Bilirkişilerin Gelir Vergisi Karşısındaki Durumu ve Özellikli Durumlar

Bilirkişi, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir. Bilirkişilere sarf etmiş oldukları emek ve zaman karşılığında ücret ödenmektedir. Öte yandan, bilirkişilere görevlendirmenin mahiyetine uygun inceleme, ulaşım, konaklama, yemek ve diğer mutad giderleri belgesi karşılığında ayrıca ödenmektedir.

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde bilirkişilik başvuru ilanı yapılmıştır. Uzun zamandır ilanı bekleyen sertifika sahibi bilirkişi adayları ile listede kayıtlı olan bilirkişilerin sayısı göz önüne alınınca bilirkişilik müessesesinin mahiyeti ve vergisel boyutu önem arz etmektedir.

Bilirkişiliğin Ücret Karşısındaki Durumu

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesine göre ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmıştır. Yine ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmeyecektir.

Mezkûr maddeye göre, bilirkişilere yapılan ödemeler de ücret sayılmaktadır.

Bilirkişilerin Vergilendirilmesi Nasıl Olacaktır?

Bilirkişilik hizmetinden elde edilen gelir “ücret” niteliğinde olup, mahkemelerce yapılan söz konusu ödemelerin Adalet Bakanlığı tarafından yapılan ödeme olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 86. maddesine göre;  “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1. Tam mükellefiyette;

b) (7194 sayılı kanunun 15 inci maddesiyle değişen bent; Yürürlük: 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere 07.12.2019)Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birinciden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı ve birinci işverenden alınan dâhil ücret gelirleri toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dâhil),

c) Vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları,

Birden fazla işverenden ücret alınması halinde, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olacağı serbestçe belirlenebilecektir.

Bilirkişi Faaliyeti Nedeniyle Farklı Hukuk Mahkemelerinden Ücretlerin Elde Edilen Durumunda Ne Olacaktır?

Yukarıda belirtiğimiz üzere, bilirkişilere ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret sayılmaktadır.

GVK 94. maddede tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış olup, aynı maddenin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinde de ” Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre “ vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.

Öte yandan ücret ödemelerinin ne şekilde vergilendirileceği 128 ve 160 Seri No.lu Gelir  Vergisi Genel Tebliğlerinde açıklanmış olup, 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, ” Bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde her bir işverenin ödediği ücretler ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla, vergi tarifesi her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesine göre, birden fazla işverenden ücret alıp, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşan mükelleflerin, yine birinci işverenden alınan dâhil ücret gelirleri toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretlerini yıllık beyanname ile beyan etmeleri gerekmektedir.

Buna göre, farklı Hukuk Mahkemeleri tarafından görevlendirilen bilirkişilere ödenen ücretlerin, tek vezneden tahakkuk ettirilip ödenmesi halinde tek işverenden elde edilen ücret olarak değerlendirilmesi, ayrı veznelerce tahakkuk ettirilip ödenmesi durumunda ise ayrı tahakkuk yapan her bir veznenin ayrı bir işveren olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, bilirkişi ücretlerinin doğrudan davacılardan tahsil edilmesi durumunda ise her bir ödeme, ödemeyi yapan birimler itibariyle ayrı işverenlerden yapılan ücret ödemesi olarak değerlendirilmelidir.

Diğer taraftan, bilirkişilik faaliyeti nedeniyle ödenen ücretlerin Hukuk Mahkemelerinin farklı veznelerinden tahakkuk ettirilip ödenmesi durumunda, ücretlerin farklı işverenden verildiğinin kabulü ve birden sonraki işverenlerden alınan ücretlerin toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tutarın ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşması halinde ücret gelirlerinin tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilirkişilerin Kiraladıkları İş Yeri İçin Yapılan Ödemelerde Tevkifat Karşısındaki Durumu Nedir?

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

 …

5. a) 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden,  (2009/14592 sayılı BKK ile % 20)

 …

vergi tevkifatı yapılır.”  hükmüne yer verilmiştir.

Bilirkişiler, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere tevkifat yapma zorunluluğu bulunan kişi ve kurumlar arasında sayılmadığından, sadece bilirkişi olarak faaliyete devam edilmesi halinde, söz konusu faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla kiralanan gayrimenkul için yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilirkişi Ücretine Engellilik İndirimi Uygulanır mı?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 nci maddesinde; çalışma gücünün asgarî % 80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabının birinci derece engelli, asgarî % 60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ikinci derece engelli, asgarî % 40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ise üçüncü derece engelli sayılacağı ve engellilik dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarların hizmet erbabının ücretinden indirileceği, engellilik derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usullerin Maliye, Sağlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca bu konuda müştereken hazırlanacak bir yönetmelik ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan Kanun’un 36 ncı maddesinde, “Muhtelif yerlerden ücret alan hizmet erbabı için 31 inci maddede yazılı indirimler bunlardan yalnız en yüksek olan ücretin vergisine uygulanır. Hizmet erbabının vergi karnesi varsa, indirimin uygulanacağı ücret bu karneyi muhafaza eden işverenden aldığı ücrettir. Vergi Usul Kanunu ile karne almaktan muaf tutulmuş olanlarda indirimin uygulanacağı ücret, aile durumu sual varakasını muhafaza eden işverenden aldığı ücrettir.” hükmü yer almaktadır.

89 uncu maddenin 3 üncü bendinde ise; ” Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen engellilerin beyan edilen gelirlerine, 31’inci maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim (Bu indirimden bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı (tevkifat matrahı dahil) da yararlanır.) “ hükmü yer almıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, bilirkişilere ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret sayıldığından bu ödemelere engellilik indiriminin uygulanması mümkün bulunmaktadır. Muhtelif yerlerden ücret alan hizmet erbabı için 31 inci maddede yazılı indirimler bunlardan yalnız en yüksek olan ücretin vergisine uygulanmaktadır.

Özetlersek; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olup, bilirkişilere ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatlerin de ücret sayıldığı görülmektedir.

Farklı Hukuk Mahkemeleri tarafından görevlendirilen bilirkişilere ödenen ücretlerin, tek vezneden tahakkuk ettirilip ödenmesi halinde tek işverenden elde edilen ücret olarak değerlendirilmesi, ayrı veznelerce tahakkuk ettirilip ödenmesi durumunda ise ayrı tahakkuk yapan her bir veznenin ayrı bir işveren olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, bilirkişi ücretlerinin doğrudan davacılardan tahsil edilmesi durumunda ise her bir ödeme, ödemeyi yapan birimler itibariyle ayrı işverenlerden yapılan ücret ödemesi olarak değerlendirilmelidir.

Bilirkişilere ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret sayıldığından bu ödemelere engellilik indiriminin uygulanması mümkün bulunmaktadır. Muhtelif yerlerden ücret alan hizmet erbabı için 31 inci maddede yazılı indirimler bunlardan yalnız en yüksek olan ücretin vergisine uygulanmaktadır.

Öte yandan bilirkişiler, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere tevkifat yapma zorunluluğu bulunan kişi ve kurumlar arasında sayılmadığından, sadece bilirkişi olarak faaliyete devam edilmesi halinde, söz konusu faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla kiralanan gayrimenkul için yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

KAYNAKÇA

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu.

6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu.

Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı’ nın 23.01.2020 tarih ve 50426076-120[61-2019/20-740]-E.6314 sayılı özelgesi.

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’ nın 28.09.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-61-4-607 sayılı özelgesi.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’ nın 19.07.2013 tarih ve 62030549-120[94-2013/162]-1063 sayılı özelgesi.

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı’ nın 17.03.2015 tarih ve 49327596-125[KVK.2013.ÖZ.34]-65 sayılı özelgesi.

01.02.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

7352 Sayılı Kanun İle Enflasyon Muhasebesi Ertelendi

Vergide “enflasyon muhasebesi” uygulaması (vergi terimiyle enflasyon düzeltmesi) 17 yıl aradan sonra tekrar gündeme gelerek şok etkisi yarattı.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşması halinde, şartların gerçekleştiği hesap dönemlerinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir.

Enflasyon düzeltmesi 2003 ve 2004 yıllarında uygulanmış ve mezkûr maddenin A fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamındakiler hariç, sonraki dönemden günümüze kadar şartların gerçekleşmemesi nedeniyle enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır.

Ancak, 31.12.2021 itibariyle son üç yıllık üretici fiyat artışı %141,70; son yıl fiyat artışı ise %79,89 olarak gerçekleşmiş ve genel şart olan ÜFE’deki artış son üç yılda %100’den ve son on iki ayda da %10’dan fazla artma rakamları aşılmıştır.

Dolayısıyla, Aralık 2021 itibariyle ile enflasyon düzeltmesi şartları gerçekleşmiş oldu. Ancak kamuoyunca şartlar oluştuğu halde erteleneceği yönünde güçlü bir beklenti oluştu. Bu beklenti var iken Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde 06.01.2022 tarihinde “Enflasyon Düzeltmesine İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Taslağı” yayımlanınca beklentiler boşa olduğu anlaşıldı.

Acele hazırlanan taslak tebliğ 31.12.2021 itibariyle enflasyon düzeltmesi şartları oluşmasına rağmen, 7’nci bölümünde “2021 yılına ait vergi matrahı, düzeltme öncesi mali tablolara göre tespit edilen kârlar üzerinden hesaplanır” ifadesi ile vergide kanunilik ilkesine aykırı açıklama yapmış olmasına da sebebiyet vermekteydi.

Üstelik özvarlıkları ile çalışan ve aktifinde parasal olmayan varlıkları (stoklar, sabit kıymetler vs.) yüksek olan, yani bu varlıkları borçla finanse eden mükellefler (Örneğin KOBİ’lerin çoğu) enflasyon düzeltmesinden olumsuz etkilenecekti. Çünkü bu durumda vergiye tabi enflasyon kârı çıkacaktı.

Diğer taraftan enflasyon muhasebesinin genel uygulama neticesinde ise Hazine ve Maliye’nin vergi gelirlerinde azalışa sebebiyet vereceği için, maliye idaresi tarafından istenmeyen bir uygulama olarak ortaya çıkacaktı.

7326 sayılı Kanunla geçici 31 inci maddede yapılan düzenleme uyarınca yüzde 2 vergi ödeyerek yeniden değerlemeye tabi olan mükelleflerin, yaptıkları ödemelerin geri alınıp alınamayacağı bir sorun haline gelecekti.

Öte yandan meslek mensuplarına da ilave iş yükü getirecekti.

Kısaca enflasyon muhasebesi her kesimi aniden hazırlıksız yakalamıştı.

Tam da bu karmaşık durum devam ederken 13.01.2022 tarihinde Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunuldu, akabinde genel kuruldan geçerek 29.01.2022 tarih ve 31734 sayılı Resmi Gazete’de 7352 sayılı Kanun olarak yayımlanarak yasalaştı.

KANUN NE GETİRİYOR

Mükelleflerin, söz konusu yeniden değerleme imkanları ve 2004 yılından itibaren enflasyon düzeltmesinin uygulanmaması gerekçeleriyle, şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesi taleplerine istinaden, 2023 yılı sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapılmaması gerekçesiyle kanun hazırlanmıştır. Ayrıca, 2023 yılı hesap dönemi sonu itibarıyla yapılacak enflasyon düzeltmesi neticesinde belirlenen geçmiş yıl kârının vergiye tâbi tutulmaması, geçmiş yıl zararının zarar olarak kabul edilmemesi de hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 1.maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 33. Madde şöyledir;

“GEÇİCİ MADDE 33- Geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesi kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.

Bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (Ç) fıkrası uygulaması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirilir.

31/12/2023 tarihli mali tablolar enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kar/zarar farkı geçmiş yıllar kar/zararı hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tâbi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez.

Bu maddenin önceki fıkralarında yer alan hükümler, bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında olan mükellefler bakımından geçerli değildir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Yapılan söz konusu düzenlemeyle, geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021, 2022 yılları ile 2023 geçici vergi dönemlerinde şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi yapılmayacak. Bu dönemler enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak kabul edilecektir.

İlk olarak 31.12.2023 tarihli mali tablolar, şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak. Ancak bu düzeltmeden kaynaklanan kar/zarar tutarları geçmiş yıllar kar/zararı hesabında gösterilecek. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl karları (2023 yılına ilişkin tutarlar dahil) vergiye tabi tutulmayacak, geçmiş yıl zararları ise vergi matrahının tespitinde zarar olarak indirilmeyecektir.

Bu düzeltme sonucunda hesaplanacak tutarlar, 2024 yılına başlangıç değerleri olarak intikal ettirilecek ve bu yıldan itibaren vergisel sonuç doğuracaktır. Yani 2023 yılı sonunda düzeltilen değerler üzerinden 2024 yılından itibaren amortisman ayrılabilecek ve bu değerler 2024 yılı başından itibaren maliyet olarak dikkate alınabilecektir.

ENFLASYON DÜZELTMESİ TAMAMEN KALDIRILMALIDIR

Kamuoyunda yılbaşından itibaren gündem konusu olan enflasyon düzeltmesi, bazı durumlarda ilave vergi yükü getirmesi, ilave iş yükü ve yeni getirilen düzenlemeler dolayısıyla tamamen kaldırılması yerinde bir uygulama olacaktır.

Zira 3/6/2021 tarihli ve 7326 sayılı Kanunla geçici 31 inci maddede yapılan düzenlemeyle 31/12/2021 tarihine kadar mükelleflerin taşınmazlarını ve amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutma imkânı getirilmiştir.

Yine VUK Geçici 32 inci maddede yapılan düzenlemeyle “ilerleyen yıllarda %2 vergi ödeyerek yeniden değerleme yapabilme” imkanı getirilmiştir.

Diğer taraftan 2021 yılında aynı Kanunda, 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle de; amortismana tabi iktisadi kıymetler bakımından sürekli yeniden değerleme uygulamasının, enflasyon düzeltmesi koşullarının oluşmadığı dönemlerde tekrar uygulanabilmesi mümkün hale getirilmiştir.

Her ne kadar enflasyon düzeltmesi ve yeniden değerleme aynı olmasa bile, sürekli yeniden değerleme uygulaması mükelleflerin beklentilerini karşılayacağı kanaatindeyim. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi hükümlerinin kaldırılması daha doğru bir düzenleme olacaktır.

BİR KİTAP

Bu yazımızda tarafıma iletilen kitap “Sat-Kirala-Geri al” işlemlerinin vergilendirilmesi. Çok değerli meslektaşım YMM Feride YAHŞİ’nin kaleminden çıkmıştır.

Ülkemizde 2012 yılı sonu itibariyle yürürlüğe giren ve Şirketlerin finansman sağlama yöntemi olarak kullandığı “Sat-Kirala-Geri al” işlemi, şirketin üzerine kayıtlı amortismana tabi malların leasing firmasına satıldıktan sonra tekrar kiralanması işlemidir. Kiralama süresi sonunda satılan mallar tekrar kiracıya devredilmektedir. Gayrimenkul, ikinci eli değerli olabilecek makine ekipman ve iş makineleri sözleşmeye konu olabilmektedir.

Sat-Kirala-Geri Al işlemlerinde uygulanacak Vergi İstisnaları Kurumlar Vergisi, KDV Kanunu, Harçlar Kanunu ve Damga Vergisi Kanununda düzenlenmiştir. Taşınır ve taşınmaz ticareti ve kiralaması ile uğraşanların bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları varlıkların Sat-Kirala-Geri Al işlemine konu olması halinde istisna uygulamasına ilişkin sınırlama kaldırılmıştır.

HAS SÖZ

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

(Sezai Karakoç)

Üstada rahmet ve minnetle…

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

01.02.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

BOBİ FRS Konusunda KGK Açıklaması

Bugünlerde KGK’nın aşağıya aynen aldığım açıklamasını hayretle okudum.

TFRS, BOBİ FRS Kapsamında Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlamanın Uygulanması başlığı altında aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

Ülkemizde 2021 yılı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksindeki (Yİ-ÜFE) yıllık artış %79,89; Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) yıllık artış ise %36,08 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını (TFRS) uygulayan işletmelerin 2021 yılı finansal raporlama döneminde TMS 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama’yı (IAS 29 Financial Reporting in Hyperinflationary Economies) uygulayıp uygulamayacakları konusunda tereddütlerin oluşmasına yol açmıştır.

İlgili standartta esasen hiperenflasyonun (Bu terim, TMS 29’da “yüksek enflasyon” olarak çevrilmiştir.) mevcut olduğu ekonomiler ele alınarak bir ekonomide hiperenflasyonun mevcut olup olmadığının belirlenmesinde esas alınacak eşik değere yer verilmekte ve geçerli para birimi hiperenflasyonlu bir ekonominin para birimi olan işletmelerin finansal tablolarının enflasyona göre nasıl düzeltileceği açıklanmaktadır.

TMS 29’un 3’üncü paragrafında bir ekonomide son üç yılın kümülatif enflasyon oranının %100’e yaklaştığı veya bu oranı aştığı durumlarda söz konusu ekonomide hiperenflasyonun mevcut olduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte, TMS 29’un 37’nci paragrafında söz konusu eşik değerin belirlenmesi hususunda genel satın alım gücündeki değişiklikleri yansıtan bir fiyat endeksinin kullanılması gerektiği belirtilmektedir.

Uluslararası uygulamalarda, satın alım gücündeki değişiklikleri yansıtan genel fiyat endeksi olarak TÜFE esas alınmaktadır. Başka bir ifadeyle ilgili Standardın 37’inci paragrafına göre TFRS’yi uygulayan işletmelerimizin TMS 29’u uygulayıp uygulamayacağı konusunda da genel satın alım gücündeki değişiklikleri yansıtan TÜFE oranlarını esas almaları gerekmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan TÜFE oranlarına göre son üç yılın genel satın alım gücündeki kümülatif değişiklik %74,41 olarak gerçekleşmiştir. Bu itibarla, TFRS’yi uygulayan işletmelerimizin 2021 yılına ait finansal tablolarında TMS 29 kapsamında herhangi bir düzeltme yapmalarına gerek bulunmamaktadır.

Bu doğrultuda, Kurumumuzca yayımlanan ve gerçeğe uygun sunum sağlayan geçerli finansal raporlama çerçeveleri arasında uygulamada ciddi farklılıkların oluşmaması adına (BOBİ FRS) Bölüm 25 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlamada yer alan ilgili hükümlerin TFRS’ye uyumlu şekilde değiştirilerek BOBİ FRS uygulayan işletmelerde de yukarıda belirtilen uygulamanın esas alınması sağlanacaktır. DENİLMEKTEDİR.

Ben, uzun zamandır yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal raporlama standardı TMS 29’un değiştirilmesi gerektiğini, bizim yani Türkiye’nin (1980-2000 yılları arasında) uzun bir zaman yüksek enflasyon yaşamış ve bu konuda belki de dünyadaki en fazla tecrübelere sahip ülke olduğumuzu iddia ediyordum. Bu sebeple TMS 29 ve BOBİ FRS’deki bölüm 25’in ülkemiz insanları tarafından daha iyi bir şekilde yazılabileceğini düşünüyor ve iddia ediyordum.

Ancak, bu açıklama karşısında maalesef bu düşüncemden vazgeçiyorum.

Neden biliyor musunuz?

Ülke olarak Vergi Usul Kanunu gereği son aşamada Yİ-ÜFE üzerinden %100 ün üzerinde enflasyon açıklayan, sonra enflasyon düzeltmesinden vazgeçen maliye otoriteleri bu şekilde bir açıklama yapabilir. Ama, bu gelişmelerden sonra da bağımsız denetimde yetkili kuruluş, yani KGK olarak bağımsız denetçilere Yİ-ÜFE değil TÜFE’nin esas olacağı açıklamasını yapmak bana göre yanlıştır. Uluslararası bağımsız denetim esaslarına uymamaktadır.

Kamu Gözetimi Kurumu bana göre bu yanlıştan dönmelidir. Yapabilen firmalar ve kontrol eden bağımsız denetçiler, uygun gördüğü takdirde enflasyon düzeltmesi veya yeniden değerleme yapabilmelidir. TMS ve uluslararası standartlar böyledir. Acaba ben mi açıklamayı yanlış anladım?

AMA BEN DÜŞÜNCEMDE HAKLI OLDUĞUMU DA GÖRMÜŞ OLDUM. DEMEK Kİ ULUSLARARASI STANDARTLAR YERİNE TÜRKİYE KENDİNE GÖRE DAHA GERÇEKÇİ STANDARTLAR YAPABİLİYOR VE UYGULAYABİLİYORMUŞ. HADİ O ZAMAN, BAZI STANDARTLARI ÜLKEMİZ ESASLARINI GÖZ ÖNÜNE ALARAK YENİDEN YAZALIM.

01.02.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İhracat Bedellerinin, Yurda Getirilmesi Süresi ve Bozdurulma Zorunluluğu

Özet:

İhracat bedellerinin yurda getirilmesi konusu, 2018-32/48 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) ile 4 Eylül 2018 tarihinden itibaren altı ay süre ile ihracat bedellerinin 180 gün içerisinde Türkiye’ye getirilme ve %80’ini bir bankaya bozdurma zorunluluğu getirilmişti.

İhracat bedeli dövizlerin yurda getirilmesi ve getirilen dövizin bozdurulmasına ilişkin uygula süresi birkaç defa uzatıldı ve sonun da süre aynı kalmasına karşılık getirilen dövizin bozdurulma zorunluluğu sonunda kaldırıldı.

Gümrük Beyannamesine (GB) eklenen 28 no’ lu bölüm ile yapılan ihracatla ilgili bankacılık bilgileri istenmektedir. GB’ndeki 28 no’lu kutuya, Finansal ve bankacılık verileri yazılmaktadır.  Bu kutunun ilk satırına ihracat işlemlerine aracılık eden bankanın adı ve şubesi yazılır. İkinci satırına ise kambiyo mevzuatına göre yapılan ödeme şekli kaydedilir.

Bankalara getirilen ihracat bedelinin bozdurulması zorunlu olmadığından, ihracat bedelinin süresinde yurda getirildiği ve mevzuata uygunluğunun tevsiki için bankalarca “İhracat Bedeli Kabul Belgesi” düzenlenecek ve ihracat hesabının kapatılması bu belgeye göre yapılabilecektir.

Anahtar Kelimeler: İhracat, kambiyo mevzuatı, İhracat bedeli kabul belgesi, GB, DAB

Giriş:

İhracat bedellerinin, yurda getirilmesi sürelerinin ve bankalarda bozdurulması koşullarının takibi, ihracat yapan şirketlerin muhasebe ve finans birimlerine zor günler yaşatıyor.

2018 yılına kadar ihraç bedellerinin yurda getirilmesi ve getirilen dövizlerin bozdurulması sorunu bulunmamaktaydı.

İhracat bedellerinin yurda getirilmesi konusu, 2018-32/48 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) ile 4 Eylül 2018 tarihinden itibaren altı ay süre ile ihracat bedellerinin 180 gün içerisinde Türkiye’ye getirilme ve %80’ini bir bankaya bozdurma zorunluluğu getirilmişti.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 21.10.2021 tarih ve 650957 sayılı yazısına istinaden İhracat Genelgesi’nde yapılan düzenlemeler ile önemli değişiklikler yapılmış ve yeni ilave koşullar getirilmiştir.

1-İhracat bedellerinin yurda getirilme ve ihracat bedellerinin bozdurulma süreci:

2018-32/48 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin İhracat Bedelleri Hakkında Tebliğ ile 4 Eylül 2018 tarihinden itibaren altı ay süre ile ihracat bedellerinin 180 gün içerisinde Türkiye’ye getirilmesi ve %80’ini bir bankaya bozdurması zorunluluğu getirilmişti.

Daha sonra Tebliğin uygulama süresi 3 Mart 2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 2019-32/53 Tebliğ ile 4 Eylül 2019 tarihine, 31 Ağustos 2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 2019-32/55 Tebliğ ile de 4 Mart 2020 tarihine kadar uzatılmıştı.

Son olarak 31 Aralık 2019 tarihli 2019-32/56 sayılı ve Tebliğ ile yeni bir düzenleme yapılarak, gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin en az %80’inin bir bankaya satılmasına ilişkin zorunluluk kaldırılmış bulunmaktadır. Ancak bedellerin yurda getirilme süresindeki fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün koşulu kaldırılmamıştır.

Bu konuda Merkez bankasının yayınlamış olduğu 2020-3-İhracat Bedellerinin Yurda Getirilmesi Zorunluluğu Hakkında Tebliğ ile gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Anılan tebliğde 31.12.2019 tarih ve 30995 sayılı (5. Mükerrer) Resmî Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin İhracat Bedelleri Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56) ile 31.12.2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere aşağıda belirtilen değişiklikler yapılmıştır.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 21.10.2021 tarih ve 650957 sayılı yazısına istinaden İhracat Genelgesi’nde önemli değişiklikler yapılmıştır.

Gümrük Beyannamesine (GB) eklenen 28 no’ lu bölüm ile yapılan ihracatla ilgili bankacılık bilgileri istenmektedir. GB’ sindeki 28 no’lu kutuya, Finansal ve bankacılık verileri yazılmaktadır.  Bu kutunun ilk satırına ihracat işlemlerine aracılık eden bankanın adı ve şubesi yazılır. İkinci satırına ise kambiyo mevzuatına göre yapılan ödeme şekli kaydedilir.

2-İhracat bedellerinin yurda getirilmesi.

İhracat bedellerinin yurda getirilme süresi ve bazı ülkelere yapılan ihracat bedellerinin getirilmesine ilişkin olarak;

a-İhracat işlemlerine ait sözleşmelerde bedellerin tahsili için fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günden fazla vade öngörülmesi durumunda, bedellerin yurda getirilme süresi vade bitiminden itibaren 90 günü geçemez. Öngörülen vadenin tespiti için ihracatçının yazılı beyanıyla birlikte vade içeren sözleşmenin ya da vadeyi tevsik niteliğini haiz proforma fatura veya poliçenin aracı bankaya ibrazı zorunludur.

b-Serbest bölgelere yapılan ihracat işlemleri 2018-32/48 sayılı Tebliğ hükümleri kapsamındadır.

c-Ek:1’de yer alan ülkelere yapılan ihracat işlemleriyle ilgili olarak 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 3’üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz. Bu ülkelere yapılan ihracat bedellerinin yurda getirilme zorunluluğu yoktur.

İhracat bedellerinin yurda getirilmesi istisnası getirilen ülkelere yapılan ihracat hesapları muhasebe kayıtlarındaki alacak hesapları takip edilmeye devam edilecektir.

3-İhracat bedellerinin tahsil şekilleri.

Yapılan ihracatların bedellerinin ticari uygulamalara göre değişik tahsilat yöntemleri bulunmaktadır.

Bu yöntemler;

a- İhracat bedelleri 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ödeme şekillerine göre tahsil edilir ve GB’nin  28 inci hanesine tahsil işleminde kullanılan ödeme şekli yazılır. Birden fazla ödeme şeklinin kullanılması durumunda kullanılan diğer ödeme şekilleri GB’nin açıklama kısmına yazılır.

b-İhracat bedellerinin beyan edilen Türk parası veya döviz üzerinden yurda getirilmesi esas olup, bedelin beyan edilenden farklı bir döviz üzerinden getirilmesi mümkündür.

c-Türk parası üzerinden yapılan ihracat karşılığında yurda döviz getirilmesi mümkündür.

d-İhracat bedelinin yolcu beraberinde efektif olarak yurda getirilmesi halinde gümrük idarelerine beyan edilmesi zorunludur.

4- İhracat Bedellerinin DAB’ a (Döviz Alım Belgesi) bağlanması hakkında yapılan değişiklik.

İhracatı yapılan malların KDV iadelerinin alınması için, ihracat tutarlarının DAB bağlanma zorunluluğu yoktur.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 09.02.2021 ve 18.02.2021 tarihli yazıları ile İhracat Genelgesinde aşağıdaki değişiklikler yapıldı.

⎯İhracatçı tarafından, DAB düzenlenmesinin talep edilmesi halinde, diğer şartların yanında, ihracatçının hesabına yurt içindeki başka bir hesaptan söz konusu tutar kadar dövizin veya Türk lirasının tekrar transfer edilmesi kaydıyla DAB düzenlenmesi mümkündür.

Bu arada yapılan ihracatların KDV’ sının geri alınması için gerekli belgeleri belirtmek gerekirse;

-İade Talep Dilekçesi

-G.B listesi

-İade Hakkı Doğuran İşlemin Beyan Edildiği Döneme Ait İndirilecek KDV Listesi

-İade Hakkı Doğuran İşleme Ait Yüklenilen KDV Listesi

-İadesi Talep Edilen KDV Hesaplama Tablosu

-Satış Faturaları Listesi

5-Özelliği olan ihracatlar

Ticari olarak yapılan ihracatların haricinde bazı özel durumlar nedeniyle yurtdışına mal gönderilmesi gerekebilir. Bu tür mal ihracatlarında;

a-Yurt dışına müteahhit firmalarca yapılacak ihracatın bedelinin 365 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

b- Konsinye yoluyla yapılacak ihracatta bedellerin kesin satışı müteakip; uluslararası fuar, sergi ve haftalara bedelli olarak satılmak üzere gönderilen malların bedellerinin ise gönderildikleri fuar, sergi veya haftanın bitimini müteakip 180 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

c- İlgili mevzuat hükümlerine göre yurt dışına geçici ihracı yapılan malların verilen süre veya ek süre içinde yurda getirilmemesi veya bu süreler içerisinde satılması halinde satış bedelinin süre bitiminden veya kesin satış tarihinden itibaren 90 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

d-Yürürlükteki İhracat Rejimi ve Finansal Kiralama (leasing) Mevzuatı çerçevesinde kredili veya kiralama yoluyla yapılan ihracatta, ihracat bedelinin kredili satış veya kiralama sözleşmesinde belirlenen vade tarihlerini izleyen 90 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

6-İhracat bedelinin tahsili ve kabulü.

5. maddede belirtilen özelliği olan ihracatlarda ayrıca yapılan ihracatların bedelleri farklı yöntemlerle tahsil edilebilir.

 a-Özelliği olan ihracat için 7’nci maddedeki ihraç tarihleri ve süreler saklı kalmak kaydıyla, ihraç edilen malın GB’nin 22’nci hanesinde kayıtlı bedelinin yurda getirilerek, fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde İBKB düzenlenmesi zorunludur.

b-İhracat bedellerinin tahsili, satış sözleşmesinde belirlenen kurallar ve uluslararası ticari uygulamalar çerçevesinde firmaların yazılı beyanına istinaden “Akreditifli Ödeme”, “Vesaik Mukabili Ödeme”, “Mal Mukabili Ödeme”, “Kabul Kredili Akreditifli Ödeme”, “Kabul Kredili Vesaik Mukabili Ödeme”, “Kabul Kredili Mal Mukabili Ödeme” ve “Peşin Ödeme” şekillerine göre gerçekleştirilir.

c-İhracat bedelleri 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun 13’üncü maddesinde belirtilen ödeme hizmeti sağlayıcıları aracılığıyla da yurda getirilebilir. Söz konusu bedellerin ihracat bedeli olarak kabulü bankalar tarafından yapılır. İlgililerce ödeme ve elektronik para kuruluşlarına havale olarak gelen ihracat bedelinin, ilgili kuruluştan efektif olarak alınması ya da bir bankaya havale edilmesi halinde bu efektifin/havalenin bir banka tarafından ihracat bedeli olarak kabulünün 30 gün içerisinde yapılması gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu bedellerin kabulü bu efektifin/havalenin yurt dışından geldiğine ilişkin aracı ödeme/elektronik para kuruluşu yazısının ibrazı veya kabul işlemini yapacak bankaca efektif/havale konusu dövizlerin yurt dışından havale olarak geldiğinin ödeme/elektronik para kuruluşundan yazılı teyidinin alınması kaydıyla yapılır. Bu konu 21.10.2021 Tarihli İhracat Genelgesinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

7-Türk lirası ihracat.

İhracatlar genellikle döviz olarak yapılmasına rağmen bazen Türk lirası olarak da ihracat yapılmaktadır.

 a- Peşin bedel ve alıcı firma prefinansmanı dışında ihracat bedelinin Türk lirası olarak kabulü için satış sözleşmesi, akreditif mektubu veya banka garanti mektubunda bedelin Türk lirası olarak tahsil edileceğinin beyan edilmiş olması veya alıcıya gönderilecek faturanın Türk lirası olarak düzenlenmiş ya da GB’nin 22’nci hanesinde Türk lirası olarak beyan edilmiş olması gerekir.

b-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan ihracatta, ihracat bedeli birinci fıkrada belirtilen belgelerde döviz olarak gösterilmiş olsa dahi Türk lirası olarak kabul edilebilir.

c-Türk lirası olarak tahsil edileceği beyan edilen ihracat bedelinin kısmen veya tamamen döviz olarak kabulü halinde GB’nin 22’nci hanesinde kayıtlı Türk lirası tutar;

GB’nin düzenlendiği tarih ile bedelin bankaya getirildiği tarihteki Merkez Bankası döviz alış kurlarından lehe olanı esas alınarak kabul edilecek döviz cinsine çevrilir.

8-İhracat bedelinin tespiti.

Yurda getirilecek ihracat bedellerinin tespitinde;

a- İhracat bedelinin tespitinde GB’nin 22’nci hanesindeki değer esas alınır. Ancak bu hanede belirtilen tutarın mal bedelinin dışında navlun ve/veya sigortayı da kapsaması ve ihracat bedeli olarak 22’nci hanede kayıtlı tutarın faturada kayıtlı tutara eşit olması halinde faturada kayıtlı bedel esas alınır. GB’nin 22’nci hanesinde kayıtlı tutarın faturada kayıtlı tutardan farklı olması ve GB’nin 22’nci hanesinde kayıtlı olan döviz tutarının ABD doları dışında bir döviz cinsinden olması halinde GB’nin 46’ncı hanesinde ABD doları olarak gösterilen değer dikkate alınır.

b-GB’de beyan edilen değerlerle kontrol sırasında gümrük müdürlüklerince belirlenen değerlerin farklı olması halinde ihraç bedelinin tespitinde, GB’nin “E” veya “D” hanesinde yer alan kayıtlar dikkate alınır.

c-Konsinye ihracatta ihracat bedeli olarak kesin satış faturasında kayıtlı bedel esas alınır.

d-GB’nin 22’nci hanesinde kayıtlı döviz cinsi ile ihracatçıya ödenen döviz cinsinin farklı olması halinde kapatma işlemleri için yapılacak hesaplamalarda; fiili ihraç tarihindeki Merkez Bankası çapraz kurları kullanılır.

9-İhracat bedelinin diğer yöntemlerle tahsili.

İhracat bedelinin banka havalesi dışında da tahsil imkanları vardır.

 A- İhracatçılarca ihracat bedeli olarak tahsil veya iştira için tevdi edilen banka veya şahıs çekinin bankalarca iştiraya alınması halinde;

Çekin keşidecisi yurt dışındaki banka ise iştira anında İBKB düzenlenebilir.

Çekin keşidecisi şahıs ise çek karşılığı muhabir hesaplarına alacak geçmeden İBKB düzenlenemez.

B-İhracat bedeli olarak tevdi edilen çeklerin yurda girişinde gümrük idarelerine beyan edilme zorunluluğu yoktur.

C-Türkiye’deki bankalarca düzenlenen çeklerin iştira edilerek ihracata ilişkin İBKB düzenlenebilmesi için çeki düzenleyen bankanın çek bedelinin yurt dışından geldiğini belirten yazısı aranır.

D-İhracat bedelinin kredi kartıyla tahsil edildiği işlemlerde, kredi kartının yurt dışından verilmiş olduğunun tespiti şarttır. Bu işlemlerde, fiş (slip) bedelinin ihracatçıya ödendiği tarih itibarıyla talebe göre her bir fiş için ayrı ayrı ya da fiş bedellerinin tamamı için tek bir İBKB düzenlenebilir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan ihracata ilişkin bedellerin, ithalatçıya ait ve Türkiye’deki bankaların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki şubelerinden alınan kredi kartları ile tahsil edilmesi mümkündür.

E-Fiş bedellerinin tamamı üzerinden tek bir İBKB düzenlendiği işlemlerde, peşin bedel hesabı diğer firmalara gerçekleştirilen ihracatla kapatılabilir.

10-Döviz tevdiat hesabından ihracat bedeli kabulü.

Şirketlerin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı bankalardaki döviz hesaplarındaki tutarlar belli koşulları sağladıkları takdirde ihracat tahsilatı olarak kabul edilebilir

a Dövizin yurt dışından geldiğinin tespiti kaydıyla dışarıda yerleşik gerçek veya tüzel kişiler adına açılan döviz tevdiat hesaplarından ihracatçının hesabına transfer edilen bedellerin bankalarca ihracat bedeli olarak kabulü mümkündür.

b-Yurt dışında yerleşik kişiler adına açılan döviz tevdiat hesaplarına, Türkiye’deki ithalatçı firmaca ödenen ithalat bedelinin, hesap sahibince verilen vekâletname çerçevesinde Türkiye’deki ithalatçı firma veya üçüncü kişilerce ihracat bedelinin kabulünde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

c-Yurt dışında taahhüt faaliyetlerinde bulunan Türk firmalarının, sıfatlarını tevsik etmeleri kaydıyla yurda getirilmesi zorunlu olmayan dövizlerle açtıracakları döviz tevdiat hesaplarından ya da yurt içinde veya dışındaki bankalardan sağladıkları döviz kredisiyle açılan hesaplardan yurtdışındaki taahhüt işleri kapsamında yapılan ihracatın bedelleri ödenebilir.

d-Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan uluslararası ihaleyi kazanan Türk müteahhitlerinin hak edişleri karşılığında elde ettikleri Türk lirası tutarın veya karşılığının dövize dönüştürülmesi suretiyle (söz konusu tutarın istihkak karşılığı olduğunun tevsiki kaydıyla) elde edilen döviz tutarı, bu firmaların yurt dışında üstlendikleri işlerle ilgili olarak yapılan ihracat bedellerinin karşılığı olarak kullanılabilir.

e-İhracatçı firmanın vekili bulunan kişi veya firma adına yurt dışından gelen dövizlerle açılan döviz tevdiat hesaplarından, vekâletnamenin fiili ihraçtan önce düzenlenmesi şartıyla vekili bulunulan ihracatçı firma adına ihracat bedeli kabulü yapılabilir.

f-Türkiye’de yerleşik sayılmakla birlikte yurt dışında serbest meslek ve müstakil iş sahibi olarak çalışan ve bu faaliyetlerini yurt dışındaki temsilciliklerimizden alınacak belgeler veya pasaport kayıtlarıyla tevsik eden kişiler adına açılacak döviz tevdiat hesaplarından transfer edilen dövizlerin, yurt dışından geldiğinin ve ihracatın aynı kişiye yapıldığının tespiti kaydıyla ihracat bedeli olarak kabulü yapılabilir.

11-Faktoring işlemleri.

İhracattan doğan alacak hakkının ihracatçı tarafından faktoring sözleşmesi çerçevesinde faktoring şirketine temlik edildiği faktoring işlemlerinde;

İhracat bedelinin faktoring şirketi tarafından yurt dışı kaynaklı dövizlerle hesaba transferi veya getirilmesi halinde faktoring şirketinin aracı bankaya göndereceği, üzerinde GB’nin tarih ve sayısı ile temliğe konu fatura tarihi ve numarasını içeren yazılı talimatı ve ihracatçının beyanına istinaden bankalarca bedel kabul edilerek İBKB ihracatçı firma adına düzenlenir. İBKB üzerine faktoring masraflarına ilişkin not eklenir.

İhracat bedelinin faktoring şirketinin yurt içi kaynaklarından hesaba transferi veya getirilmesi halinde faktoring sözleşmesinin bankaya ibrazı üzerine, ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin sorumluluğun faktoring şirketine ait olması halinde, ihracat bedeli dövizler yurda getirildiğinde, faktoring şirketinin GB’nin tarih ve sayısı ile üzerinde temlik notu bulunan faturanın tarih ve sayısını içeren yazılı talimatına istinaden İBKB ihracatçı firma adına düzenlenir. İBKB üzerine faktoring masraflarına ilişkin not eklenir.

12-İhracatçının serbest kullanımına bırakılan dövizler.

Ek.2 de yer alan ülkelere yapılan ihracat tutarlarının %50 sinin yurda getirilmesi yeterli olup diğer %50 si ihracatçının serbest kullanımına bırakılmıştır.

Hizmet ihracatı, transit ticaret, Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satış, Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satış, mikro ihracat ve serbest bölge işlem formu kapsamında gerçekleştirilen 5.000- ABD doları veya karşılığı döviz ya da Türk lirasını geçmeyen tutardaki ihracat işlemlerinde bedellerin tamamının; Ek:2‘te yer alan ülkelere yapılan ihracat işlemlerinde ise bedellerin yüzde ellisinin tasarrufu serbesttir.

CFR ve CIF teslim şekline göre gerçekleştirilen ihracatta, navlun ve sigorta bedeli ile kiracının satın alma hakkı bulunmayan finansal ve ticari kiralama sözleşmesi çerçevesinde elde edilen kira bedelleri hizmet bedeli döviz olarak kabul edilir.

13-İhracat Bedellerinin Yurda Geç Getirilmesinde “Haklı Durum” Kavramı Getirildi.

Tebliğin 9’uncu maddesinin başlığı “Mücbir Sebep ve Haklı Durum Halleri” olarak değiştirilerek, maddeye 3’üncü fıkra olarak “Mücbir sebep halleri dışında kalan, ancak bedel getirme süreleri içerisinde ihracat bedelinin yurda getirilmesine engel olan ve resmi kayıtlarla tevsik edilebilen durumlar Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince haklı durum olarak değerlendirilebilir.” Hükmü eklenmiştir.

Böylelikle, resmi kayıtlarla tevsik edilmesi hallerinde Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerinin, ihracat bedelinin haklı durum kapsamında yurda getirilemediğinin değerlendirilmesi mümkün hale getirilmiş oldu.

Yeni düzenleme ile döviz olarak bankalar aracılığıyla yurda getirilmiş olan ihracat bedelleri Türk lirasına çevrilmeden serbestçe tasarruf edilebilecektir.

İlgili tebliğ’ in 4 maddesinin 6 fıkrasına Ek 2 de belirtilen ülkelere yapılan ihracat işlemleriyle ilgili olarak 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 3.üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz.” hükmü eklenmiştir.

14-İhracat bedelinin tahsilinde ve ihracat hesabının ka­patılmasında sorumluluk.

İhracat Hesaplarının kapatılması;

İhracat hesaplarının kapatılması konusunda, ihracatçılarımızın ve bankalarımızın görevi farklı olmaktadır. İhracatçılar; ihracat bedelinin tahsilinden ve ihracat hesabının yurda getirme süresi içinde (ek süreler dâhil) kapatılmasından sorumlu iken, aracı bankalar sadece hesapların kapatılmasını izlemekle yükümlüdür.

Bu konuda:

(1) İhracat bedelinin tahsilinden ve ihracat hesabının yurda getirme süresi içinde (ek süreler dâhil) kapatılmasından ihracatçılar, ihracat bedelinin faktöring şirketinin yurt içi kaynaklarından ödendiği faktöring iş­lemlerinde faktöring şirketi sorumludur.

(2) İhracata aracılık eden bankalar, bilgisi dâhilinde olan beyannamelerle ilgili ihracat bedellerinin yurda getirilme­sini ve kabulünü izlemekle ve ilgili indirim ve mahsup iş­lemlerini gerçekleştirmekle yükümlüdür.

15-İhracat hesabının kapatılacağı aracı banka.

İhracat bedellerinin kapatılmasının değişik yöntemleri vardır.

a İhracat hesabı, peşin ödeme ya da GB’de peşin ödeme ile diğer ödeme şekillerinin birlikte beyan edildiği işlemlerde, peşin bedel kabulünü yapan, bunun dışındaki işlemlerde ise ihracatçı tarafından GB’nin 28 inci hanesinde beyan edilen veya ihracatçı tarafından ihracat hesabının kapatılması işlemlerini gerçekleştirmek üzere GB’nin bir örneği/GB bilgileri ibraz edilerek anlaşma sağlanan aracı banka nezdinde kapatılır. İhracat bedelinin fiili ihraçtan sonra tahsil edildiği ödeme şekillerinde, ihracat bedeli aracı bankadan farklı bir bankaya gönderilmiş ise bedel kabulünü yapan banka, düzenlendiği İBKB ile ibraz edilmesi halinde GB’nin bir örneği/GB bilgilerini ihracat hesabını kapatacak olan bankaya gönderir.

b-İhracatçı tarafından ihracat hesabının kapatılması işlemlerini gerçekleştirmek üzere GB’nin bir örneği/GB bilgileri ibraz edilerek anlaşma sağlanan bankanın GB’nin 28’inci hanesinde beyan edilen bankadan farklı olması durumunda, belirlenen aracı bankanın GB’nin 28 inci hanesinde beyan edilen bankaya yazılı olarak bildirimde bulunması zorunludur.

c-Peşin bedel kabulünü yapan bankanın GB’nin 28’inci hanesinde beyan edilen bankadan farklı olması durumunda, kabulü yapan bankanın ihracat hesabının kendisi tarafından takip edildiğine dair GB’nin 28 inci hanesinde beyan edilen bankaya bildirimde bulunması zorunludur.

16-İhracat hesabının kapatılmasında ibrazı zorunlu belgeler.

İhracat hesabının kapatılabilmesi için GB örneği/GB bilgileri, ilgili İBKB’ler, satış faturası ile indirim ve mahsup konusu belgelerin aracı bankaya ibrazı zorunludur.

17-İhracat bedelinin tahsilinde ve ihracat hesabının kapatılmasında sorumluluk

a-İhracat bedelinin tahsilinden ve ihracat hesabının yurda getirme süresi içinde (ek süreler dâhil) kapatılmasından ihracatçılar, ihracat bedelinin faktoring şirketinin yurt içi kaynaklarından ödendiği faktoring işlemlerinde faktoring şirketi sorumludur.

b- İhracata aracılık eden bankalar, bilgisi dâhilinde olan beyannamelerle ilgili ihracat bedellerinin yurda getirilmesini ve kabulünü izlemekle ve ilgili indirim ve mahsup işlemlerini gerçekleştirmekle yükümlüdür.

18-İhracat bedellerinin kapatılmasında ek süre.

Mücbir sebep hallerinde veya mücbir sebep halleri dışında ihracat bedellerinin kapatılmasında talep edilmesi halinde ihracatçıya ek süre verilebilir.

a- 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında sayılan mücbir sebep hallerinin varlığı halinde, mücbir sebebin devamı müddetince altışar aylık dönemler itibarıyla ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce ek süre verilir.

b-Mücbir sebep halleri dışında kalan haklı durumların varlığı halinde, hesapların kapatılmasına ilişkin altı aya kadar olan ek süre talepleri, firmaların haklı durumu belirten yazılı beyanına istinaden üçer aylık devreler halinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, altı aylık süreden sonraki ek süre talepleri Bakanlık tarafından incelenip sonuçlandırılır.

c-Mücbir sebep halleri 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında açıklanan şekilde tevsik edilir.

d-Mücbir sebep halleri ile ilgili olarak yurtdışından temin edilecek belgelerin dış temsilciliklerimizce veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmî Belgelerin Tasdik Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması gerekir.

e-Mücbir sebep halleri dışında kalan ancak bedel getirme süreleri içerisinde ihracat bedelinin yurda getirilmesine engel olan ve resmi kayıtlarla tevsik edilebilen durumlar Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince haklı durum olarak değerlendirilebilir.

f-Mücbir sebeplerin varlığı nedeniyle Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce verilen 24 aylık ek sürenin sonunda mücbir sebebin devamının belgelenmesi halinde açık ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin talepler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

 19-İhracat bedellerinin kapatılmasında terkin.

İhracat bedelleri yasal sürelerinde kapatılmadığı takdirde aşağıda belirtilen koşullarda resen terkin edilmek suretiyle kapatılır.

A- (1) Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla;

30.000 ABD doları veya eşitine kadar noksanlığı olan ihracat hesapları doğrudan bankalarca ödeme şekline ve toplam beyanname tutarına olan oranına bakılmaksızın,

30.000 ABD doları veya eşitinden yüksek olmakla birlikte 100.000 ABD doları veya eşitini aşmamak üzere, beyanname veya formda yer alan bedelin %10’una kadar noksanlığı olan (sigorta bedellerinden kaynaklanan noksanlıklar dahil) ihracat hesapları doğrudan bankalarca veya 90 günlük ihtarname süresi içinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlıkları/Müdürlüklerince ödeme şekline bakılmaksızın,

200.000 ABD doları veya eşitini aşmamak üzere, 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinde belirtilen mücbir sebep ve haklı durum halleri göz önünde bulundurulmak suretiyle beyanname veya formda yer alan bedelin %10’una kadar açık hesaplar ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, terkin edilmek suretiyle kapatılır.

B-Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla, 200.000 ABD doları veya eşitini aşan noksanlığı olan açık hesaplara ilişkin terkin talepleri 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinde belirtilen mücbir sebepler ile haklı durumlar göz önünde bulundurulmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

C-Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla, terkin hesaplamasında kullanmak üzere birinci fıkrada belirtilen yetkilerden ihracatçı lehine olan yalnızca bir tanesi uygulanabilir. Aynı anda, iki farklı bentte yer alan terkin limitlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

D-Terkin limitlerinin belirlenmesinde GB’nin 46’ncı hanesindeki değer esas alınır.

E-Terkin yapılabilecek tutar ile kabulü yapılan tutar arasındaki farkın yurda getirildiğinin tespiti ile ilgili olarak ihracatçının yazılı beyanı doğrultusunda gerekli kontroller yapılarak hesap kapatılır.

F-Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde bankalar tarafından terkin edilmek suretiyle kapatılacağı belirtilen ihracat hesapları ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilmeksizin doğrudan bankalarca terkin edilir.

20- İlgili Bankalarca Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdür­lüklerine bildirim.

İhracat hesabının, ek sürelerde dahil olmak üzere süresi içinde kapatılmaması halinde G.B belirtilen bankalar tarafından ilgili idarelere bildirimde bulunulur.

(1) İhracat hesabının, ek süreler de dâ­hil olmak üzere, süresi içerisinde kapatılamaması ha­linde açık hesap tutarı aracı bankaca 5 iş günü içinde Ek:1’deki forma uygun olarak ilgili Vergi Dairesi Başkan­lığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir. Söz ko­nusu formun açıklama kısmına ilgili ihracat bedelinin ne kadarının İBKB’ ye bağlandığı ayrıntılı olarak yazılır.

(2) İhracat bedelinin faktöring şirketlerince yurt içi kay­naklardan ödendiği faktöring işlemlerinde ise kapatılma­yan ihracat hesaplarıyla ilgili olarak sadece faktöring şir­ketleri ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir.

(3) Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Mü­dürlüklerince ihracat hesabının kapatılması için ilgililere ihbardan itibaren 10 iş günü içinde 90 gün süreli ihtarna­me gönderilir. İhracatçılarca bu ihtar süresi içinde ihracat hesabının kapatılması veya mücbir sebep halinin ya da haklı durumun ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne belgelenmesi gerekir.

(4) 21.10.2021 tarihli 650957 sayılı İhracat Genelgenin 28 inci maddesinin birinci fıkrası kap­samındaki işlemlerden 90 günlük ihtarname süresi so­nunda kapatılmayanlar için Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Cumhuriyet Savcılık­larına 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hak­kında Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını temi­nen bildirimde bulunulur ve Bakanlığa ihbara ilişkin bilgi verilir.

(5) Açık ihracat hesabı ihbarını birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde gerçekleştirmeyen bankalar hakkında ilgili Vergi Dairesi Başkanlıklarınca veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Türk Parasının Kıymetini Koruma Hak­kında 1567 Sayılı Kanun uyarınca yasal işlem başlatıl­masını teminen ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur.

21-İhracat Bedeli Kabul Belgesi.

İhracat bedellerinin kapatılma aşamasında ilgili bankalarca İhracat Bedeli kabul Belgesi (İBKB) düzenlenir.

A- Bankalarca İBKB düzenlenirken;

Seri numarası satırına bankalarca verilecek sıra numarasının yazılması mümkündür.

İhracat bedelinin 13’üncü maddede sayılan yöntemlerle tahsil edilmesi halinde “Yurda Getiriliş Şekli” satırına bu husus belirtilmelidir.

Yurda getirilen bedelin başlığı altında yer alan “Tutarı-Para Birimi” satırına bedelin ABD doları karşılığı ilave olarak belirtilmelidir.

“Hesaba Geçiş Tarihi” satırına bedelin firma hesabına geçiş tarihi kaydedilecek olup ayrıca valör tarihinin ilave olarak belirtilmesi mümkündür.

B-İhracat bedellerinin takip edileceği sistem Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygulamaya alınana kadar bankalarca kabul işlemlerinde her bir işlem itibarıyla İBKB veya DAB’dan yalnızca bir tanesi düzenlenebilir.

 22-Mahsuben Ödeme.

İhracat bedelleri yurda getirilmeksizin yurtdışı borçlarına da mahsup yapılabilir.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 09.02.2021 ve 18.02.2021 tarihli yazıları doğrultusunda İhracat Genelgesinde aşağıdaki değişiklikler yapıldı.

Genelgenin 29’uncu maddesinin 3’üncü fıkrası uyarınca Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince ihracat hesabının kapatılması için ilgililere ihbardan itibaren 10 iş günü içinde 90 gün süreli ihtarname gönderilir. İhracatçılarca bu ihtar süresi içinde ihracat hesabının kapatılması veya mücbir sebep halinin ya da haklı durumun ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne belgelenmesi gerekmektedir.

Değişiklik uyarınca ihracat bedelinin mahsuben ödemede kullanılabilmesi için mahsup talebinin bedel getirme süreleri içinde veya söz konusu Genelgenin 29 uncu maddesi uyarınca gönderilen ihtarname süresi içerisinde yapılması gerekir.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının 30.06.2021 tarih ve 392745 sayılı yazısı doğrultusunda İhracat Genelgesinin, ithalat bedellerinin ihracat bedelinden mahsup işleminde kullanılabilmesine ilişkin açıklamaların yer aldığı “İndirim ve mahsup işlemleri” başlıklı 21 inci maddesinin 4’üncü fıkrasında değişiklik yapılmıştır.

Bilindiği üzere, ithalat bedellerinin ihracat bedelinden mahsup işleminde kullanılabilmesi için ithalat konusu malların serbest dolaşıma giriş tarihi ile ihraç konusu malların fiili ihraç tarihi arasında azami 180 gün olması gerekmektedir.

Yapılan değişiklik uyarınca, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ihraç edilecek bir ürün için ihracat öncesi yapılan ithalatta, ithal edilen malların serbest dolaşıma giriş tarihi ile ihraç konusu malların fiili ihraç tarihi arasında 180 günden fazla süre bulunması halinde dahilde işlem izni için (Dahilde İşleme İzin Belgesi, Dahilde İşleme İzni) Ticaret Bakanlığınca verilen sürenin (söz konusu sürenin ilgili mevzuat hükümlerince uzatılması halinde verilen ek süre de dahil olacak şekilde) mahsup işlemlerinin yapılmasında ihraç ve ithal arasındaki azami süre olarak dikkate alınmasının mümkün olduğu açıklanmıştır. *İhracat Genelgesi (4/7/2021)

23-İhracat Hesabının Kapatılmaması Halinde Yapılacak İşlemler.

İhracat bedellerini süresi içinde yurda getirmeyenlere İdari para cezası uygulanır.

48 no’lu Tebliğde bedelin, haksız yere yani mücbir sebep veya haklı durumlar yok iken süresi içinde yurda getirilmemesi halinde özel bir müeyyide öngörülmemiştir. Ancak bu durumda 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunun 3. maddesinde yer alan “İdari Para Cezası” müeyyidenin uygulanacağı tabidir. Kanunun 3. Maddesi uyarınca; ihracat bedellerini süresi içinde yurda getirmeyenlere, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idari para cezası uygulanır. İdari para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere ise maddenin birinci fıkrasına uyarınca idari para cezası verilir. Bu durumda verilecek idari para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde iki buçuğundan fazla olamaz. * Lebib Yalkın Dergisi, sayı:208, İrfan TİGRİK-Vergi Müfettişi, Samet Yaman-Vergi Müfettişi, s.112

24-İthalat Bedellerinin Ödenmesi

İhracat bedellerinin 180 gün içerisinde yurda getirilmesi gündeme geldiğinden itibaren bir kısım arkadaşlar tarafından İthalat bedellerinin ödenmesinde süre zorunluluğunun olup olmadığı da sıkça sorulmaktadır.

Devlet, yurda döviz girmesi zorunluluğunu getirirken, ithalat borcunun ödenmesi konusunda herhangi bir yaptırım getirmemektedir.

İthalat bedelinin ödenmesi hakkında Gelir İdaresinin vermiş olduğu bir özelge aşağıdadır;

Soru: Bankacılık sisteminin gelişmediği ülkelerden yapılan alımlara ilişkin tevsik zorunluluğu nedir?

Yanıt: 23.08.2019 tarih, 27192137-105[Mük.257/2018-423]-E.65695 sayılı T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü’nün vermiş olduğu özelgeye göre; …….  “Buna göre, bahse konu uygulama kapsamında, ithalat bedellerinin ödenmesi ve ihracat bedellerinin ödenmesine ve ihracat bedellerinin tahsilatına ilişkin olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 257’nci maddesine yer alan yetki çerçevesinde herhangi bir düzenleme veya ithalat bedeli ödemelerinin, aracı finansal kuruluşlar aracılığı ile yapılması ve bunlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.”

Sonuç: 2018 yılından itibaren ihracat bedellerinin, önce 180 gün içerisinde yurda getirilmesi ve getirilen dövizlerin bozdurulması zorunluluğu getirildi. 2020 yılı başından itibaren de ihracat bedellerinin getirilmesi zorunluluğu devam ederken, yurda getirilen dövizlerin bozdurulma zorunluluğundan vazgeçildi.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 21.10.2021 tarihli 650957 sayılı yazısına istinaden İhracat Genelgesi’nde yapılmış ve yeni ilave koşullar getirilmiştir.

İhracat bedellerinin getirilmesi hakkında çıkan sorunlarla ilgili olarak çokça sorular gelmektedir. Bu konu da Türmob’un Şubat/2021 tarihli TPKKH 32 sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeler adlı 5 no’lu mali Mevzuat Yorum/Uygulama sirkülerinin sonunda 25 adet soru yanıt vardır. İlgilenen arkadaşların Türmob sitesinden bu sirkülere ulaşma imkanları vardır.

Bu arada ithalat bedellerinin de yurtdışına ödenme zorunluluğunun olmadığı da Gelir İdaresince biz uygulamacılara bildirilmiştir.

Yararlanılan Kaynaklar;

•32 Sayılı Karar

•Gelir İdaresi Başkanlığı Özelgeleri

•Merkez Bankası İhracat Genelgeleri

• 21.10.2021 Tarih 650957 sayılı İhracat Genelgesi

•Türmob’un Şubat/2021 tarihli TPKKH 32 sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeler adlı 5 no’lu mali Mevzuat Yorum/Uygulama sirküleri

Ek:1

İHRACAT BEDELİNİN YURDA GETİRİLMESİNDE İSTİSNA TANINAN ÜLKELER

Afganistan, Angola, Belarus, Benin, Cibuti, Etiyopya, Fildişi Sahili. Filistin, Gabon, Gana, Gine, İran, Kamerun, Kenya, Kırgızistan, Kuzey Kore, Küba, Liberya, Lübnan, Moldova, Nijerya, Senegal, Somali, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tanzanya, Venezuela

Ek:2

İHRACAT BEDELİNİN YURDA GETİRİLMESİNDE GÜMRÜK BEYANNAMESİNDE YER ALAN TUTARIN YÜZDE ELLİSİNİN TASARRUFUNUN SERBEST BIRAKILDIĞI ÜLKELER

Azerbaycan, Cezayir, Fas, Kazakistan, Mısır, Özbekistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Yemen

29.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

E-Haciz Tapu Sisteminin Değerlendirilmesi

GİRİŞ

Kamu alacaklarının hızlı bir şekilde tahsil edilmesini sağlamak, takip masraflarını en aza indirmek, idare ile ilgili kurumların iş yükününün azaltılarak zamandan tasarruf sağlanması ve haciz uygulamalarının elektronik ortamda yapılabilmesi amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından e-haciz tapu projesi geliştirilmiştir.

6183 Sayılı Kanunun 88.maddesinde yapılan bir düzenleme ile ‘ Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.’ vergi borcu bulunan mükelleflerin adlarına kayıtlı tapuda bulunan gayrimenkullere elektronik ortamda hacizlerine imkan veren bir düzenleme yapılmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) arasında 22.11.2018 tarihinde imzalanan “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Gelir İdaresi Başkanlığı Arasında Elektronik Ortamda Haciz Tesisi ve Terkini İşlemlerine İlişkin Protokol” gereği “e-Haciz Tapu” uygulamasına ait yazılım çalışmaları tamamlanmış olup, 28.12.2020 tarihinden itibaren tüm vergi daireleri/mal müdürlüklerinde kullanıma açılmıştır.

KAPSAM

‘’e-Haciz Tapu” uygulaması kapsamında;

• Taşınmaz bilgisinin mükellef bazında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sisteminden sorgulanması sonucu gelen taşınmazlardan haciz/ihtiyati haciz şerhi eklenmek istenilen taşınmazın/taşınmazların kullanıcı tarafından seçilmesi,

• Kat’i/ihtiyati/teminat haciz bildirisinin düzenlenmesi ve cevaplarının elektronik olarak alınması,

• Haciz tatbik veya haciz kaldırma yazısının sistem tarafından otomatik olarak KEYS üzerinden hazırlanması ve elektronik olarak imzalanarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne sevk edilmesi ve cevaplarının sistem üzerinden elektronik alınması,

• TKGM sisteminde taşınmazın tescil kaydına haciz şerhinin eklenip eklenmediği veya kaldırılıp kaldırılmadığı bilgisinin vergi daireleri/mal müdürlüklerindeki EVDB ekranlarından takip edilebilmesi,

•  Yapılan tüm işlemlerle ilgili raporların alınabilmesi,

•  Ayrıca TKGM’ den  alınan raporlarla ilgili bilgilerin, vergi daireleri/mal müdürlüklerindeki E-Haciz Tapu İcmal Listelerinde,

-Haciz bildirisine ait bilgiler,

-Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sisteminden yapılan sorgulama sonucu gelen taşınmaz sayısı,

-Vergi dairesi kullanıcısı tarafından haciz tatbik edilmek üzere seçilen taşınmaz sayısı,

-Haciz tatbik edilen taşınmaz sayısı,

-Haczi kaldırılmak istenilen taşınmaz sayısı,

-Haczi kaldırılan taşınmaz sayısı bilgileri yer alması sağlanmıştır.

SONUÇ

Kamu hizmetlerinin finansmanında vergi gelirlerinin payı çok önemlidir. Bu hizmetlerinin zamanında yapılabilmesi için vergilerini zamanında ödemeyen mükelleflerin tespit edilmesi ve kamu alacağının tahsil edilmesi devletin asli görevlerindendir. Bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler kamu kesiminde de bazı değişikliklere gidilmesini zorunlu kılmıştır.

‘’e-Haciz Tapu”  uygulaması oldukça yeni bir uygulamadır. Adı her ne kadar ‘’e-Haciz Tapu” olsa da burada söz konusu olan sonucunda bir haciz işlemidir. Hacze başvurabilmek için ilgili şartların (ödeme emri gönderilmesi, mal bildiriminde bulunulması, haciz varakalarının düzenlenmesi ve onaylanması gibi)  yerine getirilmesi gerekmektedir. Hatta mükellefe gönderilen ödeme emrinde, borcun ödenmediği takdirde e-haciz tapu uygulaması yoluna gidilip mükellefin tapudaki gayrimenkullerinin de haczedileceğinin bildirilmesi hukuki güvenlik açısından çok daha isabetli olacaktır.

‘’e-Haciz Tapu”  uygulaması ile ;

– Tapu müdürlükleri ile vergi daireleri/mal müdürlüklerindeki işlem yoğunluğunu azaltmak, işlem süreçlerini kısaltarak verimliliği artırıp sürekli kılınabilmesi,

– Tapu-kadastro ve vergi dairesi işlemlerinin etkin, hızlı ve güvenli elektronik ortamda sunumu ile personelin iş yükünün azaltılabilmesi,

– Yazışma usulüyle yapılan bütün hacizlerin tesisi ve terkini taleplerinin elektronik belge yönetim sistemi ( tapu müdürlüklerinde EBYS ile kurum ve kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişiler ile yapılan her türlü yazışmalar da elektronik ortamda yapılmakta olup, bu yazılar elektronik imza ile imzalanmaktadır. Kurum içi yazışmalar tamamen sistem üzerinden yapılıp, ayrıca fiziki olarak gönderilmeyip, elektronik ortamda dosyalanmaktadır) aracılığıyla elektronik ortamda yapılabilmesi,

–  Haciz sürecinin hızlandırılması, takip işlemlerinin etkin ve daha hızlı yürütülebilmesi,

– Tapu işlemlerinin elektronik ortamda yapılmasıyla tapu arşivlerinde fiziki yoğunluğun da azaltılabilmesi,

– Kurumlar arası yazışmalarda zaman kaybına ve kâğıt tasarrufuna önemli bir katkı sağlanabilmesi,

–  Kurumlar arası yapılacak yazışmalar EBYS üzerinden yapılması ve istenen belgeler sistem üzerinden gönderilmesi önemli bir miktarda kağıt, posta pulu, zaman gibi konularda tasarruf elde edilebilmesini

Şeklinde sayabileceğimiz kamu alacağının tahsilinde ve tapu müdürlüklerinin işlemlerinde etkinlik, verimlilik ve tasarruf sağlayacaktır.

Bu bağlamda elektronik haciz uygulamalarından e Tapu haciz işlemleri yerinde ve isabetli diğer kurumlara (SGK) bir örnek uygulama olmuştur. Tapu kayıtlarının güncellenmesi mükelleflerin TC kimlik numaralarının sisteme girişinin ilgili kurumca yapılmış olması sağlıklı bir haciz sürecinin işlemesini sağlayacaktır. Kurumlar ile yapılan protokol ve alt yapıların uyumlu hale getirilmesi ile kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde ihtiyaç duyulan kaynağın en önemli unsuru olan verginin tahsil sürecini hızlandıracaktır.

Bilgi, bölüşüldükçe artan hazinedir.

Faydalı olması dileğiyle

28.12.2021 

( Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı sosyal medya yayınları, 6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun,)

29.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

İhraç Kayıtlı Teslimlerde İhracat İçin Ek Süre Verilmesi

İhracatçıların, imalatçılardan ihraç kaydıyla teslim aldıkları malları birtakım yaptırımlarla karşılaşmamak adına yasal süresi içerisinde ihraç etmeleri gerekmektedir. Ancak bazen karşılaşılan mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle mallar yasal süresi içerisinde ihraç edilememektedir. Bu durumda ihracat için ek süre alınması gerekmektedir. Bu yazımızda söz konusu ek süre alınırken dikkat edilmesi gereken hususlardan bahsedeceğim.

İHRAÇ KAYITLI TESLİM NE DEMEKTİR?

İhraç kayıtlı teslim kısaca, imalatçılar tarafından imal edilen malların ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara KDV tahsil edilmeden teslim edilmesidir. Bu doğrultuda düzenlenen faturada: “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden, KDV tahsil edilmemiştir.” İfadesi yazılır. İmalatçılar tarafından tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilen bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur.

İHRAÇ KAYDIYLA TESLİM EDİLEN MALLARIN İHRAÇ EDİLME SÜRESİ NE KADARDIR?

İhraç edilmek şartıyla teslim edilen malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren 3 ay içerisinde ihraç edilmesi gerekmektedir.

Örneğin; İhracatçı A Limited Şirketi, imalatçı B Limited Şirketinden 15/03/2021 tarihinde ihraç kayıtlı olarak teslim aldığı malları Nisan, Mayıs, Haziran dönemleri içinde ihraç etmesi gerekmektedir. Söz konusu malların belirtilen süre içerisinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur.

İHRACAT İÇİN EK SÜRE VERİLEBİLMESİ İÇİN BİRİNCİ ŞART

İhracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren on beş gün içinde başvuran ihracatçılara üç aya kadar ek süre verilebilir. Yani ihracat için ek süre verilebilmesi için ilk şart ya mücbir sebep halinin varlığı ya da beklenmedik durumların gerçekleşmesidir. Mücbir sebep hallerinin neler olduğuna bakacak olursak, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesi esas alınarak belirlenir. Buna göre Mücbir Sebepler;

1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunma gibi hallerdir.

Beklenmedik durum halleri ise İhracatın kanuni süresinde gerçekleşmesine engel teşkil eden ve mücbir sebep kabul edilmeyen hallerdir. Bunlar kısaca:

— İhracatın yapılacağı ülkedeki savaş hali/siyasal karışıklıklar

— Ekonomik belirsizlik ve durgunluk

— Yurt dışındaki alıcının sipariş ertelemesi, iptal etmesi, teslim programındaki değişiklikler,

— Bedelin transferinde karşılaşılan aksaklık veya gecikmeler,

—  Akreditif süresinin dolması,

— İhraç edilecek malın tüketim mevsiminin geçmesi, uygun depolama koşullarına sahip olunmaması,

— İthalatçı ülke ile yaşanan siyasi veya ekonomik sorunlar,

— İhraç malının taşınmasında karşılaşılan sorunlar (gemilerin yükleme limanlarına gecikmeli yanaşması, taşıma aracı veya konteyner bulunamaması),

— Milli tatiller, iklim koşulları,

— Gümrüklerde yaşanan sorunlar (gümrüklerdeki araç yoğunluğu, gümrüklerde grev-iş yavaşlatma), resmi makamlardan ihracat için izin alınamaması gibi hallerdir.

İHRACAT İÇİN EK SÜRE VERİLEBİLMESİ İÇİN İKİNCİ ŞART

İhracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle gerçekleşmemesi halinde ek süre verilebilmesi için ikinci şart ise ek süre talebinin ihracatçılar tarafından en geç üç aylık sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlığa verilecek bir dilekçe ile yapılmasıdır. Bu dilekçeye aynı zamanda ihraç kaydıyla teslime ait faturanın bir örneği de eklenmelidir.

Örneğin; 10/02/2021 tarihinde imalatçıdan ihraç kaydıyla teslim aldığı malları ihracatçının Mart Nisan Mayıs aylarında ihraç edememesi halinde ek süre talebinin en geç 15/06/2021 tarihine kadar yapılması gerekmektedir.

İHRACAT İÇİN EK SÜRE TALEBİNDE UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

İhraç kaydıyla teslim aldıkları malları yasal süresi içinde mücbir sebepler veya beklenmedik durumlara bağlı olarak ihraç edemeyen ihracatçıların ek süre talepleri ilgili vergi dairesi başkanlıkları ve defterdarlıklar tarafından değerlendirilir. Tabi burada kanun maddesine baktığımızda ‘’ek süre verilebilir’’ denmektedir. Dolayısıyla idarenin ek süre verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak uygulamada genellikle yukarıda belirtilen mücbir sebep veya beklenmedik durumun varlığı söz konusu olduğunda ek süre verilmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere mücbir sebep veya beklenmedik durumun tevsikine yönelik bir belge talep edilmemektedir. Vergi dairesi başkanlıkları ile defterdarlıklar kendilerine yapılan ek süre taleplerini, öncelikle talebin zamanında ve ilgili ihracatçı mükellef tarafından yapılıp yapılmadığı bakımından incelemektedir. Burada uygulamada karşılaşılan en büyük sorun ek süre talebinin süresinden önce veya sonra talep edilmesidir.

Örneğin: Yukarıdaki örneği ele alacak olursak, 10/02/2021 tarihinde imalatçıdan ihraç kaydıyla teslim alınan mallar için ihracatçının ek süre talebinin 15 Mayıs 2021 tarihinde talep edilmesi gibi. Bu durumda uygulamada mükellefe ek süre verilmemekte süresinde ek süre talep etmesi gerektiği hatırlatılmaktadır.

Ek süre talebinin süresinden sonra istenilmesi halinde ise ek süre maalesef verilememektedir.

Örneğin: Yine yukarıdaki örnekten gidecek olursak, 10/02/2021 tarihinde imalatçıdan ihraç kaydıyla  teslim alınan mallar için ihracatçının ek süre talebinin 18 Haziran 2021 tarihinde talep edilmesi gibi.

İHRACATIN EK SÜRE TALEP MÜDDETİ OLAN 15 GÜNLÜK SÜRE İÇERİSİNDE YAPILMASI

3065 Sayılı KDV Kanununa göre, normal şartlarda İhraç edilmek şartıyla teslim edilen malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren 3 ay içerisinde ihraç edilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere mücbir sebep veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren 15 gün içinde başvuran ihracatçılara üç aya kadar ek süre verilebilmektedir. Ancak bazen henüz 15 günlük ek süre talep etme müddeti bitmeden ve izin alma işlemi olmadan ihracat gerçekleşebilmektedir. Bu duruda tecil terkin işleminin uygulanabileceği Gelir İdaresi Başkanlığınca verilen 25/05/2016 tarih ve 37009108-130[11/1-C-2015/1503]-29095 sayılı  özelgede belirtilmiştir.

‘’ Buna göre, ihracatçı firma tarafından ek süre talebinde bulunulmamakla birlikte, ihracatın gerçekleşmesi için tanınan yasal süre (en geç 28/02/2015 tarihi) geçtikten sonra, ancak; Kanunda mükelleflerin yararlanmasına imkan tanınan 15 günlük ek süre talep müddeti içinde fiili ihracat gerçekleştirilmiş olduğundan (09/03/2015 tarihinde), ihraç kaydıyla teslim edilen söz konusu 500 adet av tüfeğine ilişkin tecil edilen KDV’nin, vergi ziyaına sebebiyet verilmemiş olması ve mevzuata aykırı başkaca bir hususun bulunmaması halinde, terkin edilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.’’

İHRACATIN YASAL SÜRE İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞMEMESİ DURUMU

İhraç kaydıyla teslim edilen malların ihracatının, yasal süre içerisinde yani malların teslim tarihini takip eden 3 ay içerisinde veya   verilen ek süre içerisinde ihraç edilmemesi durumunda; tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte tahsil olunur. Ancak, ihraç edilmek şartıyla teslim edilen malların Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilmemesi halinde, tecil edilen vergi tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.

SONUÇ

İhracatçıların ihraç kayıtlı olarak teslim aldıkları malları teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren 3 ay içinde ihraç etmeleri gerekmektedir. İhracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren on beş gün içinde başvuran ihracatçılara üç aya kadar ek süre verilebilmektedir. Söz konusu ek sürenin alınması sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiğine yukarıda değinilmiştir. Bu hususlara dikkat edilmemesi durumunda tecil terkin uygulamasından yararlanılamayacağı gibi vergi dairesince tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 Sayılı Yasada belirtilen gecikme zammıyla birlikte tahsil edilecektir. Bu nedenle mükelleflerimizin ihracat için ek süre talep ederken yukarıda belirtilen hususlara dikkat etmesi gerekmektedir. Saygılarımla…

29.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Enflasyon Düzeltmesi Uygulanacak mı?

En son 2004 yılında uygulanan ve Vergi Usul Kanunu (VUK) ‘ un mükerrer 298’ inci maddesinde düzenlenen enflasyon düzeltmesi, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin belirlenen şartlar dahilinde düzeltilmesini ifade ediyor.

Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki (Yi-ÜFE) artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10’dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar. Enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmesine bağlı. Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı enflasyon düzeltmesinde yer alan % 100 oranını % 35’e kadar indirmeye veya tekrar kanunî seviyesine kadar yükseltmeye, % 10 oranını ise % 25’e kadar çıkarmaya veya tekrar kanunî seviyesine kadar indirmeye yetkili.

2021 Aralık Yi-ÜFE endeksi henüz açıklanmadı. Ancak söz konusu endeks Kasım Yi-ÜFE endeksi ile aynı olsa bile enflasyon düzeltmesi yapılacağı anlamına gelir. Şöyle ki; 2018/Aralık Yi-ÜFE endeksi 422,94,  2021/Aralık Yi-ÜFE endeksini 858,43 olarak kabul edersek artış oranı (858,43/422,94=) 2,02 oluyor ki bu da endeksin yüzde yüzden fazla artış gösterdiği dolayısıyla enflasyon muhasebesi uygulanacağı anlamına geliyor. Başka bir deyişle 2021/Aralık Yi-ÜFE endeksinde artış olmasa dahi enflasyon düzeltmesi zorunlu olarak uygulanacak ve bu durumda malî tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetler için düzeltme yapılması gerekecek. Parasal olmayan kıymetler, parasal kıymetler dışındaki kıymetleri; parasal kıymetler de, Türk Lirasının değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri aynı kaldığı halde satın alma güçleri fiyat hareketlerine göre ters yönde değişen kıymetleri (yabancı paralar dahil)  ifade ediyor.

ENFLASYON DÜZELTMESİ MÜKELLEFLERİ VERGİSEL ANLAMDA NASIL ETKİLER?

Yabancı kaynak kullanımı fazla olan öz kaynakları güçlü olmayan şirketler açısından iş gücü maliyetinin yanı sıra ek bir vergi yükümlülüğü doğurabileceği gibi tersi durumda, yani varlık ve öz kaynakları güçlü olan şirketler açısından enflasyon düzeltmesi vergisel anlamda mükellef lehine sonuç doğurabilir.

HANGİ DURUMDA ENFLASYON MUHASEBESİ UYGULANMAZ?

Cumhurbaşkanı enflasyon düzeltmesinde yer alan % 100 oranını % 35’e kadar indirmeye veya tekrar kanunî seviyesine kadar yükseltmeye, % 10 oranını ise % 25’e kadar çıkarmaya veya tekrar kanunî seviyesine kadar indirmeye yetkili. Ancak Cumhurbaşkanı’ na tanınan yetkiler mevcut şartlarda enflasyon muhasebesi uygulanmasının önüne geçemiyor. Bu durumda enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesi veya yeni şartlar belirlenmesi için kanuni düzenleme gerekiyor.

29.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Kar Payları Üzerindeki Stopaj Oranının %10’a Düşürülmesinin Etkileri

Tam mükellef kurumlar tarafından dağıtılan kar paylarındaki stopaj oranı; 22/12/2021 tarihli resmi gazetede yayınlanan 4936 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile %10’a düşürülmüştür.

Bu düzenlemeyi; tam mükellef gerçek kişiler, dar mükellef gerçek kişiler ve gelir vergisinden muaf olan dar mükellefler açısından ayrı başlıklar halinde incelemek daha açıklayıcı olacaktır.

Tam Mükellef Gerçek Kişiler Açısından;

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesine göre, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere ve dar mükelleflere nakden veya hesaben yapılan kar dağıtımlarından tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesine göre, tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75. maddenin ikinci fıkrasının 1,2,3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının yarısı gelir vergisinden müstesnadır. İstisna sonrası kalan tutar; aynı Kanunun 86. maddesine göre 2021 yılı için 53.000 TL’yi aşması halinde tam mükellef gerçek kişiler tarafından beyan edilecektir.

Konuyu örneklerle açıklamak gerekirse;

Örnek 1: Tam mükellef gerçek kişi olan (Y) ; 22/12/2021 tarihinden önce tam mükellef kurum olan (X) A.Ş. ’den brüt 100.000 TL kar payı elde etmiştir. Mükellefin 2021 yılı için başka bir menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı bulunmamaktadır.

Kar payından %15 oranında 15.000 TL tevkifat yapılmıştır. Mükellefin elde etmiş olduğu kar payının yarısı olan 50.000 TL, 2021 yılı için beyan sınırı olan 53.000 TL’nin altında kaldığı için Gelir Vergisi Beyannamesi verilmeyecektir. Tevkif edilen 15.000 TL nihai vergi olacaktır.

Elde etme tarihi 22/12/2021 tarihi ve sonrası olmuş olsaydı; aynı şekilde 2021 yılı için istisna sonrası kalan tutar beyan sınırının altında kaldığı için %10 oranında tevkif edilen 10.000 TL nihai vergi olacaktır.

Görüldüğü üzere; beyan sınırının altında kaldığı için yapılan tevkifat nihai vergi olduğundan dolayı %5 oranında bir vergi indirimi söz konusudur.

Örnek 2: Tam mükellef gerçek kişi olan (Y); 22/12/2021 tarihinden önce tam mükellef kurum olan (X) A.Ş. ‘den brüt 300.000 TL kar payı elde etmiştir. Mükellefin 2021 yılı için başka bir menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı bulunmamaktadır.

Mükellefin elde etmiş olduğu kar payının yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan 150.000 TL ise Gelir Vergisi kanun 86/b maddesi gereği beyan edilecektir.

22/12/2021 tarihi öncesinde elde edilen menkul sermaye iradı için tevkifat oranı %15 olarak uygulanmıştır.

Mükellefin beyanı aşağıdaki şekilde olacaktır.

A  GAYRISAFİ İRAT                      300.000,00
 B  İSTİSNA TUTARI ( A / 2 )                      150.000,00
 C  MATRAH ( A – B )                      150.000,00
 D  HESAPLANAN GV                        37.190,00
 E  KESİLEN GELİR VERGİSİ ( A X 0,15 )                        45.000,00
 F  İADE EDİLMESİ GEREKEN GELİR VERGİSİ ( D – E )                        – 7.810,00
 G  KESİLEN VE BEYAN EDİLEN VERGİLER TOPLAMI ( E + F )                        37.190,00

Elde etme tarihi 22/12/2021 tarihi ve sonrası olmuş olsaydı tevkifat oranı %10 olacak ve mükellefin beyanı aşağıdaki gibi olacaktır.

A  GAYRISAFİ İRAT                      300.000,00
 B  İSTİSNA TUTARI ( A / 2 )                      150.000,00
 C  MATRAH ( A – B )                      150.000,00
 D  HESAPLANAN GV                        37.190,00
 E  KESİLEN GELİR VERGİSİ ( A X 0,10 )                        30.000,00
 F  ÖDENECEK GELİR VERGİSİ ( D – E )                           7.190,00
 G  KESİLEN VE BEYAN EDİLEN VERGİLER TOPLAMI ( E + F )                        37.190,00

İlk örnekten farklı olarak; tevkifat oranı değişse de tam mükellef gerçek kişiler açısından vergi yükü aynı kalmaktadır. Ancak tevkifatın yapıldığı tarih ile gelir vergisinin ödeme tarihi arasındaki süre dikkate alındığında, özellikle enflasyonist ortamlarda paranın zaman değeri açısından bir avantaj söz konusu olmaktadır.

Dar Mükellefler Açısından;

Dar mükellefiyette; Gelir Vergisi Kanunu’nun 86.maddesine göre, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan menkul sermaye iratları nihai vergi olarak kabul edilir ve beyan edilmez. Dar mükellefler diğer gelirleri için beyanname vermeleri halinde bile elde etmiş oldukları tevkif suretiyle vergilendirilmiş kar paylarını beyannameye dahil etmezler.

Sonuç

Kar paylarındaki stopaj oranının %10’a düşürülmesi; tam mükellef gerçek kişiler açısından iki farklı duruma göre ele alınmıştır. Elde edilen kar payının beyan sınırının altında kalması durumunda %5 oranında bir vergi avantajı sağlanmıştır. Gelir Vergisi Beyannamesi verilmesi durumunda ise %5 oranında verginin daha geç ödenmesi ile dolaylı olarak vade avantajı getirilmiştir.

Dar mükellefiyette ise; tevkif edilen verginin nihai vergi olmasından dolayı %5 oranında bir vergi avantajı sağlanmıştır.

29.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Don’t Look Up (Yukarıya Bakma) Filmi ve Asteroid (Göktaşı) Madenciliği Ekonomisi İle Vergilendirilmesi Üzerine Bir Değerlendirme

Geçtiğimiz hafta sonu izlediğim ve başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence gibi dünyaca ünlü Hollywood yıldızlarının yer aldığı Don’t Look Up (Yukarıya Bakma) filmi her zaman konuşmaktan ve yazmaktan zevk aldığım Uzay ve Uzaydan kaynaklı unsurları tekrar kaleme almamı sağladı.

Filmde; tespit tarihinden itibaren 6 ay 14 gün sonra Dünyaya çarpacak olan bir kuyruklu yıldızın gökyüzündeyken patlatılıp yok edilmesi kararı ile başlayan süreç daha sonra bazı girişimcilerin bu 9 km büyüklüğündeki devasa kuyruklu yıldızda yer alan 32 Trilyon Dolar değerindeki madenleri elde etme ve dünyada bunları kullanabilme arzusuyla bambaşka bir hâl almaktadır.

İşte tam da burada okumaktan, yazmaktan ve izlemekten keyif duyduğum Uzayı; bir maliyeci gözüyle değerlendirip Asteroid Madenciliği nedir? Vergilendirilebilir mi? Veya Nasıl Vergilendirilir? soruları bu köşe yazısını kaleme alma nedenlerim olmuştur.

Uzay- Vergi- İktisat- Hukuk

İnsanoğlu varoluşundan beri gökyüzüne ilgi duymuş, meraklanmış, hayaller kurup uzayın bilinmezlerini keşfetmek ve oraya ulaşmak adına bilimsel ve teknik çalışmaları devreye sokmuştur. 20. Yüzyıla geldiğimizde bu istek ve çabalar kendini göstermiş, çok büyük atılımlar yaşanmıştır. Bu atılımlar sosyal, askeri, siyasi, ekonomik alanlar diye adlandırabileceğimiz alanlara etki ederken alt başlıklarda da birçok konuya etki etmiştir. Maliye alanında da vergiler ile hukuk alanı da çalışılması gereken düzenleyici normlar olarak bu etkileşimde kendini göstermiştir. Vergiler, Devletlerin en önemli gelir kaynaklarından birisidir. Vergiler, devletin kamu harcamalarının finansmanını karşılamak amacıyla kişi ve kurumlardan ödeme güçlerine göre karşılıksız, zorunlu ve kanunlara dayalı olarak aldığı ekonomik değerlerdir.

İnsanların uzayda gördüklerini merakı, tanımlayamadıklarını keşfetme isteği, teknolojideki ilerlemeler 20. yüzyılda görünenin ötesine geçmiş ve hayatın her alanında kendini göstermiştir. Ekonomik istikrarı sağlamak, ekonomik kalkınmayı ve büyümeyi gerçekleştirmek ve gelir ve servet dağılımını dengeye oturtmak gibi hedefleri olan maliye politikaları ile gökyüzünü kaplayan uydularımız, göktaşı madenciliği çalışmaları ve uzay turizmi gibi faaliyetler vergi alanı üzerine fikirler yürütmeyi ve hukuki düzenlemeler ortaya koymayı gerektirmiştir. Bu gereklilik ile yükümlülükler; devletlere ve uluslararası kuruluşlara bu alan üzerine yasal mevzuat oluşturma zorunluluğu görevi getirmiştir.

Asteroid (Göktaşı) Madenciliği

Asteroid madenciliği ya da uzay madenciliği, asteroidlerden ve dünyaya yakın küçük gezegenlerden hammadde çıkarılması işleminin adıdır. Asteroit madenciliği, asteroitlerden mineral ve gaz, uzayda inşa edilecek yapılarda kullanmak üzere demir, nikel ve titanyum, astronotların bu yapılarda çalışmalarını devam ettirebilmeleri için gerekli su ve oksijen, roket yakıtında kullanmak için hidrojen ve oksijen temin etmek gibi görevler üstlenir. Uzay araştırmalarında bu aktiviteye yerinde kaynak temini denir. Spekülasyonlara göre; modern endüstrinin ana elementleri olan antimoni, bakır, kalay, çinko, gümüş, kurşun ve altın gibi rezervler gelişmekte olan ülkelerin artan tüketimine paralel olarak 50-60 yıl içerisinde dünya üzerinde tükenmiş olacak. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmak da insanoğlunu gökyüzüne asteroid madenciliğine yönlendiriyor.

Vergilendirme Önerileri ile Egemenlik ve Mülkiyet Durumu

  1. Asteroid madenciliğini vergilendirmek için uluslararası düzeyde yasaların ortaya konması gerekmektedir. Mevcut durumda henüz böyle bir durum söz konusu değildir. Burada yapılması gereken ortaya konacak yasal düzenlemelerle uzayın da açık deniz okyanus serbestliği benzeri uygulamalarla her devletin müşterek ortak faydada buluşarak bu faaliyetleri sürdürebileceği bir alan olmasıdır. Uzay çalışmalarına destek veren ülkelerin başında gelen Lüksemburg’un Ekonomi Bakanı François Bausch da “Uzay madenciliği uluslararası sularda balık avlamaya benzer, balıkçılar avladıkları balığın mülkiyetine sahip olur ancak okyanusun mülkiyetini alamaz” diyerek görüşümüzle aynı doğrultuda bir düşüncededir.
  2. Uzayın herkesin kullanımına açık bir yer olduğu olgusu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Buradan yola çıkarak akıllarda yer alan ülkelerin enlem ve boylamlarına göre bir vergilendirme yapılması önerisini reddetmekteyim. Bunun yerine düzenleyici ve denetleyici kurumların oluşturulması ile ortak kullanım ve yararlanma alanlarının belirlenmesi ve bu alanlardaki faaliyetlerden vergi alınması daha faydalı olacaktır.
  3. Uzayı ve atmosferi kullanma ve koruma vergisi diye nitelendirebileceğimiz kirleten öder tarzı bir vergi uzayı korumamızı sağlayacaktır. Evet, asteroid madenciliği insanoğlunun çok önemli bir maden ihtiyacını karşılayacaktır ancak uzayın ve atmosferin kirlenmesine yol açacaktır. Bu sebeple de önleyici ve korumacı bir verginin konması kaçınılmaz olmalıdır.

Sonuç Yerine

Bir Hollywood filmi olan Don’t Look Up (Yukarıya Bakma)’dan esinlenerek İnsanlık tarihi kadar eski olan uzaya gitmek arzusuna, vergi ve hukuk alanlarını da ele alarak “asteroid madenciliği” kapsamında değinilmiş olup; hiçbir zaman sona ermeyecek olan uzayla ilgili arayışlar sonucu ortaya çıkacak her yeni olgu bizleri daha da ötesini arama yoluna itecektir.   Ülkemiz açısından değerlendirecek olursak da asteroid(göktaşı) madenciliği konusunda ilk baş aktör olarak bu konuyla ilgili yasal mevzuat ve düzenlemeler ortaya konulması, teknolojik alt yapı ve teçhizat tedarikinin sağlanması, eğitim programlarının uygulanması ve eğitimli personel yetiştirilmesi gibi çalışmalar bizleri bu alanda bir hatta birkaç adım öne taşıyacaktır ve sınıf atlatacaktır.

KAYNAKLAR

30.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Zorunlu Besten Cayanların Bir Defaya Mahsus Yeniden Sisteme Dahil Olma Zorunluluğu Kaldırılmıştır

29Aralık 2021 Tarihli ve 31704 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4980 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Çalışanların İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dahil Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik İle; Çalışanların emeklilik planına yeniden dahil edilmesi hakkındaki 8/C-maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

(Kaldırılan Madde ) ‘‘ Madde:8/C-(1) Daha önce işverenleri tarafından ve bu yönetmelik kapsamında emeklilik planına dahil edilmiş ancak Sistemden cayma veya ayrılma hakkını kullanmış çalışanlar Bakanlığın belirleyeceği esaslar dâhilinde 3 yıl içinde bir defalığına  tekrar otomatik olarak emeklilik planına (Otomatik BES sisteme )dâhil edilir. Bakanlık bu süreyi 1 yıla kadar azaltmaya ve 5 yıla kadar artırmaya yetkilidir. ’’

Kaldırılan ilgili 8/C maddesi nedeniyle Zorunlu Besten Cayanların Bir Defaya Mahsus Yeniden Sisteme Dahil Olma Zorunluluğu Kaldırılmıştır.

30.12.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com