Süresiz Çalışma İzni Olan Yabancıların Çalışma İzinlerinin Yenilenmesi

Çalışma İzni, geçerlilik süresi içinde yabancıya Türkiye’de çalışma ve ikamet hakkı vermektedir. 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununa göre, yabancıların Türkiye’de bağımlı veya bağımsız çalışmaya başlamadan önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından çalışma izni alması gerekir.

Çalışma izin başvurusunun olumlu değerlendirilmesi hâlinde yabancıya, iş veya hizmet sözleşmesinin süresini aşmamak koşuluyla, gerçek veya tüzel kişiye ya da kamu kurum veya kuruluşuna ait belirli bir işyerinde veya bunların aynı işkolundaki işyerlerinde belirli bir işte çalışmak şartıyla ilk başvuruda en çok bir yıl geçerli süreli çalışma izni verilmektedir. Yapılacak çalışma izni uzatma başvurusunun olumlu değerlendirilmesi hâlinde yabancıya aynı işverene bağlı olarak ilk uzatma başvurusunda en çok iki yıl, sonraki uzatma başvurularında ise en çok üç yıla kadar çalışma izni verilmektedir.

Türkiye’de uzun dönem ikamet izni veya en az sekiz yıl kanuni çalışma izni olan yabancılar süresiz çalışma iznine başvurabilir. Ancak, yabancının başvuru şartlarını taşıması yabancıya mutlak hak sağlamaz. Süresiz çalışma izni belgeleri çalışma izni başlangıç tarihi itibarıyla her beş yılın sonunda yenilenmektedir. Belge yenileme başvurusu süresiz çalışma izni başlangıç tarihinden itibaren beş yıllık sürenin dolmasından önceki altı ay içerisinde ve her halükarda süre dolmadan yapılmaktadır.

2 Şubat 2022 tarihli ve 31738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 28 inci maddesinin 4’üncü fıkrası gereğince süresiz çalışma izni olan yabancıların çalışma izni belgelerini, izin başlangıç tarihi itibarıyla her beş (5) yılda bir yenilemesi gerekmektedir.

Başvuru yükümlülüğü süresiz çalışma izni olan yabancıya ait olup, bahse konu bu düzenleme yabancı çalıştıran işverenler için geçerli değildir.

Bu kapsamdaki yabancıların yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde (2 Şubat 2023’e kadar) başvurularını yapmaları zorunludur.

Süresiz çalışma izni belgelerini yenileme yükümlülüğünü yerine getirmeyen yabancıların izinleri ise 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve Bu Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca iptal edilecektir.

Belge yenileme başvurularının beş yıllık sürenin dolmasından önceki altı ay içerisinde ve her halükarda süre dolmadan yapılması gerekmektedir.

Bu kapsamda olan yabancıların https://ecalismaizni.csgb.gov.tr adresinden giriş yaparak “Süresiz Çalışma İzni Kart Yenileme İşlemleri” menüsünden elektronik imza ile başvurularını yapmaları gerekmektedir.

Başvuru belgelerine yabancıya ait biyometrik fotoğraf, güncel pasaport sureti ile mevcut süresiz çalışma izni belgesinin eklenmesi gerekmektedir.

Süresiz çalışma izni belgesini yenileme başvurusu değerlendirilirken yabancının sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve güncel işyeri bilgilerine ilişkin hususlar dikkate alınmaktadır.

Yenilenen süresiz çalışma izni belgesi harca tabi olmayıp sadece değerli kâğıt bedeli alınır.

2022 yılı için değerli kâğıt bedeli 160 TL’dir.

(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 07.10.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32638

Zor Durumda Olanlara Vergi Ödevleri İçin Ek Süre Verilir Mi?

Cevap: Zor durumda bulunmaları hasebiyle vergi muamelelerine müteallik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebilir.

Bu mühletin verilebilmesi için:

1. Mühlet istiyen sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.

2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule lâyık görülmelidir.

3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(07.10.2022)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Ba-Bs Nedir? Ba-Bs Formu Hakkında Sorular ve Cevaplar

Son düzenleme ile 01.07.2021 tarihinden itibaren elektronik ortamda düzenlenenler hariç olmak üzere, bir ay içerisinde 5.000 TL ve üzerinde mal ve/veya hizmet alım-satımı yapanların vermesi gereken BA – BS formları hakkında merak edilen “ BA BS Nedir, Ne Zaman Verilir, Hangi Tutar Üzerinde Bildirim Yapılır, Kimler Vermek Zorundadır, Vermeme Cezası Nedir, 01.07.2021 Tarihi İtibariyle Uygulama Nasıl Devam Edecektir …” gibi sorulara ait tüm cevaplar bu yazımızda mevcuttur.

BA –  BS FORMLARI NEDİR?

BA Formu;  Genel itibariyle büyük alımların veya bildirim alacak kısaltması olarak bilinen ve BA olarak anılan form belirli bir had tutarın üzerinden mal ve/veya hizmet alımlarının bildirilmesine ilişkin zorunlu olan form türüdür.

BS Formu; Genel itibariyle büyük satımların veya bildirim satacak kısaltması olarak bilinen ve BS olarak anılan form belirli bir had tutarın üzerinden mal ve/veya hizmet satımlarının bildirilmesine ilişkin zorunlu olan form türüdür.

PARASAL SINIR NE KADARDIR?

BA/BS formlarının bildirilmesinde mal ve/veya hizmet alım satımı yapanların 5.000 TL ve üzerindeki alım satımlarını toplam tutar ve toplam belge sayısı olarak bildirmeleri gerekmektedir.

– Tutar KDV hariç olarak belirlenir ve bildirilir.

BA / BS formlarında bildirilecek 5.000 TL ve üzeri mal ve/veya hizmet alımları KDV hariç tutarlardır.

– Bildirimler TL üzerinden yapılır.

Bildirim üzerindeki alış ve satış bedelleri Türk Lirası üzerinden bildirilir.

– Bildirim formlarında küsurat yazılmaz.

BA / BS formlarında bildirilecek 5.000 TL ve üzeri mal ve/veya hizmet alımlarına ilişkin tutarların küsuratları yazılmaz.

KİMLER BA / BS BİLDİRİM YAPMAK ZORUNDADIR?

BA / BS formları bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından verilecektir.

BA / BS FORMLARININ BİLDİRİM DÖNEMLERİ NE ZAMANDIR?

BA / BS formlarında bildirimler aylık dönemler itibariyle yapılır.

BA / BS FORMLARI NASIL BİLDİRİLİR?

BA / BS formlarına ait bildirim e-beyanname programı üzerinden elektronik ortamda bildirilir.

– Kâğıt ortamında bildirim yapılamaz.

BA / BS formlarının elektronik olarak verilmesi zorunlu olup, kâğıt ortamında elden veya posta ile bildirilemez.

BA / BS FORMLARININ SON VERİLME TARİHİ NE ZAMANDIR?

BA / BS formlarına ilişkin olarak ilgili aya ait bildirim takip eden ayın son günü saat 23.59’a kadar bildirilir.

ÖRNEK; 14.05.2021 tarihinde düzenlenmiş olan 10.000 TL tutarında bir tutar satıcı tarafından BS formunda alıcı tarafından ise Mayıs/2021 BA formunda 30.06.2021 tarihi saat 23.59’ a kadar beyan edilecektir.

SÜRESİNDE BİLDİRİM YAPILMAMA CEZASI NEDİR?

BA / BS formlarının süresinde verilmemesi durumunda ve/veya eksik veya yanıltıcı bildirimlerinde bulunulması halinde 2021 Yılı İçin 2.500 TL Özel Usulsüzlük Cezası düzenlenir.

– Tek özel usulsüzlük cezası uygulanır.

BA / BS bildirim formları tek bir form olarak değerlendirildiğinden Tek Ceza Tutarı uygulanır.

– Süresinden sonra 3 gün içinde bildirim yapılırsa özel usulsüzlük cezası 1/10 oranında uygulanır.

BA / BS bildirim formları Verilme Süresinden Sonra 3 Gün İçinde Bildirilir İse özel usulsüzlük cezası 1/10 oranında uygulanır. (2.500 TL x 1/10= 250 TL)

– Süresinden soran 10 gün içinde düzeltme yapılırsa özel usulsüzlük cezası uygulanmaz.

BA / BS bildirim formlarını SÜRESİNDE BEYAN EDENLER Süresinden Sonraki 10 Gün İçerisinde düzeltme yapmaları halinde özel usulsüzlük cezası uygulanmaz.

– Düzeltme 10. Günü takip eden gün içinde bildirilir ise 1/5 oranında özel usulsüzlük cezası uygulanır.

BA / BS bildirim formlarını 10. Günü takip eden 15 gün içerisinde düzeltilmesi halinde 1/5 oranında özel usulsüzlük cezası uygulanır. (2500 TL x 1/5= 500 TL)

BA / BS FORMLARINDA DÜZELTME İŞLEMİ NASIL YAPILIR?

Düzeltme işlemi sadece hatalı olan formun düzeltilmesi ile yapılacak olup, düzeltme yapılan form üzerinde tüm alım ve/veya satışlara ait Son Doğru Olan Bilgileri İçerecek Şekilde yapılması gerekmektedir.

HANGİ HATALARDA CEZAİ İŞLEM UYGULANMAZ?

  • Vergi kimlik No ve T.C. Kimlik No doğru olmak kaydıyla adı-soyadı/unvanlarda bulunan yazım hatası veya kısaltmaları,
  • Aylık yapılan her bir bildirimde yer verilen her bir mükelleften gerçekleştirilen alım veya satımlar için KDV hariç olmak üzere mal ve/veya hizmet alışları veya satışları için belirlenen, bildirimde bulunma sınırının % 10’unun altında kalan tutar hataları,
  • “Belge Sayısı” bölümünde alım-satımlara ilişkin olarak bildirilen belge sayısında 5 adedi aşmayan ve ‘Mal ve Hizmetlerin Toplam Bedelini’ değiştirmeyen belge sayısı ile ilgili hatalar,

Eksik veya yanıltıcı bilgi olarak değerlendirilmeyecek ve cezai işlem yapılmayacaktır.

DEFTER TUTMA AÇISINDA DEĞİŞİKLİKLERDE BİLDİRİM BULUNULACAK MIDIR?

  • Bilanço esasına göre defter tutmakta iken işletme hesabına geçen mükellefler işletme hesabına geçtikleri dönemden itibaren bildirimde bulunmazlar.
  • İşletme esasına göre defter tutmakta iken bilanço esasına göre defter tutmaya başlayan mükellefler bilanço esasına geçtikleri dönemden itibaren bildirimde bulunurlar.

BELİRLENEN HADDİN ALTINDA KALANLAR BA BS BİLDİRİMİ YAPACAKLARMIDIR?

BA BS formu verme yükümlülüğü bulunan mükelleflerin ilgili ay itibariyle mal ve/veya hizmet alım-satımları parasal sınır olan 5.000 TL’nin altında olması durumunda bildirimlerini;

BA formu için; BA bildiriminde beyan edilecek bilgim bulunmamaktadır.

BS formu için; BS bildiriminde beyan edilecek bilgim bulunmamaktadır.

Seçeneği tıklanarak bildirileceklerdir.

KURUMLAR VERGİSİNDEN MUAF OLANLAR BİLDİRİM YAPACAKLAR MIDIR?

Kurumlar vergisinden muaf olan mükellefler, muafiyetten yararlandıkları hesap döneminden itibaren BA – BS formu vermezler.

SERBEST BÖLGEDEKİ MÜKELLEFLER BA / BS BİLDİRİMİ YAPACAKLARMIDIR?

Serbest bölgede bulunan mükelleflerin BA / BS verme yükümlülükleri bulunmaktadır.

– Serbest Bölge muafiyeti yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

Serbest bölge muafiyetinden yararlanan kurumlar vergisi mükelleflerinin bilanço usulüne göre defter tutuyor olması durumunda BA / BS verme zorunluluğunu ortadan kalkmaz.

BİRDEN FAZLA ŞUBESİ BULUNAN FİRMALAR BA / BS FORMLARINI NASIL BİLDİRECEKLERDİR?

Birden fazla şubesi bulunan firmalar BA BS formlarını şube bazında değil şube bilgilerini de birleştirerek merkezden tek bir form ile bildireceklerdir.

ALIŞ VE SATIŞLARIN İADE EDİLMESİ HALİNDE BİLDİRİM VERİLECEKMİDİR?

Alınan bir malın iade edilmesi halinde bu iade satış olarak, satılan bir malın iade edilmesi halinde de bu iade alım olarak değerlendirilecektir.

– Alınanın iadesi haddin üzerinde ise BS formunda

Belirlenen haddi aşan tutardaki alımlar BA formunda bildirildikten sonra yine aynı kişi veya kuruma yapılan iade yine beliren haddin üzerinde ise BS formu ile bildirilecektir.

– Satılan iadesi haddin üzerinde ise BA formunda

Belirlenen had tutarın üzerinde müşteriye yapılan satış BS formunda beyan edilecekken, müşteriden iade olan tutar belirlenen haddin üzerinde ise BA formunda bildirilecektir.

TEVKİFAT YAPILAN DURUMLARDA BA-BS BİLDİRİMİNDE DİKKATE ALINCAK TUTAR NEDİR?

Düzenlenen belgeler de gelir vergisi tevkifatına da yer verilen hallerde tevkifattan önceki brüt tutarların dikkate alınması gerekmektedir.

KİRA ÖDEMELERİ BA FORMUNA DÂHİL EDİLİRMİ?

İşyeri için yapılan kira bedeli ödemesinin BA bildirimine dâhil edilmesi gerekmektedir.

– Belge de gelir vergisi tevkifatı var ise tevkifat öncesi tutar bildirilir.

Kiraya ilişkin belgede gelir vergisi tevkifatına da yer verilmesi durumunda kesintiden önceki brüt tutarın bildirilmesi gerekmektedir.

SİGORTA ŞİRKETLERİDEN ALINAN HİZMETLER BA FORMUNDA BİLDİRİLECEKMİDİR?

Sigorta şirketlerinden alınan hizmetlerin BA formunda bildirilmesi gerekmektedir.

VADE VE KUR FARKLARI NEDENİYLE DÜZENLENEN FATURLAR BA BS BİLDİRİMİNE DÂHİL EDİLİR Mİ?

Bir mal ve/veya hizmet alış ve/veya satışına ilişkin;

  • Ödemenin gecikmesi,
  • Döviz kurlarının değişmesi suretiyle

ortaya çıkan ve fatura düzenlenerek alıcıya veya satıcıya yansıtılan vade veya kur farkı gelirleri ve/veya giderlerinin de haddi aşması halinde bildirimlere dâhil edilmesi gerekmektedir.

NOTER MAKBUZLARI İÇİN BA FORMU İLE BİLDİRME ZORUNLULUĞU VARMIDIR?

Noter makbuzları BA bildiriminde gösterilmez.

GEÇ GELEN FATURLAR HANGİ DÖNEM BA FORMUNA DÂHİL EDİLECEKTİR?

Faturaların geç gelmesi nedeniyle faturanın kayıtlara alındığı tarih mi yoksa düzenlendiği tarih itibarıyla mı BA formuna dâhil edilmesi gerektiği konusunda çeşitli görüşler olsa da;

– Düzenlediği tarih esas alınır.

396 Sıra No.lu tebliğe göre mal ve hizmet alımlarında faturanın düzenlendiği tarih itibariyle ilgili dönem BA formlarında bildirilmesi gerekmektedir.

Verilen bir özelge de ise “ bu alışlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. ” görüşü verilmiştir.

İTHALAT İŞLEMLERİ BA FORMUNDA NASIL BİLDİRİLECEKTİR?

İthalat işlemlerinde; belirlenen haddi aşan tutardaki alımlar için;

  • İthalat yapılan firmaya ait “Soyadı/Adı veya Unvanı” , “ Ülkesi” bilgileri girilir.
  • Vergi Kimlik Numarası ve TC kimlik Numarası bilgilerine “11111111111 ”  girilir.
  • Yapılan ithalata ait “Belge Sayısı” ve “ Mal ve Hizmetlerin Toplam Bedeli (KDV Hariç) “

bilgisi girilir.

İTHALAT İŞLEMLERİNDE ESAS ALINACAK TARİH NEDİR?

İthalat işlemlerinde BA formu için esas alınacak tarih gümrük beyannamesinin kapandığı tarihidir.

ÖRNEK; ABC Ltd. Şti 20.06.2019 tarihinde ithalat yapmış (faturanın üzerindeki tarih) ancak beyanname 01.07.2019 tarihinde kapanmış ise BA formunda dikkate alınacak tarih 01.07.2019 tarihi olacaktır.

İHRACAT İŞLEMLERİ BS FORMUNDA NASIL BİLDİRİLECEKTİR?

İhracat işlemlerinde; belirlenen haddi aşan tutardaki satışlar için;

  • İhracat yapılan firmaya ait “Soyadı/Adı veya Unvanı” , “ Ülkesi” bilgileri girilir.
  • Vergi Kimlik Numarası ve TC kimlik Numarası bilgilerine “ 2222222222 ”  girilir.
  • Yapılan ihracata ait “Belge Sayısı” ve “ Mal ve Hizmetlerin Toplam Bedeli (KDV Hariç) “

bilgisi girilir.

İHRACAT İŞLEMLERİNDE ESAS ALINACAK TARİH NEDİR?

İhracat işlemlerinde BS formu için esas alınacak tarih fiili ihracatın gerçekleştiği tarihidir.

– İhracatın fiilen gerçekleştiği tarih Gümrük ve Ticaret Bakanlığının sitesinden sorgulanabilir.

İhracatın gerçekleştiği tarih bilgisi GÇB Numarası ile:

https://uygulama.gtb.gov.tr/BeyannameSorgulama/ adresinden sorgulanabilir.

MÜKELLEFİN VEFATI HALİNDE BA BS FORMLARI NE ZAMAN VERİLİR?

Bildirim verme zorunluluğu bulunan mükellefin ölümü halinde, bildirim formlarını verme sürelerine, üç ay  süre eklenir.

ÖZEL HESAP DÖNEMİNE TABİ MÜKELLEFLER BA BS BİLDİRİMLERİNİ NE ZAMAN VERECEKLERDİR?

Özel hesap dönemine tabi mükellefler BA BS Bildirimlerini aylık olarak bildirecekleridir.

MÜKELLEFİYETİN TERKİ HALİNDE BA BS BİLDİRİMLERİ NE ZAMAN VERİLİR?

Mükellefiyetin terki halinde (işin bırakılması) BA BS bildirimleri işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.

BİRLEŞME HALİNDE BA BS SORUMLULUĞU KİME AİTTİR?

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi 18 inci maddesi uyarınca;

  • Gerçekleştirilen birleşmelerde, münfesih kurumun birleşmenin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, birleşilen kurum veya 3568 sayılı Kanununa istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından

Takip eden ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.

DEVİR HALLİNDE BA BS SORUMLULUĞU KİME AİTTİR?

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi 19 uncu maddesi uyarınca;

  • Münfesih kurumun devrin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, devir alan kurum veya 3568 sayılı Kanununa istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından

Takip eden ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.

ÖRNEK; A Ltd. Şti. 16.06.2019 tarihinde tescil edilmek suretiyle A.Ş’ ye devri olmuştur,

BA BS Formlarının bildirilme süreleri;

01.06.2019 – 15.06.2019 tarihleri arasında yapılmış olan mal/hizmet alım satımlarının Ltd. Şti.’nin unvanı ve vergi no.su ile takip eden ayın son gününe kadar verilecektir.

16.06.2019 – 30.06.2019 tarihleri arasındaki mal/hizmet alım satımlarının ise A.Ş’ nin unvanı ve vergi no.su iletakip eden ayın son günü akşamına kadar BA – BS bildirim formları ile bildirilmesi gerekmektedir.

BÖLÜNME HALLİNDE BA BS SORUMLULUĞU KİME AİTTİR?

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi 19 uncu maddesi uyarınca;

  • Münfesih kurumun bölünmenin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, münfesih kurumun varlıklarını devralan kurumlardan müteselsil sorumluluk kapsamında herhangi biri veya 3568 sayılı Kanununa istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından,

Takip eden ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.

TASFİYE DURUMUNDA BA BS BİLDİRİM FORMLARI NE ZAMAN VERİLİR?

Tasfiyesi devam eden mükellefler bildirim formlarını;

– Tasfiye süresince aylık dönemler halinde vereceklerdir. Tasfiyenin başladığı aya ait bildirim formları ise tasfiye öncesi ve sonrası ayrımı yapılmaksızın düzenlenecektir.

Tasfiye sonunda bildirimler ise;

– Tasfiye kararının tescil edildiği tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar tasfiye memuru veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından verilecektir.

BA BS FORMLARININ BİLDİRİLME SÜRESİNİN SON GÜNÜ RESMİ TATİLE DENK GELİR İSE BİLDİRİM SÜRESİ NE ZAMANA UZAR?

Sürenin son günü resmi tatile denk gelirse tatili takip eden ilk iş günü saat 23:59’ a kadar bildirilmesi gerekmektedir.

ÖNEMLİ: 01.07.2021 TARİHİNDEN İTİBAREN BA BS FORMUNDA YAPILACAK YENİ DÜZENELEMELER NELERDİR?

2021 yılı Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren elektronik ortamda düzenlenen belgeler Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecektir.

– İlk uygulama Ağustos ayı içerisinde Temmuz bildirimleri için olacaktır.

İlk uygulama, Temmuz ayına ilişkin düzenlenen formların verileceği Ağustos ayı bildirimleri için geçerlidir.

– Elektronik ve kâğıt faturalar birlikte değerlendirilir.

Mal ve/veya hizmet alış ve/veya satış tutarlarına ilişkin olarak 5.000 TL tutarındaki haddin belirlenmesinde, elektronik ve kâğıt ortamında düzenlenen tüm belgeler birlikte değerlendirilir.

– Sadece kâğıt faturalar bildirilecektir.

Belirlenen haddin aşılması halinde ise sadece kâğıt faturalar bildirilir.

ÖRNEK; A Ltd. Şti.’ ne Ekim/2021 dönemi içerisinde KDV hariç 4.800 TL tutarında e-arşiv faturası ve her biri 150 TL tutarında 2 adet normal kâğıt fatura düzenlenmiştir.

Mükellefe düzenlenen fatura tutarı elektronik ve kâğıt faturalar olmak üzere toplamda (4.800 + 150 + 150=) 5.100 TL’dir.

BA formunda Ekim/2021 dönemine ilişkin olarak sadece kâğıt ortamında düzenlenen 2 adet faturanın toplamı olan (150+150=) 300 TL’lik fatura bildirilecektir.

– Elektronik olarak düzenlenen faturalar bildirime dâhil edilmez.

Belirlenen haddin üzerinde mal ve/veya hizmet alım ve/veya satımı yapılan elektronik olarak düzenlenen tüm belgeler BA BS formuna dâhil edilmeyecektir.

ÖRNEK; B Ltd. Şti. Kasım 2021 döneminde D Ltd. Şti’ ye KDV hariç 50.000 TL değerinde e-fatura düzenlemiştir. İlgili ayda B Ltd. Şti’ nin başka bir satışı olmamıştır.

B Ltd. Şti. Kasım/2021 döneminde;

BS bildiriminde beyan edilecek bilgim bulunmamaktadır.

Kutucuğunu işaretleyerek BS bildiriminde bulunacaktır.

Aynı şekilde D Ltd. Şti’ nin de Kasım/2021 döneminde başka bir mal ve/veya hizmet alımı bulunmamaktadır.

D Ltd. Şti. Kasım/2021 döneminde;

BA bildiriminde beyan edilecek bilgim bulunmamaktadır.

Kutucuğunu işaretleyerek BA bildiriminde bulunacaktır.

BA BS BİLDİRİMİNDE PÜF NOKTALAR

  • 5.000 TL VE ÜZERİ mal ve/veya hizmet alımlarına ait KDV hariç tutarlar BA BS Formuna dâhil edilir.
  • BA BS Formu verilmemesi durumunda ve/veya eksik veya yanıltıcı bildirimlerinde bulunulması halinde 2021 yılı için 2.500 TL özel usulsüzlük cezası uygulanır.
  • BA BS Formu için tek özel usulsüzlük cezası uygulanır.
  • Süresinden sonra 3 gün içinde bildirim yapılırsa özel usulsüzlük cezası 1/10 oranında uygulanır.
  • BA BS formu verilmiş olması şartıyla süresinden sonra 10 gün içinde düzeltme yapılırsa özel usulsüzlük cezası uygulanmaz.
  • BA BS formu için düzeltme 10. Günü takip eden gün içinde bildirilir ise 1/5 oranında özel usulsüzlük cezası uygulanır.
  • Belirlenen haddin altında kalanlar BA BS bildirimi için bildirim formunda beyan edilecek bilgim bulunmamaktadır kutucuğu tıklanarak bildirim yapılmaları gerekmektedir.
  • Alış ve satışların iade edilmesi halinde alış ve satış tutarları belirlenen haddin üzerinde ise de bildirim yapılır.
  • Geç gelen faturalar düzenlendiği tarih itibariyle bildirilir.
  • BA/BS bildirim formlarında alıcı veya satıcının vergi kimlik numarası, ithalat işlemlerinde “1111111111”, ihracat işlemlerinde ise “2222222222” olarak kodlanacaktır.
  • İthalat işlemlerinde BA formu için esas alınacak tarih gümrük beyannamesinin kapandığı tarihtir.
  • İhracat işlemlerinde BS formu için esas alınacak tarih fiili ihracatın gerçekleştiği tarihidir.
  • 2021 yılı Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren BA BS formunda sadece kâğıt ortamında düzenlenen belgeler BA BS formuna dâhil edilir.

Editör: E.Öğr.Gör. Nurten Örnek

KAYNAKLAR

– 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

– 396 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği

– 523 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği

– Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı 10.03.2011 Tarih ve B.07.1.Gib.4.31.15.02-Vuk-01-08-8 Sayılı Özelgesi

– 523 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 396)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

– Neslihan İçten İnce – BA BS Bildirim Formları Soru Cevap – Muhasebe TR

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Sigortalının Yatarak Tedavi Gördüğü Sürelerde İşveren Tarafından Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi Yapılacak Mıdır?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

-16/2. Fıkrasında, “Hastalık ve analık sigortasından sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir.”

-18/1. Fıkrasında ise “…

b)4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,

Geçici iş göremezlik ödeneği verilir.” Hükümlerine yer verilmiştir.

5510 SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU

MADDE 16 (2)- İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar (Değişik: 17/4/2008-5754/10 Md.) İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:

a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.

b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması. d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi. Hastalık ve analık sigortasından sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir. Analık sigortasından sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılardan; kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine, her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan ve Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği verilir

Geçici iş göremezlik ödeneği MADDE 18– Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla;

a) İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 Md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,

c) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 Md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için,

d) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 Md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için, (1) geçici iş göremezlik ödeneği verilir. (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/11 Md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenir. Ancak bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesi için yatarak tedavi şartı aranmaz. (Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/11 Md.) İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 17’nci maddeye göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir. Sigorta prim ve ödeneklerinin hesabına esas tutulacak günlük kazançların alt sınırında meydana gelecek değişikliklerde, yeniden tespit edilen alt sınırın altında bir günlük kazanç üzerinden ödenek almakta bulunanların veya almaya hak kazanmış veya kazanacak olanların bu ödenekleri, günlük kazançlarının alt sınırındaki değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak değiştirilmiş günlük kazançların alt sınırına göre ödenir. Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilir. Geçici iş göremezlik ödenekleri, toplu iş sözleşmesi yapılan işyerleri ile kamu idarelerinin işverenleri tarafından Kurumca belirlenen usul ve esaslara göre Kurum adına sigortalılara ödenerek, daha sonra Kurum ile mahsuplaşmak suretiyle tahsil edilebilir. Geçici iş göremezlik ödeneklerinin ödeme zamanı ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

RAPOR (İŞ GÖREMEZLİK) PARASI, ÖDENEĞİ ALMA ŞARTLARI

Kanunda yer alan bu hükümlere istinaden, 5510/4-1.a kapsamında çalışan sigortalılara hastalıkları halinde geçici iş göremezlik ödeneği verilebilmesi için;

1-İstirahatin başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemiş olması,

2-İstirahatin başladığı tarihten önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,

3-Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen hekimler veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması, gerekmektedir.

ÇALIŞILMADIĞINA DAİR BİLDİRİMİN YAPILMASI

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 39/9. Fıkrasına göre 4/a kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödenmesi esnasında, istirahatli olduğu dönemde işverenleri tarafından işyerlerinde çalışıp çalışmadığının elektronik ortamda Kuruma bildirilmesi gerekiyor.

İstirahatli (raporlu) sigortalının istirahat süresince işyerinde çalışıp çalışmadığı konusunda işveren tarafından bildirim yapma zorunluluğu 12 Mayıs 2010 tarihinde başlamıştı. Aradan geçen süre içerisinde uygulamayla ilgili birçok değişiklik yapıldı.

Konuya ilişkin düzenlemeler İstirahatli Olan Sigortalıların İşyerinde Çalışmadıklarına Dair Bildirimin İşverenlerce Sosyal Güvenlik Kurumuna Gönderilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ile 2016/21 sayılı Kısa Vadeli Sigorta Kolları Genelgesinde, bu yükümlülüğe uyulmaması halinde uygulanacak idari para cezasına ilişkin düzenleme ise 5510 sayılı Kanunun 102/1-i maddesinde yer almaktadır. Söz konusu Tebliğ ve Genelgede bugüne kadar birçok değişiklik yapılmış olup, en son düzenlemelere göre istirahatli sigortalıyla ilgili çalışmadığına dair bildirim konusunda yapılacak işlemler ve izlenecek yol aşağıda açıklanmıştır.

Bildirim İki Farklı Yolla Yapılabilir

İşveren modülünde “Çalışılmadığına Dair Bildirim Giriş” ekranlarında, rapor bilgileri kayıtlı olan sigortalılar için çalışmadığına dair bildirim aşağıda belirtilen iki yoldan herhangi biri kullanılarak yapılabilir:

Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi, www.sgk.gov.tr internet sayfasındaki e-SGK / İŞVEREN / Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi (https://uyg.sgk.gov.tr/vizite/welcome.do) ekranından, işverenler tarafından sigortalıların hak ettikleri istirahat süresinin bitim tarihinin içinde bulunduğu aya ait aylık prim hizmet belgesinin verileceği son tarihteki günün sonuna kadar elektronik ortamda yapılması zorunludur.

  • Bu bildirim dışındaki diğer bir seçenek ise istirahatli olduğu sürede işyerinde çalışmayan sigortalıyla ilgili o aya ait; Muhtasar prim ve hizmet beyannamesinde (MUHSGK’da) “İstirahat süresinde Çalışmamıştır” seçeneğine “evet” girilerek, işaretlenmesi de çalışılmadığına dair bildirim yerine geçmektedir.

Öte yandan, sadece “12 Birden fazla” kutucuğunun işaretlenmesi çalışılmadığına dair bildirim yerine geçmeyeceğinden, işverenlerce Kuruma eksik gün nedeni olarak bildirilen “01-istirahat” dışında kalan diğer eksik gün nedenleri bildirimleri için mutlaka yukarıda belirtilen istirahatli olduğu sürelerde çalışılmadığına dair bildirim ekranından veya Muhtasar prim ve hizmet beyannamesinde (MUHSGK’da) belgesindeki “ istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” kutucuğunun işaretlenmesi sureti ile çalışmadığına dair bildirim yapılması gerekmektedir.

Sigortalılara 10 günden daha uzun süreli istirahat raporu verilmesi halinde, sigortalının isterse rapor parasını 10’ar günlük dilimler halinde alma hakları olduğundan, ancak rapor parası alabilmeleri için işverenin de çalışmadığına dair bildirim yapması gerektiğinden, bu konuda talepte bulunmaları halinde işverenler yukarıda belirtilen bildirim süresini beklemeden ilgili süreler için çalışmadığına dair bildirim yapabileceklerdir.

Çalışmadığına dair bildirim sadece alınan istirahat raporları için geçerli olup, sigortalının yatarak tedavi gördüğü sürelerde işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2016/21 SAYILI GENELGE

6.7.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi; Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılara, iş göremezlik ödeneklerinin ödenebilmesi için işverenlerince istirahat süresince işyerinde çalışılmadığına dair bildirimin yapılması gerekmektedir.

(Ek, 10/7/2018 tarihli ve 2018/26 sayılı Genelge) Bildirim aranmayacak haller hariç olmak üzere söz konusu bildirim olmadan geçici iş göremezlik ödeneği ödenmeyecektir. Aşağıda açıklandığı şekilde, elektronik, manuel veya aylık prim ve hizmet belgesi üzerinden bildirim yapıldığının tespiti halinde geçici iş göremezlik ödenekleri ödenecektir.

(Ek, 10/7/2018 tarihli ve 2018/26 sayılı Genelge) (Değişiklik, 23/09/2019 tarihli ve 2019/20 sayılı Genelge) Bildirim süresinin geçmiş olması ancak herhangi bir yöntemle bildirim yapılmamış olması durumunda ise gerekli müstahaklık şartlarının varlığı halinde, sigortalı adına 30 gün veya istirahat süresi ile uyumlu olmayacak şekilde fazla prim ödeme gün sayısı bildirilmesi durumu hariç olmak üzere geçici iş göremezlik ödenekleri ödenecektir.

(Ek, 23/09/2019 tarihli ve 2019/20 sayılı Genelge) Örnek-1: 03/06/2019 – 12/06/2019 tarihleri arasında istirahatli olan sigortalı adına Haziran/2019 ayı için aylık prim ve hizmet belgesinde 30 günlük prim bildirilmiş ve ayrıca çalışılmadığına dair bildirim yapılmamıştır. Bu durumda sigortalı adına “çalışmadı” şeklinde bildirim yapılmadığı sürece geçici iş göremezlik ödeneği ödenmeyecektir.

(Ek, 23/09/2019 tarihli ve 2019/20 sayılı Genelge) Örnek-2: 06/05/2019 – 15/05/2019 tarihleri arasında istirahat raporu bulunan sigortalı adına aylık prim ve hizmet belgesi ile Mayıs/2019 ayı için 25 günlük prim bildirilmiş ve eksik gün nedeni olarak “12-Birden Fazla” seçimi yapılmıştır. Bu durumda eksik gün süresi ile istirahat süresi uyumlu olmadığından ve eksik gün nedeni “1-İstirahat” olarak bildirilmediğinden, sigortalı adına “çalışmadı” şeklinde bildirim yapılmadığı sürece geçici iş göremezlik ödeneği ödenmeyecektir.

(Ek, 23/09/2019 tarihli ve 2019/20 sayılı Genelge) Örnek-3: 08/07/2019 – 17/07/2019 tarihleri arasında istirahat raporu bulunan sigortalı adına aylık prim ve hizmet belgesi ile Temmuz/2019 ayı için 5 günlük prim bildirilmiş ve eksik gün nedeni olarak “12-Birden Fazla” seçimi yapılmıştır. Bu durumda sigortalı adına bildirilen prim gün sayısı, istirahat süresine uyumlu kabul edilecek ve bildirim süresinin geçmiş olması ancak herhangi bir yöntemle çalışılmadığına dair bildirim yapılmamış olması halinde geçici iş göremezlik ödeneği ödenecektir.

İstirahatli Olan Sigortalıların İşyerinde Çalışmadıklarına Dair Bildirimin İşverenlerce Sosyal Güvenlik Kurumuna Gönderilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’ in 5 inci maddesine göre 2/3/2013 tarihinden itibaren;

“1-Bildirimin, http://www.sgk.gov.tr internet adresinde e-SGK-İŞVERENÇalışılmadığına Dair Bildirim Girişi (https://uyg.sgk.gov.tr/vizite/welcome.do) ekranından işverenler tarafından sigortalıların hak ettikleri istirahat süresinin bitim tarihinin içinde bulunduğu aya ait aylık prim hizmet belgesinin verileceği son tarihteki gün sonuna kadar elektronik ortamda Kuruma gönderilmesi zorunludur.

2-Aylık prim ve hizmet belgesinde eksik gün nedeni olarak geçen 01 (istirahat) kodu ile bildirilen sigortalılar için bu bildirim, çalışılmadığına dair bildirim yerine geçer.” hükmü getirilmiştir.

Diğer taraftan, aylık prim hizmet belgesinde eksik gün nedeni “01-İstirahat” olarak Kuruma bildirilmeyen ve toplu iş sözleşmesi gereği veya işverence atıfet kabilinden primleri yatırılan sigortalılara ilişkin çalışılmadığına dair bildirimin iki farklı ekran yerine tek bir ekrandan yapılması amacıyla aylık sigorta primlerinin e-Bildirge ile Kuruma bildirildiği Aylık Prim Hizmet Belgesi’nde eksik günlerin nedeni için oluşturulan “01-İstirahat” paneline ek olarak ayrı bir sütun oluşturulmuştur.

Bu sütun başlığında “prim bildirilen sigortalı, istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” ifadesi yer almaktadır. Anılan sütunda, ilgili ayda raporlu olan fakat raporlu olduğu dönemde prime esas kazançları ve ikramiyeleri işverenleri tarafından Kuruma bildirilenler ile eksik gün nedeni “12 Birden fazla” bildirilen sigortalıların istirahat döneminde işyerinde “çalışmadıklarının” kazanç ve ikramiyelerin Kuruma bildirileceği son tarih olan ayın 7/23’ünde saat 23:59’a kadar belirtilen sütun altında yer alan “12 Birden fazla” ve “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” kutucuklarının birlikte işaretlenerek bildirilmesi gerekmektedir.

Sadece “12 Birden fazla” kutucuğunun işaretlenmesi çalışılmadığına dair bildirim yerine geçmeyecektir.

İşverenlerce Kuruma eksik gün nedeni olarak bildirilen “01-istirahat” dışında kalan diğer eksik gün nedenleri bildirimleri için mutlaka istirahatli olduğu sürelerde çalışılmadığına dair bildirim ekranından veya aylık prim ve hizmet belgesindeki “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” kutucuğunun işaretlenmesi sureti ile çalışmadığına dair bildirim yapılması gerekmektedir.

6.1.6.Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi Olarak Çalışanlara Verilecek İstirahat Raporları

Bir işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan ve Kurumumuzdan yaşlılık aylığı almakta iken hastalığı sebebiyle başvurduğu Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş sağlık hizmet sunucusu hekimlerince istirahatli bırakılan sigortalıya Kurumumuzca hastalık ve analık sigortası kollarından iş göremezlik ödeneği ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerin istirahatine lüzum görülmesi halinde işverene bilgi verilmesi amacıyla geçici iş göremezlik belgesi düzenlenmesi, ayrıca istirahatinin bitiminde işyerlerine ibraz etmeleri için “Çalışabilir Kâğıdı” tanzim edilmesi hallerinin dışında anılan sigorta kollarından geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediğinden bu belgelerin Kurum ünitelerine gönderilmesine gerek bulunmamaktadır. Diğer yandan iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan e-Ödenek sistemi üzerinden veya kâğıt ortamında istirahat raporlarının düzenlenerek Kuruma gönderilmesi halinde söz konusu raporlara ait geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi gerekmektedir

Maktu Aylık Alan Sigortalının Raporlu Olduğu Hallerde Ücreti Tam Ücret Olarak Mı Ödenmelidir?

Maktu Aylık ücret istisnai bir uygulamadır. İşçinin maktu ücret aldığı, TİS, iş sözleşmesi veya çalışma şartlarıyla belirlenmiş olması gereklidir. Burada karıştırılmaması gereken en önemli nokta, ücretin ayda bir kez ödenmesinin ayrı, maktu Aylık (kanundaki ifadeyle aylık ücretli) ücretin ayrı olduğudur. Ücretin ayda bir kez ödenmesi onu maktu aylık haline getirmez. Maktu Aylık ücretten bahsedebilmek için, istisnai bir uygulama olduğundan, yukarıda belirtildiği gibi, TİS, iş sözleşmesi veya çalışma şartlarıyla belirlenmiş olması gereklidir.

Maktu Aylık ücret ödemesi yapılan işçinin raporlu olduğu veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde işçiye ücretinin her hâlükârda tam ücret ödeneceği, 4857 sayılı İş Kanunu madde 49 fıkra 4’te; “hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere…”  Açıkça belirtilmiştir.

4857 Sayılı İş Kanunu MADDE 49

ÜCRET ŞEKİLLERİNE GÖRE TATİL ÜCRETİ

Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir. Hükmü bulunmakta olup, bu duruma göre;

Maktu ücret alınıyorsa, işçiye ücreti her hâlükârda tam ücret ödenecektir; yani çalışmadığı günlere ilişkin bir kesinti yapılmayacaktır. Sadece iş göremezlik ödeneği alacaksa bu miktar mahsup edilecektir.  Sosyal Güvenlik Kurumu’nca ödenen geçici iş göremezlik ödeneği dikkate alınmadan ücretlerin tam olarak ödenmesi durumunda mutlaka SSK priminin de kesilmesi ve istirahatli sigortalının SGK’ya bildirimine devam edilmesi gerekmektedir. Yani, raporlu işçiye ücretinin ödenmesi durumunda sigorta primi de yatırılır.

Toplu İş Sözleşmesi, İş sözleşmesi veya çalışma şartlar ile ücretleri Maktu Aylık belirlenmiş olan işyerlerinin İşçi ücretleri tam yatırılıp geçici İş görmezlik ödeneği işverene iade edilecektir. Bu tür işyerlerinde İnsan Kaynaklarının çalışanların iş görmezlik ödeneklerini takip etmeleri ödenek yatınca işçiden bunu talep etmeleri İnsan kaynakları çalışanlarına yeterince mesai kaybına sebep olacaktır, bu nedenle ilgili SGK 2016/21 genelgesi 6.2.Sigortalara Ödenen Geçici İş Göremezlik Ödeneklerinin İşveren Prim Borçlarına Mahsup Edilmesi maddesinde belirtilen madde ile bağlı bulundukları SGK merkez müdürlüğüne giderek “Mahsuplaşma Protokolü (Ek-9)” karşılıklı olarak imza altına alarak prim borçları mahsubu sistem tarafından otomatik olarak gerçekleştirilecektir.

6.2.Sigortalara Ödenen Geçici İş Göremezlik Ödeneklerinin İşveren Prim Borçlarına Mahsup Edilmesi

(Değişiklik, 21/5/2019 tarihli ve 2019/12 sayılı Genelge) Mahsuplaşma talebinde bulunan işveren ile sosyal güvenlik il müdürü veya yetki verdiği sosyal güvenlik il müdür yardımcısı/sosyal güvenlik merkez müdürü tarafından bu Genelge ekinde yer alan matbu Mahsuplaşma Protokolü (Ek-9) karşılıklı olarak imza altına alındıktan sonra, sosyal güvenlik il müdürlüğü/merkez müdürlüğü personeli tarafından MOSİP uygulaması üzerinden mahsuplaşma tanımlama işlemi yapılacaktır. Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığına tanımlama işlemi için protokol örneği gönderilmeyecektir. Mahsuplaşma programının işleyişi ile ilgili bilgiler e-Ödenek Kullanım Kılavuzunda yer almaktadır. (Ek, 10/7/2018 tarihli ve 2018/26 sayılı Genelge) Mahsuplaşma programından talep eden tüm işyerleri yararlanabileceklerdir.

Geçici İş Göremezlik Ödeneğinin Hesaplanması

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazancın ne şekilde hesaplanacağı hususu Kanunun 17’nci maddesinde düzenlenmiştir.

Geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır. On iki aylık dönemde çalışmamış ve ücret almamış olan sigortalı, çalışmaya başladığı ay içinde iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrarsa verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; çalışmaya başladığı tarih ile iş göremezliğinin başladığı tarih arasındaki sürede elde ettiği prime esas günlük kazanç toplamının, çalıştığı gün sayısına bölünmesi suretiyle; çalışmaya başladığı gün iş kazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri bir sigortalının günlük kazancı esas tutulacaktır.

(Ek, 27/04/2021 tarihli ve 2021/13 sayılı Genelge) Bununla birlikte 22.04.2021 Tarihli ve 31462 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7316 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde;

“31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “üç aylık” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının olduğu, meslek hastalığında ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içinde; analık ve hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içerisinde 180 günden az kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olanlara hastalık ve analık halinde ödeneğe esas tutulacak günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırının iki katını geçemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda, söz konusu Kanunun yürürlük tarihinden sonra analık ve hastalık halleri nedeniyle ödeneğe hak kazanılmış istirahat raporlarına ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanmasında yeni hükümler uygulanacaktır.

4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi gereği sigortalı sayılanların ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında:

a-Prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise ödenek ve gelire esas günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, % 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz.

(Değişik, 27/04/2021 tarihli ve 2021/13 sayılı Genelge) b-İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yapılan ücret, ikramiye, zam, tazminat ve bu mahiyetteki ödemelerden, ödenek ve gelirin hesabına esas alınan dönemden önceki aylara ilişkin olanlar dikkate alınmaz.

Meslek hastalığı, sigortalının sigortalı olarak çalıştığı son işinden ayrıldığı tarihten bir yıl geçtikten sonra meydana çıkmış ise, günlük kazancı bu son işinden ayrıldığı tarih esas alınarak yukarıdaki fıkralara göre hesaplanır

Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılar için aylık prime esas kazanç, Kanunun 82’nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katı olduğundan, geçici iş göremezlik ödeneğinde esas alınacak tutarların hesabı buna göre yapılacaktır.

Sigortalılara hesaplanacak günlük kazancının yatarak tedavilerde yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi (2/3) üzerinden hesap edilerek geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.

Geçici iş göremezlik ödenek hesabına esas tutulan devrede prim ve ikramiye gibi ödemelerin bulunması halinde, Kanunun 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise, ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca %50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamayacağından geçici iş göremezlik ödeneği şu şekilde hesaplanacaktır.

Ödenek ve gelirlere esas tutulacak günlük kazanç (1) MADDE 17-

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içinde 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)

On iki aylık dönemde çalışmamış ve ücret almamış olan sigortalı, çalışmaya başladığı ay içinde iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrarsa verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas günlük kazanç; çalışmaya başladığı tarih ile iş göremezliğinin başladığı tarih arasındaki sürede elde ettiği prime esas günlük kazanç toplamının, çalıştığı gün sayısına bölünmesi suretiyle; çalışmaya başladığı gün iş kazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri bir sigortalının günlük kazancı esas tutulur.

4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi gereği sigortalı sayılanların ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında:

a) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, %50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz.

b) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yapılan ücret, ikramiye, zam, tazminat ve bu mahiyetteki ödemelerden, ödenek ve gelirin hesabına esas alınan üç aylık dönemden önceki aylara ilişkin olanlar dikkate alınmaz.

Meslek hastalığı, sigortalının sigortalı olarak çalıştığı son işinden ayrıldığı tarihten bir yıl geçtikten sonra meydana çıkmış ise, günlük kazancı bu son işinden ayrıldığı tarih esas alınarak yukarıdaki fıkralara göre hesaplanır.

İş kazası ile meslek hastalığı sigortasından bağlanacak gelirlere esas tutulacak aylık kazanç, yukarıdaki hükümlere göre hesaplanacak günlük kazancın otuz katıdır

RAPORLARIN SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA BİLDİRİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

  • İşverenleri ve İnsan Kaynakları personelini en çok zor durumda bırakan bir konu olan:

Çalışanların istirahat raporu almalarına rağmen rapor aldıkları hususunu işverenlerine ve insan kaynaklarına bildirmeden çalışmaya devam etmeleri sıklıkla yaşanmakta, bu durumdan habersiz olan işverenlerce çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılmamakta, haliyle idari para cezasıyla muhatap olunabilmektedir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için, İnsan Kaynakları personellerinin sigortalıların istirahat raporu almış olup olmadıkları hususunda aylık prim ve hizmet belgeleri düzenlenmeden önce e-SGK üzerinden “Çalışılmadığına Dair Bildirim Giriş Sistemi” ekranındaki “Tarihe göre Rapor Arama” bölümünden mutlaka sorgulama yapılmalıdır. Ayrıca, İşverenlerce, E-SGK üzerinden erişilen “Çalışılmadığına Dair Bilgi Giriş Sistemi” uygulamasında yer alan “İşveren İletişim Bilgileri” seçeneğinden, kendilerine ait cep telefon numaralarını ve e-mail adres bilgilerini sisteme kaydetmeleri halinde, işyerlerinde çalışan sigortalılara verilen raporlar, cep telefonlarına ve mail adreslerine SGK tarafından kısa mesaj olarak gönderilmektedir. Bu bakımdan işverenlerin iletişim bilgilerini sisteme kaydetmelerinin faydalı olacaktır.

  • Sigortalının istirahat alıp raporlu olduğu süre zarfında çalışmamalarına rağmen

İşverenleri tarafından primlerinin eksiksiz bildirilmesi halinde eksik gün nedeni seçilemeyeceğinden, “İstirahat süresinde çalışmamıştır” kutucuğu mutlaka işaretlenmelidir.

  • Sigortalının ay içinde raporlu olduğu süre dışında ücretsiz izin, tutukluk hali, kısa

Çalışma ödeneği gibi nedenlerle başka nedenlerden dolayı da eksik günlerinin bulunması nedeniyle, 01-İstirahat dışında farklı bir kodla eksik gün bildiriminde bulunulacağı durumlarda (örneğin 12-Birden Fazla, 27- Kısa Çalışma Ödeneği ve Diğer Nedenler, 29-Nakdi Ücret Desteği ve Diğer Nedenler gibi) e-Bildirgede “İstirahat süresinde çalışmamıştır” kutucuğu mutlaka işaretlenmelidir.

ÇALIŞANIN İSTİRAHAT RAPORUNU SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NA SÜRESİ İÇİNDE YAPILMAMASI HALİNDE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI NELERDİR?

Sigortalıların istirahatli oldukları süreler içinde çalışıp çalışmadıklarına dair bildirimleri;

1-Aylık prim ve hizmet belgesinin verilme süresi geçirildikten sonra yapanlara asgari

Ücretin 1/10’u tutarında, (2022 yılı için 6.471,00 / 10 = 647,00TL)
2-Yapmayanlara ise asgari ücretin 1/2’si tutarında (2022 yılı için; 6.471,00 /2

=3.235,00 TL) İdari para cezası uygulanmaktadır.

6.7.1.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi Hakkında İdari Para Cezası Uygulamaları

İstirahat raporları yukarıda açıklandığı şekilde elektronik ortamda gönderilen ve ödenekleri ödenen sigortalılar için işverenlerce “01-İstirahat”, “Çalışmadı” veya “Çalıştı” bildirimlerini yapmayanlar ya da yasal süresi dışında yapanlar e-Ödenek programı tarafından tespit edilmekte olup söz konusu bildirimleri yapmayan ya da yasal süresi dışında yapanlara ait liste Kurum modülünde “Ceza uygulanacak raporlar” menüsünden alınabilmektedir.

Alınan listede;

1-Aylık prim hizmet belgesi üzerinde yer alan eksik gün nedeni “01-İstirahat” veya “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” olarak”,

2-Manuel veya Elektronik Çalışılmadığına Dair Bildirim Giriş ekranından sigortalının istirahatli olduğu dönemde çalışıp çalışmadığını “Çalışmadı” veya “Çalıştı” olarak, bildirmeyen işverenlere Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde belirtilen asgari ücretin yarısı, geç bildirenlere ise asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacaktır. Eksik gün nedeni “01-İstirahat” bildirimini yapmayan ya da geç yapan işverenlere eksik gün nedeni bildirimi ile ilgili sigorta primleri mevzuatı gereği idari para cezası uygulandığının tespit edilmesi halinde ayrı bir ceza uygulanmayacaktır.

Örnek-1: İstirahati 05/03/2014 tarihinde başlayan ve 15/03/2014 tarihinde sona eren 4/1(a) kapsamındaki özel sektör sigortalısı için işverence eksik gün nedeni belgesi verilmemesi nedeniyle ilgili servis tarafından İPC uygulanması halinde, ayrıca çalışılmadığına dair bildirim yapılmaması nedeniyle İPC uygulanmayacaktır.

Ancak, söz konusu sigortalının istirahatli olduğu dönemde işveren tarafından ilgili aya ait APHB belgesinin 24/04/2014 tarihine kadar verilmemesi ve yine aynı döneme ait istirahat raporu için işverence ilgili ekranlardan “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” bildiriminin yapılmaması durumunda idari para cezası uygulanacaktır.

Yukarıda açıklandığı şekilde aylık prim hizmet belgesinde, sigortalıya ait kazanç bildirilmeyen dönemde, eksik gün nedeni olarak “01-İstirahat”te bildirilmeyen ya da istirahatli olduğu dönemde kazanç bildirilen, fakat yeni açılan sütundan Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” olarak veya Kısa Vadeli Sigorta Kolları Uygulama Tebliğinin 5 inci maddesinde belirtilen adresten “çalıştı” ya da “çalışmadı” olarak bildirim yapılmayan sigortalıya ödenen ödenekler sigortalılardan tahsil edilmeyecek, bu sigortalılara rapor verildiği yönünde işverenlerine Kurumca elektronik mesaj yollandığı ve anılan raporlar işveren tarafından Çalışılmadığına Dair Bildirim Giriş ekranında görülebildiği de göz önüne alınarak çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılması yönünde tebligat gönderilmeden idari para cezası uygulanacaktır.

Uygulanacak idari para cezası tutarının belirlenmesinde çalışılmadığına dair bildirimin Kuruma yapılmaması ya da yasal süresi dışında yapılması belirleyici olduğundan, kısa vadeli sigorta servislerince bildirimin yapılmadığının tespiti halinde, asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanacaktır. Bununla birlikte idari para cezasına ilişkin tebligatın postaya verildiği tarihe kadar işverence çalışılmadığına dair bildirim yapılması halinde; bildirim geç yapılmış kabul edilecek ve asgari ücretin 1/10 tutarında idari para cezası uygulanacaktır. Sigortalının almış olduğu istirahat günlerinin birden fazla aya sarkması halinde ve son aya isabet eden rapor günlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin Kuruma verileceği son tarihte son ay için “01-İstirahat” bildiriminin yapılmış olması halinde çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılmış sayılacağından bu durumda idari para cezası uygulanmayacaktır. Ancak, söz konusu raporlar için “01-İstirahat” bildiriminin yapılmaması durumunda istirahatin bittiği aya ait aylık hizmet prim belgesinin son verilme tarihi itibariyle işverenin çalışılmadığına dair bildirim girişinin aylık prim hizmet belgesi üzerinde, “istirahatli olduğu sürelerde, işyerinde çalışmamıştır” olarak veya işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranında “çalıştı/çalışmadı” şeklinde yapılması gerekmektedir

ÖDENEĞE MÜSTAHAK OLMAYAN 4/A SİGORTALILARININ İSTİRAHAT RAPORLARI İÇİN ÇALIŞILMADIĞINA DAİR BİLDİRİM GİRİŞİ YAPILACAK MIDIR?

Bu konuda SGK’nın 2016/21 sayılı Genelgesinde;

6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi ile İlgili Diğer Konular;

1-Sigortalılara rahatsızlıkları sebebiyle sağlık hizmet sunucularınca 10 günün üstünde istirahat verilmesi halinde hak ettikleri geçici iş göremezlik ödeneklerini 10’ar günlük dilimler halinde almak istedikleri konusunda işverenlerine talepte bulundukları takdirde ve işverence ilgili süreler için bildirim yapılması halinde Kurumca ödenekleri ödenecektir.

2-Sigortalının yatarak tedavi gördüğü sürelerde, işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3-Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır.

4-Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar için ödenek ödenmeyeceğinden çalışılmadığına dair bildirimi de aranmayacaktır

Denilmiştir. Ayrıca,

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI EMEKLİLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ E-ÖDENEK HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR DUYURUSUNDA;

SORU 11- Ödeneğe müstahak olmayan 4/a sigortalılarının istirahat raporları E-ödenek programı üzerinden Kuruma gönderilecek midir?

CEVAP- E-ödenek programı üzerinden T.C. kimlik numarası ile sorgulama yapıldığında sistemde sigortalının ödeneğe müstahak olmadığı görünen sigortalıların raporları da istatistiki bilgiler için Kuruma, sigortalının istirahatli olduğunun bilinmesi için de işverene gönderilecektir. Ancak bu sigortalılara ödenek ödenmeyecektir.

SORU 12- Ödeneğe müstahak olmayan 4/a sigortalılarının istirahat raporları için işverenlerce çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılacak mıdır?

CEVAP- Ödeneğe müstahak olmayan 4/a sigortalılarının istirahat raporları için işverenlerce çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. İşveren ve Kurum ekranlarına düşen bu tür raporlar işveren ve Kurum personeli tarafından “arşive kaldır” butonu kullanılarak arşivlenecektir

SORU 76-Hangi raporlar için işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim girişi

Yapılmasına gerek yoktur?

CEVAP-

  • Ücretsiz izin,
  • Yatarak tedavilerde,
  • İşten çıkan sigortalı,
  • 2 güne kadar olan raporlar, için işverenin çalışılmadı-
  • Son bir yıl içinde sigortalıya doksan gün kısa vadeli sigorta primi,

Bildirilmediğinden geçici iş göremezlik ödeneği almaya müstehak olmayan sigortalılara ait raporlar için işverenin çalışılmadığına dair bildirim giriş yapmasına gerek bulunmamaktadır.

 

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2016/21 sayılı Genelgesinde Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar için ödenek ödenmeyeceğinden çalışılmadığına dair bildirimi de aranmayacaktır.” denilmiş olmasına rağmen, bazı merkez müdürlüklerinden, “Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar” ve  “2 veya daha az gün süreli raporlar”  için sisteme giriş yapmadıkları nedeniyle İşverenlere İdari Para Cezası uygulayarak İşverenlere tebliğ edilmektedir.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan pandemi sürecinde işverenler ve çalışanlar oldukça etkilenmiş olup, İşverenler bu zor zamanlarda işin sürdürülebilmesi için çaba sarf ederken üstüne kurumun ilgili genelgede açıkça Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar” “ 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır” denilmesine rağmen kendilerine Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar ve 2 veya daha az gün süreli raporları süresinde bildirim yapmadıkları için idari para cezası uygulanması ve bunun tebliğ edilmesi İşverenleri zaten yaşanan bu zor süreçte daha da zor bir durum içine sokmaktadır. Bu nedenle sistemsel hatadan kaynaklı olduğunu düşündüğümüz İşverene Tebliğ edilen İdari Para Cezalarının iptal edilmesini ve Sistem hatalarının işverene ceza olarak yansıtılmasından vazgeçilmelidir

2 VEYA DAHA AZ GÜN SÜRELİ RAPORLAR İÇİN ÇALIŞILMADIĞINA DAİR BİLDİRİM YAPILACAK MI?

Hastalık nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik halinde hastalığın üçüncü gününden başlamak üzere her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

Yukarıda açıkladığımız üzere halen uygulamada sigortalıların raporlu oldukları sürelerde işyerinde çalışmadıklarına yönelik bir ‘Çalışılmadığına Dair Bildirim İşlemlerinin elektronik ortamda yapılmasına ilişkin bir zorunluluk bulunuyor

Dolayısıyla 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında sigortalı olup, 1 veya 2 gün istirahat raporu almış olan sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği verilmeyeceğinden, işverenleri tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.

Nitekim bu konuda SGK’nın 2016/21 sayılı Genelgesinde “Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır.” şeklinde açıklama yapılmıştır.

6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi ile İlgili Diğer Konular

3-Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır denilmiştir.

Hastalık durumunda 1 günlük veya 2 günlük istirahat raporları için rapor parası ödenmediğinden, 1-2 günlük hastalık raporları için çalışılmadığına dair bildirim yapılması gerekmemektedir. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle alınan raporlarda 1 günlük olsa dahi geçici iş göremezlik ödeneği verildiğinden çalışmadığına dair bildirim yapılması gerekmektedir. Yapılan düzenleme ile e-SGK / İŞVEREN / Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi (https://uyg.sgk.gov.tr/vizite/welcome. do) ekranından, işverenler tarafından sigortalıların hak ettikleri istirahat süresinin bitim tarihinin içinde bulunduğu aya ait aylık prim hizmet belgesinin verileceği son tarihteki günün sonuna kadar elektronik ortamda yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, istirahatli olduğu sürede işyerinde çalışmayan sigortalıyla ilgili o aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde 01(istirahat) eksik gün nedeni veya “istirahat süresinde çalışmamıştır” kutucuğunun işaretlenmesi yoluyla çalışılmadığına dair bildirim yapılabilmektedir.

Diğer taraftan, bir veya iki günlük istirahat raporunun hemen ardından raporun devamı niteliğinde yeniden bir veya iki günlük istirahat raporu alınması ve istirahatli olunan gün sayısının kesintisiz üç gün veya üzerinde olması halinde SGK tarafından üçüncü günden başlanılarak iş göremezlik ödeneği verilmektedir. Haliyle bu durumda çalışılmadığına dair bildirimin yapılması veya aylık prim ve hizmet belgesinde “İstirahat sürelerinde çalışmamıştır” kutucuğunun işaretlenmesi ihmal edilmemelidir.

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2016/21 sayılı Genelgesinde “Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır.” şeklinde açıklama yapılmıştır.

“6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi ile İlgili Diğer Konular

3-Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır” denilmiş olmasına rağmen, bazı merkez müdürlüklerinden 2 veya daha az gün süreli raporları sisteme giriş yapmadıkları nedeniyle İşverenlere İdari Para Cezası uygulayarak İşverenlere tebliğ edilmektedir.

Kurumun ilgili genelgede açıkça “ 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır” denilmesine rağmen kendilerine 2 veya daha az gün süreli raporları süresinde bildirim yapmadıkları için idari para cezası uygulanması ve bunun tebliğ edilmesi İşverenleri zaten yaşanan bu zor süreçte daha da zor bir durum içine sokmaktadır. Bu nedenle sistemsel hatadan kaynaklı olduğunu düşündüğümüz İşverene Tebliğ edilen İdari Para Cezalarının iptal edilmesini ve Sistem hatalarının işverene ceza olarak yansıtılmasından vazgeçilmelidir

SİGORTALININ YATARAK TEDAVİ GÖRDÜĞÜ SÜRELERDE İŞVEREN TARAFINDAN ÇALIŞILMADIĞINA DAİR BİLDİRİM GİRİŞİ YAPILACAK MIDIR?

Geçici iş göremezlik ödeneği MADDE 18- Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla;

a) İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için,

b) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,

c) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için,

d) (Değişik: 17/4/2008-5754/11 md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için, (2) geçici iş göremezlik ödeneği verilir.

(Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/11 md.) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenir. Ancak bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesi için yatarak tedavi şartı aranmaz.

(Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/11 md.) İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 17’nci maddeye göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir.

Sigorta prim ve ödeneklerinin hesabına esas tutulacak günlük kazançların alt sınırında meydana gelecek değişikliklerde, yeniden tespit edilen alt sınırın altında bir günlük kazanç üzerinden ödenek almakta bulunanların veya almaya hak kazanmış veya kazanacak olanların bu ödenekleri, günlük kazançlarının alt sınırındaki değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak değiştirilmiş günlük kazançların alt sınırına göre ödenir.

 Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilir.

Geçici iş göremezlik ödenekleri, toplu iş sözleşmesi yapılan işyerleri ile kamu idarelerinin işverenleri tarafından Kurumca belirlenen usûl ve esaslara göre Kurum adına sigortalılara ödenerek, daha sonra Kurum ile mahsuplaşmak suretiyle tahsil edilebilir.

Geçici iş göremezlik ödeneklerinin ödeme zamanı ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir

Sigortalılara hesaplanacak günlük kazancının yatarak tedavilerde yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi (2/3) üzerinden hesap edilerek geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.

2016/21 SAYILI GENELGE

6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi İle İlgili Diğer Konular

1-Sigortalılara rahatsızlıkları sebebiyle sağlık hizmet sunucularınca 10 günün üstünde istirahat verilmesi halinde hak ettikleri geçici iş göremezlik ödeneklerini 10’ar günlük dilimler halinde almak istedikleri konusunda işverenlerine talepte bulundukları takdirde ve işverence ilgili süreler için bildirim yapılması halinde Kurumca ödenekleri ödenecektir.

2-Sigortalının yatarak tedavi gördüğü sürelerde, işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır

3-Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır.

4-Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar için ödenek ödenmeyeceğinden çalışılmadığına dair bildirimi de aranmayacaktır.

5-Sigortalının istirahatli olduğu dönemde işyerlerinde çalıştığı ya da çalışılmadığına dair bildirim yapmayan işverene ait işyerinin bulunmadığı veya sahte işyeri olduğu yönünde şüphe, ihbar ve şikâyet bulunması halinde konunun Kurumun denetim ve kontrol memurları marifetiyle yapılacak inceleme ve denetimle tespit edilmesi gerekmektedir.

6-İşten çıkarılan veya statü değişikliği yapan sigortalılar için işveren tarafından sigortalının işten ayrıldığı tarihten sonraki süreler için çalışılmadığına dair bildirimin yapılmasına gerek bulunmamaktadır

İlgili genelgenin 6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi İle İlgili Diğer Konular başlığı 2. Maddesinde belirtildiği üzere de “2-Sigortalının “yatarak” tedavi gördüğü sürelerde, işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır”

Sonuç olarak

Sosyal Güvenlik Kurumunun 2016/21 sayılı Genelgesinde;

6.7.3.Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi ile İlgili Diğer Konular; belirtildiği üzere

1-Sigortalılara rahatsızlıkları sebebiyle sağlık hizmet sunucularınca 10 günün üstünde istirahat verilmesi halinde hak ettikleri geçici iş göremezlik ödeneklerini 10’ar günlük dilimler halinde almak istedikleri konusunda işverenlerine talepte bulundukları takdirde ve işverence ilgili süreler için bildirim yapılması halinde Kurumca ödenekleri ödenecektir.

2-Sigortalının yatarak tedavi gördüğü sürelerde, işveren tarafından çalışılmadığına dair bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3-Hastalık vaka türünde sıra numarası “1” olup, 2 veya daha az gün süreli raporlar için ödenek ödenmeyecek ve çalışılmadığına dair bildirim aranmayacaktır.

4-Hastalık ve analık vaka türlerinde sigortalının müstahak olmadığı tespit edilen raporlar için ödenek ödenmeyeceğinden çalışılmadığına dair bildirimi de aranmayacaktır.

5-Sigortalının istirahatli olduğu dönemde işyerlerinde çalıştığı ya da çalışılmadığına dair bildirim yapmayan işverene ait işyerinin bulunmadığı veya sahte işyeri olduğu yönünde şüphe, ihbar ve şikâyet bulunması halinde konunun Kurumun denetim ve kontrol memurları marifetiyle yapılacak inceleme ve denetimle tespit edilmesi gerekmektedir.

6-İşten çıkarılan veya statü değişikliği yapan sigortalılar için işveren tarafından sigortalının işten ayrıldığı tarihten sonraki süreler için çalışılmadığına dair bildirimin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

07.10.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kur Korumalı Türk Lirası Hesaplarına Dönüşümde Gelir Vergisi Mükellefleri Vergi İstisnası Kapsamı Dışına Mı Çıkarıldı? Yoksa Unutuldu Mu?

Yazının Konusu; 31.03.2022 veya 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan ABD  doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi dövizlerini 2022 yılı sonuna kadar kur korumalı Türk lirası hesaplarına dönüştüren kurumlar vergisi mükelleflerinin, dönüşüme konu dövizlerin Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançları ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dahil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz, kâr payları ve diğer kazançlarına tanınan vergi istisnası, aynı şartları taşıyan ve bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerine bu defa tanınmadı veya unutuldu.

Yasal Süreç ve Unutulan İstisna

21.12.2021 tarihinde Merkez Bankası’nca yayımlanan Tebliğ ile başlayan kur korumalı Türk lirası hesaplarına dönüşümle ilgili yasal düzenlemeler, bunların koşulları ve dönüşüme dayalı olarak ayrıca getirilen vergi istisnaları zaman içerisinde tartışıldı.

Yasal düzenlemeler ilk olarak Merkez Bankası tarafından tasarlanan ve 21.12.2021 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 2021/14 Sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ ile başladı. Bu ilk tebliğde sadece yurt içinde yerleşik gerçek kişilere ilişkin açıklamalar yapılıp kur korumalı mevduat sisteminden sadece bunların yararlanacağı anlatılınca ve amaç ve kapsam bölümünde sadece yurt içinde yerleşik gerçek kişiler tanımlanınca, 11.01.2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2022/1 sayılı değişiklik tebliği ile amaç ve kapsam ve 4 üncü maddenin 1 inci fıkrası değiştirilerek söz konusu dönüşüme tüzel kişiler de dahil edildi.

Bunları takiben, 20.01.2022 tarih ve 7352 sayılı Kanun’la, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na Geçici 14 üncü madde eklenerek, kur korumalı mevduat hesaplarına dönüşümde, dönüşüme konu dövizlerden kaynaklı bazı kazançlar kurumlar vergisinden ve gelir vergisinden istisna tutuldu.

Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen söz konusu geçici maddenin ilgili fıkrası ile, aynı istisnadan aynı şartlar geçerli olmak koşulu ile bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin de yararlanacağı hükme bağlanmıştı.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14 üncü maddesinin ilk ihdasında 5 inci  fıkrada yer alıp, sonradan 7 inci fıkra olarak teselsül ettirilen ve bu güne değin hiçbir değişiklik geçirmeyen söz konusu fıkrada; “(7) Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan istisna hükümleri, aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanır.” hükmüne yer verilmişti.

Söz konusu geçici 14 üncü maddenin 1 inci fıkrasında mealen; kurumların ve aynı şartları taşıyan bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan ve aynı tarihte bankalarda fiilen bulunan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi yabancı paralarını 25.02.2021 tarihine kadar (2021 yılının dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme/verilebilme süresinin sonu) Türk lirasına çevirmeleri ve bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda, söz konusu yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının 1/10/2021 ilâ 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden kısmı, 2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançları ile söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dahil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançları kurumlar vergisinden/gelir vergisinden istisna olduğuna yer verilmişti.

Aynı geçici maddenin 2 nci fıkrasında yine mealen; yukarıda değinilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan ve aynı tarihte bankalarda fiilen bulunan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi yabancı paralarını bu defa 26.02.2022 tarihinden 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dahil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançların kurumlar vergisinden istisna olduğuna yer verilmişti.

Yine aynı geçici maddenin 3 üncü fıkrasında ise yine mealen; yukarıda değinilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançları ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançların istisna olduğuna yer verilmişti.

Kurumlar vergisi mükelleflerine tanınan ve bu ilk 3 fıkrada yer alan Türk lirasına dönüşüme dayalı kazanç istisnaları; 5 inci (sonradan teselsülle 7 inci) fıkra delaleti ve aynı koşulların aranması şartı ile bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerine de istisna olarak tanınmıştı.

Buraya kadar 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan ve aynı tarihte fiilen bankalarda  bulunan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi dövizlerin 25.02.2022 tarihine kadar Türk lirası hesaplarına dönüşüme tabi tutulması veya 26.02.2022 tarihinden 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası hesaplarına dönüşüme tabi tutulması halinde dönüştürülen dövizlerin hangi dönemsel kazançlarının ne şekilde istisna kapsamında olacağı ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yanı sıra aynı şartları taşımaları halinde bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin de bu istisnalardan yararlanacağı hükme bağlanmıştı.

Bu Aşamadan Sonra Neler Unutuldu

Söz konusu geçici maddeye 26.05.2022 tarih ve 7407 sayılı Kanun’la 4 üncü fıkra eklenerek; SADECE kurumların 31.03.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda söz konusu hesapların dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dahil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançları kurumlar vergisinden istisna tutuldu. Başka bir ifade ile, kurumların 2022 yılı içerisinde bilançolarına alınan ya da edinilen dövizlerine yönelik yine 2022 yılı içerisinde Türk lirası hesaplarına dönüşüme tabi tutulması halinde, bu dövizlerin dönüşümünden kaynaklı bazı kazançlar da istisna kapsamına alınmış oldu.

Aynı fıkrada Cumhurbaşkanı’na, söz konusu bu 4 üncü fıkra ile düzenlenen istisnayı 30/6/2022 ve 30/9/2022 tarihli bilançolarda yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulatmaya yetki verildi. Bu yetkinin birincisi 26.07.2022 tarihli ve 5872 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile kullanılarak; 4 üncü fıkrada yer alan istisnanın; 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraların Türk lirası hesaplarına dönüşüme tabi tutulması halinde de uygulanmasına karar verildi. 4 üncü fıkradaki söz konusu bu istisnanın 30/9/2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulatılmasına ilişkin ikinci yetki, kurdaki yeni gelişmelerden dolayı mutlaka kullanılacak olmakla birlikte, henüz bir açıklama yapılmadı.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 14 üncü maddenin ilk 3 fıkrası ile, kurumların ve bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan ve aynı tarihte fiilen bankalarda bulunan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini hesaplarının Türk lirasına dönüşümü halinde tanınan kazanç istisnası anlatılmıştı.

Aynı geçici maddeye 26.05.2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanun’la eklenen 4 üncü fıkrada ise 3 farklı durum var;

Birincisi; kurumların 31.12.2021 tarihli bilançolarında döviz bulunmasa bile, 31.03.2022 veya 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alması veya bu tarihlere kadar edinilmiş olması ve 2022 yılı sonuna kadar dönüşüme tabi tutulması halinde 4 üncü fıkradaki dönüşüme dayalı istisnadan yararlanılabileceği,

İkincisi; 2022 yılı 3 aylık dönemler itibariyle kurumların bilançolarında yer alan dövizlerin Türk lirasına dönüşüme tabi tutulması ile tanınan 4 üncü fıkradaki kazanç istisnasının; aynı geçici maddenin 1 ve 2 nci fıkraları ile tanınan kazanç istisnası ile birebir aynı olmadığı, yeni düzenleme ile istisnanın bazı kazançlar için daraltıldığı,

Üçüncüsü ve yazımızın konusu ise; bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi  mükelleflerinin de söz konusu bu istisnadan yararlanmasını sağlayan geçici maddenin 7 inci fıkrasına; “dördüncü” ibaresi eklenmediği/unutulduğu için bilanço esasına göre defter tutan ve aynı koşulları taşıyan gelir vergisi mükelleflerinin 4 üncü fıkrada tanımlı kazanç istisnasından yararlanamayacağı, dolayısı ile bu durumdaki gelir vergisi mükelleflerinin sadece  31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan ve aynı tarihte bankalarda fiilen bulunan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi dövizlerin 2022 yılı sonuna kadar Türk lirasına dönüşümündeki kazanç istisnalarından yararlanabilecekleri, 2022 yılı içerisinde bilançolarında ilk defa yer alabilecek ya da yıl içerisinde edinilebilecek dövizlerin yine 2022 yılı içerisinde Türk lirasına dönüşümünde ise her hangi bir kazanç istisnasından yararlanamayacağı, aynı geçici maddede yer almasına rağmen 4 üncü fıkradaki istisnanın sadece kurumlar vergisi mükellefleri için getirildiği,

Dolayısı ile, bilanço esasına göre defter tutup söz konusu geçici maddede sayılı aynı koşulları taşıyan gelir vergisi mükellefleri, 2022 yılı içerisinde ilk defa bilançolarına aldıkları veya edindikleri ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi dövizlerini Merkez Bankası Tebliği doğrultusunda Türk lirasına dönüşüme tabi tutmuş ve bütün koşulları taşıyor olsalar bile, dönüşüme konu ettikleri dövizlerle ilgili dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkları, vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile bu dönüşüme dayalı diğer kazançları gibi hiçbir kazancın vergisinden İSTİSNA TUTULMAYACAK ve söz konusu geçici maddenin 4 üncü fıkrası hükümlerinden yararlanamayacaktır.

Başka bir ifade ile, kanuni bir düzenleme ile söz konusu geçici 14 üncü maddenin 7 inci fıkrasına “dördüncü” ibaresi eklenmediği sürece, bilanço esasına göre defter tutup tüm koşulları taşıyan gelir vergisi  mükelleflerinin 2022 yılı içerisinde bilançolarında ilk defa yer alan veya ilk defa edinilen dövizlerin Türk lirasına dönüşümüne dayalı hiçbir kazançları istisna hükümlerinden yararlanamayacak.

Diğer yandan, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri için yeni bir sorun da; aynı geçici maddeye 4 üncü fıkra ile birlikte eklenen 5 inci fıkradan dolayı oluşmuştur. Yine bu fıkra da sadece kurumlar vergisi mükelleflerine tanınan bir istisna olarak kurgulanmıştır ya da yine unutulmuştur.

Şöyle ki;

Söz konusu 5 inci fıkrada; madde kapsamındaki istisnaların, 2022 yılı sonuna kadar vade sonunda yenilenen hesaplara da uygulanacağı hükme bağlandı. Dolayısı ile dönüşüme tabi tutulmuş Türk lirası hesaplarının 2022 yılı içerisine denk gelen vadelerinin, vade sonunda uzatılması veya yenilenmesi halinde bu hesaplara ilişkin yeni dönem faizleri ve kâr payları ile diğer kazançlar da istisna kapsamına alınmış oldu.

Ancak yine söz konusu geçici maddenin 7 inci fıkrasına “beşinci” ibaresi eklenmediği için,  bilanço esasına göre defter tutup bütün koşulları sağlayan ve 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer  alan dövizlerini dönüşüme tabi tutup söz konusu geçici maddenin 1, 2 ve 3 üncü maddeleri doğrultusunda kazanç istisnasından yararlanmış olan gelir vergisi mükelleflerinin; dönüşüme ilişkin Türk lirası hesaplarının vadelerinin 2022 yılı içerisine denk gelmesi ve vade sonunda uzatılması veya yenilenmesi halinde bu hesaplara dayalı dönem faizleri ve kar payları ile diğer kazançları İSTİSNA KAPSAMINDA OLMAYACAKTIR.

Kur korumalı mevduat hesaplarına dönüşümde sağlanan kazanç istisnasına ilişkin düzenlemenin Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılmış olması, Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen söz konusu istisnaya ilişkin geçici 14 üncü maddenin bütün fıkralarının “kurumların” şeklinde başlaması, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin ise söz konusu istisnadan sadece aynı geçici maddenin 7 inci fıkrası delaleti ile yararlanabiliyor olması sebepleri ile, söz konusu geçici maddeye yapılmış ve yapılacak bütün ilave hükümlerin fıkra numaralarının 7 inci fıkrada belirtilmediği sürece, 4 üncü ve 5 inci fıkralarda olduğu gibi bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerin bütün koşulları sağlamış olsalar dahi maddeye yeni eklenen/getirilen ilave istisnalardan yararlanma olanakları yoktur.

Bu durum 1 ya da 1,5 yıl önce yaşanmış olsa, maddeye eklenen yeni hükümlerin 7 inci fıkrada belirtilmemiş olmasını; “gelir vergisi mükellefleri bu istisnanın dışına çıkarılıyor” veya “bilinçli yapılmış hükümler” şeklinde değerlendirilirdi.

Ancak son 1 yıldır yapılan düzenlemeler, ek hükümler veya ilaveler için hangi vergi kanununda ya da ikincil mevzuatta olursa olsun bu minvaldeki eksiklikler için “unutuldu” değerlendirmesi ağır basmaktadır.

Çünkü son 1 veya 1,5 yıldır neler unutulmadı ki, ya da birçok tebliğ birçok mali idare açıklaması veya özelge o kadar çok gecikti ki.

Örneğin; 2021 yılı Ekim ayında yayımlanan 7338 sayılı Kanun; vergi kanunlarında birçok değişiklik yapan ya da yenilik getiren bir torba kanundu. Dolayısı ile 7338 sayılı Kanun önemlidir. Bu torba kanunun bazı hükümleri 2021/Ekim ayında hemen yürürlüğe girdi. Diğer bütün hükümleri 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe girdi, 17 ve 18 inci maddeleri ise 01.07.2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu kanunla getirilen ve yayımı tarihi itibariyle ya da 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe giren birçok önemli konuda Tebliğler ise daha yeni yeni yazılıp yeni yeni yayımlanıyor hale geldi. Hatta yine bu kanunla getirilen birçok yenilik için vergi rehberleri daha yeni yeni açıklanır hale geldi. 2022 Mayıs ayında yayımlanan birçok Tebliğ, söz konusu 2021/Ekim ayında yayımlanan 7338 sayılı Kanunda yer alan ve 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni düzenlemelere ilişkindi. Anlaşılamayan ve tebliğe kesin ihtiyaç duyulan konularda bile artık, mali idarece 5-6 ay sonra Tebliğ yayımlanır ya da getiriliş amacı, etkisi tükendikten sonra ikincil düzenleme yapılır hale geldi. Bu gecikmeler de süreklilik arz etmeye başladı. İkincil mevzuat düzenlemedeki bu tıkanmanın/gecikmenin nedeni, ihmal midir? keyfiyet midir? “kaht-ı ulm”(bilen kıtlığı) mıdır? Bunları bilemiyoruz.

Örneğin, 7338 sayılı bu torba kanunla VUK/geçici 32 inci maddesine getirilen önemli bir konunun yürürlüğü 01.01.2022 tarihi olmasına ve karmaşık bir konu olmasına rağmen, konuya ilişkin Tebliğ daha 28.05.2022 tarihinde yayımlanabildi.

Örneğin, bu torba kanunla GVK’na 20/B maddesi eklendi ve 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe konuldu, yine buna ilişkin Tebliğ daha 26.05.2022 tarihinde yayımlanabildi.

Örneğin, 19.01.2022 tarihinde yayımlanan 7351 sayılı Kanunla, imalatçı ve/veya ihracatçılara %1 kurumlar vergisi indirimi getiren önemli bir düzenleme yapıldı, belirsiz olan ve açıklanması gereken önemli hususlar vardı. 2022/1 inci dönem geçici vergi beyannamelerinde kullanma/uygulanma imkânı getirildi. Ancak buna ilişkin Tebliğ, neredeyse geçici vergi beyannamelerinin verilme süresinin bitimine yakın 14.05.2022 tarihinde yayımlanabildi. Tebliğe rağmen geçici vergi beyannamelerinin son günü bile bununla ilgili anlaşılamayan konularda mesleki tartışmalar vardı.

Vergi kanunları ve buna ilişkin ikincil mevzuat dikkatsiz, özensiz ve ivedi hazırlanır ve bazen anlaşılmaz cümlelerle yayımlanır hale geldi. Bunların yeterince açıklanması ve uygulamada yeknesaklığın sağlanması için çıkartılan TEBLİĞLER ise, çok gecikir ve bunlar da anlaşılmaz hale geldi. Daha doğrusu, artık Tebliğin anlaşılabilmesi için, TEBLİĞCİK de gerekir hale geldi. Tebliğ ile, bir kerede yalın/güzel anlatılıp, örneklenip Tebliğe konu hususlar anlaşılır hale getirilmediği için tebliğciklere, özelgelere, genel yazılara, iç genelgelere daha çok ihtiyaç doğar hale geldi. Ancak mali idare buralarda da çok gecikir hale geldi.

Örneğin, 01.05.2022 tarihinde bir paragraflık tebliğ değişikliği ile yürürlüğe konulan KDV Genel Uygulama Tebliğinin I/C-2.1.3.3.8. bölümünde anlatılan demir çelik sektöründeki 4/10 oranında KDV tevkifatı meselesine ilişkin karmaşa devam ediyor. Bakanlık ikincil bir açıklamaya ya da tebliğe yeni örnekler koymaya gerek duymadı. Konu anlaşılamayınca mali idare konuya ilişkin özelge taleplerine boğuldu. Belki son yıllarda en çok özelge bu konuda talep edildi. Konuya ilişkin ve haklı olarak mayıs ayı başı itibariyle başlayan özelge talep furyasına karşı özelgeler daha Ağustos-Eylül aylarında verilir hale geldi.

Konuya ilişkin yine burada yazdığımız 24.05.2022 tarihli yazımızda konuyu yeterince açıklamamıza rağmen (http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/sebahattineris/011/), demir çelik sektöründe KDV tevkifatına  yönelik verilen ve aslında aynı işle uğraşıp aynı mamul veya eşyalarda tevkifat olup olmadığını soran farklı mükelleflere verilen özelgelerden bir kısmı doğru verilirken bir kısmı yanlış verildi. Konuya ilişkin özelgelerde hala bu ikilem sürmektedir.

Yine, dökümcülerin hammadde olarak ne kullanıldığına ya da üretimde hurda metal kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın, ürettiği mamulün ne olduğuna göre KDV tevkifatı olup olmadığına karar verilen yanlış özelgeler verildi.

Halbuki 1 Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin I/C-2.1.3.3.8.1 bölümünde; “…..Demir-çelik ve alaşımlarından mamul ürünlerin, ithalatçılar tarafından yapılan teslimleri ile münhasıran cevherden üretilenlerinin üreticiler tarafından ilk tesliminde tevkifat uygulanmaz, bu safhalardan sonraki el değiştirmelerde ise tevkifat uygulanır. Bununla birlikte, demir-çelik ve alaşımlarından mamul ürünlerin hurdadan, diğer hammaddelerden veya hurda, cevher ve diğer hammaddeler birlikte kullanılarak üretilmesi halinde bu ürünlerin ilk üreticilerinin teslimi dâhil her safhasındaki teslimlerinde tevkifat uygulanır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Tebliğin I/C-2.1.3.3.8. bölümünde yer alan ve demir-çelik ve alaşımlarından mamul ürünlerde KDV tevkifatının anlatıldığı söz konusu bölümdeki en açık ifadelerin yukarıda yer verdiğimiz dökümcülere yönelik  ifadeler olmasına rağmen, mali idare tarafından dökümcülerin ne ürettiğine bakılarak KDV tevkifatına karar verileceğine ilişkin yanlış bir görüş ortaya konulmaktadır.

Dökümcülerde KDV tevkifatına ilişkin bu yanlış özelgeler mutlaka düzelecektir. Bunları zaman içerisinde izleyeceğiz.

Konuya dönecek ve özetleyecek olursak;

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14 üncü maddesine eklenen 4 üncü ve 5 inci fıkralarda tanımlı kur korumalı Türk lirası hesaplarına dönüşüme ilişkin kazanç istisnalarından bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin de yararlanmasını sağlayan 7 inci fıkrasına; “dördüncü, beşinci” ibarelerinin eklenmesinin UNUTULDUĞUNU düşünüyoruz.

Çünkü, büyük ölçekte olmasına ve bilanço esasına göre defter tutmasına rağmen halâ gelir vergisi mükellefi olan ve bilançolarında ve hesaplarında döviz bulunduran azımsanamayacak sayıda işletmelerimiz bulunmaktadır. Bu grup mükellefler söz konusu geçici maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarındaki kazanç istisnalarından nasıl yararlanıyorlarsa 4 ve 5 inci fıkralardan da yararlanabilmeleri gerekmektedir.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin hele hele 5 inci fıkradan yararlanamıyor olmaları bir talihsizliktir. Asıl “unutulduğunun” göstergesi budur. Çünkü bu grup mükelleflerin 2021 yılı bilançolarında yer alıp dönüşüme tabi tutulan Türk lirası hesaplarının 2022 yılı içerisinde bitecek vadelerinin, vade sonunda yenilenmesi veya uzatılması halinde yeni vade sonuna kadar dönem sonu faizleri ve kar payları ile buna ilişkin diğer kazançları istisna kapsamında olmayacaktır/olamayacaktır.

Bilanço esasına göre defter tutup tüm şartları taşıyan gelir vergisi mükelleflerinden, 2022 yılı  içerisinde bilançolarına ilk defa alınan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsi dövizlerini yine 2022 yılı içerisinde dönüşüme tabi tutmuş olanların, bu kazanç istisnasının kendileri için de geçerli olduğu yanılgısı ile 2022 yılı geçici vergi dönemlerinde yararlanmış olmaları halinde, durumlarını gözden geçirip, gerekirse geçici vergi beyannamelerini düzeltmeleri ve dönüşüme dayalı kazançlarını vergilendirmeleri gerekecektir. Onlar için 2022 yılı içerisinde bilançolarına alınıp daha sonra dönüşüme tabi tutulan dövizlere yönelik herhangi bir kazanç istisnası yoktur.

KAYNAKÇA

  1. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  2. 7352 Sayılı Kanun
  3. Merkez Bankası’nca Yayımlanan 2021/14 Sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ
  4. Merkez Bankası’nca Yayımlanan 2022/1 Sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
  5. 1 Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
  6. 26.07.2022 Tarihli ve 5872 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

07.10.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Enflasyon Canavarı ve Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

1. Önsöz

Enflasyon canavarı uzun yıllardır sessiz sedasız bir köşede uyuyordu. Ancak, geçtiğimiz yıldan bu yana büyüdü, yıllar sonra kükremeye başladı. Mevcut gelirlerimizdeki artışla, fiyatların artış hızına yetişemez olduk. Enflasyon canavarı öylesine büyüdü ki, hemen hemen tüm gelir gruplarının aşına göz koymaya başladı.

Açıklanan resmi verilere göre 2022 yılı Eylül ayı itibarıyla, tüketici fiyat endeksi yıllık %83,45 yılın başından bu yana ise %52,40 olarak gerçekleşti. Üretici fiyat endeksi ise yıllık olarak %151,50 yılın başından bu yana ise %82,45 artış göstermiş durumda.

Aslında enflasyon tüm toplum kesimlerini aynı şekilde etkilemiyor. Bazı kesimler enflasyonla birlikte gelirlerini artırırken, sabit gelirli dediğimiz, gelirlerini enflasyon oranında artırma olanağı olmayanlar ise gerçekten zor günler yaşıyor. Bu yazımızda enflasyon olgusunun hangi gelir grubunu ne şekilde etkilediği konusunu analiz etmeye çalışıp, vergisel açıdan iyileştirme sağlanabilecek alanlar üzerinde duracağız.

2. Ücretlilerin Durumunun Değerlendirilmesi

Doğrusunu söylemek gerekirse, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde uzun yıllardır söylenen ama bir türlü adım atılamayan konularda, bu yıl için çok cesur düzenlemeler gerçekleştirildi ve devamı gelecek gibi görünüyor.

2022 yılı başı itibarıyla, asgari geçim indirimi yürürlükten kaldırılmış, ücret gelirlerinin asgari ücrete isabet eden kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Diğer taraftan, 2022 yılı başında belirlenen asgari ücretin gözden geçirilmesi için yıl sonu beklenilmemiş ve asgari ücret temmuz ayı itibarıyla tekrar güncellenmiştir.

Böylece, 2021 yılı başında 2.825,90 TL olarak belirlenen net asgari ücret, 2022 yılı başında 4.253,40 olmuş, temmuz ayından geçerli olmak üzere revize edilerek 5.500,35 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda 2022 yılının tamamı için asgari ücretlilere ödenen net tutar aylık ortalama ((4.253,40 + 5.500,35) / 2 =) 4.876,87 TL olmaktadır ki, bu durumda geçtiğimiz yıla oranla net asgari ücrette ortalama artış oranı %72.58 olmaktadır.

Kamuoyuna yapılan açıklamalar uyarınca, yılbaşında asgari ücrete yine ciddi düzeyle bir zam bekleniyor. Diğer taraftan, çalışanların cebine daha fazla para girmesini sağlayacak bazı önlemlerin de alınacağı anlaşılıyor. Yeni çıkarılacak torba kanuna konulacak hükümlerle çalışanlara sağlanan yemek ve yol ödemelerinin nakit olarak yapılmasının önünün açılacağı, bunun yanı sıra isteyen işverenlerin çalışanlarına bin liraya kadar doğalgaz veya elektrik vb. yardımda bulunabileceği, bu ödemeler üzerinden gelir vergisi ve sigorta kesintisi yapılmayacağı ifade ediliyor.

Devletimiz tarafından alınan önlemler çerçevesinde, ücretli kesimlerin enflasyon karşısında ezdirilmemesi için elden gelen tüm çaba gösterilmektedir. Ayrıca, yükselen ücretler nedeniyle, hem işverenlerin üzerine binen yükü azaltmak hem de kayıtdışılığa kayılmasını engellemek üzere, ücretler üzerindeki vergi ve sigorta yükleri de kaldırılmakta veya hafifletilmektedir.

3. Kira Geliri Elde Edenlerin Durumunun Değerlendirilmesi

Bildiğiniz üzere, 11.06.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Kanunla Türk Borçlar Kanunu’na eklenen geçici maddeyle, 11.06.2022 – 01.07.2023 tarihleri arasında yenilenen konut kiralarına sınırlama getirilmiş olup, bu süre zarfında konut kirasına en fazla %25 oranında artış yapılabilecektir. Geçimini kirayla temin eden ve artıramayan mükelleflerin zorlanacağını söyleyebiliriz.

İşin vergisel yönüne gelecek olursak, Gelir Vergisi Kanunu’nun 21. maddesine göre binaların mesken olarak kiraya verilmesinden elde edilen hasılatın istisna tutarı 2021 yılı için 7.000 lira iken, 2022 takvim yılı için söz konusu tutar sadece 9.500 lira olarak belirlenmiş. Şahsi kanaatimize göre, önümüzdeki yıl için bu istisna tutarının hayatın gerçeklerine uygun bir şekilde güncellenmesi uygun olacaktır.

4. Basit Usulden Yararlananları Bekleyen Risk

Ticaretle uğraşanlar, diğer kesimlere göre elbette maliyetlerindeki artışları fiyatlarına daha rahat yansıtma olanağı buldular. Hatta stoklarında eski fiyatlardan kalmış ürünleri, yeni fiyatlardan satarak ekstra kar yazma olanağı da buldular. Ancak, daha sonrasında artan işçilik maliyetleri, hammadde ve enerji fiyatlarında yükselişlerle karşılaştılar. Bugünlerde çoğu firma işletme sermayelerinin eridiği gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalıyor.

7338 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/A maddesiyle; 1.1.2021 tarihinden geçerli olmak üzere, kazançları basit usulde tespit olunan ticaret ve sanat erbabının elde ettikleri ticari kazançlar gelir vergisinden istisna edilmiştir. Dolayısıyla, kazançları basit usulde tespit edilen mükellefler 2022 gelirleri için de gelir vergisi beyannamesi vermeyecektir.

Ancak, basit usule tabi olmanın bir takım şartları var. Örneğin, 2022 yılında basit usulden yararlanabilmek için, mükellef tarafından ödenecek yıllık kira tutarının büyükşehirlerde 16 bin lirayı, diğer yerlerde ise 10 bin lirayı geçmemesi, bunun yanı sıra satın aldıkları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların alımlarının 200 bin lirayı satımlarının ise 320 bin lirayı aşmaması gerekiyor. Aksi takdirde gerçek usulde vergilendirilmeleri gerekiyor.

Geçtiğimiz yılda emtia fiyatlarındaki keskin yükseliş ile dükkân kiralarında artış sonucunda, basit usulde kalmanın ne derece zor olacağı herkesin malumudur. Basit usulden yararlanan işletmelerin bir kısmının bu şartlar altında bu uygulamadan yararlanma olanaklarını yitireceği ortadadır. Şahsi kanaatimize göre basit usulde vergilendirme için aranan şartların, günümüze uygun hale getirilmesinde yarar bulunuyor.

5. Gelir Vergisi Tarifesinin İncelenmesi ve Değerlendirilmesi

Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılmış bulunan gelir unsurlarından elde edilen gelirler, yine bu kanunda yer alan artan oranlı bir tarifeye göre vergilendirilir. Artan oranlı bu tarifeyle, en azından teorik olarak, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması hedeflenir.

Tarifede 15, 20, 27, 35 ve 40 olmak üzere beş ayrı dilim bulunuyor. Esasen dilim sayısının ve bu dilimlerde yer alan vergi oranlarının makul olduğu söylenebilir. Her bir vergi diliminde vergilendirilmesi öngörülen gelir tutarı ise, dilim yüksekliği olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu dilim yüksekliği kısaysa, elde ettiğiniz gelire göre alt dilimlerdeki limitler çabucak dolacak, daha üst vergi dilimlerinden vergi ödemeniz kaçınılmaz olacaktır.

Geçtiğimiz yıldan bu yana dilim yükseklikleri ne şekilde artmış, enflasyondaki yükselişi karşılıyor mu? Dilim yüksekliklerini gözden geçirelim mi, ne dersiniz?

Geçtiğimiz yıl yani 2021 takvim yılı (ücret gelirleri hariç) gelirlerinin vergilendirilmesinde kullanılan tarifeye göre; anılan yıl elde edilen gelirlerin ilk 24 bin lirası %15, sonra gelen 29 bin lirası %20, sonra gelen 77 bin lirası %27, sonra gelen 520 bin lirası %35, 650 bin liradan fazlası ise %40 oranında gelir vergisine tabi tutulmuştur.

Bu yıla gelecek olursak, 2022 takvim yılı (ücret gelirleri hariç) gelirlerinin vergilendirilmesinde kullanılan tarifeye göre; bu yıl elde edilecek gelirlerin ilk 32 bin lirası %15, sonra gelen 38 bin lirası %20, sonra gelen 100 bin lirası %27, sonra gelen 710 bin lirası %35, 880 bin liradan fazlası ise %40 oranında gelir vergisine tabi tutulacaktır.

Yaptığımız hesaplamalara göre, 2022 takvim yılı gelirlerinin vergilendirilmesinde kullanılacak olan tarife belirlenirken, bir önceki yılın tarifesinde yer alan dilim yüksekliklerinin ortalama olarak yaklaşık %35 civarında artırıldığını söyleyebiliriz. Peki bu ne anlama geliyor?

Özetle ifade etmek gerekirse, diğer tüm şartlar sabit kalmak kaydıyla, eğer bu yıl enflasyon %35 civarlarında gerçekleşecek olsaydı, vergi tarifemiz enflasyon oranıyla uyumlu olacak, yani insanımız reel olarak aynı parayı kazandığı halde daha fazla vergi ödemek zorunda kalmayacaktı. Ancak, maalesef öyle olacak gibi görünmüyor.

Örnek verirsek daha iyi anlaşılacak, geçtiğimiz yıl 650 bin lira gelir elde eden mükelleflerimiz bu gelirleri üzerinden 212.190.- TL tutarında gelir vergisi ödedi. İyimser tahminlerle hareket edelim, yıl sonu itibarıyla enflasyonun %80 olarak gerçekleşeceğini kabul edelim. Bu durumda, mükellefimizin geçtiğimiz yıl kazandığı gelir miktarını reel olarak koruması gerekirse, yani gelirini enflasyon oranında artırmayı başarırsa, bu yıl (650.000 x 1,80 =) 1.170.000.- TL kazanması gerekecektir.

Peki bu durumda ne kadar vergi ödenecek hesaplamaya çalışalım. Mükellefimizin 2022 yılı için açıklanan tarifeye göre tam olarak 403.900.- TL tutarında gelir vergisi ödemesi gerekecektir. Mükellefimizin geliri enflasyon oranında yani %80 artmışken, tarifedeki dilim yüksekliği enflasyona göre uygun bir şekilde ayarlanmadığından dolayı, ödeyeceği gelir vergisinin tutarı ((403.900 – 212.190) / 212.190 =) %90 oranında artmaktadır.

Diğer bir ifade şekliyle, mükellefimiz reel olarak geçen sene kazandığı gelirin aynısını kazanmakla birlikte, gelir vergisi tarifesindeki dilimlerin kısa olması nedeniyle, geçen seneye göre %10 daha fazla gelir vergisi ödemek zorunda kalacaktır.

Önümüzdeki yıl için uygulanacak vergi tarifesinin, mükelleflerimizi enflasyon karşısında mağdur etmeyecek şekilde gözden geçirilerek, dilim yüksekliklerinin günün şartlarına uygun olarak güncellenmesinde fayda görüyoruz.

07.10.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

SGK Elektronik Tebligat Uygulamasının Uygulandığı İller Kapsamı Genişletildi

ÖZET

Eskişehir, Bursa, Konya, Gaziantep ve Ankara illerinde SGK e-Tebligat başvurusu yapmış ve yapacak olanlara elektronik tebligat gönderilmesi uygulaması, 07.10.2022 tarihinden itibaren Adana -Antalya -Aydın -Balıkesir -Denizli-Diyarbakır- Erzurum- Hatay -İstanbul- İzmir- Kahramanmaraş -Kayseri-Kocaeli -Malatya- Manisa -Mardin- Mersin -Muğla- Ordu -Sakarya -Samsun- Şanlıurfa -Tekirdağ -Trabzon-Van illerinde de başlayacaktır.

Bu illerde e-Tebligat başvurusu yapmamış gerçek ve tüzel kişiler ile diğer illerdeki gerçek ve tüzel kişilere 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile 6183 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre eski usulde tebligat yapılmaya devam edilecektir.

SGK ELEKTRONİK TEBLİGAT UYGULAMASI

SGK, 07.10.2022 tarihinde internet sitesinde elektronik tebligat uygulaması ile ilgili duyuru yayımlamıştır. Yapılan duyuruya göre,

—    24.9.2021 tarihli ve 31608 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Sosyal Güvenlik Kurumunca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin” Yönetmeliğin 1.10.2021 tarihinde yürürlüğe girdiği,

—    Elektronik Tebligat (e-Tebligat) uygulamasının hayata geçmesiyle birlikte SGK’nın Merkez Teşkilatı/Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından tebliğ edilmesi gereken evrakların elektronik ortamda imzalandığı ve muhatabın elektronik tebligat adresine iletildiği,

—    Bu kapsamda Eskişehir, Bursa, Konya, Gaziantep ve Ankara illerinde SGK e-Tebligat başvurusu yapmış ve yapacak olanlara elektronik tebligat gönderilmesi uygulamasının, 07.10.2022 tarihinden itibaren Adana -Antalya -Aydın -Balıkesir -Denizli-Diyarbakır- Erzurum-Hatay -İstanbul- İzmir- Kahramanmaraş -Kayseri- Kocaeli -Malatya- Manisa -Mardin- Mersin -Muğla- Ordu -Sakarya -Samsun- Şanlıurfa -Tekirdağ -Trabzon-Van illerinde de başlanılacağı,

—    Yukarıda sayılan illerde e-Tebligat başvurusu yapmamış gerçek ve tüzel kişiler ile diğer illerdeki gerçek ve tüzel kişilere 7201 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre eski usulde tebligat yapılmaya devam edileceği,

Açıklanmıştır.

Belirtilen illerde SGK elektronik tebligat uygulamasına başvurmuş veya başvuracak meslek mensuplarımız, işverenlerimiz ve mükelleflerimizin elektronik tebligat adreslerini takip etmelerini

öneririz.

Saygılarımızla…

(07.10.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=6064

İyi Niyet Kurallarına Aykırılıkların İşsizlik Ödeneğine Hak Kazanmaya Etkisi

Her sağlıklı ekonominin temel göstergelerinin başında işsizlik ve kayıt dışılık rakamlarının makul seviyelerde bulunması gelmektedir. Keza belirtilen bu iki olgu sadece bireyi değil tüm toplumu yakından ilgilendirmektedir.

12 Eylül 2022 tarihinde yayımlanan TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı Temmuz ayındaki sonuçlarına bakıldığında işsizlik oranının hâlen çift rakamlarda %10,1 seviyesinde olduğu görülmektedir.

İşsizliğin bu kadar yüksek boyutlarda olduğu ülkemizde işsizliğin bir nebze de olsa olumsuz etkilerinin giderilmesinde işsizlik sigortasının önemi yadsınamaz.

İşsizliğin olumsuz etkilerinin telafi edilmesinde ise ülkemizde işsizlik sigortası uygulanmaktadır. İşsizlik sigortasından gerekli şartlardan biri de ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller nedeniyle işten çıkarılmamış olmak gerekmektedir. Haklı nedenin ortaya çıkması ile iş sözleşmesi kendiliğinden sona ermez. Lehine haklı neden ortaya çıkan işverenin, iş sözleşmesini sonlandırma iradesinin işçiye ulaşması gerekmektedir.

İş Kanununda haklı nedenle fesih tanımı yapılmamış, ancak işçi ve işveren açısından haklı nedenler ayrı ayrı sayılmıştır. Belirtilen hâller nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanıp kazanmayacağı bu yazımızda irdelenmiştir.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar

İşsizlik ödeneği her işten ayrılana verilmemektedir. Ancak belirli hâllerde hizmet akdinin feshinde ödenmektedir. İş yerinde üretimin ve verimliliğin olumsuz etkilenmemesi ve işçinin çalışırken gerekli hassasiyeti göstermesi için, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller nedeniyle işini kaybetmesi hâli işsizlik ödeneği ödenecek hâller arasında sayılmamıştır.

İş Kanununda işveren açısından (25. maddesinin (II) numaralı bendinde) ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı hâlinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır

İş Kanununda ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller ve benzerleri;

  • İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı hâlde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
  • İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması.
  • İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
  • İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84’üncü maddeye aykırı hareket etmesi.
  • İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
  • İşçinin, iş yerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
  • İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi.
  • İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yapmamakta ısrar etmesi ve
  • İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, iş yerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Olarak sayılmıştır. Bu hâllerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması hâlinde işveren tarafından hizmet akdinin feshedilmesi hâlinde çalışanlara işsizlik ödeneği verilmemektedir.

İşveren yukarıda yer verdiğimiz haklı sebeplere istinaden yaptığı fesihlere karşı işçi iş güvencesi kapsamında ise elbette işe iade davası açabilmektedir. Bu davanın işçi lehine sonuçlanması hâlinde yasada öngörülen geriye dönük yatırılan 4 aylık primlerin son günü fesih tarihi kabul edilerek, başvuru ve prim ödeme şartlarını sağlayanlara çalışılmayan dönemler için işsizlik ödeneği ödenmektedir. Davanın kesinleştiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapıldığı kabul edilmektedir.

İşe iade davasına konu olan ilk fesih ile işsizlik ödeneği ödenmiş olan işsizler için; fesih tarihinden itibaren işe iade davası kapsamında geriye dönük bildirilen primlerin son günü fesih tarihi olarak esas alınmak suretiyle işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenmekte ve işsiz geçen dönemler için işsizlik ödeneği ödenmektedir.

İşverenin iyi niyet kurallarına aykırı davranması

İşverenin kendisi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı dolayısıyla işçinin hizmet akdini feshetmesi hâlinde ise, işçi hem kıdem tazminatı hem de işsizlik ödeneği almaya hak kazanmaktadır.

Buna göre İş Kanununun 24/II Maddesinde belirtilen “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller ve benzerleri” başlıklı maddesinde belirtilen hâllerden birine uygun olarak işçinin hizmet akdini feshetmesi hâlinde işsizlik ödeneğine hak kazanacaktır.

(Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi | 08.10.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32639

Kısmi Süreli Çalışan, Eksik Günlerini Borçlanabilir Mi?

1997 yılında sigorta girişim, 7.500 prim günüm var. 25 yılı doldurdum, EYT’liyim. 3-4 sene kısmi süreli çalıştım. Kısmi süreli çalışma nedeniyle eksik olan günlerimi dışarıdan ödeyebilir miyim? Ödersem emekli maaşım yükselir mi? Okan Uysal

5510 sayılı SSGSS Kanunu’nun 41. maddesine göre, 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, 4857 sayılı İş Kanununa göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalılar, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri, talep tarihindeki prime esas kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın yüzde 32’si üzerinden prim ödemek koşuluyla borçlanabiliyorlar. Borçlanılacak sürelere ilişkin genel sağlık sigortası (GSS) primlerinin ödenmiş olması halinde, (GSS) primi ödenmiş sürelere ilişkin borçlanma tutarı yüzde 20 oranı üzerinden hesaplanır.

Borçlanılan süreler, emeklilik için gerekli olan ve uzun vadeli sigorta kolları olarak adlandırılan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından 4/a (SSK) kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendiriliyor.

Bu bağlamda, 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olmak kaydıyla kısmi süreli çalıştığınız aylara ait eksik süreleri 30 güne tamamlamak üzere borçlanabilirsiniz. Borçlanacağınız her bir gün için günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 7.5 katı arasında kalmak koşuluyla belirleyeceğiniz prime esas kazanç tutarı üzerinden prim ödersiniz.

Yapacağınız borçlanma aylık bağlama oranınızı artıracağından, emekli aylığınızı etkiler. Ancak borçlanacağınız gün sayısı, seçeceğiniz prime esas kazanç tutarı, Ekim 2008 sonrası döneme ilişkin mevcut prim gün sayınız ile prime esas kazanç ortalamanız gibi değişkenlere bağlı olarak farklılık göstereceğinden, bu etkinin ne derece olacağını net olarak söyleyebilmem mümkün değil.

Vefat halinde eş ve çocuklara aylık bağlanması

Ben SSK, eşim Bağ-Kur emeklisiyiz. İki kızımız da evli ve SSK’dan emekliler. Benim veya eşimin vefatı halinde; kızlarımız emekli aylıklarımızdan faydalanabilirler mi, sağ kalan eş vefat edenin aylığından faydalanabilir mi? Faydalanabilirler ise hangi oranda? Kemal Kemaloğlu

Vefat eden 4/a (SSK) ya da 4/b (Bağ-Kur) sigortalısının/emeklisinin kız çocuğuna aylık bağlanabilmesi için evli olmaması, evli olmakla birlikte sonradan boşanmış veya dul kalmış olmasının yanı sıra, Türkiye ve yabancı bir ülke sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında çalışmaması ve kendi sigortalılığı nedeniyle aylık veya gelir almıyor olması koşulu aranıyor.

Bu bağlamda, kızlarınız boşanmış veya dul kalmış olsalar dahi kendi çalışmaları nedeniyle emekli aylığı aldıklarından, maalesef kendilerine sizden ya da eşinizden aylık bağlanmaz.

Kendi çalışması nedeniyle emekli aylığı alan eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken vefatı halinde, sigortalılık statüleri ne olursa olun sağ kalan eşe aylık bağlanır. 4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) statülerinden aylık bağlanmasında, sağ kalan eşin Türkiye veya yabancı bir ülke sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında çalışmıyor ve kendi çalışması nedeniyle aylık almıyor olması, kendisinden başka aylık bağlanacak çocuk bulunmaması durumunda yüzde 75, aylık bağlanacak başka çocuğu bulunması veya çalışıyor ya da kendi çalışması nedeniyle emekli aylığı alıyor olması durumunda ise yüzde 50 oranında aylık bağlanır.

Bu bağlamda, her ikiniz de kendi çalışmanız nedeniyle emekli aylığı alıyor olduğunuzdan, Allah gecinden versin sizin vefatınız halinde eşinize, eşinizin vefatı halinde ise size, emekli aylıklarınızın yüzde 50’si bağlanır.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 08.10.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32640

Bankadan alınan promosyonlara vergi yok

Ülkemizde, 14 milyon emekli ve 28 milyon çalışan var. Bankaların emeklilere, kamu ve özel sektörde çalışanlara, çalıştığı kurum tarafından maaşlarını kendilerinden almayı tercih etmeleri karşılığında vermiş oldukları promosyonlar; çalışanlar açısından gelir, bankalar açısından ise iş geliştirme, yeni müşteri ve müşteri aidiyetinin sağlanması konusunda yapılan bir giderdir.

Bankaların maaş müşterisi kapma konusunda kesenin ağzını açması ile birlikte yaşanan yoğun rekabet, kişi başı maaş taşıma promosyon rakamını 16.000 TL’ye kadar çıkardı.

Rakam yükselince Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu bile bu konuda fetva vererek “İşleyiş bakımından faize tam olarak benzememekle birlikte faiz şüphesinden de tümüyle uzak değildir. Bu itibarla, temel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olanların bu parayı kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları için kullanmamaları; bilakis ihtiyaç sahibi fakirlere vermeleri uygun olur” şeklinde görüş açıkladı. Bu fetva üzerine emekli dernekleri ve ücretliler “bizlerden daha fakiri yok dolayısı ile promosyon olarak verilen paralar, haram değil helal” diyerek konuyu kapattılar. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın maaş promosyon anlaşmasını bir katılım bankası ile yaptığını da söylemeden geçmeyeyim.

Bugün sizlere, maaş taşıma karşılığı bankalar tarafından maaş sahiplerine yapılan promosyon ödemelerinin vergi kanunları karşısındaki durumunu anlatacağım.

GELİR VERGİSİ’NİN KONUSUNA GİRMİYOR

Türk Gelir Vergisi uygulamasında gelirin vergilendirilmesinde “kaynak” kuramı uygulanmaktadır. Yani elde edilen gelir, kanunda tanımlanmış 7 gelir unsurundan birine girerse, vergilendirme yapılabilecektir. Aksi takdirde vergilendirme yapılamayacaktır. Bankalar tarafından ödenen maaş promosyonları ticari, zirai, serbest meslek, ücret, gayrimenkul sermaye irade, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat tanımı içinde vergilendirilemez. Elde edilen gelir verginin konusuna girmemektedir.

Gelir Vergisi Kanunu açısından bankalar tarafından yapılan promosyon ödemeleri ile ilgili aşağıdaki şartlara uyulması koşuluyla hiçbir sorun yaşanmayacaktır.

1. Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisinden ve dolayısıyla “ücret” geliri elde edildiği tartışması yapılamayacak.

2. Bankalar tarafından, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma ödeme yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde, ödeme yapan kurum aracı durumunda olacağından, çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi ve dolayısıyla bu ödemelerden GVK’nun 103. maddesinde yer alan ücret tarifesine göre Gelir Vergisi kesintisinin yapılması söz konusu olmayacak.

3. Maaş taşıma promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan personele değil de personelin kurumuna yapılması ve yapılan ödemelerin kurumun kazancına dahil edildikten sonra ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılması halinde yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybedecek, ücret olarak nitelendirilecek ve ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre işlem yapılacak.

KATMA DEĞER, VERASET VE İNTİKAL İLE DAMGA VERGİSİ DE YOK

KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde bir işlemin Katma Değer Vergisi’ne tabi olabilmesi için; Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti kapsamında bir mal teslimi ya da hizmet ifası yapılmış olmalıdır. Banka tarafından çalışanlara yapılan promosyon ödemeleri, Katma Değer Vergisi’ne tabi bir işlem olmaması dolayısıyla vergiyi doğuran olayın gerçekleşmemiş olması nedeniyle Katma Değer Vergisi’ne tabi olmayacaktır.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi; Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların ivazsız (karşılıksız) olarak başka birine devri sonucunda Veraset ve İntikal Vergisi hesaplanacaktır. Bankaların yaptığı promosyon ödemelerinin karşılıksız olduğunu iddia etmek mümkün değil.

Bankalar, kendilerinden maaş alan personele kredi temin etme, kredi kartı verme, havale ve EFT işlemlerinin yapılması gibi bankacılık işlemlerinin bankalarında gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle ve hesaplardaki atıl parayı kullanarak ticari faaliyetlerini genişletmeyi ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla, bankalar tarafından yapılan protokol çerçevesinde kurumlarda çalışan personele promosyon adı altında yapılan ödemeler ivazsız bir intikal niteliği taşımadığından, Veraset ve İntikal Vergisi kapsamında değerlendirilemez. (Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Sirküleri-4/2008-1)

Promosyon sözleşmeleri belli bir bedel içermesi halinde Damga Vergisi’ne tabidir. Emekli ya da çalışanlara yapılan promosyon ödemeleri “hizmet karşılığı yapılan bir ödeme” niteliğinde bulunmadığından Damga Vergisi’ne tabi olmayacaktır.

BANKA HEP KAZANIYOR!

Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, kârlılık rekorları kırıyor. Borsada işlem gören bankaların hisse senetleri sürekli yükseliyor. Merkez Bankası’nın %13 ile fonladığı bankalar, bu paraları bize %45’e varan faizlerle satıyor!

Yüksek kârlar elde eden bankalar, “bizim emekli maaşımıza ya da aylık maaşımızın bankalarına yatırılmasından ne kazanacak da, kişi başına 16.000 TL’ye varan promosyon ödemesi yapıyor” diye düşünebilirsiniz. Yanıt basit. Enflasyonun etkisi ile maaş tutarları yükseldi. Belirlenen süre içinde bütün bankacılık işlemlerini kredi kartı, EFT, havale, ihtiyaç kredisi, kiralık kasa vb maaşınızın yattığı bankadan yapacaksınız. Ekonomik kriz dönemlerinde devletten maaş almak çok değerli hale geliyor. Sağlam maaş müşterisi candır.

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 12.09.2022)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=32555