Yargıtay’ın Son Kararı Sonrası Tüm İşverenlerimiz Dikkat!

Yargıtay’dan Milyonları İlgilendiren ‘Asgari Ücret’  Kararı Sonucu SGK’nın Meslek Kodu Uygulaması Ne Anlama Geliyor 

Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta Milyonlarca özel sektör çalışanını yakından ilgilendiren karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, vasıflı bir işçinin büyükşehirlerde asgari ücretle yaşamasının hayatın olağan akışına ters olduğuna hükmetti. Konu yazılı ve görsel basında geniş ölçüde yer aldı.

Hukuk bürosunda avukat katibi olarak çalışan bir kişinin, iş sözleşmesini ücretinin aylardır ödenmemesi nedeniyle haklı sebeple feshettiğini belirterek, işyerinde tek çalışan olması nedeniyle yıllık izin kullanamadığını, kendi tuttuğu masraf ajandalarını gerçek ücretin ispatı amacıyla elinde tuttuğunu,…. haklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ve ücret alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı avukat ise katibin asgari ücretle çalıştığını belirterek iddiaları yalanladı. Mahkeme davanın kısmen kabulüne hükmetti. Kararı her iki taraf da temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.

Yargıtay kararında; işin vasıflı bir iş olmasının, işçinin kıdemi, yaşadığı şehir dikkate alındığında asgari ücretle çalışmasının yaşamın olağan akışına uygun olmadığı vurgulandı. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığının görüldüğü hatırlatıldı.

Bu durumda gerçek ücretin tespitinin önem kazandığı, işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların dikkate alındığı avukat sekreteri olarak çalışan davacının 3342 kodlu hukuk sekreteri için TÜİK tarafından bildirilen emsal ücretle çalıştığının kabulünün dosya içeriğine uygun düşeceği belirtilerek  davacının hak ve alacaklarının  bu ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek önemli bir karar imza attı.

Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar SGK tarafından uygulanan meslek kodu uygulamasını daha da anlamlı bir hale getirdi. Önümüzdeki günlerde meslek kodu uygulaması nedeniyle yargıya taşınan çok sayıda karar bu emsal karardan etkilenecek.

Türkiye, Avrupa Birliği Ülkeleri Arasında Nüfusuna Oranla Asgari Ücretle Çalışanların En Yoğun Olduğu Ülkelerden Biri Konumunda.

Asgari ücret ve civarında ücretlerle çalışanların çokluğu o ülke için asgari ücreti çok daha önemli hale getiriyor. Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri içinde düşük asgari ücrete sahip ülkelerden biri olmanın yanında, asgari ücretle çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke konumunda.

Bu durum Türkiye’de asgari ücretin etkisini AB ülkelerine göre çok daha yaşamsal hale getiriyor. Eurofound verilerine göre 2017’de Avrupa Birliği üyesi ülkelerde asgari ücretin yüzde 10 altı ve yüzde 10 fazlası düzeyinde bir ücretle çalışanların oranı ortalama yüzde 9 düzeyinde. Türkiye’de ise asgari ücretin yüzde 10 fazlası ve altında ücretle çalışanların oranı yüzde 57’dir.

Bu oranın yüksekliği gerçek anlamda asgari ücretle çalışan sayısının çokluğu yanında asgari ücretten fazla ödeme yapıldığı halde bunun asgari ücretten beyan edilmesinin de bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Bu gerçek karşısında Yargıtay tarafından verilen ve yukarıda açıklanan bu karar aynı zamanda tüm işverenlerimizin SGK tarafından uygulanan meslek kodu uygulamasında biraz daha dikkatli davranmaları gerektiği sonucunu da doğurdu.

SGK Meslek Kodu Nedir ve Ne İşe Yarar?

SGK’nın uyguladığı meslek kodu uygulaması 2012 yılından bu tarafa yürürlüktedir. Bu uygulamaya göre her bir meslek türü için ayrı bir kod mevcuttur. Bir işveren, çalışanının işe giriş bildirgesini oluştururken bu meslek kodlarından birini seçerek SGK’ya bildirim yapar. Sosyal Güvenlik Kurumu bu uygulama ile kayıt dışı işçi çalıştırmanın üstesinden gelmeyi amaç edinmiştirBunun haricinde, her personelin kendi mesleğine göre ödeme alması ve gerçek ücretler baz alınarak primlerinin yatırılması da Sosyal Güvenlik Kurumu’nun amaçları arasında yer alır.

Çalışanın mesleği ne olursa olsun hak kazandığı asıl ücretin işveren tarafından gizlenerek SGK’ya asgari ücret üzerinden bildirim yapılmasını önleyebilmek için meslek kodu düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenleme ile birlikte her meslek bir koda sahip olur ve işçinin yaptığı işler SGK’ya bu kodlar ile bildirilir. Bu sayede, yüksek maaş ile çalıştırılması uygun olan mühendis, doktor, futbolcu gibi mesleklere sahip kişiler işçi kodu ile asgari ücretten SGK’ya bildirilemezler.

Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait meslek kodu uygulaması özel sektörde çalışan sigortalı işçileri kapsıyor. Yani SGK’ya bağlı olarak çalışan ve 5510 Sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunan işçiler meslek kodu uygulamasına dahil ediliyor. Ayrıca kamu sektöründeki işyerlerinde çalıştırılan sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler için de meslek kodu uygulanmıyor.

Hatalı Meslek Koduna Ceza Uygulaması

Meslek kodları, tüm işverenlerin özenle üzerinde durması gereken konulardan biridir. Sosyal Güvenlik Kurumu’na her bir işçi için ayrı ayrı bildirilen meslek kodu, yanlış bildirilmesi ya da değişen bilgilerin güncellenmemesi halinde işverene cezai yaptırımları da beraberinde getirir.

2016 yılında yapılan bir değişiklikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun idari para cezalarını düzenleyen 102 nci maddesine bir ekleme yapıldı. Söz konusu düzenlemeyle muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde (MPHB) sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu gerçeğe aykırı bildiren işverenlere sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında (2021 yılı için 357,70 TL) idari para cezası uygulanacağı hükmü getirildi.

Yine 2020/8 sayılı Genelgede meslek kodu uygulamasının hatalı olduğunun, Kurumun denetim elemanları ile diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereği yaptıkları denetimler sırasında yapacakları tespitlerle, mahkeme kararıyla ya da Kurumca kamu idareleri, bankalar, işveren ve sigortalılardan alınacak bilgilere istinaden yapılacak değerlendirme sonucunda tespit edileceği de açıklandı.

İŞVERENLERİMİZ CEZALI DURUMA DÜŞMEMEK İÇİN NEYE DİKKAT ETMELİ

Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında işverenlerimiz cezalı duruma düşmemek için prime esas kazançları beyan ederken daha dikkatli davranmalılar.

Uygulamada yukarıda ifade edilen hususlar dışında ücret ödemelerinin önemli ölçüde  elden yapıldığı gerçeği ile de karşılaşılmaktadır. SGK, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 2017 yılı sonunda yapmış olduğu düzenleme ile ücret bordrolarındaki ve dolayısıyla SGK bildirimlerindeki bu tür yanıltıcı bilgiler için TCK kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunabilmektedir. Fark ücret SGK tarafından tespit edildiğinde asgari ücret destekleri de faiziyle birlikte istenmektedir.

Gerek meslek kodu ile ilgili yapılan düzenlemeler gerek Yargıtay’ın bu konuyla ilgili vermiş olduğu son karar dikkate alındığında; İşverenlerimizin çalıştırdıkları tüm personel açısından meslek kodlarına göre bir ücret beyanını esas almaları  ve  işyerinden yapılan bildirimlerin gerçek ücretler üzerinden yapılmasına dikkat etmeleri  önem arz etmektedir.

(Kaynak: Fatih Acar / Olay Gazetesi | 03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31347

Reuters: Dar Gelirli ve EYT’liler İçin Çalışma Yapılıyor

Asgari ücret artışı, enflasyondan daha çok etkilenen dar gelirlilerin üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması ve emeklilikte yaşa takılanlara yönelik düzenlemeyi de içeren bir dizi çalışma yürütüldüğü bildirildi.

Hükümetin asgari ücret artışı, enflasyondan daha çok etkilenen dar gelirlilerin üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması ve emeklilikte yaşa takılanlara yönelik düzenlemeyi de içeren bir dizi çalışma başlattığı bildirildi.

Reuters’a bilgi veren iki yetkiliden edinilen bilgiye göre çalışılan önlemler arasında dar gelirli ve dezavantajlı grupların gelirinin artırılması, 2,000 TL altı emekli maaşı kalmaması, asgari ücret artışları, alt gelir grubuna vergi destekleri sağlanması yer alıyor.

Artan enerji fiyatları kaynaklı olarak sosyal desteklerin de artırılması planlanırken, AK Parti döneminde ilk kez emeklilikte yaşa takılanlara sınırlı da olsa avantaj sağlanması yönünde bir çalışma da gündeme alındı. Yapılan çalışmanın sonucunda ortaya çıkacak maliyetlere göre hangi desteklerin sağlanacağına karar verilecek.

Reuters’a bilgi veren yetkililer yüzde 20’ye ulaşan enflasyon nedeniyle daha çok etkilenen dar gelirli ve dezavantajlı grupların üzerindeki baskıların azaltılmasının hedeflendiğini belirttiler. Değerlendirilen önlemler arasında enflasyonun üzerinde asgari ücret artışı, dar gelirliler için enerji faturalarında destek sağlanması ve SGK ödeneklerinde memur maaş artışları da yer alacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı konuya ilişkin yorum yapmadı.

Asgari ücret ve memur maaşı zammı 

Reuters’a bilgi veren yetkili, “Bütçede şu anda olması gerekenden biraz daha fazla sıkılık var. Şu anda yaklaşık yüzde 6’lık bir alan varken yüzde 1.5’e kadar düştü açığın/GSYH’ya oranı. Bunun biraz açılması lazım ki bu konuda adım atılacak” dedi ve ekledi:

“Bu kapsamda asgari ücrette enflasyona bağlı olarak (ki belki üzerinde) bir artış ortaya konulacak. Bütçede dar gelirlilerin enflasyondan daha az etkilenmesi için neler yapılabilir bu konuda bir çalışma yapılıyor. Enerjide, SGK ödeneklerinde vs. alınabilecek yükler alınacak. Memur maaşlarına da hatırı sayılır bir zam yapılması gündemde olacak.”

EYT’liler için çalışma yapılacak

AK Parti’nin bugüne kadar net şekilde karşı çıktığı emeklilikte yaşa takılanlar da (EYT) ilk kez bir çalışmada yer alacak. Bir kereye mahsus olmak üzere, sigorta prim gün sayısını doldurup, emekli olmak için gerekli yaş süresini bekleyenler için, bir düzenleme değerlendirmeye alındı. Bekleme süresini 2-3 yıl düşürmeyi amaçlayan plana göre, prim gün sayısını tamamlayanlar veya şu anda emekli olmak için 56 yaşını bekleyenlere 2-3 yıllık bir avantaj sağlanması değerlendirilecek.

2,5 milyar lira kış desteği

Bu arada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, kış mevsimi boyunca ihtiyaç sahibi vatandaşların yakacak ve elektrik giderlerine destek olmak için toplamda 2,5 milyar TL yardım vereceklerini açıkladı. Kış boyunca ihtiyaç sahibi vatandaşlara desteklerinin süreceğini vurgulayan Bakan Yanık, şunları kaydetti: “Yakacak yardımına e-Devlet üzerinden başvurabilecek. Diğer yandan elektrik tüketim desteğini ise düzenli sosyal yardım programlarından faydalanan ailelerimize halihazırda veriyoruz. Herhangi bir kuruma başvuru yapmalarına gerek yok. Sadece kimlik kartları ve elektrik faturaları ile PTT şubelerine gitmeleri yeterli olacak.”

(Kaynak: Dünya Gazetesi | 02.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31355

Primlerin Ödeneceği Statü ve Miktarı Emekli Aylığını Etkiler Mi?

Memurluktan ihraç oldum. 1 ay prim eksiğim var. 53 olan emeklilik yaşımı 52’ye çekmek için 1 yıl askerlik borçlanması yapmam gerekiyor. Askerlik borçlanmamı yapıp sigorta girişimi kapatacağım. Sigorta kaydımı 4/a ya da isteğe bağlı yaptırmam emekli maaşımı nasıl etkiler? Yatıracağımız prim miktarını kendimiz belirleyebiliyor muyuz? Ödeyeceğimiz prim miktarı emekli maaşını ne derece etkiler? Sigorta başlangıcı ve askerlik borçlanmasını hemen yapmamın bir önemi var mı? Mustafa A.

Emekli Sandığı statüsünden emekli olacağınızdan, aylığınızın hesabında derece, kademe ve göstergeniz ile emeklilik tarihinde geçerli olan memur maaş katsayıları esas alınacak. Bu nedenle, sigorta kaydınızı 4/a ya da isteğe bağlı yaptırmanız emekli maaşınızı olumlu ya da olumsuz etkilemez. Yatıracağınız prim miktarını asgari ücretten az olmamak koşuluyla kendiniz belirleyebiliyorsunuz, ancak ödeyeceğiniz prim miktarının emekli maaşınıza etkisi olmaz.

Üzerinden prim ödenecek veya borçlanılacak kazanç tutarı asgari ücrete endeksli. Asgari ücret de her yılbaşında artıyor. Asgari ücretteki artışa bağlı olarak ödenecek prim tutarı da arttığından, sigorta başlangıcı ve askerlik borçlanmasının zamanlamasını bu durumu göz önünde bulundurarak belirleyebilirsiniz.

Banka sandığı emeklisine SSK’lı babadan aylık bağlanır mı?

2016 yılında T.İş Bankası’ndan emekli oldum. Boşandığım için vefat eden SSK emeklisi annemin maaşını almak için SGK’ya başvurduğumda, sistemde herhangi bir gelirimi göremediler ve “Alabilirsiniz” dediler. Ancak İş Bankası emeklisi olduğumu belirttiğimde, “O zaman alamazsınız” dediler. Bizim SGK ile bir ilgimiz yok, tamamen bankamızın sandığından emekli maaşını alıyoruz. Şimdi SSK emeklisi olan babam da vefat etti. Ben anne veya babamdan maaş alabilir miyim? Zeynep H.

Kız çocuklarına yetim aylığı bağlanmasına ilişkin koşulların belirlendiği 5510 sayılı SSGSS Kanunu’nun 34. maddesinde yer alan, “… bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması” hükmünde yer alan “veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış” olması ibaresinin “5510 sayılı Kanuna göre kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış” olması şeklinde mi yoksa geniş anlamda mı değerlendirileceği açık değil.

Ancak bu hükme göre SGK, 506 sayılı SGK’nın geçici 20. maddesine göre kurulan banka sandıklarından emekli olan kız çocuklarına “kendi sigortalılığı nedeniyle emekli aylığı aldıkları” için yetim aylığı bağlamıyor.

(Kaynak: Sezgin Özcan / Sözcü Gazetesi | 03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31356

Psikologların Yıpranmasına İlişkin SGK’nın Yeni Uygulaması

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 31.05.2021 tarih ve 25497265 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan yazı ve eklerinin incelenmesinde, tıbbi uygulama yetkisi bulunan psikologların fiili hizmet süresi zammından yararlanıp yararlanmayacaklarına ilişkin Bakanlıkları Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden görüş istenildiği, ilgili Genel Müdürlüğün 03.02.2020 tarih ve E. 4549 sayılı cevabi yazısında ise tıbbi uygulama yetkisi bulunan psikologların fiili hizmet süresi zammı uygulamasından yararlandırılmamasının uygun olacağının belirtildiği ifade edilerek yeni bir unvan tablosunun gönderildiği ve gönderilen unvan tablosunda “tıbbi uygulama yetkisi bulunan psikologlarında” yer almadığı anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, 5510 s.Kanunun 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan tabloya (20) sırası ile insan sağlığına ilişkin işlerde; 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 25/2/1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu ve 18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında sağlık meslek mensubu sayılan ve insan sağlığı için koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde çalışanlar fiili hizmet süresi zammı kapsamına alınmıştır.

Buna göre, 3/8/2018 tarihinden itibaren insan sağlığına ilişkin işlerde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılardan ilgili kanunlarına göre sağlık meslek mensubu sayılmak ve insan sağlığı için koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde çalışmak şartıyla bu kapsamda geçen sürelerinin her 360 günü için 60 gün fiili hizmet süresi zammı beş yılı geçmemek üzere toplam prim ödeme gün sayılarına eklenmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında sayılan iş veya görevlerde çalışan sigortalıların fiili hizmet süresi zammından yararlanabilmesi, işin risklerine maruz kalınmasına bağlı bulunduğundan, doğrudan işin kontrolü ve denetim görevini üstlenen ve/veya idareci konumunda olan sağlık meslek mensupları, insan sağlığı için koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde fiilen çalışmadıkları sürece fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmamaktadır.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden alınan yeni unvan tablosunun incelenmesinde, ilk unvan tablosunda yer alan Psikolog (Tıbbi Uygulama Yetkisi olan Sertifikalı) unvanının bu tablo ile fiili hizmet süresi zammı kapsamından çıkarıldığı anlaşıldığından, bu unvana sahip psikologların adına işverenlerce bildirilen fiili hizmet süresi zammının iptali için bu kapsamda bildirimi yapılan psikologların listesi alınmış ve bir örneği ilişikte gönderilmiştir. Buna göre, listede yer alan sigortalıların işverenleri ile yazışma yapılmak suretiyle tıbbi uygulama yetkisine sahip olan psikologların tespitinin yapılması, 03.08.2018 tarihinden itibaren bu sigortalılar adına fiili hizmet süresi zammı kapsamında yapılan bildirimlerin iptal edilmesi ve bundan böyle tıbbi uygulama yetkisine sahip olan psikologların fiili hizmet süresi zammı kapsamında bildirilmemesi hususunda işverenlerin bilgilendirilmesi gerekmektedir.

(Kaynak: İsa Karakaş / İsa Karakaş | 03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31357

Emeklilik Tarihiniz 5 Mayıs 2029

Soru: 5 Mayıs 1972 doğumluyum. Askerliğimi 1992-1993 arasında yaptım. 1995’te SSK’ya 212 gün prim ödedim. 15 Ekim 1999 tarihinde 4C kapsamında memuriyete başladım. 8600 gün prim görünüyor. Askerliğimi borçlanıp bedelini ödedim. Hizmetlerimi de birleştirdim. Ne zaman emekli olurum? Yahya TOPÇU

Cevap: Emekli olmak için 25 tam yıl fiili hizmet süresi ve 57 yaş şartlarına tabisiniz. 400 gün daha görev yaparak fiili hizmet sürenizi 25 tam yıla (9000 güne) tamamlamanız halinde, 57 yaşınızı dolduracağınız 5 Mayıs 2029 tarihinde emekli olabilirsiniz.

DOĞUM BORÇLANMASININ ETKİSİ NEDİR?

SORU: 2014 SSK girişim var. Doğumdan dolayı izindeyim. Her bir doğumda iki yıl kazanılıyor. Yaş olarak iki yıl erken mi emekli olacağım? Örneğin; bir çocuk borçlanmasıyla emeklilik yaşım 58’den 56’ya düşecek ve 56 yaşında mı emekli olacağım? Hanife KORKMAZ

CEVAP: Sigorta başlangıç tarihinden sonraki doğumlar borçlanılabiliyor. Doğum borçlanması yapabilmek için doğum sonrasındaki iki yılda prim ödenmeyen boş gün olması lazım. Sigorta başlangıç tarihinden sonra doğum yapan ve doğum sonrasındaki iki yılda hiç prim ödemesi olmayan kadın sigortalı borçlanarak; bir doğum için 720, iki doğum için 1440, üç doğum için 2160 gün kazanabiliyor. Doğum borçlanması primi artırıyor ama emekli olunacak yaşı düşürmüyor. Emekli olmak için aranan yaşı dolduran ancak primi eksik olan kadın sigortalının erken emekli olmasını sağladığına da kuşku yok.

EMEKLİ SANDIĞI İÇİN SSK’YA ÖDENEN PRİM ÖNEMLİ

Soru: Mayıs 1973 doğumluyum. Ekim 1998’de denetim elemanı olarak memuriyete başladım. Kasım 2016’da ayrıldım. 2020’ye kadar sigortam olmadı. Ağustos 2020’de 4A sigortalısı olarak çalışmaya başladım. Son 3.5 yıl 4A sigortam olursa, kamudan emekliliğim mümkün mü? Aradaki boşluk için prim yatırmama gerek var mı? Kaç yaşında, en uygun nasıl emekli olabilirim? Mehmet YILMAZ

Cevap: Primi ödenen son yedi yılda (son 2520 gün prim içinde) fazla prim yatırılan sigortalılık statüsünden, prim ödemeler eşitse son olarak tabi olunan sigortalılık statüsünden emekli olunuyor. Bu nedenle memuriyetten sonra sigortalı çalışıp SSK’ya 1260 gün (3.5 yıl) prim ödemeniz halinde, SSK’da emekli olmak için 25 yıl sigortalılık süresi, 5900 gün prim ve 57 yaş şartlarına tabi olursunuz.

Priminiz yeterli olduğundan 1260 günden sonra prim yatırmasanız da Mayıs 2030’da 57 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Askerlik süreniz hakkında bilgi vermemişsiniz. Askerliğinizi Ekim 1998’den önce yapmışsanız 18 ay askerlik borçlanmasıyla, 56 yaşı dolduracağınız tarihte emekli olmanız da mümkün.

Sigortalı çalışmanızla 1259 günden fazla prim ödemezseniz, 61 yaşınızı dolduracağınız tarihte Emekli Sandığı’ndan emekli olmanız da mümkün (15 tam yıl fiili hizmet süresi ve 61 yaş şartlarına tabi olarak).

PRİMLERİNİZİ 3600 GÜNE TAMAMLAMALISINIZ

SORU: Sigortalı ilk işe girişim 1984’te oldu. 1800 gün primim var. ‘Yaşa takıldınız’ deniyor. 3 çocuk işe girişten sonra doğdu. Ne zaman emekli olurum? Kadriye EKER

CEVAP: Doğum tarihinizi bildirmemişsiniz, sigorta başlangıcınızı da tarih (gün, ay, yıl) yerine sadece yıl olarak bildirmişsiniz. Oysa başlangıçta bir gün bile emeklilik şartlarını değiştirebiliyor. Sorunuzu bu bilgilerle varsayıma dayalı olarak cevaplandırıyoruz.

1984’teki başlangıcınızın 23 Mayıs’tan önce olduğunu, doğumlarınız arasında iki yıl süre bulunduğunu ve doğumlardan sonraki iki yıllık sürelerde prim ödenmediğini varsayarsak, üç doğumunuzu borçlanıp, 1040 gün de prim yatırarak priminizi 5000 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Ayrıca 1800 gün doğum borçlanması yaparak priminizi 3600 güne tamamlamanız şartıyla 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olmanız da mümkün.

ASKERLİĞE GÖRE YAŞ 58’E DÜŞEBİLİR

Soru: 15 Şubat 1972 doğumluyum. 1995 Kasım ayında sigortalı oldum ve SSK’ya 19 gün prim ödedim. 9 Ağustos 2000’de devlet memuru olarak çalışmaya başladım. Emeklilik yaşımı kaçtır? Mutasım TAŞ

Cevap: Emekli Sandığı’nda emekli olmak için 25 tam yıl fiili hizmet süresi ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. Hizmet sürenizi 25 tam yıla tamamlamanız koşuluyla, 60 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz hakkında bilgi vermemişsiniz. Şayet memuriyetten önce yaptığınız en az 15 ay askerlik süreniz varsa, askerliğinizi borçlanıp toplam hizmet sürenizi 25 tam yıla tamamlamanız şartıyla, 58 yaşı dolduracağınız tarihte emekli olmanız da mümkün.

(Kaynak: Ekrem Sarısu / Posta Gazetesi | 03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/ulusalbasin/haber_oku.php?haber_id=31358

Tahvil İhracının Muhasebeleştirilmesi

Cevap: Örnek: ABC A.Ş. 20XX yılında 3 yıl vadeli 200.000 TL’lik çıkartmış olduğu tahvillerin vadesi 20XX yılında dolacaktır.

İşletme 20XX yılında 200.000 TL’lik çıkarttığı tahvilin ilk kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

——————————————-20XX———————————-

102 BANKALAR HS. 200.000

405 ÇIKARILMIŞ TAH.HS.  200.000

————————————————————————————-

ABC A.Ş. 20XX yılının sonunda çıkartmış olduğu tahviller kısa vadeli borç haline geldiğinden ilgili hesaba aktarılır.

——————————————-31.12.20XX ————————–

405 ÇIKARILMIŞ TAH.HS.  200.000

304 TAHVİL ANA PARA BORÇ TAK.VE FAİZ.HS.  200.000

————————————————————————————-

ABC A.Ş. 20XX yılında 200.000 TL’lik tahvilin anaparası ile ayrıca bu tahvile işletmiş olduğu 20.000 TL faizin tamamını ödemiştir.

——————————————-31.12.20XX—————————

304 TAHVİL ANA PARA BORÇ TAK.VE FAİZ.HS.  200.000

780 FİNANSMAN GİD. HS.                                        20.000

102 BANKALAR HS.                  220.000

Tahvil ana parasının ve faizinin ödenmesi

————————————————————————————-

Dr. Koray ATEŞ
korayates@muhasebetr.com

(03.11.2021)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Meslek Mensuplarının Asgari İşçilik Raporu Düzenleme Sınırı Arttırıldı

TÜRMOB olarak SGK’ya yaptığımız yazılı başvuru sonucunda;

Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce, ihaleli işler ve özel nitelikteki inşaat işyerleri için yapılacak asgari işçilik incelemesi sonucu düzenlenecek raporlarda esas alınacak istihkak ve maliyet tutarına ilişkin rapor düzenleme sınırı 10.000.000,00 TL(10 milyon TL)’ den 15.000.000,00 TL(15 milyon TL)’ ye yükseltilmiştir.

RAPOR DÜZENLEME SINIRLARI:

27/9/2008 tarihli ve 27010 sayılı sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Serbest Muhasebeci  Malî  Müşavirler  İle  Yeminli  Malî  Müşavirlerce  İşyeri  Kayıtlarının  İncelenmesi Hakkında  Yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre meslek mensuplarınca rapor düzenlenebilecek işlerin istihkak ve maliyet tutarlarının sınırları SGK Yönetim Kurulunca belirlenmektedir. Bu sınır en son   2017   yılında   10.000.000,00   TL   olarak   belirlenmiş   ve   bu   zamana   kadar güncellenmemiştir.

TÜRMOB olarak bu tutarın güncellenmesi yönünde yaptığımız başvuru üzerine, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce, ihaleli işler ve özel nitelikteki inşaat işyerleri için yapılacak asgari işçilik incelemesi sonucu düzenlenecek raporlarda esas alınacak istihkak ve maliyet tutarına ilişkin rapor düzenleme sınırı 10.000.000,00 TL(10 milyon TL)’ den 15.000.000,00 TL(15 milyon TL)’ ye yükseltilmiştir.

Saygılarımızla

TÜRMOB

(03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5858

Defter Beyan: İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler

Bilindiği üzere, 19/10/2021 tarihli ve 31633 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 532 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliğiyle, 486 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “Kayıt zamanı” başlıklı 7 nci maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, elektronik kayıt usulü ile kayıtların Sisteme girilme ve iletilme zamanında, meslek mensuplarımızın iş ve işlemlerinde kolaylaştırma ve beyan dönemlerinde yaşanan yoğunlukların azaltılması amacıyla güncelleme yapılmıştır.Söz konusu düzenlemeyle, Sistem kapsamında olan mükelleflere ilişkin vergisel ve ticari işlem kayıtları, Mezkûr Genel Tebliğin 13 üncü maddesinde belirtilen Sistemi kullanma yetkisi bulunan mükellef, meslek mensubu ya da meslek odası (kullanıcılar) tarafından, öteden beri olduğu şekilde, elektronik ortamda, Sisteme kayıt yapılmak suretiyle yerine getirilebileceği gibi,“İşletme Hesabı Esasına göre defter tutan mükellefler ile Serbest Meslek Kazancı Defteri tutan mükellefler için (söz konusu yetkili kullanıcıları tarafından) birer aylık dönemlere ilişkin vergisel ve ticari işlemlerin Sisteme kayıt işlemlerinin;· Kayıtlarını, ayrıca 213 sayılı Kanunun 219 uncu maddesinde belirtilen ve defter kaydı yerine geçen belgelere dayanarak yürüten mükellefler bakımından, işlemlerin ait olduğu ayı izleyen ikinci ayın 15 inci günü sonuna kadar,·    Diğer mükellefler bakımından, işlemlerin ait oldukları aya ait katma değer vergisi beyannamesinin verilmesi gereken son günün sonuna kadar,”Gerçekleştirilebilmesi de mümkün bulunmaktadır.

GİB

(03.11.2021)

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/guncelmevzuat/mevzuat_oku.php?mevzuat_id=5859

7338 Sayılı Kanunla Amortisman Mevzuunda Yapılan Değişiklikler ve İmalat Sanayiine Yönelik Amortisman Teşviki

Vergi Kanunlarımız açısından amortisman ayırmanın zorunlu olmaması kamu lehine bir durum doğurması ve vergi bazlı bilanço hedeflemesinin bir sonucudur. Amortisman ayırmamanın kayıt dışını besleyici dolaylı bir etkisi bulunmakla birlikte amortisman ayırmak fon çıkışını engelleyici etki yapması nedeniyle daha az vergi ve daha okunabilir bilanço anlamı taşımaktadır. Bu kapsamda 26.10.2021 Tarih ve 31640 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7338 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Amortisman mevzuunda yapılan düzenlemeler son derece önem arz etmektedir. Mezkûr kanunda yapılan düzenlemeler başlıca;

a) Günlük Bazda Amortisman Ayırma Hakkı Tanınması,

b) Amortisman Sürelerinin Mükelleflerce Belirlenmesi Hususunda Serbestlik Tanınması,

c) Kanun’un yayım tarihinden, 31/12/2023 tarihine kadar İmalat ve Arge faaliyetlerinde kullanılmak üzere iktisap edilen yeni makina ve teçhizat ile yatırım teşvik belgesi kapsamında alınan yeni makine ve teçhizat için mevcut amortisman oranının yarısı uygulaması,

Günlük Bazda Amortisman Ayırma Hakkı Tanınması

Kanun’un 34. Maddesi İle  213 sayılı Kanunun 320 nci maddesine eklenen fıkralar ile;

“Dileyen mükellefler, amortisman işlemine, işletme aktifine yeni kaydedilecek iktisadi kıymetler (ikinci fıkra kapsamındakiler hariç) için bunların kullanıma hazır olduğu tarihte başlayıp ve her bir hesap dönemi için kıymetin aktifte kaldığı süre kadar gün esasına göre amortisman ayırabilir. Sürenin gün olarak hesaplanması için Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen faydalı ömür süreleri üçyüzaltmışbeş ile çarpılır. Buna göre;

Kanun’un yürürlük tarihi olan 26.10.2021 Tarihinden sonra aktife girecek iktisadi kıymetler için kullanıma hazır oldukları tarihten başlamak üzere gün esasına göre amortisman ayrılabilecektir. Mükellefler Günlük yahut Yıllık şeklinde bir tercihte bulunduktan sonra bu tercihlerini değiştiremeyeceklerdir.

Amortisman Sürelerinin Mükelleflerce Belirlenmesi Hususunda Serbestlik Tanınması

Kanun’un 34. Maddesi İle  213 sayılı Kanunun 320 nci maddesine eklenen fıkralar ile;

Mükellefler, Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için tespit ve ilan ettiği faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere amortisman süresini, her yıl için aynı nispet olmak kaydıyla, belirlemekte serbesttir. Şu kadar ki, bu süre Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sürenin iki katını ve elli yılı aşamaz. Mükellefler bu tercihlerini iktisadi kıymetin envantere alındığı geçici vergi dönemi sonu itibarıyla kullanırlar. Bu şekilde belirlenen amortisman süresi ve oranı izleyen dönemlerde değiştirilemez.”Buna göre;

7338 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önce amortisman süreleri Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca tespit edilen faydalı ömürlerine göre tespit edilmekte ve mükelleflere bu alanda bir değişiklik yapma hakkı tanınmamaktaydı. Kanunla getirilen yenilikle, Bakanlıkça belirlenen faydalı ömür sürelerinden az olmamak, her yıl için aynı nispette olmak ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sürenin iki katını ve elli yılı aşmamak şartıyla mükellefler amortisman sürelerini kendileri belirleyebileceklerdir.

Kanun’un yayım tarihinden, 31/12/2023 tarihine kadar İmalat ve Arge faaliyetlerinde kullanılmak üzere iktisap edilen yeni makina ve teçhizat ile yatırım teşvik belgesi kapsamında alınan yeni makine ve teçhizat için mevcut amortisman oranının yarısı uygulanabilecektir.

Kanun’un 51. Maddesi İle 213 sayılı Kanunun geçici 30 uncu maddesine eklenen fıkra ile;

“Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2023 tarihine (bu tarihler dâhil) kadar, birinci fıkrada belirtilen kapsam ve şartlar dâhilinde iktisap edilen yeni makina ve teçhizat için aynı fıkra uygulamasından yararlanılabilir. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”  VUK 30.Madde Özetle;

Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerce münhasıran imalat sanayiinde veya Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere iktisap edilen yeni makina ve teçhizat ile yatırım teşvik belgesi kapsamında iktisap edilen yeni makina ve teçhizat için uygulanacak amortisman oran ve süreleri, Maliye Bakanlığınca bu Kanunun 315 inci maddesine göre tespit ve ilan edilen faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınmak suretiyle hesaplanabilir.

Buna göre VUK 30.Madde kapsamında 31.12.2023 Tarihine kadar alınan iktisadi kıymetler için önemli bir teşvik sağlanmıştır. Kapsam dahilindeki mükellefler faydalı ömrü 10 yıl olan bir iktisadi kıymeti 5 yılda itfa ederek ciddi bir avantaj elde edeceklerdir.

Yukarıda özetle değinmeye çalıştığımız Kanun maddelerinin uygulamasına ilişkin Gelir idaresi tarafından detaylı tebliğler çıkarılması beklenmektedir.

03.11.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

7326 Sayılı Kanuna Göre Matrah Artırımı Peşin ve İlk Taksit Ödeme Süresini Kaçırdım! Ödeme Şartını İhlal Ettim mi? (Son Fırsat: 30.11.2021 Tarihini Kaçırmayın!)

Kamuoyunda yapılandırma veya af yasası olarak bilinen 7326 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında matrah/vergi artırımında bulunanların bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmesi için bildirimleri nedeniyle tahakkuk eden vergilerin, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi gerekmektedir. Aksi durumda artırım hükümlerinden yararlanılamaz.

7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (6) fıkrası aşağıdaki gibidir:

(6) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. ….

7326 sayılı Kanun ve 4420 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre matrah/vergi artırımı kapsamında tahakkuk eden PEŞİN ve 1. TAKSİTİN son ödeme tarihi, 01.11.2021 (bu tarih dahil) idi. Bu tarihe kadar söz konusu ödemeleri yapmayanlar, artırım hükümleri şartlarını ihlal etti mi?

1.Peşin Ödeme Seçeneğinde, 30.11.2021 Tarihine Kadar Ödeme Yapılırsa, Hak Baki!

Soru1: 7326 sayılı Kanuna göre matrah/vergi artırımı kapsamında bildirimde bulunan ve PEŞİN ödeme seçeneğini tercih edenler için artırım bildirimi uyarınca tahakkuk eden vergilerin tamamının ödemesinin 01.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dahil) yapılmaması veya eksik yapılması halinde ödeme şartı ihlal edildi mi? veya artık artırım hükümlerinden yararlanılabilir mi?

Cevap1: Hayır, daha ihlal edilmedi. Evet, daha yararlanma imkânı var. Şöyle ki, ödenmeyen tutarların, geç ödeme zammı ile birlikte 30.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dâhil) ödenmesi halinde, ödeme yönünden ihlal sayılmayacak ve artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir. Ancak bu tarihten sonra yapılacak ödemeler, yararlanma hakkını kazandırmaz. Ödenmeyen tutarlar, mükellefin borcu olarak kalmaya devam eder.

2.Taksitli Ödeme Seçeneğini Tercih Edenler Ne Yapmalı?

Soru2: 7326 sayılı Kanuna göre matrah/vergi artırımı kapsamında bildirimde bulunan ve (6 eşit) TAKSİTLİ ödeme seçeneğini tercih edenler için artırım bildirimi uyarınca tahakkuk eden 1.taksitin ödemesinin 01.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dahil) yapılmaması veya eksik yapılması halinde ödeme şartı ihlal edildi mi? veya artık artırım hükümlerinden yararlanılabilir mi?

Cevap2: Durum biraz karışık. Şöyle ki, bu Kanuna göre artırım hükümlerinden yararlanabilmek için öncelikle 1. ve 2. taksitin tamamının süresinde ödenmesi koşulu öngörülmüştür. Bu açıdan bakıldığında 01.11.2021 tarihine kadar 1. taksitin tamamının ödenmemesi halinde şartlar ihlal edilmiş sayılmaktadır ve artırım hükümlerinden yararlanılamaz.

Ancak şöyle bir durum söz konusu olması halinde ne olacak?: Bu kapsamda tahakkuk eden vergilerin yani TÜM TAKSİTLERİN TAMAMININ, geç ödeme zammı ile birlikte 30.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dahil) ödenmesi halinde, yine de ödeme yönünden ihlal sayılacak mı?

Bilindiği üzere taksitli ödeme seçeneğini tercih edenler için tüm taksitlerin ödemesinin tamamının 01.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dâhil) yapılması halinde aynı peşin ödeme seçeneği gibi %10 indirim hakkından yararlanabilmekte ve ödeme planında hesaplanan katsayı(1,09) uygulanmamaktadır. Yani her iki ödeme seçeneğini tercih edenler, aynı tutarda ödeme yapabilmektedir.

Kanaatimiz; yukarıda yapılan kıyas bağlamında peşin ödeme seçeneğindeki son imkân gibi bütün taksit tutarlarının tamamının, geç ödeme zammı ile birlikte 30.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dâhil) yapılması halinde ödeme yönünden ihlal sayılmayabileceği ve artırım hükümlerinden yararlanılabileceği düşünülmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığından bu konuda görüş istenmesi ya da Başkanlık tarafından duyuru yapılmasının potansiyel sorunların önüne geçeceği tabidir. Verilecek görüşe göre yararlanılıp yararlanılamayacağı kesinlik kazanacaktır.

3.Sonuç

01.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dâhil) ödeme yapmayanlara tavsiyemiz; matrah artırımı kapsamında tahakkuk eden TÜM VERGİLERİN, geç ödeme zammı ile birlikte 30.11.2021 tarihine kadar(bu tarih dâhil) ödenmesidir.

Kaynakça:

-7326 sayılı Kanun

-4420 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

03.11.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com