İfraz ve Birleştirme Nedir?

Cevap: Bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi (arazinin parsellenmek suretiyle arsalar haline getirilmesi hariç) dolayısiyle yapılacak tâdilâtta binanın gayrisâfi iradı ve arazinin kıymeti yeniden takdir edilmeyip vergide kayıtlı gayrisâfi irat veya kıymet müfrez parçalar veya hisseler arasında her parça veya hissenin yüz ölçümüne ve mevki ve şerefine göre taksim olunur.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(29.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/sorucevap/haber_oku.php?haber_id=3113

Ücretsiz İzinli İşçinin Nakdi Ücret Desteği

2020 yılı hepimize için çok farklı bir deneyim yaşattı. Bu süreçte çalışma ve sosyal güvenlik bakımından konuyu değerlendirdiğimizde şunu gördük, hem mevzuatımız ve hem de çalışma sistemimiz buna hazır değilmiş. Mevcut Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) ile sürecin yönetilmeye çalışması yetersiz kaldığını gördük. Yine bu dönemde çıkartılan ve 17 Nisan 2020 öncesi çalışan işçilerin işten çıkartılmayarak ücretsiz izne gönderilmesine yönelik uygulamalar konusunda çok tereddütler var. Elbette fesih yasağı ve ücretsiz izin konusunda çok daha kapsamlı bir çalışma yapılabilirdi.

Keşke bu dönemde KÇÖ ve pandemi ücretsiz izin uygulaması yerine SGK sistemi ve MUHSGK üzerinden pandemi eksik gün bildirimine dayalı bir ödeme ve destek sistemi getirilmiş olsaydı. Hem KÇÖ’de yaşanan karmaşa ve sorunlar olmaz ve hem de pandemi sürecinde İŞKUR personeli ve iş müfettişlerinin sağlıkları bu kadar tehlikeye atılmazdı.

Ayrıca pandemi ücretsiz izin uygulamasında çalışanlara sağlanan destekten halen 17 Nisan 2020 sonrası işe girenlerin faydalanmadığını, mutlaka bunların da faydalanması yönünde düzenleme yapılması ve bu konunun da çözülmesi gerektiğini hatırlatalım.

2021 yılında uygulanacak Nakdi Ücret Desteği, İstihdam Dönüş Prim Desteği ile İlave İstihdam Ücret Desteği tutarları, 13.01.2021 tarih 31363 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3423 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2021/Ocak döneminden itibaren uygulanmak üzere güncellenmiştir. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre ödenen; nakdi ücret desteği, istihdam dönüş prim desteği ve ilave istihdam ücret destek tutarları %21,56 oranında artırılmıştır.

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 24’üncü maddesi ile işçilere sağlanan günlük Pandemi Ücretsiz İzin Nakdi Ücret Desteği tutarı 39,24 TL’den 47,70 TL’ye yükseltilmiştir.

★ ★ ★

Nakdi ücret desteği şartları

– 17/4/2020 Öncesi Sigortalı olup, bu tarih itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılmak,

– Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmamak,

– Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak,

– İşsizlik sigortası kapsamında çalışıyor olmak,

– Koşullarını birlikte taşıması gerekir.

★ ★ ★

Bildirim süresi

Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin ilgili ayda ücretsiz izne çıkarılan kişi ve gün sayısı bildirimleri, aylık olarak, “https:// uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3’üne kadar işverenlerce yapılır. Nakdi ücret desteğinden yararlanılan dönemde, aynı veya başka bir işyerinde işe başlanması ve/veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alınmaya başlanması halinde nakdi ücret desteği kesilir.

Ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen çalıştırıldığının tespiti halinde, işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı ayrı olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri’nce idari para cezası uygulanır. Fazla ve yersiz ödemeye sebep işverenlerden, ödenen nakdi ücret desteği, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsil edilir.

(Kaynak: Resul Kurt / Dünya Gazetesi | 29.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30250

Cari Hesap Sözleşmesinin Muhasebedeki Yeri / Bir Cari Hesap Üzerinden Alım Ve Satım Yapılması Durumu

1.Giriş

Ticari faaliyetin gereği olarak vadeli alış veya satış yaptığımız firmaları tek düzen hesap planına göre cari hesaplarda takip etmekteyiz. Ancak alıcısı olduğumuz firma aynı zamanda müşterimiz olabilmektedir. Bir firmanın hem alıcı hem de satıcımız olması durumunda uygulamada kolaylık olması adına tek cari hesap kullanıldığı görülmektedir ki bu da makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

2. Tek Düzen Muhasebe Standartları Çerçevesinde Alıcılar Hesabı

Tek düzen hesap planında Alıcılar hesabı ile ilgili yapılan açıklama aşağıdaki gibidir:

120. Alıcılar: Bu hesap, işletmenin faaliyet konusunu oluşturan mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan senetsiz alacaklarının izlenmesi için kullanılır. Senetsiz alacağın doğması ile bu hesaba borç, tahsil edilmesi halinde (ödemeler, aktarmalar ve hesaben mahsuplar dahil) alacak kaydedilir.

Dolayısıyla işleyişi gereği söz konusu cari hesabın alacak kaydı yoluyla hareket görmesi yalnızca tahsilatlarda değil ticari borcun mahsubunda da mümkündür.

3. TTK Kapsamında Cari Hesap Sözleşmesi

TTK 89/1’e göre, iki kişinin herhangi bir sebepten veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. Yine TTK 89/2’ye göre cari hesap sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olması şarttır.

Dolayısıyla yazılı olmayan cari hesap sözleşmeleri geçerli olmayıp iki taraf için de herhangi bir yaptırım doğurmayacaktır.

4. Sonuç

Hem alış hem satış yaptığımız firmalar ile yapılan işlemlerin tek cari hesap kullanılması yoluyla muhasebeleştirilmesi durumunda firma ile mutlaka yazılı olarak cari hesap sözleşmesi yapılması gerekmektedir. Aksi durumda söz konusu alacak ve borçların mahsuplaşma yoluyla ortaya çıkacak alacak ya da borcun reddine ilişkin emsal niteliğinde olan dava sonucunda[1] da görüldüğü üzere idare tarafından eleştiri konusu olabilecek nitelikte olacaktır.


[1] 11. Hukuk Dairesinin 2015/8586 Esas No’lu 2016/6870 Sayılı Kararı

29.01.2021

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/cemdogruyol/001/

Kısa Çalışmanın 7 Günü

Kısa çalışma üç ayı geçmemek üzere genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle; işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılmasını veya süreklilik koşulu aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması hallinde işçilere yapılan bir ödemedir. Kısa Çalışma Ödeneği süresini uzatmaya ve İşsizlik Ödeneği süresinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye cumhurbaşkanı yetkilidir.

Kısa Çalışmanın gerekçelerinden biri olan zorlayıcı sebep: İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan; Dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar ile deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik (Diğer Zorlayıcı Sebep) gibi durumları içermektedir.

Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebeplerin varlığı, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının iddia etmesi ya da bu yönde kuvvetli emarenin bulunması halinde, Kurumumuz Yönetim Kurulunca karar alınması gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz (Covid-19) pandemisi sebebiyle 19.03.2020 tarihinde İŞKUR Yönetim Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda “dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebep” gerekçesiyle başvurular alınmış, 01/12/2020-31/12/2020 tarihleri ve 01/01/2021-31/01/2021 tarihleri arasında başvuruların alınacağı yine İŞKUR Yönetim Kurulunca karara bağlanmıştır.

Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılması halinde, ödemeler 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar. Bu nedenle Covid-19 kapsamındaki alınan başvurularda ödemeler bir haftalık süreden sonra başlar ve bu bir haftalık süre içerisinde ücret ve prim yükümlülükleri işverene aittir. Yeni başvuruların alınmasıyla birlikte ilk bir haftalık yani 7 günlük prim yükümlülüklerinde uygulamadaki esaslar 3 yöntemle belirlenmiştir.

1-) 30 Haziran 2020 tarihine kadar başvurmamış işyerleri için yeni dönem başvurularda her bir işçisi için 7 gün düşülerek ödeme planı oluşacaktır.

2-) 30 Haziran 2020 tarihi öncesi başvurusu olan ancak hiçbir işçisi ödeme hak etmeyen işyerleri için de 7 gün düşülerek ödeme planı oluşacaktır.

3-) 30 Haziran 2020 tarihine kadar başvurmuş ve en az bir işçisine ödeme yapılmış işyerlerinin ilave işçileri için yapılacak başvurularda oluşacak ödemelerde 7 günlük ödeme, 30 Haziran öncesi başvuruya ilişkin yapılan ödemelerde işyeri bazında düşüldüğü için tekrar düşülmeyecektir.

Durumu örneklendirmek gerekirse; 7 günlük ücret ve prim yükümlülükleri işçi bazlı olarak aşağıdaki tablolara göre gerçekleştirilecektir.

KÇÖ BAŞLANGIÇ TARİHİ
(Gün/Ay/Yıl)
KÇÖ BİTİŞ TARİHİ
(Gün/Ay/Yıl)
HAFTALIK ÇALIŞTIRILMAYACAK SAAT HAFTALIK ÇALIŞMA SAATİ(NORMAL ÇALIŞMA SAATİ)
1.12.2020 28.02.2021 45 45
             
İLK 7 GÜN KURALINA TABİ OLAN İŞYERLERİ İÇİN OLUŞAN ÖDEME PLANI
Taz. Türü Ödeme Türü Dönem Ödeme Gün Sayısı Ödeme Miktarı Ssk Primi Ödeme Tarihi
KÇÖ NORMAL 2020 – 12 24 X X 5.01.2021
KÇÖ NORMAL 2021 – 01 30 X X 5.02.2021
KÇÖ NORMAL 2021 – 02 28 X X 5.03.2021
İLK 7 GÜN KURALINA TABİ OLMAYAN İŞYERLERİ İÇİN OLUŞAN ÖDEME PLANI
Taz. Türü Ödeme Türü Dönem Ödeme Gün Sayısı Ödeme Miktarı Ssk Primi Ödeme Tarihi
KÇÖ NORMAL 2020 – 12 30 X X 5.01.2021
KÇÖ NORMAL 2021 – 01 30 X X 5.02.2021
KÇÖ NORMAL 2021 – 02 28 X X 5.03.2021

29.01.2021

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/ebruyilmazkaya/010/

Net Kullanım Alanında Son Durum ve Yüklenime Dâhil KDV

Özet

Bu çalışmamızın amacı, konut teslimlerinde net kullanım alanı ve KDV oranının belirlenmesi yönelik yaşanan serüvenle ilgili genel olarak bilgi vermek, indirimli orana (%1) tabi olarak teslim edilen konutların yüklenimine dâhil edilebilecek KDV hakkında paylaşımında bulunmaktır.

Giriş

Ülkemizde inşaat faaliyetinin geniş bir kısmını konut inşaatı oluşturmaktadır. Konut inşaatları da barınma ve ikame amacına hizmet ettiği için genelimizi ilgilendirmektedir. Ancak kişilerin tercihleri ve yaşam biçimlerindeki değişikliklerle birlikte teslime konu edilen konutların yapıları ve kullanım amaçları da değişmiş bulunmaktadır. Bu nedenle müteahhitler ve diğer inşaat faaliyeti yürütenler tarafından teslim edilen konutların m² ve kullanım özellikleri farklılık göstermektedir.

Net kullanım alanı vergisel açıdan büyük öneme haizdir. Zira 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile net kullanım alanı 150-m² ye kadar olan konutların tesliminde KDV oranı %1 olarak belirlenmişken, 150-m²’yi aşan konutlarda KDV oranı genel orana yani %18 tabi olacağı ifade edilmiştir.

Bu durumda net kullanım alanının nasıl ve neye göre belirleneceği sorusu ortaya çıkmıştır. Net kullanım alanının belirlenmesine yönelik hem Maliye Bakanlığı hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vakti evvelinde düzenleme yapmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen net kullanım alanı 1 Seri Nolu KDV Genel Uygulama Tebliğinde yer almıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenen net kullanım alanı ise Planlı Tip İmar Yönetmeliğinde yer almıştır.

1- KDV Genel Uygulama Tebliğine Göre Net Kullanım Alanı

KDV Uygulama Genel Tebliğinin 2.1.3.  bölümünde “Net Alan” başlığı altında net kullanım alanının belirlenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenleme de balkon, kömürlük, garaj, asansör boşluğu ve benzeri yerler, konutlardan ayrı olarak kullanılmaları mümkün olmadığı düşünülerek net kullanım alanına dâhil edilmesi istenmiştir. Bunun yanı sıra belli m²’yi aşan özellikli yerlerinde net kullanım alanına dahil edileceği belirtilmiştir.

Bahsetmiş olduğumuz net kullanım alnına yönelik bu düzenleme dava konusu yapılmıştır. Söz konusu davada Danıştay 4. Dairesi, 02/03/2017 tarihli ve E.2014/4835, K.2017/2170 kararı ile iptaline karar vermiştir.  İptal kararının gerekçesine özetle bakıldığında Danıştay 4. Dairesi net kullanım alanı belirlemeye ehil olan kurumu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak görmüştür.

Sonrasında maliye idaresi davayı temyize götürmüş ancak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu konu hakkında verdiği 07/02/2018 tarihli ve E.2017/681, K.2018/50 sayılı Kararı ile temyiz talebinin bu bölümünü ret etmiştir.

Sayılan nedenlerden ötürü KDV Uygulama Genel Tebliğinde “Net Alan” başlığı yer almakla birlikte parantez içindeki ifadede iptal edildiği belirtilerek, teyit edilmiştir. Bir diğer ifadeyle de net kullanım alanının belirlenmesine yönelik olarak, artık maliye idaresinin bir düzenlemesi bulunmamaktadır.

2- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği Göre Net Kullanım Alanı

02.11.1985 tarih ve 18916 sayılı resmi gazetede mükerrer olarak Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği yayımlanmış anılan yönetmeliğe ilave olarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği 03.07.2017 tarih ve 30113 resmi gazete de yayımlanmıştır.

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4/3. maddesinde “Bağımsız bölüm net alanı” başlığı altında şu ifadeler yer almıştır. “İçerden bağlantılı piyesleri ile birlikte bağımsız bölümün içerisindeki boşluklar hariç, duvarlar arasında kalan temiz alanı (Bu alana; kapı ve pencere eşikleri, 2.5 santimetreyi geçmemek koşuluyla sıva payları, kolonlar, duman, çöp, atık, tesisat ve hava bacaları ile ışıklıklar, bağımsız bölüm içindeki asansör ve galeri boşlukları, tesisat odası, merdivenlerin altlarında 1.80 metre yüksekliğinden az olan yerler, tek bağımsız bölümlü müstakil binalarda bağımsız bölüm içindeki otopark, sığınak, odunluk, kömürlük, hidrofor ve arıtma tesisi alanı, su ve yakıt deposu ve kazan dairesi dâhil edilmez. Açık çıkmalar, balkonlar, zemin, çatı ve kat terasları, kat ve çatı bahçeleri gibi en az bir cephesi açık olan mekânlar ile aynı katta veya farklı katta olup bağımsız bölümün eklentisi olan mekânlar ile ortak alanlar bağımsız bölüm net alanı içinde değerlendirilmez. Bağımsız bölümün içten bağlantılı olarak çatı araları dâhil birden fazla katta yer alan mekânlardan oluşması halinde bu katlardaki bağımsız bölüme ait alanlar birlikte değerlendirilerek bağımsız bölüm net alanı bulunur.)”

Net kullanım alanının belirlenmesine bakıldığında bağımsız bölümlerin (tapuya tescille iktisap edilebilen) net kullanım alanları ondan sadece sahibinin yararlanabildiği, tahsis amacına paralel olan alanların hesaplamaya dâhil edildiği, tahsis amacının dışında olan alanların ise net kullanım alanlarına dâhil edilmediği görülmektedir. Örnek vermek gerekirse konut (mesken) olarak tahsis edilen alanın mesken olarak kullanımına katkısı olan odalar, mutfak banyo vb. alanları net kullanıma dâhil edilmiştir. Diğer taraftan konut içindeki duvarlar, çıkıntılar dâhil, kömürlük, garaj gibi alanların mesken yani ikamet edilebilir alan olarak kullanılması mümkün görülmemiş bu nedenle bağımsız alanın dışında tutulmuştur. Diğer bir ifadeyle de tahsis amacı bir numaralı referans olarak alınmıştır. Bununla birlikte bağımsız kavramı da özenlice dikkate alınmış, ortak kullanım olan alanlar; koridorlar, asansör boşlukları, sosyal alanlar, sığınak gibi yerler tüm kullanıcıların alanı olarak kabul edilmiş ve bağımsız bölümün net kullanım alanının dışında tutulmuştur. Bahse konu net kullanım alanının tespitinde olağan ve mutatlıktan şaşılmamıştır.

Ancak belirtmekte fayda var ki 03.07.2017 tarih ve 30113 sayılı resmi gazete yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde “Balkon: Tüm katlarda çıkma koşullarını taşımak kaydıyla, bina cephe hattı dışında ve/veya içinde, en az bir dış cephesi açık, bağlı oldukları oda ve/veya mutfak piyesinin kullanımını tamamlayan ve bu mekândan bölme elemanları ile ayrılmış, üstü açık veya kapalı alanları,” ifadeleri yer almaktadır. Burada akıllara gelen soru müteahhit veya diğer inşaat faaliyetiyle uğraşanların balkonlara cam veya pvc malzemeleri kullanmak suretiyle tüm cepheleri kapatması halinde teslim ettiği konutlarda balkon net kullanım alanına dahil edilecek midir? Bu konu tartışmaya açık olup, farklı yorumlamalara muhatap olmamak için dikkatli olmakta fayda vardır.

634 Sayılı Kat Mülkiyet Kanununa göre genel olarak bağımsız bölüm; Kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş yerlerde ana gayrimenkulün ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olan ve her biri kat mülkiyeti kütüğünde ayrı bir sayfaya tescil edilen konut, dükkân, mağaza gibi bağımsız mülkiyete konu bölümlerine bağımsız bölüm denmektedir.

Mezkûr kanunun (kat mülkiyet kanunun) 6. Maddesinde eklentinin tanımı yapılmış olup, Eklenti: Bir bağımsız bölümün dışında olup, doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş olan kömürlük, su deposu, garaj, elektrik, havagazı veya su saati yuvaları, tuvalet şeklinde zikredilmiştir.

Özetlenecek olunursa net kullanım alanı; bir evin iç kısmında yer alan odalar-mutfak-banyo-lavabo gibi alanların içten içe duvarları arasındaki en ile uzunluğun çarpılmasıyla bulunmaktadır. Duvarlar arası en ve uzunluk dikkate alındığı için çıkıntı vb. şeklinde olan yerlerin duvarların iç yâda dış kısmına içe veya dışa kaymasından dolayı, aradaki mesafe de artma/eksilme şeklinde çıkıntıya bağlı olarak kısmen değişmiş olacaktır.

Bu şekilde yetkili merciler veya yetkilendirilmiş kişiler tarafından belirlenen net kullanım alanları, konut teslimlerinde işlemin KDV oranının belirlenmesinde referans olarak kullanılacaktır.

3. Yüklenilen KDV’nin Belirlenmesi

KDV Genel Uygulama Tebliğinin net kullanım alanına açılan dava ile birlikte anılan tebliğin “3.1.3.İade Hesabına Dâhil Edilebilecek Yüklenilen KDV” bölümünün 3.1.3.1. bölümündeki 2. Örneğe de dava açılmıştır. Belirtilen örnekte yer alan ifadeler şu şekildedir.

Örnek 2: 150 m²’nin altındaki bir konutun inşasına yönelik olarak yapılan harcamalar (arsa bedeli dâhil), genel yönetim giderleri (akaryakıt, büro malzemeleri, reklam, komisyon, temizlik malzemeleri ve benzeri) ve ATİK’lerden işleme isabet eden paya ilişkin olarak yüklenilen KDV, işlemin bünyesine giren vergiler kapsamında değerlendirilecektir.

 150 m²nin altındaki konut teslimlerine yönelik iade taleplerinde, konutun yapımıyla ilgili harcamalar nedeniyle yüklenilen vergiler iade hesabına dâhil edilebilecek, konutun yapımı için zorunlu olmayan harcamalar nedeniyle yüklenilen vergiler iade hesabına dâhil edilmeyecektir.

 Dolayısıyla bir arada bulunan konutların ortak kullanımına ait olan sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılamak üzere düzenlenmiş çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, havuz, pergole, kamelya, çim ekimi, spor alanı, alışveriş merkezi gibi alanlara ilişkin konutun yapımı için zorunlu olmayan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV iade hesabına dâhil edilemeyecektir.

Ancak arazinin yapısından dolayı yapılması zorunlu olan site içi çevre düzenlemeleri (istinat duvarı, perde duvarı, site çevre duvarları, site içi zemin sertleştirme ve benzeri işler) nedeniyle yüklenilen vergilerin iade hesabına dâhil edilmesi mümkündür.”

Söz konusu davada Danıştay 4. Dairesi, 02/03/2017 tarihli ve E.2014/4835, K.2017/2170 sayılı kararında  “…Örnek kısmında sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılamak üzere sayılan çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, havuz, pergole, kamelya, çim ekimi, spor alanı gibi alanlar Anayasa’nın 2’nci maddesinde devletin niteliklerinden biri olarak ifade edilen sosyal hukuk devleti ilkesi gereği sosyal ihtiyaçlardandır.” demek suretiyle bu alanlarında konut teslimiyle ilişkilendirilmesi ve yüklenilen KDV’ye dahil edilmesi yönünde karar vermiştir. Buna mukabil “alışveriş merkezi” alanı anılan Yasanın öngördüğü anlamda indirimli orana tabi teslimlerle ilgili iade edilecek katma değer vergisinin söz konusu teslim kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.” hükmü verilerek AVM’ler için yapılan harcamalara müstenit KDV’lerin yüklenime dâhil edilmeyeceği belirtilmiştir.

Maliye idaresi Danıştay 4. Dairesinin kararını Danıştay Dava Daireleri Kurulunda Temyize götürmüş ve anılan kurul 07/02/2018 tarihli ve E.2017/681, K.2018/50 kararında esasa girerek “…sosyal ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu alanların yapılmasının zorunlu olmasına dayanılarak bu kapsamda yapılan harcamaların konutun inşasına yönelik olduğu sonucuna varılmasının yasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle” 4. Dairenin kararını bozmuştur. Bahse konu bozma kararı sonrasında 4. Daire yeniden karar vermiş ve KDV Uygulama Genel Tebliğinin 3.1.3.1. bölümündeki “Örnek 2” tebliğde kalmaya devem etmiştir.

Buna göre müteahhitler veya inşaat faaliyetiyle uğraşan diğerleri tarafından teslime konu edilen konutların yanı sıra belli alana (binaya özgü) olarak yapılan çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, havuz, pergole, kamelya, çim ekimi, spor alanı, alışveriş merkezi gibi alanlara ilişkin konutun yapımı için zorunlu olmayan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV iade hesabına dâhil edilemeyecektir.

Yüklenilen KDV’ye dahil edilecek ve dahil edilmeyecek işlemlere yönelikte Uygulama Genel Tebliğinde de bir kısım açıklamalara yer verilmiştir. Açıklama tetkik edildiğinde konutla birlikte teslim edilen bir kısım eklentiler ile konutta kullanılan bir kısım eşyaların KDV’sinin hesaplanmasına ve yüklenimine yönelik referans verildiği görülmektedir. Anılan durumun referans sayılmasındaki temel etken tebliğde sayılanlar sonrasında “ve benzeri eşyalar” ile “gibi” ifadesinin kullanılmasıdır. Diğer bir deyişle maliye idaresi hangi saikle hareket ettiğini sergileyerek, gelişen ve değişen kullanımlar eşliğinde değişebilecek eklenti ve ürünlere kapı aralamıştır. Buradaki referansın özünde ise bir eklenti yada eşyanın konuttan sökülmesi, başka bir yerde kullanılması, taşınması mümkün ve olağansa bunlar ayrı teslim olarak görülmekte, değilse konutla birlikte yapılan teslim olarak görülmektedir.

Buna göre buzdolabı, fırın, davlumbaz, bulaşık makinesi, mobilya, perde, avize, vestiyer, televizyon ve benzeri eşyalar, konutlarla birlikte alıcılara teslim edilmesi halinde bunlar için ayrıca fatura düzenlenip kendi oranları üzerinden KDV hesaplaması yapılacaktır. Bir diğer ifadeyle bunların müteahhitler veya diğerleri tarafından konutlarla birlikte eşantiyon vb şeklinde alıcılara verilmesi halinde bunlar konutun bir parçası olarak görülmeyecek, ayrı bir satış olarak değerlendirilecektir. Öte yandan bunlar indirimli orana tabi satış olarak değerlendirilmeyeceği için yüklenilen KDV’ye de dâhil edilmeyecektir. Buna mukabil başkaca engel durum yoksa indirilecek KDV olarak dikkate alınması tabidir.

Ancak kombi, cam balkon, duş teknesi, duşakabin, küvet, mutfak dolabı, evye, batarya, duş başlığı, panel radyatör gibi sökülüp tekrar takılması, bir yerden başka bir yere götürülmesi mutat olmayan ve konutlarla birlikte teslim edilenler için ayrıca fatura düzenlenmeyecek, KDV hesaplaması da yapılmayacaktır. Bunların teslim bedeli konut teslim bedeli içerisinde yer alacak, bir diğer ifadeyle de indirimli oran üzerinden KDV hesaplamasına konu edilecektir. Öte yandan indirimli orana tabi satışa konu edilen konutlarla birlikte indirimli KDV oranı uygulanan bu birlikteki teslimler için yüklenilen KDV’ler de iadeye esas KDV’ içerisinde yer alacaktır. Bir diğer ifadeyle bir yerden başka bir yere götürülmesi, sökülüp takılması, taşınması olağan ve mutat olmayan ve konutlarla birlikte teslim edilen şeylerin alımında ödenen KDV’nin iadesi mükellefler tarafından talep edilebilecektir.

Sonuç

Belirtilen yargı kararları eşliğinde net kullanım alanının tespitine yönelik olarak maliye idaresi tarafından hali hazırda uygulanması öngörülen bir düzenleme bulunmamaktadır.

Net kullanım alanının tespitinde Planlı İmar Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Planlı İmar Yönetmeliğinde balkonların net kullanım alanına dâhil edilmeyeceği ifade edilmiştir. Ancak balkonlar için en az bir dış cephesi açık olan yer ifadesi tanımda yer almıştır. Müteahhitler veya diğer inşaat teslimi yapanların müşterilerine yaptığı konut tesliminde konutların balkonlarının cam veya pvc ile kapatılmış olması halinde durumun ne olacağı müphemdir.

Konutların tesliminde satış politikası kapsamında kombili, duşa kabinli, dayalı döşeli gibi gündelik hayatta satış çeşitliliği yaratan konut teslimlerine rastlanılması mümkün görülmektedir.

Bu işlemlerde konutlardan sökülüp götürülmesi, başka bir yerde kullanılması mümkün olmayan veya değerine göre aşırı maliyet gerektirmeden yapılması mümkün olmayan ekstra teslimlerin konutlarla birlikte değerlendirilip tek faturada konut bedeline dahil vaziyette indirimli orana tabi işlem görmesi mümkündür. Aynı zamanda alımlarında yüklenilen KDV’nin de iade talebinde dikkate alınması mümkün kılınmıştır.

Konutlarla birlikte teslim edilen mobilya, beyaz eşya gibi bir yerden başka bir yere taşınıp kullanılması mümkün olan eşantiyon ürünlerin konut teslim bedelinin içerisinde yer alarak üzerinden indirimli orana tabi KDV hesaplanması mümkün değildir. Ayrıca bunların alımında kullanılan KDV’nin de yüklenilen KDV’ye dâhil edilmesi mümkün değildir. Zira bunların teslimi ayrı teslim olup, konut tesliminden ari olarak işlem görmesi gerekmektedir.

Kaynakça

1 Seri Nolu KDV Genel Uygulama Tebliği

Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği

Danıştay 4. Dairesi, 02/03/2017 tarihli ve E.2014/4835, K.2017/2170 sayılı kararı

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 07/02/2018 tarihli ve E.2017/681, K.2018/50

634 Sayılı Kat Mülkiyet Kanunu

Danıştay 4. Dairesi 30.05.2019 tarihli ve E.2018/5023, K.2019/4297 sayılı Kararı

29.01.2021

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/faruktasyurek/001/

6802 Sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) Bentlerindeki Oranların Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 3469)

R.Gazete No: 31380

R.G. Tarihi: 30.1.2021

Karar Sayısı: 3469

Karar Tarihi : 29.1.2021

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki oranların yeniden belirlenmesi hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına, mezkûr maddenin yedinci fıkrası gereğince karar verilmiştir.

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

29/1/2021 TARİHLİ VE 3469 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARININ EKİ

KARAR

MADDE 1- (1) 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen oranlar % 10 olarak uygulanır.

MADDE 2- (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- (1) Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

(30.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5613

Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 3470)

R.Gazete No: 31380

R.G. Tarihi: 30.1.2021

Karar Sayısı: 3470

Karar Tarihi : 29.1.2021

Ekli “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”ın yürürlüğe konulmasına, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesi gereğince karar verilmiştir.

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

MAL VE HİZMETLERE UYGULANACAK KATMA DEĞER VERGİSİ ORANLARININ TESPİTİNE İLİŞKİN KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR

MADDE 1- 24/12/2007 tarihli ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın eki (I) sayılı listenin 13 üncü sırasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir.

“6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde taşınmaz maliklerine ait mevcut inşaat alanının bir buçuk katma kadar olan yeni inşaat alanında yapılacak olan konutlara ilişkin inşaat taahhüt işleri,”

MADDE 2- Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3– Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakam yürütür.

(30.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5612

Kadın Memurların Emekliliğinin Püf Noktaları!

Memur ve diğer kamu görevlilerinin emekliliğinde 2008 yılının Ekim ayı başı milat kabul edilmektedir. Keza bu tarihten önce memuriyete başlayanlar Emekli Sandığı Kanununa tabi “iştirakçi” olarak kabul edilmekte ve bu tarihten sonra emekli olanlara göre daha avantajlı şartlarla emekli olmaktadır.

Emekli Sandığı Kanununa tabi “iştirakçi” memurların istekle emeklilikleri bu Kanunda belirtilen hizmet ve yaş şartlarını bir arada yerine getirmesi sonucu elde edilen bir haktır. Emekli Sandığına tabi olan kadın memurlar, erkek memurlara göre hem yaş hem de hizmet süresi yönünden daha avantajlı bulunmaktadır.

20 YIL HİZMETLE EMEKLİ OLAN KADIN MEMURLAR

Emekli Sandığı Kanununa tabi “iştirakçi” memurlar için diğer bir önemli tarih 08/09/1999 tarihidir. Bu tarihten önce işe başlayan kadın memurların emeklilik için 20 hizmet yılı yeterli iken bu tarihten sonra işe girenler ise tam 5 yıl daha fazla hizmetle ancak 25 hizmet yılını doldurmaları hâlinde emekli olabileceklerdir.

Erkek memurların ise 25 hizmet yıllarını tamamlamaları gerekmektedir. Emekli Sandığı Kanununa tabi kadın ve erkek memurların belirtilen hizmet sürelerinin yanı sıra ayrıca kademeli geçiş sürecinde tabi oldukları yaşları da doldurmaları zorunlu bulunmaktadır.

08/09/1999 tarihinden sonra 5434 sayılı Kanuna tabi iştirakçi olarak göreve başlayanlardan kadın için 58, erkek için ise 60 yaşını doldurmaları ve her ikisinin de hizmet sürelerinin 25 yıl ve daha fazla olması hâlinde, emekli aylığına hak kazanabilmekte ve istekleri üzerine emekli aylığı bağlanabilmektedir.

KADIN MEMURLARIN KADEMELİ EMEKLİLİK TABLOSU

Kadın memurların kademeli geçiş sürecinde emekli olacakları yaş işe başlama tarihlerindeki hizmet sürelerine göre değişmektedir. Aşağıdaki tabloya bakılarak ne zaman emekli olunacak tarih tespit edilebilir.

İLK MAAŞIN YATIRILACAĞI BANKA
SGK tarafından ilk defa bağlanan aylıklar, emeklilik taleplerinde bulunan sigortalıların tercih ettiği bankalar ve PTT aracılığı ile ödenmekte; tercihte bulunmayanların ise ilk bağlanan aylığı ülke genelindeki şube ağının en yaygın olması nedeniyle T.C. Ziraat Bankası aracılığıyla ödenmektedir. Emekli, dul ve yetimler aylıklarını bu bankaların herhangi bir şubesinden çekebilmektedir.

Ancak, ilk bağlanan aylık ve varsa ikramiye tutarı ödemeleri sigortalı ve hak sahiplerinin hesap numarasına gönderilmemekte, T.C. kimlik numarası ile PTT/bankalara gönderilmekte dolayısıyla ilk kıst ödemeler ile ikramiye ödemeleri PTT/bankalar tarafından T.C. kimlik numarasından sorgulama yapılarak ödenmektedir.

Aylık ödemeleri Banka/PTT Genel Müdürlükleri ile Kurumumuz arasında imzalanan protokoller çerçevesinde yapılır. Kamu görevlileri için ödeme günleri Ziraat Bankası için her ayın 1 ila 5’i arasında, diğer bankalar için de her ayın 1’idir.

AYLIK ALINAN BANKANIN DEĞİŞTİRİLMESİ

Emekli, dul ve yetimler tarafından, banka/şube değişikliği için Daire Başkanlığımıza veya İl Müdürlüklerimize verilecek dilekçe ile anlaşmalı bankalardan herhangi birisine aylıkların nakli yapılarak banka/şube değişikliği gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca, Banka/PTT şube değişikliği talepleri “www.turkiye.gov.tr ” internet adresine T.C. kimlik numarası ve e-Devlet şifresi ile yapılacak giriş sonrasında gerçekleştirilebilmektedir.

***

“Başarılı olmak, Nobel almak değildir. Başarılı olmak ailenize, memleketinize, vatanınıza, insanlığa hizmet etmek demektir” Prof. Dr. Aziz Sancar

(Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi | 30.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30251

Emeklilikte Son Yedi Yıl Hesabı Nasıl Yapılır?

4/a’lı işe başlama tarihim 15 Eylül 1997. 2009 yılına kadar 2088 prim günüm var.  2010-2013 arası 1079 gün 4/b, 2013-2014 arası tekrar 530 gün 4/a kapsamına prim ödemem var. Emeklilik öncesi son 1261 gün çalışmanın hangi statü kapsamında olduğuna göre emekli olabildiğimizi biliyorum. Bu durumda benim son 7 yılda 4/a’dan 958, 4/b’den ise 1079 günüm bulunuyor. Bu şartlarda benim 3600 günle 4/a statüsünden emekli olmam mümkün değil mi? Funda Görgün

Sizin gibi birden fazla sigortalılık kapsamında prim ödemesi olanların emeklilik statülerinin belirlenmesine ilişkin son yedi yıl hesabında, en son prim ödenen ya da hesaplamanın yapıldığı tarihten geriye doğru yedi yılık süre değil, fiilen prim ödenmiş son yedi yıl (2520 gün) dikkate alınıyor. Diğer bir deyişle, emeklilik statüsünü belirleyen son yedi yıl, toplam prim gün sayısının son 2520 günüdür.

Bu bağlamda, an itibarıyla son 7 yıllık (2520 günlük) prim ödemenizin (sondan geriye doğru 530 gün 4/a, 1079 gün 4/b, 911 gün 4/a olmak üzere) 1441 günü 4/a, 1079 günü 4/b kapsamında oluyor.

Buna göre de son 7 yıllık prim ödemenizin 1261 günden fazlası 4/a kapsamında olarak, 3600 prim günü şartını sağlamış durumdasınız. 58 yaş şartını da sağladığınızda emekli olmaya hak kazanırsınız.

Emekli olamayanın primleri ne olur?

6 Eylül 1994, 4/a sigorta başlangıcım. Toplamda 2057 gün çalışmışlığım var. 4/b sigortamı 03.11.2015’de başlatıp, 30.04.2017’de bıraktım. 27.05.2017 – 05.07.2017 arası 40 gün, 24.08.2017 – 30.12.2020 arası 1221 gün ödedim. 4/a statüsünde yetim aylığı alan bayanım. Ödemeyi durdurmayı düşünüyorum. Emeklilik yaşıma ulaştığımda bunca ödemenin akıbeti ne oluyor? İade mi ediliyor, yoksa tüm ödemeler iptal mi oluyor? İzmitli

Emeklilik için gereken yaşını doldurmasına rağmen emekli aylığı bağlanmasına hak kazanamamış olanlara, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, talepte bulunmaları halinde toptan ödeme şeklinde geri veriliyor.

58 yaşınızı doldurduğunuzda emekliliğiniz için gereken prim günü şartını sağlayamamış olursanız, sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini, toptan ödeme şeklinde geri alabilirsiniz.

1 Ekim 2008 öncesinde ödenmiş olan primlerinizin iade edilecek tutarına 1 Ekim 2008 tarihine kadar faiz hesaplanmaz ve güncelleme yapılmaz. 1 Ekim 2008’den talep tarihine kadar geçen yıllar için, gerçekleşen güncelleme katsayılarına göre güncelleme yapılır.

1 Ekim 2008 sonrasında ödenmiş primlerinizin iade edilecek tutarına ise primlerin ödendiği aydan, talep tarihine kadar geçen yıllar için güncelleme yapılır. Her yılın güncelleme katsayısı yıllık TÜFE (tüketici enflasyonu) ile ülkenin büyüme hızının yüzde 30’unun toplamından oluşur.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 30.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30252

Babanız SSK’dan Nisan 2025’te Emekli Olabilir

Soru: 16 Nisan 1972 doğumlu babamın, SSK giriş tarihi 1 Aralık 1993. Toplam 282 gün prim ödemesi var. 1 Aralık 2001’de Tarım Bağkur’lu oldu ve 6540 gün prim ödemesi var. 15 ay askerlik yapmış. Askerlik borçlanmasına giderek, babam sigortaya geçiş yaparsa kaç yıl çalışması gerekir ve kaç yaşında emekli olur? l Sena DEMİR

Cevap: Babanız askerliğini muhtemelen sigorta başlangıç tarihinden önce yaptı. Askerlik süresinin 370 gününü borçlanıp, Bağkur’dan sonra sigortalı bir işte çalışarak SSK’ya 1260 gün prim ödemesi halinde, SSK’dan emekli olmak için 25 yıl sigortalılık süresi, 5600 gün prim ödeme ve 53 yaş şartlarına tabi olur. 1260 günden sonra prim ödemese de 53 yaşını dolduracağı 16 Nisan 2025’te emekli olabilir.

ASKERLİĞİMİ YATIRIRSAM EMEKLİLİK YAŞIM DÜŞER Mİ?

Soru: 11 Ağustos 1978 doğumluyum. SSK girişim Mart 2001’de oldu. Askerliğimi yatırırsam emeklilik yaşımı erkene alma ihtimalim var mı? l Muhyettin AKTAY

Cevap: Askerlik sürenizi ve sigorta başlangıç gününüzü bildirmemişsiniz. Şayet 18 ay askerlik yapmışsanız ve sigorta başlangıç tarihiniz de 7 Mart 2001 veya daha önceki bir tarihse askerliğinizi borçlanmanız halinde, 60 olan emeklilik yaşınız 58’e, 7000 gün olan prim şartınız da 5975 güne düşer.

BAŞLANGIÇTA MALUL DERECESİNDE ENGELLİ OLANIN EMEKLİLİK ŞARTLARI

Soru: 1985 doğumluyum. SSK sigortam 2013’te başladı. 716 gün prim ödemem var. Primi 1800 güne doldursam, malulen emekli olabilir miyim? l Halil YILDIRIM

Cevap: Malulen emekli olmak için 10 yıl sigortalılık süresi, 1800 gün prim ödeme ve en az yüzde 60 oranında işgücü kaybı şartları aranıyor. Ancak ilk defa sigortalı olduğu tarihte malul derecesinde (en az yüzde 60 oranında) engelli olanlar, malul haklarından yararlanamadığından malulen emekli olamıyorlar.

Şayet ilk defa sigortalı olduğunuz tarihte malul derecesinde engelli değilseniz, en az yüzde 60 oranında işgücü kaybınız varsa, priminizi 1800 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz (primi tamamlama tarihinizde 10 yıllık sigortalılık sürenizi de tamamlamış olacağınızdan emeklilik mümkün)

Ancak ilk defa sigortalı olduğunuz tarihte malul derecesinde engelliyseniz, 1800 günle emekli olma hakkınız yok. Bu durumda 3244 gün daha prim ödeyerek 716 gün olan priminizi 3960 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz (15 yıl sigortalılık süresi ve 3960 gün prim ödeme şartlarına tabi olarak).

AF KANUNU 2008 ÖNCESİNİ DE KAPSIYOR

Soru: 1966 doğumlu babamın SSK başlangıç tarihi 3 Mart 1985. Toplam 2261 gün prim ödemesi var. Ayrıca Bağkur’da 1754 gün prim ödemesi bulunuyor. Ekim 2008’den önceki Bağkur borçları silinmiş. 2005 ve 2008 yılı arasındaki silinen borcu borçlanabilirmişiz. Bu yasa 2008 yılı öncesini kapsıyor mu? l DEFNE

Cevap: 17 Kasım 2020’de yürürlüğe konan ve toplumda af kanunu olarak adlandırılan 7256 sayılı kanun; başta vergi ve prim borçları olmak üzere kamu alacaklarını yeniden yapılandırmasının yanında, babanız gibi prim borcundan dolayı Bağkur sigortalılığı durdurulan ve prim borcu silinenlere de kaybettikleri günleri tekrar kazanma imkanı sunuyor.

Durdurulan sigortalılık süresi açısından 2008 öncesini de kapsıyor. Hem de uygun şartlarla. Babanız SGK’ya başvurarak; durdurulan Bağkur sigortalılık süresinin primini 7256 sayılı kanun kapsamında ödeme talebinde bulunduğunda, babanızın prim borçları sigortalılık süresi hiç durdurulmamış gibi hesaplanır.

Hesaplanan prim borcunu ve borca enflasyon oranında hesaplanan gecikme bedelini, en geç 31 Mart 2021’e kadar ödemesi halinde, borca işletilen ve borcun büyük bir kısmını oluşturan gecikme cezası ve gecikme zammı silinir. Babanız da günlerini uygun şartlarda kazanmış olur.

(Kaynak: Ekrem Sarısu / Posta Gazetesi | 30.01.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=30253