Gelir Vergisi Beyannamesiyle İlgili Son Notlar

Gelir vergisi beyan dönemi bugün başlıyor. Beyanname verecekler için, işte pratik bazı bilgiler.

Bütün gelirler için tek bir beyanname

Gerçek kişilerin tüm kaynaklardan elde ettiği gelirler toplanır ve tek bir beyanname ile beyan edilir.

Örneğin bir kişinin hem kira geliri hem beyan edilmesi gereken ücret geliri hem de kâr payı geliri varsa bunlar için ayrı ayrı beyanname verilmez, hepsi tek bir beyannamede toplanır.

Aile reisi beyanı yok

Vergi sistemimizde aile reisi beyanı yoktur. Beyana tabi geliri bulunan aile bireylerinin her birinin geliri için ayrı beyanname verilmesi gerekir.

Beyana tabi geliri olan küçüklerin ve kısıtlıların beyannamesi, bunlar adına düzenlenir, kanuni temsilcisi tarafından imzalanır.

Beyan edilen gelirden daha önce kesilen vergiler hesaplanan vergiden mahsup edilir

Beyan edilen gelir üzerinden yıl için kesinti yapılmışsa, kesilen vergi beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilir. Örneğin işyeri kira geliri elde edenlerin kira bedelinden kesilen vergi ile kâr payı alanların aldıkları kâr payından kesilen vergi, bu gelirlerin beyanı durumunda ödenecek vergiden mahsup edilecektir.

Mahsubun yapılabilmesi için verilecek beyannameye, bu vergileri kesen mükellefin bilgilerinin yer aldığı bir tablonun eklenmesi gerekir. Bazı durumlarda bu kesintilerin ödenecek gelir vergisinden daha fazla olması, dolayısıyla vergi idaresinden vergi iadesi alınması da söz konusu olabilir. Varsa iadenin yazılı bir dilekçe ile vergi dairesinden talep edilmesi gerekir.

Hesaplanan vergiden yurt dışında ödenen vergiler mahsup edilebilir

Beyan edilen gelirler arasında yurt dışından elde edilen örneğin; kira geliri, faiz geliri gibi gelirler varsa, bu gelirler üzerinden yurt dışında ödenen gelir vergisi Türkiye’de mahsup edilebilir. Bunun için yetkili makamlardan alınan belgenin Türk elçilik ya da konsolosluklarına onaylatılması gerekir.

Bir gelir unsurundan doğan zarar diğer gelirlerden mahsup edilebilir

Kural olarak, beyan edilen birden fazla gelir türlerinden birinde ya da birkaçında zarar oluşması durumunda bu zararlar diğer gelirlerden mahsup edilebilir.

Örneğin; kâr payı beyan eden bir kişi aynı zamanda kira geliri de elde ediyorsa ve kiraya verdiği bina için yapmış olduğu giderlerin büyüklüğü nedeniyle kira geliri zarara dönmüşse bu zarar, kâr payı gelirinden indirilebilir. Bu konunun çeşitli istisnaları ve farklı uygulamaları söz konusu, bu nedenle böyle durumlarda mutlaka bir uzmandan yardım almanızı öneririm.

Beyanname üzerinde ayrıca yapılabilecek indirimler

Vergi mevzuatımız kural olarak, gelirin elde edilmesi için yapılan giderlerin kazancın tespitinde dikkate alınmasını öngörüyor. Dolayısıyla gelirin safi tutarı üzerinden vergi hesaplanıyor.

Gelirin elde edilmesiyle doğrudan ilgisi olmayan bazı giderler de beyannamede gelirden düşülebiliyor. Beyannamede indirim konusu yapılabilecek giderlerden bazıları şunlar: 

1- Eğitim ve sağlık harcamaları

Mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ilişkin eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirden indirilebiliyor. İndirim olanağı beyan edilen gelirin %10’u ile sınırlı. Bu harcamaları indirim olarak dikkate alabilmek için, Türkiye’de yapılması ve gelir ya da kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek ya da tüzel kişilerden alınacak belgelerle belgelendirilmesi gerekiyor. 

2- Bağışlar

Bağışın yapıldığı alan veya kuruma bağlı olarak çeşitli sınırlar var. Bazı bağışlar beyan edilen gelirin %5’i sınırı içinde indirilebilirken, bazı bağışlar, örneğin; okul, sağlık tesisleri, huzur evi, rehabilitasyon merkezi gibi yerlere yapılan bağışların tamamı, sınır olmaksızın matrahtan indirilebilir. 

3- Sanat, kültür faaliyetlerine yönelik bağış ve yardımlar

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen birçok faaliyet için yapılan harcama matrahtan indirilebilir. Örneğin; bilimsel kazı çalışmaları, yazma ve nadir eserlerin korunması, kültürel ulusal ya da uluslararası organizasyonlar gibi. Bu bağış ve yardımların tamamı bir sınırlama olmaksızın matrahtan indirilebilir. 

4- Sponsorluk harcamaları

Amatör sporlara yapılan harcamanın tamamı ile profesyonel sporlara yapılan harcamanın %50’si vergi matrahından indirilebilir. İstenen prosedüre uygun olarak yapılmak şartıyla. 

5- Hayat sigortaları ile şahıs sigortalarına ödenen primler

Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, vergi matrahından düşülemiyor. Ancak beyanname veren kişinin kendisine, eşine veya küçük çocuklarına ait ödenen hayat sigortası priminin %50’si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin tamamı matrahtan düşülebiliyor.

Bu çerçevede indirilebilecek tutarla ilgili iki sınırlama var: İndirilecek olan tutar beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını geçemiyor. 

Beyanname nasıl verilir?

Ticari, zirai ve mesleki kazancı bulunanlar beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda. Bu tür gelirleri olmayanlar, beyannamelerini elektronik ortamda verebilecekleri gibi kâğıt ortamında da verebilirler.

Ayrıca, geliri sadece kira, ücret, menkul sermaye iradı veya diğer kazanç ve iratların biri veya birkaçından oluşanlar, Gelir İdaresi’nin bir hizmeti olan Hazır Beyan Sistemi’ni kullanarak beyannamelerini verebilirler.

Hazır Beyan Sistemi, Gelir İdaresi’nce çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılarak beyannamelerin Gelir İdaresi tarafından otomatik olarak doldurulduğu ve mükelleflerin onayına sunulduğu bir sistem.

Sistemi kullanmak için yapılması gereken, hazirbeyan.gib.gov.tr adresinden veya Dijital Vergi Dairesi (Hazır Beyan Sistemi) üzerinden sisteme ulaşmak, sisteme giriş yapıldığından ekrana yansıyacak olan Gelir İdaresi’nce hazırlanan beyannameyi kontrol etmek, doğruysa onaylamak, değilse düzelterek onaylayarak işlemi tamamlamak.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan, Hazır Beyan Sistemi’ne ilişkin broşür, 20 Şubat 2024 tarihinde Başkanlığın internet sitesinde yayımladı. Sistemi kullanacaklar, bu broşürden yararlanabilirler. 

Beyan ve ödeme zamanı

Gelir vergisi beyannamesi kişinin ikametgâhının bulunduğu yerin vergi dairesine Mart ayının sonuna (Mart ayının son günü tatil olduğundan 1 Nisan akşamına) kadar verilebilir.

Beyanname üzerinde hesaplanacak vergi Mart ve Temmuz ayında iki taksitte ödenir.

(Kaynak: Recep Bıyık / Ekonomim.com | 01.03.2024)

Kaynak: Gelir Vergisi Beyannamesiyle İlgili Son Notlar – MuhasebeTR

Türkiye’de Yerleşik Gerçek Kişilerin, Yurtdışından Elde Ettiği Gelirlerin Vergilendirmesi

Bugünkü çalışmamızda , gelir vergisi döneminde beyan edilecek bazı yurtdışı kaynaklı gelirlerin; gerçek kişiler açısından vergilendirilmesi hususu incelenecektir.

1.YURTDIŞINDA YAPILAN HİSSE SENEDİ ALIM-SATIMININ TÜRKİYE DE VERGİLENDİRİLMESİ

Tam ve dar mükellefiyete tâbi gerçek kişiler tarafından yurt dışında kurulmuş bir şirket tarafından yurt dışında ihraç edilmiş ve ilgili ülkenin menkul kıymetler borsasında kayıtlı olan hisse senetlerinin alım-satımından doğan kazançların vergilendirilmesinde G.V.K.’nun geçici 67’nci maddesi hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi gerekmektedir.

Buna ilişkin olarak G.V.K.’nun geçici 67’nci maddesinin (13) numaralı fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“13) Bu maddede geçen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı ifadesi, özel bir belirleme yapılmadığı sürece Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulu’nca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymet ve vadeli işlem ve opsiyon borsalarında işlem gören menkul kıymetler veya diğer sermaye piyasası araçları ile kayda alınmamış olsa veya menkul kıymet ve vadeli işlem borsalarında işlem görmese dahi Hazine’ce veya diğer kamu tüzel kişilerince ihraç edilecek her türlü menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracını ifade eder.

Bu düzenlemeye göre, G.V.K.’nun geçici 67’nci maddesi hükmü Türkiye’de ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulu’nca kayda alınmış ve/veya Türkiye’de kurulu menkul kıymetler borsasında işlem gören menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elde tutulması ve elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde uygulanacaktır

Buna göre ;

Yurt dışında ihraç edilmiş olan hisse senetlerinin alım-satımından doğan kazançlarda vergilendirme G.V.K.’nun Geçici 67’nci maddesi hükmüne göre yapılmayacaktır.

Bu kapsamda olmak üzere, G.V.K.’nun Mükerrer 80’inci maddesinin bir’inci fıkrasının (1) numaralı bendine göre, tam mükellefiyete tâbi kurumlara ait hisse senetlerinin iki yıldan fazla süreyle elde tutulması durumunda elde edilen kazanç değer artış kazancı olarak kabul edilmemesine ilişkin kural dar mükellefiyete tâbi kurumlara ait olan hisse senetleri için uygulanmayacaktır.

Buna göre, dar mükellefiyete tâbi kurumlara ait olan ve yurt dışında ihraç edilmiş hisse senetlerinin alım-satımından doğan kazançlar elde tutulma süresine bakılmaksızın değer artış kazancıdır. Dolayısıyla, bu kazançların genel hükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

2.YURTDIŞINDA ELDE EDİLEN KAR PAYLARI

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Mükellefler” başlıklı 3-1/1. maddesinde; Türkiye’de yerleşmiş olan gerçek kişilerin Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun “Türkiye’de Yerleşme” başlıklı 4.maddesinde ise ;

“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır;

1.İkametgâhı Türkiye’de bulunanlar (İkametgâh, Kanunu Medeninin 19 uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir);

2.Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”, hükmü yer almaktadır.

Yine aynı kanunun; 75. maddesinde; sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiş olup, kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratların menkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiştir:

1.Her nevi hisse senetlerinin kâr payları

2.İştirak hisselerinden doğan kazançlar

Gelir Vergisi Kanununun “Gelirin Toplanması ve Beyan” başlıklı 85 inci maddesinde;

“Mükellefler, ikinci maddede yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu kanunda aksine hüküm olmadıkça yıllık beyanname verirler. Bu kanuna göre beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanması zorunludur.

Yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlar:

1.Mükellefin bunları Türkiye’de hesaplarına intikal ettirdiği yılda;

2.Türkiye’de hesaplara intikal ettirilmemesinin mükellefin iradesi dışındaki sebeplerden ileri geldiği tevsik olunan hallerde, mükellefin bunlara tasarruf edebildiği yılda;

elde edilmiş sayılır.”hükümleri yer almaktadır.

Ayrıca yine anılan Kanunun 86-1/d maddesinde  ise; bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 2600 TL [1](323 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2023 yılı için 8.400 , 324 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2024 yılı için 13.000[2] ) aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi durumunda bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Türkiye’de tevkif yoluyla vergilendirilmeyen ve istisna uygulamasına konu olmayan yurt dışından elde edilen menkul sermaye iratlarının (faiz, kâr payı vb.) tamamının, yukarıda bahsi geçen hükmü gereğince , 2023 yılı için 8.400,00 TL’yi aşması durumunda yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca , söz konusu Kanunun 123. maddesi hükmüne göre; tam mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergilerin, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilmesi mümkün olup indirilecek miktarın gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından fazla olması halinde, fazla olan tutar indirim konusu yapılamayacaktır.

Ayrıca vergi indiriminin yapılabilmesi için yabancı memlekette ödenen vergilerin gelir üzerinden alınan şahsi bir vergi olması ve yabancı memlekette vergi ödendiğinin yetkili makamlardan alınan ve mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan memleketin aynı mahiyetteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgelerle tevsik edilmesi şarttı da bulunmaktadır.[3]

3.YURTDIŞINDAN ELDE EDİLEN TELİF BEDELLERİ

Gelir Vergisi Kanunu madde 18 de , Serbest Meslek Kazançlarına yer verilmiş olup , 07.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanunla , 193 sayılı GVK’nın “Serbest Meslek Kazançlarında” başlıklı 18. Maddesine ekleme yapılmıştır.

“Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.”

Yapılan son düzenleme ile serbest meslek kazançlarındaki telif ve ihtira beratı kazanç istisnasından sınırsız bir şekilde yararlanılmasına son verilmiş ve yıllık olarak belirlenen kazanç tutarının aşılması durumunda (2023 yılı için 1.900.000,00 TL) istisnanın uygulanmayacağı ve elde edilen telif hakkı ve ihtira beratı kazancının tamamı için yıllık beyanname verilmesi sağlanmıştır.

  • İstisnanın kapsamı nedir ve istisnadan yararlanma şartları nelerdir ?

193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından yararlanan mükellefler ve istisna kapsamında olan eserler sayılmış olup, söz konusu maddede hangi hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna göre;

a) Anılan istisnadan yararlanma hakkı; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı, mucitler ve bunların kanuni mirasçılarına tanınmıştır.

b) İstisna kapsamına; şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir.

c) İstisna uygulanacak hasılat, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanması veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilen hasılattır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler de istisna kapsamındaki hasılata dahildir.

(2) 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre bazı eserlerde kayıt ve tescil zorunlu, bazı eserlerde ise ihtiyari tutulmuştur. 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan serbest meslek kazanç istisnasından yararlanabilmek için maddede belirtilen eserlerden kayıt ve tescili zorunlu olanların kayıt ve tescil ettirilmesi şart olup, diğer eserlerde kayıt ve tescil şartı aranmayacaktır.

(3) Kültür ve Turizm Bakanlığınca kayıt-tescil edilen eserlerin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde sayılan eserler veya bu eserlere benzerlik gösteren eserlerden olması şart olup, 5846 sayılı Kanuna göre kayıt-tescil edilen tüm eserler istisna kapsamına girmemektedir.

Bu noktada; istisna kapsamında bulunan çalışmaların Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca satın alınması halinde, yapılacak ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlar aşağıdaki gibi olup , 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17 oranında tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.

  • Kamu idare ve müesseseleri,
  •  iktisadi kamu müesseseleri,
  • sair kurumlar,
  • ticaret şirketleri,
  • iş ortaklıkları,
  • dernekler,
  • vakıflar,
  • dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri,
  • kooperatifler,
  • yatırım fonu yönetenler,
  • gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
  • zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler

Ödemeyi yapan kişinin dar mükellef olması durumunda, yani yurt dışında mukim bir kişi olması durumunda ise stopaj yapılmamaktadır.

Bunun yanısıra , 27.05.2020 tarih 31137 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan , 311 sıra nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğine göre , defter tutma ve belge düzeni ile ilgili açıklamalar yapılmış olup , aşağıda belirtildiği üzere belirli şartlarda defter tutma ve belge düzenleme zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

Defter tutma ve belge düzeni

MADDE 6 – (1) 213 sayılı Kanunun 172 nci maddesinde defter tutmaya mecbur olanlar sayılmış olup, aynı Kanunun 210 uncu maddesinde ise serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı hüküm altına alınmıştır. Yine aynı Kanunun 236 ncı maddesinde de serbest meslek erbabının tahsilatları için serbest meslek makbuzu düzenlemek mecburiyetinde olduğu belirtilmiştir.

(2) 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde belirtilen türden faaliyetlerde bulunan ve eserlerini kısmen veya tamamen aynı Kanunun 94 üncü maddesinde belirtilenler dışındakilere teslim eden serbest meslek erbabının; defter tasdik ettirme (defter-beyan sistemine kaydolma) ve tutma ile belge düzenleme zorunlulukları bulunmaktadır.

Buradan yola çıkarak , yukarıdaki maddede de görülebileceği üzere , yurtdışından telif kazancı elde edildiği durumlarda DEFTER TUTMA VE SERBEST MESLEK MAKBUZU DÜZENLEME ZORUNLULUĞU DEVAM ETMEKTEDİR.

İstisnadan yararlanma durumuna gelince ,

28.07.2011 tarih B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 18-1130 sayılı İngiltere mukimi yayınevinden alınan telif bedeli Hk. verilen özelgede ; kişi ,yurtdışından telif kazancı olduğunu belirtmesine rağmen ,

Verilen cevapta ;

eser niteliği taşıması durumunda istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır diye ifade geçtikten sonra ,

tevkifat yapmak mecburiyetinde olanlarca satın alınması halinde, tarafınıza yapılacak ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı ve istisna hadleri içinde kalan bu kazançlarınız için yıllık beyanname verilmeyeceği tabiidir şeklinde açıklama yapılmıştır.

Yurtdışından elde edilen ödemelerde , yurt dışındaki kişiler GVK madde 94’de sayılanlar arasında olmadığından herhangi bir tevkifat sorumluluğunu doğması mümkün değildir. Açıkcası özelge de tam bir cevap verilmemiş ve durum ortada bırakılmıştır.

İlgili düzenlemede; istisna açısından ortada net bir ifade olmadığı açıktır fakat istisnanın yurtdışından elde edilen kazançlarda uygulanmaması için bir sebep de gözükmemektedir.

Bunun yanısıra , defter tutma zorunluluğu olmaksızın , yurtdışından gelen telif kazancı açısından , arizi yapılan işlerde , 2023 yılı arizi kazanç istisnası da dikkate alınabilir. (2023 yılı , 82 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı 129.000 TL)

4.YURTDIŞINDAN DÖVİZ OLARAK ELDE EDİLEN ÜCRETİN VERGİLENDİRMESİ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde; Türkiye’de yerleşmiş olan gerçek kişilerin Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilecekleri hüküm altına alınmış olup bu Kanunun;

– “Türkiye’de yerleşme” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır.

1. İkametgahı Türkiye’de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19’uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir);

2. Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”,

– “Mükellefler ve mevzu” başlıklı 6 ncı maddesinde, “Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (14/a) bendine göre, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlerin gelir vergisinden istisna edileceği hüküm altına alınmıştır.

147 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Kanuni ve İş Merkezi Türkiye’de Olmayan Dar Mükellefiyete Tabi İşverenlerce Hizmet Erbabına Döviz Olarak Ödenen Ücretler” başlıklı (1-c) bölümünde;

“…

İstisna hükmünün uygulanmasında, aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

– İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların, Türkiye’de herhangi bir kanuni merkezinin veya iş merkezinin bulunmaması gerekir. Türkiye’de kanuni ve iş merkezi olmayan kurumların ise tam mükellef oldukları devlette hangi statüyü taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı herhangi bir iktisadi işletmelerinin varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.

Ayrıca , 18.04.2023 tarih E-46464534-045-6981[4] sayı Yurtdışından döviz olarak elde edilen ücretin vergilendirilmesi konulu özelgede de özetle ;

Kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tâbi kurumların bünyesinde çalışan hizmet erbabına ödenen ücretlere istisna uygulanabilmesi için;

  • Türkiye’de hizmet arzeden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
  • Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbâbı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması,
  • Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurtdışı kazançlarından karşılanması,
  • Ücretin döviz olarak ödenmesi,
  • Ödenen ücretin dar mükellef kurumun Türkiye’deki hesaplarına gider olarak kaydedilmemesi şartlarının bir arada taşıması gerektiği vurgulanmıştır.

5.YURTDIŞINDAN ELDE EDİLEM EMEKLİ MAAŞININ VERGİLENDİRMESİ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ;23 üncü maddesinde ücretle ilgili istisnalara yer verilmiş olup ;

  • (13) numaralı bendinde, yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıklarının,

Gereği , yurtdışından elde edilen emekli aylıklarının gelir vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

Ayrıca , 18.04.2023 tarih 38418978-120[23-2020/3]-173145 sayılı Yurt dışından alınan emekli maaşının vergilendirilmesi konulu özelge de belirtildiği üzere ;

…………………………………emeklilik gelirinizin yurtdışında bulunan sosyal güvenlik kurumlarından elde ediliyor olması halinde, bu gelirleriniz Türkiye’de gelir vergisinden istisna edilecek olup, bu gelirleriniz için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi söz konusu olmayacaktır.

Ancak, söz konusu emeklilik gelirinizin yurtdışında bulunan Sosyal Güvenlik Kurumları haricinde özel emeklilik sigorta kuruluşlarından elde ediliyor olması halinde ise, bu gelirlerinizin tevkif suretiyle vergilendirilmemiş ücret geliri olarak Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesine göre yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerektiği tabiidir.[5]


[1] 30.12.2022 tarih 32059 sayılı Resmi Gazete

[2] 30.12.2023 tarih 32415 sayılı Resmi Gazete

[3] 12.05.2016 tarih 62030549-120[86-2015/891]-56525 sayılı özelge

[4] Yozgat Valiliği , Defterdarlık Gelir Müdürlüğü , 18.04.2023 tarih E-46464534-045-6981 sayılı özelge

[5] 18.04.2023 tarih 38418978-120[23-2020/3]-17314538418978-120[23-2020/3]-173145 sayılı özelge ,                                         Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı , Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

01.03.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Et Tu, Brute: Sende Mi, Brütüs

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürlüğü 09 Şubat 2024 tarihinde kamu sermayeli işletmelere gönderdiği “Giyim/Giyecek Yardımı Hk.” konulu E-2876262 sayılı yazısında, kamu sermayeli işletmelerden çalışanlara verilen koruyucu giyim yardımlarının ayni ya da nakdi yapılıp yapılmadığı, yapılan yardımların ve ödemelerin değeri, dayanağı olan mevzuat bilgisi ve iç düzenlemelere dair bilgi vermelerini istemiştir.

Söz konusu yazıda, yasal dayanağına da yer verilerek kamu sermayeli işletmelerde çalışanlara mevzuat gereği verilmesi gereken koruyucu giyim yardımlarının sadece mevzuatta/toplu sözleşmede belirtilen çalışanlarla sınırlı olarak ayni şekilde verilmesi gerektiği, bu yardım karşılığında çalışanlara çek, kupon veya benzeri ödeme araçlarının verilemeyeceği ve nakdi bir ödeme yapılamayacağı belirtilmiştir.

Ayrıca yazıda, çalışanlara verilen koruyucu giyim eşyalarının mülkiyetinin çalışanlara değil kuruluşa ait olduğu yani demirbaş olarak verildiği ifade edilmiştir.

Genel Müdürlüğün neden böyle bir bilgi istediği bilinmiyor ama bir denetim tekniği olan bilgi isteme yazısı dahi ilgili kamu sermayeli işletmelerin yöneticileri ile söz konusu teşekküllerde çalışanları, koruyucu giyim yardımlarının önceki senelerde olduğu gibi giyim çekleriyle ödenip ödenmeyeceği hususunda bir hayli tedirgin etmişe benziyor.

Peki, koruyucu giyim nedir ve kimlere verilmektedir.

Koruyucu giyim; şantiye, atölye, laboratuvar, yeraltı, açık arazi koşullarında görev yapan çalışanlara, görevin gereği olarak görevde kullanması ve görevden ayrılması halinde de iade etmesi için verilen giysi, demirbaş olup, temel prensip bu yardımın ayni olarak yapılması yani idare tarafından satın alınarak çalışanlara verilmesi şeklindedir.

Ancak Sayıştay raporlarına da yansıdığı üzere, kamu sermayeli işletmelerin koruyucu giyim yardımlarını, doğrudan temin veya ihale yaparak yüklenicilerden her bir sözleşmeli çalışan için neredeyse 1 aylık ücret tutarı kadar parasal tutar içeren giyim çekleri temin etmek suretiyle yaptığı, giyim çeki verirken de çalışan ayrımı yapmadan tüm sözleşmeli memur statüsündeki çalışanlara verdiği ve dahası üst yönetimde bulunanların birden fazla giyim çeki aldığı ortaya çıkmıştır.

Teşekkül tarafından temin edilerek çalışanlara verilen koruyucu giyim yardımlarının verilme gerekçesinin yapılan görevin gereği olarak iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak olduğunun altını çizen Sayıştay’ ın söz konusu bulgularına yönelik cevap veren teşekküllerin, cevap vermekte bir hayli zorlandığı görülmektedir.

Zorlanıyorlar çünkü mesele yardımların sadece ayni ya da nakdi şekilde yapılıp yapılmaması da değildir. Mesele koruyucu giyim yardımı için verilen çeklerin temin edildiği yüklenici firmaların anlaşmalı olduğu mağazaların hemen hemen hiçbirisi koruyucu giyim eşyası satmamaktadır.

Bu mağazaların çoğunluğu genelde günlük giyim eşyası satmakta ve giyim çeki alan çalışanlar da söz konusu giyim çekiyle hem kendilerine hem de aile efradına gündelik giyim eşyası satın almaktadır. Haliyle koruyucu giyim yardımı altında yapılan yardımlar, yardımın amacının çok çok dışına çıktığı gibi iş sağlığı ve güvenliği açısından da büyük riskler doğurmaktadır.

Bununla birlikte, bir yandan yargı erki olan Sayıştay’ ın tabiri caizse teşekküllerin başında salladığı Themis kılıcı diğer yandan yine yetkili sendikalar ile mensup olan çalışanların elinde tuttuğu orak ve çekiç teşekkülleri de farklı yollara sevk edebilmektedir.

Hem Sayıştay’ı hem de sendikaları razı etmek gerçekten zor olmalı ki yine doğrudan temin veya ihale yaparak yüklenicilerden temin ettikleri giyim çeklerini çalışanlara dağıtan bazı teşekküller, bu kez Sayıştay’ın gönlünü hoşnut etmek için giyim çeki teslim ettiği sırada toplu sözleşme hükümleri gereği yetkili sendika ile belirlenen koruyucu giyim yardımlarını teslim etmiş mahiyette düzenlenen teslim tesellüm tutanaklarını çalışanlara imzalatarak arşivde saklamaktadırlar.

Bu durum Sayıştay’ı hoşnut eder mi etmez mi bilinmez ama muamelelerin gerçek mahiyetini esas alan Vergi İdaresini pekte hoşnut edeceğe benzemiyor.

Çünkü giyim çeklerini veren teşekküller ve verilmesi hususunda ısrar eden sendikalar, koruyucu giyim yardımı olarak verilen giyim çeklerinin hizmet karşılığı verilen para ve ayın olmadığını ve dahi hizmet karşılığı verildiğinin kabulü halinde de demirbaş olarak verilen giyim eşyası olduğundan bahisle gelir (stopaj) vergisi ödemelerinin gerekmediğini iddia etmektedirler.

Ancak Vergi İdaresi de Vergi Yargısı da yapılan giyim yardımının gelir vergisinden istisna edilebilmesi için; giyim eşyasının işin icabı olarak verilmiş olması, işte giyilen bir giyim eşyası olması, demirbaş niteliğinde olması ve çalışanın işten ayrılması halinde giyim eşyasının geri alınması gerektiğinden bahisle bu şekilde verilen giyim çekleri nedeniyle gelir vergisi ödenmesi gerektiği hususunda hemen hemen mutabıktır.

Giyim çekleri personel mevzuatına ve toplu sözleşme esaslarına göre verilsin ya da verilmesin, verilen giyim çeklerinin ücret geliri elde eden çalışanların gelirinde bir artış meydana getirdiği ve ücret olarak vergilendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.

Giyim çekleri ile yapılan ücret ödemesinin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında “Demirbaş olarak verilen giyim eşyası (Resmi ve özel daire ve müesseselerce hizmet erbabına işin icabı olarak verilen ve bunların işten ayrılmaları halinde geri alınan giyim eşyası)” olarak değerlendirilmesi ve gelir vergisinden müstesna tutulması mümkün değildir.

Bu nedenle, çalışanlara işin gereği ve demirbaş olarak verilmeyen, ayrıca çalışanın işten ayrılması halinde geri alınabilir nitelikte olmayan giyim çeklerinin içerisinde yer alan parasal tutarların net ücret kabul edilerek brüte iblağ edilip, ücret bordrosuna dâhil edilmek suretiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (1) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Çalışanlara verilen giyim çeklerinin içerisinde yer alan parasal tutarların ücret bordrosuna yansıtılmamasının neden olduğu vergi ziyaının boyutu ise bir hayli yüksek çıkmaktadır. Şöyle ki, giyim çekinin teslim edildiği ayda ücret geliri elde eden çalışan hem o aya ait normal ücret gelirini hem de giyim çekini aldığından, giyim çeki içerisinde yer alan parasal tutarının brüte iblağ edilen tutarının tamamı ücretin safi tutarı olmaktadır.

Örneğin, 10.000 çalışana her biri net 40.000,00 Türk lirası parasal tutar içeren giyim çeki verilmesi halinde, giyim çekinin verildiği ayda her bir çalışanın % 15’ lik vergi diliminde olması halinde teşekkülün ödemesi gereken gelir (stopaj) vergisi ((10.000,00*40.000,00/0,85)*%15=) 70 milyon 588 bin 235 Türk lirasına ve giyim çekinin verildiği ayda her bir çalışanın % 35’ lik vergi diliminde olması halinde teşekkülün ödemesi gereken gelir (stopaj) vergisi ((10.000,00*40.000,00/0,65)*%35=) 215 milyon 384 bin 615 Türk lirasına isabet etmektedir.

Giyim çeki ister yılın başında verilsin ister yılın sonunda, teşekkülün söz konusu giyim çekinin verilmesi nedeniyle ödemesi gereken gelir (stopaj) vergisi, ücretin artan oranlı tarife üzerinden vergilendirilmesi nedeniyle 215 milyon 384 bin 615 Türk lirasına isabet etmekte olup, yılın başında verilmesi sadece tahakkuk edecek olan verginin zamana yayılmasını sağlar.

İşin bir de damga vergisi boyutu var ki söz konusu tutar bile birçok teşekkülün ödemiş olduğu kurumlar vergisinden daha fazladır.

Esasen teşekküllerin bir kısmının verilen giyim çeklerini vergiye tabi ücret olarak değerlendirirken bir kısmının ise giyim çeklerinin hizmet karşılığı verilen para ve ayın olmadığı ve dahi hizmet karşılığı verildiğinin kabulü halinde de demirbaş olarak verilen giyim eşyası olduğundan bahisle stopaja tabi ücret olarak değerlendirmeyip, tabiri caizse ipe un serpmelerinin altında yatan ana sebep finansal tablolarının farklı olması ve meselenin duruma göre farklı mali sonuçlar ortaya çıkarmasıdır. Çünkü duruma göre ödenmesi gereken verginin türü ve miktarı değişebilmektedir.

01.03.2023

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Gelir Vergisi Beyannamesi Vermeli Miyim? – Hazır Beyan Sistemi

2023 takvim yılı gelirlerinin beyan edileceği Gelir Vergisi beyanname verme dönemi 1 Mart’ta başlayacak ve (31 Mart’ın hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle) 1 Nisan akşamına kadar devam edecek. Peki, kimlerin gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekiyor? Yazımda çok fazla teknik detaylara girmeden bu konuyu ele almaya çalışacağım.

Bilindiği üzere, ülkemizde, gelir veya kazanç elde etmiş olan gerçek kişiler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre vergilendirilmektedir.

Gelir vergisi, temel olarak beyana dayalı olsa da, yani kişilerin kendi gelirlerini bir beyanname ile vergi idaresine bildirmeleri yoluyla vergilendirilecek olması genel kural olsa da, kanunda yer alan ve belli koşullarda gelirler üzerinden çeşitli oranlarda kesinti yapılarak vergileme, öteden beri toplumun büyük kesimleri için uygulanmaktaydı. Örneğin, tutarı ne olursa olsun tek bir işverenden ücret geliri elde edenler, bankalar üzerinden mevduat faiz geliri elde edenler, yine banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yurtiçi hisse senedi alım satımı, repo, tahvil, bono vb. gelir elde edenler örnek verilebilir. Bu tip gelirlerden kaynakta kesinti yapılarak ilgili gelirler, nihai vergileme dediğimiz şekilde, sonrasında başka bir beyana gerek olmaksızın vergilendirilmiş olmaktaydı.

Bu nedenle, düzenli beyanname veren şirketleri bir kenara bırakırsak, Türk toplumunda ticari, zirai ve serbest meslek kazancı elde edenler dışındaki gerçek kişilerin gelirlerini, “beyanname” adı verilen bir form ile beyan etmesi son yıllara kadar pek alışılagelen bir durum değildi.

Türkiye’de gerçek kişilerin beyanname verme zorunlulukları hakkında farkındalık kazandırılmasının ve kira beyannamelerini vergi dairesine gitmeden kolay bir şekilde verebilmelerinin sağlanmasının, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 2012 yılında “Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi” ile hız kazandığını bir çoğumuz hatırlar. Sonrasında, sistem Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından daha da geliştirilerek kira dışındaki gelirlerin de dahil edilmesi suretiyle 2016 yılında ismi “Hazır Beyan Sistemi” olarak değiştirilmiş ve “Biz Hazırladık, Siz Onaylayın” sloganıyla günümüzde hizmet vermeye devam etmektedir. Bu sistem özetle, giriş yaptığınızda, idarenin tespit etmiş olduğu gelirlerinizi sisteme önceden yansıttığı ve sizin bunları değiştirme ve bunlara ekleme yapabileceğiniz şekilde güncelleyebildiğiniz ve onay vererek beyannamenizi vermiş olduğunuz, sonunda çıkan vergilerin de ödemelerini yapabildiğiniz bir sistem. Böylece, vergi dairesine gitmeden işlemleri başından sonuna kadar internet üzerinden tamamlayabiliyorsunuz.

Bu kolaylıklarla birlikte, son yıllarda, gerek kanun hükmü değişiklikleri, gerek kanunda yer alan beyanname verme limitlerinin değişmesi, gerek kişilerin gelir elde ettikleri enstrümanların çeşitlerinin artması nedenleriyle, beyanname vermesi gereken gerçek kişilerin sayısında önemli bir artış olduğu görülmektedir.

Bu kapsamda bu günlerde, gerçek kişi vatandaşlarımızdan şu soru sıkça gelmektedir; benim bu yıl beyanname vermem gerekiyor mu?

Bu sorunun cevabını bulabilmeniz için açıkçası geçmiş yıl olan 2023 yılı hakkında biraz kafa yormanız ve birkaç hesap yapmanız gerekiyor. Doğru bir vergi beyanı için biraz finansal geçmişinizi düşünmek ve masaya yatırmak önemli. Şimdi aşağıda yer alan konularda analiz yaparak 2023 yılını yeniden düşünün ve banka hesaplarınızda bir araştırma yapın. Aşağıda yer alan tutarlarda gelir elde ettiyseniz vergi beyannamesi vermeniz gerekebilir.

  • 21.000 TL’nin üzerinde konut kira geliri elde ettiyseniz,
  • 150.000 TL’nin üzerinde tevkifata tabi- işyeri kira geliri elde ettiyseniz,
  • 150.000 TL’nin üzerinde Eurobond geliri elde ettiyseniz,
  • Çeşitli mobil uygulamalar veya bankalar aracılığıyla Yurtdışı borsalarda hisse senedi alım satımlarından, temettü ödemelerinden ve boşta duran yabancı paralarınıza verilen nemalardan elde ettiğiniz gelirleriniz varsa ve bunlar yıllık toplam 8.400 TL’yi aşıyorsa,
  • Tek veya birden fazla işyeri fark etmeksizin toplam 1.900.000 TL’nin üzerinde ücret geliri elde ettiyseniz,
  • Aynı anda veya yıl içinde işyeri değiştirerek birden fazla işyerinden maaş aldıysanız ve seçeceğiniz bir işveren hariç diğerlerinden elde ettiğiniz gelir 150.000 TL’nin üzerindeyse,
  • Edinme tarihinden itibaren 5 yıl geçmemiş olan bir gayrimenkulünüzü 2023 yılı içerisinde sattıysanız ve enflasyona göre endekslendiği halde 55.000 TL’nin üzerinde bir kazanç oluştuysa,

beyanname vermeniz ve bu beyan sonucu hesaplanan vergileri 2 eşit taksitte (Mart ve Temmuz aylarında) ödemeniz gerekmektedir. Burada, elde edilme ihtimali en yüksek olan gelirleri sıraladığımı, beyanname verme durumlarının bunlarla sınırlı olmadığını, daha farklı koşullarda da beyanname verilmesi gerekebileceğini unutmayın.

Bu noktada, Gelir İdaresi Başkanlığımızın bir hizmetinden bahsetmek istiyorum. https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan/beyannameVermelimiyim.html web sayfasına girerek, 2023 yılında elde etmiş olduğunuz kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlara ilişkin gelirlerinizin tutarlarını yazarak beyanname vermeniz gerekip gerekmediğini öğrenebiliyorsunuz. Bu sayfayı kullanarak en azından beyanname verip vermeme hesabınızı kolayca yapabilirsiniz. Tabii bu sayfa tamamen bilgilendirme amaçlı olup herhangi bir bağlayıcılığı yok.

Gelir Tespitinde ve Beyanlarında Dikkat Edilecek Hususlar

Gelirlerinizi tespit ve beyan ederken dikkat etmeniz gereken birkaç hususu da şu şekilde belirtmek istiyorum.

  • Konutlardan elde edilen kira gelirlerinde 2023 yılında 21.000 TL’lik istisna bir kişi için tanınan istisna rakamıdır. Yani, konutta birden fazla ortak varsa, her biri kendi beyannamesinden 21.000’er TL düşebilecektir. Bunun yanında gelirlerinizi birden fazla konuttan elde etseniz dahi kişi olarak bir defa 21.000 TL istisna rakamını düşebilirsiniz.
  • İşyeri kira beyan sınırı olan 150.000 TL üzeri geliri hesaplarken işyerinizin tevkifata tabi olarak kiralandığını, tevkifat kavramını açıklamak gerekirse- kiralarınızdan belli bir oranda vergi kesintisi yapıldığını varsayıyoruz. İşyerinizin kiralarından kesinti yapılmıyorsa, gelirinizin yıllık toplam 8.400 TL’yi aşması durumunda bu gelirlerinizi beyan etmeniz gerekecektir.
  • Sahip olduğunuz Eurobond’ların kupon ödemelerinden elde edilen faiz gelirlerinizden varsa birikmiş faiz ve fazla anapara ödemesi gibi maliyet unsurlarını düşebileceğinizi bilin.
  • Yurtdışı hisse senedi alım satımlarda aynı hisse senedinden farklı tarihlerde alım ve satım yaptıysanız, ilk sattığınız hisse senedinin alış fiyatını, ilk aldığınız tarihtekilerle kıyaslamanız ve bu şekilde “ilk giren ilk çıkar” kuralına göre karlarınızı hesaplamanız gerektiğini bilmelisiniz.
  • Ücret gelirlerinizi hesaplarken “safi” tutar üzerinden toplama yapmalısınız, yani bordrolarınızda yer alan (gayrisafi) brüt ücretten SGK işçi kesintileri, işsizlik sigorta primi, varsa SGK destekleme primi, yine varsa hayat/şahıs sigorta primleri, sendika aidatları ve engellilik indirimi tutarlarını düştükten sonra kalan tutarlar üzerinden hesaplama yapmalısınız. Bunlar aynı zamanda, bordrolarda kesilen vergilerin, üzerinden hesaplandığı matrahlardır.
  • Gayrimenkulün 5 yıl içinde satılması nedeniyle elde edilen gelirlerde, gayrimenkulü alış tarihinizle, satış tarihi arasında %10’u aşan bir enflasyon artışı varsa, alış bedelini TÜFE enflasyon oranında endeksleme yaparak elde ettiğiniz kazançları enflasyondan arındırabilirsiniz. Kanun bu imkanı vermektedir. Bunun hesabı da biraz teknik olmakla birlikte, yine Gelir İdaresi Başkanlığımızın internet ortamındaki https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan/artisHesapla.html web sayfası örnek bir hesaplama yapabilmenize imkan vermektedir. Bunun yanında, yapmış olduğunuz giderleri, elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve sizin ödediğiniz giderleri ve ödenen vergi ve harçları indirme hakkınız da vardır. Sonrasında çıkan kazancın 55.000 TL’sini istisna olarak indirebileceksiniz.
  • Ne suretle olursa olsun gelir vergisi beyannamesi vermeniz gerektiğinde, kendinize, eşinize ve küçük çocuklarınıza ait hayat/şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamalarınızı ve yapmış olduğunuz bağışları belli oran ve koşullar çerçevesinde beyannamede toplam gelirinizden indirebileceğinizi bilmelisiniz.

Beyanname Vermezsem Ne Olur?

Beyanname verilmezse ne olurun cevabı olarak, kısaca ifade etmek gerekirse vergi idaresi beyan etmeniz gereken gelirleriniz olduğunu tespit ettiğinde, kanunlarda yer alan çeşitli mekanizmaları çalıştırarak, sizden bu vergileri, izaha davet, gönüllü uyum veya olası bir vergi incelemesi kapsamında gecikme faizi ve cezasıyla birlikte tahsil etme yoluna gidecektir.

Endişe verme niyetinde değilim ancak günümüzde gelişen teknoloji ve bankacılık sistemi ile vergi idaresinin geniş bilgi edinme yetkileri birlikte düşünüldüğünde, gelirlerinizin tespit edilmesi inanın çok kolay; bunu göz önünde bulundurmanız faydanıza olacaktır.

Beyannamemi Nasıl Vereceğim?

Yazımın önceki bölümlerinde de bahsettiğim gibi gelir vergisi beyannamelerinizi Hazır Beyan Sistemi ile http://hazirbeyan.gib.gov.tr adresinden veya Dijital Vergi Dairesi’ne https://dijital.gib.gov.tr adresinden giriş yapıp Hazır Beyan Sistemi’ne geçiş yaparak önceden hazırlanmış beyannamenizi güncelleyip onaylamak suretiyle verebilmenin yanı sıra hala bağlı olduğunuz vergi dairesine giderek kağıt ortamında da verebilme imkanınızın devam ettiğini bilmenizi isterim.

Son olarak, beyanname verip vermeme konusunda daha fazla bilgilenmek ve beyannamelerinizi daha doğru şekilde verebilmek için yine Gelir İdaresi Başkanlığımızın hazırladığı https://gib.gov.tr/node/128637 adresinde yer alan Rehberlere göz atmanızı, bunun yanında, gerek duymanız durumunda vergi profesyonellerinden destek almaktan çekinmemenizi tavsiye ederim.

01.03.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Yeniden Değerleme Yapan Ve Enflasyon Düzeltmesi Yapacak Olan Firmaların Tevsi Yatırım Harcamalarının İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplanmasına Etkisi

7326 sayılı yasanın 11. maddesiyle vergi usul kanununun geçici 31. Maddesine eklenen fıkra ile işletmelerin aktifine kayıtlı taşınmazların ve iktisadi kıymetlerin yeniden değerlemeye tabi tutabilmelerine olanak sağlayan ve 7338 sayılı kanunla vergi mevzuatımıza eklenen VUK’un Geçici 32.Maddesi ve Mükerrer 298/ç Maddesi kapsamında yapılacak olan yeniden değerleme yapılmasını sağlayan düzenlemeler eklenmiştir.

213 sayılı Kanunun geçici 33 üncü maddesi gereğince, 2023 hesap dönemine ilişkin mali tabloların mezkûr madde ve aynı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrası hükümleri çerçevesinde (geçici vergi dönemleri dâhil)  enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ve  izleyen hesap dönemlerine ilişkin olarak enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak mali tabloların ve 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrası ile geçici 33 üncü maddesine göre yapılacak düzeltme işlemlerinin usul ve esaslarının belirlendiği 555 seri numaralı VUK genel tebliği ise 30.12.2023 tarih  ve 32415 (2 no’lu mükerrer) resmi gazetede yayınlanmıştır.

Konumuza ilişkin olarak yasal düzenlemeler ve kurumlar vergisi genel uygulama tebliği kapsamında, taşınmaz ve sabit kıymetlerde yeniden değerleme yapan ve Enflasyon düzeltmesi yapacak olan teşvik belgeli tevsi yatırım yapan ve yararlanılacak indirimli kurumlar vergisine tabi matrahını oranlama yaparak hesaplayan yatırımcı firmaların vergi idaresince verilen özelgeler kapsamında oluşan uygulama sorunlarının tartışılması amaçlanmıştır

Kurumlar vergisi uygulama genel tebliği ayırım 32.2.8 de açıklandığı üzere,

Tevsi yatırımlardan elde edilen kazancın işletme büyüklüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilememesi halinde ise tevsi yatırım nedeniyle indirimli vergi uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlarda dahil) oranlanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

Maddenin dördünü paragrafında ise ; “Öte yandan bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri olarak, gerekli şartların oluşması halinde yapılan enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan değerleri dikkate alınacaktır.”  şeklinde açıklama yapılmıştır.

15/06/2012 tarihli ve 2021/3305 sayılı BKK ile daha önceki kararlara istinaden imalat sanayine yönelik (US-97 kodu:15-37 ) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında  KVK geçici 9.cu maddesi ile getirilen  yatırıma katkı oranına  15 puanlık ilave  edilmek suretiyle  kurumlar vergisi ve gelir vergisinde %100 oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oran %100 olmak üzere teşvik belgesi üzerinde herhangi bir işlem yapılmaksızın uygulanacağı belirtilmiş, uygulama 30.12.2019 tarihli 1950 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 31.12.2022 tarihine  kadar devam etmiştir.

Mükellefler devam eden ve 2017-2022 yıllarında bu kapsamda yaptıkları yatırım harcamalarına ilişkin olarak oranlama yapmak suretiyle yapacakları hesaplamalarda yine teşvik belgesindeki yatırıma katkı oranına +15 puanı ekleyerek ve vergi indirim oranını da %100 olarak hesaplamalarda dikkate alacaklardır. Tamamlanan yatırım teşvik belgelerine ilişkin olarak sonraki dönemlere devreden yatırıma katkı tutarlarını ise yeniden değerleme oranında arttırmak suretiyle kullanabileceklerdir.

Yeniden değerleme yapan firmaların tevsi yatırım harcamalarında oranlama yapmak suretiyle indirimli kurumlar vergisine tabi matrahı hesaplarken pay da yer alan harcamaları  ve paydada yer alan yatırım harcamalarını ve sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarlarının dikkate alınıp alınamayacağı konusunda; Kırşehir Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğünce  22.02.2022 tarihinde vermiş olduğu özelgede,

Özetle,

– Tevsi yatırımlardan elde edilen kazancın oranlama yapılmak suretiyle hesaplanmasında sabit kıymetlerin, birikmiş amortismanları düşülmeden önceki Vergi Usul Kanununun geçici 31.maddesi kapsamında yeniden değerlenen brüt tutarlarıyla dikkate alınması gerekmektedir.

-Hak kazanılan yatırıma katkı tutarına birden fazla yılda ulaşılması halinde her bir dönem itibarıyla indirimli oran uygulanacak kazanç, tevsi yatırım tutarının her bir dönem sonu itibarıyla kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına oranlanması suretiyle belirlenecektir. Ayrıca mevcut sabit kıymet tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazancın tespit edileceği geçici vergilendirme dönemleri için, ilgili geçici vergilendirme döneminin son günü; hesap dönemleri için ise ilgili hesap döneminin son günü itibarıyla tespit edilecektir.

-Öte yandan, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki iktisadi kıymetlerin Vergi Usul Kanununun geçici 31. maddesi uyarınca yeniden değerlenmesi, yatırıma katkı tutarını değiştirmeyecek ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının verdiği teşvik belgesine göre belirlenen indirimli kurumlar vergisine esas yatırıma katkı tutarı, yeniden değerleme kapsamında artmayacağı belirtilmiştir.

Özelge kapsamında hesaplama yapılması halinde, pay da yer alan yatırım harcaması tutarının yeniden değerlenmiş tutarı dikkate alınmadan, paydada ise yatırım harcaması ve aktife kayıtlı diğer sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarlarının dikkate alınarak hesaplama yapılması halinde aşağıdaki örneklerimizde de açıkça görüleceği üzere, yatırıma katkı tutarının itfa süresinin uzamasına, ödenecek kurumlar/gelir vergisinin artmasına yararlanılacak yatırıma katkı tutarının yıllar bazında yararlanılacak kısmı azaldığı için katkı tutarından yararlanılma süresinin haksız yere uzamasına ve yatırımcının önceden öngöremediği vergisel avantajların azalmasına neden olmuştur.

Bu defa, GİB- İzmir Vergi Dairesi Başkanlığınca idarenin görüşünü değiştirdiği şeklinde yorumlanan aynı konuya ilişkin daha açık ifadelerin yer aldığı 03.01.2024 tarih E-84098128 sayılı özelgede ise,

Özetle, 

Tevsi yatırımlarda n elde edilen kazancın oranlama yapılmak suretiyle hesaplanmasında; pay ve paydayı oluşturan tevsi yatırım tutarı ile sabit kıymet tutarlarının  Vergi Usul Kanununun geçici 31. Maddesi kapsamında   yeniden değerlenen tutarlarının dikkate alınması gerektiği bu kapsamda yapılacak değerlemenin yatırıma katkı tutarını değiştirmeyeceği  teşvik belgesine göre belirlenen yatırıma katkı tutarının yeniden değerleme kapsamında artmayacağı belirtilmiştir.

Bu konudaki özelge ve  Kurumlar vergisi uygulama genel tebliği ayırım 32.2.8 de açıklandığı üzere,  tevsi yatırımlarda oranlama yapmak suretiyle  yapılacak hesaplama sırasında  işletme aktifinde  yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri olarak, gerekli şartların  oluşması halinde  yapılan  enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan değerlerin dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıda Özetlediğimiz İki Özelge Kapsamında Konuyu Örneklediğimizde;

ÖRNEK :  X -A.Ş. nin  (US-097 ) 2022 T.Yılı Tevsi Yatırım yapmakta olup, toplam yatırım tutarı 90.000.000,00TL , Fiili yatırım harcaması tutarı 90.[D1] 000.000,00 TL Yatırıma Katkı Oranı : 20 +15 ilave= +35 Vergi İndirim oranı: %55  Cumhurbaşkanlığı kararı uyarınca 31.12.2022 tarihine kadar %100 indirimli uygulanacak. Hak kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı . (90.000.000,00 x35 =31.500.000,00TL ) Vergi Oranı %25 dikkate alınmıştır.

-2022 –D.Sonu Sabit kıymet Tutarı Toplamı                          : 70.000.000,00

-2022 Gerçekleşen Fiili Yatırım harcaması   toplamı                     : 50.000.000,00

2022 –Ticari  Bilanço Karı                                                       :   5.000.000,00

-2022- K.V. Matrahı(Mali Kar)                                                    :   5.000.000,00

-Yeniden değerlenmiş  Fiili yatırım harcaması……                 : 60.000.000,00

-Yeniden Değerlenmiş D.S.sabit Kıymet Tutarı Toplamı        : 100.000.000,00 

Tevsi Yatırıma İsabet eden                   Gerçekleşen Yatırım Harcaması

Kazanç Tutarı                             =   ————————————————   X Ticari Bilanço Karı

D.Sonu Sabit Kıymet Toplam Tutarı

(yatırım harcaması+ diğer sabit kıymetler )

A-TAŞINMAZ VE SABİT KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLENMEYE TABİ TUTULMAMASI HALİNDE.

Tevsi Yatırıma İsabet eden                  50.000.000,00

Kazanç Tutarı                     =   ————————————————   X  5.000.000,00

70.000.000,00

– Tevsi Yat. İs. Eden Kazanç Tutarı  = 3.571.428,50

 Matrah        K.V. Oranı       Öd. Vergi

Ödenecek Normal Oranlı K.V.           :   1.428.571,50      x %25     =  357.142,87

       (5.000.000 -3.571.428,50)

Ödenecek İndirimli K.V.                    :    3.571.428,50    x  0               =    -0-

Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı   :      (3.571.428,50x%25)  =  892.857,12

Hak kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı . (90.000.000,00 x35 =31.500.000,00TL )

B-TEVSİ YATIRIM HARCAMASI -TAŞINMAZ VE SABİT KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLENMİŞ TUTARLARININ DİKKATE ALINMASI HALİNDE

1.ÖZELGE YE GÖRE: Paydaki  tevsi yatırım harcaması  yeniden değerleme önceki tutar,  paydada yer alan  D.Sonu sabit kıymetlerin – tevsi yatırım harcamasının değerlenmiş tutarı dikkate alınmıştır.

Tevsi Yatırıma İsabet eden                     50.000.000,00

Kazanç Tutarı                         =   ————————————————   X  5000.000,00

100.000.000,00

Tevsi Yat. İs. Eden Kazanç Tutarı  = 2.500.000,00

Matrah         K.V. Oranı       Öd. Vergi

Ödenecek Normal Oranlı K.V.                 :   2.500.000   x %25     =     625.000,00

       (5000.000 -2.500.000)

Ödenecek İndirimli K.V.                           :    2.500.000,00    x  0          =     – 0-

Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı          :   (2.500.000,00    %25)  =   625.000,00

Hak kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı . (90.000.000,00 x35 =31.500.000,00TL )

Yukarıdaki ( B-C )  örnekleri karşılaştırdığımızda, yatırımcı firma tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarının hesaplanırken yeniden değerlenmiş sabit kıymet tutarı toplamını sadece  paydaya yazması halinde; Tevsi yatırıma isabet eden kazanç Tutarı: 2.500.000,00 TL olmaktadır.

Pay ve paydaya yazması halinde ise, mükellef lehine olarak   Tevsi yatırıma isabet eden kazanç Tutarı : 3.000.000,00 TL olmaktadır.

C- TEVSİ YATIRIM HARCAMASI -TAŞINMAZ VE SABİT KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLENMİŞ TUTARLARININ DİKKATE ALINMASI HALİNDE

2. özelgeye göre pay ve paydaki tevsi yatırım harcaması ile paydada yer alan toplam sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarlarının  dikkate alınması halinde ise;

Tevsi Yatırıma İsabet eden                 60.000.000,00

Kazanç Tutarı                      =   ————————————————   X  5.000.000,00

100.000.000,00

Tevsi Yat. İs. Eden Kazanç Tutarı  = 3.000.000,00

Matrah         K.V. Oranı       Öd. Vergi

Ödenecek Normal Oranlı K.V.                 :   3.000.000   x %25     =     750.000,00

       (5000.000 -2.500.000)

Ödenecek İndirimli K.V.                           :    3.000.000,00    x  0          =     – 0-

Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı           :   (3.000.000,00    %25)       =   750.000,00

Hak kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı . (90.000.000,00 x35 =31.500.000,00TL )

Yukarıdaki ( B-C )  örneklerini  karşılaştırdığımızda ,  yatırımcı firma tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarını hesaplanırken yeniden değerlenmiş sabit kıymet tutarı toplamını sadece  paydaya yazması halinde ;  Tevsi yatırıma isabet eden kazanç Tutarı : 2.500.000,00 TL olmaktadır.

Pay ve paydaya yazması halinde ise,   Tevsi yatırıma isabet eden kazanç Tutarı : 3.000.000,00 TL olmaktadır.

Mükellef Yeniden Değerleme ( Enflasyon Düzeltmesi) Uygulamasaydı  , Tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarı   (3.571.428,50-3.000.000,00)= 571.428,50 TL  daha fazla olacaktı..

Mükellef yeniden değerleme uygulamasından yararlanmasaydı   hem yararlanacağı   tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarı , hem de yararlanacağı yatırıma katkı tutarı artacaktı.

Tevsi Yat. İs. Eden Kazanç Tutarı  = 3.571.428,50TL,

Yararlanılacağı Yatırıma Katkı Tutarı  ise     (3.571.428,50x%25)  =  892.857,12TL olacaktı.

Yararlanılan Yatırıma Katkı T. :  (571.428,50X%25) =  – 142.857,13TL azalmaktadır.

Hak kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı . (90.000.000,00 x35 =31.500.000,00TL )

K.V. Genel uygulama tebliği ve yukarıdaki özelgelere göre  mükellefler zorunlu olmayan yeniden değerleme yapsalar bile   fiili harcamalarına göre hak kazandıkları yatırıma katkı tutarını yeniden değerleme  kapsamında arttıramayacaklardır. Bu uygulama görüşünün enflasyon düzeltmesi sonrası da  aynen devam edeceği düşüncesindeyim.

Sabit kıymetlerinin amortismanın süresi dolmuş firmaların bu durumu gözeterek  söz konusu sabit kıymetlerinin enflasyon düzeltmesine tabi tutmamaları lehlerine olabilecektir.

Enflasyon düzeltmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında düzeltmeden kaynaklanacak olan ve  2024 yılında özsermayesi güçlü olmayan  mükelleflerde  vergi matrahlarının artmasını öngören  yasa yapıcının  mükellefin yatırım harcamasından doğan  teşvik haklarını kullanma sürelerini uzatarak  yatırımcıların   yeni yatırım yapma girişiminin azalmasına neden olmaktadır.

Bu durumda bile  İzmir vergi Dairesi Başkanlığınca verilen özelgedeki görüş mükellef lehine bir durum yaratmıştır.

Ancak ,Enflasyon düzeltmesi uygulamasında  mükellefin seçimlik hakkı olmadığını dikkatte aldığımızda,   tevsi yatırım harcamalarının  enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan tutarları pay ve paydada aynı tutarda olmasına rağmen diğer sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarlarının çok yüksek tutarlara çıkacağı dikkate alındığında , enflasyon düzeltmesi sonucu  oranlama yapmak suretiyle tevsi yatırım harcamaları nedeniyle indirimli kurumlar vergisi uygulayacakları  matrah tutarı azalacak, ayrıca  sabit kıymetlerin paydada yer alan değerlerinin enflasyon düşülmeden önceki brüt tutarlarının oranlamada dikkate alınacağı  ve sabit kıymetlerin enflasyon düzeltmesinden sonra ki değerleri üzerinden amortisman ayrılacağından , hesaplamada  dikkate alınan Ticari Bilanço Karının da azalacağı dikkate alındığında ,  tevsi yatırım yapan firmaların yararlanabilecekleri Tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarının azalması nedeniyle yararlanılacak indirimli kurumlar vergisi tutarı ve   yararlanabilecekleri yatırıma katkı tutarı  yıılık bazda  azaldığı  için katkı tutarından yararlanılma süresinin haksız yere uzamasına ve yatırımcının önceden öngöremediği vergisel  avantajların azalmasına neden olacaktır.

Mükelleflerin bu mağduriyetlerinin azaltılması için, cumhurbaşkanlığı kararı ile 3305 sayılı karara ilave edilecek bir geçici madde ile yatırımdan doğan indirimli kurumlar vergisinin hesaplanmasında 2024 ve takip eden yıllarda da yatırıma katkı tutarının +15 puan ilaveli ve vergi indirim oranının  %100 olarak uygulanmasına ilişkin yapılacak yasal düzenlemenin yararlı olacağını umuyorum.

Uzun yıllara yayılacak indirimli kurumlar vergisi hesaplamalarını yapmakta olan meslektaşlara sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

KAYNAK   :

1-7326-7338  sayılı Yasa.

2-Kurumlar Vergisi Genel Uygulama tebliği.

3-555 seri nolu VUK genel tebliği.

4-Kırşehir Defterdarlığı 22.02.2022 tarihli özelge.

5 GİB- İzmir Vergi Dairesi Başk. 03.01.2024  tarih   E-84098128 sayılı  özelge,

[D1]Aşağıdaki örnelerde 90. Milyon alınmış….

01.03.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

SGK Genelgesi 2024/3 – Asgari Ücret Desteği

TC.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : E-83604451-207.02-90998795    29.02.2024

Konu : Asgari Ücret Desteği

GENELGE

2024/3

Bilindiği gibi, 25/1/2024 tarihli ve 7495 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6’ncı maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na geçici 101’inci madde eklenmiştir.

Anılan madde ile;

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;

a)    2023 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde prime esas günlük kazancı 671 Türk lirası ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2024yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

b)    2024 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

2024yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için günlük 23,33 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Ancak (a) bendinde belirtilen prime esas günlük kazanç tutarı, 6356 sayılı Kanun hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait işyerleri için 1.341 Türk lirası olarak esas alınır.

Bu madde kapsamında destekten yararlanılacak ayda/dönemde, 2023 yılı Ocak ila Aralık aylarında/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.

Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad ve unvan altında ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2024 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için Kuruma bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutar, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, ilgili ayda 2024 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemine ait aylık brüt asgari ücretin onda birini geçmeyecek tutarda eksik prime esas kazanç bildirimi yapıldığının tespiti durumunda Kurumca yapılacak ihtar üzerine on beş günlük süre içinde söz konusu eksikliği gideren işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaya devam eder.

TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

(01.03.2024)

Kaynak: SGK Genelgesi 2024/3 – Asgari Ücret Desteği – MuhasebeTR

İşçinin İşyeri Bilgisayarına Özel Fotoğraflarını Yüklemesi Haklı Fesih Nedeni Midir?

Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen internet kullanımı adeta hayatımızın seyrine yön veren etkiler doğurmaktadır. Gündelik hayatta birçok ihtiyacımızın kolay ve pratik bir şekilde gerçekleşmesine hizmet etmesi sebebiyle, kişiler çeşitli sebeplerle internet ağına dâhil olmakta ve interneti yoğun olarak kullanmaktadırlar. Çalışma hayatında işverenlerin işin görülmesini sağlamak amacıyla kurmuş olduğu ağlar, internetin sağladığı geniş yelpazedeki olanaklar sebebiyle işçilerin kötü niyetli kullanımına uğramakta ve özel amaçları için kullanıma maruz kalabilmektedir[1].

İş ilişkileri kapsamında işçi, iş görme edimini yerine getirirken özenli davranmak, işini özenle yapmak zorundadır. Özen borcu, işçinin asli edim yükümü olan işin görülmesi sırasında gereken tüm dikkati göstermesi, mesleki bilgisini, fikri ve bedeni yeteneklerini gerektiği şekilde kullanmasını ifade eder. Hemen ifade etmeliyiz ki, bu anlamda özen borcunun dürüstlük kuralı ile dorudan ilgisi bulunmaktadır. Çünkü işçi, dürüstlük kuralları çerçevesinde işini özenle yapması gerekir[2]. İşçinin özen borcu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396/I’de düzenlenmiştir. İşçinin yüklendiği işi özenle yapma borcunun yanısıra, işverenin haklı menfaatinin korunmasında da sadakatle davranma zorunluluğu vardır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine tes­lim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür (TBK m.396/1,2).

Bu kapsamda işçilerin çalışma saatleri içerisinde kişisel amaçlı internet kullanımları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin (II- e) alt bendinde belirtilen, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olarak değerlendirilebilir. Nitekim, işçinin işyerinde müstehcen sitelere girmesi, internet üzerinden kumar oynaması, uzun uzadıya sosyal medya kullanması ve sosyal medya üzerinden uygun olmayan paylaşımlarda bulunması, yüksek mahkeme tarafından da doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olarak kabul etmektedir.

Ancak, işverenler açısından işçinin özel amaçla internet kullanımı genel olarak istenmeyen bir durum olmakla birlikte, işverenlerce işçiye bu konuda izin verilebileceği gibi iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi, işyeri iç yönetmeliği, işveren talimatnamelerine konulacak hükümler ile bazı sınırlamalar da getirilebilir. Özel amaçla internet kullanımı genel olarak; çalışma saatleri içinde kişisel amaçlar doğrultusunda internette gezinme suretiyle gerçekleştirilen, çalışma yerine keyfi tutumların sergilendiği iş görmeden uzak fiiller olarak tanımlanmaktadır[3]. İşte bu durum işçinin özen borcuna aykırılık teşkil etmekte ve doğruluk ve bağlılıkla bağdaş­mayan davranış olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay’a göre, işyerine ait işte kullanılmak üzere verilmiş bilgisayarı veriliş amacı dışında kullanmak ve mesai saatleri içerisinde uygunsuz paylaşımlar yapmak fiili, “doğruluk ve bağlılıkla bağdaş­mayan hal” olup işverenin bu sebeple gerçekleştirdiği fesih haklıdır. Nitekim, işçinin işyeri bilgisayarına kendisine ait özel fotoğraflarla ve kendisine ait erotik içerikli görüntülerin yüklenmesinin ve başkasının bu gö­rüntülere ulaşabilmesini, haklı fesih nedeni olarak değerlendirmiştir[4].

Yargıtay başka bir kararında da, “Somut uyuşmazlıkta, davacının iş amaçlı bilgisayarı mesai saatleri içerisinde müstehcen nitelikli internet sitelerine girmek için kullanmasının iş yerinde olumsuzluklara yol açtığı, bu davranışının işverenin mesaisinden çalmak niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II-e) alt bendinde, doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, kıdem ve ihbar tazminatları istemi yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir[5].”

Diğer yandan, “İş için verilen telefon ve tahsis edilen internet hattının kullanılmasında önceden bir sınırlama öngörül­memesi işçinin iş amaçlı verilmiş olan telefon ve internet hattının kullanmasındaki özen ve sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşçinin bu im­kanları iş amaçlı olarak kullanması asıldır. İş amacının dışında kullanılması hoşgörü sınırlarını aştığı takdirde ve bu durumun süreklilik göstermesi ha­linde fesih için geçerli ve icabında haklı sebep oluşturabileceği kabul edilme­lidir[6].

Bununla birlikte, işçinin mesai saatleri içerisinde, işiyle ilgisiz internet sitelerinde ne kadar zaman geçirdiği, bahse konu internet sitelerinin ne tür alanlarda faaliyet gösterdiği hususları, teknik bilirkişi vasıtasıyla log kayıtları üzerinden incelenmeli ve neticeye göre iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayan­madığı değerlendirilmelidir[7].

Sonuç olarak, işyerlerinde internetin iş saatleri içerisinde özel amaçlarla kullanımının kısıtlanması yahut tamamen yasaklanması hususu işverenin inisiyatifinde olan bir durumdur. İşyeri bilgisayarların özel amaçlı olarak kullanılmasına işverenin açık veya örtülü izni yoksa bu durum iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshine neden olabilir. Ayrıca, işyerine ait işte kullanılmak üzere verilmiş bilgisayar ile mesai saatleri içerisinde uygunsuz paylaşımlar yapmak fiili, “doğruluk ve bağlılıkla bağdaş­mayan hal” olup işverenin bu sebeple gerçekleştirdiği fesih haklıdır.


[1]UYAROĞLU, Osman, İşyerinde Özel Amaçlı İnternet Kullanımının İş Sözleşmelerine Etkisi, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1684841 Erişim.27/02/2024.

[2] ÇELİK, Nuri, CANİKLİOĞLU, Nurşen, CANBOLAT, Talat, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 33.Baskı, İstanbul 2020, s.266.

[3]UYAROĞLU, İşyerinde Özel Amaçlı İnternet Kullanımının İş Sözleşmelerine Etkisi, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1684841 Erişim.27/02/2024.

[4] Y9HD. 18.03.2019 T., E.2018/7845, K.2019/5883;ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9. Baskı, Ankara 2022, s.802.

[5] Y9 HD; 2009/38310 E. 2012/2613 K.

[6] Y22HD.26.03.2019 T., E.2017/21400, K.2019/6668 Legalbank.

[7] Y22HD.29.05.2018 T., E.2015/32283, K.2018/13362 Legalbank.

29.02.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

TMS 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardına Göre Yapılan İşlemlerin Finansal Tablolar ve Dipnotlarında Gösterilmesi (555 Nolu VUK Tebliğ – TMS-29 Farkları)

1- ENFLASYON DÜZELTME İŞLEMLERİNİN FİNANSAL TABLOLARDA GÖSTERİMİ

Yüksek enflasyonlu bir ekonomide, faaliyet sonuçlarının ve finansal durumun düzeltme yapılmaksızın yerel para biriminde raporlanması anlamlı ve faydalı değildir. Para satın alma gücünü öyle bir oranda kaybeder ki, farklı zamanlarda meydana gelen işlemlerin veya diğer olayların tutarlarının karşılaştırılması, aynı hesap döneminde bile yanıltıcı olur. TMS-29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardı, raporlama yapılan para birimine sahip olan ülkede yüksek enflasyonun mevcut olduğunun tespit edildiği raporlama döneminin başından itibaren tüm işletmelerin finansal tablolarına uygulanır. Bu Standart, yüksek enflasyonlu bir ekonominin para biriminde raporlama yapan işletmelerin finansal tablolarına uygulanır.

1.1 FİNANSAL DURUM TABLOSU

TMS 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardına göre, bilanço tarihi itibarıyla cari ölçüm birimine göre ifade edilmemiş bilanço kalemleri, genel bir fiyat endeksi kullanılarak düzeltilir. Parasal kalemler hali hazırda bilanço tarihindeki cari ölçüm birimine göre ifade edildiklerinden düzeltilmezler. Parasal kalemler elde tutulan para ile para olarak alınacak veya ödenecek kalemlerdir. Enflasyon Düzeltme işlemleri Finansal durum tablosu aşağıdaki dipnotlarda gösterilir.

Dipnot -2 Finansal Tabloların Sunumuna İlişkin Esaslar  
  Sunuma İlişkin Temel Esaslar TMS 29, vd.
Dipnot- 29 Sermaye, Yedekler ve Diğer Özkaynak Kalemleri TMS 29, vd.
Dipnot- 43 Yüksek Enflasyonlu Ekonomide Raporlama TMS 29, vd.

Finansal durum tablosunda ve kar veya zarar tablosunda parasal olmayan kalemlere ait düzeltme farkları ilgili hesaplarda yer alırken Sermaye Düzeltme Farkları öz kaynaklar içinde ayrı bir hesapta gösterilecektir.

Finansal tabloların başlıklarında veya dipnot sayfalarının üst bilgi kısımlarında yer alan “Tutarlar, aksi belirtilmedikçe, Türk Lirası (TL) olarak belirtilecektir.” ifadesi yerine “Tutarlar, aksi belirtilmedikçe, Türk Lirası’nın (TL) 31 Aralık 2023 tarihindeki satın alma gücü cinsinden Türk Lirası (TL) olarak ifade edilmiştir.” yazılmalıdır.

1.2 KAR VEYA ZARAR TABLOSU

TMS 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama uyarınca Kâr veya zarar tablosunun tüm kalemlerinin bilanço tarihindeki cari ölçüm birimine göre ifade edilmesini gerektirir. Bu tüm gelir ve gider kalemleri ilk kaydedildikleri tarihlerden itibaren genel fiyat endeksinde gerçekleşen değişime göre düzeltilir.

Kâr veya zarar tablosunda net kâr üzerindeki kazanç veya kayıplar (başka bir ifadeyle net parasal pozisyon kâr veya zararı) Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tablosunda (iki tablolu yaklaşımın uygulanması durumunda Kâr veya Zarar Tablosunda) varsa “Finansman Giderleri (-)” kaleminden sonra gelmek üzere “Net Parasal Pozisyon Kazançları (Kayıpları)” kaleminde ayrı bir kalem olarak gösterilir.

Net Parasal Pozisyon Kazançları (Kayıpları)

Enflasyon muhasebesi uygulandığı dönemlerde parasal yükümlülükleri parasal varlıklarından fazla (az) olan işletmelerin olumlu (olumsuz) net parasal pozisyonları nedeniyle enflasyon karşısında satın alma gücünde meydana gelen artışlar (azalışlar) net parasal pozisyon kazançlarını (kayıplarını) oluşturur.

Parasal olmayan kalemlerin, özkaynakların, Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tablosu ve endekse bağlı varlık ve yükümlülüklerin düzeltme farklarından hesaplanabilen net parasal pozisyon kazanç ya da kaybı aynı zamanda kontrol amaçlı olarak işletmelerin parasal pozisyonu esas alınarak da hesaplanabilmektedir. Parasal pozisyon esas alınarak net parasal pozisyon kazanç ya da kaybı hesaplanırken, genel fiyat endeksindeki değişimin, para pozisyonun açılış bakiyesi ile kapanış bakiyesinin ağırlıklı ortalamasıyla çarpılır. Her iki hesap yöntemiyle ulaşılan kazanç ya da kayıp tutarı Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tablosunda ayrı bir kalem olarak raporlanır.

Parasal varlık ve yükümlülüklerin defter değerine ilişkin olarak ortaya çıkan parasal pozisyon kazanç ya da kaybının hesaplanması finansal tabloların enflasyonun etkilerine göre düzeltilmesi işleminin önemli unsurlarından birisidir. Önceki paragraflarda belirtildiği üzere finansal tabloların enflasyonun etkisine göre düzeltilmesi belirli prosedür ve muhakemelere dayanmaktadır. Bu nedenle düzeltme işlemi sonucunda ulaşılan tutarların makul olup olmadığının doğrulanması bakımından net parasal pozisyon kazanç ya da kayıpları bir kanıt niteliğindedir.

Kar veya Zarar tablosunda finansman geliri (gideri) bölümünde aşağıdaki gibi gösterilir.

……

FİNANSMAN GELİRİ (GİDERİ) ÖNCESİ FAALİYET KARI (ZARARI)

  • Finansman Gelirleri
  • Finansman Giderleri
  • Net Parasal Pozisyon Kazançları (Kayıpları)                                                     

SÜRDÜRÜLEN FAALİYETLER VERGİ ÖNCESİ KARI (ZARARI)

…..

1.3 ÖZKAYNAK DEĞİŞİM TABLOSU

Nitelik itibarıyla özkaynaklar parasal olmayan unsurlardan oluşan bir kalemdir. Bu noktada esas olan ilke özkaynak unsurlarının işletmeye konulduğu ya da başka bir şekilde özkaynağa dahil edildiği tarihten itibaren enflasyonun etkilerine göre düzeltilmesidir. Ancak TMS 29’un ya da BOBİ FRS Bölüm 25’in ilk kez uygulandığı dönemde özkaynak unsurlarını sunulan en erken dönemin başlangıcında aşağıdaki şekilde düzenler:

“Geçmiş Yıllar Kârları/Zararları”, değerleme artışlarının izlendikleri hariç olmak üzere, özkaynak unsurları, katkıda bulunulduğu ya da başka bir şekilde özkaynağa dahil edildiği tarihten itibaren enflasyonun etkilerine göre düzeltilir.

-Önceki dönemlerde ortaya çıkmış olan yeniden değerleme değer artışları iptal edilir.

– Düzeltilmiş Geçmiş Yıllar Kârları/Zararları, düzeltilmiş Finansal Durum Tablosundaki tüm diğer tutarlardan elde edilir.

1.4 NAKİT AKIŞ TABLOSU

TMS 29 ile Nakit Akış Tablosunda yer alan tüm kalemlerin raporlama dönemi sonundaki cari değeriyle ifade edileceği belirtilmektedir. TMS 29 uyarınca Nakit Akış Tablosundaki çoğu kalemin enflasyonun etkilerine göre düzeltilmesi, fiili nakit akışlarının, Nakit Akış Tablosunda sunulan tutarlardan farklılaşmasına neden olabilmektedir.

Parasal pozisyon kazanç veya kayıplarının Nakit Akış Tablosunda nasıl gösterileceğine dair muhasebe standartlarında ayrıntılı hükümler bulunmamaktadır. Bu nedenle parasal pozisyon kazanç ya da kayıplarının sunulmasına ilişkin olarak benimsenen üç yaklaşıma yer verilmektedir. Bu yaklaşımlar:

  1. Enflasyonun işletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışları üzerindeki etkisinin bu faaliyetlerin her biri için ayrı ayrı sunulması ve net parasal pozisyon kazanç veya kaybının nakit ve nakit benzerlerinin mutabakatında mutabakat kalemi olarak sunulması.
  2. Nakit ve nakit benzerleri üzerindeki parasal kazanç veya kaybın ve enflasyonun işletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışlarına etkisinin tek bir tutar olarak sunulması.
  3. Enflasyonun işletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışları üzerindeki etkisinin ilgili kaleme atfedilmesi ve nakit ve nakit benzerleri üzerindeki parasal kazanç veya kaybın ayrı olarak sunulması

2- DİPNOTLARDA GÖSTERİMİ

TMS-29 ilişkin Türkiye Muhasebe Standartlarının Uygulanmasına Yönelik İlke Kararı, Sayı: 2019-1’de Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberinde bilanço dipnotlarının 2,29 ve 43 nolu dipnotlarımda açıklama yapılması öngörülmüştür.

Dipnot 2- Finansal Tabloların Sunumuna İlişkin Esaslar 

Sunuma İlişkin Temel Esaslar ilkeler kısmında, KGK tarafından yayımlanan “23.11.2023 tarihli Duyuru” ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile işletmelerin 31 Aralık 2023 tarihinde veya sonrasında sona eren yıllık raporlama dönemine ait finansal tablolarının “Türkiye Muhasebe Standardı 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama” da yer alan ilgili muhasebe ilkelerine uygun olarak enflasyon etkisine göre düzeltilerek sunulması gerekmektedir.

Kendi alanlarında düzenleme ve denetleme yapmakla yetkili olan kurum ya da kuruluşlar TMS 29 uygulanmasına yönelik olarak yukarıdaki öngörülenden farklı geçiş tarihleri belirleyebilirler.

TMS-29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardı çerçevesinde 31 Aralık 2023, 31 Aralık 2022  tarihli finansal tabloların ve 1 Ocak 2022 tarihli açılış bilançosu enflasyon düzeltmesine tabi tutularak 31 Aralık 2023 tarihindeki Türk Lirası’nın satın alma gücü ile ifade edilmiştir. TMS 29 çerçevesinde, genel satın alım gücündeki değişiklikleri yansıtan genel bir fiyat endeksinin kullanımını gerektiği açıklanarak finansal tabloların düzeltilmesinde Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) kullanılmıştır.

Dipnot 29- Sermaye, Yedekler ve Diğer Özkaynak Kalemleri Sermaye Düzeltme Farkları

Ödenmiş sermaye tutarının yüksek enflasyon dönemlerinde TMS 29 kapsamında düzeltilmesi sonucu ortaya çıkan farklar Sermaye Düzeltmesi olumlu Farkı / Sermaye Düzeltmesi olumsuz Farkı kalemlerinde gösterilir.  

Dipnot 43: Yüksek Enflasyonlu Ekonomide Raporlama (TMS 29, vd.)

Bu dipnotta Yüksek Enflasyonlu Ekonomide Raporlama etkileri açıklanacaktır. TMS-29 düzeltmeler cari ve önceki döneme ait burada listelenebilir. Ayrıca işletmeler aşağıdaki açıklamaları da yaparlar.

(a) Finansal tabloların ve önceki dönemlere ait karşılaştırmalı rakamların raporlama yapılan para biriminin genel satın alma gücündeki değişimlere göre düzeltildiği ve sonuç olarak raporlama dönemi sonundaki cari ölçüm birimine göre ifade edildiği;

(b) Finansal tabloların tarihi veya cari maliyet yaklaşımlarından hangisine göre hazırlandığı ve

(c) Raporlama dönemi sonunda geçerli fiyat endeksi ve niteliği ile cari ve önceki raporlama dönemlerinde endekste meydana gelen hareketler belirtilmelidir.

Bu Standart tarafından istenen açıklamalar enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkilerinin anlaşılması için gereklidir. Ayrıca, bu esasların ve sonuçların anlaşılması için ilave bilgi sağlanması da amaçlanmaktadır.

3. 555 NOLU VUK TEBLİĞ- TMS-29 FARKLARI

2023 yıl sonunda uygulanacak 555’nolu VUK Tebliğ ile- TMS-29 arasında farklar ciddi vardır. Bu farklar özet olarak aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

VUK 555 NOLU TEBLİĞ TMS-29- Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama
1.Endeksin belirlenmesi ve düzeltme katsayısının hesaplanması 1.Endeksin belirlenmesi ve düzeltme katsayısının hesaplanması
Endeks farklı Yİ-ÜFE Endeks TÜFE
2.Parasal ve parasal olmayan kalemlerin ayrıştırılması 2.Parasal ve parasal olmayan kalemlerin ayrıştırılması 555 nolu tebliğden farklı parasal olmayan kalemler var; örneğin kıdem tazminatı karşılıkları
3.Parasal olmayan kalemlerin değerinin düzeltilmesi 3.Parasal olmayan kalemlerin değerinin düzeltilmesi
YOK 4.Fiyat değişikliklerine bağlanmış olan parasal kalemlerin değerinin düzeltilmesi
Önceki yeniden değerlemeler kaldığı yerden düzeltilecek Gerçeğe Uygun değer ile değerlenen varlıklar (SPK Lisanslı) düzeltmeye tabi tutulmayacak
2023 Geçmiş yıl karları bulunması 5.Parasal pozisyon kayıp veya kazancının hesaplanması
2023 yılında sadece bilançom düzeltilecek Bilanço, Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tablosu, nakit akış ve özkaynak değişim tablosu düzeltilecek
Enflasyon düzeltmesi kayıp ve kazanları gösterilir. NET PARASAL POZİSYON KAZANÇ YA DA KAYBININ GÖSTERİLMESİ
Karlar 2023 yılında Vergiye tabi değil Ertelenmiş Vergi Geliri ya da Gideri Hesabı yapılacaktır
YOK 6.Enflasyonun etkisine göre düzeltmiş Açılış Finansal Durum Tablosunun hazırlanması
YOK 7.Enflasyonun etkisine göre düzeltmiş önceki döneme/dönemlere ait karşılaştırmalı finansal tabloların hazırlanması
YOK 8.Önceki döneme/dönemlere ait karşılaştırmalı finansal tablolardaki tutarların cari ölçüm birimine taşınması
2023 yılında sadece bilançom hazırlanacak 9.Enflasyonun etkisine göre düzeltmiş cari döneme ait finansal tabloların hazırlanması
2024 yılında geçici vergi dönemlerinde düzeltme yapılacak 2024 Yıl sonunda düzeltme yapılacak

Sonuç olarak 2023 yılı hem SMMM hem de Bağımsız Denetçiler İÇİN ÇOK ZOR GEÇECEK, 555 nolu VUK Tebliğ ile 1 yıl bilanço düzeltilirken, TMS-BOBİ tarafında 3 yıllık enflasyon düzeltmesi yapılmış finansal tabloları denetleyecektir.

08.02.2024

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Asgari Ücret Desteği Tüm Çalışanlar İçin Verilmez!

Sigortalı çalıştıran işverenlere 2016 yılından bu yana verilmekte olan asgari ücret desteği 2024 yılında da verilecektir.

Uygulamada, işverenlerin çalıştırdıkları sigortaların tamamından dolayı asgari ücret desteğinden yararlanılabileceği şeklinde bir algı olsa da asgari ücret desteğinden tüm çalışanlardan dolayı yararlanılması mümkün olmadığı gibi yasada yer alan şartları sağlayamayan işverenler de destekten yararlanamayacaktır.

1-Asgari ücret desteği çalışanlara bir katkı sağlar mı?

Asgari ücret desteği, sigorta primi yükünü hafifletmek ve kayıtlı istihdamı artırmak amacıyla işverenlere yönelik verilen bir destek ödemesi olduğundan çalışanlar açısından ücretlerine herhangi bir katkı sağlamamaktadır.

2-2024 yılı asgari ücret desteğinden yararlanma şartlarında diğer yıllardaki destekten yararlanma şartlarına göre bir değişiklik var mı?

2023 ve önceki yıllarda asgari ücret desteğinden yararlanılır iken destekten yararlanılan yıldan bir önceki yılda sigortalı çalıştırmış işverenler yönünden vadesi geçmiş prim ve idari para cezası borcuna bakılmadığı gibi cari ayda tahakkuk eden primlerin süresi içinde ödenme şartı da aranılmamakta idi.

2024 yılına münhasıran verilecek asgari ücret desteğinde ise bir önceki yılda sigortalı çalıştırmış işverenler de dahil olmak üzere ödeme vadesi geçmiş prim ve idari para cezasının bulunmaması ayrıca cari aya ait prim borçlarının da süresi içinde ödenmesi gerekiyor.

3- Asgari ücret desteğinden yararlanma şartları nelerdir?

  • 2023 yılında sigortalı çalıştırmış işyerleri yönünden;
  • 2024 yılının her bir ayında uzun vadeli sigorta koluna tabi bildirilen sigortalı sayısının, 2023/Ocak ila Aralık ayları arasında uzun vadeli sigorta koluna tabi en az sayıda bildirim yapılan aydaki sigortalı sayısına eşit veya üzerinde olması
  • Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin yasal süresi içinde verilmesi,
  • Ödeme vadesi geçmiş prim ve idari para cezasının bulunmaması veya taksitlendirilmiş/yapılandırılmış olması,
  • Sigorta primlerinin süresi içinde ödenmesi,
  • Kayıt dışı sigortalı istihdam edildiğine veya sahte sigortalı bildirildiğine yönelik bir tespit veya mahkeme kararının olmaması

2023 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri yönünden;

  • Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin yasal süresi içinde verilmesi,
  • Ödeme vadesi geçmiş prim ve idari para cezasının bulunmaması veya taksitlendirilmiş/yapılandırılmış olması,
  • Sigorta primlerinin süresi içinde ödenmesi,
  • Kayıt dışı sigortalı istihdam edildiğine veya sahte sigortalı bildirildiğine yönelik bir tespit veya mahkeme kararının olmaması

Şartları aranılmaktadır.

4- Asgari ücret desteğinden hangi sigortalılardan dolayı yararlanılamaz?

Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ile uzun vadeli sigorta koluna tabi olmayan diğer çalışanlardan dolayı asgari ücret desteğinden yararlanılamaz.

5- Yararlanılacak asgari ücret desteği nasıl hesaplanır?

Destekten yararlanma şartlarını sağlamış işverenlere her ay için “asgari ücret desteğine esas gün sayısı X 23,33 TL” formülü üzerinden hesaplanacak tutar üzerinden asgari ücret desteği hesaplanır. Ay içindeki prim gün sayısının 30 olması halinde bir sigortalı için aylık yararlanılacak tutar 30 X 23,33 = 699,90 TL olacaktır.

6- Asgari ücret desteğine esas gün sayısının hesabı nasıl yapılır?

Asgari ücret desteğine esas gün sayısı;

– 2023 yılında sigortalı çalıştırılmış işyerlerinde 2024 yılının her bir ayına karşılık gelen 2023 yılının aynı ayında, uzun vadeli sigortalı koluna tabi çalışanlardan prime esas kazancı 671,00 TL veya altında olan sigortalıların prim gün sayısı aşılmamak kaydıyla, 2024 yılında uzun vadeli sigorta koluna tabi sigortalıların prim gün sayısı dikkate alınarak,

-2023 yılında sigortalı çalıştırılmamış işyerlerinde 2024 yılının her bir ayında uzun vadeli sigorta kollarına tabi bildirilen sigortalıların prim gün sayıları dikkate alınarak

Hesaplanmaktadır.

Diğer taraftan, 2023 yılında sigortalı çalıştırılmış işyerleri için belirlenmiş olan 671,00 TL tutarındaki prime esas kazanç sınırı;

-Toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanan işyerlerine münhasıran 1.341,00 TL olarak

-Linyit ve Taşkömürü çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için 1.789,00 TL’nin 1,5 katı

olarak

Uygulanacaktır.

7- Asgari ücret desteğinden yararlanmak için başvuru yapılacak mı?

Destek, işverenlerin başvuruda bulunmalarına gerek olmaksızın SGK sistemi tarafından otomatik verildiğinden destekten yararlanmak için başvuruda bulunulması söz konusu değildir.

8- Destek tutarı nasıl ödenecek?

Hak kazanılan destek tutarı nakit ödenmeyip, bir sonraki ayın prim borcuna mahsup edilecektir.

9- Sigortalıların prime esas kazancının eksik bildirilmesi hangi durumda destekten yararlanılmasına engel teşkil eder?

2024 yılında sigortalıların prime esas kazancının asgari ücretin 1/10’undan fazla bir tutarda (2.000,25 TL’nin üzerinde) eksik bildirildiğinin tespiti halinde 2024 yılında yararlanılmış asgari ücret desteklerinin tamamı gecikme zammıyla birlikte işverenlerden geri alınacaktır.

Eksik bildirilen tutarın her bir ay için 2.000,25 TL’nin altında olması ve SGK tarafından yapılan yazılı bildirim üzerine 15 günlük süre içinde ek nitelikteki MUHSGK’nın Kuruma verilmesi halinde ise destekten usulüne uygun yararlanılmış sayılacaktır.

(Kaynak: Eyüp Sabri Demirci / Karar.com | 09.02.2024)

Kaynak: Asgari Ücret Desteği Tüm Çalışanlar İçin Verilmez! – MuhasebeTR

İşçiler Resmi Tatil Günlerinde Çalışmak Zorunda Mı?

İş mevzuatı uyarınca Ulusal Bayram ve Genel Tatil günlerinde, hafta tatilinde, gündüz çalışmalarında 11 saati geçen ve gece çalışmalarında 7,5 saati geçen çalışma süreleri yasak çalışma olarak nitelendirilmektedir. Aynı zamanda bu tür çalışmalar, işçinin dinlenme hakkını da elinden almaktadır.

***

Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Günleri

Ulusal Bayram ve Genel Tatil günlerinde işçiler herhangi bir çalışma karşılığı olmadan 1 günlük ücretlerine hak kazanmaktadırlar. Aynı zamanda UBGT günlerinde işçilerin çalışmalarından ziyade dinlenmeleri ve sosyalleşmeleri esas olandır.

UBGT günü çalışmaya zorlanan işçinin haklı nedenle fesih imkânı gündeme gelmektedir.

***

Hafta Tatili

4857 sayılı İş Kanunu’nun 46’ncı maddesi uyarınca, belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilmesi zorunludur.

İş mevzuatında yasak çalışma olarak nitelendirilen bir diğer gün hafta tatili günleridir. Hafta tatili günlerinde işçiler çalışma karşılığı olmadan 1 günlük ücretlerine hak kazanırlar.

Hafta tatilinde işçilerin dinlenmesi esas olandır. Bu günlerde işçilerin çalışmaya zorlanması halinde, işinin haklı nedenle fesih imkânı olduğu unutulmamalıdır.

***

Gündüz 11 Saati Aşan Çalışmalar

Haftalık normal çalışma süresi, aksi kararlaştırılmamış olması koşuluyla 45 saattir ve haftanın günlerine eşit olarak bölünür.

Örneğin, haftada 6 gün çalışılan işyerinde günlük normal çalışma süresi 7,5 saattir.

Günlük 11 saati aşan çalışmalar ise her durumda yasak çalışma olarak değerlendirilmekle beraber işçiye haklı nedenle fesih imkânı vermektedir.

***

Gece 7,5 Saati Aşan Çalışmalar

Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla 11 saat süren dönemdir.

İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez. Ancak, turizm, özel güvenlik, sağlık hizmeti ve 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu uyarınca petrol araştırma, arama ve sondaj faaliyetleri kapsamında yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir.

Sayılı sektörlerde faaliyet göstermeyen işyerinde gece döneminde 7,5 saatten fazla çalışma yapmaları yasaktır. Aksi durumda işçilerin haklı nedenle fesih imkânı gündeme gelmektedir.

Dolayısıyla işverenlerin çalışma sürelerini düzenlerken yasak çalışma olgusuna dikkat etmeleri önem arz etmektedir. İşçiler yasak çalışma yapmak zorunda olmadıkları gibi, haklı nedenle iş sözleşmelerini feshetme yoluna gittiklerinde, işverenlerin karşılaşacağı yaptırımlar yüksek maliyetleri gündeme getirebilecektir.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 09.02.2024)

Kaynak: İşçiler Resmi Tatil Günlerinde Çalışmak Zorunda Mı? – MuhasebeTR