonlar), devletin bazı malları vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerden istisna etmesi yoluyla yaptığı yardımlar (vergi iadeleri) ve satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili fiyat istikrar destekleme primi vb. hasılat kalemleri bu hesapta izlenir. Ancak Sübvansiyon ya da destekleme, devletin kişi ya da kurumlara mal, para veya hizmet biçiminde yaptığı karşılıksız yardımları ifade eder.

679- Diğer Olağan Dışı Gelir ve Karlar Hesabı: Diğer gelir hesap kalemleri dışında kalan duran varlık satışlarından doğan kârlar gibi gelir ve kârların yer aldığı hesaptır. Ve uygulamada kullanılmaması gereken bir hesaptır.

649- Diğer Olağan Gelir ve Karlar Hesabı: Diğer faaliyetlerden olağan gelir ve kârlar hesap grubundaki hesapların kapsamına girmeyen, işletmenin esas faaliyeti dışında fakat olağan sayılan faaliyetlerle ilgili olarak ortaya çıkan gelir ve kârların izlendiği hesaptır.

Bu tanıma göre bir teşvik alma söz konusu değildir, 602, 649 veya 679 demek gelir tablosunda fiktif bir kalem oluşturmak demektir, özellikle GVK 42.maddesine göre birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri işi yapan firmalarda, stoklu çalışan üretim firmalarında ve 31.12. itibariyle oluşan durum nedeniyle tüm firmalarda oluşan düzensizlikler nedeniyle, ilerde telafisi güç ve imkansız sonuçlar doğuracaktır.

Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri giderleri, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinden tam açıklama ilkesine göre SGK giderlerinin tamamını yazdığınız, ancak gider sadeleştirmesi yapmadığınız bir giderin karşılığını 602-diğer gelirler hesabınıza yazdığımızda fiktif gelir tablosu hesabı oluşturmuş olacağız, aynı zamanda bilançoyu da 170 kodlu hesapları bozmuş olacaktır.

Zira   21.03.2018 Tarih  7103 Sayılı Kanunla 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 19. Madde Teşvikinde  “Fondan bu madde kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.” Demektedir.

Sonuç olarak,  Devlet tarafından sağlanacak olan teşviklerin koşullu bir gelir kalemi olması, sürekli olmayıp belirli bir süre için uygulanacak olması nedeniyle “Devlet  tarafından karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz” hükmünün ve “Fondan bu madde kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.”  Hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Ticari Defterlere ilişkin 64 maddesinin 5.fıkrasında yer alan Defter tutma yükümlülüğü göre gerçek ve tüzel kişiler, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili uymak zorundadır. Vergi mevzuatındaki “Dönemsellik İlkesi” ve  “Ticari Kazancın Tespiti” hükümleri ile Genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartları (dönemsellik, tutarlılık, maliyet esası, önemlilik ve özün önceliği ilkesi) gereği  uygun olarak muhasebeleştirilerek göz önüne alınarak Netleştirme yönteminin uygulaması ve muhasebe kaydının aşağıdaki  gibi  yapılması uygun olacaktır.

B A
770 Genel Yönetim Giderl. Hs. 490
   770.01 Brüt ücretler 400
   770.02 SGK İşv. Payı 82
   770.03 SGK İşv. İşsiz. 8
136 Diğer Çeşitli Alacaklar Hs. 20
   136.01 AGİ 20
360 Öden. Vergi ve Fonlar Hs. 89,92
   360.01 İşçi Gel.Verg. 60
   360.02 Damga Verg. 29,92
361 Öden. Sos.Güv.Kesint.Hs. 150
   361.01 SGK İşçi Payı 56
   361.02 SGK İşçi İşsiz.Payı 4
   361.03 SGK İşv.Payı 82
   361.04 SGK İşv.İşsiz.Payı 8
335 Personele Borçlar Hs. 270,08
Ücret bordrosu tahakkuku 510 510
B A
361 Öden. Sos.Güv.Kesint.Hs.
361.01 SGK İşçi Payı 51
361.02 SGK İşçi İşsiz.Payı 3
361.03 SGK İşv.Payı 78
361.04 SGK İşv.İşsiz.Payı 6
102 Bankalar Hs. 138
 SGK prim ödeme 138 138
Tahakkuk Eden Prim Yararlanılan Tutar Ödenen Prim
   361.01 SGK İşçi Payı 56 5 361.01 SGK İşçi Payı 51
   361.02 SGK İşçi İşsiz.Payı 4 1 361.02 SGK İşçi İşsiz.Payı 3
   361.03 SGK İşv.Payı 82 4 361.03 SGK İşv.Payı 78
   361.04 SGK İşv.İşsiz.Payı 8 2 361.04 SGK İşv.İşsiz.Payı 6
361 Hesapta Alacak Kalan Tutarlar İşveren Maliyetinden Mahsup Yapılıyor
   361.01 SGK İşçi Payı 5  
   361.02 SGK İşçi İşsiz.Payı 1  
   361.03 SGK İşv.Payı 4  
   361.04 SGK İşv.İşsiz.Payı 2  
770 Genel Yönetim Giderleri Hs.   12

Ankara  Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 28.12.2020 tarih ve 27575268-105(2020-948]-E.364352 sayılı özelgesinde ” Bu itibarla, sigorta primi işveren hissesi destek tutarlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından borç tahakkukunun yapılması halinde yani diğer bir deyişle söz konusu tutarların defter kayıtlarında 36 l Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri hesabında izlenmesi durumunda, bu tutarların maliyet ya da gider hesaplarında izlenmesi gerekmektedir. Anılan tutarların Devlet tarafından teşvik olarak karşılanması halinde de söz konusu tutarların 361 Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri hesabının borcuna karşılık 602 Diğer Gelirler hesabının alacağına kayıt edilerek muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, sigorta primi işveren hissesi destek tutarlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından borç tahakkukunun yapılmaması halinde Devlet tarafından karşılanan teşvik unsurlarının gelir veya gider hesapları ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir

Ayrıca, yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapan mükelleflerin münhasıran yıllara sari inşaat ve onarım işlerine özgü olarak; sigorta primi işveren hissesi destek tutarlarının, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından borç tahakkukunun yapılması halinde “I 7 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri” hesap grubunda, devlet tarafından teşvik olarak karşılanması halinde ise bu tutarların “35 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakedişleri” hesap grubunda izlenmesi gerekmektedir” şeklinde hüküm yer almaktadır. Bu özeğe ile Yıllara yaygın inşaat ve Onarım işi yapan mükelleflerin sorunları çözümlendiği kanaatindeyim.

SONUÇ : Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşi Yapmayan mükelleflerin  Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 22.11.2017 tarih ve 68554973-105[413-2016/8]-121157 sayılı özelgesi hükümlerine göre ; Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım işi yapan mükelleflerin Ankara  Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 28.12.2020 tarih ve 27575268-105(2020-948]-E.364352 sayılı özelgesi hükümlerine göre işlem uygun olacaktır.

KAYNAKLAR:

Artvin Defterdarlığı tarafından verilen 24.08.2011 tarih ve B.07.4.DEF.0.08.10.00-08-OZELGE-001- sayılı özelgesi

Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 26.08.2011 tarih ve b.07.1.gib.4.41.15.01-kvk-2010/22-122 sayılı özelgesi

Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 09.11.2017 tarih ve 17192610-120[ÖZG-17/18] – 117899 sayılı özelgesi,

Kütahya Defterdarlığı tarafından verilen 30.11.2017 tarih ve  61504625-5334-86 sayılı özelgesi

Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 22.11.2017 tarih ve 68554973-105[413-2016/8]-121157 sayılı özelgesi

Ankara  Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 28.12.2020 tarih ve 27575268-105(2020-948]-E.364352 sayılı özelgesi

Mali mevzuat

MuhasebeTR yayınlanmış makale ve görüşler

31.12.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

SMMM ve YMM’ler Açısından KVKK – Örnek Olayla Anlatım -1

1.Giriş:

6698 sayılı “kişisel verilerin korunması kanunu” 07.04.2016 tarihinden resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kamuoyunda ve meslek camiamızda konunun odak noktasının müşterilerimizin uyum zorunluluğunun olduğu ve ofislerimiz için yapılması gerekenlerin bir parça ihmal edildiğini görmekteyim.

Üç bölümden oluşan bu yazı dizisinin ilk bölümünde “veri sorumlusu” ve “veri işleyen” ayrımı; ikinci bölümünde “veri sorumlusu” ve “veri işleyen” olarak ayrı ayrı yükümlülüklerimiz ve yapmamız gerekenler; üçüncü bölümde ise kanuna aykırılıklar ve cezalar hakkında detaylı bilgi paylaşımında bulunacağım.

2.Veri Sorumlusu ve Veri İşleyen Ayrımı:

6698 sayılı Kanunu’nun 3. Maddesinin ‘ğ’ ve ‘ı’ bendelerine göre;

ı) Veri Sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir.

g) Veri İşleyen: Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir.

6698 sayılı Kanunda yapılan bu tanımlara göre, veri sorumlusu ve veri işleyen gerçek veya tüzel kişilik olabilmektedir. Verilerin işlenmesi hususunda veri sorumlusu karar alma mekanizması yani veri yönetimi sağlayan kişi iken; veri işleyen, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak veri sorumlusunun kararlarını uygulayıcı konumundadır.

Veri sorumlusu ile veri işleyen farklı kişiler olabileceği gibi aynı kişi hem veri sorumlusu hem de veri işleyen sıfatına haiz olabilir. Konuyu ortalama bir muhasebe ofisi kurgulayarak, tüm yönleriyle inceleyelim.

3.Örnek Olay:

Örneğin, S.M. Mali Müşavir Deniz MİZAN, İnci KEBİR’e bağımsız olarak SMMM hizmeti vermektedir. İnci KEBİR web tabanlı LUCA muhasebe programını kullanmaktadır. Ayrıca müşterilerini, tahsilat sürecini takip etme, müşterisinin ödemesi gereken vergi ve sgk tutarlarını hatırlatma ve vergi mevzuatındaki değişimler hakkında bilgilendirme amacıyla, sunucuları yurtdışında olan bir ara yazılım kullanmaktadır. SMMM Deniz MİZAN’ın yanında, muhasebe sistemine giriş yetkisi olan bir personel bulunmaktadır. Muhasebe ofisinin bulunduğu iş merkezinin güvenliğinin sağlanması amacıyla kamera sistemi bulunmakta ve iş merkezi yönetiminin personeli giriş çıkış kayıtlarını bilgisayar ortamında tutmaktadır. Ayrıca SMMM Deniz MİZAN, kendisine mali konularda danışmak isteyen kişiler için web sayfasında bir form açmış ve bu formu dolduran kişilerle iletişim kurmaktadır.

4.Veri Sorumlusu ve Veri İşleyen Tespiti:

Buradaki örnekte başlıca 3 farklı veri işleme faaliyeti vardır. Birincisi; müşteri İnci KEBİR’in veri sorumlusu olduğu durumdur. Müşteri kendi işletme faaliyetleri için aldığı fatura, makbuz, kira kontratı, çalışan kimlik kartı gibi belgeler kanun kapsamında kişisel veriler ihtiva eder. Müşterinin bu belgeleri alması, kullanması, aktarması kanunda veri işleme faaliyeti olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla bu durumda müşteri veri sorumlusu olup Kanuna göre veri işleme faaliyetleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. İkincisi SMMM Deniz MİZAN’ın, müşterisiyle imzaladığı sözleşmeyle sınırlı olarak yaptığı hizmetler kapsamında veri işleyen sıfatına haiz olmasıdır. Üçüncüsü ise SMMM Deniz MİZAN’ın kendi çalışanı, ziyaretçileri, müşterisine kestiği fatura, alacak için gönderdiği sms, web sayfasındaki form için ise veri sorumlusu sıfatına haiz olmasıdır.

Yazımın ikinci bölümünde veri sorumlusunun ve veri işleyenin ayrı ayrı yükümlülükleri nelerdir ve nasıl yerine getirilebileceğini aktarmaya çalışacağım.

Faydalı olması dileğiyle, iyi okumalar.

31.12.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

E-Belge Uygulamalarından GİB Portal Yöntemi İle Yararlanan Mükelleflerimizin Dikkatine

E-BELGE UYGULAMALARINDAN GİB PORTAL YÖNTEMİ İLE YARARLANAN MÜKELLEFLERİMİZİN DİKKATİNE

31/12/2020

Bilindiği üzere; e-Belge uygulamaları kapsamında kağıt belge düzeninden farklı olarak belge seri ve sıra numarası yerine 16 haneli “Belge Numarası” kullanılmaktadır. Belge numarası, 3 haneli birim kod, 4 haneli yıl kodu ve 9 haneli müteselsil numaradan oluşmaktadır.

e-Belge uygulamalarından, GİB Portal yöntemi ile yararlanan mükelleflerin 01/01/2021 tarihinden itibaren düzenleyecekleri e-Belgelerde belge yıl kodu otomatik olarak sistem tarafından güncellenecektir.

Bununla birlikte, mükelleflerimizden 31/12/2020 tarihi de dahil olmak üzere, Aralık aylarının son günlerinde yapılan mal teslimi ile hizmet ifalarına ilişkin olarak, düzenleme tarihi 2021 yılına sarkabilecek olan e-Belgelerde, 7 günlük fatura düzenleme süresine de riayet etmek koşulu ile takip eden Ocak ayı içinde düzenlenebilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.

Bu kapsamda düzenlenecek e-Belgelerde, belge tarihine göre sistem belge yıl kodunu otomatik olarak ayarlamaktadır.

Örneğin, 3 Ocak 2021 tarihinde düzenlenecek bir e-Belgede, belge tarihi 03/01/2021 olması durumunda belge numarası GIB2021XXXXXXXXX şeklinde, belge tarihi 31/12/2020 olması halinde ise belge numarası GIB2020XXXXXXXXX şeklinde, sistem tarafından otomatik olarak tekemmül ettirilecektir.

Bu itibarla, her ne sebep ile olursa olsun Ocak/2021 döneminde Aralık/2020 dönemine e-Belge düzenlemesi gerekecek mükelleflerin, GİB Portalları üzerinden 31/12/2020 tarihine taslak belge oluşturması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Duyurulur.

GİB

(31.12.2020)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5585

Maliye’den Yılın Son Gününde Sürpriz Karar

Maliye, yeni yıla girerken yeminli mali müşavir ile serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin sıkıntıya neden olan bir sorununu çözdü. Çıkarılan özelge ile mesleki sorumluluk sigortalarına ilişkin ödenen primlerin serbest meslek kazancından indirilmesi kabul edildi.

2020 yılının son gününde yeminli mali müşavir (YMM) ve serbest muhasebeci ve mali müşavirlere (SMMM) Hazine ve Maliye Bakanlığından müjdeli haber geldi.

Yılın son gününde çıkarılan özelge ile mesleki sorumluluk sigortalarına ilişkin ödenen primlerin serbest meslek kazancından indirilmesi kabul edildi.

Karar, mesleklerini yaparken kendi kusurlarından oluşabilecek zarar, ziyan ve tazminat risklerine karşı mesleki sorumluluk sigortası yaptıran YMM ve SMMM’lere rahat bir nefes aldıracak.

Bugüne kadar mesleki sorumluluk sigortası nedeniyle ödenen sigorta primleri, kanunen zorunlu olmaması nedeniyle gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak yazılması kabul edilmiyordu. Bu ise, meslek mensuplarında oldukça sıkıntılara neden oluyordu.

Hasılattan indirim yapılabilecek

Maliye bu konuyu yeniden değerlendirerek, meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini yaparken meydana gelen zarar, ziyan ve tazminatların karşılanması amacıyla yaptırılan mesleki sorumluluk sigortalarına ilişkin ödenen primleri, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine yönelik gider olarak kabul etti ve serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirimini kabul etti.

Konu hakkında Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 30.12.2020 tarihli ve 367714 sayılı Özelgede açıklama yapıldı. Bu şekilde, YMM ve SMMM’lerin önemli bir sorunu çözümlenmiş oldu.

“Büyük bir sorun çözülmüş oldu”

Konu ile ilgili olarak Gazetemiz yazarı Yeminli Mali Müşavir Abdullah Tolu, “Maliye bu konuda uzun yıllardan bu yana devam eden büyük bir sorunu çözdü. Şu an yapılan, aslında baştan bu yana olması gereken uygulama. Ancak, maalesef bu zamana kadar yanlış uygulandı. YMM ve SMMM’lerin çözülmesi gereken çok sorunu var. Örneğin, denetim ve mali müşavirlik hizmetlerinde KDV oranı çok yüksek, meslek mensupları tahsil etmedikleri ücretlerin KDV’sini peşin olarak kendileri ödemek zorunda kalıyorlar. Bu sorunun çözümü için ya KDV oranının yüzde 8’e indirilmesi veya bu hizmetlere en azından 5/10 – 9/10 oranında KDV tevkifatı getirilmesi lazım.” dedi.

(Kaynak: Dünya Gazetesi | 31.12.2020)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30107

Apartman Görevlisinin Net Ücreti 3.040 Lira Oldu

Soru: 1 Ocak’ta yürürlüğe giren yeni asgari ücrete göre, asgari ücretle çalışan konutlardaki apartman görevlilerinden (kapıcılardan) hangi kesintiler yapılacak ve apartman görevlisine net olarak kaç lira ücret ödenecek? l ABDULLAH

Cevap: 1 Ocak 2021’den itibaren asgari ücret brüt 2.943 liradan yaklaşık yüzde 21.56 artışla 3.577.50 liraya yükseltildi. Asgari ücretle çalışan apartman görevlisinin ücretinden; yüzde 14 oranında 500.85 lira sigorta primi işçi hissesi, yüzde 1 oranında 35.78 lira işsizlik sigortası primi olmak üzere toplam 536.63 lira prim kesintisi yapılacak ve kalan 3.040.88 lira net ücret olarak apartman görevlisine ödenecektir. Apartman görevlilerinin ücreti Gelir Vergisi ve Damga Vergisi’nden müstesna olduğundan, ücretten herhangi bir vergi kesintisi yapılmayacak.

EMEKLİ İKRAMİYESİ ÖDENMEZ

SORU: 1975 doğumluyum. Haziran 1995’te memur olarak göreve başladım. 1 Eylül 2016 tarihinde kanun hükmünde kararname (KHK) ile görevden ihraç edildim. Şubat 2017 tarihinden itibaren de 4A SSK’lı olarak çalışmaktayım. Yaklaşık 9000 gün prim ödemem bulunmakta. Emekliliğe hangi şartlarda hak kazanacağım? Memur olarak mı yoksa SSK’lı olarak mı emekli olacağım? Emekli ikramiyesine hak kazanabilecek miyim? l HALUK

CEVAP: Memuriyetten sonra SSK’ya 1260 günden fazla prim ödemeniz olduğundan, SSK şartlarıyla emekli olacaksınız. SSK’dan emekli olmak için 25 yıl sigortalılık süresi, 5750 gün prim ve 55 yaş şartlarına tabisiniz. Süre ve prim şartınız sağladığınızdan, bundan sonra prim ödemeseniz de 2030’da 55 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Memuriyetten ihraç edilip hizmet birleştirerek emekli olacağınızdan emekli ikramiyesi ödenmez.

ENGELLİ HAKKIYLA ERKEN EMEKLİ OLMAK İÇİN VERGİ İNDİRİMİ ALMANIZ GEREKİYOR

Soru: SSK başlangıç tarihim 6 Mart 2003. Toplam 4600 gün prim ödemem var. 988 gün olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) hizmet süremi birleştirdim. İşe girişimden sonra yüzde 43 oranında engelli raporu aldım. 2019’da engelli emekliliği için müracaatta bulundum. Hâlâ sonuç çıkmadı. Durumum nedir, emekli olabilir miyim? Ne zaman emekli olabilirim? l Hasan ÇETİN

Cevap: Engelli hakkıyla emekli olmak için Maliye’den vergi indirim hakkı da almanız gerekiyor. Vergi indirim hakkı almanız halinde, 6 Ağustos 2003 itibarıyla 3 yıldan az süredir sigortalı olan vergi indirim hakkı almış 3’üncü derece engelli olarak emeklilik için 19 yıl sigortalılık süresi ve 4240 gün prim ödeme şartlarına tabi olursunuz. Priminiz yeterli olduğundan vergi indirim hakkı aldıktan sonra prim ödemeseniz de 19 yıllık sigortalılık sürenizi dolduracağınız 6 Mart 2022’de emekli olabilirsiniz.

54 YAŞINIZI DOLDURUYORSANIZ HEMEN EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

SORU: 20 Haziran 1992’de esnaf Bağkur’una giriş yaptım. İşyerimi 31 Aralık 2019’da kapattım. Ne zaman emekli olurum? l Serkan SÖNMEZ

CEVAP: Doğum ve askerliğiniz hakkında bilgi vermemişsiniz. Bağkur’luların emekli olma şartlarını 1 Haziran 2020’deki prim ödeme gün sayısı belirliyor. Bağkur’lu olduğunuz tarihten 1 Haziran 2002’ye kadar ara vermeden prim ödediğinizi varsayarsak, emekli olmak için 25 tam yıl (9000 gün) prim ödeme ve 54 yaş şartlarına tabisiniz. Priminiz yeterli olduğundan 54 yaşınızı dolduruyorsanız hemen, doldurmuyorsanız 54 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

(Kaynak: Ekrem Sarısu / Posta Gazetesi | 02.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30108

Çıkardığın Kanuna Uymayacaksan Çıkarma

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hazırladığı “Sporcu ücretlerinden tevkif yoluyla alınan gelir vergisi üzerinden belirlenen payın özel hesaba aktarılması ,kullanılması ve denetimi hakkında yönetmelik” 01.01.2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 31 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmelik ile 13 Haziran 2018 tarihli yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Yeni yönetmelikte, eski yönetmelikte özel hesaptaki paranın tamamı amatör spora harcanıyor iken, yeni düzenlemeyle özel hesaba aktarılan tutarların %70’i ödenen vergi tutarları ile orantılı olarak amatör spor dallarında kullanılmak üzere ilgili işveren hesabına aktarılacak, kalan %30’u ise bakanlık tarafından kriterlere uygun olan spor kulüpleri ve sermaye şirketlerine aktarılacak.

Bu yönetmelik değişikliği yapılırken 7194 sayılı Kanun ile Aralık 2019’da yapılan değişikliğin dikkate alınmaması, kanuna aykırı yönetmelik çıkarılması tam bir hukuk katliamı. Kanunun yaptığı sınırlama yönetmelik ile aşılıyor.

AMATÖR SPORDAN AL, PROFESYONELE VER !

7194 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 12’nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Amatör sporun desteklenmesi

EK MADDE 12- Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden tevkif edilerek ilgili vergi dairesine kanuni süresinde beyan edilen ve ödenen gelir vergisinden Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanı’nca uygun görülen pay, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına açılacak özel hesaba Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca aktarılır.

Özel hesaba aktarılan tutarlar aşağıdaki harcamalar dışında kullanılamaz:

a) Amatör spor dallarında sportif faaliyet gösteren sporculara, bunların çalıştırıcılarına ve diğer spor elemanlarına yapılan ücret ve ücret sayılan ödemeler, (Her bir sporcu, çalıştırıcı ve diğer spor elemanları için yıllık olarak yapılacak ödeme, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü gelir diliminde yer alan ve ilgili yılda ücretler için geçerli olan tutarın üç katını aşamaz.)

b) Bu fıkranın (a) bendi kapsamındaki sporcu, çalıştırıcılar ve diğer spor elemanlarının, sportif faaliyetlerine ilişkin iaşe, ibate, seyahat, sağlık, eğitim-öğretim harcamaları ile amatör spor dallarına ilişkin hazırlık kampları, müsabaka, malzeme ve ekipman, federasyon vize, lisans, tescil ve katılım harcamaları.

Özel hesaptan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketlerine aktarılan tutarlar ile bu tutarlardan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider, indirim veya maliyet olarak dikkate alınamaz.

Özel hesaba aktarılan tutarların kullanılması ve denetlenmesi ile maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı müştereken yetkilidir.”

VERGİLENDİRİYORMUŞ GİBİ YAPMAK…

Aralık 2019’da 7194 Sayılı Kanun ile çok kazanan sporcuların (futbolcu, basketbolcu, voleybolcu v.b. gibi) vergilendirme rejiminde değişiklikler yapılarak, kaynakta kesinti yöntemi korunmuş, yalnızca en üst liglerde uygulanan tevkifat oranı yüzde 15’den yüzde 20’ye çıkartılmış, 2020 yılında 600 bin liranın üzerinde ücret geliri elde eden sporculara Mart 2021’de gelir vergisi beyannamesi verme zorunluluğu getirilmiştir. Gelir vergisi tarifemize göre 600 bin liranın üzerinde elde edilen ücret geliri 600 bini aşan kısım için yüzde 40 oranı uygulanarak vergilendirilecektir. Bu düzenleme yapılırken, artık futbolcuları da beyannameli hale getirdik gerekçesiyle, tek işverenden alınan ve tutarı ne olursa olsun beyannameye tabi olmayan ücretliler de 600 bin liralık sınırın aşılması durumunda beyannameli hale getirildi.

Süper Lig’de oynayan bir futbolcunun elde ettiği ücret geliri üzerinden yıl içinde %20 gelir vergisi tevkifatı yapılacak, tevkifatı yapan kulüp yukarıda yapılan düzenlemeler çerçevesinde bu tevkifatı gerek amatör gerekse profesyonel branşlarda kullanmak üzere geri alacak. Futbolcu Mart 2021’de gelir vergisi beyannamesi verecek, bu beyanname de; kulüp tarafından yıl içinde kesilen %20 vergiyi, ödemesi gereken vergiden mahsup edecek, yıllık gelir vergisi beyannamesinde eğitim, sağlık, sigorta v.b gibi harcamalarını da indirim konusu yapabileceği için futbolcunun net vergi yükü %20’nin de altında gerçekleşecektir.

Futbolcuları bile vergilendiriliyorum görüntüsü vermek için; amatör spor dalları ve tek işverenden yüksek ücret alanları kurban ettiler.

Ha bir de, normlar hiyerarşisi var:

Hukuk düzenimizde normlar hiyerarşisi Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemler olarak sıralanmakta ve denetime esas hiyerarşi de bu şekilde kabul edilmekte. Normlar hiyerarşisinde bir alt norm üst norma aykırılık teşkil etmemeli, üst normun kendisine verdiği hukuki sınırların dışına çıkmamalıdır.

Biz de çözüm çok, kanuna aykırı yönetmelik çıkartmak istiyorsan, kanun sanki hiç yokmuş gibi davranacaksın. Kanun da açıkça, “Bu fon bu harcamalar dışında kullanılamaz” şeklinde belirleme var iken, iki bakanlığın olmayan yetkilerini kullanmalarının takdirini siz değerli okurlarıma bırakıyorum.

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 02.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30109

Yılbaşında Çalışanlara Bu Ödemeler Zorunlu!

Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak ilan ettiği yeni koronavirüs kâbusu 2020 yılına damgasını vurmuştu. Gerçekten 2020 yılında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm vatandaşlarımız korona ile yatıp kalktı. Büyük umutlarla 2021 yılına girdiğimiz bugünlerde çok sayıda üretilen aşılarla birlikte umarız tüm dünya ve insanlık Covid-19 illetinden tamamen kurtulur…

Bu temennilerimizden sonra gelelim yılbaşında çalışanların haklarına… Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna göre 1 Ocak günü yılbaşı tatilidir.

Yılbaşı tatilinde işçilerin çalışıp çalışmamasına göre özel hakları bulunmakta olduğundan yapılacak ödemelerin hesabı da özellik arz etmektedir.

ÇALIŞMA YAPILIP YAPILMAMASINA GÖRE ÜCRET HESABI 

İş hukukumuzda millî bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Yılbaşı tatilinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırılabilir. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması hâlinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayının alınması şattır. İş yerlerinde çalışan işçilere belirtilen gün için;

  • Hiç çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak,
  • Tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılana o gün için ilave ücret ödenmesi gerekecektir.

Yüzde usulünün uygulandığı iş yerlerinde de işçi ücretlerinin işverence işçiye ödenmesi gerekmektedir.

Örneğin bir markette kasiyer olarak çalışan Ayşe Hanım, aylık 6000 TL ücret alıyorsa, günlük ücreti 200 TL’dir. Ayşe Hanım, her yılbaşı günü çalışmazsa maaşında ve sigortasında herhangi bir eksiltilme yapılmadan ücretleri tam olarak yatırılacaktır.

Ancak örneğimizdeki Ayşe Hanım, tatil yapmayarak çalışırsa; o gün için 200 TL yerine 400 TL’ye hak kazanacaktır. Bu durumda Ayşe Hanımın yılbaşında çalıştığını varsayarsak bugün için (1X200=) 200 TL kazanacaktır. Böylece örneğimizde adı geçen Ayşe Hanım’a 2021/Ocak ayı için toplamda 6200 TL maaş ödemesi yapılması gerekecektir. Diğer yandan bu ücret artışının SGK emekliliğinde de faydası olacaktır. Yargıtay birçok kararında Anayasal dinlenme hakkı kapsamında olan ve bu nedenle yasak çalışma kapsamına giren hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışmalarının aylık ücrete dâhil olduğu hakkındaki sözleşme hükümlerini geçersiz olduğuna hüküm vermiştir. Bu nedenle işveren yılbaşı tatil ücretinin işçinin maaşına dâhil olduğunu ileri süremez. İşçi belirtilen günde çalışmışsa örneğimizdeki gibi mutlaka ilave ücret ödemek zorundadır.

FAZLA MESAİ ÜCRETİ

Yılbaşı günü olarak kabul edilen günlerde işçi normal çalışma süresinin üzerinde çalışıp fazla mesai yaparsa ayrıca ilave bir günlük ücrete ek olarak %50 zamlı fazla çalışma ücretine de hak kazanmaktadır. Bu nedenle yılbaşı tatili gününde çalışan işçiler fazla mesai yapmazlar ise her halükârda çifte yevmiyeye hak kazanacaktır. Fazla mesai yaparlarsa çift yevmiyenin yanı sıra her fazla mesai saati için %50 zamlı fazla çalışma ücretine de hak kazanacaklardır.

Hemen belirtelim ki; fazla mesai ücretleri de işçinin emeklilik maaşının hesabında SGK tarafından dikkate alınmaktadır.

İMZALI BORDRO İLE İSPAT ÖNEMLİ

Yılbaşı tatilinde çalışıp da %100 zamlı ücreti ödenmeyen işçi işten ayrılmamış ise İŞKUR müdürlüklerine ya da Çalışma Bakanlığı İş Müfettişlerine bir dilekçe ile şikâyette bulunabilir. İşten ayrılmış ise önce ara bulucuya gitmesi gerekmektedir.

Ara bulucuda uzlaşamamış ise iş mahkemesine başvurabilecektir. Yılbaşı tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Hem idari hem de mahkeme safhasında işçinin imzasını taşıyan bordro bu konuda -sahteliği ispat edilinceye kadar- kesin delil niteliğinde kabul edilmektedir.

MAHKEMEDE ÖNEM ARZ EDEN HUSUSLAR

İmzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümün boş olması ya da bordronun imza taşımaması hâlinde işçi, yılbaşı tatili gününde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Yılbaşı tatili gününde çalışıldığının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmektedir. Bununla birlikte, iş yerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilmemektedir.

***

2021 yılının tüm okuyucularımıza sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini dilerim…

(Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi | 02.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30111

Çalışma Hayatının Gündemi

Pandemi sürecinde çalışma hayatında, tüm çalışanları çok yakından ilgilendiren değişiklikler yaşandı. Vatandaşların salgından ekonomik olarak daha az etkilenmesini sağlamak için alınan tedbirler genişletildi.

Pandemi sürecinde çalışma hayatına ilişkin ardı ardına düzenlemeler yapılıyor. Konunun uzmanları bile gelişmeleri takip etmekte zorlanıyor. Bu nedenle bugünkü yazımızı son bir haftalık yasal düzenlemeler çerçevesinde çalışma hayatının gündemini gözden geçirmeye ayırdık. Gelin en güncelinden başlayarak son bir hafta içinde gerçekleşen düzenlemelere birlikte bakalım.

30/12/2020 tarihli ve 31350 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile fesih yasağı ve nakdi ücret desteği uygulaması 17/01/2021 tarihinden itibaren iki ay uzatılmıştır. Anılan karar ile fesih yasağı ve nakdi ücret desteği uygulamalarının, şimdilik 17/03/2021 tarihine kadar devam edeceği kesinleşmiştir. Şimdilik diyorum, zira Cumhurbaşkanının bu süreyi 30/06/2020 tarihine kadar uzatma yetkisi var.

Fesih yasağı çerçevesinde, her türlü iş veya hizmet sözleşmesi,  ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemeyecektir. Bu konuda ikale sözleşmesiyle feshe ilişkin belirsizliklerin halen devam ettiğini hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Bu dönemde, daha önce olduğu gibi, işveren işçiyi tamamen veya kısmen pandemi ücretsiz izne ayırabilecektir. Bu kapsamda işverenin işçisinin ücretsiz izne ayrılması, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih yetkisi vermeyecektir.

Yine aynı tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 3343 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü ve 4 üncü maddesinde yer alan sürelerde uzatmaya gidilmiştir.

Cumhurbaşkanı Kararına göre, 7256 sayılı Kanunla uygulanan yapılandırma başvurularına ilişkin, ilk başvuru ve ilk ödeme süreleri ilgili maddelerde belirtilen sürelerin bitiminden itibaren bir ay uzatılmıştır. Buna göre, SGK yapılandırmasına başvuru süresi 31/01/2021 tarihinin Pazar gününe denk gelmesi sebebiyle 01/02/2021 tarihine, ilk taksit ödemesi de 31/03/2021 tarihine uzatılmıştır. Bu uzatmanın yapılıp yapılmayacağına ilişkin çok sayıda soru alıyorduk. 31/08/2020 tarihi öncesine ait olup çeşitli sebeplerle yapılandırmaya yetişmeyen prim borçlarının ve idari para cezalarının bu dönemde tahakkuk ettirilerek yapılandırılması fırsatı işverenlerimizce değerlendirilmelidir.

28/12/2020 tarihinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun son toplantısının ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından 1 Ocak 2021 tarihi itibari ile geçerli olacak asgari ücret tutarı açıklanmıştır. Bakan Selçuk tarafından yapılan açıklamaya göre, 2021 yılı için Brüt Asgari Ücret 3.577,50_TL, Net Asgari Ücret (AGİ dâhil) 2.825,90_TL olarak belirlenmiştir. Asgari ücret 500._ TL net artışa denk gelecek şekilde 21.56 oranında arttırılmıştır.

Asgari ücretteki bu artışa paralel olarak SGK taban ve tavan prim tutarları, SGK yemek, çocuk ve aile istisnası tutarları, SGK idari para cezaları, SGK borçlanma tutarları, isteğe bağlı prim tutarları, genel sağlık sigortası prim tutarları, işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödenekleri (KÇÖ) tutarları, asgari geçim indirimi (AGİ) tutarları ve zorunlu bireysel emeklilik katkı payı tutarları da artmış oldu.

Son olarak belirtmek istediğimiz önemli bir yasal değişiklik de kısa çalışma ödeneği başvuru tarihi ve ödeme süresine ilişkindir. 23 Aralık 2020 tarihli ve 31343 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3316 ve 3317 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları ile kısa çalışma ödeneği başvuru ve yararlanma sürelerinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre, yeni koronavirüs (covid-19) nedeniyle dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamındaki zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma ödeneği başvuru süresi 31/12/2020 tarihinden 31/01/2021 tarihine uzatılmıştır. Kısa çalışma ödeneği süresi de, 31/12/2020 tarihine kadar başvuruda bulunmuş olan kısa çalışma ödeneğinden yeni faydalanmaya başlayacak olan veya mevcut kısa çalışma ödeneğini uzatacak olan tüm işyerleri için 28/02/2021 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bu kapsamda, 31.12.2020 tarihine kadar Kısa Çalışma Ödeneğine başvurmayan işverenler 31/01/2021 tarihine kadar e-devlet üzerinden başvurmaları durumunda 28/02/2021 tarihine kadar kısa çalışmadan yararlanabileceklerdir. Yine, 30/06/2020 tarihine kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve bu uygulamadan yararlanmış olan işyerlerinin kısa çalışmadan yararlanma süreleri de 28/02/2021 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bu vesileyle tüm okurlarımın yeni yılını kutluyorum. Yeni yılın her türlü salgın hastalığın son bulduğu, çalışma huzur ve barışının olduğu, kadın cinayetlerinin ve her türlü şiddetin sona erdiği bir yıl olmasını diliyorum.

(Kaynak: Cahit Evcil / Gazete Vatan | 02.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30112

Kısmi Süreli Çalışanın Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

15 yıl kadar “tam gün” çalıştıktan sonra 10 yıl da (hastalığı nedeniyle) haftada 3 gün “kısmi süreli” çalışan, çalışması devam ederken ölen bir işçinin kıdem tazminatı nasıl hesaplanacak? Yasadaki “… son aydaki aldığı ücret…” ifadesi, “kısmi süreli çalışma” durumunda nasıl uygulanacak? İsmi saklı

İşçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince geçen her tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeniyor. Örnek olayda, kıdem tazminatına esas kıdem (çalışma süresi) olarak tam ve kısmi süreli çalışma süreleri toplamının (15+10)= 25 yılın dikkate alınması gerekiyor.

Her yıl için ödenecek kıdem tazminatının hesabında ise tam süreli ve kısmi süreli çalışma süreleri için ayrı hesap yapmak gerekiyor.

Bu bağlamda, tam süreli çalışma süresinin her yılı için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı hesaplanmalı. 30 günlük ücret, almakta olduğu son günlük ücretinin 30 katı olacaktır. Örneğin haftada 3-4 gün olmak üzere ayda 15 gün çalışmış ve karşılığında 1.500 TL ödenmiş ise günlük ücreti 100 TL, 30 günlük ücreti 3.000 TL olur. Buna göre tam süreli 15 yılın tazminatı 3.000 TL üzerinden (15×3.000) hesaplanmalı.

Kısmi süreli çalıştığı her yıl için 30 günlük ücreti, çalışma süresiyle orantılı olarak, 30 günlük süre içerisinde kalan çalışma süreleri karşılığı alabileceği ücret olacaktır. Yukarıdaki örnekten hareketle, kısmi süreli 10 yılın tazminatı 1.500 TL üzerinden (10×1.500) hesaplanmalı.

KÇÖ’ye yeni yılda zam olacak mı?

1 Nisan 2019 tarihinden beri kısa çalışma ödeneğinden faydalanıyorum ve şubat ayının sonuna kadar sürenin uzatıldığını öğrendim. Bu durumda yeni yılda kısa çalışma ödeneğine zam olacak mı? Olacaksa ne oranda olacak? Savaş Altuntaş

Kısa çalışma ödeneğinin günlük miktarı; işçinin son 12 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 60’ıdır. Ancak bu şekilde hesaplanan KÇÖ miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçemiyor.

Bu bağlamda, 2020 yılı KÇÖ üst sınırı, 4.414,50 olup, bu tutar 7.358 liranın yüzde 60’ına karşılık geliyordu. Yeni asgari ücretle birlikte 2021 yılında KÇÖ’nün üst sınırı günlük 178,88 lira, aylık 5.366,25 lira olacak. Buna göre, aylık brüt ücreti 7.358 liranın üzerinde olanların KÇÖ’leri artacak.

Asgari ücretliler açısından ise yeni asgari ücretin, çalışanın son 12 aylık ortalama ücretini artırdığı ölçüde KÇÖ’ye sınırlı yansıması söz konusu olabilecek.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 02.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30110